Anahtar kelimeler: Satımdan Şehircilik Hamilinin Birisi Vade İstirdat Çeklerin Keşide Meşru Şubesinin

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : ████████ EsasKARAR NO : ████████DAVA : İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : █████/2025KARAR TARİHİ : █████/2025GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH : █████/2025Mahkememizde görülmekte olan İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... Bankası A.Ş. ... Şubesinin .... seri numaralı 30.04.2024 keşide (vade) tarihli, keşide yeri İstanbul olan 450.000,00 TL bedelli ve ... Bankası A.Ş. .... Şubesinin ... seri numaralı 31.05.2024 keşide (vade) tarihli, keşide yeri İstanbul olan 453.000,00 TL bedelli çeklerin .... Şehircilik İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi tarafından müvekkili ... lehine keşide edildiğini, ...nun, keşideci şirketin yetkililerinden birisi olduğunu, çeklerin müvekkilinin şahsi işleri için kullanılmak üzere müvekkili lehine keşide edildiğini, anılan çeklerin meşru hamilinin müvekkili olduğunu, müvekkili tarafından cirolanmış bir şekilde elindeyken çeklerin kaybolduğunu, zayi olan çeklerin vade tarihinin 30.04.2024 ve 31.05.2024 tarihleri olsa da ve ibraz tarihi geçmiş olsa da müvekkilinin imzasının taklit edilerek çeklerin tahrif edilmesi ve vade tarihinde değişiklik yapılması riski bulunduğundan Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi .... E. Sayılı dava dosyası ile 20.12.2024 tarihinde hasımsız olarak kıymetli evrak iptali davası açıldığını, 27.12.2024 tarihinde mahkemece ödeme yasağı kararı verilmiş ve bu karar bankaya bildirilmiş olduğunu, ilgili mahkeme tarafından Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi Müdürlüğü'ne yazılan yazı ile TTSG'de 3 kez yayınlanması yönünde talimatta bulunulduğunu, TTSG'de yapılan ilanlar neticesinde müvekkili çeklerin iptal edilmesini beklerken çekleri elinde bulunduran davalı tarafından dava dosyasına müdahil olunmuş ve bunun üzerine mahkemece tarafımıza istirdat davası açılması için süre verilmiş olduğunu, mahkeme tarafından davaya konu ... Bankası A.Ş. ... Şubesinin ... seri numaralı 30.04.2024 keşide (vade) tarihli, keşide yeri İstanbul olan 450.000,00 TL bedelli ve ... Bankası A.Ş. ... Şubesinin .... seri numaralı 31.05.2024 keşide (vade) tarihli, keşide yeri İstanbul olan 453.000,00 TL bedelli çeklerin davalı elinde olduğu bildirildiği, daha önce de belirtildiği üzere açılan çek iptali davası, çekleri elinde bulunduran kötü niyetli kişilerce çeklerin üzerinde tahrifat yapılması ihtimali olması sebebiyle açıldığını, gerçekten de çekleri elinde bulunduran davalının ... Bankası A.Ş. ... Şubesinin ... seri numaralı 30.04.2024 keşide (vade) tarihli çekin 27.12.2024 keşide tarihli olduğunu, ... Bankası A.Ş. ... Şubesinin ....seri numaralı 31.05.2024 keşide (vade) tarihli çekin 21.12.2024 keşide tarihli olduğunu ve çeklerin meşru hamili olduğunu belirtmekte kötü niyetli olduğunu ortaya koymakta olduğunu, .... Bankası A.Ş. ... Şubesinin ... seri numaralı çekin müvekkilinin elinden çıktığı halindeki keşide tarihi 30.04.2024, ... Bankası A.Ş. .... Şubesinin .... seri numaralı çekin müvekkilinin elinden çıktığı halindeki keşide tarihi 31.05.2024 olup çeklerin keşide tarihinde daha sonra elinde bulunduran davalı tarafça tahrif edildiğini, davalı tarafça ibraz tarihi geçmesi sebebiyle kambiyo vasfını yitiren çeklerin vade tarihinde tahrifat yapılarak müvekkilinin rızası dışında imzası/parafı taklit edildiğini belirterek; ... Bankası A.Ş. .... Şubesinin ... seri numaralı 30.04.2024 keşide (vade) tarihli, keşide yeri İstanbul olan 450.000,00 TL bedelli ve ... Bankası A.Ş. ... Şubesinin .... seri numaralı 31.05.2024 keşide (vade) tarihli, keşide yeri İstanbul olan 453.000,00 TL bedelli çeklerin davalıdan İSTİRDATINA, müvekkilinin haklı hamil olduğunun tespitine ve çeklerin müvekkile teslimine, davanın devamı süresince dava konusu tahrif edilen çekler hakkında verilen ÖDEME YASAĞI KARARININ DEVAMINA ve her türlü icra takiplerinin ihtiyati tedbir yoluyla durdurulmasına, davalının %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına MAHKUM EDİLMESİNE, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:Dava; çek istirdadı istemine ilişkindir.Dosya üzerinde yapılan inceleme sırasında arabuluculuk son tutanak aslının dosya içeriğinde olmadığı görülmüştür.Büyükçekmece, Küçükçekmece ve Bakırköy Arabuluculuk bürolarından; mahkememiz dosyası tarafları arasında arabuluculuğa başvuruda bulunup bulunmadığının mahkememize bildirilmesi istenmiş, gelen yazı cevaplarında taraflar arasında herhangi bir arabuluculuk başvurusu yapılmadığı hususu celp edilerek dosya kapsamına kazandırılmıştır.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)’nın 114 maddesinde, dava şartları açıkça sayılmış olup, mahkeme tarafından resen gözetilir.HUAK m. 18/A (2) hükmünde dava şartı arabuluculuğa mutlaka dava açmadan önce başvurulması zorunlu tutulmuştur. HMK 114/2 ye göre (2) Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır. denilerek özel kanunlarla da özel dava şartı getirildiğinden resen inceleme yapılacağı sabittir.6102 sayılı Kanun'un dava şartı olarak zorunlu arabuluculuğa ilişkin 5/a maddesi şu şekildedir: "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." Bu kapsamda; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması 01 Eylül 2023 tarihinden itibaren dava şartıdır.İlgili hükümden görülebileceği üzere 6102 sayılı Kanun'un 5/a maddesinde yapılan değişiklik ile menfi tespit ve istirdat davaları da dava şartı zorunlu arabuluculuk uygulaması kapsamına alınmış olup, menfi tespit ve istirdat talepli davalarda dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulması zorunlu hale gelmiştir.Dava tarihinin 01.09.2023 tarihinden sonra olduğu, davacının dava dilekçesinde öne sürdüğü taleplerin çek istirdatına ilişkin olduğu, davaya konu çeki elinde bulunduran kişiye karşı önceki ciranta konumunda olan davacının ilgili çekin davalıdan alınarak davacıya verilmesine yönelik çek istirdatı talebinin aynı zamanda davacının davalıya borçlu olmadığına yönelik menfi tespit talebini de kapsadığı, zira davanın sonunda istirdat talebinin kabulüne karar verilmesi halinde davaya konu çekin davalının elinden alınarak davacıya verilmesi sonucunu doğuracağı bu suretle davalının davacıdan alacak talebinde bulunamayacağı ve yine ilgili çek yönünden çeke bağlı hak ve alacak taleplerinin davacı tarafından öne sürülebileceği bu doğrultuda çek istirdatı talebinin menfi tespit ve çeke bağlı haklar yönünden alacak talebini içerdiği anlaşılmaktadır.Nitekim kanun koyucu tarafından istirdat davasının bu özellikleri gözetilerek 6102 sayılı Kanun'un 5/a maddesinde yapılan değişiklik ile uygulamada yaşanan tereddütlerin giderilmesi için menfi tespit ve istirdat davaları da kanun hükmünde açıkça belirtilmek suretiyle zorunlu arabuluculuk uygulamasının kapsamı genişletilmiştir. Nitekim Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi █████/2024 Tarih ... Esas ... Karar sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeler yapılmıştır: ''...Dava, 6102 sayılı TTK m. 792 hükmüne istinaden açılan çek istirdadı talebine ilişkindir.7445 sayılı Kanun'un m. 31 hükmü ile 6102 sayılı TTK m. 5/A hükmünde yapılan değişiklik ile uygulamada ortaya çıkan tereddütlerin giderilmesi amacıyla maddeye açıklık getirildiği, davanın 6102 sayılı TTK m. 792 hükmü uyarınca çek istirdadı talebine ilişkin olduğu ve 6102 sayılı TTK m. 4(1)-a kapsamında mutlak ticarî dava olduğu ve konusunun da bir miktar para olduğu, kanunda istisna belirtilmeden istirdat davalarının dava şartı arabuluculuk kapsamında kabul edildiği, bir miktar paranın tahsilini amaçlayan istirdat davaları gibi, somut olayda parasal değeri olan bir şeyin aynen iadesi talebini içeren istirdat davalarının da █████/2023 tarihinden itibaren dava şartı (zorunlu) arabuluculuk kapsamında olduğu, dava konusu çekin de üzerinde yazılı meblağ kadar parasal değer içerdiği ve çek istirdadı davasının aynı zamanda konusunun bir miktar para olduğu anlaşıldığından, eldeki davanın dava şartı arabuluculuk kapsamında olduğu...'' belirtilmiştir.Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi ... Esas ... Karar sayılı kararında da benzer uyuşmazlıkta aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:"İstirdat davası olarak nitelenen bu dava, özü itibariyle menkullerin iadesini sağlamak için açılan menkul davası niteliğindedir. Medenî hukukta bu dava gasp, çalınma veya zayi hâllerinde sadece kötü niyetli değil, iyi niyetli hamile karşı da açılmakta ise de, kambiyo senetleri yönünden bir sınırlama getirilmiş ve aynî haklardaki genel prensipten ayrılmak suretiyle, söz konusu davanın yalnızca kötü niyetli veya senedi iktisabında ağır kusuru bulunan kimselere karşı açılabileceği esası benimsenmiştir. Bu tür davalarda, davacının senedin rızası hilafına elinden çıktığını ve senedi elinde bulunduran şahsın kötü niyetli veya iktisabında ağır kusurlu olduğunu ispat etmesi gerekir (Öztan, Fırat: Kıymetli Evrak Hukuku, Ankara 2000, s. 294). Bu kapsamda yukarıda anılan kanunî düzenleme, emre yazılı çeklerle ilgili olarak, hâmile yazılı senetlere ilişkin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 990. maddesine paralel bir koruma sağlamakta olup bahse konu maddeye göre, “Zilyet, iradesi dışında elinden çıkmış olsa bile, para ve hamile yazılı senetleri iyiniyetle edinmiş olan kimseye karşı taşınır davası açamaz.” Ancak hâmilin çeki kötü niyetle iktisap ettiği veya iktisabında ağır kusuru bulunduğu takdirde iade davası açılabilecektir. 6102 sayılı TTK’nın 792. maddesinde belirtilen kötü niyetten maksat, senedin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıktığını bilmek veya bilebilecek durumda bulunmaktır. Ağır kusur ise, senedin iktisabında olağan özenin gösterilmemesini ifade eder. Yine, 6102 sayılı TTK’nın 792. maddesindeki “Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa...” ibaresi, çekin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıkmış olmasını, yani çalınmasını, tehdit ya da hile ile alınmasını, kaybedilmesini veya rıza ile fakat devri sakatlayan hukuki olgularla elden çıkmasını ifade etmektedir. Ancak çeki çalan veya hile ile hamilinden alan ya da bulan kişinin senedi ciro ile devretmesi hâlinde, bunu bilmeyen ve bilebilecek durumda da olmayan, başka bir deyişle kötü niyetli ve ağır kusurlu bulunmayan yeni hâmil korunur. Bu tür davalarda, çekin önceki hâmilin elinden rızası hilafına çıkarak yeni hâmil tarafından kötü niyet veya ağır kusur ile iktisap edildiği iddiasını ispat külfeti davacıya ait olup anılan olgular tanık dâhil her türlü delile kanıtlanabilir (Bkz. Yargıtay HGK'nın █████/2021, E. ███████-159, K. ████████ tarih ve sayılı kararı). 7155 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile 6102 sayılı TTK'ya eklenen dava şartı olarak arabuluculuk başlıklı 5/A maddesinde; "(1) Bu kanunun 4'üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." düzenlemesi getirilmiştir. Ticarî davalarda arabulucuya başvuru zorunluluğu getiren TTK m. 5/A(1) hükmü █████/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanunun 31 inci maddesiyle bu fıkrada yer alan “paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında” ibaresi “para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında,” şeklinde değiştirilmiştir.█████/2023 tarihinde yürürlüğe giren 7445 sayılı Kanun'un m. 31 hükmü ile değişik 6102 sayılı TTK m. 5/A hükmünün son hâli "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." şeklinde olup, eldeki davanın █████/2023 tarihinde açılmış olması nedeniyle olayda uygulanması gereken hüküm budur.Yukarıda anılan ilke ve esaslar çerçevesinde yapılan değerlendirmede; 7445 sayılı Kanun'un m. 31 hükmü ile 6102 sayılı TTK m. 5/A hükmünde yapılan değişiklik ile uygulamada ortaya çıkan tereddütlerin giderilmesi amacıyla maddeye açıklık getirildiği, davanın 6102 sayılı TTK m. 792 hükmü uyarınca çek istirdadı talebine ilişkin olduğu ve 6102 sayılı TTK m. 4(1)-a kapsamında mutlak ticarî dava olduğu ve konusunun da bir miktar para olduğu, kanunda istisna belirtilmeden istirdat davalarının dava şartı arabuluculuk kapsamında kabul edildiği, bir miktar paranın tahsilini amaçlayan istirdat davaları gibi, somut olayda parasal değeri olan bir şeyin aynen iadesi talebini içeren istirdat davalarının da █████/2023 tarihinden itibaren dava şartı (zorunlu) arabuluculuk kapsamında olduğu, dava konusu çekin de üzerinde yazılı meblağ kadar parasal değer içerdiği ve çek istirdadı davasının aynı zamanda konusunun bir miktar para olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf itirazları yerinde görülmemiştir."Yukarıda yer verilen Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi .... Esas ... Karar sayılı kararı temyiz edilmekle Yargıtay ... Hukuk Dairesi tarafından incelenmiş ve Yargıtay .... Hukuk Dairesi .... E., ... K. Sayılı temyiz incelemesi kararında 25.12.2024 tarihinde aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:"Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir."Tüm dosya kapsamı ve yukarıdaki yasal düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde; Ticari davalarda alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmuş olmasının dava şartı olarak kabul edildiği, İş bu davanın █████/2025 tarihinde açıldığı, Küçükçekmece, Büyükçekmece ve Bakırköy Arabuluculuk Bürolarından gelen yazı cevapları ile taraflar arasında herhangi bir arabuluculuk başvurusu yapılmadığının bildirildiği, davacı vekilinin █████/2025 tarihli beyan dilekçesi ile arabuluculuk başvurusunda bulunmaksızın dava açıldığının beyan edildiği, dava tarihi itibariyle arabulucuya başvurulmaksızın davanın açıldığının sabit olduğu, söz konu dava şartının tamamlanabilir bir dava şartı da olmadığı, bu itibarla arabulucuya başvurulmaksızın açıldığı sabit olan davanın, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiştir.HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;1-Davanın 6102 sayılı TTK.nın 5/A-1, HMK'nın 114/2. ve 115/2. maddeleri gereğince dava şartı yokluğu sebebiyle USULDEN REDDİNE,2-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 615,40-TL harcın davacı tarafça peşin yatırılan 15.420,99-TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 14.805,59-TL harcın harcın dosya kesinleştiğinde talep halinde davacıya İADESİNE,3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,4-Kullanılmayan gider avansının HMK 333. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra DAVACI TARAFA İADESİNE, 5-HMK'nın uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara TEBLİĞİNE,Dair, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 ila 360'ncı madde hükümleri uyarınca, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda karar verildi. █████/2025Katip ... Hakim ...