Anahtar kelimeler: Davaitirazın Satıma Aslına Etmişse Satımdan Ferilerine Faturanın Durduğunu Oranına Birer

T.C.
İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO:████████ EsasKARAR NO:████████DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)DAVA TARİHİ:█████/2023KARAR TARİHİ:█████/2025Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında alım satıma dayalı olarak ticari ilişki bulunduğunu, uyuşmazlık konusu icra takibine dayanak olan ve işbu dilekçe ekinde birer sureti sunulan 26 adet faturanın toplam tutarı 23.802,10-USD ödenmediğinden davalı aleyhine .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasıyla icra takibine başlandığını, davalı tarafından yapılan itiraz üzerine takibin durduğunu, davalı borçlunun itirazının haksız ve kötü niyetli olduğunu, davalının itiraz dilekçesinde her ne kadar müvekkili şirkete borcu bulunmadığını, borcun aslına, fer'ilerine, faize ve faiz oranına itiraz ettiğini beyan etmişse de taraflar arasındaki hukuki ilişkinin varlığı, tarafların defter kayıtları ve banka kayıtlarından anlaşılacağını, müvekkilinin davalı borçludan alacaklı olduğunun açık olduğunu, uyuşmazlık konusu icra takibine dayanak olan faturaların irsaliyeli fatura olduğunu yasal süresi içerisinde faturalara itiraz edilmediğini, faturaların da iade edilmediğini, alacaklı müvekkilinin usulüne uygun olarak kesilen faturalara dayanan alacağının tahsili için yasal yollara başvurulmasında hukuka aykırılık bulunmadığını, bu nedenlerle davalının itirazlarının dayanaktan yoksun kaldığını, davalının faize itiraz ettiğini belirtmişse de her iki tarafın da tacir olduğu, işin niteliği gereği ticari olduğunu ve davalı tarafın anılan faturalardan haberdar olmasına rağmen yasal süresi içerisinde faturaya itiraz etmeyip faturayı iade de etmediğini sabit olduğundan uyuşmazlık konusu alacağa faiz işletilmesinde ve faiz oranında da hukuka aykırılık bulunmadığını, dolayısıyla davalı borçlunun bu husustaki itirazlarının da dayanaktan yoksun kaldığını, davayı ikame edebilmek bakımından dava şartı olan arabuluculuğa başvurulduğunu, davalının müvekkilinin alacağının tahsilini güçleştirme amacı taşıdığından davalı tarafından yapılan itirazın iptalini, takibin devamını, borçlunun likit alacağa yaptığı itirazın haksız ve kötü niyetli olması sebebiyle İİK hükümleri uyarınca dava konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ettiklerini, davalı borçlunun .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaliyle takibin devamına, müvekkilinin likit alacağına karşı yaptığı itirazın haksız ve kötü niyetli olan davalı borçlu aleyhine dava konusu alacağın %20'sinden aşağı olamamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davacı tarafın dava dilekçesinde ileri sürdüğü iddiaları kabul etmediklerini, davacının mal faturası olarak düzenlenen faturalara dayalı olarak takip başlatmış olduğunu, müvekkilinin söz konusu faturalara karşı ödemelerini yaptığını, müvekkili şirketin davacı tarafa herhangi bir borcu bulunmadığı gibi aksine davacı taraftan alacaklı olduğunu, taraflara ait ticari defter ve belgeler incelendiğinde haklı olduklarının anlaşılacağını, davacı tarafça açılan davanın reddine, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere müvekkili şirket lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama masrafları ve ücreti vekaletin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER:.... İcra Dairesi'ne müzekkere yazılarak ... esas sayılı dosyasının mahkememize gönderilmesi istenilmiştir. █████/2024 tarihinde bilirkişi ... ve ...'nın sunmuş olduğu bilirkişi raporunda ; " Dosya mevcudu, davacı ve davalı şirketin 2016, 2017, 2018, 2019, 2020 ve 2021 yıllarına ait ticari defterleri, dava ve icra dosyası ile yine bu kayıtların dayanağı belgelerin muhasebesel ve hukuki yönden tetkiki sonucunda ve raporumuzun içinde açıklanan nedenlerle;5.1 İncelenen davacı şirkete ait 2016, 2017, 2018 ve 2019 yılı ticari defterlerinin açılış tasdikleri ile kapanış tasdiklerinin yasal süresinde TTK. Hükümlerine göre usulüne uygun tasdik edildiği, davacı şirkete ait 2020 ve 2021 yılı ticari defter ve belgelerinin Elektronik Defter Genel Tebliği usul ve esaslarına göre tutulduğu, Elektronik Defterler ile Envanter defterinin yasal üresinde onaylandığı ve davacı şirketin 2016, 2017, 2018, 2019, 2020 ve 2021 yılı ticari defterlerinin TTK. Hükümlerine göre usulüne uygun tutmuş olduğundan davacı şirketin 2016, 2017, 2018, 2019, 2020 ve 2021 yıllarına ait ticari defterlerinin sahibi lehine delil niteliği taşıdığı,5.2 İncelenen davalı şirkete ait 2016, 2017, 2018, 2019, 2020 ve 2021 yılı ticari defterlerinin açılış tasdikleri ile kapanış tasdiklerinin yasal süresinde TTK. Hükümlerine göre usulüne uygun tasdik edildiği, davalı şirketin 2016, 2017, 2018, 2019, 2020 ve 2021 yılı ticari defterlerinin TTK. Hükümlerine göre usulüne uygun tutmuş olduğundan davalı şirketin 2016, 2017, 2018, 2019, 2020 ve 2021 yıllarına ait ticari defterlerinin sahibi lehine delil niteliği taşıdığı,5.3 Uyuşmazlığın kur farkından kaynaklandığı, taraflar arasında kur farkına yönelik bir sözleşme bulunmadığı, fiili uygulamanın da tespit edilemediği 5.4 Yargıtay Uygulaması ile ÇEK ve BONO ile yapılan ödemeler yönelik farklı ilkeler geliştirildiği, bu amaçla ödemede kullanılan her bir senet bakımından teslim ve ödeme tarihlerinin bilinmesi gerektiği, ticari defterlere geçirilen senet ve bonoların niteliklerinin kayıtlarda belirtilmediği, vadelerinin anlaşılamadığı, bir işlemle birden fazla senedin kayda geçirildiği anlaşıldığından, her iki taraf için kayda geçirilen her bir BONO ve ÇEKE yönelik teslim tesellüm belgelerinin ibrazı ile karşı tarafın denetimine sunulması üzerine, belirtilen ödemelerin mahsubu işleminin yapılabileceği görüş ve kanaatine varılmış bulunmaktadır." şeklinde görüş bildirmişlerdir. █████/2025 tarihinde bilirkişi ... ve ...'nın sunmuş olduğu bilirkişi ek raporunda ; " A. Kök raporda ortaya konan sonuç olmak üzere ; 5.4 Yargıtay uygulaması ile ÇEK ve BONO ile yapılan ödemeler yönelik farklı ilkeler geliştirildiği, bu amaçla ödemede kullanılan her bir senet bakımından teslim ve ödeme tarihlerinin bilinmesi gerektiği, ticari defterlere geçirilen senet ve bonoların niteliklerinin kayıtlarda belirtilmediği, vadelerinin anlaşılamadığı, bir işlemle birden fazla senedin kayda geçirildiği anlaşıldığından, her iki taraf için kayda geçirilen her bir BONO ve ÇEKE yönelik teslim tesellüm belgelerinin ibrazı ile karşı tarafın denetimine sunulması üzerine, belirtilen ödemelerin mahsubu işleminin yapılabileceği görüş ve kanaatine varılmış bulunmaktadır. Yönündeki kanaate uygun belge sunulmadığı,B. Sunulan belge üzerinde yapılan farazi hesaplamada davacının kendi defter kayıtlarına göre 4.354,82 USD kur farkı alacağı talep edebileceği sonucuna varılabileceği, ancak bu hususun sadece davacının defterlerine dayanılarak karar verilmesi anlamına geleceği,C. Davalının usulüne uygun defterlerinin davacı alacağının aksini göstermek itibariyle HMK 222/3 gereğince davacının ticari defterlerini delil niteliğinde ortadan kaldırdığı, sonucuna varılmaktadır. " şeklinde görüş bildirmişlerdir. GEREKÇE:Dava, taraflar arasındaki hizmet sözleşmesine dayalı düzenlenen fatura alacağına ilişkin takipte itirazın iptali talebine ilişkindir. İcra İflas Kanunu’nun 67. maddesine göre takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkûm edilir.İtirazın iptali davalarında dava konusu farklı sebeplere dayanabileceği için görev ve yetki hususu, dava konusunun niteliğine göre HMK ve özel kanunlar çerçevesinde gözetilmesi gerekir.İtirazın iptali davaları, icra takibine bağlı davalar olup, takibe dayanak belgelere bağlı olarak yargılama yapılır. Yargıtay HGK’nun █████/2020 tarih, ...E. ve... K. sayılı ilamında belirtildiği üzere itirazın iptali davaları icra takibine bağlı davalardır. Alacağın varlığının genel hükümlere göre ispatlanması imkânı, takip talebinde yer alan borç sebebinden ve takip dayanağından uzaklaşmak anlamında düşünülmemelidir. Burada sadece icra mahkemesinin dar yetkisi nedeniyle inceleyemediği delillerin genel mahkemede serbestçe ancak borca bağlı olarak ileri sürülmesi olanağının varlığı söz konusu olmaktadır. Bu sebeple itirazın iptali davalarında alacaklı, takipte dayanmadığı belgeler dışındaki başka belgelere dayanamaz. Bu davaların konusu, icra takibine konu alacağın varlığıdır. Bu yönüyle itirazın iptali davalarının alacak davalarından farklı bir yönü bulunmamaktadır.Davacı alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için davalı borçlunun itirazında haksız olması ve alacağın likit olması gerekir. Alacağın likit olmasından kasıt, alacağın belirlenebilir olmasıdır. İstanbul BAM 12. HD’nin...Esas ve... Karar sayılı ilamında bir alacağın likit olmasında ‘ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi’ ölçütünün uygulanması gerektiği vurgulanmıştır. Bunun yanında davalı borçlu yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için alacaklının takibinde haksız olması ve kötü niyetli olması gerekir.Dava konusu takip dosyasının incelenmesinde takibin usul ve yasaya uygun olduğu, takipte yapılan itirazın ve açılan davanın süresinde olduğu görülmüştür. Mahkememizce yapılan yargılama sonucu verilen kabul kararı istinaf incelemesinde kaldırılmıştır. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile usulüne uygun olan davacının ticari defterlerine göre hazırlanan bilirkişi raporuna göre, davacı taraf ile davalı taraf ticari defter kayıtlarının birbiriyle örtüşmediği zira tarafların defter kayıtlarına geçirilen senet ve bonolar yönünden vade tarihlerinin anlaşılmadığı senet ve bonoya ilişkin bilgilerinin tespitinin yapılamadığı, mahsup işlemlerinin bu sebepler ile gerçekleşmediği, mahkememizce bu işlemlerin gerçekleşmesi ve inceleme yapılması yönünden ek rapor alınması kararı verilmiş olsa da bilirkişi raporu ile tarafların ek beyan doğrultusunda bilgi ve belgeyi dosyaya sunmadığı tespiti yapıldığı, tüm bu sebepler ile davacı ve davalı ticari defter ve kayıtlarının örtüşmediği, farklılığın davacı tarafından bilgi ve belgelerle sebebinin ortaya konulmadığı, anlaşıldığından mevcut bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde davacının davasını kanıtlayamadığı kanaatine ulaşılarak davanın reddine karar vermek gerekmiş olup, kötüniyet tazminat talebinin ispatlanamadığından reddi ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden;1-Davanın REDDİNE,2-Kötü Niyet Tazminatı Talebinin REDDİNE,3-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL harcın mahsubu ile fazladan alınan 2.459,59-TL'nin yatıran tarafa iadesine,4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 172.186,00-TL nisbi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,6-Zorunlu arabuluculuk başvurusu nedeniyle devletçe karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 7-Fazla yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının dosya kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, Dair, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.█████/2025Katip ...e-imzalıdır Hakim ...e-imzalıdır