Anahtar kelimeler: Sunmaya Başlarına Başlarında Sonlarından Yılının Düzenli Uluslararası Taşıma Öncesinde Başladığını

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ43. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: ████████ KARAR NO: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ: İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ: █████/2025NUMARASI: ████████ Esas - ████████ KararDAVA: İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)İSTİNAF KARAR TARİHİ: █████/2025Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİDAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin, davalı şirketin talep ve başvurusu üzerine 2022 yılının sonlarından itibaren, davalı şirkete uluslararası taşıma hizmetleri sunmaya başladığını, bu hizmetlerin karşılığında 2024 yılının başlarına kadar düzenli şekilde ödendiğini, 2024 yılının başlarında ise daha öncesinde hiç talep etmediği hacimlerdeki taşımalar için hizmet talep ettiğini ve bir anda büyük bir ticari büyüme gerçekleştirecekmiş gibi 22 gün içinde üst üste hizmet almaya başladığını ve bu kısa süre içinde davacı şirkete cari ekstresinde daha önce ulaştığı en yüksek rakamın dahi 8 katına ulaşan bir borç bakiyesi elde ettiğini, bu tarihler arasında ufak ufak ödemeler alınsa da, bu ödemelerin dikkat çekmemek adına yapıldığının sonrasında anlaşıldığını, bir kısım ödemelerden sonra kalan 72.318,60-USD için iletişime geçildiğinde davalı şirket yetkilisinin davacı şirketi bir süre oyaladığını, bir noktadan sonra ise mali durumlarının çok kötü olduğu ve borçları ödemeyeceklerini beyan etmeye başladığını, kısa sürede gerçekleştirdikleri bu ticaretlerden gelen gelirlerin akıbeti konusunda da hiçbir bilgi vermeden iletişimi kestiklerini, sonrasında sektörel çevreden şirketin iflas başvurusunda bulunacağı, şimdiden şirkete ya da yetkililere ait malvarlıklarını usulsüz şekilde üçüncü şahıslara devrettiği ve şirketi borçlandırdıkları istihbar edildiğini, kişilerin kendilerine ulaşmalarını engellemek amacıyla şirket merkezlerinin adreslerini değiştirdiklerini ve tüm iletişim yollarını kapattıklarını tespit ettiklerini ayrıca adres değişikliği ile olası icra takiplerinin semeresiz bırakılmak niyetinin de açık olduğunu, ilgili adresin, ticari faaliyetin yürütülebileceği bir yer olmadığını, boş bir arsa olduğunu, davalı şirketin, davacı şirket ve kuvvetle muhtemel diğer bazı şirketlerden yüklü şekilde hizmet aldığını, bu hizmetlerden kazandıkları paralarla amacına ulaştıklarını ve şirketin içi boşalttıklarını, davacı şirketin, cari hesap ve faturalardan kaynaklı alacağını davalı yandan tahsil edemeyince, İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalı şirketin kötü niyetli itirazı üzerine takibin haksız olarak durdurulduğunu, davacı şirket tarafından arabuluculuk başvurusunda bulunulduğunu, ancak taraflar arasında gerçekleşen arabuluculuk müzakereleri anlaşmama ile sonuçlandığını, taraflar arasında taşıma hizmetlerinden kaynaklı cari şekilde işleyen hesap ilişkisi bulunduğunu, davacı şirket tarafından muhtelif tarihlerde davalı yan talimat ve onayı ile tam ve eksiksiz bir şekilde hizmet sunulmasına ve ilgili faturaların davacı tarafından davalı firmaya gönderilmesine ve itiraz edilmemesine rağmen, davalı şirketin bu tarihe kadar kötü niyetli bir şekilde cari şekilde işleyen hesap ilişkisi ve faturalardan kaynaklanan borcunu ödemekten imtina ettiğini, taraflar arasında muhtelif tarihlerde yapılan e-posta yazışmalarından, davacı şirket tarafından sunulan hizmetin eksiksiz ve ayıpsız olduğunun, davacının, davalı şirketten 72.318,60 USD alacaklı olduğu hususlarında uyuşmazlık bulunmadığının anlaşılabileceğini, davalı tarafın borcunu açıkça ikrar ve kabul ettiğini, davalı şirketin, taşıma hizmeti kaynaklı cari şekilde işleyen hesap bakiyesinin ödenmesinden sorumlu olduğunun açık olduğunu, davacı şirketin ticari defter ve kayıtları incelendiğinde doğruluğu ve haklılığının açıkça ortaya çıkacağını, davalı borçlunun; borcun faizine ilişkin itirazlarının da yerinde olmadığını, taraflar arasında ticari ilişki bulunduğunu, davalı borçlunun temerrüte düşürülmüş olduğundan, davalının takip tarihinden itibaren kamu bankalarının aynı yabancı para türünden 1 yıl vadeli mevduat hesabına uyguladıkları en yüksek faiz oranından sorumlu olduğunu, davalı şirketin icra takibini uzatmak maksadıyla borca itiraz ettiğini beyan ederek; öncelikle davacı şirketin alacağı için borçlunun borcunu karşılayabilecek derece de taşınır, taşınmaz malları ve 3. kişilerdeki hak ve alacakları, banka hesapları üzerine teminatsız olarak, ihtiyati haciz konulmasını, İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyasına yapılan kötü niyetli itirazın iptaline, icra takibinin talep edilen miktar ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren kamu bankalarının aynı yabancı para türünden 1 yıl vadeli mevduat hesabına uyguladıkları en yüksek faiz oranı üzerinden devamına, davalının haksız itirazı sebebiyle alacağının %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı şirkete yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı şirkete dava dilekçesi, ekleri, tevzi formu ve tensip tutanağının █████/2024 tarihinde tebliğ edildiği, süresi içerisinde cevap dilekçesi sunulmadığı anlaşıldı. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " , ...Yukarıda açıklanan sebeplerle eldeki itirazın iptali davasına konu icra takibinde düzenlenen █████/2024 tarihli ödeme emrinin takip talebine uygun olmaması ve takip şartlarını taşımaması sebebiyle usul ve yasaya aykırı olması, ilk ödeme emri iptal edilmeden ikinci ödeme emrinin düzenlenmesinin hukuka uygun olmadığı ve düzenlenen ikinci ödeme emrine karşı davalı borçlunun yeni bir itiraz hakkı varken itiraz etmemiş olması, borçlunun itirazının usul ve yasaya aykırı olan ilk ödeme emrine karşı yapılmış olması gözetilerek, takip süreci usule uygun olarak yürütülmediğinden İİK md. 67 uyarınca özel dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. HUAK 18/A-(13) ve (14). Fıkrası hükümleri gereğince arabuluculuk gideri olarak Arabuluculuk Dava Şartı Dosya No: ... sayılı dosyasından arabulucu olarak atanan ... tarafından arabuluculuk gideri olarak sistem üzerinden yapılan inceleme neticesinde sarf kararı düzenlenmediğinden, tarafların arabuluculuk oturumuna katıldıkları gözetilerek, ilerde sarf kararı düzenlenmesi halinde 2024 yılı Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca arabulucuya ödenecek olan 3.600,00 TL arabuluculuk ücret bedelinin, davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verildiği dikkate alınarak davacı aleyhine yükletilmesine," karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının ödeme emri tebliğ edilmeden, takibin açılması ile borca itiraz ettiğini ve icra müdürlüğünce icra takibinin durdurulduğunu, ilk derece mahkemesi tarafından davaya konu icra takibinde düzenlenen ikinci ödeme emrine karşı borçlunun yeni bir itiraz hakkı varken itiraz etmemiş olması sebebiyle, davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verildiğini, ancak borçlunun borca itiraz beyanı, bunun üzerine icra müdürlüğünce takibin durdurulmasına karar verilmiş olması, Yargıtay içtihatları kapsamında davacının itirazın iptalini istemekte hukuki yararı olduğu hususları gözetilerek, esasa yönelik inceleme yapılarak takibin devamına karar verilmesi gerekirken somut olay değerlendirilmeden davanın usulden red edilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davacı şirketin cari şekilde işleyen hesaptan ve faturalardan kaynaklı haklı alacağını tahsil edebilmesi için takibin devamına yönelik karar verilmesi gerektiğini, icra uygulamalarında da itirazlı dosyalarda takibin devamına yönelik karar verilmediği sürece icra müdürlüklerince işlemlere devam edilmediğini, bu noktada, bir yandan icra müdürlüğü usulden red kararının takibe devam edilmesinde yeterli olmayacağından bahisle takibin durdurulması kararında ısrar ederken, diğer yandan itirazın iptali talebi ile açmış oldukları davada "borçlu tarafından takibe süresi içerisinde itiraz edilmediğine" hükmedildiğini, bu halde davacının takibe nasıl devam edebileceği sorusunun akla geldiğini, İlk Derece Mahkemesi tarafından esasa ilişkin karar verilmemesi sebebiyle davacının alacak hakkına kavuşmasına haksız ve hukuka aykırı olarak engel olunduğunu, dosya kapsamında yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir eksiklik söz konusu olmadığını, davalı borçlunun borcunu açıkça ikrar ve kabul ettiğini, mahkemece verilen kararın kaldırılarak davamızın kabulüne, dosyanın esasa yönelik karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine iadesine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.GEREKÇE: Dava; icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ile usulüne uygun takip yürütülmediği gerekçesi ile dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; usulüne uygun bir takibin bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. Davacı alacaklı tarafından borçlu hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı takip dosyası ile 72.318,60 USD alacağın tahsili için ilamsız icra takibi başlatılmıştır. Takip talebinde alacağın TL karşılığı gösterilmiştir. İcra müdürlüğünce düzenlenen █████/2024 tarihli ödeme emrinde ise Alacağın TL karşılığı gösterilmediği gibi "borcun sebebi" kısmının '█████/2024 tarihli toplam alacak 7.231.860,00 USD' kaydının bulunduğu görülmektedir. Ancak icra dairesince hazırlanan █████/2024 tarihli ödeme emrinin borçluya tebliğe çıkarılmadığı, borçlunun aynı gün kendisine ödeme emri tebliğe çıkarılmadan saat 11:22 de borca itiraz ettiği, icra müdürlüğünce aynı gün takibin durdurulmasına karar verildiği, yine aynı gün alacaklı vekilince icra dairesine saat 14:38 de başvurularak ödeme emrinde alacak miktarı kısmının taleplerine aykırı olarak hatalı düzenlendiğini, bu hususun düzeltilerek takip talebine uygun ödeme emrinin tanziminin talep edilmesi üzerine █████/2024 tarihinde takip talebine uygun alacağın TL değeri de gösterilmiş halde yeni ödeme emri düzenlendiği, bu ödeme emrinin borçluya █████/2024 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. █████/2024 tarihinde düzenlenen ödeme emri ise hiçbir zaman borçluya tebliğe çıkarılmadığı ve tebliğ edilmediği görülmektedir. İcra müdürlüğünce düzenlenen takip talebine aykırı ödeme emrinin borçluya tebliğ edilmediği gibi yasaya ve talebe aykırı düzenlenen ödeme emrinin bir icra müdürü işlemi olması nedeniyle icra müdürlüğünce düzeltilerek yeni bir ödeme emri düzenlenip gönderilmesinin mümkün olduğu anlaşılmaktadır. Yine yerleşik yargıtay uygulamaları ile ödeme emrinin tebliğinden önce borca yapılan itirazlar geçerlidir. Somut olayda █████/2024 tarihinde düzenlenen ve kendisine tebliğ edilmeyen ödeme emrinden haberdar olup borca itiraz eden borçluya, aynı takip dosyası üzerinden █████/2024 tarihinde düzenlenen aynı alacağa ilişkin ödeme emrinin tebliği üzerine bu ödeme emrine itiraz etmesi gerektiği yolundaki görüş borçlunun icra dairesi kanalı ile hataya düşürülerek itiraz konusunda yanıltılıp adil yargılanma hakkının ihlali anlamını taşır. Bu durumda █████/2024 tarihinde düzenlenip borçluya gönderilen ödeme emri takip talebine uygun ve geçerli ödeme emri olup borçlunun ödeme emri tebliği öncesi borca itirazı da geçerli bir itiraz olarak kabulü ile işin esasına yönelik inceleme yapılarak karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile usulüne uygun takip bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi isabetli olmamıştır. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE; İstinafa konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK 353(1) a-4 gereği KALDIRILMASINA; 2-Davanın yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf yoluna başvuran davacı tarafça yatırılan istinaf istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, 4-Davacı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince esas hükümle birlikte, yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 353(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.█████/2025