Anahtar kelimeler: Sunabilmek Pos Bayii Satmış Bayi Cihazı Cihazını Kart Cari Müşterilerine

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ14. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: ████████ KARAR NO: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ: █████/2021NUMARASI: ████████ E. - █████████ K. DAVANIN KONUSU: Tazminat Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin müşterilerine daha iyi hizmet sunabilmek için, davalı banka ile anlaşma ile ... iş yeri no'lu POS cihazını aldığını, POS cihazı aracılığı ile, gerek cari bayii müşterilerine ve gerekse doğrudan bayi müşterilerinin kart bilgilerini almak suretiyle, satmış olduğu ticari emtiaların bedelini davalının POS cihazına bağlı mail order sistemi ile tahsil ettiğini, davacının bu yöntem ile müşterilerinin kendisine duymuş olduğu güven ve sebebiyle hem müşterilerine daha iyi hizmet sunmuş ve hem de, bu sayede, tahsil işlemlerini daha hızlı ve kısa sürede gerçekleştirdiğini, esasen bu şekilde bir tahsil işlemi yapılabilmesi için, taraflar arasında ciddi bir güven ilişkisi bulunması gerektiğini, davacının müşterilerinin tüm kart bilgilerini almak ve onların kartlarından, POS cihazı bağlı mail order yöntemi ile tahsilat yapmak durumunda olduğunu, davalının sözü geçen POS cihazına bağlı banka sistemi ile yani sanal POS işlemi ile davacı müşterileri ile yıllardan beri yapmış olduğu taksitli işlem tutarlarını, bire bir örtüşecek şekilde ne davacının ve ne de kart sahibinin izni olmaksızın, davacının müşterilerine ait kartlardan çektiğini, davacı tarafından yeniden tahsil işlemi yapıldığını fark eden davacı ve müşterilerinin bir çoğunun, yaklaşık 3 yıl önce yapılan iş ve işlemlerle ilgili olarak, aradan geçen uzunca süre zarfında, kisisel bilgilerinin firmamız tarafından saklandığı ve kendilerinden davacı tarafından haksız tahsilat yapıldığı düşüncesi ile, yaklaşık 1 yıldan beri davacı şirketi sürekli arayarak, haksız ve yersiz çekilen paraların hesabını sorduğunu, bu konuda keşideciye ağır ithamlarda bulunduğunu, hatta daha da ileri gidilerek, savcılık ve mahkemeler nezdinde haklarını arayacaklarını ifade ettiklerinin, davacının bir dönem, sırf bu telefonlara geri dönüş yapmaktan ve müşterilerine, sözü geçen paraların, kendileri tarafından çekilmediğini anlatmaktan, ticari işlerini aksattığını, bu sebeple de bir çok kazanç kaybına uğradığını, davacının gerek kendi bayi müşterileri ve gerekse onların kendi müşterilerinden, davalı banka tarafından hangi tarihlerde ve ne miktarda para çekildiğini, halen dahi bilmediğini, nitekim, davalı banka tarafından tahsil edilen bu paraları müvekkil şirketin hesabına da geçemediğin, davacının sözü geçen durumu, müşterilerinden aldığı tepkili ve suçlayıcı geri dönüşler sebebiyle öğrendiğini, davalıya başvurduğunu, ancak davalının hiç bir düzeltme yapmadığını, davalı bankaya, Bakırköy ...Noterliği'nin 06.07.2018 Tarih,... yevmiye numarasında kayıtlı ihtarnamesinin keşide edildiğini, davalının cevabi yazısında, sistemsel bir problemden dolayı, davacıya ait POS cihazından yapılan eski tarihli 184 adet kart için toplamda 614.725,57 TL'lik işlemin 28.06.2018'de sehven kart hamillerinin bankasına iletildiğini, hatanın fark edilmesi ile kayıtların düzeltme işlemlerinin 30.06.2018 tarihinde ivedilikle yapıldığının belirtildiğini, davalının bu şekilde POS cihazı kullanılmak suretiyle, tam 184 adet kart hamiline ait hesaplardan hatalı olarak toplam 614.725,57 TL tutarında çekildiğini kabul ettiğini, bunun üzerine POS cihazının iptali için başvurulduğunu, iptalin bile aylar sonra yapıldığını, cevabi yazının akabinde aynı şekilde davacı şirket ve müşterileri mağdur edilmeye devam edildiğini, hatta davalı bankanın haksız olarak çekmiş olduğu paraların bir kısmını işleterek, davacı müşterilerine haksız olarak çekilen paraların ufak tefek taksitler halinde iade etmeye başladığını, davalının davacının ihtarnamesinden sonra dahi haksız tahsil işlemlerine devam ettiğini, davacının ihtarnameler için 272,66 TL ve 520,85 TL olmak üzere, toplamda 793,51 TL tutarında, Bakırköy ...Noterliği'ne ödemede bulunduğunu, yapılan haksız işlemler sebebiyle çekilen ihtarnameler bedelinin de, davalı bankadan talep etmek gerektiğini, davalının bu eylemleri sebebiyle davacının piyasadaki güveninin sarsıldığını, itibarının zedelendiğini, bankalar nezdinde riskli müşteriler listesinde gözükme tehlikesi ile de karşı karşıya kaldığını, maddi zarara uğradığını, ticari onur ve saygınlığının sarsıldığını, manevi zarara uğradığını ileri sürerek, 1.000,00 TL maddi zararın ve 150.000,00 TL manevi zararın ticari (avans) faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davacının herhangi bir başvuru harcı ya da peşin harç ödemediğini, müvekkili ile davacı arasında bankacılık ilişkisi kurulduğunu ve hizmet sağlanması için davacıya POS cihazı teslim edildiğini, davacının 2015 yılından itibaren pos cihazını satışlarında kullanmaya başladığını, █████/2018 tarihinde müvekkili bankanın sisteminde kaynaklanan sistem hatası nedeniyle aralarında davacı şirketin de bulunduğu bazı müvekkili banka müşterilerinin pos cihazlarından değişik bankalara ait banka kartı ve kredi kartları ile gerçekleştirilen toplamda 17.017 adet satış işlemlerinin maalesef tekrar takas sistemine girdiğini, bu hatanın 30.06.2018 tarihinde fark edildiğini ve kart bankalarına bilgi verildiğini, davacının maddi zarar yaşadığına dair herhangi bir delil sunamadığını, davacının her yıl daha azalan işlem hacmi ile kötü satış performansı gösterdiğini, davacının yaşadığı ticari başarısızlıklarını müvekkiline yıkmaya çalıştığını, pos cihazından gerçekleştirilen son satış işlemi tarihinin 29.05.2018 tarihi olduğunu, bu tarihten sonra herhangi pos satış işlemi olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava, davacının kullandığı pos cihazından davalı bankanın yaptığı haksız kesintiler nedeniyle davacının maddi manevi tazminat istemine ilişkindir. Üye iş yeri sözleşmesinin incelenmesinde; taraflar arasında 06.11.2015 tarihinde Üye İşyeri Sözleşmesi ve 31.07.2017 tarihinde de Genel Kredi Sözleşmelerinin akdedildiği, 06.11.2015 tarihli bonus pos üye işyeri başvuru formuna istinaden ... işyeri - ... terminal numaralı Pos cihazı kullandırıldığı görülmüştür. ... davacı tarafça yapılan satışlarla ilgili olarak müşterilerine ait kredi kartlarından davalı bankaca POS hesabından mükerrer çekim yapıldığını, bu nedenle maddi ve manevi zararlara uğranıldığı gerekçesiyle eldeki davanın açılmıştır. Davalı bankanın da kabulünde olduğu üzere davalı tarafından 28.06.2018 tarihinde 17.017 adet satış işleminin sistemsel hata nedeniyle mükerrer yapıldığının tespit edilerek iptal edildiğini ve 30.06.2018 tarihinde 2 gün sonra hesaplara iade edildiği görülmüştür. Her ne kadar davacı tarafça 28.06.2018 tarihinden önce de davalı bankanın mükerrer tahsilat yaptığı belirtilmiş ise de ispat yükü üzerinde olan davacının dosyaya müşteri adı, çekim yapılan kredi kartı bilgileri, çekim zamanları ve tutarlarına ilişkin bilgilerin sunmadığı, bilirkişi heyeti tarafından bu yönde davalı banka kayıtlarıyla karşılaştırmalı bir inceleme yapılamadığı, bu halde tespit ve iade edilenler dışında müşterilerinden mükerrer tahsilat yapıldığı iddiasının da ispatlanamadığı görülmüştür. Mükerrer tahsilatlar nedeniyle maddi kazanç kaybı olduğunu iddia eden davacı şirketin cirosunun 2017 yılından itibaren 2016 yılına göre önemli oranda azaldığını, bu azalışın 2018 ve 2019 yıllarında da devam ettiği, söz konusu azalışın 2017 yılından itibaren başladığı, bu halde talebe konu 28.06.2018 tarihinden yaklaşık 1.5 yıl önce davacının müşteri kaybı ve satış azalmasının olduğu, 2017 yılından itibaren önemli oranda düşüş gösterdiği nazara alındığında davacı şirketin müşterilerinden mükerrer kredi kartı tahsilatı yapıldığı tarihe kadar davacı şirketin ilk 6 ayda 560.187,94- TL tutarında net satış hasılatı elde edilmişken yılın ikinci yarısında 561.742,86- TL tutarında net satış hasılatı elde ettiğini, görüleceği üzere davacı şirketin satışlarında mükerrer tahsilat sonrasında azalma olmadığı kendi yasal defterlerinde de tespit edildiği, bu halde davacının bu nedenle maddi ve manevi zararı olduğundan bahsedilemeyeceği, tüm bu açıklamalarla davasını ispatlayamayan davacının davasının reddi gerektiği kanaatiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunun hukuka ve tekniğine aykırı olduğunu, müvekkil firmanın finansal tablosunu, her yıl, 2016 yılı hesapları ile kıyaslamak suretiyle hesap yapış olup bu şekilde gerçek zararının tespit edilemeyeceğini, davalı banka tarafından yapılan ve banka verilerine göre, 17.017 adet olarak bilinen ve müvekkili firma müşterilerine ait bilgilerin, onların izni ve rızası olmadan, davacı firma POS cihazı üzerinden, müşteri hesaplarından para çekilmesi suretiyle gerçekleşen haksız işlemler sebebiyle, müvekkili firmanın, müşterileri ile sorunlar yaşamamış olması ve bu sebeple, müşteri kaybına uğranılmadığının düşünülmesi, hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bu haksız işlemlerden sonra, iş bağlantılarının bir çoğunun koptuğunu, müşterileri başka şirketlerle iş yapmaya başladığını, olayın duyulması sonucu yeni müşteri temininde zorluk oluştuğunu ve davacının elde edeceği kazançlardan mahrum kaldığını, ek raporda, davacı firmanın 2018 yılına ait faaliyet sonuçlarında görüleceği üzere, davalı bankaca haksız ve hatalı işlemlerin yapıldığı 2018 yılı Temmuz ayına kadar, firma kâr elde ederken, haksız ve hatalı çekimlerden sonra, firmanın 2018 yıl sonunda, 22.454,13 TL zarar ettiğini, mahkemenin bunu kaçırdığını, hatalı işlem sebebiyle davacının pos cihazını iptal etmek zorunda kaldığını, bunun ise davacının çoğunlukla gelir elde ettiği online satışına engel olduğunu, bu şekilde yapılan zorunlu işlem sonucu davacının yine kazanç kaybına uğradığını, bankanın haksız işlemleri olmasa idi, serbest piyasa ekonomisi, müşteri memnuniyeti, piyasa hacmi, rekabet ortamı, yapılan ve yapılacak işlem sayısı, müşteri sayısı, yapılan işlem sayısı ve sair hususlar nazara alınarak, davacının kâr yahut zarar oranı ve miktarının ne olacağı, geçmiş yıllar baz alınarak hesaplanarak, sonuca gidilmemesi, raporun denetime elverişliliğini engelleyen bir diğer sebep olduğunu, hükme esas alınan raporda, davalı banka kayıtlarında, mükerrer tahsilata yönelik başkaca kayıt bulunmadığı, müvekkili firma tarafından, müşteri ve kredi kartı bazında, dosyaya, kişi ve kredi kartı bilgilerinin sunulmadığı, bu sebeple, banka kayıtları ile karşılaştırmalı inceleme yapılamadığı şeklinde, afaki bir görüş bildirildiğini bu konunun çözümü oldukça basit iken, bilirkişilerce, konunun kaynağına inilmeden, yani banka kayıtları ve müvekkiline banka tarafından verilen POS cihazı kayıtları incelenmeden, dosya üzerinden sonuca gidilmeye çalışıldığını, mahkemece, öncelikle, davalı bankaya müzekkere yazılarak, taraflar arasında akdedilen sözleşmeye istinaden müvekkili şirkete verilen ve haksız/hatalı olarak yapılan çekimleri gösteren "00101860 Terminal, 3420198 İş yeri nolu POS cihazı"na ilişkin tüm işlem hareketlerinin ve kayıtların, müşteri ve kredi kartı bazında detayları ile birlikte celbi gerekirken, bu hususa riayet edilmeden, salt dosya üzerinden inceleme yaptırılmasının hatalı olduğunu, bilirkişilerin banka kayıtları ile POS cihazı kayıtları üzerinde inceleme yapmadan, kök rapordaki kanaatlerini, ek raporda da aynen tekrarladığını, davalı banka ile davacı firma arasında akdedilen sözleşme gereği, davalı banka tarafından müvekkili şirkete teslim edilen POS cihazı aracı kılınarak, banka tarafından haksız ve hatalı çekimler yapılması, davalı bankanın özen borcuna aykırı davranışının açık bir göstergesi olduğunu, davacı şirket verileri kapsamında, firmanın geçmişteki kâr artışları, şirketin pazardaki yeri, şirketin geçmişte yapmış olduğu işler ve piyasadaki iş potansiyeli, faaliyet konusu ve sair bir çok husus birlikte göz önünde bulundurularak ve dava konusu işlemin olaya etkisi de dikkate alınarak, şirketin gelecekte elde edeceği kârın yahut zarar edilecek idi ise zararın, bu veriler baz alınıp hesaplanarak, ulaşılan sonuçtan, mevcut zarar düşülmek suretiyle, aradaki farkın, yani maddi zararın ortaya konulabileceğinin açık olduğunu, davacının net kârının, bilirkişilerce de tabloda gösterildiği üzere, 2018 yılından, 2019 yılına, 100.000,00 TL'nin üzerinde azaldığını, davalı bankaca, müvekkilinin müşterilerine ait kredi kartı bilgileri kullanılarak, mail order yöntemiyle, yüklü miktarda para çekildiğini, rıza dışı yapılan bu çekim işlemlerinin geçmiş yıllara dayanması sebebiyle, davacı müvekkilinin müşterilerinin, geçen bu sürede, müvekkilinin kendilerine ait kişisel bilgileri sakladığı ve haksız tahsilat yapıldığı düşüncesiyle müvekkilini sürekli arayarak, haksız çekilen paraların iadesini talep ettiğini, sık sık savcılık ve mahkemeler nezdinde haklarını arayacaklarını ifade ettiklerini, davacının, gelen aramalar ve haksız çekimin kendileri tarafından yapılmadığını anlatmaktan, dönem dönem ticari işlerini aksatmak zorunda kaldığını, bunun davacının gelirlerinde düşüşe ve müşteri kaybına yol açtığını, bilişim sektörüne verilen önemin artması ile davacının sözü geçen haksız işlemlere maruz kalmasa idi, şirketin daha çok kâr elde edeceğinin şüphesiz olduğunu, bu durum göz önünde bulundurularak davalı bankanın, kredi kartı bilgilerinin kullanılarak çekim yapılmasını engelleyici teknik bir takım önlemler almasının mümkün olup olmadığının, eğer mümkünse, bu önlemleri almaması nedeniyle kusur ve sorumluluğunun bulunduğu, davalı banka tarafından yapılan haksız işlemler sebebiyle davacı müvekkil firmanın gelirinde meydana gelen azalma bedelinin ticari (avans) faizi ile birlikte, davalıdan tahsili gerektiğini, davalı tarafından yapılan haksız işlemler sebebiyle, çevresinde, ticari ve ahlaki kurallara aykırı davrandığı izlenimi oluştuğunu, bu sebeple, çevresinde ve müşterilerinde, adeta hırsız-dolandırıcı firma damgası yediğini, dosya kapsamı ve davalı bankanın, müvekkili firma müşterilerinin kart bilgilerini kullanmak suretiyle, 17.017 adet mükerrer satış işlemi yaptığı göz önünde bulundurulduğunda, davacının ticari itibarının yerle bir olduğu ve maddi-manevi zarara uğradığının tartışmasız olduğunu, her ne kadar, 20.01.2021 tarihli bilirkişi raporunda, davalı banka tarafından yapılan 28.06.2018 tarihli, 17.017 adet haksız işlem tarihinden önce, davacının ilk 6 ay'da 560.187,94 TL, aynı yılın ikinci yarısında ise, 561.742,86 TL tutarında net satış hasılatı elde ettiği, bu kapsamda, davacı şirketin, davalı banka tarafından yapılan haksız işlemler neticesinde, satışlarında ve net cirosunda azalma olmadığı, dolayısıyla, davacı firmanın mükerrer haksız işlemler sebebiyle müşteri kaybı yahut satış azalışı iddiasının davacı defterlerince desteklenmediği açıklanmış ise de, bu tespitin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalı bankaca yapılan 17.017 adet haksız mükerrer işlemler olmasa idi, müvekkil firmanın daha çok müşteri edineceği ve mevcut müşterilerini muhafaza edeceği, buna göre maddi kazancının, mevcut kazancının çok daha üzerinde olacağında şüphe bulunmadığını, bilirkişi raporunda, davalı bankanın beyanı aksine, sistemsel hata nedeniyle mükerrer POS çekimi işleminin, yalnızca 28.06.2018 tarihinde yapılmadığı, buna ilişkin, davacı tarafından sunulan 07.01.2020 tarihli dilekçe ekinde bir kısım ekran görüntülerinin dosyaya sunulduğu, sözü geçen evrakların, davacı firmaca ileri sürülen mükerrer tahsilat iddialarını destekler nitelikte olduğu, ancak, davalı banka kayıtlarında is, mükerrer tahsilata yönelik başkaca kayıt bulunmadığı, davalı bankaca kabul edilip, iade edilen 17.017 adet satış işlemi dışındaki tahsilat iddiasının, müvekkilince müşteri ve kredi kartı bazında dosyaya sunulmadığından, banka kayıtları ile karşılaştırmalı inceleme yapılamadığı belirtildiğini, 07.01.2020 tarihli dilekçe ekinde ekran görüntüleriyle desteklenen tahsilat iddiaları ile ilgili olarak, bilirkişilerce bahsedilen müşteri ve kredi kartı bazında kayıtlarının dosyaya sunulma imkanı bulunmadığını, davacı yanca Bankaca yapılan hatalı ve haksız çekim işlemlerini öğrendikten sonra, davalı banka ile olan sözleşmesi gereği, kendisine verilen POS cihazını iptal ederek, bankaya iade edildiğini ilgili kayıtlaraın, davalı bankanın elinin altında olup, bu kayıtlara, yalnızca davalı banka tarafından ulaşılabildiğini, tüm bu hususlar, yerel mahkeme nezdinde, tahkikatın hemen her aşamasında, ısrarla dile getirildiğini, davalı bankaya müzekkere yazılarak, müvekkiline ait POS cihazı ile haksız ve hatalı olarak çekim yapılan tüm kayıtların müşteri ve kredi kartı bazında (28.06.2018 tarihini kapsayacak şekilde) celbi ile, müvekkil şirkete ait POS cihazı ile, bu cihaza bağlı detaylı hesap dökümlerinin, haksız ve hatalı çekim yapılan kredi kartları ve hesaplar ile ilgili POS cihazı arasındaki hareketlerini gösteren geçmişe dönük dökümlerin, ilgili kredi kartlarına yapılan iadelere ilişkin tüm bilgi ve belgelerin dosyaya celbi akabinde, mevcut iddialarının ve rapora karşı itirazların karşılandığı rapor alınması talep edilmesine rağmen bu belgeler dosyaya celp edilmeden sonuca gidilmesinin hatalı olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte, bir an için maddi zararı ispat yükünün tarafımıza ait olduğu kabul edilse dahi, "Zararın Miktarının Takdiri" başlıklı TBK'nın 50/2 maddesi, zararın miktarı tayin edilemiyorsa, olayların akışı ve zarar görenin aldığı önlemler dikkate alınarak, zararın hakim tarafından hakkaniyete uygun şekilde belirleneceğinin hükme bağlandığını, bu hükümden, zarar miktarının her tazminat davasında hakim tarafından belirlenmeyeceği, ancak ispatı mümkün olmayan zararlar için, hakimin takdir yetkisini kullanacağının anlaşıldığını, bu durumda, mahkemece davacı müvekkilinin uğradığı zararın, olayların akışı ve davacı müvekkilinin aldığı önlemlere göre hakkaniyete uygun şekilde belirlenmesi gerekirken, reddinin hatalı olduğunu, TBK'nın 58. maddesi uyarınca, davacının manen de zarar gördüğünü, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin, davalı tarafa yüklenilmesine karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, davalı bankanın pos cihazından mükerrer tahsilat yapması sebebiyle davacının uğradığını iddia ettiği maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı taraf, davalı banka ile yaptığı üye iş yeri sözleşmesi uyarınca davalının POS cihazını kullanarak müşterilerinden mail order yoluyla tahsilatlar yaptığını, ancak davalı bankanın tahsilat yapılan müşterilerinden mükerrer tahsilat yapması sebebiyle maddi ve manevi zarara uğradığının ileri sürerek eldeki davayı açmıştır. Davalı ise, 28.06.2018 tarihinde bankanın sistem hatası sebebiyle aralarında davacının da bulunduğu bazı banka müşterilerinin POS cihazlarından değişik bankalara ait banka kartı ve kredi kartları ile daha önce gerçekleştirilen toplam 17.017 adet satış işlemlerinin tekrar takas sistemine girdiğini, bu durumun iki gün içinde fark edilerek ivedilikle kart bankalarına bilgi verilerek ters hareket sağlanarak hatanın giderildiğini, davacının maddi çıkar sağlamak amacında olduğunu savunmuştur. Mahkemece hükme esas alınan, Dairemizce de denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunan bilirkişi kök ve ek raporunda da belirtildiği üzere, davalının sistem hatası sebebiyle 28.06.2018 tarihinde 17.017 adet satış işleminin mükerrer tahsil edildiği, söz konusu işlemlerin tutarlarının 614.725,57-TL'sına tekabül ettiği mükerrer tahsilatların 30.06.2018 tarihinde davalı yanca yapılan ters mahsup işlemiyle ilgili hesaplara iade edildiği anlaşılmaktadır. Davacı taraf, müşterileri nezdinde davalının mükerrer tahsilatı sebebiyle sıkıntı yaşadığını, kazanç kaybına uğradığını ileri sürmüştür. Somut olayda davalı bankanın sistem hatası sebebiyle kusurlu eylemi bulunmakla birlikte bilirkişilerce davacının 2016-2017-2018-2019 yılı ticari defterleri incelenmiş olup davacı şirketin müşterilerinden mükerrer kredi kartı tahsilatı yapıldığı tarihe kadar (28.06.2018) ilk 6 ayda 560.187,94 TL tutarında net satış hasılatı elde etiği, 2018 yılının ikinci yarısında 561.742,86 TL tutarında net satış hasılatı elde ettiğini, satışlarında mükerrer tahsilat tarihi sonrasında azalma olmadığı belirlenmiştir. Bu haliyle zararını ispatla yükümlü olan davacının davalı bankanın haksız eylemi sebebiyle maddi zarara uğradığını ispatlayamadığı görülmektedir. Bu nedenle mahkemece maddi tazminat talebinin reddi kararı yerinde olmuştur. Davacı vekili, TBK'nın 50/2 maddesi uyarınca değerlendirme yapılmadığını istinaf sebebi olarak ileri sürmüş ise de söz konusu madde ile ispatı mümkün olan zararın davacı yanca ispatlanacağı, ispatı mümkün olmayan maddi zarar için ise hâkimin takdir yetkisini kullanacağı hüküm altına alınmış olup, hâkimin takdir yetkisini kullanması sadece tazminatın miktarına ilişkindir. Yani davacı taraf öncelikle bir zararın varlığını ispatla yükümlüdür. Somut olayda davacı, maddi zararının bulunduğunu ispatlamaya yeterli delil sunamamış olduğundan, hâkimin takdir yetkisini kullanarak miktar takdir etmesinin şartları da oluşmamıştır. Bu sebeple aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Davacı, manevi zararı olduğunu da ileri sürerek kararı istinaf etmiştir. TBK'nın 58. maddesine göre, kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir. Tüzel kişilerin de TBK'nın 58. maddesindeki şartların gerçekleşmesi hâlinde, manevi tazminat talep edebilecekleri kabul edilmektedir. Somut olayda, davacının satış yaparak mal bedellerini Pos cihazı ile tahsil ettiği müşterilerinden davalı bankanın sistemindeki hata sebebiyle mükerrer tahsilat yapması sebebiyle manevi zarara uğradığını, ticari itibarının sarsıldığını ileri sürmekte ise de, yapılan mükerrer tahsilat işleminin banka tarafından iki gün içinde fark edilerek derhal ters mahsup ile ilgili müşterilere iade işlemi yapıldığı, ilgili bankalarının da bilgilendirildiği, sorunun davacıdan değil ilgili bankadan kaynaklandığının davacı müşterilerine izah edilebilir bir durum olduğu, kaldı ki iki gün içinde iadelerin de yapıldığı, bu hususlar nazara alındığında davacının manevi tazminat talebinin de yerinde olmadığı anlaşıldığından mahkemece manevi tazminat talebinin de reddedilmesi yerinde görülmüştür Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline,3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 29.05.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.