Anahtar kelimeler: İzalei Tavsiyesi Terekesi Ölümünden Şuyu Satılan Babasının Payının Normal Memuru

MAHKEMESİ : İstanbul 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : ███████ E., ████████ K Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davalılardan ... terekesi tasfiye memuru vekili, ... vekili, ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin babasının ölümünden sonra kalan malların intikali vs. işlemleri yapmak üzere davalı ... tavsiyesi üzerine 11.11.1997 tarihli vekaletname ile davalılardan ... vekil tayin ettiğini ve 05.12.1997 tarihli Avukatlık Ücret Sözleşmesinin imzalandığını, bu sözleşmeye göre "meydana çıkarılacak miras payının tasfiyesi normal satış, izalei şuyu gibi her türlü şekilde satılan veya tasfiye edilen her miras payının nakde dönüşümünde avukat elde edilen paranın % 5’ini avukatlık ücreti olarak alır" ibaresinin bulunduğunu, miras yolu ile intikal eden 1/2 hissesiyle malik olduğu ... İlçesi ... Köyü 2272 ve 6464 nolu taşınmazların kamulaştırıldığını, davalılardan ... yazılı muvafakatini alma gereği duymadan kazanılan davanın %25'inin diğer avukatlara vekalet ücreti olarak verilmesi hususunda 3 adet ücret sözleşmesi tanzim ederek bu görevi avukat olarak görev yapan davalılar ..., ... ve ...’a verdiğini, Silivri Asliye Hukuk Mahkemesinde lehine açılan ████████ E. sayılı davanın davalılardan ... tarafından tevkil vekaletine istinaden açıldığını ve avukat tarafından sonuna kadar takip edildiğini, taraflarına tevkil vekaletname verilmeyen ancak %25 oranında ücreti vekalet ödenen davalı ...’ın ise ... Barosuna kayıtlı olmadığının öğrenildiğini, açılan tezyidi bedel davasında verilen ve kesinleşen kararın ... İcra Müdürlüğünün █████████ E. sayılı dosyası ile toplam 3.369.107.928.401 TL olarak takibe konulduğunu, Adalet Bakanlığı tarafından yatırılan toplam 4.296.357.700.000 TL’nin davalı ... tarafından icra müdürlüğünün ... Bankasındaki hesabından çekildiğini ve alınan paranın 3.106.663.594.800 TL’lik kısmının, ücret sözleşmesi yapılan avukatlara ödenmek üzere davalı ... tarafından imzalı 24.06.2004 tarihli belge kapsamında alıkonulduğunu, bu bedeli talep etmesine rağmen tarafına iade edilmediğini, babasından kalan taşınmazın kamulaştırma sonucu açılan dava neticesinden hakedilen 4.296.357.700.000 TL'nin 1/4 üne tekabül eden 1.074.089.425.000 TL'yi alabildiğini, %75 i olan 3.107.663.594 TL'sinin 3 avukat adına düzenlenen sözleşme ile elinden alındığını, bu meblağa davalı ... tarafından alınan %5 avukatlık ücretinin dahil edilmediğini belirterek, kendisinden haksız olarak kesilen bedelden fazlaya ilişkin talep ve hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 6.000,00 TL’lik bölümünün alındığı tarihten itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini istemiş, yargılama sırasında davalı ... hakkındaki davadan feragat ettiğini, davalı ... hakkındaki davayı takip etmeyeceğini bildirmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... ; davacı tarafından verilen vekaletname ve taraflar arasında düzenlenen avukatlık ücret sözleşmesi uyarınca kamulaştırma bedelinin artırılması davasının yürütüldüğünü, davanın açılması talimatının ve dava giderlerinin davacının teyzesi ve vekili davalı ... tarafından verildiğini, diğer üç adet avukatlık ücret sözleşmelerinin davalı ...’nın isteği üzerine düzenlendiğini, davalı ...’in davalı ... ile birlikte hareket ederek yaptığı işlemler nedeni ile kendisinin sorumlu olmadığını, davacının kendisine tevkil yetkisi verdiğini, bankadan davalı ... tarafından çekilen paranın bir kısmının davalı ...’e verildiği ve bir kısmının da talimatı ile bazı kişilere gönderildiğini, davacı ile aralarında 02.05.2001 ve 15.06.2005 tarihli ibranamelerin düzenlendiğini, tüm sorumluluğun davacının teyzesi davalı ...’ya ait olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. 2. Davalı ...; davacı ile hiçbir tanışıklığı olmadığı gibi davalı ... ve ...’yı da tanımadığını, hukuki ve ticari herhangi bir ilişkisi de bulunmadığını, kendisi adına sınırlı yetkili vekalet verildiğini ve bir kez duruşmaya girdiğini, 09.11.2003 tarihli azilname ile de azil edildiğini, sadece davalı ...’in sözüne istinaden bu dosyaya girdiğini ve ücret sözleşmesi imzalamadığı gibi bu şahıslarla hiçbir işbirliği olmadığını savunarak; davanın reddini istemiştir. 3. Davalı ...; alt vekalet yetkisine dayanarak görevini icra ettiğini, davacı asille hiçbir irtibatı olmadığından bütün işlemlerini kendisini yetkili kılan davalı avukat ... almış olduğu talimat doğrultusunda gerçekleştirdiğini savunarak; haksız ve kötüniyetli açılan davanın reddini istemiştir. 4. Davalı ...; davalı avukat ... talimatı doğrultusunda hareket ettiğini ve onun yetki ve talimatına istinaden tahsil etmiş olduğu parayı yeğeninin hesabına yatırdığını, bakiye paranın iade edileceği sözünün yerine getirilmemesi ve kendisine iade edilmemesi üzerine yeğenine haber vermek durumunda kaldığını, zimmetine geçirdiği herhangi bir para bulunmadığı gibi vekalet görevini de kötüye kullanmadığını savunarak; davanın reddini istemiştir. 5. Davalı ..., davaya cevap vermemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 22.10.2013 tarihli kararıyla; davalıların davacının vekili olduklarını, davacının vekillerce yapılan tahsilatın miktarının ve kendisine ödenmesi gereken miktarın ne olduğunu bilmesi karşısında kendisine karşı sorumlu olan Avukat ... lehine ibraname düzenlemesi nedeniyle vekil tarafından tahsil edilen bedeli teslim aldıktan sonra vekili ile düzenlediği hukuka uygun ibraname karşısında Türk Borçlar Kanunu’nun 132. maddesi gereği taraflar arasındaki alacak ve borcun kesin olarak ortadan kalktığı, bu ibranın vekilin yetki verdiği alt vekilleri de kapsayacağı ve ibraname nedeniyle tevkil yetkisi verilen vekillere karşı da talepte bulunulamayacağı gerekçesiyle davalı ... hakkındaki davanın feragat nedeni ile reddine, davalı ... hakkındaki davanın takip edilmediğinden bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, diğer davalılar hakkında davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Mahkemenin 22.10.2013 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 26.05.2014 tarihli ilamıyla; davacının 11.11.1997 tarihli vekaletname ile davalılardan ... vekil tayin ettiği ancak vekile başka avukatlar ile vekalet sözleşmesi yapması hususunda yetki verilmediğinden davalı Avukat ...'ın diğer davalılar ile yaptığı sözleşmelerin geçersiz olduğu, bu durumda Mahkemece somut olaya hangi tarihteki yasal düzenlemenin uygulanacağı ve davalı avukatların hak ettikleri ücreti vekalet miktarının tespiti konusunda bilirkişi raporu alınmadan eksik inceleme yapıldığı ayrıca davacı tarafça yapılan masrafların belirlenerek karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, kararın bozulmasına karar verilmiştir. 2. Bozmaya uyan Mahkemece verilen 14.03.2018 tarihli kararıyla; davalı avukatlardan ...’in Silivri Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ E. nolu dosyasını takip edip ... İcra Müdürlüğünün █████████ E. sayılı dosyası ile tahsil ettiği para nedeni ile avukata ödenmesi gereken icra ve dava vekalet ücreti ile ...'ya ödenen para düşüldükten sonra davacının davalı avukatlardan talep edebileceği bedelin 1.928.430,49 TL olduğu ve bozmadan sonra ıslah yapılamayacağı gerekçesiyle; kısmi talep edilen 6.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılar ..., ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davalı ... hakkındaki davanın feragat nedeni ile reddine, davalı ... hakkındaki davanın takip edilmediğinden bu konuda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; karara karşı, davacı ve davalılardan ..., ... ve ... vekillerinin temyiz istemi üzerine Dairenin 23.06.2021 tarihli ilamıyla; her ne kadar Mahkemece bozma kararına uyularak davanın ıslah edilmemiş hali ile kabulüne karar verilmiş ise de, usule ilişkin olan hükümlerin derhal uygulanması gerektiği ve usule ilişkin kazanılmış hakkın istisnası niteliğinde yasa değişikliği uyarınca Yargıtayın bozma kararından sonra, tahkikata ilişkin bir eylem yapılması halinde, tahkikat sona erinceye kadar ıslah yapılabileceği gözetilerek, davacının ıslah talebinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 176 ve devamı maddelerinde belirtilen diğer hususlar yönünden değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle, karar bozulmuştur. 3. Bozmaya uyan Mahkemece verilen 26.01.2023 tarihli kararla; bozma ilamına uyularak 6100 sayılı Kanun'un 172/2. maddesi ile Yargıtayın bozma kararından sonra tahkikata ilişkin bir eylem yapılması halinde, tahkikat sona erinceye kadar ıslah yapılabileceğine dair açık düzenleme karşısında usule ilişkin kazanılmış hakkın istisnası niteliğindeki yasa değişikliği uyarınca ıslah yapılabileceği, davacının ise 09.03.2016 tarihli dilekçesi ile ıslah yoluna gittiği, her yargılamada bir kez ıslah yapılabileceğinden davacının 02.01.2023 tarihli dilekçesinin dikkate alınamayacağı gerekçesiyle; davalı ... hakkındaki davanın feragat nedeni ile reddine, davalı ... hakkındaki davanın takip edilmediğinden bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, diğer davalılar hakkındaki davanın 09.06.2016 tarihli ıslah dilekçesi göz önünde bulundurularak kısmen kabulü ile 6.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılar ..., ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin talebinin 6100 sayılı Kanun'un 114/1-h gereğince hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı ve bir kısım davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunması üzerine Dairenin 17.05.2023 tarihli ilamıyla; Mahkemece; davacının 02.01.2023 tarihli dilekçesiyle davasını ıslah etmiş olduğu gözetilerek, ıslah istemi hakkında bir değerlendirme yapılması ve ulaşılacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, karar bozulmuştur. 4. Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının davalılar ... ve ... hakkındaki taleplerinin bozma ilamı kapsamı dışında kaldığından, bu konuda yeniden karar verilmesine yer olmadığına, diğer davalılar hakkındaki davasının kabulü ile 500.000,00 TL'nin 6.000,00 TL'lik kısmının dava, bakiye kısmının 02.01.2023 ıslah tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılar ..., ... ve ... ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalılar ... terekesi tasfiye memuru vekili, ... ... vekili, ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davalı ... terekesi tasfiye memuru vekili; Mahkemenin Yargıtay ilamını yanlış anladığını, davacının kısmi dava açtığını, ıslah ile alacak davasını belirsiz alacak davasına dönüştürmek istediğini, iki kez ıslah yapılamayacağını, talep edilen dava konusu alacağın icra dosyası ve bilirkişi raporunda görüleceği üzere 16.03.2004 tarihinde tahsil edildiğini, tahsil tarihi ile miktarı resmi olarak belli olduğundan zamanaşımı süresinin 16.03.2004 tarihinde başladığını, 2023 tarihinde ıslah edilen alacağın zamanaşımına uğradığını savunarak, kararın bozulmasını istemiştir. 2. Davalı ... ... vekili; zamanaşımı süresinin 5 yıl olduğunu, davaya konu alacak davasının 06.12.2005 tarihinde açıldığını, 08.03.2016 tarihli ıslah dilekçesi ile kısmı davayı belirsiz alacak davasına dönüştürmek istediğini, 03.01.2023 tarihinde müddeabihi arttırdığını, ıslah ile talep edilen kısmın zamanaşımına uğradığını, talep edilen dava konusu alacağın icra dosyası ve bilirkişi raporunda görüleceği üzere 16.03.2004 tarihinde tahsil edildiğini, tahsil tarihi ile miktarı resmi olarak belli olduğundan zamanaşımı süresinin 16.03.2004 tarihinde başladığını, 2015 tarihli bilirkişi rapor tarihinin nazara alınmasının ... olmadığını, bu durumda da zamanaşımı süresinin geçtiğini, Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin █████████ E. sayılı dosyasında zamanaşımı süresinin 5 yıl olduğunun belirtildiğini savunarak, kararın bozulmasını istemiştir. 3. Davalı ... ... vekili; Mahkemenin Yargıtay ilamını yanlış anladığını, davacının kısmi dava açtığını, ıslah ile alacak davasını belirsiz alacak davasına dönüştürmek istediğini, iki kez ıslah yapılamayacağını, talep edilen dava konusu alacağın icra dosyası ve bilirkişi raporunda görüleceği üzere 16.03.2004 tarihinde tahsil edildiğini, tahsil tarihi ile miktarı resmi olarak belli olduğundan zamanaşımı süresinin 16.03.2004 tarihinde başladığını, 2023 tarihinde ıslah edilen alacağın zamanaşımına uğradığını, ağır ceza mahkemesinde hakkında beraat kararı verildiğini, yine 20.10.2015 tarihli bilirkişi raporunda da müvekkile ödeme yapılmadığının tespit edildiğini, duruşmaya tevkilen girdiğini, para tahsil etmeden dosyadan azledildiğini, banka hesaplarında adına para yatırılmadığını, bilirkişi raporlarının lehine olduğunu banka hesaplarının lehine olmasına rağmen aleyhine karar verilmesinin yerinde olmadığını savunarak, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, vekilin hesap verme yükümlülüğünden kaynaklı alacak istemine ilişkindir. 1. Temyizen incelenen kararda belirtilen gerekçeye ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin, bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan yönlere ilişkin taraflarca ileri sürülen sebeplerin incelenmesinin artık mümkün olmadığı ve ayrıca davalı ... terekesi tasfiye memuru tarafından verilen 23.01.2023 tarihli dilekçede açıkça ıslaha ilişkin zamanaşımı itirazında da bulunmadığından davalılar ... terekesi tasfiye memuru vekili ve ... ... vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.2. Somut olayda, davacıya vekaleten Avukat ... ... vekili Avukat ... ... tarafından 14.01.2003 tarihinde davalı Avukat ... ...'a noterde vekaletname verildiği, 09.12.2003 tarihinde davalı Avukat ...'ın, davalı Avukat ... tarafından azledildiği, azil tarihinin icra dosyasından paranın çekildiği tarihten önce olduğu, davalı Avukat ...'in 04.01.2006 tarihli cevap dilekçesinde, davalı Avukat ...'ın karara çıkmak üzere olan Silivri Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ E. sayılı dosyasında kendisinin bulunmadığı zamanlarda davayı yürütmesi için hatıra binaen davaya vekil olarak katıldığı ve davalı Avukat ... tarafından 09.11.2003 tarihinde azledildiğini beyan ettiği ve dosya kapsamında davalı ...'ın herhangi bir para tahsil edip uhdesinde tuttuğuna ilişkin delil bulunmadığı ve açılan ceza davasında da üzerine atılı suçları işlediği sübuta ermediğinden hakkında beraat kararı verildiği de nazara alındığında, hükmedilen bedelden davalı Avukat ...'ın sorumlu tutulması yerinde görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. VI. KARARAçıklanan sebeplerle,1. Davalılar ... terekesi tasfiye memuru vekili ve ... ... vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Temyiz olunan Mahkeme kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi gereğince davalı ... yararına BOZULMASINA,Aşağıda yazılı bakiye temyiz harçlarının temyiz eden davalı ... ... terekesi tasfiye memuru ile davalı ... ...'a yükletilmesine,Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davalı ... ...'ya iadesine,1086 sayılı Kanun'un 440. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,26.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.