Anahtar kelimeler: Nakış Hemde İşçiliği Keserek Defalarca Enflasyon Geçme Geciktirilerek Kara İşlerle

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : ████████ EsasKARAR NO : ████████DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : █████/2024KARAR TARİHİ : █████/2025GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH : █████/2025Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalıya icra takibine konu faturada belirtilen işlerle ilgili nakış işçiliği yapmış teslim ettiğini, bunun faturası olan bedele ilişkin olarak █████/2024 tarih ... Nolu faturayı keserek davalıya gönderdiğini, davalı faturayı alıp kayıtlarına işlemiş ve fatura bedelini ödemediğini, davalı hiçbir gerekçe göstermeden müvekkilin alacağını ödemediğini, defalarca görüşülmesine rağmen hem gerekçe belirtilmemiş hemde ödeme yapılmadığını, yüksek enflasyon nedeni ile ödenmesi gereken miktar geciktirilerek kara geçme amaçlandığını, icra takibi başlatıldığını davalının kötü niyetli olarak icra takibine itiraz ettiğini bu nedenlerle itirazının iptali ile davalının kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı şirket ile de ticari ilişkisi, davadışı müşterisi ... Mağazacılık Hizm. Tic. A.Ş.'den almış olduğu siparişlerden bir kısmı için "Nakış+Pres" işlemi için davacıdan hizmet talep etmesi ile söz konusu olduğunu, davacı şirket huzurdaki davanın dayanağı olan icra takibinde ... numaralı 340.576,71-TL bedelli faturaya ilişkin talepte bulunduğunu ancak şirketin ticari kayıtları ile de anlaşılacağı üzere, ayıplı hizmet nedeniyle uğranılan zararın tazmini için 521.647,50-TL (474.225,00-TL+KDV) ...... fatura numarası ile yansıtma faturası düzenlenmiştir. Davacı Tarafından Verilmiş Olan Hizmet Ayıplı Olup, Söz Konusu Ayıplar Nedeniyle Şirketçe Yansıtma Faturası Düzenlendiğini, adet başı üretim fiyatı 72,7-TL/adet olacak şekilde 52.852 adet ürün talep edilmiş ve ancak müşteri talebine davacı şirketin hizmetinin ayıplı olması nedeniyle tam ve eksiksiz ürün teslimi sağlanamadığını, ürünlerin teslimi sonrasında davalı şirket müşterisi ...... tarafından yapılan █████/2024 tarihli kontrol raporlarında ..... ve ..... sipariş numaralı ürünlerin hatalı oldukları belirlenmiş ve ürün teslim onayı alınamadığını, şirketçe açıklanan ayıplı hizmet nedeniyle uğranılan zararın tazmini için 521.647,50-TL (474.225,00-TL+KDV) ..... fatura numarası ile yansıtma faturası düzenlendiğini savunmuş ve davanın reddini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:Dava; taraflar arasındaki ticari ilişkiye istinaden başlatılan icra takibinde itirazın iptali talebine ilişkindir.Mahkememizce Yapılan İşlemler ve Toplanan Deliller:1-Mahkememizce tensip zaptı hazırlanmış ve taraflara duruşma gününü bildirir meşruhatlı davetiye usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir.2-Mahkememizce davaya konu nin ..... esas sayılı icra takip dosyası UYAP sistemi üzerinden incelenmiştir.3-Mahkememizce:a-Marmara Kurumlar Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne,b-Bakırköy ...... İcra Dairesi'ne,c-Güneşli Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne müzekkereler yazılmıştır. 4-Dosyanın mahkememizce res'en seçilecek smm konusunda uzman bilirkişilere tevdi edilerek taraflar arasındaki ticari ilişki ve faturalar yönünden taraflara ait ticari defterlerinin incelenmesi sureti ile rapor hazırlanılmasının istenilmesine karar verilmiş olup bilirkişi raporunda özetle; ''Davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarında takip tarihi itibariyle davalı taraftan 335.810,34 TLalacaklı olduğu, Davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarını incelemeye sunmadığı, borcu olmadığını ispat etmesi gerektiği, Takip tarihi itibariyle davacı tarafın davalı taraftan 335.810,34 TL asıl alacağını talep edebileceği, Davacı tarafın takip tarihine kadar 08.01.2024-25.03.2024 tarih aralığı belirtilerek yıllık avans faiz oranlarıyla 31.347,67 TL işlemiş faiz talebinin bulunduğu, davacı tarafın takip talebinde “..... NUMARALI FATURADAN KAYNAKLANAN ALACAK” açıklamasının yer aldığı, takibe konu faturanın 08.01.2024 tarihli, takibin 26.03.2024 tarihli olduğu, talep doğrultusunda işlemiş faizin nihai takdir sayın mahkemenize bırakılarak 08.01.2024-25.03.2024 tarihleri arasında yıllık avans faiz oranlarıyla 31.347,67 TL olarak hesaplandığı, davacı tarafın takip tarihinden itibaren yıllık avans faiz oranlarıyla işlemiş faiz talep edebileceği,''şeklinde tespit ve sonuçlarını mahkememize bildirmiştir. 5-Bilirkişi ek raporunda özetle; ''İlk olarak davalı tarafın davacı tarafa düzenlediği, 26.03.2024 tarihli, ..... numaralı, 1 adet ve KDV dahil 521.647,50 TL tutarlı, “YANSITMA GELİRLERİ” açıklamalı faturanın içeriğinin gerekçesiyle birlikte davalı tarafından ispat edilmesi gerektiği, Takip tarihi itibariyle davacı tarafın davalı taraftan 335.810,34 TL asıl alacağını talep edebileceği, Davacı tarafın takip tarihine kadar 08.01.2024-25.03.2024 tarih aralığı belirtilerek yıllık avans faiz oranlarıyla 31.347,67 TL işlemiş faiz talebinin bulunduğu, Davacı tarafın takip talebinde “..... NUMARALI FATURADAN KAYNAKLANAN ALACAK” açıklamasının yer aldığı, takibe konu faturanın 08.01.2024 tarihli, takibin 26.03.2024 tarihli olduğu, talep doğrultusunda işlemiş faizin nihai takdir sayın mahkemenize bırakılarak 08.01.2024-25.03.2024 tarihleri arasında yıllık avans faiz oranlarıyla 31.347,67 TL olarak hesaplandığı, davacı tarafın takip tarihinden itibaren yıllık avans faiz oranlarıyla işlemiş faiz talep edebileceği,''şeklinde ek tespit ve sonuçlarını mahkememize bildirmiştir. 6-Bilirkişi raporları taraflara tebliğ edilmiştir.Delillerin Değerlendirilmesi ve Kararın Hukuki Gerekçeleri: Davacı Mahkememiz nezdinde açmış olduğu dava ile taraflar arasında ticari eser sözleşmesi ilişkisi bulunduğunu, davalının borcunu ödemediğini, başlatılan icra takibine de itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ilk olarak icra dairesinin ve Mahkememizin yetkisine yönelik itirazda bulunmuştur. Davalı taraflar arasındaki akdi ilişkiye itiraz etmemiş olup, icra takibine ve işbu davaya konu talebin para alacağına ilişkin olduğu, 6098 sayılı Kanun'un 89/1. Maddesine göre para alacağının götürülecek alacaklardan olması sebebiyle alacaklının yerleşim yeri icra dairesinin ve mahkemesinin de davada ve icra takibinde yetkili olduğu, davacı alacaklının ticaret sicil adresinin Bağcılar/İstanbul olması nedeniyle Bakırköy İcra Daireleri ve Mahkemelerinin icra takibinde ve davada yetkili oldukları anlaşılmakla davalının Mahkememizin yetkisine itirazının reddine, icra dairesinin yetkisine yönelik itirazının iptaline karar verilerek davanın esasına girilmiştir. Davalı sunduğu cevap dilekçesinde; davalı ile davacı arasında davalının vereceği ürünlere ve kumaşlara yönelik davacıdan nakış ve pres işi yapılmasının talep edildiğini, davacının yaptığı işlemlerin ayıplı olduğunu, ürünlerin dava dışı müşterisi tarafından kabulü için ayrıca ek masraf yapıldığını, ayrıca müşterisinin ürünlerin bir kısmını kabul etmemesi nedeniyle zarara uğradığını, davacıya herhangi bir borçları olmadığı gibi alacaklı olduklarını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememizce tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup, tarafların ticari defterlerinin usul ve yasaya uygun olarak tutuldukları, yasal süresi içerisinde açılış ve kapanış tasdiklerinin yapıldığı, sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu tespit edilmiştir. Davacı tarafından davalıya kesilen takibe konu faturanın nakış işçiliği açıklaması ile kesildiği, e-fatura niteliğinde olduğu, e-fatura niteliği gereği sistem üzerinden kendiliğinden davalıya tebliğ edildiği, faturanın tarafların her ikisinin ticari defterine de işlendiği anlaşılmaktadır. 6102 sayılı Kanun'un 21/2. Maddesi şu şekildedir:"Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır."İlgili hükümden görülebileceği üzere faturanın e-fatura niteliği gereğince sistem üzerinden davalı borçluya kendiliğinden tebliğ edildiği anlaşılmakta olup, davalı borçlunun fatura içeriğine itirazı olması durumunda 8 günlük hak düşürücü süre içerisinde faturaya itiraz ve iade etmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Davalı tarafından yasal süresi içerisinde faturaya itiraz ve iade edildiğine dair bir delilin sunulmadığı, bu suretle fatura içeriğinin davacı lehine kesinleştiği anlaşılmaktadır.Taraflara ait vergi dairesi kayıtları celp edilmiş olup, davacı tarafından davalıya kesilen takibe konu faturanın taraflarca BA BS formu ile vergi dairesine bildirildiği anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere fatura kesilmiş olması tek başına alacağı ispat etmemekte olup, alacaklının faturaya konu işi yaparak teslim ettiğini de ispat etmesi gerekmektedir. Buna karşılık yüklenici tarafından kesilen faturaların davalı iş sahibi tarafından vergi dairesine BA formu ile bildirilmesi halinde faturaya konu işin teslim edildiği dolayısıyla faturanın içeriğinin ve alacağın kesinleştiği, bu suretle alacaklı lehine karine teşkil etmekte olup, bu durumda aksini ispat yükü davalı - borçluya geçmektedir. Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ..... Hukuk Dairesi ..... E., ..... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Dosya kapsamına göre davacı tarafça takip dayanağı yapılan faturanın davalı iş sahibi tarafından muhasebesel işlem olarak BA/BS formu ile kullandığı anlaşılmakla , Yargıtay'ca taraflarca düzenlenen BA/BS formları ve Vergi Dairesine yapılan bildirimlerin fatura konu malın teslim edildiğine, işin yapıldığına ilişkin karine oluşturduğu ,bu durumda bunun aksinin ispat edilmesi gerektiği kabul edildiğinden, davalının da bu yönde ispatı bulunmadığından mahkemece davacı tarafından işin yapılıp teslim edildiği kabul edilerek ödendiği usulen kanıtlanamayan bakiye iş bedeline hükmedilmesinde usul yasa ve dosya kapsamına aykırı bir durum olmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf talebinin reddine karar vermek gerekmiştir."Yargıtay ..... Hukuk Dairesi ise ..... E., .... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, takip dayanağının, toplamı KDV hariç 270.002,16 TL, KDV dahil 318.602,55 TL olan iki faturanın olduğu, davacının usulüne uygun tutulan ticari defterlerine kayıtlı oldukları, davalının ticari defterlerinde ise yer almadıkları, ancak davalıların oluşturduğu iş ortaklığı Vergi Dairesine verdiği 2018/4 dönemine ait BA formu ile davacı ..... 'dan iki belgeye dayalı olarak KDV hariç 270.002,00 TL'lik mal ve hizmet aldığı, faturaların adedi ve tutarlarının toplamının beyan edilen miktarla örtüştüğü, davalı tarafın resmi bir kuruma dava konusu malları teslim aldığına yönelik beyanı kendisini bağladığı, dava tarihinden sonra 2018/4 dönemi BA formuna yönelik düzeltme beyanı verilmesinin de sonuca etkisinin olmadığı, bu durumda faturaya konu malların teslim edilmiş olduğu ve davalı tarafından ödeme belgesininde sunulmadığı, ayrıca faturadan kaynaklanan alacağın likit ve bilinebilir mahiyette olması nedeniyle mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmesinde yasaya aykırı herhangi bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.Karar, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir."Yargıtay ..... Hukuk Dairesi de ..... E., ..... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:"Mahkemece, dosya kapsamı, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporu gereğince, davacının davalıdan takibe konu faturalardan kaynaklanan toplam 118.004,63.-TL alacağının bulunduğu, söz konusu faturaların davalının ticari defter ve kayıtlarında işlendiği gibi vergi dairesine de bildirmiş olduğu BA-BS form örneklerinde de bildirildiği, faturaların davalının defterlerinde ve vergi bildiriminde kayıtlı olması nedeniyle davacı lehine malların davalıya teslimi hususunun karine olarak sabit olduğu, bu karinenin aksinin davalı tarafından ispat edilememesi karşısında davalının icra takibine borcun 2.701,03.-TL'lik kısmını kabul etmesi de dikkate alınarak davalının 115.303,60.-TL'lik kısma itirazının haksız olduğu, alacağın faturalara dayalı ve likit olması karşısında davacının ayrıca icra inkar tazminatına müstahak bulunduğu anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmiştir.Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, █████/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi."Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ..... Hukuk Dairesi ..... E., ..... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:"6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ve Yargıtay'ın yerleşik hale gelmiş emsal kararlarına göre; faturayı alan tarafın söz konusu faturayı ticari defterlere ve muhasebe kayıtlarına işlemesi faturayı düzenleyen tarafın alacağının varlığına ilişkin olarak lehine delil teşkil eder.Fatura sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp sözleşmenin ifası safhasıyla ilgili olduğundan, faturanın sözleşmeyi değiştirir nitelikte olmaması ve sözleşmeye uygun biçimde düzenlenmesi gerekir. Bu nedenle, sözleşmeye aykırı düzenlenmiş faturaya itiraz edilmemesi aleyhe sonuç doğurmaz. Ancak fatura kabul edilerek ticari defterlere işlenmiş ise, faturadaki miktar kadar iş bedeli bulunduğunu iş sahibi kabul etmiş sayılacağından ticari defterlere itibar edilerek iş bedeli miktarı belirlenir. Ticari defterlerin kesin delil olması da bu sonucu gerektirir. Zira, faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. Fatura karşı tarafça ticari defterlerine kayıt edilmiş ise burada delil olan fatura değil ticari defterlerdir. Ticari defterler uyumlu olmadığı için lehe delil değeri bulunmasa dahi, karşı çıkılan faturanın ticari deftere kayıt edilmiş olması halinde ticari defter aleyhe delil oluşturacaktır. Bu durumda ,takip konusu faturaların davalının ticari defterlerine işlenmesi faturayı düzenleyen tarafın alacağının varlığına karine teşkil ettiği kabul edilmelidir. Zira, Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (TTK 21/2). Süresi içinde itiraz edilmeyerek kesinleşen ve ticari defterlere de işlenen faturadaki alacakla illgili olarak sonradan iade faturası düzenlenmesi, borçtan kurtulmayı sağlayan ve alacağı tartışmalı hale getiren geçerli bir araç değildir. İtiraz süresi geçtikten sonra, iade faturası kesilmesi alacağın varlığını ortadan kaldıran bir sonuç doğurmayacaktır.Bu haliyle davalı tarafın icra takibine konu faturadan kaynaklı borcu olmadığı yönündeki istinaf talebi yerinde görülmemiştir."Yargıtay ..... Hukuk Dairesi de ..... E., ...... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:"Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması ise birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse ise, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. Mahkemece yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde; davacı tarafından davalının faturalarına itiraz edilmediği, davalının faturalarının tamamının davacının ticari defterlerine işlendiği, protokol tarihi itibariyle tarafların ticari defterleri incelendiğinde ise, protokol kapsamında yer alan çeklerin davalı şirket kayıtlarında 05.10.2016 tarihinde kayıt altına alındığı, davalı kayıtlarında protokol tarihi itibariyle görülen borcun protokol tutarı ile uyumlu olduğu tespit edilmiştir.Dosyanın tetkikinde; sözleşmede imalat bedelinin malzeme + %22,5 kâr şeklinde belirlendiği, cari hesaba göre davalı tarafından düzenlenen faturaların davacıya gönderildiği, bu faturaların her iki tarafın defterlerine kaydedildiği, 04.10.2016 tarihli protokolde de bakiye borcun 1.457.000 TL olarak taraflarca kabul edildiği tespit edilmiştir. Bu durumda davacının borçlu olduğu anlaşılmakla davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü hatalı olmuş, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir."Bu bağlamda davaya konu somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafından davalıya kesilen takibe konu faturanın davalı tarafından ticari defter ve kayıtlarına işlendiği, BA formu ile vergi dairesine bildirildiği, davalı tarafından faturalara yönelik olarak 6102 sayılı Kanun'un 21/2. Maddesine göre yasal süresi içerisinde itiraz ve iade edilmediği, bu suretle fatura içeriklerinin ve alacağın davacı lehine kesinleştiği, yine davalı tarafından BA formu ile faturaların vergi dairesine bildirilmiş olması gözetildiğinde faturaya konu işin yapılarak davalıya teslim edildiğinin ve alacağın miktarının davacı lehine kesinleştiğinin karine kabul edilmesi gerektiği ve davacının alacağını ispatladığı anlaşılmaktadır. Bu noktada davalının ayıp iddialarının değerlendirilmesi gerekmektedir. 6098 sayılı Kanun'un ayıptan sorumluluğa ilişkin 474. Maddesi şu şekildedir:"MADDE 474- İşsahibi, eserin tesliminden sonra, işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz eseri gözden geçirmek ve ayıpları varsa, bunu uygun bir süre içinde yükleniciye bildirmek zorundadır."İlgili hükümden görülebileceği üzere iş sahibi eserin tesliminden sonra imkan bulur bulmaz eseri gözden geçirmek ve ayıpları tespit ederek yükleniciye bildirmek külfetine sahiptir. 6098 sayılı Kanun'un 477. Maddesi ise şu şekildedir:"MADDE 477- Eserin açıkça veya örtülü olarak kabulünden sonra, yüklenici her türlü sorumluluktan kurtulur; ancak, onun tarafından kasten gizlenen ve usulüne göre gözden geçirme sırasında fark edilemeyecek olan ayıplar için sorumluluğu devam eder.İşsahibi, gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, eseri kabul etmiş sayılır.Eserdeki ayıp sonradan ortaya çıkarsa işsahibi, gecikmeksizin durumu yükleniciye bildirmek zorundadır; bildirmezse eseri kabul etmiş sayılır."Görülebileceği üzere iş sahibi gözden geçirme ve ayıbı bildirme külfetini yerine getirmez ise eseri kabul etmiş sayılacak olup, yüklenici sorumluluktan kurtulacaktır. Bu bağlamda davaya konu somut olay değerlendirildiğinde; Davacı tarafından davalıya kesilen takibe konu faturanın 08.01.2024 tarihli olduğu, davalının ayıp nedeniyle davacıya yönelik kestiği faturanın ise 26.03.2024 tarihli yani 2,5 aylık süre sonra olduğu, davalının cevap dilekçesinde öne sürdüğü ayıpların açık ayıp niteliğinde olduğu, nitekim davalının cevap dilekçesinde öne sürdüğü iddialara göre davalının müşterisi üçüncü kişi tarafından ilk incelemede tespit edildiğinin belirtildiği dolayısıyla kullanım ile ortaya çıkacak bir ayıbın bulunmadığı, nitekim davalının kendisine ait herhangi bir gözden geçirme veya tespitinin bulunmadığının da davalı tarafından ikrar edildiği, davalı tarafından dava dışı üçüncü bir kişinin tespitlerinin ayıp iddiasına konu edildiği, bu suretle davalının gözden geçirme ve muayene yükümlülüğünü yerine getirmediği, süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunmadığı sabit olup davalının üzerine düşen muayene ve ihbar külfetini yerine getirmediği bu sebeple 6098 sayılı Kanun'un 477. Maddesi gereğince eserin davalı iş sahibi tarafından kabulü nedeniyle davacı yüklenicinin kanun hükmü gereği sorumluluktan kurtulduğu sabit görülmüştür. Nitekim davalı tarafından dava dosyasına delil olarak herhangi bir ayıplı ürün sunulmadığı gibi ayıplı olduğu iddia edilen ürünler davalının elinde de bulunmamaktadır. Davalı tarafından ilgili ürünlere yönelik ayıp iddiası bakımından yaptırılmış herhangi bir delil tespiti de bulunmamaktadır. Bu yönden de davalının ayıp iddialarını ispatlayamadığı, davacının da kabulünde olmadığı, davalı tarafından yaptırılmış bir ayıp tespitinin olmadığı, muayene ve ihbar külfetinin yerine getirilmediği, ayrıca davalının cevap dilekçesinde belirttiği üzere ürünler üzerinde davalı tarafından çeşitli değişiklikler yapıldığının bildirildiği, dolayısıyla bu aşamada yapılan işlerin de davacının davalıya teslim ettiği şekilde olmadığının bizzat davalı tarafından cevap dilekçesinde bildirildiği anlaşılmakla davalının bu yöndeki savunmalarına itibar edilmemiştir.Nitekim Yargıtay ...... Hukuk Dairesi ..... E., ..... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "kumaşların temin edilememesi durumunda ise bu durumda ayıpların niteliği ve onarım bedeli konusunda inceleme yaptırılması imkânı kalmadığından davanın reddine karar verilmesi ayrıca tarafların icra inkâr ve kötüniyet tazminatı taleplerinin reddine karar verilmesinden ibarettir (Emsal Yarg. 15. H.D. █████████ E. ████████K. 25.1.2016 T.; Yarg. 15. H.D. █████████ E. █████████ K. 28.4.2014 T.; Yarg. 15. H.D. ███████ E. █████████ K. 16.5.2011 T.; Yarg. 15. H.D. █████████ E. █████████ K. 29.12.2005 T.)."İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ..... Hukuk Dairesi ise ..... E., ..... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:"Taraflar arasında eser sözleşmesinin varlığı hususunda bir uyuşmazlık yoktur. İş sahibi olarak davalının aldığı mallarda ayıplı olduğunu davalının müşterisi ..... şirketi davalıya bildirmiştir. Davalı ayıbın ve zararın varlığını öncelikle ispat ile yükümlüdür. Ayıplı olduğu iddia edilen mallar bilirkişiye ibraz edilememiştir. Dosya kapsamında davalı tarafından yapılmış bir ayıp tespiti de yoktur. Davalı tarafça kesilen reklamasyon faturası , davacı tarafça davalıya iade edilmiş ve kabul edilmemiştir.Açık ayıp durumunu davalı tespit edince, davacıya bildirmekle yükümlüdür. Davamızda davalı ürünleri 3. Kişi dava dışı firmaya satmıştır. Dolayısıyla davalı zararını ispatlamış durumda değildir.Dosya safahatı değerlendirildiğinden mahkemenin bilirkişi raporlarını da göz önüne alarak davalının zararını ispatlayamadığını ve süresinde açık ayıp ihbarını yapmadığını belirleyerek davayı kabulü hukuka uygundur. Davalı defterlerinde davacının alacak iddia ettiği faturalar kayıtlıdır. Bu sebeple davalı vekilinin istinaf sebebi olarak bildirdiği alacağın likit olmadığı iddiası yerinde değildir. İlk derece mahkemesinin kararı hukuka uygun olup , davalı vekilinin tüm istinaf sebepleri hukuken isabetsizdir."Nitekim davalı tarafından davacıya kesilen 521.647,50-TL tutarlı 26.03.2024 tarihli fatura davacı tarafından süresi içerisinde davalıya iade edilmiş olup, davacının 6102 sayılı Kanun'un 21/2. Maddesi gereğince yükümlülüğünü yerine getirdiği, davalının ayıp iddiasını ve buna bağlı olarak yasal süresi içerisinde muayene ve ihbar külfetini yerine getirdiğini ispatlayamadığı, bu suretle davacı yüklenicinin sorumluluktan kurtulduğu, davalının tek taraflı kayıt işlemi ile ayıptan kaynaklı 521.647,50-TL tutarlı faturasının davalı lehine ispatlandığının kabul edilemeyeceği ve hesapta gözetilemeyeceği anlaşılmaktadır. Davalı tarafından davacıya usul ve yasaya uygun olarak yasal süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunulduğuna dair dosya kapsamına herhangi bir delil de sunulmamıştır. Bu bağlamda davalının ayıptan sorumluluğa ilişkin davacıya yönelik iddialarını ispat edememesi karşısında, davacının alacağını ispatladığı, takibe konu faturanın davacı lehine kesinleştiği bu suretle davacının alacağını ispatladığı anlaşılmakla davaya konu icra takip dosyasında 335.810,34-TL asıl alacak yönünden davalının itirazının iptaline karar vermek gerekmiştir.Davalı tarafından faiz oranına da itiraz edilmiş olup, tarafların tacir olduğu, akdi olarak daha düşük temerrüt faizinin belirlendiğinin davalı tarafından ispatlanamaması karşısında davacının 3095 sayılı Kanun'un 2/2. Maddesi gereğince avans faiz oranı talebinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla davalının işleyecek faiz oranına yönelik itirazının da iptaline karar vermek gerekmiştir.Davaya konu alacağın faturaya dayalı ve likit olduğu anlaşılmakla itirazın iptaline karar verilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 67.162,06-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.H Ü K Ü M: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;1-Davanın KABULÜNE,-Buna göre; davaya konu icra takip dosyasında 335.810,34-TL asıl alacak, işleyecek faiz oranı ve yetki yönünden davalının itirazının İPTALİNE, takibin DEVAMINA,2-İtirazın iptaline karar verilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 67.162,06-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 22.939,20-TL harçtan peşin alınan 3.934,81-TL harcın mahsubu ile noksan kalan 19.004,40-TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,4-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 3.600,00-TL arabulucuk ücretinin davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,5-Davacı tarafça yatırılan 3.934,81- TL peşin harç ve 427,60-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 4.362,41-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,6-Davacı tarafça yapılan 4.462,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 53.729,65-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine,9-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2025Katip ... ¸e-imza Hakim ... ¸e-imza