Anahtar kelimeler: Davaasıl Prefabrik Alet Makina Binası Madencilik Menkul Taş Esaskarar Memurunun

T.C. ...12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ████████ Esas - ████████
TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİT.C.ANKARAON İKİNCİ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİK A R A RESAS NO : ████████ KARAR NO : ████████DAVA : Sözleşmenin Geçersizliğinin Tespiti Ve İptaliDAVA TARİHİ : █████/2016KARAR TARİHİ : █████/2024G. KARAR YAZIM TARİH : █████/2024Mahkememiz dosyasında ve birleşen dosyada açılan Sözleşmelerin Geçersizliğinin Tespiti ve İptali davasının, yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA:1-Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilini ortağı olduğu davalı tasfiye halinde ...Taş Madencilik İnşaat Mühendislik Turizm Ticaret Sanayi Anonim Şirketi tasfiye memurunun, şirkete ait prefabrik fabrika binası, bina içerisinde bulunan makina, alet ve tesçizatları yasaya aykırı yöntemle şirketin diğer ortağı ... tarafından kurulan ...... ... Ltd. Şti ye, menkul satış sözleşmesi adı altında █████/2013 tarihinde satış göstermek suretiyle devrettiğini, bu sözleşmenin TTK.nun 295 maddesine aykırı olduğunu gibi muvazaalı işlem olduğunu, bunun davacının eşinin ölümü sonrasında ...A.Ş.nin diğer ortaklarının, şirketin içini boşaltmaya yönelik eylemlerinin sonucu olduğunu, tasfiye memurunun adeta diğer ortak temsilcisi gibi davranarak görevi kötüye kullandığını, davacı ortaktan habersiz şirket mallarını davalı ...Andezite satıp bağışladığını, vergi kayıtlarına göre 774.698,24TL değerindeki, yine icra dairesinde yapılan değer tespitinde 627.340,00 TL değer biçilen mal varlığını 31.330,00 TL ye davalıya satış gösterdiğini, yine 12.04.2012 tarihinde 65683 nolu maden ocağı işletme ruhsatını bedelsiz olarak diğer davalı şirkete devrettiğini, bu işlemlerin muvazaalı ve yok hükmünde olduğunu, tasfiye memuru hakkında ceza davası açıldığını belirterek; 24.05.2013 tarihli menkul satış sözleşmesi ve 12.04.2012 tarihli maden ocağı işletme ruhsatının devrine ilişkin işlemlerinin yok hükmünde olduğunun tespiti ve iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.2-Birleşen ...1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ esas sayılı dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava dışı tasfiye halinde ...Taş ... AŞ. nin ortağı olduğu ve şirketin tasfiye halinde olduğunu, tasfiye memurunun şirkete ait fabrika binası, bina içerisinde bulunan makina, alet ve teçhizatları yasaya aykırı yöntemle şirketin diğer ortakları tarafından kurulan ...... ... Ltd. Şti ye menkul satış sözleşmesi adı altında █████/2013 tarihinde satış göstermek suretiyle devrettiğini, müvekkilinin menkul satış sözleşmesinin iptali için dava dışı her iki şirkete açmış olduğu davanın, ...12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ Esas sayılı dosyası üzerinden devam ettiğini, iş bu davada ise davalı ...Andezıd ... Ltd. Şti nin, dava konusu malları ...'a devrettiğini bildirmesi üzerine, ...12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...'ın davaya dahil edilmesi yönünde hüküm tesis ettiğini beyan ederek, öncelikle davanın ...12. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine ve bilahare █████/2013 tarihili menkul satış sözleşmesinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştirCEVAP:1-Asıl dosyada davalı ...... vekili cevap dilekçesinde özetle; aynı davanın daha öncede açıldığı belirtilerek derdestlik itirazı nedeniyle davanın usulden reddine, aksi halde ise ...... şirketinin ortaklarından ...' nun diğer davalı tasfiye halindeki şirkette % 5 hissesi olduğunu, diğer ortak Salih'in ise ...ile bir ilgisinin olmadığını, ...unvanlı şirketin genel kurulunun toplantı ve karar yeter sayısı sağlamadığı için ...3. Asliye Ticaret Mahkemesince tasfiyesine karar verildiğini, davacı Saniye Yüksel' in sahip olduğu %50 hissesinin engellediği ve yönetime sokulmadığı iddiasının gerçek olmadığı, kendisinin tasfiye dışında çözüme yanaşmadığını, ...şirketinin acilen paraya ihtiyacı olduğu kamu borçlarını kapatabilmek için başka çare kalmadığını, değer tespiti yapıldıktan sonra satış ilanı verildiğini, ihaleye ...... şirketi dışında bir şirketinde katıldığını, iptali istenen sözleşmenin kanunu aykırı olmadığını, prefabrik binanın menkul mal hükmünde olduğunu, menkullerin değer tespitinin yapıldığı, tasfiye halindeki şirket malların satışı için ortakların oybirliği şartı olmadığını, toptan satışta oy birliği söz konusu olduğunu, satışında açık artırma yolu ile yapıldığını, banka havalesiyle ödendiğini, davacının maden ruhsatının 600.000-TL değerinde olduğu iddia etmesine rağmen sonra bir değere sahip olmadığını ileri sürerek çelişkiye düştüğünü, ...35. ve 38. Asliye Ceza Mahkemesi davalarının, bu davada delil olarak göstermenin haklılık payı olmadığını, ...... şirketinin ihaleye katılmasının son derece olağan olduğu ve kötüniyetli olarak gösterilemeyeceğini gibi bu menkulleri ... isimli şahsa sattığınından öncelikle davanın derdestlik sebebiyle, aksi halde ise esastan reddine karar verilmesini talep ve cevap etmiştir.CEVAP:2-Asıl dosyada davalı Tasfiye Halinde ...Taş. Mad. İnş. Tur. Tic. A.Ş. Yazılı cevapta bulunmadığı, bilahare Tasfiye memuru Hasan Onur katıldığı duruşmada, ...3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2007/4 Esas ve 23.02.2018 tarihli ek kararı ile tasfiye memuru olarak atandığını, önceki tasfiye memurunun yapmış olduğu Menkul Satış Sözleşmesi ile Maden Ocağı İşletme Ruhsatının devrine ilişkin akitlerinin değer tespitleri yapılmadan ve işletme devrinin bedelsiz satışının TTK'nun 287. ve 295.maddelerine aykırı olduğunu müşahede ettiklerinden davayı kabul ettiklerini beyan etmiştir.CEVAP:3- Birleşen davada davalıya usulüne uygun tebligat yapılmasına rağmen davaya cevap vermediği görülmüştür.DELİLLER , DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, asıl dosyada; davacının ortağı olduğu tasfiye halindeki ...şirketine ait önemli miktardaki malvarlığının toptan satışı vede maden işletme ruhsatının , genel kurul kararı alınmadan ve gerekli satış prosedürüne uyulmadan düşük bedelle, şirket ortağı ...' nun yöneticisi olduğu diğer şirkete satışı işleminin geçersiz olduğunun tespiti ve iptali, birleşen dosyada ise; asıl davada geçersiz satış sözleşmesine konu menkullerin muvazalı olarak, satan şirketin ortağı aynı zamanda alan şirketin temsilcisi ...' nun kız kardeşinin eşi Saadettin Yalçına satışına ilişkin işlemin, geçersiz olduğunun tespiti ve iptali istemine ilişkindir. Davacı vekili vasıtasıyla ...16. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ████████ esas sayılı dosyasında █████/2015 tarihinde açtığı asıl dava, anılan Mahkemenin █████/2015 tarihli ve ████████ sayılı görevsizlik kararıyla, Mahkememize gönderilmiş ve yukarıda ki esasımıza kaydı ile yargılaması sürdürülmüştür. ...1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████████ esas sayılı dosyasında; davacı Saniye Yüksel tarafından, asıl dosyada dava konusu edilen menkullerin, bilaharen █████/2015 tarihli menkul satış sözleşmesiyle Sadettin Yalçına satışı nedeniyle, iş bu satış sözleşmesinin iptali istemiyle açtığı dava , dosyamızla birleştirilmiştir.Davalılar vekilleri, davacı Saniye Yüksel'in, Tasfiye Memuru İsmail Kaan Sönmez'in iş ve işlemleri sebebiyle zarara uğradığından bahisle tazminat davasını, ...3. Asliye Ticaret Mahkemesi ████████ Esas sayılı dosyası üzerinden açtığı ve görülmek olduğundan derdestlik itirazında bulunması üzerine celp edilerek incelenen dosyada; davacı ortak tarafından, tasfiye memuru İsmail Kaan Sönmez aleyhinde iş bu satış işlemleri nedeniyle TTK 'nun 553. Ve 555. maddesi kapsamında atığı sorumluluk davası olup derdest olduğu, iş bu dava dosyamızda ise, söz konusu işlemler yönünde tasfiye memuru aleyhine açılmış bir dava bulunmadığı gibi, sözleşmelerin hükümsüz olduğunun tespiti ve iptali istemine yönelik olduğu, dosyamız yönünde derdestlik oluşturmadığı, anlaşılmış ve yargılaması sürdürülmüştür.Tasfiye Halindeki ...Taş. Mad. İnş. Müh. Turz. Tic. San. A.Ş. ' nin celp edilen 04. 05.2017 tarihli ticaret sicil özetinde; 211810 sicil numarası ile 12.10.2005 tarihinde tescil edildiği, sermayesinin 600.000TL olduğu, ortaklarının Nurettin Yüksel, ..., Tacettin Yıldırımoğlu, Saniye Yüksel ve Nuran Yıldırımoğlu olduğu ve bilahare Nurettin Yükselin 17.10. 2006 da ölümü ile paylarının davacı Saniye Yüksele kaldığı ve şirketin %50 payına sahip olduğu, 17.01.2007 tarihli karara göre bir dahaki genel kurula kadar şirketi ... ve Tacettin Yıldırımoğlu' nun münferiden temsile yetkili kılındığı görülmüştür. Daha sonra davacı ortağın şirketin feshi tasfiyesi istemiyle ...3.Asliye Ticaret Mahkemesi'nde dava açtığı, Mahkemece yapılan yargılama neticesinde 05.03.2009 tarih ve 2007/4 E- ███████ sayılı kararıyla fesih ve tasfiyesine karar verildiği, kararın temyizi ve onanması üzerine 04.05.2010 tarihinde kararın kesinleştiği, tasfiye memuru olarak İsmail Kaan Sönmezin 22.11.2010 da atandığı, daha sonra Mahkemenin 02.01.2014 tarihli kararı ile tasfiye memuru olarak Ali Dursun Koç'un yetkilendirildiği anlaşılmıştır. Ayrıca davacının, asıl dosyada dava konusu ettiği hususları ileri sürerek, Mahkemenin atadığı tasfiye memuru İsmail Kaan Sönmezin, menkul ve ruhsat devri işleminin geçersizliğinin tespitini talep ettiği, Mahkemece duruşma açılarak ve yeni atanan tasfiye memuru Ali Dursun Koçta rapor alınarak 20.10. 2015 tarıhlı ek karar ile; bu iddiaların ayrı bir dava konusu olacağı gerekçesiyle, davacı vekilinin tasfiye memuru işlemlerinin yok hükmünde sayılması ve ihtiyati tedbir tesisi talepleri reddedilmiştir. Tasfiye halindeki ...Taş ... AŞ nin, ...3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2007/4 Esas sayılı dosyasında 23.02.2018 tarihli ek kararı ile tasfiye memuru olarak atanan Hasan Onur, önceki tasfiye memurunun yapmış olduğu Menkul Satış Sözleşmesi ile Maden Ocağı İşletme Ruhsatının devrine ilişkin akitlerinin değer tespitleri yapılmadan ve işletme devri olarak bedelsiz satışının eski TTK 287 ve 295 maddelerine aykırı olduğu belirtilerek davayı kabul ettiklerini beyan etmiş ise de , adı geçen tasfiye memuru atama kararının atama tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nun 537. maddesi 2. fıkrasına göre, tasfiye memuru olarak atanmasına ilişkin kararın, ticaret siciline ibraz vede ilan edilmediğinden, Mahkeme huzurdaki beyanı şirketi bağlayıcı ve geçerli kabul edilmemiştir. Bilahare atanan tasfiye Memurluğunca da bu beyana icazet verilmediğinden kabul beyanı sonuç doğurmamıştır. ...Ticaret Sicil kayıt ve ilanına göre davalı ......Grup ... Madencilik İnşaat Mühendislik Turizm Ticaret Limited Şirketi'nin, 05.05.2010 tarihinde kurulduğu, kurucusu ve temsile yetkilisinin ... olduğu, ünvanının 16.09.2013 tarihinde ...... Madencilik İnşaat Mühendislik Turzim Tic.ve San. Ltd. Şti olarak değiştirildiği, görülmüştür. Asıl dava konusu 24.05.2013 tarihli ve davalı Tasfiye halindeki ...Mad. İnş... A.Ş. adına tasfiye memuru İsmail Kaan Sönmez tarafından yapılan Menkul Satış Sözleşmesiyle; prefabrik fabrika binası ile içindeki 10-30 tonluk vinçler, taş fabrikası, este makinesi ...vs makine ve teçhizat toplam 85.000-TL bedelle ve tek bir sözleşme ile toptan, diğer davalı ......Grup ... Mad. İnş. Müh. Tur. Tic. Ltd. Şti' ye satılmıştır. Yine 12.04.2012 tarihinde tasfiye memuru İsmail Kaan Sönmez tarafından, 08.11.2005 tarihli ve 88825 arama ruhsat numaralı, 65683 numaralı işletme ruhsatı ile şirkete ait olan 150 hektar maden ocağı işletme hakkı, ......Grup ... Mad. İnş. Müh. Tur.Tic. Ltd. Şti' ne, Yükselhan'ın Maden Dairesinde veya sair kurumlarda bu maden nedeni ile tahakkuk etmiş ve ödenmemiş tüm borçların ferileri ile birlikte üstlenilmesi karşılığında ( dosyadaki bilirkişi raporlarından bu rakamın 90.121,61-TL bedel olduğu tespit edilmiş) devredilmiştir. İş bu her iki devir öncesi, şirket genel kurulu toplantıya çağrılmadığı ve iş bu satışlar konusunda genel kurulunda karar alınmadığı, dosya kapsamında anlaşılmıştır.Yine birleşen dosyada dava konusu edilen, ......Noterliği' nin 10.12.2015 tarih ve 27032 yevmiye numaralı menkul satış sözleşmesinde; ...... Madencilik İnşaat Mühendislik Turizm Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi ( önceki ünvanı ......Grup ... Mad. İnş. Müh. Tur. Tic. Ltd. Şti' ) tarafından, sözleşme eki listesinde belirtilen ve asıl davada dava konusu edilen 24.05.2013 tarihli satın alma sözleşmesiyle alınana menkullerin, KDV hariç 99.020,00TL bedelle, Saadetin Yalçın (TCNO:12634049188) a satıldığı, satan şirketini genel kurulunun, yöneticiye menkul satışı konusunda yetki veren 03 nolu ve 13.11.2015 tarihli kararı aldığı, alıcıya satan şirketin 10.12.2015 tarihli, satılan menkulleri içeren 99.020,00 TL satış bedeli ve 17.823,60 TL KDV si olmak üzere toplam 116.843,60TL lik fatura düzenlediği, yine ... tarafından satıcı şirket ...... hesabına 99.020,00 TL yi 10.12.2015 tarihli menkul satış sözleşmesine istinaden yapılan ödeme açıklaması ile gönderdiği anlaşılmıştır. Satın alan Saadettin Yalçının, satan şirketin münferit temsilcisi ...' nun aile nüfus kayıt tablosuna göre kız kardeşinin eşi olduğu görülmüştür. Bu menkullerin 10.12.2015 tarihinde ...'a satışının, ...... Madencilik İnşaat Mühendislik Turizim Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi aleyhinde asıl dosyada 25.11. 2015 tarihinde açılan satışın iptali davasından kısa bir süre olan 15 gün sonra yapıldığı, anlaşılmıştır. Mahkememizce, tarafların bildirdiği deliller toplandıktan sonra mali müşavir, maden yüksek mühendisi ve nitelikli hesap uzmanında oluşturula heyetten alınan 12.01.2022 tarihli raporda; ".....davacının ortağı olduğu Tasfiye Halindeki ...A.Ş. adına tasfiye memuru İsmail Kaan Sönmez ile ...... ..Ltd. Şti arasında yapılan 24.05.2013 tarihli menkul satış sözleşmesinin 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 535. maddesindeki genel kurul yönünden alınmış bir kararın bulunmaması sebebiyle geçerlilik şekil yönünden unsur eksikliği bulunduğundan kesin hükümsüzlüğe tabi olabileceği, yine Tasfiye Halindeki ...A.Ş. adına tasfiye memuru İsmail Kaan Sönmez ile ......Grup ....... Ltd. Şti arasında tanzim olunan 12.04.2012 tarihli maden ocağı işletme ruhsatı devrine ilişkin sözleşmenin; sözleşme taraflarının şirkete ait borç- malvarlığı değerleri gibi hususlarının bilinmesine rağmen ve sözleşmeye konu taş ocağının değerinin çok altında devrinin gerçekleştirilmesi ile asıl maksadın gizlenerek işlemin yapılmasında işlemin muvazaalı olduğu " , bildirilmiştir. Aynı heyette, taraf itirazlarının değerlendirilmesi vede birleşen dava yönünde de rapor hazırlamaları istemi üzerine hazırlanan 07.04.2022 tarihli ek raporda;".. Tasfiye Halindeki ...A.Ş. adına tasfiye memuru İsmail Kaan Sönmez ile diğer davalı ...... ..Ltd. Şti arasında yapılan 24.05.2013 tarihli menkul satış sözleşmesi ile yine tarafları Tasfiye Halindeki ...A.Ş. adına tasfiye memuru İsmail Kaan Sönmez ve ......Grup ....... Ltd. Şti arasında tanzim olunan 12.04.2012 tarihli maden ocağı işletme ruhsatı devrine ilişkin sözleşmeler yönünden 07.01.2022 tarihli kök rapordaki değerlendirmelerinin aynı olduğu, İş bu dava ile birleştirilmesine karar verildiği belirtilen ...1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/ 605 Esas sayılı dosyasına konu edilen 10.12.2015 tarihli alıcısı davalı ... ve satıcısı davalı ...... ..Ltd. Şti olan menkul satış sözleşmesinin ise aynı menkullere ilişkin olarak daha önce yapılan 24.05.2013 tarihli sözleşmenin hükümsüz olduğunun kabulü halinde 10.12.2015 tarihli sözleşmenin konusunun imkansız olacağı ve menkullerin mülkiyetinin devri söz konusu olamayacağından geçerli olamayacağı kanaatine varılmıştır. " şeklinde rapor sunulmuştur. Mahkememizce, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 16.06.2022 tarih ve █████████E, 2022/ 4957 K sayılı içtihadında belirtilen şekilde;"... genel kuruldan karar alınmadan yapılan satım sözleşmesinin şirketin menfaati icabı olup olmadığının ve buna göre de satışın geçersiz olup olmadığının belirlenmesi gerektiği, şekil noksanlığının sözleşmeyi geçersiz kılması genel kural ise de, bu kuralın da 4721 sayılı TMK'nun 2.maddesinde belirtilen dürüstlük ilkesine aykırı düşecek tarzda uygulanamayacağı ....", kuralı gözetilerek, dosya, önceki heyete bir inşaat (gayrimenkul değerleme uzmanı ) ve bir makina mühendisi bilirkişisi de eklenerek; dosya kapsamı ile özellikle ...1. Asliye Hukuk Mah. ████████ değişik iş dosyası, ...1. Asliye Hukuk Mah. ████████ E, ████████K sayılı dosyası, ...26. İcra Müd. █████████ esas sayılı dosyasında (...İcra Müd. ████████ talimat sayılı dosyası), ...3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2007/4 esas sayılı tasfiye dosyası, ...4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ esas dosyasında ve ...21. İflas müdürlüğün iflas dosyasında, müflis şirketin malvarlığına ilişkin olarak hazırlanan bilirkişi raporları da nazara alınarak, dava konusu █████/2013 tarihli menkul satış sözleşmesine konu menkullerin ve 12.04.2012 tarihli maden işletme ruhsat devrine konu ruhsatın satış ve devrinin satış tarihi itibariyle eski TTK'nun 443.ve yeni TTK' nun 538.maddesinde belirtilen şekilde davalı ...Taş...A.ş.'nin " önemli miktarda" aktifini oluşturup oluşturmadığı, satış ve işlem tarihi itibariyle şirketin menfaatine uygun bir satış olup olmadığı, TMK'nın 2. Maddesinde belirtilen kuralın dosyada uygulanma alanı oluşup oluşmadığı, satış tarihinde satış bedellerinin rayice uygun olup olmadığı, tasfiye memurunun duruşmadaki beyanı ve dosya kapsamı nazara alınarak, satım yapıldığı dönemde şirketin kamusal borçları yapılandırma ve indirim imkanlarından yararlandırılıp yararlandırılmadığı, elde edilen paranın bu borçların ödemesinde kullanılıp kullanılmadığı, davacının bu borçlarla ilgili olarak (vergi dairesi, SGK) borçlarından kurtulup kurtulmadığı, kısacası işlerin şirketin menfaatine uygun olup olmadığı hususlarında rapor hazırlanması istenilmiştir. Oluşturulan heyetin sunduğu 21.07.2023 tarihli raporda;".. Dosya içerisinde bulunan 02.03.2012 tarihli bilirkişilerin (Atila Uzunlu, Ethem Argun, Elvan Yılmaz) ...... Grup ...Fabrikasında Yapılan İyileştirmelerle İlgili İnceleme Raporundaki tespitlere göre, "....Fabrika Binasındaki makina ve ekipmanların faal hale getirildiği ve fabrikanın üretimde olduğu...." belirtilmiştir. 2012 yılındaki bu gözlemlere rağmen 2013 yılında fabrika ve diğer menkullerin çalışmaz halde-hurda olduğundan bahisle tümünün 85.000,00-TL satışının mümkün olmadığı kanaat edilmiştir. Keza 02. 03.2012 tarihli bilirkişi heyeti raporuna göre fabrikanın çalışır hale getirilmesi için dahi 143.597,76-TL harca yapılmıştır. Harcamanın altında bir değerle satışının yapılması şirketin ekonomik yararına olmamıştır. Netice itibariyle; satış değeri icra müdürlüğü kanalıyla 375.840,00-TL olarak belirlenen taşınmaza ait binanın ve serbest piyasa değerinin ise 2011 yılı için 400. 000,00-TL olan ve 2006 yılı için ise 593.750YTL olarak tespiti yapılan fabrika binasının içindeki çalışır menkuller ile birlikte 83.670,00-TL sına satışının yapılması hayatın olağan akışına uygun düşmediğini, bunların yıllar içerisinde değer erozyonuna uğrayan bir yatırım aracı olmadıkları, aksine ekonomik konjoktüre bağlı olarak değer artışı olan bir yatırım aracı oldukları, 2006 yılı için biçilen değerin nerede ise beşte biri değerine 2013 yılında satışının yapılması şirket menfaatine uygun olup olmadığının takdirini Sayın Mahkemeye ait olduğunu, Yine 4721 Sayılı TMK' nun 2. maddesindeki " Dürüstlük Kuralının " dosyada uygulama alanı olup oluşmadığı hususu ise hukuki konularda hukuki nitelendirme ve değerlendirme yapılması 6754 Sayılı Bilirkişilik Kanunu ve Yönetmeliğe aykırı olacağından bu konunun Sayın Mahkemenin takdirinde olduğunu, Şirketin kamusal borçlardan yararlandırılıp yararlandırılmadığı elde edilen paranın bu borçların ödenmesinde kullanılıp kullanılmadığı gösteren belgeye dosya ve eki klasörlerde rastlanılmadığı", belirtilmiştir.Davalı ...... vekilince dosya sunulan, Antalya Bilim Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ticaret Hukuku ABD Başkanı Prof.Dr. Dağlar Ekşi ve Sakarya Üniversitesi Hukuk Fakültesi Milletlerarası Hukuk ABD Öğretim Üyesi Dr.Sezercan Bektaş tarafından 07.10.2023 tarihli dosyaya sunulan Hukuki Mütalaa raporunda: öncelikle TTK nun 538. Maddesinde belirtilen tasfiye memurun genel kurulda karar alması için ön görülen önemli miktardaki malvarlığı kavramının, TTK da açık bırakıldığı bunun içinin doldurulmadığı ve TMK 4. Maddesi gereğice her olay kapsamıda hakime yetki verildiğini, bu nedenle Mahkemece alınan bilirkişi raporunda menkullerin ve maden ocağının şirketin önemli miktarda malvarlığını teşkil edip etmediği hususunun tam olarak ortaya konulmadığı, TTK nun 408.maddesi (f) bendi hükümünün , tasfiye halinde şirketlerde uygulanmasında fiili güçlük bulunduğunu, yine genel kurulun toplanıp karar alamadıkları hallerde, şirketin borca ödenmesinin zaruri hale geldiği durumlarda, tasfiye memurunun malvarlığını paraya çevirebilmesi için toplanamayan genel kurulun kararını beklemesi hukuken mümkün olmayacağını, Tasfiye halinde olan şirketlerde, genel kurulun toplanıp toplanamadığı, karar alıp alamadığının dikkate alınması ve önemli malvarlığı miktarının bu duruma göre belirlenmesi şart ise de, somut olayda olduğu gibi tasfiye halindeki şirketin özellikle kamu borçlarının ödeyebilmesi için durumun acil olması ve zarureti karşısında toplanamayan ve şirketin feshine sebebiyet verilmiş olan genel kurulun, konu hakkında toplanmasının ve karar vermesini beklemek, yine TTK 541.Maddesinde tasfiye memuruna verilen şirket malvarlığını ve ortakların menfaatlerine korumak görevini yükümlülüğüyle bağdaşmayacak sonuçlara sebebiyet vereceğinden, dosya kapsamında tasfiye memurun bu durumu nazara alarak tasfiye kararın veren mahkemede onay istediği, mahkemece de dilekçe üzerine not düşülerek yetkini tasfiye memurunda olduğuna karar vererek, menkullerin genel kurul kararı gerektirmeyecek önemli malvarlığı olmadığı gözetilerek yetkinin tasfiye memurunda olduğu bildirilmiştir. Yine devir sonrasında tasfiye memuru atandığı dosya ya satışın bildirildiği mahkemece bu satış kararı ile ilgili her hangi bir işlem yapmadığı yani hukuka uygun bulduğunun anlaşıldığın, tasfiye memurunun 10.05.2013 ,tarihli dilekçesine derkenar ettiği; şayet mezkur fabrika ve maden ocağının devrinin genel kurul kararı gerektiren önemli miktarda malvarlığının devri niteliğinde ise genel kurulun toplanıp karar almasının imkânsızlığı sebebiyle kolektif şirketin tasfiyesine ilişkin olan TTK 'nun 295. maddesinin kıyasen uygulanabileceği ve mahkeme kararı ile bunların devrinin mümkün olduğunu, tasfiye memurunun dilekçesi üzerine derkenar edilen hâkim talimatının bu kararı karşılayan bir emare olduğu, devir işlemleri sonucunda mahkemenin yapılan işlemlerin iptaline dönük işlem tesis etmemesinin de bu kararın bulunduğuna ilişkin emareyi güçlendirdiği kanaatlerinin oluştuğunu, İzah edilen “şirket kamu borçlarının ödenmesi için acil ve zorunlu bir şekilde malvarlığının paraya çevrilmesi gerekliliği” yönünden yapılan değerlendirme de, tasfiye memurluğunca akdedilen sözleşmeler neticesinde elde edilen gelirlerin 143.669,81TL'sinin vergi ödemelerine, maden ruhsat devrine ilşkin yapılan sözleşme kapsamında, bu ruhsata ilişkin 90.121,61TLlik kamu borçların ödenmesinde kullanıldığı nın anlaşıldığı, yine somut olayımızda tasfiye memurnun TBK m.274 vd. .hükümleri çerçevesinde açık artırma yolunu benimsediği, fabrika satışına ilişkin 05- 06 Nisan 2013 tarihleri arasında açık arttırma usulune göre arttımay çıkrattığı şirketi mal varlığında bulunan prefabrik binası dahil tüm makine teçhizatın satışı için ihaleye sadece davalı ...... şirketinin katılarak ihaleyi aldığı, dosya kapsamında tasfiye memurunun ihaleden önce 07.03.5013 tarihinde davacı Saniye Yüksel'i hak kaybına uğramaması için yazılı olarak bilgilendirdiği, Netice itibarıyla, tasfiye memurunun TTK' nun 538/1. mad hükmü gereğince pazarlıkla satış yapma konusunda takdir yetkisi bulunmasına karşın, satış için TBK' nun274. mad vd. hükümleri gereğince açık artırma yolu ile satış için gerekli ilanları yaptığı ve hukuka uygun şekilde ihaleye katılan ve teklif veren ...1 Ândezit şirketine satış işlemini gerçekleştirdiği; satışa konu edilecek malların rayiç değerinin belirlenmesi için bir makine mühendisi ve bir İnşaat mühendisi görevlendirilerek tasfiye memuru tarafından 11.03.2013 tarihi itibariyle) ray iç değer tespiti yaptırıldığı ve menkul satışlarının bu suretle gerçekleştirildiği dosyada mevcut olan 12.11.2019 tarihli İflas Müdürlüğü bilirkişi raporu (...İflas (21. İcra) Müdürlüğü ███████ dosyasına sunulan 12.11.2019 tarihli rapor) ile tespit edildiği, Yine genel kurulun izni yokluğunun, tasfiye memurunun üçüncü kişi ile akdedilen satış işleminin geçersizliğine neden olmayacağının , anonim şirket genel kurulu, kural olarak iç ilişkiye dönük olarak karar alan bir organ olduğu ve önemli miktarda malvarlığı satışında yetkili karar organını düzenleyen TTK m.408 hükmü organlar arası yetki paylaşımına ilişkin bir düzenlemedir. Aynı değerlendirme, "Aktifleri satma yetkisi" başlığını taşıyan TTK m.538/2 hükmü için de geçerlidir. TTK, istisnai olarak genel kurul kararının dış ilişki bakımından sonuç doğurmasını arzu ettiği hallerde, bunu açıkça belirtmektedir. Bunun en açık örneği TTK m.356/1 hükmüdür (Şirketin tescilinden itibaren iki yıl içinde bir işletme veya aynın, sermayenin onda birini aşan bir bedel karşılığında devralınmasına veya kiralanmasına ilişkin sözleşmeler, genel kurulca onaylanıp ticaret siciline tescil edilmedikçe geçerli olmaz.). TTK m.356/1 hükmünden farklı olarak, TTK m.408/2-(1) ve m.538/2 hükümlerinde genel kurul kararı, üçüncü kişi ile yapılan sözleşmenin geçerlilik şartı olarak tasrih edilmemiştir. Kanun koyucu bu sonucu arzu etseydi, TTK m.408/2 ve m.538/2 hükümlerinde, yine m.356/1 hükmüne benzer bir düzenleme yapabilirdi. Şu hâlde kanun koyucunun iradesi, genel kurul kararını üçüncü kişi ile yapılan sözleşmenin geçerlilik şartı haline getirmek yönünde değildir. Bu nedenle, şirketin iç işleyişine yönelik, «organlar arası yetki paylaşımını» hedef alan bir düzenlemenin üçüncü kişilerin. “hukuki menfaatlerini etkileyecek, dış ilişkiye etki edilecek sekilde yorumlanmaması gerektiği beltilmiştir. TTK m. 538/2 hükmü gereğince oluşacak geçersizlik konusunda uygulama ve öğretide görüş birliğinin bulunmadığı, TTK m. 538/2 hükmünün dış ilişkide etki doğuracağını kabulün çok ciddi işlem güvenliği problemlerine sebep olacağı ,yine bu gerekçeler ve TTK m. 371/4 hükmü göz önüne alındığında ..., iyiniyetli üçüncü kişi ile gerçekleştirilen önemli miktarda şirket varlığının satışı işleminin, TTK m. 538/2 hükmünce aranan genel kurul kararı olmasa da geçerli olacağı, Yine eski TTK 443. Maddesi kakpsamın da konuyu değerlendiren ERİŞİN genel kurul kararı olmadan tasfiye memurunca şirket aktifleri toptan satışının gerçekleştirilemeyeceğini, yine de satış işlemi gerçekleştirilmiş ise şirket tarafından söz konusu kararların iptalinin istenebileceği, ancak şirket varlıklarını devralan üçüncü kişinin iyi niyetli olup olmadığının dikkate alınmasi gerektiği ifade edildiği yönünde konunu öğreti yönü ile ele alınmış , yine bu konuda verilmiş Yargıtay ilgili dairesi kararlarında şirketin önemli miktardaki mal varlığı satışında genel kurul kararı gerekli ise de, her olayın kendi koşullarında değerlendirilmesi ve genel kuruldan karar alınmadan yapılan satış sözleşmesinin şirketin menfaati icabı olup almadığının değerlendirilmesi gerektiği, yine hukuki işlemin butlanının, hakkın kötüye kullanılması yasağı çerçevesinde dürüstlük kuralına aykırı olarak ileri sürülemeyeceği hakkında Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu 30.09.1988 tarih ve 1987/2 E. 1988/2 K kararını da hatırlamakta yarar bulunduğu şeklinde hukuki yorum yapılarak, bütün bu görüşler bir arada dikkate alındığında, somut olayımızda mezkür fabrika ve maden ocağını devralan şirketin yetkilisi olan ... ayrıca tasfiye halindeki ...A. Ş.'nirf ortağı olsa da satışın tasfiye memuru tarafından TBK'nun 274. mad.. vd. hükümleri uyarınca açık arttırma yöntemiyle ...Andezitin.. aldığı nazara alınarak, TMK m2 hükmü gereği niyetli üçüncü kişi konumunda olduğundan ......'i in sözleşmesinin geçersizliği yönünde mezkur maddenin ileri sürülemeyeceği belirtilerek, yine davacı taraf ayrıca tasfiye halindeki şirkete ait malvarlıklarının devri hususunda muvazaalı işlem yapıldığı yönünde iddialarda bulunmuş ve bu hususta hem fabrikanın hem de özellikle maden ocağının bedelinin gerçek değerinden çok daha altında satıldığı ve orantısızlık olduğu iddiası ile TBK hükümlerine göre aldatma kastı ve taraflar arasında muvazaa anlaşması bulunduğunu ispat edilmediği, ayrıca sözleşme serbestisi ilkesi gereğince, tasfiye memurunca yapılacak satışa şirket ortağı olan bir kişinin veya bu kişinin yetkilisi olduğu bir şirketin iştirak etmesinin muvazaaya karine teşkil etmeyeceğini, davalı ... yönünden yapılan değerlendirmede; mevcut akrabalık bağının münferiden muvazaayı göstermeyeceği, muvazaaya dair somut kanıtların ortaya konması gerektiği, ayrıca tasfiye memurunun satışları açık artırma yolu ile yaptığı ve ihaleyi ilan ettiği ve de istekli olan herkesin satışlara katılabileceği; ayrıca satıştan önce ortaklara yazılı olarak tasfiye memuru tarafından bildirildiği birlikte dikkate alındığında muvazaanın doğmadığı, muvazaaya dair somut kanıtların ortaya konması gerektiği, muvazaAnın doğmadığı, kaldı ki davacının satış ve devir sözleşmeleri ile devredilen menkul malların ve maden ocağının değerinin altında bir fiyatla devredildiği iddiasından kaynaklanan zarar iddiasının, iyi niyetli üçüncü kişi aleyhine değil, ancak satışı gerçekleştiren tasfiye memuru ve Adalet Bakanlığı aleyhine açılabilecek bir tazminat davasına konu edilmesi mümkün bir talep olduğunu , yine davacı Saniye Yüksel vekili tarafından, davaya konu mezkür fabrika ve maden ocağının satılarak tasfiye edilmesine ilişkin talebinin, 07.09. 2011 tarihinde ...6. Noterliği 06982 nolu ihtarnamesiyle tasfiye memuruna bildirdiğini, iş bu ihtarnameyle; “...fabrika binası ve ekipmanları ile makinelerin satışa çıkartılması (açık ihale yolu ile), şirketin malvarlığında tarafımıza bilgisi sunulmuş olan eksik malların iadesi için yasal işlemleri yapmanız hususunu ihtaren bilginize sunarım” ihtarını yaptığını tasfiyeye ilişkin talepleri bulunmasına karşın mallar satıldıktan sonra ilgili satım işlemlerinin iptali için genel kurul kararının ve muvazaa iddiası ile işbu davayı açmasının TMK'nun 2.maddesinde ifadesini bulan çelişkili davranma yasağına aykırı olduğu belirtilmiştir.Söz konusu uzman görüşünü, üç hukukçudan oluşan( içinde teknik heyet olmayan ve bu nedenle menkullerin Yargıtay içtihatlarında benimsediği şekilde şirketin faaliyetin devamı için zorunlu olup olmadıkları yününde bir bilgi içermeyen) heyetinin yanlızca hukuki değerlendirmelerini içerdiği ve Mahkemece oluşturulan bilirkişi heyetinin hukuki nitelikteki görüşlerine karşılık, hazırlandığı, bilirkişi vede uzman görüşündeki hukuki değerlendirmelerin, Mahkememiz için bağlayıcı nitelikte olamayacağı da, nazara alınarak, bir biriyle çelişki içerin rapor olarak kabul görülmemiş ve bu kapsamada, davalı vekilinin yeni bir heyetten rapor alınması talebi kabul edilmemiştir.Dava konusu satış işlem tarihleri nazara alınarak, 12.04.2012 tarihli ruhsat satış sözleşmesinde uygulanacak 6762 sayılı TTK' nun 443. maddesine göre ortaklar oy birliğiyle karar vermedikçe tasfiye memurunun önemli miktardaki şirket varlığını toptan satamayacağı belirtilmiştir. Yine 24.05.2013 tarihli menkul satışında uygulanacak 6102 Sayılı TTK' nun 535. Maddesinde ".....Şirket tasfiye hâline girince, organların görev ve yetkileri, tasfiyenin yapılabilmesi için zorunlu olan, ancak nitelikleri gereği tasfiye memurlarınca yapılamayan işlemlere özgülenir. Tasfiye işlerinin gereklerinden olan hususlar hakkında karar vermek üzere genel kurul tasfiye memurları tarafından toplantıya çağrılır....", yine aynı kanun 538.maddesinde;"..... Genel kurul aksini kararlaştırmamışsa, tasfiye memurları şirketin aktiflerini pazarlık yoluyla da satabilirler. Önemli miktarda aktiflerin toptan satılabilmesi için genel kurulun kararı gereklidir. Bu karar hakkında 421. maddenin üçüncü ve dördüncü fıkraları uygulanır...." şeklinde düzenlenerek, anonim şirketlerde esas sözleşme değişikliklerinde toplantı ve karar nisapları hükmüne de atıfta bulunmuştur. Anonim Şirketlerde, "önemli miktarda şirket varlığının toptan satışı" hususunda, gerek 6762 sayılı TTK nun 283. Ve 295.maddeleri , tasfiye aşamasında ise 443/2 maddesi ve de 6102 sayılı TTK’nun 408. maddesinin ikinci fıkrasının (f) bendinde ve tasfiye sürecinde TTK’nın 538. maddesinin ikinci fıkrasında düzenleme yapılmıştır. Her iki durumda da önemli miktarda şirket varlığının toptan satışı genel kurula ait devredilemez görevler ve yetkiler arasında sayılmıştır. TTK nun 391. Maddesi (d) bendinde ise, yönetim kurulunun/tasfiye memurunun, genel kurulun yetkisindeki, satış kararını tek başına alamayacağı, bu nedenle genel kurulun yetkisini gasp niteliğindeki işlemleri batıl saymıştır. Şirketin, önemli miktardaki mal varlığı hususunda kanunda bir açıklık yer almamaktadır. Bu nedenle Yargıtay içtihatları önem arzetmektedir. Bu kapsamda Yargıtay içtihatlarında, "önemli miktardaki şirket varlığı", olduğunu kabul için getirilen kıstasın, bu mal varlığının olmaması halinde şirketin esas sözleşmede belirtilen işletme konusunu / faaliyetini sürdürememesi, olarak kabul edilmiştir. (Yargıtay 11. HD’nin 07.05.2015 tarih ve 2014-██████████ sayılı, yine 16.05.2013 tarih ve 2011-██████████ sayılı karar,yine █████████ E, █████████ K, yine █████████ -█████████ K ve 16.06.2022 tarih ve 2020- 8038E /4957K sayılı ). TTK 408/2-(f) ve 538/2 hükümleri emredici nitelikte olup, şirketin iç ilişkisiyle sınırlı kalmayıp temsil yetkisinin kanuni sınırını oluşturduğundan, şirketle işlem yapan (üçüncü) kişileri de doğrudan etkiler. Bu emredici hükme aykırılık işlemi batıl hale getirdiğinden satış bedelini gerçek bedel olup olmadığı, çok düşük bedelle, yada ederine yakın bedelle satılıp satılmadığının sonuca etkisi bulunmamaktadır. Kısaca TTK' nun 408/2. fıkrası hükmünde, genel kurulun devredilemez nitelikteki yetkileri açıkça sayılmıştır. Belirtilen yetkilerden bir tanesi de, TTK 408/2-(f) bendinde yer alan “Önemli miktarda şirket varlığının toptan satışı”dır. TTK 408/2. maddesi emredici bir hüküm olup, bu hükme aykırı işlemler TTK' nun 391. maddesinin (d) bendi uyarınca batıldır. Bu nedenle, yönetim kurulunun/ tasfiye memurunun, diğer organların devredilemez yetkilerine giren ve bu yetkilerin devrine ilişkin kararlarının batıl sayılacağı anlaşılmaktadır.Bu kapsamda, asıl davada, dava konusu edilen ve davalı müflis şirketin esas sözleşmesiyle belirlenen tek faaliyet konusu olan taş maden ocağı işletilmesi faaliyeti için zorunlu olan makine, teçhizat ile prefabrik binanın menkul olarak birlikte, yine maden işletme ruhsatının tasfiye memurunca satışının, bu menkullerin, şirketin tek faaliyeti olan maden işletmesi için zorunlu oldukları ve birlikte toplu şekilde satışı ile şirketi atıl hale getireceği ve Yargıtay içtihatlarında da belirtildiği gibi önemli miktardaki mal varlığının, toplu satışı olduğu nazara alındığından, TTK 538/2. Maddesi gereğince, genel kurulun kararına muhtaç olduğu, ancak tasfiye memurunun genel kurulu toplantıya çağırarak, satışa ilişkin karar alınması gerektiği, toplantı ve kara nisabını alamaması halinde Mahkemede yetki istemesi gerektiği halde, bu prosedür yerine getirmeden menkulleri toptan satışa çıkardığından, bu satışı işlemi TTK’nun 391. maddesi (d) bendi uyarınca batıl olduğu gibi şirkete ait maden sahası işleteme ruhsatı satışının, aynı şekilde şirketin işletme faaliyetini gerçekleştirmesini imkansız kılacağı ve satışının genel kurulun yetkisine girdiği halde, satış işleminin tasfiye memurunca genel kurul kararı olmadan yaptığından batıl olup bu kıstasa aykırı olarak, menkullerin toptan satışı ve ruhsatın satışı işlemleri emredici kurala aykırı olduğu görülmekle, ayrıca satış bedelinin gerçek değere yakın olup olmamasının neticeye bir etkisi olmadığı nazara alınarak, gerçek değer tespiti yapılmasına gerek duyulmamıştır. Ayrıca dosyaya celp edilen ...4. Asliye Ticaret Mahkemesini 2012/ 499 Esas sayılı iflas dosyasına alınan bilirkişi raporu, ..... .... .... No'lu, arsa nitelikli taşınmazın 22.12.2016 tarihinde davacının oğlu ... tarafından icra takibinde satın alındığı, yine davacı oğlunun şirket aleyhine icra takibine konu ettiği Finans Finansal Kiralama A.Ş.'ye yapıldığı iddia edilen ödemenin de, şirketin sözleşme tarihinde yedinde bulman ekskavatörün ödemesine ilişkin olduğu, şirketin mal varlığı arasında anılan ekskavatörün de bulunduğu görülmüştür. Bu durum nazara alındığında dahi bu menkullerin ve işletme ruhsatının, şirketin sahip olduğu mal varlığı içinde önemli bir miktarı/yeri teşkil ettiği gibi dava konusu menkuller ile işletme ruhsatının, şirketin faaliyet konusu olan maden işletmeciliğinin devamı için zorunlu menkuller vede işletme ruhsatı olduğundan, Yargıtay kararları gereğince şirketin önemli miktardaki mal varlığı olduğu ve genel kurulda satışa ilişkin kanun aradığı şekilde satış kararı almadan, düşük bedelle ve müflis şirketin ortağının temsilcisi olduğu bir başka şirkete açık arttırma ilede olsa gerçek değerinin çok altında satılması işlemi emredici hukuk kuralına aykırı vede muvazalı olduğundan üçüncü kişilerinde etkiler şekilde geçersiz sayılması gerektiği, anlaşılmıştır. Tasfiye halindeki ...Mad. İnş... A.Ş tasfiye memurunu, mal varlığın borçlarının karşılamadığı nedeniyle şirketin iflası istemiyle, ...4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2012/ 499 Esas sayılı dosyasında açtığı davada, Mahkemece bilirkişi vasıtasıyla yapılan incelemeyle ve alınan bilirkişi raporu ile mal varlığı incelenmiş ve mal varlığının borçlarını karşılayamaz hale geldiği tespit edilerek 2019/ 461 sayılı kararıyla, 26.06.2019 tarih itibariyle iflasına hükmedilmiş ve iflas karar bilahare kesinleşmiştir. Kara kesinleşmeden önce ...İflas (21.İcra ) Müdürlüğünün 2019/ 37 sayılı dosyasında, müflis Tasfiye Halinde ...Taş Mad. İnş.Müh. Turz. San. A.Ş. olduğu ve bu dosyaya sunulan 12.11.2019 tarihli İİK nun 217.maddesi kapsamında basit tasfiye şeklinde tasfiye işlemine müdürlükçe devam edilmiştir. Bilahare şirket ortağı/ alacaklının tasfiye giderlerini karşılaması üzerine İİK nun 219.vd maddesi kapsamında adi tasfiye geçilmiştir. Bu aşamada İİK nun 194. Maddesi gereğince ikinci alacaklılar toplantısının yapılması ve iflas idaresi teşkili beklenmiş, ikinci alacakları toplantısı yapılması ve seçilen iflasın idaresi memurlarının görevi ve yetkisinin kesinleşmesi ile taraf teşkili sağlanmıştır. Tasfiye memuru İsmail Kaan Sönmezin dosya ya tanık olarak yaptığı beyanında; şirketin büyük miktarda kamu borçlarının bulunduğu ve yapılandırmaya ilişkin yasal düzenlemede faydalanılması ve borçların artışın engellenmesi için menkulleri sattığını belirtilerek, işlemin şirketin vede ortağın lehine olduğu belirtilmiş ise de, yapılan incelemede bu borçların ödendiğine dair bir bilgiye ulaşılamadığı gibi masaya başvuru ve alacaklılar listesinde ilk sıralarda kamu borçlarının yer aldığı anlaşılmakla, iş bu davanın açılmasının TMK 2. Maddesi anlamında hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olmadığı, görülmüştür. Yine birleşen ...1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/ 605 Esas sayılı dosyasına konu edilen 10.12.2015 tarihli alıcısı davalı ... ve satıcısı davalı ...... Ltd. Şti olan menkul satış sözleşmesinin, emredici hukuk kuralına aykırı olarak tasfiye memurunca yapılan satışta alınan menkullerin iptali için dava açılması sonrasında, satın alan şirket temsilcisi ...' nun kız kardeşinin eşi (kayın biraderi) olan ...'a noterde satışını iyiniyetli olmadığı ve TBK' nun 19. maddesi kapsamında muvazalı işlem olduğu gibi, TBK'nun 27.maddesi kapsamında daha önce yapılan 24.05.2013 tarihli sözleşmenin hükümsüz olması nedeniyle, iş bu dosyada, dava konusu olan 10.12.2015 tarihli sözleşmeni "konusu imkansız sözleşme" niteliğinde bulunması nedeniyle , mülkiyet devri etkisi doğurmadığı ve geçersiz olduğu, anlaşılmıştır.Ayırca davalıları vekillerinin tasfiye memurun, tasfiye kararın veren ...3. Asliye Ticaret Mahkemesini 2007/4 Esas dosyasında mahkemede izin aldığı yönündeki iddianın incelenmeside; tasfiye memurun tüm işlemlerini denetleme ve her bir işlemine izin yada onay verme yetki ve görevinin TTK hükümlerinde tasfiye kararınını veren mahkemeye vermediği, mahkemenin tasfiye memuru atamasında sonra tasfiye memurun ne şekilde tasfiye işlemleri satış vs yapacağı hususu kanun hüküm ile düzenlenmiş ve gerektiğinde tasfiye haline mahkeme kararı ile giren şirketin genel kuruluna bırakmıştır. İstisna hallerde mahkeme müdahalesi tasfiye memurun değiştirme , genel kurulun önemil miktardaki mal satışı için toplantıya çağrıldığı halde toplanamadığı yada karar alamadığı durumda tasfiye memuru mahkemeye başvuracağı, somut olaymızda bunlardan hiç birin oluşmadığı bu nedenle uzman heyetin bu yöndeki hukuki görüşü, yerinde bulunmamıştır. Yine bu mahkemenin davalılar vekilinin 22.01.2022 tarihli talebi üzerine, tasfiye memuruna satış yetkisinin memurda olduğuna dair blok nota yazılı bir belgenin dosyada bulunmadığı yönünde bilgi verildiği nazara alınarak, tasfiye kararın veren mahkemeni tasfiye memuruna genel kurulun yerin e geçerek verdiği bir izin yada onayın bulunmadığı görülmüştür. Aynı mahkeme dosyasında davacı vekilinin tasfiye memurun işlemlerin iptali yönündeki talebi üzerine verilen 20.10.2015 tarihli ek kararda yapılan satış işleminin tarafların davalı gösterilerek açılacak ayrı bir dava konusu edilmesi gerekçesiyle istemin reddine karar verildiğinden bu işlemlere onay verildiği hususunun yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Yine bilahare ...37. Ağır Ceza Mahkemesince alınan hukuki yorum içeren vede taşınmazların değeri hususunda oluşturulan rapor sunularak, dosyamızdaki rapor ile çelişki teşkil ettiği iddiasının, tasfiye memurunun ilgili yasal düzenleme gereğince şirketin aktifinde yer alan ve şirketin işletme konusunun devamı için gerekli olan menkullerin vede ruhsatın toptan satışı hususunda, müflis şirketin tek faaliyet konusun taş madenciliği olduğu, bu nedenle işletme ruhsatı olmadan vede maden sahasındaki fabrika binası ile içindeki makine ve teçhizatın toptan satışı ile işletme konusun imkansız kılacağı çok açık olduğundan, bu hususta ayrıca bilirkişi raporu alınması gerekmediği, dosya kapsamı bilgi ve belgelerin yeterli olduğu nazara alınarak, yeniden rapor alınması talepleri kabul edilmemiştir. Dosya kapsamı uyuşmazlıkta uygulanacak TTK nun 408.maddesi f bendi , 538. Maddesi 2 bendi ile 391.maddesi (d) bendi hükümleri ile Yargıtay ilgili dairesi kararları birlikte değerlendir- ildiğinde; tasfiye halindeki şirketin tasfiye memurunun, şirketin faaliyeti olan maden işletmeciliği için zorunlu olan ve bu nedenle şirketin önemli miktardaki mal varlığı kabul edilen 24.05 2013 tarihli menkul satış sözleşmesi konusu menkullerin ve 12.04.2012 tarihli maden ocağı işletme ruhsatının devrine ilişkin sözleşmelerden önce, genel kurulda satışa ilişkin karar alınması gerekli olup, bu hususun tasfiye memurunca yerine getirilmediği, davacı ortağı tasfiye kararı veren ve tasfiye memurunu atayan ...3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2007/4 esas sayılı dosyada hakimden izin aldığı hususunda ise, bu konuda iddia edilen bir belge olmadığı gibi tasfiye kararı sonrası kararı veren mahkemeni tasfiye memur kararların denetleme ve ona talimat verme görev ve yetkisinin bulunmadığı, yalınızca talep üzerine atadığı tasfiye memurun değiştirebilme yetki ve görevinin bulunduğu, bu nedenle bu yöndeki iddia ve itirazları yerinde olmadığı, davacı ortağın tasfiye memurunda bu menkullerin... Vs nin satılarak tasfiyenin gerçekleştirilmesi talebi ile kendisine bilgi verilmesi isteminin, ortağın bilgi sahibi olduğu gözetilerek, kanun açık hükmünde belirttiği işlemleri yapmamasına gerekçe olamayacağı, satış konusunda ortaklar kurulu toplanarak ne bedele ve ne şekilde satılacağı....vs satış şart vs yönünde karar alması gerektiği, bu gündemle toplantıya imkan olunmaması halinde mahkemede talepte bulunması gerektiği halde tasfiye memuru bu yükümlülüklerin yerine getirilmemiştir. Yine Mahkemeni blok not ile yetkinin tasfiye memuruna ait olduğun dair iddiaya ilişkin belgeye ilgili Mahkeme dosyasında rastlanmadığı ve bu konuda ilgili Mahkemeni yaptığı soruşturuma neticesinde verdiği karar ile de anlaşılmıştır. Bu durumda, tasfiye memurun, şirketin tek faaliyeti olan maden işletmeciliğin yapılması için gerekli menkullerin ve de işletme ruhsatı satışı işleminin, Yargıtay kararları gereğince önemli miktardaki malı olduğu ve kanun emredici kuralı gereğince genel kurul kararı alınmadan satışın yapılmasının işlemin butlanın gerektiği anlaşılmıştır. Ancak Yargıtay kararları doğrusunda kanun emredici kuralına aykırılık iddiasının TMK 2. Maddesi kapsamında hakkın kötüyle kullanım olup olmadığı yönünde dosya kapsamında yapılan incelemede; öncelikle menkullerin değerlerin çok altında satıldığı gibi elde edilen bedellerin tasfiye memurun Mahkeme huzurunda belirttiği şekilde şirketin kamu borçların yapılandırarak ödenmesinde kullanıldığı yönünde dosya bilgi ve belge sunulamadığı ve de iflas masasının yaptığı alacak kaydı listesinde ilk sırasında kamu borçların yer aldığı, yani kamu borçların ödenmesinde de kullanılmadığı, yine satış sonrası mal varlığı azalan şirketin borçlarını ödeyemez hale gelmesi nedeniyle iflasına karar verildiği hususularıda nazara alındığında yapılan işlemeler de şirketin menfaatine işlemeler olmadığı görülmüştür.İflas idaresi vekili 19.09.2024 tarihli dilekçesiyle; İflasta, masa malları üzerindeki tasarruf yetkisini, masanın kanuni temsilcisi olan iflas idaresine ait olduğu, alacaklıları ilgilendiren, her türlü dava ve işlemde tek yetkilinin iflas idaresi olduğunu, söz konusu davaya devam edilip edilmeyeceği kararını iflas idaresinin vereceğini, müflis şirketi ilgilendiren yahut müflis şirketin hak ettiği herhangi bir hak, kazanç, emtia ile alakalı her davanın tarafının iflas idaresi olduğunu, TTK'nun 556. maddesi hükmü sistematiğine göre sorumluluk davası açmak yetkisinin, öncelikle iflâs idaresine ait olduğunu belirterek, davacı sıfatı ile davaya dahillerinin sağlanmasını ve mevcut davacı ortağın, davacı sıfatının dosyadan çıkartılması, iflas idaresine bu davaya devam edip etmeyeceğini dair süre verilmesini talep etmiştir.6102 sayılı TTK'nun 555. Maddesi hükümünde ; şirketin uğradığı zararın tazmininin şirket ve her bir pay sahibinin isteyebileceğini, pay sahilerinin tazminatı ancak şirkete ödenmesini isteyebileceği, yine aynı kanunun 556. Maddesi hükümünde; zarara uğrayan şirketin iflası halinde tazminatın şirkete ödenmesini isteme hakkının, ortaklar dışında şirket alacaklarına da verildiği, ancak pay sahiplerinin ve şirket alacaklıların istemleri önce iflas idaresince ileri sürülebileceği, iflas idaresince dava açılmadığı takdirde, her pay sahibi veya şirket alacaklısının davayı açabileceği, belirtilmiştir. İflas idare memuru vekilinin dayandığı iş bu yasal düzenleme, iflas tarihinden sonra açılacak davalara ilişkin olup, iş bu davanın şirketin iflasından önce tasfiye sürecinde açıldığı ve açıldığı tarih itibariyle davacı ortağın dava açma sıfatının bulunduğu, davalı tasafiye halindeki şirketin emredici yasa hükümüne aykırı işlemin tarafı olarak şeklen davalı tarafta yer aldığı, anlaşılmıştır.Bu durumda ilgili yasal düzenleme ile dosya kapsamı ve de her dava açıldığı zamanan şartlarına göre değerlendirileceği nazara alındığında; dava tarihinde şirketin tasfiye halinde bulunduğu ve TTK nun 553. maddesi kapsamında ortağın iş bu davayı açmada yetkisi ve menfaati bulunduğu, dava sırasında davada işlem tarafı olması nedeniyle şekli olarak davalı olarak yer alan, menkulleri satılan şirketin bilahare iflası nedeniyle, TTK nun 556. Maddesi hükümüne dayalı olarak (iflastan sonra açılacak davalar için düzenlenmiş olan) ortağın iflas kararı ile şirket malvarlığı vs üzerinde artık yetkisi ve menfaati kalmadığından davacı sıfatını yitirdiği ve iflas masasının yer alması gerektiği iddiasının yerinde olmadığı, ortağın davacı sıfatını ve iş bu davada davacı olarak yer almasında, davanın lehe sonuçlanması halinde, şirketin/ iflas masasının mal varlığının çoğalacağı ve borçlarını ödeyerek, belkide iflas halinin kalkacağı vede bilahare yapılacak tasfiyesinde geriye kalacak miktarın olması halinde, ortağa dağıtılacağı, yine alacakla listesini ilk sıralarında yer alana Vergi, Sgk borçları gibi kamu borçları ödendiğinde, ortağın sorumluluğunu ortadan kalkacağı yada azalacağı ihtimalleri nazara alındığında, iş bu davayı takipte hukuki menfaatini bulunduğu anlaşılmakla iflas idaresi vekilinin talebi yerinde görülmemiştir. Yine her dava açıldığı tarihteki şartlarda değerlendirileceğin de davacını dava tarihinde tasfiye halinde bulunan şirketi ortağı olarak dava açma yetki sıfat ve menfati bulunduğundan iflas masası vekilinin talebinin yerinde olmadığı ( Yargıtay 11.HD nin █████/2020 tarih ve ████████ E █████████ K , yine █████/2022 tarih ve █████████ E █████████ K, yine █████████ E ████████ K sayılı kararlarında da aynı şekilde), anlaşılmıştır.Tüm dosya kapsamı, dava, cevap, satış sözleşmeleri, ticaret sicil kayıtları, nüfus aile kayıt tablosu, tasfiye karar ve iflas karar dosyalara kapsamı ile alınan raporlar hep birlikte değerlen dirildiğinde; asıl dosyada; davalı tasfiye halinde Yükselhan.... AŞ ye ait ve şirketin tek faliyet konusu olan taş ocağı işletmesi için zorunlu olan işletme ruhsatının 12.04.2012 tarihinde , yine işletme konusunun devamı ve yapılabilmesi için gerekli olan prefabrik fabrika binası ile içindeki makine, alet ve teçhizatların, toptan tasfiye memuru tarafından kanun açık hüküm ihlal edilerek, genel kurul kararı alınmadan 24.05.2013 tarihindeki satışı işlemelerinin, önemli mikatardaki mal varlığının satışı niteliğinde olduğu ve açık kanun hüküm gereğince genel kurul kararı olmadan satılmasının kanunun emredici hükümüne aykırı ve batıl olduğu, bu satışlarda alınan bedelleri gerçek bedellerin altında olduğu gibi alınan bedellerin şirket lehine kullanılarak kamu borçlarının sonlandırmadığından hükümsüzlük iddiasın TMK nun 2. Maddesindeki iyiniyet kuralına aykırı da olmadığı anlaşılmakla , geçersizliğinin tespiti ve iptaline karar vermek geremiştir. Yine birleşen dosyada dava konusu edilen 10.12.2015 tarihli menkul satış sözleşmesine konu edilen menkullerin, ...Andezite... satışının batıl olduğu nazara alınarak, bu şirketinde birleşen dosya davalısına satışınında TBK nun 27.maddesi hükmünce konusunu imkansız olması vede devir eden şirketin temsilcisi ile satın alan ...'ın yakın akraba olması, asıl dosyada dava açıldıktan yaklaşık 15 gün sonra iş bu menkullerin satışının yapılması, asıl dosyada dava açıldığını bilebilecek kişi tarafından kötü niyetli olarak, açılan iptal davasını konusuz bırakmak için gerçekleştirildiği ve gerçek bir satış işlemi olmadığı nazara alınarak, bu satış işleminin muvaza nedeniyle geçersiz olduğunun tespiti ile iptali gerektiği anlaşılmıştır. Ayrıca iş bu satışlarla ilgili ceza mahkemelerine görülen davaların, dosyamız kapsamında ki bilgi ve belgelerin karar vermeye yeterli olduğu nazara alınarak, neticelerinin beklenilmesine gerek görülmemiştir. Yine söz konusu işlemler yapıldıklara anda geçersiz olduklarında menkullerin mülkiyetini karşı tarafa geçmediği nazara alınarak, iptalleri ile yetinilmiş, menkullerin satışın geçersizliğinin tespitiyle müflisin iflas masasına ait olduklarından iadesi yönünde ayrıca hüküm kurulmamış, tespitiyle yetinilmiştir.Yukarıda açıklanan nedenlerle asıl ve birleşen dava yönünden davacının davaların kabulü yönünde aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Asıl dosyada davacının davasının Kabulü ile;A) Davalılar arasında yapılan █████/2013 tarihli "Menkul Satış Sözleşmesi" kapsamında yapılan menkul satışlarının geçersiz olduğunun tespitine ve iptaline,(işbu █████/2013 tarihli Menkul Satış Sözleşmesi başlıklı belgenin hükmün eki sayılmasına)B)...ili 65683 sicil numaralı II-B Grup (İşletme) Maden Ocağı, İşletme Ruhsatının devrine ilişkin █████/2012 tarihli Maden ruhsatı ve Maden Ocağının devrine ilişkin sözleşmenin GEÇERSİZ OLDUĞUNUN TESPİTİNE VE İPTALİNE, 2-Birleşen ...1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ esas sayılı dosyasında davacı davasının kabulü ile; ...Noterliği'nce █████/2015 tarihli ve 27032 yevmiye numaralı düzenleme şeklinde "Menkul Satış Sözleşmesi"nin GEÇERSİZ OLDUĞUNUN TESPİTİNE VE İPTALİNE,( ...Noterliği'nce █████/2015 tarihli ve 27032 yevmiye numaralı sözleşmesinin hükmün eki sayılmasına)3- A)Asıl dosyada "Menkul Satış Sözleşmesi" kapsamında yapılan menkul satışlarının geçersiz olduğunun tespitine ve iptaline yönelik açılan davada alınması gereken 5.806,35TL harcın davalı ...... Madencilik İnşaat Müh. Turzm. Tic.ve San. Ltd. Şti.'den alınarak hazireye irad kaydına,B) Asıl dosyada Maden Ocağı, İşletme Ruhsatının devrine yönelik açılan davada alınması gereken 6.156,21TL harçtan başlangıçta peşin alınan 1.451,59TL harç ile 1.539,05TL tamamlama harcının mahsubu ile bakiye 3.165,57TL'nin davalı ...... Madencilik İnşaat Müh. Turz. Tic.ve San. Ltd. Şti.'den alınarak hazineye irad kaydına,C) Birleşen ...1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ esas sayılı dosyasında alınması gereken 6.764,05TL harçtan başlangıçta peşin alınan 1.451,59TL harç ile 1.539,05TL tamamlama harcının mahsubu ile bakiye 3.773,41TL'nin davalı ...'dan alınarak hazineye irad kaydına,4-Asıl ve birleşen dosyada davacı tarafından yatırılan 63,60 TL başvuru harcı, 1.620,70 TL peşin harç, 9,30 TL vekalet harcı, 3.060,95 TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 4.754,55 TL harcın davalılardan (3.037,21TL'sinin ...... Madencilik İnşaat Müh. Turz. Tic.ve San. Ltd. Şti.'den, 1.717,34 TL'sinin ...'dan) alınarak davacıya verilmesine,5-Davacının karşıladığı 674,80 TL yazışma gideri, 13.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 13.674,80 TL yargılama giderinin davalılardan (8.735,46TL'sinin ...... Madencilik İnşaat Müh. Turzm. Tic.ve San. Ltd. Şti'den, 4.939,34 TL'sinin ...'dan) alınarak davacıya verilmesine,6-Davalıların karşıladığı yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,7-A) Davacı Asıl dosyada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen tutar üzerinden takdir edilen 60.000,00TL vekalet ücretinin davalı ...... Madencilik İnşaat Müh.Turz. Tic.ve San. Ltd. Şti.'den alınarak davacıya verilmesine,B) Davacı birleşen dosyada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen tutar üzerinden takdir edilen 30.000,00TL vekalet ücretinin davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine,8-Karar kesinleştiğinde taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının re'sen yatırana iadesine,Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı oy birliği ile verilen karar tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde ...Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yolu açık olmak üzere , açıkça okunup usulen anlatıldı.█████/2024 "Bu Evrak 5070 Sayılı Kanun Hükümlerine Göre UYAP Sistemi Üzerinden Elektronik Olarak İmzalanmıştır."