Anahtar kelimeler: Halletmesini Patentler Entegre Modeller Adları Tescilsiz Tanımış Coğrafi Geleneksel Topoğrafyalarının

T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : ████████
KARAR NO : ████████
DAVA : Alacak (Vekalet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : █████/2025
KARAR TARİHİ : █████/2025
KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : █████/2025
Davacı tarafından mahkememizde açılan davada yapılan yargılama sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili tarafından mahkememize sunulan dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ... Danışmanlık Şirketi, Patentler, faydalı modeller, markalar, coğrafi işaretler, geleneksel ürün adları, tasarımlar ile entegre devre topoğrafyalarının ilgili mevzuat hükümleri uyarınca tescilini ve bu hakların korunması ile ilgili işlemleri kendilerine başvuran müvekkilleri adına vekaleten yapmakta olduğunu, davalı borçlu ...'in ... ve .... ünvanlarının şirket sahibi olduğunu, tescilsiz olan bu şirket isimlerinin marka başvurusunu yapmak için yanında yeni çalışmaya başlayan ... isimli şahıstan bu konuyu halletmesini istemiş olduğunu, müvekkilinin önceden tanımış olduğu ve daha önce yine firma aracılığıyla başka marka başvurusunda bulunan ve markası tescil olan ...'a telefon açarak Marka başvurusu yapmak istediklerini belirttiklerini, ... markası için müvekkili şirket 14,29,30,31,35,36,37 ve 39. Sınıftan marka başvurusu yapılabilir olduğunu belirtmiş olduğunu, başvuruya ilişkin işlemlerin ücretinin KDV dahil 52.800 TL olduğu konusunda da davalı borçlu bilgilendirilmiş olduğunu, .... markası için müvekkil şirket 29,30,31 ve 35. Sınıftan marka başvurusu yapılabilir olduğunu belirtmiş olduğunu, başvuruya ilişkin işlemlerin ücretlerinin KDV dahil 26.400 TL olduğu konusunda davalı borçlu bilgilendirmiş olduğunu, 14.10.2024 tarihinde marka başvurusunun yapılması ve ücretler konusunda vermiş olduğu iletişim numarası üzerinden anlaşmış olduğunu, Çağatay isimli yetkilinin bilgileri kontrol ederek işlemleri onayladığını belirtmiş olduğunu, işlemlerin yapılmasının ardından davalıya başvurunun gerçekleştiği ile ilgili bilgi verilmiş, başvuruya ilişkin belgelerin gönderilmiş olduğunu, müvekkil şirket sözleşmede anlaşılan bedelin ödenmesini davalı borçlu tarafından istemiş olsa da borçlu ödemeyi yapmaktan sürekli olarak kaçınmıştır. Davalı borçlu ... işlemlerin tamamlanmasının ardından müvekkillerin telefonlarını açmamış, aramalarına ve mesajlarına dönmemesi üzerine müvekkil şirket Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ... dosyası ile 81.699,68 TL tutarında icra takibi başlatmıştır. Borçlu borcun bir kısmını kabul ettiğinden borcun 22.917,18 TL kısmını ödemiştir. Borçlunun itirazı ile takip durmuş olduğundan, itirazın iptali ve kalan borç tutarı olan 58.782,50 TL üzerinden takibe devam edebilmek için işbu davayı açtıklarını, arabuluculuk yoluna başvurduklarını, sonuç alamadıklarını tüm bu nedenlerle; Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... dosya numarasıyla açılmış olan icra takibine karşı yapılan itirazın iptali ile takibe devam edilmesine, Borçlunun itirazı haksız olduğundan, borçlu aleyhinde kötüniyet tazminatına hükmedilmesine , borçlunun mal kaçırma ihtimaline karşın teminatsız olarak ihtiyadi haciz kararı verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili tarafından mahkememize sunulan cevap dilekçesinde özetle; Davanın usul eksiklikleri ve zamanaşımı nedeniyle reddine, Esasa girilmesi halinde, Davacının ihtiyadi haciz ve ihtiyadi tedbir taleplerinin reddine, Davacının davasının haksızlık ve dayanaksızlık nedeniyle reddine, Haksız olarak icra takibi yapıldığından takip miktarının %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, Yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Dava; vekelet sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasıdır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, Bakırköy .. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasına konu davacının; davalının ortağı olduğu dava dışı .... Tic. Ltd. Şti'ye ilişkin yapmış olduğu marka tescil işlemlerine ilişkin davalıdan alacağının olup olmadığı, varsa ne kadar olduğu konularında olduğu anlaşılmıştır.
Ticaret Sicil Müdürlüğü cevabi yazısına göre davalının gerçek kişi ticari sicil kaydının olmadığı, Siirt Vergi Dairesinin cevabi yazısına göre de davalının 2004 ve 2010 yıllarında mükellef kaydı bulunmakta olup; 2010 yılında işletme defterine tabi olduğu ve yazımız tarihi itibariyle belirtilen tarihlerden sonra herhanci bir mükellefiyet kaydının bulunmadığı belirtilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi'nin █████████ esas, ████████ karar sayılı ilamında; "Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5. maddesinin ikinci fıkrasında, bir yerde ticaret mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu Kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir.
Türk Ticaret Kanununun 3. maddesinde, "Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir." düzenlemesi getirilmiştir.
TTK'nın 14. maddesine göre “Bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.” Aynı Kanunun 17. maddesi hükmünce de; “iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir.” düzenlemesi yer almaktadır.
5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3’üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tâbi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Ayrıca TTK’nın 1463. maddesinde de, önce 17. maddeye gönderme yapılarak, Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17. maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir.
19.02.1986 tarih ve 19024 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK'nın 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre; 1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinin birinci fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar, 2- Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır.
Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinde “Birinci Sınıf Tüccarlar” sayılmış olup bu maddedeki birinci sınıf tacirlerle ilgili şartları taşımayanlar ise ikinci sınıf tacir sayılırlar. İkinci sınıf tacirler ise ticari işletme hesabına göre defter tutarlar.
Bir hukukî işlemin veya fiilin TTK'nın kapsamında kaldığının kabul edilmesi için kanunun amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen bu kanunda düzenlenen hususlar ile bir ticari işletmeyi ilgilendiren bir hukukî işlemin veya fiilin olması gerekir. Somut olayda, her ne kadar davacı tarafça cari hesap ve fatura alacağına dayalı olarak ilamsız takip başlatılmış olup, Başkent Vergi Dairesi Müdürlüğünün █████/2020 tarihli cevabi yazısından, davalının işletme hesabına göre defter tuttuğu bildirilmiş olup, mahkemelerce usulüne uygun şekilde oda ve sicil kaydı ilişkin yeterli araştırmanının yapılmadığı, vergi müdürlüğünce müzekkere ekinde gönderilen vergi beyannamelerine göre davalıların birinci sınıf tüccar olmasını gerektirecek tutarda alım ve satımının bulunmadığı tespit edilmiş olup, bu haliyle davalıların tacir olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı ve esnaf olarak kabulü gerektiği, taraflar arasındaki uyuşmazlığın da mutlak ticari dava niteliğinde bulunmadığı anlaşılmakla, takibinin cari hesap ekstresine dayalı ilamsız takip olmasına göre uyuşmazlığın, asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir." denmektedir.
Mevcut olayımızda; Vergi Dairesi yanıtına göre davalının 2010 yılındaki kayıtlarına göre işletme hesabına göre defter tuttuğunun belirtildiği, bu tarihten sonra terk kaydının bulunduğu, Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün cevabi yazısına göre davalının gerçek kişi ticari sicil kaydının olmadığı, dava dışı şirketin ortağı olsa da yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre şirket ortağı olunması kişiyi tacir yapmayacağı, davalının vergi beyannamelerine göre uyuşmazlık tarihinde tacir vasfında olmadığı, davacının davasına konu alacağının tarafların ticari işletmesi ile ilgili olmadığı ve uyuşmazlığın da TTK'nın 4/2. maddesinin “a-f” bentlerindeki hususlara ilişkin olmadığı anlaşılmış olup, 6102 sayılı TTK’nın 6335 sayılı Kanunla değişik 5/3. maddesinde ise asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu düzenlemesine istinaden görevli mahkemenin Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu sonuç ve kanaatine varılarak, mahkememizin görevsizliğine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM-Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-HMK'nun 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, görevsizlik nedeniyle davanın usulden REDDİNE,
2- Görevli mahkemenin Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunun tespitine, HMK. 20 madde gereği süresi içerisinde kararın kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten itibaren, kanun yoluna başvurulmuş ise bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ve taraflardan birinin kararı veren mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dava dosyasının görevli Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, aksi halde mahkemece davanın açılmamış sayılacağına karar verileceğinin ihtarına,
3-Yargılama, harç ve giderleri konusunda HMK. 331/2 madde gereğince görevli mahkemece değerlendirme yapılmasına,
4-Davacı tarafından yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın hükmün kesinleşmesinden sonra görevli mahkemeye aktarılmasına,
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.█████/2025
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!