Anahtar kelimeler: Filistinde İsraildeki Şehrine Yağlarının Etiği Ülkelerden Kasım İthal Ayında Otomobil

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: ████████
KARAR NO: █████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 09.11.2021
NUMARASI: ████████ Esas - ████████ Karar
DAVA: Tazminat (Satım sözleşmesinden kaynaklanan)
Taraflar arasındaki tazminat davasının davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacının diğer ülkelerden ithal etiği malları Filistin'de sattığını, bu kapsamda davalı şirket ile 2018 yılı Kasım ayında ... marka otomobil yağlarının 20.688 USD karşılığında İsrail'deki Aşdod şehrine teslimi konusunda tarafların anlaştığını, davalı şirketçe düzenlenen proforma faturasından, müvekkilinin ödemeyi yaptığının anlaşılacağını, ancak davalının teslim borcunun yerine getirmediğini, yapılan görüşmeler üzerine malların 12.04.2019 tarihinde teslim edileceğinin yazılı şekilde taahhüt edildiğini, 08.04.2019 tarihli 2 adet Arapça belgede "... Yedek Parça şirketi Sayın ...den 1390- 2019 numaralı ilk faturaya dayanarak İsrail'deki Aşdod limanına kadar olan taşıma ve kargo ücretini de kapsayan 20.788 Amerikan Doları meblağı teslim almıştır. Şirket mali sorunlar nedeniyle malı teslim etmekte gecikmiştir ve mallar █████/2019 tarihinde teslim edilmek üzere hazırlanacaktır. Teslim belirlenen zamanda yapılmadığı takdirde üzerinde anlaşılan meblağın iadesi kararlaştırılır. █████/2019" ifadelerinin yer aldığını, belge ile 20.688 USD'nin alındığı ve karşılığında ... numaralı proforma faturada belirlenen malların teslim edileceği, malların en geç 12.04.2019 tarihinde teslim edilmediği takdirde alınan bedelin iade edileceğinin taahhüt edildiğini, emtianın buna rağmen teslim edilmemesi nedeniyle müvekkilinin maddi ve manevi zarara uğradığını, emtianın 24.04.2019 tarihinde dahi teslim edilmemesi üzerine ifa izlenimi uyandırmak için ... Bankası'na hitaben döviz transfer talep formu düzenlendiğini, ancak bu transferin de gerçekleşmediğini, davacının 02.07.2019 tarihinde sorunu çözmek için İstanbul'a geldiğini ve 09.07.2019 tarihine kadar İstanbul'da konakladığını, 7 günlük konaklama için toplamda 1.684,44 TL harcadığını, Türkiye'ye gidiş-dönüş uçak biletleri, noterlik ücretleri için masraflar yaptığını, avukata vekalet verdiğini, davalı şirket yetkilisi ile yapılan görüşmede 4.000 USD'nin iade edildiğini kalan kısmın ise vadelendirilmesi için sözleşme düzenlendiğini, buna göre kalan 16.788,00 USD7nin 8.000,00 USD'sinni 23.08.2019 tarihinde, 8.788,00 USD'sinni ise 23.09.2019 tarihinde ödenmesinin taahhüt edildiğini, sözleşmeye rağmen ödemenin yapılmaması üzerine arabuluculuğa başvurularak dava açıldığını, davalının temerrüdü ile müvekkilinin ticaretinin aksadığını, alacağın tahsili için harcama yapıldığı gibi manevi zararın da oluştuğunu, davalı şirketçe vadesinde ödenmeyen borçlar için bu davadaki karar tarihine kadar işleyen ticari temerrüt faizinin hesaplanarak hüküm altına alınması gerektiğini ileri sürerek, 16.788 USD anapara alacağı ile bu tutara işleyen faizler, dacının uğradığı maddi ve manevi zararlar ile yapılan giderlerin belirlenerek tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; dava dilekçesinin usulüne uygun şekilde düzenlenmediğini, davacının yabancı olması nedeniyle yabancılık teminatı alınması gerektiğini, taraflar arasında bir ticari ilişki bulunduğunu, ancak ödeme konusunda tam olarak anlaşma sağlanmaması nedeniyle uyuşmazlık oluştuğunu, bilirkişi incelemesi ile alacak miktarının belirlenebileceğini, ticari bir alacağın ödenmemesi nedeniyle manevi zarar oluşmayacağını, alacağın geç ödenmesi nedeniyle faiz istendiğini, bunun da tüm zararları karşılayacağını, davacının bu alacak için harcama yaptığını kanıtlaması gerektiğini, ayrıca avukata vekalet vermek için bir yere gitmek, orada konaklamak, noter vekaletname ücreti gibi masrafların maddi tazminat talebine konu edilemeyeceğini, bunların dava gideri olarak da kabul edilemeyeceğini, dava dilekçesinin konu bölümünde alacağın Türk lirası cinsinden ifade edilmesine rağmen sonuç ve talep bölümünde ise Amerika Doları cinsinden talepte bulunduğunu ve talebin açıklattırılması gerektiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Davanın esasına ilişkin yapılan incelemede; Mahkememizce tüm deliller toplanmış, gerekli inceleme ve araştırmalar yapılmış, █████/2021 tarihli celsede davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarının inceleme günü verilerek HMK madde 222'ye göre Mahkememize sunması istenilmiş, söz konusu ara karar davalı tarafa tebliğ edilmiş ve inceleme gününde davalı taraf ticari defter ve kayıtlarını hazır etmemiştir. Mahkememizce █████/2021 tarihli ara karar ile dosya içerisinde bulunan yabancı dilde bulunan evrakların Arapça ve İngilizce dilinde tercümesinin yapılması için bilirkişiye verilmesine karar verilmiş, proforma fatura ve davalı şirket tarafından davacıya verilen belgeler ile döviz transfer talep formu tercüme ettirilmiştir.Mahkememizce █████/2021 tarihli celsede dosyanın SMM bilirkişiye tevdi ile, alacak ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilmek üzere rapor hazırlamasına karar verilmiş,█████/2021 tarihli bilirkişi raporunda; Davacı taraf Av. ... İle ... Filtre Madeni Yağlar Yedek Parça İth. İhr. Ve Tic. Ltd, Şti. Yetkilisi ... arasında, davalı tarafından düzenlenen Proforma faturaya istinaden, davacı tarafından ödenmiş olan 20.788 Amerikan dolarının iadesine ilişkin, 8.000 USD'nin 23.08.2019 tarihinde, 8.788 USD'nin 23.09.2019 tarihinde ödeneceği şeklinde anlaşmaya varıldığı, dosya içerisinde toplamı 16.788 USD olan ödemelerin yapıldığına dair herhangi bir bilgi veya belgenin bulunmadığı hususu bildirilmiştir. Yargılamanın sürüncemede kalmaması amacıyla faiz hesaplaması mahkememizce yapılmıştır. Davalı yanca dosyaya sunulan bilgi ve belgelere istinaden ödeme olgusunu ispat edemediği..." gerekçesiyle, davacının alacak ve maddi tazminat davasının kısmen kabulü ile 16.788 USD karşılığı 95.976,45 TL'sinin 8.000 USD için 23.08.2019 tarihinden itibaren (18.926,79 TL) 8.788 USD için 23.09.2019 tarihinden itibaren (19.704,84-TL) toplam 134.608,08 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının manevi tazminat talebinin reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkilinin tacir olduğunu, davalı şirket ile imzalanan sözleşme kapsamında alınacak madeni yağlar için 2018 yılı Kasım ayında davalıya 20.688 USD ödendiğini, müvekkilinin para borcunu ifa etmesine rağmen alınan yağların teslim edilmediğini, ifa edilmeyeceğinin anlaşılması üzerine müvekkilinin ödediği miktarın iadesini istediğini ve taraflar arasında protokol imzalandığını, müvekkilinin 16.788,00 USD alacaklı olduğunun kanıtlandığını, ancak mahkemece talebe aykırı şekilde paranın TL karşılığına hükmedildiğini, oysa talep gibi bu miktarın fiili ödeme tarihindeki TL karşılığına hükmedilmesi gerektiğini, zira borcun aynen ödenmesinin kararlaştırıldığını, kaldı ki yabancı bir tacir olan müvekkilinin TL cinsinden para kabul etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, esasen ıslahta 16.788,00 USD'nin fiili ödeme tarihindeki T.C Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden belirlenecek Türk Lirası karşılığının tahsiline karar verilmesinin istendiğini ve buna göre harç ödendiğini, talebin TBK'nın 99/3. maddesine da uygun olduğunu, bu tür durumlarda yabancı paraya hükmedilmesi gerektiğinin bir çok yüksek mahkeme kararı ile belirlendiğini, Mahkemece hesaplanan faizin hatalı olduğunu, faiz hesabının uzmanlık gerektirmesine rağmen mahkemece hatalı şekilde hesaplanmasının hatalı olduğunu, zira dövize uygulanacak faizin 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesinde belirlendiğini, mahkemece manevi tazminat talibinin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin konaklama masrafı yapmadığının kabul edilmesine rağmen, buna ilişkin delillerin dava dilekçesine ek 4 olarak eklendiğini, müvekkilinin 01.07.2019 ile 09.07.2019 tarihleri arasında Türkiye'de bulunduğunun Emniyet yazısından anlaşıldığını, ayrıca davacının vekalet vermek ve sorunlarını çözmek için de Türkiye'ye geldiğini, sözleşmenin yapılması nedeniyle müvekkilinin menfi zararının da bulunduğunu, ifa beklentisi ile yapılan harcamaların tahsili gerektiğini, kararın gerekçe kısmında maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesine rağmen, hüküm kısmında maddi tazminat talebinin reddine dair bir hüküm bulunmadığını, bu durumun da kısa karar ile gerekçeli karar arasında farklılık oluşturduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, taraflar arasındaki satım sözleşmesinin davalı tarafından ifa edilmemesi nedeniyle davacı tarafından verilen satım bedelinin tahsili, satım nedeniyle yapılan masraflar ve uğranılan maddi ve manevi zararların tazmini istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı vekili, taraflar arasında düzenlenen madeni yağ satım sözleşmesi kapsamında davalıya 20.688 USD ödendiğini, davalının emtiayı teslim etmediğini ve yapılan görüşmeler sonucunda 4.000 USD'nin iade edildiğini, bakiye alacağın ödenmesi hususunda taraflar arasında düzenlenen protokol ile 8.000 US'nin 23.08.2019 tarihinde, kalan 8.788 USD'nin ise 23.09.2019 tarihinde ödeneceğinin kararlaştırıldığını, buna rağmen vadeye bağlanan paranın iade edilmediğini, müvekkilinin ifa edilmeyen satım nedeniyle ticari zarara uğradığı gibi, bir çok masraf yaptığını ve manevi zarara uğradığını ileri sürerek, 16.788 USD'nin faiziyle birlikte tahsiline, davalının sözleşmeye aykırı eylemleri nedeniyle uğranılan zararların belirlenerek tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davacı vekili 21.10.2021 harç tarihli ıslah dilekçesi ile 16.788 USD'nin fiili ödeme tarihindeki TL karşılığının faiziyle birlikte tahsiline, edimin ifa edilmemesi nedeniyle yapılan 1.949 TL vekalet, seyahat ve konaklama giderinin faiziyle birlikte tahsiline ve edimin ifa edilmemesi nedeniyle uğranılan 10.000 TL manevi zararın tahsiline karar verilmesini istemiştir.Taraflar arasında madeni yağ satımına ilişkin bir sözleşme ilişkisi bulunduğu ve bu kapsamda davacının davalıya 20.788 USD ödediği dosyadaki fatura ve taralar arasında düzenlenen tasfiye protokolünden anlaşılmaktadır. Protokole göre, davacının yaptığı ödemeden 4.000 USD'nin davacıya iade edildiği, bakiye miktarın ise iki taksitle iade edileceği kabul edilmiş, ilk taksitte 8.000 USD'nin 23.08.2019 tarihinde, bakiye 8.788 USD'nin ise 23.09.2019 tarihinde iade edileceği belirlenerek, TBK'nın 117. maddesine göre kesin vade belirlenmiştir. Bu nedenle, iadesi gereken miktarlara başka bir ihtara gerek kalmaksızın belirlenen kesin vade tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerekmektedir. Dosyada bulunan 07.03.2020 tarihli uzman görüşünden, Filistin ülkesinde, yabancılardan teminat alınmadığı ve bu nedenle davacının da mütekabiliyet esasına göre teminat ödemesinin zorunlu olmadığı anlaşılmaktadır. Dosyada bulunan Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa birliği Genel Müdürlüğünün görüş yazısına göre de Türk vatandaşlarının Filistin'de teminat yatırma yükümlülüğü bulunmadığının bildirildiği görülmüştür. Satım sözleşmesinde, tarafların aksine bir anlaşma veya örf bulunmadıkça TBK'nın 207. maddesine göre edimlerini aynı anda ifa etmeleri asıldır. Taraflar arasındaki sözleşmede de davacının edimini yerine getirerek para borcunu ödediği, ancak davalının mal teslim borcunu yerine getirmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda satıcı mal teslimini savunup kanıtlamadığından, aldığı satım bedelini iade etmelidir. Esasen taraflar satım bedelinin iadesi konusunda anlaşmış olup, bedelin bir kısmının peşin iade edildiği, kalan kısmın ise belirlenen kesin vadelerde iadesinin kararlaştırıldığı görülmektedir. TBK'nın 99/3. maddesinde, "Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile ödenmesini isteyebilir." düzenlemesi bulunmaktadır. Bu durumda, yabancılık unsuru bulunan bir ticari ilişkide, satıcının yabancı para cinsinden tahsil ettiği bir miktarın, tarafların anlaşmasına göre belirlenen vadelerle, yine yabancı para cinsinden, ancak davacının ıslah beyanındaki talebine göre yabancı para cinsinden, fiili ödeme tarihindeki Türk lirası karşılığının ödenmesi istenebilir. Davacının yasaya uygun bir talepte bulunmasına rağmen mahkemece talebe hatalı anlam verilerek yabancı paranın Ülke parasına çevrilerek tahsiline karar verilmesi hatalı olmuş, bu yöne ilişkin istinaf başvurusunun kabulü gerekmiştir. Diğer yandan, davacı iadesi gereken paraya ödeme tarihlerinden itibaren faiz işletilerek bulunacak miktarın da tahsilini istemiş, ancak buna ilişkin bir değer belirleyerek harcını ödememiştir. Ödemede geciken taraf, temerrüt tarihinden itibaren faiz ödemekle yükümlüdür. Yabancı para cinsinden alacaklarda uygulanacak yasal faiz 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesinde belirlenmiş olup, mahkemece uygulama yeri bulunamayan, tedarik sözleşmelerinde uygulanan faize göre hesaplama yaparak Türk lirası üzerinden hüküm kurması hatalıdır. Davacının, faiz tutarını hesaplayarak harçlandırmadığı da dikkate alınarak, taraflar arasındaki protokolde belirlenen 8.000 USD'ye 23.08.2019 tarihinden itibaren, 8.788,00 USD'ye ise 23.09.2019 tarihinden bu miktarların tahsiline kadar 3095 sayılı Kanun'un 4/a hükmüne göre faiz uygulanması gerekmektedir. Esasen yapılacak bu uygulama davacının talebine de uygundur. Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin bu yönlere ilişkin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının düzeltilmesi gerekmiştir. Satım sözleşmesin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi halinde TBK'nın 112. maddesine göre, borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür. Ancak bunun için uğranılan zarar ile satıcının eylemi arasında illiyet bağı bulunması ve zararın bu nedenle oluşması gerekmektedir. Davacı vekili, müvekkilinin satıcının temerrüdü nedeniyle seyahat ettiğini belirterek 02.07.2019 ile 08.07.2019 tarihleri arasındaki konaklamaya ilişkin 1.689 TL bedelli fatura ile 08.07.2019- 09.07.2019 arasındaki bir gün için 260 TL bedelli konaklama faturası ibraz etmiştir. Anılan faturalar ile satıcının temerrüdü arasında bir bağlantı olduğu konusunda ise hiç bir kanıt sunulmamıştır. Tacir olan davacının yaptığı her türlü konaklama harcamasının davalıdan talep edilmesi mümkün değildir. Davacı, talep edilen faturalar ile satıcının eylemleri arasında bir bağlantı bulunduğuna ilişkin kanıt sunmadığından, bu talebe yönelik istemin reddine karar verilmesi yerinde bulunmuştur. Mahkemece hüküm fıkrasında bu yöne ilişkin açık bir hüküm bulunmaması eksiklik ise de Dairemizce yeniden kurulacak hükümde bu eksiklik giderilmiştir. Sözü edilen menfi zararlara ilişkin olarak, harcı ödenerek açılmış bir dava bulunmamaktadır. TBK'nın 58/1 maddesine göre kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık, manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir. Davalının sorumluluğunun yasal dayanağı sözleşmeye aykırılık olmakla birlikte, TBK'nın 114/2. maddesine göre haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümlerin kıyas yoluyla sözleşmeye aykırılık hâllerine de uygulanması gerekmektedir. Manevi zarar, mal varlığında bir azalmayı değil ve fakat kişilik haklarına vaki tecavüz nedeniyle bir kimsenin duyduğu cismani ve manevi acı ve ızdırabı, elemi ve böylece yaşama zevkinde bir azalmayı ifade eder. TBK'nın 58. maddesine göre, şahsiyet hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze uğrayan kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat namıyla bir miktar para ödenmesini dava edebilir. Manevi tazminat talep edilebilmesi için davacının şahsiyet haklarına saldırı olması, saldırının haksız olması, manevi zarara uğranılması, kusurlu olunması ve illiyet bağı bulunması gerekir. TBK'nın 114/2. maddesi uyarınca, haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümler, kıyas yoluyla sözleşmeye aykırılık hallerinde de uygulanır. Ancak, her sözleşmeye aykırılık manevi tazminat gerektirmeyeceğinden her eylemin TMK'nın 24 ve TBK'nın 58. maddeleri anlamında kişilik haklarının ihlaline neden olacağı anlamına gelmez. Bu durumda her somut olayın kendine has özellikleri içinde bir değerlendirme yapılmalıdır. Somut olayda, sözleşmenin ifa edilmemesi nedeniyle davacının kişilik haklarına saldırı niteliğinde bir eylem bulunduğunun kanıtlanmaması karşısında ilk derece mahkemesince manevi tazminata karar verilmesi yerinde olup, davacı vekilinin bu yönlere ilişkin istinaf başvurusu yerinde görülmeyerek reddine karar verilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.2 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesini istinafa konu kararının düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine ve neticede davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yerinden karar verilmesine, bu doğrultuda; 1-Davanın kısmen kabulü ile 8.000 USD alacağın 23.08.2019 tarihinden itibaren, 8.788 USD alacağın ise 23.09.2019 tarihinden işleyecek işleyecek ve 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesine göre hesaplanacak temerrüt faiziyle birlikte ve tahsil tarihindeki Türk lirası karşılığının davalıdan alınıp davacıya verilmesine,2-Davacının maddi tazminat talebinin reddine, 3-Davacının manevi tazminat talebinin reddine, 4-Karar tarihinde yürürlükte olan harç tarifesi gereğince hesaplanan 9.195,08 TL nispi karar harcından, peşin ve ıslah ile alınan toplam 2.874,91 TL harcın mahsubu ile bakiye 6.320,17 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irad kaydına,5- Davalının arabuluculuk ilk görüşmesine katıldığı anlaşılmakla, arabulucuya ödenen 1.320,00TL arabuluculuk ücretinin 6325 sayılı Kanun'un 18/A-13.maddesine göre davadaki kabul ve red oranına göre hesaplanan 1.212,42 TL'lik kısmının davalıdan, 107,58 TL'lik kısmının davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 6-Davacının dava açılırken yatırdığı 2.925,71 TL harç giderinin (44,40 TL başvurma harcı, 1.836,37 TL peşin harç, 1.038,54 TL tamamlama harcı ve 6,40 TL vekalet harcı) davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacının harç dışında yaptığı 1.950,00 TL bilirkişi ücreti, 169,60 TL tebliğler ve posta gideri olmak üzere toplam 2.119,60 TL yargılama giderinin, davadaki haklılık oranlarına göre hesaplanan 1.946,79TL'lik bölümünün davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 8-Davanın kabul edilen bölümü bakımından karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince belirlenen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 9-Reddedilen maddi tazminat üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 1.949,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine, 10-Reddedilen manevi tazminat yönünden, karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince belirlenen 10.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 11- Taraflarca yatırılan gider ve delil avansları bakiyelerinin, karar kesinleştikten sonra, yatıran taraflara iadesine, 12-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden; a-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talebi hâlinde ve karar kesinleştikten sonra, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,b-Davacı tarafından harcanan 220,70 TL istinaf başvuru harcı gideri ile 63,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 283,70 TL kanun yolu giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine; 13-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 19.06.2025 tarihinde, oybirliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!