Anahtar kelimeler: Kurucularından Kurulduğunu Devri Pay Yöneticilerinin Neticesinde Özetle Yılında Ortaklığı İstanbul

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: ████████
KARAR NO: █████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: █████/2021
NUMARASI: █████████ Esas - ████████ Karar
DAVA: Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: █████/2025
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 2014 yılında kurulduğunu, davalının müvekkili şirketin kurucularından olduğunu, █████/2017-█████/2017 tarihleri arasında şirket müdürlüğü görevinde de bulunduğunu, şirket ortaklığı ve müdürlük görevinin █████/2017 tarihinde yapılan pay devri ve buna ilişkin ortaklar kurulu kararının █████/2017 tarihinde tescil ve ilan edilmesi ile son bulduğunu, Sağlık Bakanlığı tarafından tıbbi ürün ve cihazların piyasa arz koşullarının belirlendiğini ve buna uygun denetimlerin gerçekleştirildiğini, müvekkili şirket nezdinde █████/2017, █████/2017, █████/2017 ve █████/2017 tarihlerinde Sağlık Bakanlığı tarafından fiili denetimlerin gerçekleştirildiğini ve ilgili denetimler sonucu Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu'nun █████/2018 tarihli idari yaptırım ve para cezası konulu yazısı gereğince müvekkiline 52.762 TL tutarında idari para cezası kesildiğini, denetim tarihlerinde şirketi münferit imzasıyla temsil ve ilzam etmek üzere yetkilendirilmiş olan davalının, şirketin üst düzeyde yönetilmesi ve yönetimi ile şirket menfaatlerinin gözetilmesi yükümlülükleri çerçevesinde müvekkili şirket tarafından piyasaya arz edilen ve satışı devam eden ürünlerin ilgili mevzuata uygun olup olmadığını değerlendirme, denetimler esnasında idari makamlara bilgi ve belgeleri sağlama ve bu anlamda olası riskleri tespit ve önleme yükümlülüklerini ihlal etmiş olduğunu, bu sebeplerle müvekkilinin uğradığı 52.762 TL tutarındaki idari para cezasından ilgili dönemde diğer ortaklar gibi kendisinin de sorumlu olması gerektiğini, nitekim denetim tarihlerinde şirket ortağı ve müdürü olan ... ve halen şirket ortağı ve müdürü olan ...'in davanın açılmasından önce idari para cezasının 1/3'ü olan 17.587,33 TL'yi ödediklerini, müvekkili şirketin kuruluşundan beri şirket ortağı olan davalının şirketin kuruluş tarihinden itibaren piyasaya arzına karar verilen ürünler, ilgili regülasyonlar, tıbbi cihaz ve ürünlerin satış koşulları ve şartları hakkında bilgi sahibi olduğunu beyanla idari para cezasının 1/3'ü olan 17.587,33 TL'nin davalı tarafından dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin uzun yıllardır inşaat sektöründeki firmalarda kurucu ve ortak olarak faaliyette bulunduğunu, şahsen medical işlerle finansal ortaklıktan başka fiziki bir ilgisi, bilgisi ve yönetimsel bir faaliyetinin bulunmadığını, eski ortaklığının bulunduğu davacı şirketin, “...” sektöründe faaliyet göstermekte iken yönetici ve müdür olan, bu sektörü tanıyan ve bilen ... tarafından yönetildiğini, halen de onun tarafından yönetilmeye devam edildiğini, müvekkilinin ortaklığının olduğu dönemde de tüm yönetim yetkilerinin ...'de olduğunu, kendisinin aldığı kararlar ve işlerle şirketin faaliyetlerinin devam ettirildiğini, davacı şirketin iştigal alanı yurtdışı bağlantılı olup tüm işlerin İngilizce dil bilgisi ve medical sektör bilgi ve tecrübesini gerektirdiğini, belirtilen vasıf, bilgi ve tecrübesi olmayan müvekkilinin süreçteki ortaklığının sadece finansal destek sağlamaktan ibaret olduğunu, alınan ve satılan mallar ve içerikleri ile herhangi bir ilgisi ve bilgisinin de bulunmadığını, müvekkili geçici bir dönem (3.5 ay) için müdür olarak atanmış ise de tüm yönetim, işleyiş ve sorumluluğun fiilen ...'de kaldığını, davacı tarafın dava dosyasına ibraz ettiği dava konusu tutanakların tamamında ...in imzasının bulunduğunu, bunun da şirketin fiilen ... tarafından yönetildiğinin ispatı olduğunu, müvekkilinin davacı şirkete gelen inceleme evraklarından bilgisinin olmadığını, haberdar dahi edilmediğini, şirket ortakları arasında yazılı olarak düzenlenen █████/2017 tarihli protokol ile ortaklığın sonlandırılması, kar ve zarar ortaklığı vs. hususların ayrıntılı olarak düzenlendiğini, protokolün 3. maddesinde açıkça belirtildiği üzere; “şirket ortaklarından ... ve ... █████/2017 tarihinden itibaren şirketin kar ve zararına ortak olmayacaklardır.” denildiğini, dava dilekçesinde bahsi geçen denetimlerden █████/2017 ve █████/2017 tarihli olanların, protokolde kararlaştırılan █████/2017 tarihinden sonrasına tekabül ettiğini, diğer tutanakların kabulü anlamını taşımamak üzere; anılan protokol gereğince bu iki tutanak ve devamından müvekkiline herhangi bir sorumluluğun atfedilemeyeceğini beyanla haksız ve yasal dayanaktan yoksun davasının reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Dava, Türk Ticaret Kanunu'nun 644. maddesinde yer alan atıf nedeniyle 553. maddesi uyarınca limited şirket müdürüne karşı şirketin zararı nedeniyle yöneltilmiş sorumluluk davasıdır. TTK'nın 553. maddesi uyarınca kusurlu davranışlarıyla yasadan ya da şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ihlal eden müdürler verdikleri zararı şirkete, ortaklara ve şirket alacaklılarına karşı tazminle yükümlüdürler. Limited şirket müdürlerinin sorumluluğu hususunda TTK'nın 557. maddesi uyarınca farklılaştırılmış teselsül hükümleri geçerli olmakla, birden fazla müdür olması halinde her bir müdürün sorumluluğu zararın oluşmasındaki payı kadardır. Davacı şirket █████/2014 tarihinde kurulmuş ve medikal ürünlerin satışını yapmakta olan bir limited şirkettir. Davalı █████/2017 tarihinde şirket müdürlüğüne seçilmiş ve █████/2017 tarihinde payını devrederek şirketten ayrıldığı tarihe kadar müdürlük görevinde bulunmuştur. Davalı ile birlikte dava dışı ... ve ... de aynı dönemde müdür olarak görev yapmışlardır. Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu tarafından davacı şirket nezdinde █████/2017, █████/2017 ve █████/2017 tarihlerinde gerçekleştirilen denetimler neticesinde, davacı şirkete; █████/2015 tarihinde piyasaya arz edilen "..." marka "..." etiket adlı ürünün Tıbbi Cihaz Yönetmeliği'ne ve 4703 sayılı Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanunu'nun 5/1 maddesine aykırı olması nedeniyle 8.381 TL; █████/2015 tarihinde piyasaya arz edilen "Saç Aşısı Uygulama Kiti" etiket adlı ürünün Tıbbi Cihaz Yönetmeliği'ne ve 4703 sayılı Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanunu'nun 5/1 maddesine aykırı olması nedeniyle 8.381 TL; █████/2017 tarihinde piyasaya arz edilen "..." etiket adlı ürünün Tıbbi Cihaz Yönetmeliği'ne ve 4703 sayılı Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanunu'nun 5/1 maddesine aykırı olması nedeniyle 36.000 TL olmak üzere toplam 52.762 TL tutarlı ve █████/2018 tarihli idari para cezasının düzenlenmiştir: Davacı şirket denetimlerin yapıldığı tarihlerde davalının şirket müdürü olduğunu ve bu nedenle zarardan sorumlu olduğunu iddia ederek söz konusu cezanın diğer müdürlerle birlikte davalı tarafından şirkete ödenmesi gerektiğini iddia ederek iş bu davayı açmıştır. Alınan mali müşavir bilirkişi raporu ile tespit edildiği üzere davacı şirket tarafından idari para cezası ödenmiş, dava dışı ... ve ... tarafından davacı şirkete ayrı ayrı cezanın 1/3'ü oranında ödeme yapılmış ise de, ödemelerin davacı şirketi borçlandırma şeklinde kayıtlara alındığı, dolayısıyla davacının diğer müdürler tarafından zararın paylarına düşen kısımlarının ödendiği beyanına itibar edilemeyeceği, kaldı ki davalının sorumluluğuna gidilmesi halinde TTK'nın 557. maddesi uyarınca sorumluluk miktarının Mahkememizce takdir edileceği ancak bundan önce davacı şirketin davalının kusuru ile bu zararın oluşmasına sebep olduğunu ispat etmesi gerektiği anlaşılmıştır. █████/2018 tarihli idari para cezasına konu iki adet ürünün piyasaya █████/2015 ve █████/2015 tarihlerinde arz edildikleri, her ne kadar denetim tarihi daha sonra ise de zararı doğuran eylemlerin bu tarihlerde gerçekleştiği, davacının iddia ettiği şekilde, denetimlerin davalının müdür olduğu tarihte yapılmış olmasının davalının, bu ürünlerin 4703 sayılı Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanunu'nun 5/1 maddesine aykırı şekilde piyasaya arz edilmesinden sorumlu hale getirmeyeceği, idari para cezasının 36.000 TL'lik kısmına konu ürünün ise █████/2017 tarihinde piyasaya arz edildiği, her ne kadar davalı bu tarihte şirket müdürü ise de, █████/2017 tarihinde yapılan toplantıda, davalının █████/2017 tarihinden itibaren davacı şirketin kar ve zararına ortak olmayacağının karar altına alındığı, ürünün piyasaya arz edilmesi ile oluşan zararın tarihinin █████/2017 tarihinden sonra olduğu, dolayısıyla davacının bu ürün nedeniyle kesilen idari para cezasını davalıdan talep edemeyeceği, ayrıca dinlenen tanık beyanları ile davacı şirketin fiili olarak yönetim işlerinin, davalının dışındaki diğer iki müdür tarafından yerine getirildiği, davalının kısa bir dönem kağıt üzerinde müdür olarak yer aldığının anlaşıldığı, davalının somut olarak idari para cezasına konu ürünlerle ilgili kusura dayanan bir eyleminin ispat edilemediği, bu nedenlerle davanın haksız olduğu anlaşılmakla reddine, ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; karara dayanak gösterilen raporların mali açıdan eksik olduğunu, hüküm kurmaya elverişli olmadığını, mahkeme kararında müdürün sorumluluğuna dair hukuka aykırı ve gerekçesiz hüküm kurulduğunu, kararın yargıtay emsalleri ile çeliştiğini, görüldüğü üzere tıbbi cihaz sektörünü bilmediğini iddia eden davalı, davacı şirketle birebir rakip olarak değerlendirilebilecek bir şirketin halihazırda ortağı ve yönetim kurulu üyesi olduğunu, kaldı ki, ███████ nolu genel kurul kararı ile davalı dahil olmak üzere tüm ortaklar herhangi bir sektörel vb. ayrım gözetilmeksizin şirketi münferiden temsile yetkili kılınmış ve tanığımız tarafından da dava konusu idari para cezasına konu ürünün piyasaya arzına ve ne şekilde arz edileceğine birlikte karar verildiği beyan edildiğini, açıklanan sebeplerle davalının bu sektörü bilmediği savunmasına itibar edilemeyeceği gibi, tanık beyanları ve davalının mevcut şirket ortaklığı da dikkate alındığında tarafımızca davalının kusuru ispat edildiğini, kesilen idari para cezası nedeniyle müvekkil şirketin zarar gördüğü ise izahtan vareste olduğunu, diğer yandan her ne kadar davalının kusuru tarafımızca ispat edilmişse de TTK'da yapılan değişiklik sonrasında limited şirket müdürlerinin sorumluluğuna dair yargıtay kararlarında halen sorumluluk davalarında ispat yükünün tersine çevrilmiş olduğu belirtildiğini, dolayısıyla davalının kusursuzluğunu ispatlaması gerektiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE: Dava, limited şirket müdürünün sorumluluğu esasına dayalı olarak şirketin uğradığı zararın tahsili davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davalının davacı şirket müdürü olduğu dönemde şirketi zarara uğratıp uğratmadığı ve zarardan sorumlu olup olmadığı noktasındadır.Davacı şirketin █████/2017 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde yayımlanan █████/2017 tarihli genel kurul kararı ile, davalı ..., dava dışı ... ve dava dışı ... münferit imza ile temsile yetkili müdür seçilmişlerdir. Yine davacı şirketin █████/2017 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde yayımlanan █████/2017 tarihli genel kurul kararı ile davalı ...'ın müdürlüğünün sona erdirilmesine karar verilmiştir.Davacı, sağlık bakanlığınca yapılan denetimler sonucu mevzuata aykırı piyasa arz edilen ürünler nedeniyle kesilen idari para cezasından davalı müdürün de sorumlu olduğu iddiasıyla davalıya isabet eden tutarın tahsiline karar verilmesi istemiyle eldeki davayı açmıştır.Şirket tarafından yöneticiler hakkında sorumluluk davası açılabilmesi için limited şirket yönünden TTK'nın 618/3-c maddesi uyarınca, anonim şirket yönünden TTK'nın 479/3-c maddesi uyarınca genel kurul kararı alınması gerekir. Buna ilişkin genel kurul kararı dosyada mevcuttur.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 644/1-a maddesinin yollaması ile limited şirket müdürlerinin sorumlulukları hakkında da uygulanacak olan TTK'nın 553/1. maddesi uyarınca, kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar.Yönetim kurulu üyeleri görevlerini ifa ederken ve verilen yetkileri kullanırken, tedbirli bir yöneticinin özeniyle hareket etmeli ve şirket menfaatlerini gözetmelilerdir. Yönetim kurulu üyelerinin özen ve dikkat yükümlülüğünün kapsamı, şirket ana sözleşmesi, kanun, iç yönerge ve yönetim kurulu tarafından verilen tüm yetki ve görevleri kapsar. Ancak, yönetim kurulu üyesinin özen yükümlülüğünün, kurulda kendisine tanınan yetki ile sınırlı olduğuna şüphe yoktur. Bunun yanı şıra yönetim kurulunun sorumluluğu kusura dayanan bir sorumluluktur. Ayrıca, yönetim kurulu üyesinin sorumlu tutulabilmesi için kusurlu hareketin o üyeye izafe edilmesi de gereklidir. Yönetim kurulu üyelerinin şirket nam ve hesabına yapmış oldukları işlem ve sözleşmeler nedeniyle sorumlu tutulabilmeleri, ancak kendilerine kusurlu bir eylemin yüklenmesi durumunda mümkündür. Davacı tanığı ...'in █████/2019 tarihli celsede alınan beyanında, hissedarlardan ... ve ...'in Medical uzmanı olduklarını, ... ve kendisinin öğrenmeye çalıştıklarını, Sağlık Bakanlığının yaptığı denetim sırasında ürünün yanlış paketlenmesinden idari para cezası düzenlediğini, bunun ortaklardan birinin kusuru veya hatasından kaynaklandığını düşünmediğini, satışa arz edilen ürünleri kendilerinin de başka yerden aldıklarını ifade etmiştir. Davalı tanıkları da, davalının medikal alanında uzman olmadığı yönünde beyanda bulunmuşlardır. İlk derece mahkemesince dinlenen tanık beyanları ve dosya kapsamında bulunan deliller davaya konu şirket zararına neden olan işlemlerin davalının sorumluluğunda yapıldığını ispata elverişli değildir. Şirketin diğer ortakları tarafından davacı şirkete Sağlık Bakanlığınca kesilen idari para cezasının tazmini için bir kısım ödeme yapıldığı iddiasının da davalının sorumluluk durumuna bir etkisi bulunmamaktadır. Bu nedenle, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a. maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. █████/2025

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!