Anahtar kelimeler: Geçilememiş Bugüne Aranan İzah Koşulunun Yaklaşık Tedbir İhtiyati Usulsüzlüklerin Anadolu

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ43. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: ████████ KARAR NO: █████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ: █████/2025 (Ara Karar)NUMARASI: ████████ Esas (Derdest)TALEP: İhtiyati TedbirİSTİNAF KARAR TARİHİ: █████/2025Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün ihtiyati tedbir isteyen davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİTALEP: İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili talep dilekçesinde özetle; dava dilekçesi ile delilleriyle birlikte izah edilen konularda ihtiyati tedbir için aranan yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiği, bu kapsamda davalı şirkete, her ne kadar bugüne kadar yapılan usulsüzlüklerin ve şirkete verilen zararın önüne geçilememiş olsa da yargılama boyunca davalı şirketin daha fazla zarara uğramaması için nihai karar verilene kadar davalı şirkete denetim ve onay kayyımı atanması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etme zorunluluğu doğduğu, davalı şirketteki tutum ve davranışların çok büyük boyutta olduğu dava dilekçesinde yer alan bilgi ve belgelerden anlaşılmakta olup, şu aşamada sadece denetim kayyımı ile şirketlerin korunmasının mümkün olmadığını, bu nedenlerle davalı şirkete yönetim kayyımı atanması zaruri olup, yargılama süresince müvekkilinin ve davalı şirketin zarara uğramaması için davalı şirkete tedbiren yönetim kayyımı atanması gerektiğini, tedbir ile amaçlanan, yargılama devam ederken azli istenen yöneticilerin davalı şirkete daha fazla zarar vermesinin önüne geçilmesi olduğunu, aksi takdirde dava devam ederken azli istenen yöneticilerin görevine devam etmesi halinde aleyhlerine dava açılan yöneticiler tarafından kasıtlı bir şekilde şirkete zarar vermeye devam edilme ihtimalinin yüksek olduğunu, yargılamaların uzunluğu da nazara alındığında tedbir kararının gecikmeksizin verilmesi gerektiğini beyanla davalı şirkete yönetim, olmadığı takdirde denetim kayyımı atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince ihtiyati tedbir/haciz talebi hakkında yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda, "Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, şirketlerin seçilmiş organları eliyle idaresi asıl olup, bir şirkete kayyum atanması için kural olarak şirketin yasal organlarının mevcut olmaması gerekmektedir. Somut olayda, dava konusu şirkette organ boşluğu bulunduğunun iddia edilmediği gibi, davalının şirketi yönetim görevine devam etmesi durumunun, şirkete ve ortaklarına zarar vereceğine dair HMK'nun 389. maddesi anlamında yaklaşık ispatın da gerçekleşmemesi ve gecikme sebebi ile oluşabilecek zarara ilişkin dosyada herhangi bir bilgi ve belgenin de bulunmadığı, HMK'nun 390/3 maddesi kapsamında ihtiyati tedbir için gereken yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediği, taraflar arasındaki uyuşmazlığın yargılamayı gerektirdiğinden istemde HMK 389 ve devamı madde hükümlerinde ön görülen koşullar gerçekleşmediğinden davacı vekilinin kayyım tayini atanması, olmaması halinde denetim ve onay kayyımı atanmasına ilişkin ihtiyati tedbir isteminin bu aşamada reddine," karar verilmiştir.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalıların şirket yönetimine devam etmesi durumunda bu durumun şirket ve ortaklarına zarar vereceği hususu dosyaya sunulu belgelerle ispat edilmiş olup mahkemenin yaklaşık ispat gerçekleşmediği yönündeki gerekçesini anlamlandırmanın mümkün olmadığını, davalı şirket müdürü ...'Un davalı şirketin birtakım üretim merkezlerini kendi şirketlerinin uhdesine geçirerek davalı şirketi zarara uğratıcı iş ve eylemlerde bulunduğunu, bu üretim merkezlerinden taraflarınca tespit edilen safkar mantar fabrika binası olup buna ilikşin delillerin de dosyada bulunduğunu, mahkemece bu delillerin dikkate alınmaksızın taleplerinin reddedilmesinin usul ve yasalara aykırı olduğunu, davalı şirketin faaliyetlerinden biri olan mantar üretim faaliyeti, davalı şirketin kaynakları kullanılarak alınan fabrika binası ve demirbaşlarıyla birlikte bir bütün halinde, ...'un şahsi şirketine aktarıldığını, üstelik davalı şirkete ait fabrika ...'un şahsi şirketine bedelsiz bir şekilde kullandırılmakta, kira ya da kullanım bedeli dahi alınmadığını, ki kira alınsa dahi bu şekilde bir aktarım hukuken mümkün olmadığını, bu durum şirketin faaliyet konularından birinden feragat ve ticari faaliyetin tasfiyesi anlamına geldiğini, kaldı ki bizzat davalı şirket tarafından yapılabilecek bir faaliyetin ... Şirketi'ne yaptırılmasıyla iş hacminin boyutu ne olduğunun sorulması gerektiğini, ...'un şirketinin ticaret hacmi ne kadar olduğunun sorulması gerektiğnii, tedbirin kapsamı hmk m.391 ile belirlenmiş olup mahkeme kararının aksine tedbir kararının verilebilmesi için tedbir istenen konunun yargılamayı gerektirmesi önemli olmadığını, önemli olanın ihtiyati tedbir koşullarının oluşması olup ihtiyati tedbir kararı verilirken durumun yargılamayı gerektirip gerektirmemesi gibi bir şart kanunda bulunmadığını, yöneticilerin azli davalarında yönetim kayyımı atanması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için haklı nedenin yaklaşık olarak ispat edilmesi yeterli olup bu kapsamda, tarafımızca halihazırda dosyadaki belgeler ile davalı şirkete yöneticiler tarafından verilen zararın somutlaştırılması karşısında, davalı şirketin daha fazla zarar riski ile karşı karşıya olduğunu bu açıdan yöneticilerin azli davasında haklı neden yaklaşık olarak ispat edilmiş olup, ihtiyati tedbir koşullarının da oluştuğunu, sakıncayı ortadan kaldıracak ve zararı engelleyecek her türlü tedbire karar verilebileceğini, bir şirkete tedbiren yönetim kayyımı atanması için şirket organlarının eksik olması / toplanamaması zorun olmasa da davalı şirket ile grup şirket olan ve davalı şirketle aynı ortaklık yapısına sahip, aynı şekilde, aynı kişiler ve aile tarafından yönetilen hakmar mağazacılık şirketinin 05.06.2023 tarihinde yapılması planlanan olağanüstü genel kurul toplantısında yaşanan vahşi saldırıdan sonra şirketin en temel organı olan genel kurulun güvenli bir şekilde toplanamadığı, şirketin yönetimi için tarafsız, azınlık ortak olan davacının da haklarını koruyacak bir yönetim kayyımının varlığına ihtiyaç duyulduğunu, aksi halde şirket organlarından en önemlisi olan genel kurul hiçbir zaman işlerlik kazanmayacağını, yargı kararları ile yöneticinin azli davalarında şirketlere kayyım atanmasına karar verildiğini beyanla, İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve ihtiyati haciz kararı verilmesini talep ve istinaf etmiştir.GEREKÇE: Talep, limited şirket müdürlerinin azli ve kayyım atanması istemiyle açılan davada şirkete tedbiren yönetim, olmadığı takdirde denetim kayyımı atanması, istemidir. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, talep konusuna ilişkin olarak ihtiyati tedbir şartlarının oluşup oluşmadığı noktasındadır. █████/2019 tarihinde yayımlanan Ticaret Sicil Gazetesine göre, davalı ... Limited Şirketi'nin sermayesi 100.000 paya ayrılmış olup, bunun 3.111 adeti ...'a, 667 adeti ...'a, 5.550 adeti ...'a aittir. Aynı Ticaret Sicil Gazetesinde yayımlanan karara göre davalı ... müdür olarak seçilmiştir. █████/2023 tarihinde yayımlanan Ticaret Sicil Gazetesinde yayımlanan karara göre davalı ... müdür olarak seçilmiştir.İhtiyati tedbir isteyen davacı tarafça, davalı şirketin kötü yönetildiği ve şirket kaynaklarının kurulan diğer şirketlere aktarıldığı iddiasıyla davalı şirkete yönetim, olmadığı takdirde denetim kayyımı atanmasını talep edilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 630/2. Maddesinde, her ortağın haklı sebeplerin varlığında, yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebileceği düzenlenmiştir. Ancak anılan maddede bu halde alınacak önlemlere ilişkin bir düzenleme yapılmamıştır. Bu nedenle, limited şirket yöneticisinin azli davasında yapılan kayyım talebi hakkında ihtiyati tedbire ilişkin genel hükümlerin uygulanması gerekir.6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 389/1. Maddesi, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir, şeklindedir. HMK'nın 390/2 maddesine göre de, tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Ayrıca bu kapsamda ihtiyati tedbir talebinin somutlaştırılması gerekir.Yukarıda ifade edildiği üzere HMK'nın 390/2 maddesine göre, tedbir talep eden taraf, davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Yaklaşık ispattan anlaşılması gereken ise usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Buradaki amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için tam ispat gerekmez. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın, bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir. Tam ispatın arandığı durumlarda, bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hâkim o iddianın ağırlıklı/kuvvetli ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğu ihtimalini göz ardı etmez.Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nda, limited şirkete yönetim kayyımı atanmasına ilişkin herhangi bir düzenleme yoktur. Zira şirketin genel kurul tarafından seçilen müdürler tarafından idare olunması esastır.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu(TMK)'nun 427/4. Maddesinde, bir tüzel kişinin gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamışsa yönetim kayyımı atanacağı düzenlenmiş olmakla birlikte, davalı şirkette organ boşluğu bulunduğuna dair herhangi bir iddia mevcut değildir. Yönetim kayyımı atanabilmesi için şirketin yönetim kurulunun bir şekilde oluşturulmasının mümkün olmaması ve bu boşluğun başkaca hukuki yollarla giderilmemiş olması şarttır. Şirketin seçilmiş yönetim kurulu bulunduğu takdirde organ yokluğundan söz etmek mümkün olmadığı gibi, mevcut yönetim kurulunun, çalışamaz halde olması da TTK' nin sistematiği içinde giderilmesi her zaman mümkün bir durumdur. (Yargıtay. 11. H.D'nin █████/2018 Tarih ve █████████ E-█████████ K. sayılı kararı) Bu hususlardan birinin bulunduğuna ilişkin dosyada yaklaşık ispat bulunmadığından davalı şirkete tedbiren yönetim kayyımı atanmasının şartları bulunmamaktadır. Davacı tarafça şirkete denetim kayyımı atanması da talep edilmiştir. Şirket içi menfaat ihtilaflarına ait davalarda şirket varlığının korunması için mahkemece bir şirkete denetim kayyımı atanabilir. Şirket içi menfaat ihtilaflarının halli için açılan davalarda dava aşamasında bir tedbir olarak şirket yöneticisinin kararlarının denetim kayyımının onayına bağlandığı hallerde kayyımın görev ve yetkileri ile ilgili olarak kanunda bir özel düzenleme bulunmamaktadır. Dolayısıyla denetim kayyımı atanmasına ilişkin olarak 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 389 vd. maddelerinin uygulanması gereklidir. Somut olayda, şirketin TTK'nın 630/2,3. maddesi uyarınca haklı nedenle yöneticinin azli talep edilmiş olup, davacının sunduğu deliller davanın niteliği ve yargılamanın bulunduğu aşama itibariyle yöneticinin azli yönünden yaklaşık ispat şartını sağlamaya elverişli değildir. Sonuç itibariyle, yargılamayı yürütüp uyuşmazlığı esastan karara bağlayacak olan ilk derece mahkemesinin takdirine göre davalı şirkete yönetim veya denetim kayyımı atanması istemi yönünden ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin karar ve gerekçesinde herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından ihtiyati tedbir isteyen davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-İhtiyati tedbir isteyen davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İhtiyati tedbir isteyen davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-İhtiyati tedbir isteyen davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)f maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.█████/2025