Anahtar kelimeler: Propagandası Kyb Merci Şanlıurfa Örgütü Şüpheli Yapmak Evrakı Tanzim Terör
3. Ceza Dairesi         ██████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

KANUN YARARINA BOZMA

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2023/4 Değişik İş
SUÇ : Terör örgütü propagandası yapmak
Şüpheli hakkında terör örgütü propagandası yapmak suçundan yapılan soruşturma sonucunda tanzim edilen Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığının 05.01.2023 tarihli ve ██████████ soruşturma, ████████ Esas sayılı iddianamesinin, Şanlıurfa 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 06.01.2023 tarihli ███████ iddianame değerlendirme numaralı kararıyla iadesine karar verilmesi üzerine, söz konusu karara karşı yapılan itirazın reddine dair merci Şanlıurfa 6.Ağır Ceza Mahkemesinin 03.02.2023 tarihli ve 2023/4 değişik iş sayılı kararı aleyhine, Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 uncu maddesi uyarınca, 25.07.2023 tarihli ve 94660652-105-63-6325-2023-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.09.2023 tarihli ve ██████████ sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
A.Kanun Yararına Bozma İstemi
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin;
"Terör örgütü propagandası yapmak suçundan şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen █████/2023 tarihli ve ██████████ soruşturma, ████████ esas, ███████ sayılı iddianamenin yakalama kararı üzerinden makul bir süre geçmesinin beklenmesi gerektiği gerekçesiyle iadesine dair Şanlıurfa 5. Ağır Ceza Mahkemesinin █████/2023 tarihli ve ███████ iddianame değerlendirme sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Şanlıurfa 6. Ağır Ceza Mahkemesinin █████/2023 tarihli ve 2023/4 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Benzer bir olaya ilişkin olarak Yargıtay 18. Ceza Dairesinin █████/2016 tarihli ve ██████████ esas, ██████████ sayılı ilamında yer alan, "... 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun 170/2 nci maddesine göre soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet Savcısı bir iddianame düzenleyerek kamu davası açar. Aynı yasa maddesinin üncü fıkrasında ise iddianamede gösterilmesi ve bulunması gereken unsurlar sayılmıştır. Şüphelinin ifadesinin veya savunmasının alınmasında belirtilen madde açısından bir zorunluluk bulunmamaktadır.
Bu itibarla, Ceza Muhakemesi Hukukunun temel amacı olan maddi gerçeğe ulaşılmasıdır. İddianamede belirtilen suç vasfı değerlendirildiğinde, suçun takibinin şikayete bağlı olmadığı ve uzlaşma ile önödeme hükümlerinin uygulanma imkanının bulunmadığı, dosya kapsamında müşteki beyanlarını doğrular nitelikte iki tanığın ifadesine yer verildiği, bu kanıtların kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturduğu tartışmasızdır. Şüphelinin ifadesi veya savunması dosya içerisindeki bu deliller karşısında suçun sübutuna mutlak etki eden bir kanıt niteliği de taşımamaktadır. Dolayısıyla şüphelinin ifadesinin alınmasında bu fıkra açısından da bir zorunluluk bulunmamaktadır.
Sonuç olarak, şüphelinin ifadesinin alınmaması sebebiyle iddianamenin iadesine karar verildiği, bu hususun ikmali amacıyla yapıldığı anlaşılan iddianamenin iadesi ve bu karara yapılan itiraz üzerine verilen kabul kararı yerinde görülmekle, kanun yararına bozma isteminin reddine karar verilmiştir..." şeklinde açıklanmalar nazara alındığında,
Somut olayda, Şanlıurfa 5. Ağır Ceza Mahkemesince şüpheli hakkındaki yakalama kararından sonra makul sayılabilecek bir süre beklendikten sonra iddianame düzenlenmesi gerektiğinden bahisle iddianamenin iadesine karar verilmiş ise de, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 170/3 üncü maddesinde iddianamede nelerin gösterileceği, aynı Kanun’un 174/1 inci maddesinde ise iddianamenin hangi hallerde iadesine karar verileceğinin belirtildiği, aynı Kanun’un 170/2 nci maddesinde yer alan “Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler.” şeklindeki düzenleme uyarınca da Cumhuriyet savcısının dava açmasının zorunlu olduğu ve suçun hukuki nitelendirilmesinin Cumhuriyet savcısına ait olduğu; bu durumda mahkemece, iddianamede gösterilen olaylarla ilgili olarak ibraz edilen deliller ve yargılama sırasında ibraz edilebilecek deliller birlikte değerlendirilerek yargılama sonucuna göre bir karar verilmesi gerekeceği, Şanlıurfa 3. Sulh Ceza Hakimliğinin █████/2022 tarihli ve █████████ değişik iş sayılı kararı ile şüpheli hakkında yakalama emri düzenlenmesine rağmen şüphelinin bulunamadığı ve iddianamenin iadesi sebepleri arasında sanığın savunmasının alınmamış olmasının sayılmadığı cihetle, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
B.Hukuki Süreç
1.Şüpheli ...'ın 15.....2003 ... doğumlu olduğu, 11.07.2021 tarihinde CİMER üzerinden yapılan ihbarda şüphelinin tiktok sosyal paylaşım sitesi üzerinden “...” isimli/rumuzlu hesap üzerinden tüm kullanıcıların görebileceği şekilde terör örgütünün propagandasını içeren paylaşımlarda bulunduğunun belirtilmesi üzerine Bozova Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma işlemlerine başlanıldığı, terör suçu olması nedeniyle fezleke hazırlanarak Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği anlaşılmıştır.
2.Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığının 11.03.2022 tarihli ve ██████████ soruşturma sayılı yazısıyla şüphelinin savunmasının alınması talep edilmiş, kolluk görevlileri tarafından hazırlanan 12.01.2022 tarihli tutanakta; şüphelinin kayıtlı adresine gidildiği, şahsın adreste bulunmadığı, yaklaşık 5 aydır Almanya'da bulunduğunun tespit edildiği belirtilmiş; yine kolluk görevlileri tarafından hazırlanan 18.03.2022 tarihli tutanakta ise; şüphelinin 16.12.2021 tarihinde yurtdışına çıkış kaydının bulunduğu ancak ülkeye giriş kaydının bulunmadığı, şüphelinin ikamet ettiği mahalle muhtarı ile yapılan sözlü görüşme neticesinde şüphelinin söz konusu mahallede ikamet etmediğini, yaklaşık 7-8 ay önce Almanya'ya gittiğini ve geri gelmediğini beyan etmesi üzerine ifadesinin alınamadığı belirtilerek talimat evrakı bila ikmal iade edilmiştir.
3.Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığının 05.07.2022 tarihli ve ██████████ soruşturma sayılı yazısı ile şüpheliye çağrı yapılamadığı ve aramalara rağmen ulaşamadığı gerekçesiyle yakalama emri düzenlenmesi talep edilmiş, Şanlıurfa 3. Sulh Ceza Hakimliğinin 05.07.2022 tarih ve █████████ değişik iş sayılı kararı ile şüpheli hakkında 5271 sayılı CMK'nın 98 inci maddesi gereğince yakalama emri düzenlenmesine karar verilmiş, iş bu kanun yararına bozma dosyasının inceleme tarihi itibariyle şüphelinin yakalanamadığı anlaşılmıştır.
4.Dosya içerisinde bulunan Şanlıurfa Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü görevlileri tarafından hazırlanan 15.11.2021 tarihli tutanakta; paylaşılan videonun örgüt propagandası olduğu değerlendirilen sözler ve görseller içerdiği belirtilmekle birlikte, hesabın şüpheliye ait olup olmadığına, paylaşılan fotoğrafın şüpheliyle benzerliğine ilişkin bir inceleme yapılmadığı anlaşılmıştır.
5.Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığının 05.01.2023 tarihli ve ██████████ soruşturma, ████████ Esas sayılı kararı ile şüphelinin ... URL uzantılı tiktok hesabını kullandığı, bu hesap üzerinden farklı tarihlerde tüm kullanıcıların görebileceği şekilde terör örgütünün propagandasını içeren paylaşımlarda bulunduğu, bu nedenle terör örgütü propagandası yapmak suçundan cezalandırılması istemli iddianame tanzim edilerek Şanlıurfa 5. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmiştir.
6.Şanlıurfa 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 06.01.2023 tarihli ve ███████ İddianame değerlendirme numaralı kararıyla, şüphelinin savunmasının alınmadan ve şüpheli hakkında çıkartılan yakalama emrinin üzerinden makul süre geçmesi beklenilmeden iddianame tanzim edildiği belirtilerek iddianamenin iadesine karar verildiği anlaşılmıştır.
7.Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığının 09.01.2023 tarihli ve ██████████ Soruşturma sayılı yazısı ile şüphelinin ifadesinin alınmamış olmasının iddianamenin iade nedeni olmayacağı, somut olayda kamu davası açmak için yeterli şüphenin bulunduğu belirtilerek iddianame tanzim edilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle iddianamenin iadesi kararının kaldırılması aksi takdirde evrakın itiraz mercine gönderilmesi talep edilmiştir.
8.Şanlıurfa 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 09.01.2023 tarihli ve ███████ İddianame değerlendirme numaralı kararıyla Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan itiraz yerinde görülmediğinden dosyanın incelenmek üzere itiraz merci olan Şanlıurfa 6.Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmiştir.
9.Merci Şanlıurfa 6.Ağır Ceza Mahkemesinin 03.02.2023 tarihli ve 2023/4 değişik iş sayılı kararıyla, Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan itirazın reddine kesin olarak karar verilmiştir.
10.Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine Adalet Bakanlığının, 25.07.2023 tarihli ve 94660652-105-63-6325-2023-Kyb sayılı yazısı ile merci Şanlıurfa 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 03.02.2023 tarihli ve 2023/4 değişik iş sayılı kararının CMK 309 uncu maddesi gereğince kanun yararına bozulması talep edilmiştir.
C.İlgili Hukuk
Konu ile ilgili olarak 5271 sayılı CMK'nın 170 inci maddesinde kamu davası açma görevi, 174 üncü maddesinde ise iddianamenin iadesi müessesesi ve koşulları düzenlenmiştir.
D.Değerlendirme ve Gerekçe
Ceza muhakemesinin amacı, maddi gerçeğin insan onuruna yaraşır biçimde araştırılıp bulunmasıdır.
Soruşturma evresinin asıl yetkilisi olan Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez ceza yargılamasının temel amacı olan maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için soruşturmaya başlayacaktır.
CMK’nın 160/1 maddesinde yer alan “bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hal” ifadesinden de anlaşılacağı üzere belli bir suç şüphesine karşı soruşturmaya başlanılabilmesinin maddi koşulu, o suça ilişkin başlangıç şüphesinin var olmasıdır. Başlangıç şüphesi, soyut bir izlenimle değil; suçun işlendiği izlenimini uyandıran somut vakıalar ile oluşur. Cumhuriyet savcısı, başlangıç şüphesinin olup olmadığını yani, suçun işlendiği izlenimini uyandıran somut vakıaların bulunup bulunmadığını değerlendirerek soruşturmaya başlayacaktır. Kısaca, başlangıç şüphesinin bulunup bulunmadığını değerlendirme yetkisi, Cumhuriyet savcısına aittir (Veli Özbek, Nihat M. Kanbur, Koray Doğan, Pınar Bacaksız, İlker Tepe, Ceza Muhakemesi Hukuku, Seçkin Yayınlar, Ankara, 2011, sayfa 186 ve devamı).
Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı iddianame düzenler. "Yeterli şüphe", şüphelinin müsnet suçtan yargılanması için gerekli ve yeterli olan şüphe derecesini ifade eder. Bu şüphenin, hukuka uygun olarak elde edilmiş her türlü delile dayanması gerektiğinde kuşku yoktur. Cumhuriyet savcısı topladığı delillerin iddianame düzenlemek için yeterli olup olmadığını takdir edecek, delilleri olaylarla ilişkilendirerek yeterli şüpheyi ortaya koyacaktır. Kamu davasının açılmasında yeterli şüpheden bahsedebilmede önemli olan, suçun işlendiğine yönelik tartışılabilirlik ve mahkûmiyetin ne derecede mümkün olabilirliğidir.
Soruşturma aşamasında toplanan deliller sonucunda yeterli şüphenin oluşmaması durumunda kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi, yargılama aşamasında hakim veya mahkemece verilen kararlar ile kanun yolu aşamalarında delillerin hukuka uygunluk denetiminin yapılacağına dair düzenlemelerin yanı sıra; iddianamenin iadesi müessesesinin de delilin denetimine olanak tanıdığının kabulü gereklidir. Ancak Anayasanın 38, 5271 sayılı CMK'nın 206/2 maddelerindeki düzenlemeler kapsamında, bu olanağın çok geniş yorumlanmaması gerektiği CMK'nın 172/1 maddesinin doğal sonucudur.
Şüphelinin savunmasının alınmasını zorunlu kılan açık bir hükme CMK’nın 170 ve 174 üncü maddelerinde yer verilmemiştir. Ancak bu durum her koşulda savunma alınmadan dava açılabileceği şeklinde de yorumlanmamalıdır.
Ancak müsnet suçla ilgili olarak dava açmayı gerektiren yeterli şüphe oluşturacak somut delillerin ikame olunduğu ve fakat şüphelinin kaçması nedeni ile ifadesinin alınma imkanının bulunmadığı, hakkında çıkartılan yakalama emrinin üzerinden somut olaya özgü makul sürenin geçtiği anlaşılan durumlarda, özellikle "yargılamanın makul sürede tamamlanması" ilkesi kapsamında ikame olunan delillerin mahkemece de toplanmasını teminen iddianame düzenlenmesinin gerekebileceği de gözetilmelidir.
Bu açıklamalar ışığında ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Sosyal medya hesabından terör örgütü propagandası içeren paylaşımlar yaptığının ihbar edilmesi üzerine şüpheli hakkında soruşturma işlemlerine başlanıldığı, şüphelinin yurt içinde kayıtlı adresinin bulunduğu tespit edilmekle birlikte Cumhuriyet savcısının talimatıyla yapılan araştırmalarda şüphelinin 16.12.2021 tarihinde yurt dışına çıkış kaydının bulunduğu ancak ülkeye giriş kaydının olmadığının tespit edildiği, şüpheli hakkında CMK'nın 98 inci maddesine göre yakalama emri düzenlediği ancak bu aşamaya kadar yakalanamadığı, bu yönüyle somut olayın özelliğine göre yakalama kararının üzerinden makul süre geçtiğinin kabul edilmesi gerektiği değerlendirilmekle birlikte; dosya içerisinde bulunan Şanlıurfa Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü görevlileri tarafından hazırlanan 15.11.2021 tarihli tutanakta sadece paylaşılan videonun çözümünün yapıldığı, profil fotoğrafı ve paylaşılan diğer fotoğrafların şüpheliye ait olup olmadığına ilişkin bir tespite yer verilmediği, Cumhuriyet savcısı tarafından da propaganda içeren paylaşımın yapıldığı Tiktok sosyal medya hesabındaki profil fotoğrafının şüpheliye ait olup olmadığının tespiti için emniyet/jandarma bilgi sisteminde bulunan şüphelinin fotoğrafı ile paylaşılan fotoğrafların mukayesesinin yaptırılmadığı ve buna ilişkin bir analiz raporu aldırılmadığı, bu nedenle bahse konu Tiktok sosyal medya hesabının sanığa ait olup olmadığı net bir şekilde tespit edilmeden eksik soruşturma sonucunda iddianame tanzim edildiği anlaşıldığından; gerekçe ve içeriği itibari ile somut olayda uygulanma yeri bulunmayan Daire içtihadına atıf yapan Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığı itirazındaki gerekçeler yerinde görülmediğinden, iddianamenin iadesi kararına karşı yapılan vaki itirazın reddine dair verilen merci kararında isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla kanun yararına bozma talebinin reddine karar verilmiştir.
II.KARAR
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesi uyarınca KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,
Soruşturma dosyasının, merciine gönderilemek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
26.03.2025 tarihinde karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!