Anahtar kelimeler: İsmine Listede Yapmakta Müşaviri Talebiyle Eki Bünyesinde Süreci Olağanüstü Beşinci

T.C.
D A N I Ş T A YBEŞİNCİ DAİRE Esas No : ██████████Karar No : █████████TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...VEKİLİ : Av. ...KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARAVEKİLLERİ : Hukuk Müşaviri ..., Hukuk Müşaviri ...İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.YARGILAMA SÜRECİ :Dava konusu istem: Davalı idare bünyesinde görev yapmakta iken, 677 sayılı Kanun Hükmünde Kararname eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, kamu görevine iade edilmesi talebiyle Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine dair, ... tarih ve ... sayılı işlemin iptaline karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; Uyap kayıtları üzerinde yapılan incelemede; davacı hakkında "FETÖ/PDY terör örgütüne üye olma" suçlamasıyla yapılan kovuşturma sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarihli ve E:..., K:... sayılı kararı ile beraat kararı verildiği ve bahse konu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun henüz karara bağlanmadığı, FETÖ/PDY’ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan sendikalar arasında yer alan Ufuk Sağlık ve Sosyal Hizmet Görevlileri Sendikasında Kasım 2014-Aralık 2015 tarihleri arasında üyeliğinin bulunduğu dikkate alındığında, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile en az irtibat derecesinde bağının olduğu sonucuna varıldığından davacının kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davacının FETÖ/PDY ile iltisakının tespiti bakımından gerekli görülmesi üzerine Dairelerince yapılan █████/2023 tarihli ara kararına Sakarya İl Emniyet Müdürlüğünce verilen cevabi yazı ekinde ilgili kısmı sunulan Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığınca hazırlanan rapora göre; █████/2014 tarihinde B.Y. isimli şahıs ile şüpheli para transferi olduğu bilgisinin yer aldığı, davacının ifadesinde bu şahsı tanımadığını beyan ettiği ve adı geçen B.Y. hakkında örgütlü suçlar bilgi bankasında yapılan incelemede, öğretmen olan şüpheli hakkında ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... soruşturma sayısı ile FETÖ/PDY şüphelisi olarak adının geçtiği ve hakkında iddianame düzenlendiği, aynı tarihli ara kararına MASAK tarafından verilen cevap eki hesap dökümlerinde davacı ile FETÖ/PDY şüphelisi olan ihraç edilen öğretmen olan A.Ş. arasında şüpheli para transferi olduğu, diğer taraftan; aynı ara kararına Sakarya İl Emniyet Müdürlüğü tarafından verilen cevabi yazı ekinde yer alan şüpheli ifade tutanağında, "█████/2012 tarihi ile █████/2018 tarihleri arasında HTS kayıtlarına göre 869 kez görüşme yaptığı belirlenen ve silahlı terör örgütüne üye olma suçundan adli işlem gören M.H. ile irtibatının olduğu hususların tespit edildiği" şeklinde tespitlere yer verildiğinin görülmesi üzerine, Dairelerince UYAP örgütlü suçlar bilgi bankasından yapılan incelemede, ... Bölge Adliye Mahkemesi ...Ceza Dairesinin E:..., ... sayılı kararında, ... Kod isimli gizli tanığın ifadelerine yer verildiği, söz konusu ifadede, M.H.'nin Fetullah Gülen örgütünün üyesi ve örgütün üst seviyesindeki şahıslardan biri olduğuna ilişkin beyanlarının yer aldığı, UYAP kayıtlarının incelenmesinden, davacının eşi olan F.A.'nın 672 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesi gereğince kamu görevinden çıkarılması nedeniyle kamu görevine iade edilmesi talebiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu'nun ... tarih ve ... sayılı işleminin iptaline karar verilmesi istemiyle açmış olduğu davanın reddi yolunda karar verildiği, bu durumda, yukarıda aktarılan tespit ve delillerin de davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile çeşitli yol ve yöntemlerle irtibat ve iltisakının tespiti yönünden delil niteliğinde olduğu sonucuna varıldığından, istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu, kararın kaldırılmasını gerektirecek bir neden bulunmadığı belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesi uyarınca istinaf başvurusunun gerekçeli olarak reddine karar verilmiştir.TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Bölge İdare Mahkemesince istinaf başvurusunun reddine yönelik verilen karar ile evrensel hukukun temel prensiplerinin ve hukukun temeli olan hak ve adalet anlayışının göz ardı edildiği, başvurusunun gerekçesiz şekilde reddedildiği, verilen kararın Anayasa başta olmak üzere, taraf olduğumuz Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve meri mevzuata tümüyle aykırılık taşıdığı, terör örgütleri veya birtakım gruplara nasıl, ne zaman ve ne şekilde irtibatlı olduğuna dair en ufak bir delil gösterilmediği gibi savunmasının da alınmadığı, kamu görevinden çıkarıldığını haricen öğrendiği, kendisine kamu görevinden çıkarıldığına dair herhangi bir tebligat yapılmadığı, kamu görevinden çıkarılmasına dayanak 677 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Anayasa'ya aykırı olduğu, yerel mahkemece bu hususta bir inceleme yapılmadığı, kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin işlemin, durumun gerektirdiği türden bir tedbir olmaması nedeniyle Anayasa'nın 15 ve 121. maddelerine aykırı olduğu, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin disiplin işlemlerinin Anayasa'nın 128/2 maddesindeki “diğer özlük hakları” kapsamında olduğu ve disiplin cezalarının neler olduğuna dair eylemler ile cezaların ancak kanunla düzenlenmesi gerektiği, KHK ile belirlenemeyeceği, adil yargılanma hakkının ihlal edildiği, hakkında resmi bir soruşturma yürütülmeksizin ve savunma hakkı tanınmaksızın işlem tesis edildiği, isnadı öğrenme hakkının tanınmadığı, KHK kapsamında, iddia edilen fiilin kendisi tarafından ne suretle, ne zaman işlendiğine ilişkin tek bir bilgi dahi görülmediği, kim tarafından, ne zaman ve nasıl işlendiği tam olarak bilinmeyen ve tespit edilmeyen bir fiilin kendisi tarafından yapıldığı şeklindeki bir ön kabulün hukuka uygun olmadığı, isnat edilen suçun manevi unsurunun sakat olduğu, söz konusu suçun işlenebilmesi için ancak özel kastın gerekli olduğu, bu durumu bilmesinin ve bunu istemesinin gerektiği, taksirle işlenmesinin mümkün olmadığı, kasıt olmadığı takdirde manevi unsur gerçekleşmiş olmayacağından suçun da oluşmayacağı, böyle bir kasıt içerinde bulunmasının söz konusu dahi olmadığı, Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonunda yer alan gerekçelerin tamamının haksız ve hukuksuz olduğunun belgelenmesine ve hakkında açılan ceza davasından beraat etmesine rağmen Bölge İdare Mahkemesince gerçekleştirilen ara karar üzerine Sakarya İl Emniyet Müdürlüğünce verilen cevabi yazı ile yeniden zan altında bırakıldığı, Bölge İdare Mahkemesi kararında yer alan gerekçelerin tamamının Emniyet fezlekesi kapsamında ceza dosyasına eklendiği, Cumhuriyet Savcılığınca değerlendirildiği ve nihayet tüm deliller değerlendirildikten sonra görevli ve yetkili mahkemece Beraatine karar verildiği ve bu kararın da istinaf edilmesi üzerine, istinaf başvurusunun reddedilmesi üzerine kesinleştiği, gerek eğitim-öğretim yıllarında gerekse meslek yaşantısında en ufak siyasi veya dini bir örgüte dahil olmadığı, her türlü zararlı siyasi oluşumlara karşı olduğu gibi hiçbir dini grup, cemaat ve benzeri oluşumlara da hayatında yer vermediği, çalışma hayatı sırasında sendikanın ne anlama geldiğini bilmeden diğer meslektaşlarının ricasıyla Türk Sağlık Sen’e üye olduğu ancak yıllarca bu sendikada kaldıktan sonra iş yüküne çözüm bulamadıkları gerekçesiyle istifa ettiği, bir süre sonra yeni kurulan Ufuk Sağlık Sen isimli sendikaya, çalışma şartlarının iyileştirileceğini vaat etmeleri nedeniyle arkadaşlarının ricası üzerine üye olduğu, ancak bu konudaki vaatlerin tutulmaması nedeniyle 2015 yılının Aralık ayında istifa ederek ayrıldığı, bu dönemde hiçbir sendikal faaliyette bulunmadığı, anılan Sendikanın hiçbir organizasyonunda yer almadığı ve yöneticilik görevinde bulunmadığı, bu sendikanın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü yapılanmasının bir unsuru olduğunu kesinlikle bilmediği, Bölge İdare Mahkemesi kararının gerekçesinde yer almayan ve yerel mahkemece değerlendirme dışı tutulan ancak Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonunda yer alan Bank Asya hesap hareketleri için ise, bu hesabın 2005 yılında açıldığı, toplu para yatırımı yapmaksızın 2005 yılında birikimlerini güvenli bir yerde saklamak, kendisine ait bir ev ve araba satın almak, fatura ödemelerini gerçekleştirmek amacıyla bu bankada hesap açtırdığı, nihayet 2015 yılında, ev almak amacıyla birikimlerini bankadan çekip bir inşaat firmasıyla anlaşarak ev satın aldığı ve ödemesini de bu bankada bulunan parasıyla yaptığı, Bank Asya’da bulunan hesabı incelendiğinde, bugüne kadar en ufak bir şaibeli işlem yapılmadığının ve herhangi bir kimseye, herhangi bir para transferinde bulunulmadığının görüleceği, yapılan işlemlerin yasal bankacılık faaliyeti ve konut sahibi olma gerekçesi dışında en ufak bir boyutunun bulunmadığı, talimat doğrultusunda hesap açtırdığı ve tüm birikimlerini bu bankaya yönlendirdiği iddiasının son derece haksız bir iddia olduğu, Bank Asya hesabını █████/2013 tarihinden neredeyse 8 yıl önce açıldığı, bu tarihten önce de sonrada sadece tasarruf yapmak amacıyla bu hesaba para yatırıldığı, nitekim bu durumun sanık sıfatıyla yargılandığı ceza mahkemesince değerlendirildiği ve beraat kararı verildiği, adına kayıtlı telefon hattı ile FETÖ/PDY silahlı örgütüne üye birçok kişi ile birden fazla görüşme yaptığı ve haklarında Fetö Soruşturması bulunan bazı kişilerle para transferi bulunduğu iddiasının, Sakarya İl Emniyet Müdürlüğünce hazırlanan fezleke içerisinde yer alan ve yine Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede yer aldığı, ceza dosyasında bunları teferruatlı bir şekilde açıkladığı ve beraat kararı verildiği, her şeyden önce haklarında Fetö’den işlem yapıldığı söylenen kişilerle telefon kayıtlarını gösteren HTS kayıtlarının da Ceza Kanunu ve Yargıtay uygulamalarına göre aleyhe delil vasfı bulunmadığı, buna rağmen Bölge İdare Mahkemesince delil yaratma çabasının anlamsız ve hukuksuz olduğu, Yargıtay içtihatlarına göre bu kayıtların (görüşmelerin içeriği bilinmediğinden dolayı) tek başına, bir kişinin suç işlediğine veya suça iştirak ettiğine yönelik mahkumiyete yeter nitelikte delil olarak kabul edilmediği, HTS kaydı olarak ortaya konulan aramalarda özellikle ismine yer verilen M.H. isimli kişinin küçük oğlunun öğretmeni olduğu, bu numaranın da onun eşi H.H.'ye ait olduğu, M.H.'ye dahi ait olmayan ve onun eşi H.'ye ait olan bu numara ile yapılan görüşmelerin ve bu yoğun denilen arama sayılarının ise hayatın olağan akışına son derece uygun olduğu, Bölge İdare Mahkemesi kararında atıf yapılan bir diğer konunun B.Y. ve A.S. isimli şahıslar arasındaki para transferi iddiası olduğu, yaklaşık 10 sene önce gerçekleşen bu para transferlerini ve gerekçelerini hatırlamadığı, B.Y. isimli kişinin eşinin okulunda görevli olan öğretmen olup, gönderilen para miktarının tek seferde gönderilmesi ve küçüklüğü dikkate alındığında fotokopi ücreti olması gerektiğini düşündüğü, zira para miktarının 30 TL olduğu ve bu tutardaki bir rakamı hatırlamasınının beklenemeyeceği, A.S. isimli kişiyi ise tanımadığı, bu hesaplara yanlışlıkla eklendiğini düşündüğü, davanın reddi yönünde verilen mahkeme kararı ile Anayasa ve uluslararası sözleşmelerden doğan birçok hakkının ihlal edildiği belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği iddia edilmektedir.KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Bölge İdare Mahkemesi kararında usul ve esas bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının eksik inceleme nedeniyle bozulması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY ve İLGİLİ MEVZUAT: Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, yüzlerce asker, polis ve sivil vatandaşın şehit, binlercesinin de yaralanarak gazi olmasına neden olan bu hain darbe teşebbüsü Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu █████/2016 tarihinde, ülke genelinde █████/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar █████/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. Olağanüstü hâl, daha sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından uzatılmış ve █████/2018 tarihinde sona ermiştir. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin demokratik hukuk düzenini ortadan kaldırmayı amaçlayan ve bu amacı gerçekleştirmek üzere, özellikle Devletin Mülkiye, Adliye, Emniyet Teşkilatı ve Türk Silahlı Kuvvetlerinde kadrolaşmaya giden FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin "kamu görevinde çıkarılmasına ilişkin tedbirler" kapsamında olağanüstü hal döneminde birçok kanun hükmünde kararname yürürlüğe konulmuştur. █████/2016 tarih ve 29896 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 677 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin "Kamu personeline ilişkin tedbirler" başlıklı 1. maddesinde, "(1)Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya (Anayasa Mahkemesinin █████/2022 tarih ve E:███████, K:████████ sayılı kararıyla, 7083 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 1. maddesinin 1. fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "... üyeliği, mensubiyeti veya ..." ibaresinin iptaline karar verilmiştir.) iltisakı yahut bunlarla irtibatı olan; ... c) Ekli (3) sayılı listede yer alan kişiler kamu görevinden, başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın çıkarılmıştır. Bu kişilere ayrıca herhangi bir tebligat yapılmaz. Haklarında ayrıca özel kanun hükümlerine göre işlem tesis edilir." hükmüne yer verilmiştir. Sağlık Bakanlığı bünyesinde görev yapan davacının, 677 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılmış, kamu görevine iade edilmesi talebiyle Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu'na yaptığı başvurusu ... tarih ve ... sayılı işlemle reddedilmiştir. Bunun üzerine, anılan işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır. Diğer yandan davacının, ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile “silahlı terör örgütüne üyelik” suçundan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 223/2-e maddesi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verildiği, Dairemizin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucunda anılan kararın █████/2021 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 677 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “meslekten veya kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir.AİHM, "demokratik bir devletin, memurlarından Anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: ████████ ve ████████, █████/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: ████████, █████/2001; Petersen/Almanya, B. No: ████████, █████/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: ████████ ve ████████, █████/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: ████████, █████/2009, § 28).Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir. Anayasa Mahkemesi █████/2019 tarihli ve E:███████, K:███████ sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır. Bununla birlikte iptal davaları idarî işlemlerin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan davalardır. İdari işlem ise idarenin kamu gücü kullanarak tek taraflı olarak tesis ettiği hukuki sonuç doğuran işlemdir. İdareyi işlem yapmaya sevk eden maddi ve hukuki etkenler ise idari işlemin sebep unsurunu oluşturmaktadır. Bu kapsamda davacı hakkındaki terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatının bulunup bulunmadığının tespit edilmesi gerekmektedir.Dava konusu işlemin sebep unsuru yönünden hukuki denetiminin yapılabilmesi; bu değerlendirmeyi haklı kılan maddi sebeplerin yargılama esnasında davalı idarece ortaya konulmasına ve izah edilmesine bağlıdır. Bu konudaki yükümlülük şüphesiz öncelikle dava konusu işlemi tesis eden davalı idareye aittir. Bununla birlikte idari yargı mercilerince 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20. maddesinde öngörülen resen araştırma ilkesi uyarınca uyuşmazlığın çözümü için her türlü inceleme ve araştırmanın yapılması da mümkün hatta olayın niteliğine göre gereklidir. Dava dosyasının incelenmesinden; ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında "... Dairelerince yapılan █████/2023 tarihli ara kararına...Sakarya İl Emniyet Müdürlüğü tarafından verilen cevabi yazı ekinde yer alan şüpheli ifade tutanağında, "█████/2012 tarihi ile █████/2018 tarihleri arasında HTS kayıtlarına göre 869 kez görüşme yaptığı belirlenen ve silahlı terör örgütüne üye olma suçundan adli işlem gören M.H. ile irtibatının olduğu hususların tespit edildiği" şeklinde tespitlere yer verildiğinin görülmesi üzerine, Dairelerince UYAP örgütlü suçlar bilgi bankasından yapılan incelemede, ... Bölge Adliye Mahkemesi ...Ceza Dairesinin E:..., ... sayılı kararında, ... Kod isimli gizli tanığın ifadelerine yer verildiği, söz konusu ifadede, M.H.'nin Fetullah Gülen örgütünün üyesi ve örgütün üst seviyesindeki şahıslardan biri olduğuna ilişkin beyanlarının yer aldığı..." hususu belirtilmiş ise de, davacı tarafından HTS kaydı olarak ortaya konulan aramalarda özellikle ismine yer verilen M.H. isimli kişinin, küçük oğlunun öğretmeni olduğu ve bu numaranın da onun eşi H.H.'ye ait olduğunun beyan edildiği görüldüğünden söz konu GSM hattının fiilen kim tarafından kullanıldığının ve bahsi geçen H.H. isimli şahıs hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı olduğuna ilişkin bir bilgi ve belge bulunup bulunmadığı hususunda ilgili araştırma yapılarak bu hususta elde edilecek bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi suretiyle uyuşmazlığın esası hakkında karar verilmesi gerekmektedir. Diğer yandan, ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında esas alınmamış ise de; Dairelerince yapılan █████/2023 tarihli ara kararına Sakarya İl Emniyet Müdürlüğü tarafından verilen cevabi yazı ekinde yer alan şüpheli ifade tutanağında; "...FETÖ/PDY Silahlı Terör örgütü Emniyet Mahrem İmamlarından olduğu gerekçesiyle adli işlem gören ... numaralı GSM hattını kullanan H.G. İsimli şahıs ile █████/2013 tarihi ile █████/2015 tarihleri arasında 15 kez görüşme yapıldığının tespit edildiği..." şeklinde tespite yer verildiği görüldüğünden, bahsi geçen H.G. isimli şahsın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü emniyet mahrem imamlarından olup olmadığı, şahıs hakkında gerçekleştirildiği bahsedilen adli işlem sonucunda açılmış bir ceza soruşturması ve/veya kovuşturması bulunup bulunmadığı, eğer bulunuyor ise bu soruşturma ve/veya kovuşturmadaki tespitler ile belirtilen aşamalarda davacı hakkında herhangi bir tespit bulunup bulunmadığına dair hususların araştırılarak bu hususta elde edilecek bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi suretiyle uyuşmazlığın esası hakkında karar verilmesi gerekmektedir. Bu itibarla, belirtilen hususlarda araştırma yapılmaksızın, eksik incelemeyle davanın reddi yönünde verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun gerekçeli olarak reddi yolundaki Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne; 2. Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun gerekçeli olarak reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda yer verilen gerekçeyle BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, █████/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.