Anahtar kelimeler: Özetidavacı Davatazminat Özetledavalı Holding Birleşmiştir Grubu Hisselerini Bünyesinde Rızası Temlik

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ13. HUKUK DAİRESİDOSYA NO:█████████ EsasKARAR NO:████████ KararT Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ:İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNUMARASI:████████ Esas - ████████ Karar TARİH:█████/2022DAVA:Tazminat KARAR TARİHİ:█████/2025İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;davalı ...'nin müvekkili şirketin dahil olduğu ... şirketler grubu bünyesinde bulunan ... A.Ş., ... A.Ş., ...Hizmetleri A.Ş. (Daha sonra ... Holding A.Ş. ile birleşmiştir), ...A.Ş. (Daha sonra ... A.Ş. ile birleşmiştir), ... A.Ş. (Daha sonra ... İç ve Dış Ticaret A.Ş. ile birleşmiştir), ...A.Ş. ve müvekkili şirketteki hisselerini kendi talep ve rızası ile şirketin diğer ortaklarına devir ve temlik etmek istediğini, bu hususta taraflar arasında yapılan görüşmeler çerçevesinde ilgili şirketlerin öz varlıkları ve bu bağlamda devir ve temlike konu hisselerinin ekonomik değerlerinin tespiti için çeşitli çalışmalar yapıldığını, bu çalışmalarda şirketlerin ekonomik ve muhasebe verileri, mevcut ekonomik risk ve diğer faktörler de göz önüne alınarak hisselerin gerçek ekonomik değerlerinin tespit edildiğini, ...'nin yapılan çalışmalarla ortaya konan hisse devir bedellerini kabul etmek suretiyle adı geçen şirketlerde bulunan hisselerini Mart 2011 tarihinde devir ve temlik ederek söz konusu şirketlerden ayrıldığını, bahse konu devir işlemleri yapılırken, ...'nin yine şirketler grubunda yer alan ... A.Ş. ve ... Sanayi İç ve Dış Ticaret A.Ş.'de bulunan hisselerinin ise devir işlemlerinin harici bırakıldığını, 2014 yılı içinde bu şirketlerde bulunan hisselerinin de devir alınmasını isteyen ... ile diğer ortaklar arasında hisselerin devir koşullarını belirlemek için avukatlarının da bulunduğu çeşitli görüşmeler ve yazışmalar yapıldığını, ancak davalı hiçbir ekonomik izahı bulunmayan bir devir bedeli talep ettiğinden bu talebin diğer hissedarlarca kabul görmediğini, bu süreçlerde Yönetim Kurulunda bulunduğu ... A.Ş.'den 2014, ... A.Ş.'den ise 2015 yılında yapılan Genel Kurullarda yönetim kurulu dışında kaldığını, ...'nin halen hissedarı bulunduğu söz konusu iki şirketin yönetim kurulunun dışında kalması ve yaptığı fahiş hisse devri bedelli teklifin diğer ortaklar tarafından kabul görmemesi üzerine hiçbir maddi ve hukuki mesnedi bulunmayan girişimlerle müvekkili şirket ve diğer grup şirketlerine yönelik, iftira, suç uydurma ve şantaj faaliyetlerine başladığını, davalı ...'nin müvekkili grup şirketi olan ... A.Ş. hakkında asılsız ithamlarla ihtarnameler keşide ettiğini ve bu şirketin tasfiyesi için İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ esas sayılı dosyası ile dava açtığını, çektiği ihtarnamelerin bir suretini bilgi için BDDK ve Hazine Müsteşarlığını gönderdiği gibi açtığı fesih davasını da bu kurumlara ihbar ettiğini, müvekkili şirketin dahil olduğu grup şirketlerinin ticari itibarını zedelemeye yönelik bu eylemlerin devam etmesi üzerine ... A.Ş. yetkililerince BDDK'ya başvurularak şirket kayıt ve belgeleri üzerinde inceleme yapılmasının talep edildiğini, bu talep üzerine BDDK tarafından müvekkili şirkette sermaye artışı işlemleri durdurularak her iki şirketin de kayıtlarının incelenmesi için Bankalar yeminli Murakıbının görevlendirildiğini, her iki şirket kayıtlarında da gerekli incelemelerin tamamlandığını, bir usulsüzlük tespiti yapılmadığından sermaye artış işlemlerinin yapılmasına izin verildiğini, yaşanan süreçte davalı ...'nin intikam duygularıyla, müvekkili şirketin de aralarında bulunduğu grup şirketlerini batırmaya yönelik sistemli, planlı ve kötü niyetli işlemler yaptığını, davalının bu haksız fiilleri nedeniyle müvekkili şirkete gerek maddi ve gerekse manevi olarak büyük zarar verdiğini, bu nedenle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalıdan, şimdilik 2.000-TL maddi, 20.000-TL manevi zararlarının tazminine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin adresinin Ümraniye Adliyesi yetki çevresinde olduğunu, davanın bu sebeple Ümraniye Mahkemesinde ikame edilmesi gerektiğini, davanın Şirketler Hukukundan kaynaklanan tazminat davası olduğunu, davanın Asliye Ticaret Mahkemesinde açılması gerektiğini, davacının dava dilekçesinde kendi uğradığı zararlardan bahsetmediğini, dava dışı üçüncü şahıs şirketlere yapılan haksızlıklardan söz ettiğini, HMK'ya göre davacının ancak kendi davasını iddia etmek ve kanıtlamak zorunda olduğunu, bu nedenle dava dilekçesine ileride davanın genişletilmesi yönündeki beyanları kabul etmediklerini, davacının ayrı bir tüzel kişi olmasına rağmen, müvekkilinin daha önce ortağı olduğu ve hisselerini devrettiği ... A.Ş.'nin etkin pay sahibi olduğu %90'ları geçkin payı bulunan bir şirket olduğunu, davacının ünvanı dışında hiçbir yerde uğranılan zarar anlatılmadığını, ... A.Ş., ... A.Ş. tarafından zaten müvekkiline aynı iddialarla açılmış maddi-manevi tazminat istemli dava olduğunu, ... A.Ş. tarafından açılan davanın İstanbul 25. Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ esasıyla, ...Faktorin A.Ş.'nin açtığı davanın ise İstanbul 23. Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ esasıyla derdest olduğunu, davacı şirkete müvekkili tarafından verilmiş bir zarar bulunmadığından böyle bir dava açmasının hukuki dayanağı ve korunması gereken bir hukuki yararı olmadığını, davacının mağduriyeti ve nedenleri yer almadığını, dava dışı tüm diğer şirketlerin mağduriyetlerinden bahsedildiğini, anlatımların davacı ile ilgisi olmadığından, müvekkili tarafından davacıya verilmiş maddi ve manevi bir zarar bulunmadığından haksız ve yersiz açılan davanın reddine, davanın öncelikle dava şartı eksikliği nedeniyle reddine, yine usule göre yetki ve görev yönünden reddine, esasa ilişkin talepler yönünden de davanın reddiyle vekalet ücretinin karşı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi █████/2022 tarih ve ████████ Esas - ████████ Karar sayılı kararında; "Eldeki dava, şirket itibarının zedelendiği iddiasına dayalı olarak açılan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.Bilirkişiler tarafından düzenlenen █████/2022 tarihli bilirkişi raporuna göre; maddi zararın kanıtlanamayışı nedeniyle maddi tazminatın yerinde olmadığı; davalıya atfedilen ihtarnamelerin gönderilmesi eyleminin hukuka aykırı olmadığı, BDDK tarafından ciddiye alınmasının katı bir kamu denetimine tabi davacı üzerinde sermaye artışının gecikmesine bağlı olarak gerilim yaratmış olabileceği, bunun bir itibar kaybı olarak değerlendirilemediği, farklı düşünülmesi halinde ise davacının manevi tazminata hak kazabileceğinin Mahkemenin takdirinde olduğunu belirtmişlerdir. Bilirkişiler tarafından düzenlenen █████/2022 tarihli bilirkişi raporuna göre; taraf itirazlarının kök raporda varılan sonuçları değiştirecek nitelikte görülemediğini belirtmişlerdir.Davalı, 6 bankaya ihtarname göndererek ihtarnamede belirtilen şirketlerin bazılarıyla ilgili borca batıklık ve tasfiye davası açıldığını, bu şirketlerle ilgili kredi kefaleti bulunması halinde kendisinin bu kredilerden sorumlu olmadığını belirtmiştir. Gönderilen ihtarname ile davacının mali durumunun kötü olduğu belirtilmemiş, davalının ileriye dönük kendi menfaatlerini korumaya ve kanunen tanınmış haklarını kullanmaya yönelik bir eylemde bulunduğu ve bankalardan gelen yazı cevapları ile ihtarname gönderilmesinin davacının bankalardan kredi kullanmasını engellemediğinin anlaşıldığı gözetilerek davacının herhangi bir maddi ve manevi zararının oluşmamış olduğu kanaatine varılmıştır. BDDK'ya gönderilen ...'le ilgili olan talebin de azınlık hisselerine kanunen tanınmış hakları kullanmaya yönelik olduğu ve bu eylemde de herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur."gerekçesi ile, davanın reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme kararının eksik ve hatalı değerlendirme neticesinde verilmiş olduğunu, usul ve yasaya aykırı olduğunu, Gerekçeli kararda dayanak olarak gösterilen bilirkişi raporlarının hükme esas almaya elverişli olmadığını, ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararı incelendiğinde █████/2022 tarihli bilirkişi kök raporu ve █████/2022 tarihli bilirkişi ek raporunun hükme esas alındığını, Sayın Bilirkişilerin bu raporlarda hem bilirkişilik müessesinin hem de Sayın Mahkemenin kendilerine tevdii etmiş olduğu görevin sınırlarını bir hayli aştığını, hukuki değerlendirme ve kanaatlerde bulunduğunu, özellikle kök raporun 6. sayfasında yapılan incelemelerde bilirkişilerce haksız fiil, maddi ve manevi tazminatın unsurlarının incelendiğini, Yargıtay kararları ve doktrindeki açıklamalardan da faydalanılmak suretiyle kanun maddelerinin somut olaya uyarlandığını, adeta hüküm tesis edilmeye kalkışıldığını ve tüm bunları yaparken "...sayın Mahkeme'nin takdirindedir" lafzının arkasına sığınıldığını,Kök rapora karşı tarafça yapılan detaylı ve izahatlı itirazlar ve dosyada sunulan bilgi ve belgeler ışığında seçenekli hesaplama yapılması talebiyle ek rapor alınması talebinin ardından Sayın Mahkemece █████/2022 tarihli celsede açıkça "davacı tarafın itirazları doğrultusunda ek rapor tanzim edilmek üzere" dosya tekrar aynı heyete tevdii edilmiş ancak Sayın heyet ek raporunda Sayın Mahkemenin vermiş olduğu açık ara karara uyarak seçenekli bir hesaplama yapıp takdiri Sayın Mahkeme'ye bırakmak yerine itirazların ve taleplerin hiçbir şekilde dikkate alınmadığını, heyetçe düzenlenen ek rapora karşı da bu durum beyan edilerek tarafça itiraz edildiğini ve seçenekli hesaplama yapılması hususunda açıkça ara karar oluşturulması talep edilmişken Sayın Mahkemece █████/2022 tarihli celsede davanın reddine karar verildiğini, hükme esas almaya elverişli olmayan bilirkişi raporuna dayalı olarak tesis edilen hükmün usul ve yasaya aykırı olduğunu, kaldı ki işbu raporlarda dahi:"(...)Davalının bu durumda yargıya başvurup istediği bilgileri temin etmek yerine, ihtarnameler ile davacının da içinde bulunduğu grup üzerinde baskı kurmaya, bu yolla hisseleri için avantaj yakalamaya çalıştığı değerlendirilmektedir.", "(...)BDDK tarafından ciddiye alınmasının katı bir kamu denetimine tabi davacı üzerinde sermaye artışının gecikmesine bağlı olarak gerilim yaratmış olabileceği (....) davacının manevi tazminata hak kazabileceğinin Mahkemenin takdirinde olduğu" şeklindeki tespitler ile davalının müvekkili şirketin de içerisinde bulunduğu grup şirketler üzerinde baskı kurmaya çalıştığını ve manevi tazminat talebinin haklılığına işaret edildiğini,Mahkemece "Davalının ileriye dönük kendi menfaatlerini korumaya ve kanunen tanınmış haklarını kullanmaya yönelik bir eylemde bulunduğu" belirtilmişse de davacının korunacak bir menfaati yahut üzerinde tasarrufta bulunabileceği bir hakkının bulunmadığını, ilk derece mahkemesinin gerekçesi incelendiğinde söz konusu ihtarnamenin müvekkili şirkete zarar vermeye yönelik herhangi bir beyan içermediğini, davalının ileriye dönük kendi menfaatlerini korumaya ve kanunen tanınmış haklarını kullanmaya yönelik bir eylemde bulunduğunu belirttiğini, ancak davalının hangi menfaatini korumaya ve hangi kanuni hakkını kullanmaya yönelik böyle bir girişimde bulunduğu gerek bilirkişi raporunda gerekse de ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararında açıklanmadığını, dosyada bulunan ilgili bankaların cevabi yazıları incelendiğinde görüleceği üzere gerek müvekkili şirket gerekse de ihtarnamenin muhatabı grup şirket nezdinde davalının herhangi bir kefaletinin bulunmadığını, dolayısıyla davalı tarafından kefaletten kurtulmaya yönelik yasal bir hakkın kullanıldığından söz edilemeyeceğini,Mahkemece "BDDK'YA gönderilen ...'le ilgili olan talebin de azınlık hisselerine kanunen tanınmış hakları kullanmaya yönelik olduğu" belirtilmişse de davalının gerek davacı müvekkili şirket nezdinde gerekse de ihtarnamenin muhatabının grup şirket nezdinde herhangi bir azınlık hissesinin ve hakkının olmadığını,Yine ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararında "BDDK'ya gönderilen ...'le ilgili olan talebin de azınlık hisselerine kanunen tanınmış hakları kullanmaya yönelik olduğu ve bu eylemde de herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı" belirtilmişse de davalının gerek davacı müvekkili şirket nezdinde gerekse de ihtarnamenin muhatabı grup şirket ... nezdinde herhangi bir azınlık hissesinin bulunmadığını, dolayısıyla davalının azınlık hisselerine kanunen tanınmış kullanabileceği herhangi bir hakkının da olmadığını, davalının böyle bir hakkı bulunmadığından söz konusu ihtarnamelerin keşide edilmesinin herhangi bir izahının bulunmadığını, davalının söz konusu ihtarnameler ile ulaşmak istediği amacın, müvekkili şirketin de aralarında bulunduğu grup şirketlerinin işlemlerini sekteye uğratmak, ticari itibarlarına zarar vermek olduğunu, bu ihtarlarının sonucunda BDDK tarafından şirket defterleri inceleme altına alınmış olup bu sürecin sonuna kadar müvekkili şirketin sermaye artışı yapmasına izin verilmediğini, hem müvekkili şirketin ticari itibarının zedelendiğini hem de bu süreçte sermaye artışı yapılamadığından bankalardan fonlanmak zorunda kalan ticari itibarı zedelenen müvekkilinin güvensiz müşteri imajından kaynaklı olarak yüksek puanlı kredi faizleri ile karşı karşıya kaldığını, yani var olmayan bir menfaati korumaya yönelik ve yine var olmayan azınlık hisselerinden kaynaklı var olmayan yasal hakların kullanılması sonucunda müvekkili şirketin maddi ve manevi büyük bir zarara uğradığını, uğranılan zararlar kalem kalem sayın mahkeme dosyasına izah edildiğini, gerek bilirkişilerin eksik ve hatalı raporları gerekse de ilk derece mahkemesinin eksik ve hatalı incelemesi neticesinde usule ve hukuka aykırı olarak kararın tesis edildiğini,İleri sürerek, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine, karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava; davalının haksız eylemleri nedeniyle uğranıldığı iddia olunan maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine karar verilmiş karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Davacı yan; davalının, davacının da dahil olduğu grup şirketlerinden bir kısmına ortak olduğunu ve bu şirketlerdeki paylarını diğer ortaklara devrettiğini, ancak ... A.Ş ve ... A.Ş.'de bulunan paylarını devretmediğini, bilahare bu şirketlerdeki paylarını da devretmek istediğini, ancak çok yüksek bir devir bedeli talep ettiğini, bu talebinin kabul edilmemesi üzerine hem ortağı olduğu iki şirket hem de doğrudan ortağı olmadığı ve davacının da aralarında bulunduğu grup şirketleri aleyhine haksız ithamlarda bulunduğunu, grup şirketlerden dava dışı ... A.Ş'ye Bornova ... Noterliği üzerinden █████/2015 tarihli ve yevmiye nolu ...sayılı ihtarnameyi keşide ederek, kendisinin ... A.Ş'de azınlık pay sahibi olduğunu, bu şirketin de ... A.Ş.'de pay sahibi olduğunu belirtip, ... firması aleyhinde asılsız ve ticari itibari zedeleyici ithamlarda bulunduğunu, mali verilerin ve kaydi bilançocunun gerçeği yansıtmadığını belirttiğini ve yapılacak incelemeler sonucu ... Şirketi'nin faaliyetine son verilmesini talep ettiğini, bu ihtarnmeyi BDDK ve Hazine ve Dış Ticaret Müşteşarlığı'na da bilgi amaçlı gönderdiğini, yine davacının da aralarında bulunduğu grup şirketlerin müşterisi olduğu altı bankaya, şirketlerin itibarını bitirmek amacıyla keşide ettiği İzmir ... Noterliği üzerinden █████/2015 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile herhangi bir şahsi kefaleti bulunmamasına rağmen bu şirketlere kredi kefaletlerinin bulunduğunu belirtip, muhatap bankalardan şirketlerce kullanılan kefaletinin saptanması halinde bu kefaletlerin sona erdiğini bildirdiğini, BDDK ilgi tutularak keşide edilen ihtarname nedeniyle davacı ve dava dışı ... Şirketi'nin yeminli murakıp tarafından incelemeye tabi tutulduğunu, inceleme süresince sermaye artışı yapılamadığını, yolsuzluk tespit edilmemesi üzerine sermaye artışının gerçekleştiğini, ancak gecikme nedeniyle arttırılması gereken sermaye tutarının kredi ile fonlanmak zorunda kalındığını, yine davalının bankalara gönderdiği ihtarname nedeniyle ticari itibarı zedelenen davacı şirketin yüksek puanlı kredi faizleri ile karşı karşıya kaldığını ileri sürerek, bu nedenle uğradığı maddi zararın tespit ve tahsilini, manevi zararın tahsilini talep etmiştir. Mahkemece taraf delilleri toplanarak, bilirkişi heyeti marifetiyle yaptırılan inceleme sonucu kök ve ek rapor alınmış, akabinde tahkikat bitirilerek yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Davacı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; dava ve ikinci cevap dilekçeleri ile bilirkişi raporlarına itiraz dilekçelerinin tekrarı mahiyetindedir.Dosya içeriği delillere göre; davacı tarafından BDDK ve Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı'na da bilgi amaçlı gönderilen ve muhatabı dava dışı ... A.Ş olan Bornova ... Noterliği'nin █████/2015 tarihli ihtarnamesinde, davacı şirkete ve davalının ortağı olduğu dava dışı ... A.Ş. Şirketi haricindeki grup şirketlere yönelik herhangi bir beyan bulunmadığı, öte yandan bu ihtarname nedeniyle dava dışı ...A.Ş tarafından davalı aleyhine aynı iddialar ile açılmış maddi ve manevi tazminat davasının İstanbul 23 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ███████ Esas sayılı dosyasındaki yargılamaya konu olduğu, bu dosyada ... tarafından ileri sürülen maddi ve manevi tazminat istemlerinin ████████ karar sayılı ilamı ile reddedildiği anlaşılmış, diğer ifade ile davalının doğrudan veya dolaylı olarak davacı şirkete yönelik beyan içermeyen, muhatabı da davacı şirket olmayan ihtarnamesinin, davacının ticari itibarını zedeleyerek onu maddi ve manevi zarara uğratmaya yönelik bir haksız fiil olarak değerlendirilemeyeceği, öte yandan davacı tarafından bu ihtarnamede davacı şirketin adı geçmese de grup şirketi olması nedeniyle BDDK denetimine tabi tutulduğu ve sermaye artışına ilişkin genel kurul kararının yedi ay gecikmeli olarak alınabildiği, arada geçen sürede artacak sermaye ile karşılanması gereken nakit ihtiyacının bankalarca fonlanması nedeniyle zarara uğranıldığı ileri sürülmüş ise de, bu iddiayı destekler somut bir delilin ortaya konulamadığı, hangi bankadan hangi tutarda finansman sağlandığına dair somut bir açıklama yapılmadığı, dolayısıyla iddia olunan zararın varlığı ve bu zarar ile davalı eylemi arasındaki illiyet bağının ispatlanamadığı, aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.İzmir 32. Noterliği üzerinden dava dışı bankalara gönderilen █████/2015 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamede ise davacının da aralarında bulunduğu grup şirketlerden bazıları aleyhine borca batıklık ve tasfiye davaları açıldığının, dava dışı ... A.Ş. Aleyhine Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde açılan tasfiye davasının derdest olduğunun, ... A.Ş. aleyhine ise İstanbul 4 Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde açılan dava reddedilmesine rağmen BDDK tarafından şirket evrakları üzerinde murakıp vasıtasıyla inceleme yapıldığının, tüm sözlü ve yazılı ihtarlarına rağmen sürekli zarar eden şirketlerin tasfiyesinin talep edildiğinin, bu şirketlere kendi kefaleti ile kullandırılan krediler varsa, kefaletinin sonlandığının ihtar edildiği anlaşılmış ise de, mahkeme gerekçesinde belirtildiği üzere dava dışı bankalara yazılan müzekkere cevaplarından davalının bu ihtarnamesinin ilgili bankalar nezdinde davacıya kullandırılacak kredilerde ve kredi faiz oranlarında olumlu olumsuz herhangi bir etkisi olmadığının belirtildiğinin anlaşıldığı, diğer ifade ile dava şirketin davalı ihtarnmesi nedeniyle, ihtarname muhatabı bankalar nezdindeki ticari itibarının zedelendiğine, kredibilitesinin düştüğüne ve sırf bu eylem nedeniyle yüksek faiz ile kredi kullanmak zorunda kaldığına dair iddiasını ispatlayamadığı, mahkemece davacının haksız fiil nedeniyle maddi ve manevi zarara uğradığına yönelik iddiasının ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar vermesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Sonuç itibariyle, ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, davacı yanın istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70-TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere █████/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.