Anahtar kelimeler: Alacakborç Satımdan İlişkiden Doğduğunu Etmemesi İlamsız İfa Usulden Borcunu Takibi

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ14. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: █████████ KARAR NO: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ: █████/2024NUMARASI: ████████ E. - ████████ K.DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari satımdan kaynaklanan)Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın usulden reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacı şirket ile davalı şirket arasında ticari ilişkiden kaynaklı 59.572,98 TL tutarında alacak-borç ilişkisinin doğduğunu, davalı şirketin borcunu ifa etmemesi nedeniyle hakkında ilamsız icra takibi başlatıldığını, davacının tüm uyarılarına ve iyi niyetine rağmen davalının hem borcunu ödemediğini hem de borcunu ödemekten kaçınmak için itiraz ettiğini, davalı borçlunun takibe itirazının haksız ve kötü niyetli olduğunu iddia ederek, itirazın 59.572,98 TL üzerinden iptali ile takibin devamına ,%20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesi talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; öncelikle HMK'nın 116. maddesine göre davanın usul yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, huzurdaki davanın yetkisiz mahkemede açılmış olduğunu, İstanbul mahkemelerinin yetkisine açıkça itiraz ettiklerini, davalı şirketin adresinin Akyurt/Ankara olduğundan davalı şirket aleyhine açılacak davalarda Akyurt mahkemelerinin yetkili olduğunu, 6102 sayılı TTK'nın 89. maddesinde “cari hesap sözleşmelerinin yazılı yapılmadıkça geçerli olamayacağının belirtildiğini, taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadıkça TTKU'nın cari hesaba ilişkin hükümlerinin uygulanmayacağını, davacı yan tarafından Gaziosmanpaşa İcra Müdürlüğünde 59.572,98 TL cari hesap alacağı için icra takibi başlatmışsa da davalı şirketin, davacı şirkete herhangi bir borcunun bulunmadığını, davalı şirket tarafından davacı şirketten 10.07.2021 tarih ve bedelsiz fatura ile deneme amaçlı ürünler aldığını, bu ürünlerin 26.05.2022 tarihli iade faturası ve 26.05.2022 tarihli sevk irasaliyesi ile iade edildiğini, söz konusu ürünlerin davacı şirkete gönderildiğini, daha sonrasında söz konusu ürünlerin tekrar davalı şirkete gönderildiğini, ürünlerin şirkette bulunduğunu, dava konusu alacak tutarı olan 59.572,98 TL nin 19.12.2022 tarihinde davacı şirkete ödendiğini, davacının davayı açmasında hukuki yararının bulunmadığını, yüksek mahkeme İctihatlarının beyanlarını kanıtlar mahiyette olduğunu, davacı yanın talep etiği faiz miktarlarının fahiş olduğunu ve kabul edilemez olduğunu, davalı şirketin borca itirazının haksız olmadığından davacının icra inkar talebinin yerinde olmadığını, davanın usulden , aksi halde ise davacının iddiaları ve taleplerinin haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu savunarak davanın reddine ve % 20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesi talep edilmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... davacı tarafından davalıdan 59.572,98 TL alacaklı olduğundan bahisle davalı aleyhine icra takibi başlatıldığı, iş bu dava konusunun davalının icra takibine yaptığı itirazın iptali ile icra inkar tazminatı hükmedilmesi talebine ilişkin olduğu, davacı tarafından davalı aleyhine █████/2022 tarihinde icra takibi başlatıldığı, icra ödeme emrinin █████/2022 tarihinde davalıya tebliğ edildiği, davalı borçlu tarafından davaya konu borcun █████/2022 tarihinde banka havalesi ile davalının hesabına ödendiği, daha sonra icra takibinde borca itiraz ettiği anlaşılmıştır. Buna göre icra takibine konu borç ödendiğinden davacının iş bu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığı anlaşıldığından davanın usulden reddine karar vermek gerekmiştir. İcra takibine konu borcun, ödeme emri tebliğ edildikten sonra ödeme yapıldığı, sonrasında ise borca itiraz edildiği takip hukukuna ilişkin icra masraf ve diğer giderlerin ise icra dairesinin takdir ve tasarrufunda olduğu kanaatine varılarak ... " gerekçesiyle icra takibine konu borç davadan önce ödendiğinden, davacının hukuki yararının bulunmadığı anlaşılmakla, davanın usulden reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İcra takibinin başlatılması ile müvekkili açısından asıl alacak ile tüm ferilerine hak kazanıldığını, davalının takip başlatılıp ödeme emri tebliği üzerine asıl alacağı müvekkili şirket hesabına ödediğini ancak takip gereği ödemekle yükümlü olduğu icra takibindeki ferileri ödemediğini, borca ve ferilere ilişkin olarak itirazda bulunduğunu bu nedenle takibin tamamen durdurulduğunu, itirazın iptali davası açmasında müvekkilinin hukuki yararının bulunduğunu, mahkemece feriler yönünden takip hukukuna ilişkin icra masraf ve diğer giderlerin icra dairesinin takdir ve tasarrufunda olduğu gerekçesinin hukuka aykırı olduğunu, takibin devamı açısından itiraz sonucu durdurulan takibin devam etmesi için mahkemece verilen bir hükmün tesis edilmesi gerektiğini, dava öncesinde borçlu tarafından ödeme yapılması halinde yapılan ödemenin göz önünde bulundurularak takibin devamına karar verilmesi gerektiğini, asıl alacak ödenmiş olsa bile kalan miktar yönünden devam kararının verilmesi gerektiğini iddia ederek, kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, ticari satıma ilişkin açık hesap alacağının tahsili amacı ile başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın usulden reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekili yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, davacı tarafça takip başlatıldığı, ödeme emri sonrasında davalı borçlu tarafça icra takibine karşı itiraz edildiği, davalının dava tarihinden önce 19.12.2022 tarihinde takip konusu alacağın tamamı olan 59.572,98 TL borcu banka havalesi yolu ile ödediği konusunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, itiraz sonrasında ancak dava öncesinde takip konusu edilen borcun tamamen ödenmiş olmasına rağmen itirazın iptali davası açılmasında takip alacağı yönünden hukuki yararının olup olmadığına ilişkindir.Davacı tarafça İİK 67.maddesi gereğince 14.03.2023 tarihinde takip talebi üzerinden iş bu itirazın iptali davası açılmıştır.Takip talebinde TBK 100 .madde gösterilmiştir. İcra müdürlüğü tarafından 21.12.2022 tarihli karar ile borçlunun 19.12.2022 havale tarihli dilekçesinin müdürlüğe geldiği belirtilerek itirazın süresinde yapılmış olması durumunda takibin durdurulmasına, itirazın süresinde olmaması halinde ise ek karar yazmaya gerek kalmaksızın talebin reddi ile takibin devamına dair karar verilmiştir. Davalı borçlu şirket aleyhine 06.12.2022 tarihinde başlatılan icra takibine dair ödeme emri borçluya tebliğ edilmiş ve davalı borçlu tarafından ödeme emrine karşı 19.12.2022 tarihli dilekçe ile itiraz edilmiştir. İtiraz dilekçesinde, icra dairesinin yetkisi ile birlikte borca ve ferilerine itiraz edilmiştir. Aynı tarihte takip konusu alacak miktarının tamamının davacı şirketin banka hesap numarasına ödenmiş olduğu tespit edilmiştir. Mahkemece, taraf delillerinin ibrazı sonrasında bilirkişi raporu alınarak yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden davanın usulden reddine dair hüküm tesis edilmiştir. 28.06.2024 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmında; tarafların e-defter mükellefi olduğu, defterlerin usulüne uygun olarak tutulduğu, davacı tarafça düzenlenen 26.04.2022 tarihli 59.572,98 TL tutarındaki faturanın davalı tarafa tebliğ edildiği, fatura muhteviyatı ürünlerinde davalının iş yerine teslim edildiği, faturanın tarafların defterlerinde yer aldığı, davalının fatura tutarı olan 59.572,98 TL'yi 19.12.2022 tarihinde banka havalesi yolu davacıya ödediği belirtilmiştir. Yasal dayanağını 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67. maddesinden alan itirazın iptali davası ile alacaklı; icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İİK’nın 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçlamaktadır. Takip hukukundan doğan bu davada tespit edilecek husus, borçlunun icra takibine yapmış olduğu itirazında haklı olup olmadığının belirlenmesidir. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir (İİK. m. 67/1). Dava, özünde tahsil istemini de barındırmakla, burada borçlunun takip sonrası yaptığı ödeme iddialarının da nazara alınması zorunludur. Borçlu, ödeme emrine itiraz ederken bildirdiği itiraz sebepleri dışında, itirazın iptali davasında başka savunma sebeplerini ileri sürebileceğinden, mahkemenin, borcun sonradan ödendiği itirazını araştırarak ödemenin takip konusu alacakla ilgili olduğunu belirlemesi hâlinde, alacaklının dava tarihi itibariyle talep edebileceği alacak miktarı üzerinden hüküm kurması gerektiğinde duraksama bulunmamaktadır. Hemen belirtilmelidirki alacak miktarının, takip ya da dava tarihindeki koşullara göre belirlenmesinin, itirazın iptali davasında hükmolunan miktar üzerinden tahsiline karar verilebilecek bir tazminat türü olan ve bağımsız bir dava konusu yapılamayan icra inkâr tazminatının miktarına da etkili olacağı açıktır. Henüz alacaklı tarafından itirazın iptali davasının açılmadığı bir evrede, borçlunun, itiraza konu borcu kısmen veya tamamen ödemesi mümkündür ve bunu engelleyen herhangi bir yasa hükmü yoktur. Borçlu, itirazın iptali davası açılmamışken, itirazına konu borcu tamamen öderse, alacaklının itirazın iptali davası açmasına gerek kalmayacak ve böyle bir davayı açmakta hukuki yararı bulunmayacaktır. Zira itirazın iptali davası açılmasında amaç, itiraz nedeniyle kanun gereğince kendiliğinden durmuş olan takibin devamını sağlamaktır. Takibin devamı yoluyla elde edilecek olan sonuç (alacağın tahsili), borçlunun tüm borcu ödemesiyle zaten gerçekleşmiş olacağına göre, gerçekleşmiş olan bu sonucu sağlamak üzere bir dava açılmasında hukuki yarar bulunmayacaktır. Bunun gibi, takibe konu borcun kısmen ödendiği durumlarda da ödenmeyen borç tutarına yönelik itirazın iptali davasında, itirazdan sonra ödenmiş olan miktar bakımından itirazın iptalinin istenilmesinde hukuki yararın mevcut olmayacağı kuşkusuzdur (Hukuk Genel Kurulunun 09.02.2011 tarih ve ███████-29 E., ███████ K., 23.05.2018 tarih ve ███████-910 E., █████████ K. sayılı kararları). Dava, İİK'nın 67. maddesi gereğince açılmış olan itirazın iptali davasıdır. Davacı tarafça cari hesaptan kaynaklı alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatılmıştır. Alacaklı vekili tarafından takip talebinde kısmi ödemelerin TBK'nın 100. maddesi uyarınca öncelikle faiz, masraflar ve ferilerine mahsup edileceği belirtilmiş ve takip talebi bu şekilde gerçekleştirilmiştir. Davalı tarafça icra takibi sonrasında, ancak davadan önce icra takip dosyasındaki alacak talebi doğrultusunda ödeme yapılmıştır. TBK'nın 100. maddesinde, mahsup üst başlığı altında kısmen ödemeden, borçlunun faiz veya giderleri ödemede gecikmemiş ise kısmen yaptığı ödemeyi ana borçtan düşme hakkına sahip olduğu, aksine anlaşmanın yapılamayacağı belirtilmiştir. Bu kapsamda, mahkemece davalının yapmış olduğu ödeme, ödeme tarihi itibariyle TBK'nın 100. madde düzenlemesi kapsamında öncelikle faiz, takip masrafları ve ferilerine mahsup edilmek suretiyle davacının dava tarihindeki alacak miktarı tespit edildikten sonra ve gerekirse bu konuda ek rapor alınarak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekir iken hatalı ve eksik değerlendirme sonucunda verilen karar isabetli görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelenmesi sonucunda, işin esası incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davacı tarafça yatırılan istinaf peşin karar harcının, talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,4-Kaldırılan kararın icrasıyla ilgili olarak İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine, 5-Davacı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, yeniden verilecek hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair; HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 22.05.2025