Anahtar kelimeler: Abdde Tpmk Markaya Ülkede Pek Markanın Ünvanı Ardından Tanınmış Yazildiği

T.C. BAKIRKÖY 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : ███████ KARAR NO : ███████DAVA : Marka HükümsüzlüğüDAVA TARİHİ : █████/2023KARAR TARİHİ : █████/2025KARARIN YAZILDIĞI TARİH : █████/2025Mahkememizde görülmekte bulunan Marka Hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :DAVA : Davacı vekili dava dilekçesi ile, müvekkilinin 1922 yılında ABD’de kurulduğunu, ticaret ünvanı ile faaliyet gösterdiğini, "..." tanınmış markasının pek çok ülkede tescilli olduğunu, davaya konu markanın önceki sahibinin hukuka aykırı eylemlerinden ilk olarak ... başvuru numaralı marka başvurusu üzerine haberdar olduğunu, ilgili markaya itiraz edildiğini ve TPMK tarafından itiraz kabul edilerek markanın tescilinin geçersiz hale geldiğini ve kararın kesinleştiğini, ardından markanın önceki sahibinin hukuka aykırı başka bir marka tescilinin olduğunun tespit edildiğini, ilgili kişiye ihtarname gönderilerek müvekkilinin marka üzerinde gerçek hak sahibi olduğunun bildirildiğini ve barışçıl çözüm yolları önerildiğini, ancak olumlu bir geri dönüş alınamadığını, bu sırada markanın huzurdaki davalıya devredildiğini, ... numara ile tescilli markanın müvekkili markası ile karıştırma tehlikesi olduğunu, davalının da kötü niyetli hareket ettiğini SMK m.6 uyarınca hükümsüzlük şartlarının oluştuğunu, açıklanan nedenlerle davalı adına tescilli ... numara ile tescilli "...." ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesi ile, davalı tarafın kötü niyetin varlığına ilişkin iddialarının yerinde olmadığını, kötü niyetin varlığının ispatlanamadığını, davacı markasının tanınmış marka olmadığını, TPE'nin davacı markasının tanınmış marka iddasını ve eskiye dayalı kullanım iddiasını haksız bulduğunu, Türk Patent Enstitüsünün de davaya dahil edilmesi gerektiğini, açıklanan nedenlerle, davanın reddine, davacının taleplerinin reddine, İtirazları doğrultusunda fikri mülkiyet ve marka hukukunda uzman bir bilirkişiden rapor alınmasına, yargılama harç gideri ile vekalet ücreti giderinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;Türk Patent ve Marka Kurumu'ndan davalı adına kayıtlı marka tescil belgesi celp olunmuştur. Dosya, davalıya ait .... tescil numaralı markanın hükümsüzlük koşullarının oluşup oluşmadığı hususlarında rapor tanzimi için bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi █████/2024 tarihli raporunda; "Mevcut dosya içeriğine göre, Davalı markası açısından SMK m.6/3 kapsamında hükümsüzlük şartlarının mevcut olmadığı, Davacı markası açısından SMK m.6/4 ve m.6/5 kapsamında dosya içinde yeterli bilgi ve delil yer almadığından dolayı bu konuda bir değerlendirme yapma imkanı olamadığı, mevcut duruma göre takdirin Mahkemeye ait olduğu, Davacı SMK m.6/6 kapsamında hükümsüzlük değerlendirmesi yapılması talep etmiş ise de, davacıya ait bilgi olarak dava dilekçesinde ve vekaletnamede yer alan ABD-Güney Carolina Eyaleti adresli “...” bilgisi dışında, davacı şirkete dair herhangi bir bilgi/belge dosyada yer almadığından bu konuda bir değerlendirme yapma imkanı olamadığı, mevcut duruma göre takdirin Mahkemeye ait olduğu, Kötüniyet hususundaki takdir, tamamen hukuki bir nitelendirmeyi gerektirdiğinden, dava konusu markanın tescilinin, SMK m.6/9 anlamında “kötüniyetli tescil” olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği hususunun Mahkemenin takdirinde olduğu" hususlarını tespit ve rapor etmiştir.Davacı vekili █████/2024 tarihli dilekçesi ile, bilirkişi tarafından yapılan incelemeler neticesinde son derece isabetli bir şekilde, davacının "...." markalarını, davaya konu markanın başvuru tarihinden önceki tarihlerde kullandığının tespit edilmiş olduğunu, bunun yanı sıra, Bilirkişi tarafından, kötü niyetin değerlendirilmesinde esas alınacağını belirttiği kriterlerin de son derece yerinde olduğunu, Bilirkişi tarafından her ne kadar kötü niyete ilişkin yapılacak değerlendirmenin salt hukuki bir değerlendirme olması sebebiyle kanaat getirilmediği belirtilmişse de, değerlendirmede esas alınacak kriterlerden davalının kötü niyetine ilişkin kanaat getirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmakta olduğunu, bilirkişi tarafından yapılan açıklamaları davacının "..... Markaları üzerindeki önceki kullanımlarının tespit edildiğini, davacının dolayısıyla gerçek hak sahibi olduğunu ve davalının kötü niyetine işaret edildiği gösteriyor olsa da Bilirkişinin vardığı aksine sonuçların, değerlendirmelerin bir bütün halinde eksiklikler içerdiğini göstermekte olduğunu, gerek dava dilekçesinde gerekse delillerde yer verilen hususların dikkatli bir şekilde değerlendirilmesi halinde bu eksikliklerin giderilebileceğini, aynı sektörde aynı mal ve hizmetler için, dava konusu markanın tesadüfen seçilemeyeceği ve önceki tescilsiz hak sahibi olan davacının "...." markalarının kopyalanması suretiyle yaratıldığının açık olduğunu, davacının önceki kullanımın tespit edilmiş olmasına rağmen, SMK’nın 6/3 maddesi uyarınca hükümsüzlük şartlarının somut olayda gerçekleşmediği yönünde kanaat getirilmesinin hatalı olduğunu, buna gerekçe olarak da, davacının markalarının Türkiye’de kullanımına dair delil sunulmadığının söylenmiş olduğunu, taraflarınca sunulan deliller arasında davacının Türkiye’deki kullanımlarını da ortaya koyan delillere yer verildiğini, Bilirkişi tarafından yapılan gerçek hak sahipliğine ilişkin değerlendirmenin eksik ve hatalı olduğu ortada olduğunu, açıklanan nedenlerle, bilirkişi raporunda yer alan aleyhe hususların reddini ve hükme esas alınmamasına, bilirkişi raporunda yer alan eksik ve hatalı incelemelerin düzeltilmesi adına dosyanın yeni bilirkişiye gönderilmesine, aksi takdirde ek rapor alınarak eksik ve hatalı incelemelerin giderilmesine, davanın tümden kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Heyete bir bilişim uzmanı eklenmek suretiyle davacı vekilinin itirazlarının değerlendirilmesi amacıyla ek rapor tanziminin istenilmesine karar verilmiş, bilirkişiler █████/2024 tarihli ek raporlarında; "davacıya ait eski sitesi olduğu belirtilen internet web sitesinin “www....com” Alan Adı (Domain) URL adresinde güncel olarak açık ve faaliyette olduğu, ilgili alan adına güncel olarak girildiğinde yine davacıya ait yeni sitesi olduğu belirtilen “www....com” alan adına yönlendirildiği, alan adının whois (sahip) bilgileri kontrol edildiğinde bu alan adının 13.11.1998 tarihinin kayıt olunduğu ve internet sitesinin içerikleri detaylıca incelendiğinde genel olarak “...” adıyla ve logosuyla “Elektronik ekipman” ile ilgili ürünlerin yayınladığı internet sitesi olarak kullanıldığı tespit edildiği, Davacıya ait eski sitesi olduğu beyan edilen ilgili internet web sitesinin “www....com” adresinde davacı tarafından beyan etmiş olduğu gibi uzun yıllardan bu yana yoğun bir şekilde kullanıp kullanılmadığını tespit edebilmek adına dünyanın en önde gelen web arşiv sistemi üzerinden yapılan inceleme sonucunda ilgili internet sitesinin 1996 yılından bu yana arşiv kayıtlarına ulaşıldığı, 1996 ile 2001 yılları arasında internet sitesi içeriğinin bulunmadığı, 2001 yılından bu yana davacı tarafından “...” adıyla ve logosuyla “Elektronik ekipman” ile ilgili ürünlerin yayınladığı internet sitesi olarak yoğun ve aralıksız bir şekilde kullanıldığı tespit edildiği, Davacı dilekçelerinde “İlk kez Davacı tarafından yaratılıp kullanılan ve Davacının tarafından “...” markalarının meşhur ve maruf hale getirildiğini gözler önüne seren bir diğer delilimiz, Davacının Dava Konusu Markanın başvuru tarihi öncesinde ve sonrasında edindiği üstün başarı ödülleri olduğunu, Oysa ilgili internet sitesi kaydının, www....org alan adlı internet sitesinden alınan ekran görüntülerinden anlaşılacağı üzere, Davacının “...” markalı ürünleri, Dava Konusu Marka’nın başvuru tarihinden çok önceki tarihlerde www...com.tr internet sitesi üzerinde Türk tüketicilerin beğenisine sunulmuş olduğunu” beyan ederek dosyada sunulan belgeler / linkler incelenmiş olup içeriklerin “2016 - 2017” yılındaki arşiv kayıtlarından ve yayınlanan haberlerden oluştuğu, haberlerin ve arşiv kayıt içeriklerin genel olarak davaya konu “....” hakkındaki içeriklerinden oluştuğu ve detayları bilişim değerlendirme kısmında detaylıca sunulduğu, ....com.tr adresine ilişkin bilgiler incelendiğinde, “ürün kategorisine göre üreticiler” başlığı altında “...” şirketinin de bulunduğu, ilgili şirket ismine tıklandığında “...” firmasına ait sınıflandırılmamış 691 ürünün olduğunu gösteren diğer sayfanın açıldığı ve 691 ürün üzerine tıklandığında ise “....” ürünlerinin yer aldığı sayfanın açıldığı, söz konusu sayfa içeriklerinin İngilizce olduğu, iletişim bilgileri kısmında yer alan telefon numarasının Almanya ana şubesine ait olduğu ve email olarak ....@...com adresinin yer aldığı, www....com.tr alan adında “küresel ofis konumları” içinde Türkiye’nin yer almadığı, Davacı SMK m.6/3 kapsamında önceye dayalı/gerçek hak sahipliğine dayanmakta ve ürünlerin Türk tüketicilerin beğenisine sunulduğunu beyan olarak belirtmekte ise de, soyut beyan dışında, ürünlerin Türkiye’de ticarete konu edildiğini gösterir ve bunu destekler nitelikte herhangi bir fatura vb delilin dosya kapsamında yer almadığı,dosya kapsamında yer alan bilgi/belgelere göre Davacının dayanak markasının SMK m.6/4 ve SMK m.6/5 kapsamında, “Tanınmış Marka” olduğu hususu tespit edilemediği, zira, Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilat’ı (WİPO) Ortak Tavsiye Metninde, tanınmış markanın belirlenmesinde kullanılabilecek kriterlere ve tanınmış markanın tespiti konusunda toplumun ilgili kesiminden neyin anlaşılması gerektiğine ilişkin düzenlemelere yer vermiş olup, dosya kapsamında yer alan bilgi/belgelerin “tanınmışlık” açısından aranan kriterleri sağlamadığı ayrıca, Davacının dayanak olarak belirttiği web sitesine, Türkiye’den giriş yapılabilmesinin, işaretin Türkiye içinde kullanımı ve işarete ayırtedicilik kazandırılması sayılmayacağına dair Yüksek Yargıtay içtihatlarının söz konusu olduğu, Davacı her ne kadar SMK m.6/6 kapsamında kök raporda yer alan değerlendirmelere itiraz etmekte ise de, Davacı şirkete dair herhangi bir bilgi/belge dosya kapsamında yer almamaktadır. Davacı şirketin nerede ve hangi tarihte kurulduğu, faaliyete başladığı, hangi alanlarda faaliyet gösterdiği hususunun soyut beyan dışında tespit edilemediği, dolayısıyla yukarıda belirtilen tespitler uyarınca; SMK m.6/3, m.6/4, m.6/6 kapsamında kök raporda yer alan tespitlerden dönülmesini gerektiren bir durum olmadığı m.6/9 kapsamında kötüniyete ilişkin değerlendirmenin Mahkemenin takdirinde olduğu" hususlarını tespit ve rapor etmişlerdir.Davacı vekili █████/2024 tarihli dilekçesi ile, bilirkişi ek raporunda marka uzmanı tarafından yapılan değerlendirmede eksik bir şekilde kök rapordan farklı bir sonuca ulaşılmadığının belirtildiğini, oysa bilişim uzmanınca yapılan değerlendirme sonucunda müvekkilinin "..." ibaresi üzerindeki gerçek hak sahipliğini gösterir tespitlerde bulunulduğunun görüldüğünü, müvekkilinin ... markası üzerindeki önceki kullanımı ek raporda bilişim uzmanı tarafından tespit edilmiş olduğu halde, marka uzmanı bilirkişinin nasıl olup da önceki görüşünü değiştirmediğinin anlaşılamadığını ve hatalı olduğunu, ek raporda bilişim uzmanı bilirkişi tarafından yer verilen tespitlerin, müvekkilinin davaya dayanak "..." markalarını, davalıdan çok daha önceki tarihte 1990’lı yıllardan beri kullandığını gösterdiğini, SMK’nın 6/3 maddesi uyarınca, müvekkilinin "..." markaları üzerinde gerçek hak sahipliğinin mevcudiyeti dava dilekçesinde belirtmiş oldukları hususlarla birlikte delilleri ile ve bilirkişi raporunda yer alan tespitlerle de ortaya konulduğunu, kök raporda olduğu şekilde işbu dilekçesine konu ek bilirkişi raporunda da SMK’nın 6/9 maddesi uyarınca davalının kötü niyetine ilişkin değerlendirmenin salt hukuki değerlendirme içermesi sebebiyle mahkemenin takdirine bırakıldığını, huzurdaki davada kötü niyete ilişkin tüm koşullar mevcut olduğundan davalı markasının tümden hükümsüzlüğü gerektiğini, SMK’nın 6/4 maddesi uyarınca, müvekkilinin "...." markalarının tanınmış marka statüsünde olduğu dava dilekçesinde belirtmiş oldukları hususlarla birlikte delilleri ile ortaya konmuşken bilirkişi tarafından rapora itiraz dilekçesindeki itirazlarına rağmen aksi kanaat getirilmesinin hatalı olduğunu, "...." ibaresi aynı zamanda müvekkilinin ticaret unvanın ve internet alan adının esas unsuru olduğundan, SMK’nın 6/6 uyarınca dava konusu markanın hükümsüzlüğü gerektiğini, bilirkişi tarafından aksi kanaat getirilmesinin hatalı olduğunu, açıklanan nedenlerle, kök bilirkişi raporunda ve ek bilirkişi raporunda yer alan aleyhe hususların reddini ve Mahkemece tanzim edilecek hükme esas alınmamasına, bilirkişi raporunda yer alan eksik ve hatalı incelemelerin düzeltilmesi adına dosyanın yeni bilirkişi heyetine gönderilmesine, işbu taleplerinin kabul görmemesi halinde bilirkişi raporundaki lehe değerlendirmeler, bilişim uzmanının son lehe tespitleri ve itirazları dikkate alınarak davanın tümden kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Dava, davalı adına kayıtlı markanın hükümsüzlüğü talebine yöneliktir. SMK'nun 25.md'si hükümsüzlük hallerini düzenlemektedir. Buna göre 5.md'deki mutlak red; ve 6.md'deki nisbi red sebepleri hükümsüzlük sebebidir. Önceye dayalı gerçek hak sahipliği iddiası ile hükümsüzlük talebi yönünden yapılan değerlendirmede; SMK'nun 6/3 maddesine göre: "Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir." SMK'nun 7/1 ve 6/3 maddeleri birlikte değerlendirildiğinde tescil ile marka korumasının başlayacağı yönündeki ilkenin istisnasının kullanım yolu ile marka hakkının elde edilmesi olduğu, tescil başvurusundan önce o markayı ihdas eden, kullanan, piyasada maruf hale getiren ve marka üzerinde hak elde eden kimsenin tescil sahibine karşı bu hakkını hükümsüzlük davası yolu ile ileri sürülebileceği, kabul edilmektedir. Davacı SMK 6/3 anlamında davalı tescil başvuru tarihi olan █████/2018 tarihinden önce markayı Türkiye'de ihdas eden ve piyasada maruf hale getiren taraf olduğu hususunu ispatlamalıdır. Bu kapsamda sunduğu delillerin uluslararası kullanım ve tescillere ilişkin olduğu yurtdışı tescil belgeleri ile 2017 tedarikçi mükemmeliyet ödülü dışında sunduğu Türkiye sınırlarına ilişkin tek delilin davacının Türkiye'de yetkili satıcısı olduğunu beyan ve iddia ettiği Mouser'e ait ürün kataloğunun "www.....com.tr" internet adresinden alınmış bir ekran görüntüsü olduğu ve denetlenip doğrulanabilir tarih bilgisi içermediği, bu itibarla davaya konu markayı, davalıdan önce Türkiye'de ihdas ederek maruf hale getirecek bir kullanımı bulunduğu hususunu ispat edemediği kanaatine ulaşılmıştır.SMK 6/6'ya göre ise "Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir"Davacının ünvanının "..." şeklinde olduğu, her ne kadar "...." ibaresini içerse de tek başına bu ibarenin ünvanın kılavuz unsuru olmadığı, ayrıca hükümsüzlük talebi bakımından davalı markasının tescilli olduğu hizmet ve emtia grupları ile davacı firmanın faaliyet konularının karşılaştırılmasının yapılması gerektiği, ancak davaya konu ve dayanak diğer iddialarda olduğu gibi SMK 6/6 madde hükmüne göre hükümsüzlük talebinde bulunan davacının ispat külfetinde olduğu, bu hususta davacı firma ile ilgili hiçbir delil ve bilgiyi dosyaya sunamadığı, bu itibarla SMK 6/6 kapsamında hükümsüzlük kararı verilemeyeceği kanaatine ulaşılmıştır. Davacı aynı zamanda hükümsüzlük talepleri bakımından tanınmışlık iddiasında bulunmuştur. Tanınmışlık hukukumuzda SMK 6/4 ve 5.fıkralarında düzenlenmiştir. Buna göre: "Paris Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.", "Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir."Her ne kadar davacı tanınmışlık iddiasında bulunmuşsa da her somut olayda ayrıca bu iddiaya dayanan tarafın ispat yükümlülüğünde bulunduğu, bu iddiasını ispata yarayacak yeterli delillerini sunamadığı ve bu hususu ispatlayamadığı SMK 6/4 ve 6/5 kapsamında hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı anlaşılmıştır.Kötüniyet iddiası yönünden yapılan incelemede;Kötüniyetten ne anlaşılması gerektiği ve hangi koşullarda varlığının kabul edilmesi gerektiği her somut olayda ayrıca değerlendirilmesi gereken bir husus olmakla birlikte "ticari dürüstlük kurallarına aykırı olarak ve başkasının markasını ele geçirmeye, başkasının markasının tanınmışlığından haksız yarar sağlamaya yönelik olarak, "önceki marka sahibini tescil konusu ürünleri pazarlamaktan alıkoyma, piyasaya girmesini engelleme amacı ile" yapılmış tesciller kötüniyetli kabul edilmektedir. Hukukumuzda iyiniyet asıldır. Yani kötüniyet iddiasında bulunan bu iddiasını ispat külfeti altındadır. Davaya konu olayda davalının kötüniyetli tesciline delalet eder yeterli ve somut delil dosyaya sunulmadığı, davacının markasından haksız yarar sağlama iddiasının söz konusu olamayacağı ve bu iddianın ispatlanamadığı kanaatine varılmıştır. "556 sayılı KHK 6.maddesi uyarınca marka koruması tescille elde edilir ve tescil ve korumada ülkesellik ilkesi geçerlidir. Öte yandan, ülkemizin de taraf olduğu Paris Sözleşmesi ve TRIPS hükümleri dahilindeki bir marka sahibinin Türkiye'de tescilli olmasa dahi ülkemizde ticari faaliyette bulunması koşuluyla öncelik ve fikri ve sınai haktan kaynaklanan üstün hak sahipliği iddiasına dayanması, tanınmışlık halinde de üçüncü kişilerce gerçekleştirilen başvuruya itiraz ve tescil halinde de hükümsüzlük davası açma hakkı mevcuttur. Bir markanın Paris Sözleşmesi anlamında tanınmış marka sayılabilmesi için Türkiye'de ilgili sektördeki kişilerin geneli bakımından tanınmış olduğu ispat edilmelidir. Ancak, yukarıda belirtilen bilirkişi raporuna göre, başvuru tarihi itibariyle davacı markası tanınmış olmadığı gibi, bu tarihten önce davacının Türkiye'de ticari faaliyeti ve bu kapsamda markasal bir kullanımı da bulunmamaktadır. Bu durumda, 2010 yılında gerçekleşen marka başvurusu tarihinde davacı markasının tanınmış olduğu ispat edilemediği gibi, tanımlayıcılığa yakın ibarelerin başkalarınca tescil ettirilmesinin kötü niyetle tescil olarak kabulü mümkün olmadığı halde mahkemece yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmediğinden...(Y.11.H.D. █████/2019 tarih, ████████-█████████ e-k) Somut olayda da fiili markasal kullanımını ispat edemeyen davacı karşısında davalının kötüniyetli kabul edilemeyeceği, hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı hukuki ve vicdani kanaatiyle davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-Davacının davasının REDDİNE,2-Alınması gereken 615,40 TL ilam harcından, peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL harcın, davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, 3-Davalı kendisini vekille temsil ettirmekle, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 40.000,00 TL vekalet ücretinin, davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafça yapılan 260,00 TL yargılama giderinin, davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Karar kesinleştiğinde kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine,Kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememize verilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliyesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.█████/2025 Katip ... Hakim ...¸