Anahtar kelimeler: Mahsuba Tanığı Cümle Süreç Sayı Dinlenmeden İstismarı Hukukî Alınmadan Basit
Ceza Genel Kurulu         ████████ E.  ,  ████████ K.
    "İçtihat Metni"

    KARARI VEREN
    YARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi
    MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
    SAYISI : 1207-1601
    I. HUKUKÎ SÜREÇ
    Çocuğun basit cinsel istismarı suçundan sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 103/1-3.cümle, 103/3-c, 103/4, 43/1, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 29 yıl 12 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin İzmir 12. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 22.04.2021 tarihli ve 324-145 sayılı resen de istinafa tabi hükmün, sanık ve müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesince 16.09.2021 tarih ve 942-1231 sayı ile; "...CMK'nın 210/1, 235/4 ve 236/2, 5. maddeleri dikkate alınmadan, olayın tek tanığı olan mağdur dinlenmeden yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulmak suretiyle Hukuka aykırı ve istinaf başvurusunda bulunan sanığın ve katılan kurum vekilinin istinaf talebi bu nedenle yerinde olduğundan CMK'nın 289/1-e ve 280/1-e maddelerinin gözetilmemesi," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
    Bozmaya uyan İlk Derece Mahkemesince 13.01.2022 tarih ve 228-3 sayı ile sanığın önceki hüküm gibi mahkûmiyetine ilişkin resen de istinafa tabi hükmün sanık ve müdafii tarafından da istinaf edilmesi üzerine dosyayı inceleyen İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesince 07.04.2022 tarih ve 370-580 sayı ile; İlk Derece Mahkemesince kurulan hükmün kaldırılmasına, sanığın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verilmiştir.
    Bu kararın da katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesince 10.04.2023 tarih ve 12449-2149 sayı ile;"...Sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan duruşma açılmaksızın dava dosyası üzerinden yapılan inceleme ile yeni bir hüküm kurulmasının, 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi kapsamında hukuka kesin aykırılık hâli oluşturduğunun gözetilmemesi," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
    İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesince 13.07.2023 tarih ve 1207-1601 sayı ile; bozmaya direnerek dosya üzerinden önceki hüküm gibi sanığın beraatine karar vermiştir.
    Direnme kararına konu bu hükmün de katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 06.12.2023 tarihli ve 117551 sayılı bozma istekli tebliğnamesiyle dosya kararına direnilen daireye gönderilmiş, inceleme yapan Yargıtay 9. Ceza Dairesince 28.02.2024 tarih ve 13833-1644 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına iade edilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
    II. UYUŞMAZLIK KONUSU VE ÖN SORUN
    Özel Daire ile Bölge Adliye Mahkemesi arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; İlk Derece Mahkemesince sanığın çocuğun cinsel istismarı suçundan mahkûmiyetine ilişkin hükmün istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılmaksızın beraatine karar verilip verilemeyeceğinin belirlenmesine ilişkin ise de Yargıtay İç Yönetmeliği’nin 27. maddesi uyarınca öncelikle; mahkûmiyet hükmünün kaldırılarak sanığın beraatine ilişkin hükmün Özel Dairece bozulması sonrasında Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılmasının gerekip gerekmediğinin değerlendirilmesi gerekmektedir.
    III.ÖN SORUNA İLİŞKİN BİLGİLER
    İncelenen dosya kapsamından;
    İlk Derece Mahkemesinin sanığın çocuğun basit cinsel istismarı suçundan mahkûmiyetine ilişkin hükmünün istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin, İlk Derece Mahkemesince kurulan hükmü kaldırarak sanığın beraatine hükmettiği, bu hükmün temyiz edilmesi üzerine inceleme yapan Özel Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının "...duruşma açılmaksızın dava dosyası üzerinden yapılan inceleme ile yeni bir hüküm kurulması," isabetsizliğinden bozulmasına karar verildiği, Bölge Adliye Mahkemesinin ise dosya üzerinden direnme kararı vererek önceki hüküm gibi sanığın beraatine hükmettiği anlaşılmaktadır.
    IV. GEREKÇE
    A. İlgili Mevzuat ve Öğretide Ön Soruna İlişkin Görüşler
    CMK'nın "Davaya yeniden bakacak mahkemenin işlemleri" başlıklı 307. maddesi şöyledir;
    "(1) Yargıtaydan verilen bozma kararı üzerine davaya yeniden bakacak bölge adliye veya ilk derece mahkemesi, ilgililere bozmaya karşı diyeceklerini sorar.
    (2) Sanık, müdafii, katılan ve vekilinin dosyada varolan adreslerine de davetiye tebliğ olunamaması veya davetiye tebliğ olunmasına rağmen duruşmaya gelmemeleri nedeniyle bozmaya karşı beyanları saptanmamış olsa da duruşmaya devam edilerek dava yokluklarında bitirilebilir. Ancak, sanık hakkında verilecek ceza, bozmaya konu olan cezadan daha ağır ise, her hâlde dinlenmesi gerekir.
    (3) Yargıtaydan verilen bozma kararına uyulması hâlinde ilk derece mahkemesi tarafından verilen karara karşı, istinaf veya temyiz sınırlarına bakılmaksızın sadece temyiz yoluna başvurulabilir.
    (4) Yargıtaydan verilen bozma kararına bölge adliye veya ilk derece mahkemesinin direnme hakkı vardır. Direnme kararları, kararına direnilen daireye gönderilir. Daire, mümkün olan en kısa sürede direnme kararını inceler ve yerinde görürse kararını düzeltir; görmezse dosyayı Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderir. Direnme üzerine Yargıtay Ceza Genel Kurulunca verilen kararlara karşı direnilemez.
    (5) Hüküm yalnız sanık tarafından veya onun lehine Cumhuriyet savcısı veya 262 nci maddede gösterilen kimselerce temyiz edilmişse, yeniden verilen hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamaz.".
    Buna göre, Yargıtayca verilen bozma kararı üzerine dosyanın gönderildiği bölge adliye veya ilk derece mahkemelerince yeni bir tensip kararıyla duruşma günü tayin edilecek ve ilgililer duruşmaya çağrılıp bozmaya karşı diyecekleri sorulduktan sonra bozma ilamına uyulup uyulmaması yönünde bir karar verilecektir. Bölge adliye veya ilk derece mahkemesinin göreve ilişkin olanlar dışında bozma ilamına uyma ya da direnme kararlarından birisini verebilmesi mümkündür. Maddenin üçüncü fıkrasında bölge adliye veya ilk derece mahkemesinin bozma kararına ısrar hakkı olduğu vurgulandıktan sonra, ısrar üzerine Yargıtay Ceza Genel Kurulunca verilen kararlara uymanın zorunlu olduğuna işaret edilmiştir. Aynı maddenin son fıkrasında ise sınırlı biçimde uygulanabilecek olan cezayı aleyhe değiştirememe veya aleyhte düzeltme yasağı kabul edilerek yalnız sanık veya onun lehine ilgililer tarafından temyiz davası açıldığında, bozma üzerine yeniden kurulan hükümde belirlenen ceza ve sonucun önceki hükümle belirlenen cezadan ve sonuçtan daha ağır olamayacağı hüküm altına alınmıştır.
    2. Ön Soruna İlişkin Hukuki Nitelendirme
    CMK'nın 307. maddesine göre Yargıtayın bozma kararı sonrasında Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılması ve davetiye çıkarılan tarafların kural olarak dinlenilmelerinin zorunlu olması ile bozma gerekçesinin usule veya esasa yönelik olmasının ya da Bölge Adliye Mahkemesinin kararında direnip direnmemesinin kanuni düzenleme içeriğine göre herhangi bir önemi bulunmaması hususları birlikte değerlendirildiğinde; mahkûmiyet hükmünün kaldırılarak sanığın beraatine ilişkin hükmün Özel Dairece bozulması sonrasında Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılmadan direnme kararı verilemeyeceği kabul edilmelidir.
    Bu itibarla, Bölge Adliye Mahkemesince verilen direnme kararına konu hükmün, duruşma açılmadan direnme kararı verilemeyeceğinin gözetilmemesi isabetsizliğinden sair yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmelidir.
    Çoğunluk görüşüne katılmayan Ceza Genel Kurulu Üyesi ...; "CMK'nın 280/1-a. maddesi; '(1) Bölge adliye mahkemesi, (…) dosyayı ve dosyayla birlikte sunulmuş olan delilleri inceledikten sonra; a) İlk derece mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığını, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığını, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğunu saptadığında istinaf başvurusunun esastan reddine, 303 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (c), (d), (e), (f), (g) ve (h) bentlerinde yer alan ihlallerin varlığı hâlinde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine...", aynı Kanun'un 303/1-a. maddesi ise; "(1) Hükme esas olarak saptanan olaylara uygulanmasında hukuka aykırılıktan dolayı hüküm bozulmuş ise, aşağıdaki hâllerde Yargıtay davanın esasına hükmedebileceği gibi hükümdeki hukuka aykırılığı da düzeltebilir: a) Olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden beraate veya davanın düşmesine ya da alt ve üst sınırı olmayan sabit bir cezaya hükmolunması gerekirse...' şeklinde düzenlenmiştir.
    CMK'nın 280/1-a maddesi ile 303/1-a maddelerine göre bölge adliye mahkemesi, dosyayı ve dosyayla birlikte sunulmuş olan delilleri inceledikten sonra; ilk derece mahkemesinin hükmünde usule ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığını, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığını, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğunu tespit etmekle birlikte, hükme esas olarak saptanan olaylara uygulanmasında hukuka aykırılıktan dolayı hükmün bozulması, bu cümleden olarak 'olayın daha ziyade aydınlanması lazım gelmeden beraate hükmolunması gerektiği' düşüncesinde ise duruşma açmadan davanın esasına hükmedebileceği gibi hükümdeki hukuka aykırılığı da düzeltebilir. Şu hâle göre; ilk derece mahkemelerince kabul edilen maddi mesele değiştirilmeden ve yeni bir delil araştırmasına gidilmeden, bölge adliye mahkemesince duruşma açılmaksızın beraat kararı verilmek suretiyle istinaf isteminin düzeltilerek esastan reddine karar verilebileceğinin kabulünde zorunluluk bulunmaktadır. Adalete hızlı erişimin sağlanması amacı da bunu gerekli kılar.
    Öte yandan CMK'nın 307/2. maddesindeki; 'Sanık, müdafii, katılan ve vekilinin dosyada varolan adreslerine de davetiye tebliğ olunamaması veya davetiye tebliğ olunmasına rağmen duruşmaya gelmemeleri nedeniyle bozmaya karşı beyanları saptanmamış olsa da duruşmaya devam edilerek dava yokluklarında bitirilebilir. Ancak, sanık hakkında verilecek ceza, bozmaya konu olan cezadan daha ağır ise, her hâlde dinlenmesi gerekir.' şeklindeki düzenlemeye göre sanık hakkında verilecek ceza, bozmaya konu olan cezadan daha ağır değilse dava sanığın yokluğunda bitirilebilecektir.
    Somut dosyada bozma içeriğine göre CMK'nın 304/2-b maddesi uyarınca dosyanın Özel Daire tarafından Bölge Adliye Mahkemesine gönderildikten sonra yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesi direnme kararı vererek sanığın beraatine hükmetmiştir. CMK'nın 280/1-a ve 303/1-a maddeleri CMK'nın 307. maddesindeki duruşma açmadan direnilemez zorunluluğunu ortadan kaldırmaktadır. CMK'nın 280/1-a maddesi ile 307/2. maddesi birlikte değerlendirildiğinde Bölge Adliye Mahkemelerinin bozma kararına dosya üzerinden duruşma açmadan da direnebileceği kabul edilmelidir.
    Belirtilen nedenlerle, uyuşmazlığın esasına geçilmesi gerektiği," düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır.
    V. KARAR
    Açıklanan nedenlerle,
    1- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin 13.07.2023 tarihli ve 1207-1601 sayılı direnme kararına konu hükmünün, duruşma açılmadan direnme kararı verilemeyeceğinin gözetilmemesi isabetsizliğinden sair yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA,
    2- Dosyanın, CMK'nın 304/2-b maddesi uyarınca bozma kararının içeriği doğrultusunda İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.02.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!