Anahtar kelimeler: Sinopta Ünün Karın İnşaattan Girdiklerini Üstlenileceği İşine Yapım İşinin Bitiminde

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : ████████ E., ████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 9. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : ████████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkili ile davalının memleketleri olan Sinop'ta ortak bir inşaat yapım işine girdiklerini, anlaşmaya göre işin resmi kaydının davalı adına olacağı, tüm maliyet ve yapım işinin ise müvekkilince üstlenileceği, işin bitiminde ise kat karşılığı alınan ve yapılacak inşaattan elde edilecek karın 1/3'ünün davalıya, geri kalan 2/3'ünün ise müvekkiline ait olacağının kararlaştırıldığını, müvekkilinin davalı ile anlaştığı üzere inşaat işini alıp tamamladığını, davalıya da anlaşılan 1/3 hisse oranı karşılığının verildiğini, ancak davalının başka sorun ve borçları nedeniyle müvekkilinin de zor durumda kalması nedeniyle eldeki mezkur inşaat yapımı kapsamında iş bu menfi tespit davasını açmak zorunda kaldığını, inşaat işinin davalının şahıs şirketi üzerinden yürütülmesi konusunda varılan anlaşma ile müvekkilinin inşaata başladığını, inşaat işinin davalının ismi üzerinden yürütülmesi dışında davalının tek bir iş dahi yapmadığını, herhangi bir maddi katkı sağlamadığını, inşaata başlandıktan sonra müvekkilinin peyderpey para gönderdiğini, ödemelerin tamamının müvekkili tarafından yapıldığını, müvekkilin 1/3 kar ortağı olan davalının faili olduğu cinayet olayı gerçekleşmeden önce dairenin birini satıp inşaat ile alakalı kalan borçları verdiğini söylediğini ve yaklaşık 100.000,00 TL'yi müvekkiline gönderdiğini, davalının faili olduğu cinayet olayın gerçekleştiği tarihte inşaatın neredeyse tamamının bittiğini, müvekkilinin inşaatta kalan küçük eksiklikleri tamamladığını ve binanın iskanını alarak hak sahiplerine teslim ettiğini, davalının cinayet olayının gerçekleştiği tarihten tahminen 2-3 gün sonra müvekkil ile aralarında olan anlaşma gereğince, müvekkiline ait olan tapuları cezaevinden dava dışı şahsa verdiği vekaletname ile kendi üzerine aldırdığını, davalının işlemiş olduğu cinayet sebebiyle hakkında Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ E. sayılı dosyası ile açılan dava nedeniyle sıkıntı yaşadığını, söz konusu davada müvekkilinin de davalı olarak yer aldığını, o davada inşaat işinin tamamen davalıya ait olduğu ve davalı ile aralarında muvazaa olduğunun iddia edildiğini, ancak davalının bu inşaatı yapabilecek bilgi birikimi ve tecrübesi bulunmadığı gibi maddi gücünün de bulunmadığını ileri sürerek; müvekkilinin davalıya aralarındaki inşaat yapım işinden dolayı herhangi bir borcu bulunmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalı vekili; davacı ile ortaklığın müvekkilinin koyduğu sermaye ile başladığını, ortaklık sürecinde müvekkilinin sermaye koymasının yanı sıra inşaat işleriyle, davacının ise tamamlanan inşaattaki dairelerinin satış ve pazarlama işleri ile uğraştığını, müvekkilinin ortaklık için sermaye ya da emek koymadığı yönündeki davacı iddiasının yersiz olduğunu, davacının müvekkili ile ortaklıkları süresinde müvekkili tarafından konulan sermayeyi şahsi ihtiyaçları için kullandığını, inşaat işinin başlangıcından yaklaşık 10 ay sonra davacının paraya sıkıştığını ve yapımı tamamlanmayan evleri rayicinden çok düşük miktarlara satmak durumunda kaldığını, mali işleri davacının yürütmesi nedeniyle müvekkilinin oluşan zararları kabullendiğini, 4 yıl sonunda müvekkilinin koyduğu sermayenin eridiğini, ortaklığa borçlanmış ve zarar etmiş bir şekilde ortaklıktan çıktığını, davacının müvekkilinin cezaevine girdiği dönemde düştüğü zor durumdan faydalanmak amacıyla dava dışı oğlu ...'in alacaklarını tahsil edememe korkusuyla yoğun baskılar üzerine müvekkilinin üzerine kayıtlı kalan son 2 taşınmazı bakiye cari hesap borcu karşılığı olarak davacıya devrettiğini, davacının eldeki davayı açmaktaki amacının Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ E. sayılı dosyaya cevap süresini kaçırması olduğunu savunarak, davanın dava şartı yokluğundan reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar hakkında davalının karıştığı bir cinayet nedeniyle Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ E. sayılı dosyasında dava dışı 3. kişiler tarafından tasarrufun iptali davası açıldığı ve davalı borçlunun davacıya devrettiği taşınmazların muvazaalı olduğu olgusu ile iptal isteminde bulunulduğu, söz konusu dava dosyasında davacının da taraf sıfatını taşıdığı, işbu dosyada eldeki dosyanın davacısı ...'ın davalı ile yaptıkları adi ortaklık ilişkisi sonucu adına devredilen taşınmazların muvazaalı olmadığı ve gerçek bir devir olduğunu ispatlamak durumunda olup ayrı bir dava yoluyla ve 3. kişiyi etkileyecek şekilde taşınmazı devraldığı davalı kişi ile aralarındaki ilişkinin muvazaalı olmadığı ve aralarında borç ilişkisi olmadığını ileri sürerek bu davayı açmasında hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle, dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının adi ortaklığın sona erdiğini, adi ortaklıkta resmi işlemlerin davalı adına yapıldığını, finansının davacı tarafça karşılandığını ve söz konusu tasarrufun iptaline konu dairenin davacı hakkı olarak kendisine devredildiğini ileri sürdüğü, adi ortaklığın sona erdiği belirtilerek ayrıca tasfiye talebinde bulunmadığı, bu durumda davanın dayanağının, davacının ve davalının davalı olarak gösterildiği ve aleyhlerine karşı açılan Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ E. sayılı dosyasına konu taşınmazın tasarrufunun iptaline dair dava olduğu, davacı söz konusu dairenin alacağı nedeniyle kendisine davalı tarafça devredildiği iddiasında bulunduğundan, bu iddiasını zaten tasarrufun iptali davasında ileri sürerek buna dair delillerini sunabileceği, tasarrufun iptali davasında bu husus ispata muhtaç olacağından, davacının bu daireyi de içine alır şekilde adi ortaklık fesih ve tasfiye talep etmeden borçlu olmadığının tespitini talep etmesinde hukuki yararının bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesinin kabul ve değerlendirmesinin yerinde olduğu gerekçesiyle, istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı vekili; müvekkilinin doğrudan olmasa bile dolaylı olarak davalıdan kaynaklanan bir dava ve icra takibi tehdidi altında olduğunu, müvekkilinin iki daireyi sattığı ve tasarrufun iptali davasında davalı gösterilen dava dışı ...'nın tapularına dahi ihtiyati tedbir konulduğunu, müvekkiline ve daire sattığı dava dışı kişiye karşı açılan dava kabul ile sonuçlandığında, müvekkilinin geriye doğru bu satış bedellerinden sorumlu olacağını, davalının müşterek inşaat işinden alacaklı olduğuna dair iddiası da mevcut iken, yani müvekkilinin ileride bu yönde olabilecek bir durum ve tehlikeyi de bertaraf etmesi noktasında ayrı bir haklı sebebi var iken menfi tespit davası açmasında hukuki yararı bulunduğunu, müvekkilinin tasarrufun iptali davası olan Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ E. sayılı dosyasında cevap verme süresini kaçırdığından delillerini sunamadığını, inkar olarak ileri sürdükleri savunma ve delillerin o Mahkemede kabul görmediğini, eldeki davada müvekkili ile davalı arasındaki ticari ilişkinin ortaya çıkarılması için talep ettikleri bilirkişi incelemesinin reddedildiğini, bu nedenle eldeki menfi tespit davasının açıldığını, taraflar arasındaki ortaklık ilişkisinin işin yapımı ile bitmesi nedeniyle fesih ve tasfiyeyi gerektiren bir durumun da kalmadığını, Derece Mahkemelerinin kabul ve değerlendirmelerinin hatalı olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, adi ortaklık ilişkisinden kaynaklı menfi tespit istemine ilişkindir.Temyiz olunan kararda belirtilen gerekçeye göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar verilmiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun’un 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,25.06.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.