Anahtar kelimeler: Anneannesi Yarıya Kargir İnançlı Mevkii Katlı Yarı Payını Devretmesi Hissedar
3. Hukuk Dairesi         ███████ E.  ,  █████████ K.
    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

    SAYISI : █████████ E., █████████ K.
    İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 6. Asliye Hukuk Mahkemesi
    SAYISI : ███████ E., 2024/8 K.
    Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
    I. DAVA
    Davacı vekili; tarafların İzmir İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... Mevkii, 626 ada, 1 parselde kayıtlı 108 m², 3 katlı kargir ev niteliğindeki taşınmazda yarı yarıya hissedar olduklarını, müvekkilinin payını dava dışı anneannesi ... devretmesi üzerine davalı tarafça dava dışı ... İzmir 11. Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ E., ████████ K. sayılı dosyasıyla, inançlı işleme dayalı tapu iptal ve tescil davası açıldığını ve davanın reddedildiğini, bunun üzerine davalı tarafından müvekkilin imzası taklit edilerek sahte imza ve sahte yazı ile 14.05.2009 tarihli "Taahhütname" başlıklı sahte bir inançlı işlem sözleşmesi tanzim edilerek İzmir 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ E., ████████ K. sayılı dosyasıyla inançlı işleme dayalı tazminat davası açıldığını, söz konusu sahte sözleşme nedeniyle sahtelik iddiasında bulunulduğunu ancak sahtecilik iddiasının ön sorun olarak incelenmediğini, yazı veya imza incelemesi yapılmadığını, işbu dosyanın istinaf aşamasında olduğunu, ayrıca söz konusu evraka ilişkin olarak davalı aleyhine İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının ██████████ sayılı soruşturma dosyası üzerinden suç duyurusunda bulunulduğunu belirterek, "Taahhütname" başlıklı ve 14.05.2009 tarihli inançlı işlem sözleşmesinin iptalini istemiştir.
    II. CEVAP
    Davalı vekili; davacı tarafça harca esas değerin gösterilmediğini, davacı ile dava dışı Münise arasında yapılan işlemde muvazaa olduğunu, taahhütnamedeki imzanın davacıya ait olduğunu, taraflar arasında imzalanan belgenin sonradan bulunması üzerine, reddedilen tapu iptali ve tescil davasına ilişkin olarak İzmir 11. Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ E. sayılı dosyası ile yargılamanın yenilenmesinin istendiğini, bu konuda herhangi bir değerlendirme yapılmadığından davanın reddedildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; "Taahhütname" başlıklı 14.05.2009 tarihli belgeye İzmir 11. Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ E. sayılı dosyasında sahtelik itirazında bulunulduğunu, sahteliği iddia edilen bu belgedeki imzanın davacı ... tarafından kabul edildiği, Mahkemece bu nedenle 14.05.2009 tarihli belgedeki imza inkar edilmediğinden ve yazı yaşı tespiti de teknik olarak mümkün olmadığından grafolojik inceleme yaptırılmadığı, davacı tarafça bu belgedeki yazıların sonradan yazıldığı, belgenin bu nedenle sahte olduğu iddiasıyla İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunulduğu, Cumhuriyet Savcılığı tarafından, belgedeki imzanın sahteliği hakkında bir iddia bulunulmadığı, belge üzerindeki yazıların kime ait olduğunun belgenin sahteliği açısından bir öneminin olmadığı gerekçesiyle, takipsizlik kararı verildiği, takipsizlik kararına yapılan itirazın reddedildiği, kararın henüz kesinleşmediği, kaldı ki eda davalarında, geçersizliği defi olarak ileri sürülebilecek sahtelik iddiasının tek başına tespiti isteminde bulunmakta hukuki yarar olmadığı gerekçesiyle, davanın usulden reddine karar verilmiş; süresi içinde, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
    IV. İSTİNAF
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; süresi içinde, davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.
    V. TEMYİZ
    A. Temyiz Sebepleri
    Davacı vekili; mevzuat gereği sonradan gelişen olayların iddianın ve savunmanın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağı dışında kalacağını, imza incelemesi yapılmasını istediklerini, sonradan ortaya çıkan bir sebeple o zaman için bu hususa itiraz edilmediğini, fakat gerçeğin sonradan öğrenildiğini, işbu davanın imza incelemesine ilişkin olduğunu, taleplerin farklı olduğunu, belge aslını sunmaktan imtina eden tarafın aleyhine değerlendirme yapılacağını, işbu davanın tespit niteliğinde bir dava olduğunu, işin esasına girilip belgede imza incelemesi yapıldıktan sonra karar verilmesi gerektiğini, eda davasında belgenin sahteliğinin ileri sürülebileceği gibi ayrı bir dava yoluyla da bunun talep edilebileceğini ifade ederek; kararın bozulmasını talep etmiştir.
    B. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
    Uyuşmazlık, sahtelik iddiasına dayalı sözleşmenin iptali istemine ilişkindir.
    1. Temyizen incelenen Mahkeme kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamasına göre; davacı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekmektedir.
    2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 204/1 maddesi uyarınca; "İlamlar ile düzenleme şeklindeki noter senetleri, sahteliği ispat olunmadıkça kesin delil sayılırlar."
    Birinci davada verilmiş olan hüküm, aynı taraflar arasında aynı dava sebebine dayanarak aynı konuya ilişkin olarak açılan ikinci davada kesin hükme bağlanmış olan husus yönünden kesin delil teşkil eder. Aynı taraflar arasında aynı dava sebebine dayanarak ve aynı hukuki ilişki hakkında açılan ikinci davanın konusu, birinci davadakinden farklı olsa bile iki davanın da temelini oluşturan aynı hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığı hakkında (birinci davada) verilmiş olan (kesin) hüküm, ikinci davada kesin delil teşkil eder.
    İzmir 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 22.12.2022 tarihli ve ████████ E., ████████ K. sayılı ilamıyla; davacı ... tarafından, davalılar ... ve ... karşı 14.05.2009 tarihli inanç sözleşmesine aykırılıktan kaynaklı tazminat davası açıldığı, sahteliği iddia edilen bu belgedeki imzanın davalı ... tarafından kabul edildiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verildiği; Mahkeme kararının taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin 03.12.2024 tarihli ve ████████ E., █████████ K. sayılı ilamıyla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak, davanın kısmen kabulüne, 238.084,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...'ten tahsiline, davalı Münise yönünden davanın reddine karar verildiği; Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 12.03.2025 tarihli ve ████████ E., █████████ K. sayılı ilamıyla, davalılar vekilinin temyiz dilekçesinin miktar itibariyle reddine karar verildiği ve aynı tarih itibariyle kararın kesinleştiği anlaşılmıştır.
    Hal böyle olunca, İlk Derece Mahkemesince, 14.05.2009 tarihli inanç sözleşmesine ilişkin olarak davalı ... tarafından, davacı ... aleyhine tazminat istemiyle açılan davada, sahteliği iddia edilen inanç sözleşmesindeki imzanın ... tarafından kabul edildiği ve bu kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği, Mahkemece, bu yöndeki tespitin eldeki dava açısından kesin delil teşkil ettiği anlaşıldığından, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, sahtelik davasının bir tespit davası niteliğinde olmayıp HMK'nın 208/3 maddesinde belirtildiği üzere müstakil bir davaya konu edilebileceği hususu göz ardı edilerek; eda davalarında, geçersizliği defi olarak ileri sürülebilecek sahtelik iddiasının tek başına tespiti isteminde bulunmakta hukuki yarar olmadığı gerekçesiyle, davanın usulden reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
    Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/2 maddesi uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılarak, temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının ve gerekçesinin düzeltilerek onanması gerekir.
    VI. KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    1.Davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE,
    2.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
    3.İlk Derece Mahkeme kararının hüküm fıkrasının (1) numaralı bendinde yer alan "Davacının davasının USULDEN REDDİNE" ibaresinin çıkartılarak yerine, "Davanın reddine" ibaresinin yazılması suretiyle hükmün ve yukarıda açıklandığı üzere gerekçesinin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
    Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine,
    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
    26.06.2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!