Anahtar kelimeler: Müteaddit Defalarda Alımsatım Satımdan Akdedildiğini Usd Almak Bakirköy Alım Anlaşmasının

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ14. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: ████████ KARAR NO: █████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ: █████/2021NUMARASI: ████████ E. - ████████ K. DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali - Alacak (Ticari satımdan kaynaklı)Taraflar arasındaki itirazın iptali ve alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı arasında 12.11.2018 tarihli mal alım-satım anlaşmasının akdedildiğini, davacının anlaşma doğrultusunda almak istediği mal alım bedeli olarak davalıya müteaddit defalarda USD olarak para gönderildiğini, davalının, davacının göndermiş olduğu parayı karşılayan miktarlarda anlaşma konusu malları teslim etmediğini, davalının davacının ödediği parayı da iade etmediğini, davalının bu şekilde sözleşmenin yürürlüğünü fiilen sonlandırdığını, sözleşmeye aykırı davrandığını ve sebepsiz zenginleştiğini, munzam zarar ve cezai şart alacağı taleplerinin olduğunu, davacının sözleşmenin feshi nedeniyle uğradığı kazanç kaybı ve sözleşmenin yerine getirileceği düşüncesiyle yapılan masrafları olduğunu, malın teslim alınmaması nedeniyle uğramış olduğu-kazanç kaybı ve hazırlık olarak yapmış olduğu antrepo/depo kiralama vb. giderlerin /munzam zararlarının tazminini talep ettiklerini, anlaşmada yer alan günlük 100 USD cezai şartın talep koşullarının da oluştuğunu, fazlaya dair alacak hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000 USD'nin TL karşılığı munzam zarar ve cezai şart alacağının tahsilini talep etiklerini, davalının sözleşmeye aykırı davranması ve aldığı parayı da haksız olarak iade etmemesi üzerine davacı tarafından İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile davalı-borçlu aleyhine icra takibine girişildiğini, ilamsız ödeme emri düzenlendiğini, davalı tarafın yetki itirazı üzerine Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icraya devam edildiğini, davalı şirket tarafından borca, faize, ferilerine itiraz edildiğini, itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile %20 icra inkar tazminatına, asıl alacağa bağlı olan munzam zarar ve dava tarihinden itibaren günlük olarak işleyecek fazlaya dair cezai şart hak ve alacağı saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000 -USD karşılığı alacağın avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı, TK 35.maddesine göre usulüne uygun yapılan tebliğe rağmen davaya cevap dilekçesi sunmamıştır. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava, icra takibine yapılan itirazın iptali ve sözleşmeye aykırılık nedeniyle munzam zarar ve cazai şart tahsili talebine ilişkin olup, uyuşmazlık taraflar arsındaki sözleşme gereğince davalının edimlerini yerine getirip getirmediği, bu kapsamda davacının sözleşme kapsamında davalıya ne kadar ödeme yaptığı bu ödemelerin iadesi şartlarının oluşup oluşmadığı, davacının ayrıca sözleşmeye aykırılık nedeniyle munzam zarar ve cezai şart talep edip edemeyeceği, edebilecekse miktarının ne kadar olduğu hususlarındandır. ... Davacının iddia ve talebi, taraflar arasında yapılan 12.11.2018 tarihli mal alım-satım anlaşması uyarınca davalıya ödeme yaptığı ancak davalının mal teslim etme yükümlülüğünü yerine getirmediği, bu bakımdan oluşan munzam zarar ve cezai şart tazminatının ödenmesi gerektiği yönündedir. TBK. m. 122 hükmünde öngörülen munzam zarar, temerrüt faizi alacaklının aksi iddia olunmayan farazi zararının asgari oranda, giderilmesine yönelik maktu ve götürü bir tazminat niteliği taşır. Bu durumda yasal faiz zararı karşılıyorsa, artık TBK. m. 122 hükmüne dayanılarak bir tazminat istenemeyecektir. Yine, bir ceza-i şart miktarı da belirlenmiş ise, bu da gerçekleşen zarardan indirilecektir. Dolayısıyla maddenin öngördüğü amaç faiz değil, zarardır. Bundan dolayı da, zarar görenin, zararının karşılanması ile yasal faiz oranı, ihlal edilmiş olmaz. Munzam zarar istenebilmesi için, öncelikle temerrüt faizi ile karşılanamayan bir zararın bulunması gerekir. TBK. m. 122 hükmünde zararın türünden ve özelliklerinden söz edilmemektedir. Ancak maddedeki "zarar" sözcüğü de genel anlamdaki zararı ifade etmektedir. Buna göre alacaklının malvarlığında onun iradesi dışında meydana gelen eksilmedir denebilir. TBK. m. 122 hükmü gereğince, borçludan tazmini gereken zarar, para borcunun zamanında ifa edilmemesi yüzünden meydana gelen ve temerrüt faizi ile karşılanamayan azalma şeklinde kendini gösterir. Borçlu borcunu temerrüde düşmeden ödeseydi, alacaklının malvarlığı hangi düzeyde olacak idiyse, bu varsayılan düzey ile temerrüt sonucu temerrüt faiziyle birlikte ödenen düzey arasındaki fark, faizi aşan zarardır. Ceza ile zarar arasındaki ilişkiyi düzenleyen TBK. m. 180/2 hükmüne göre: "Alacaklının uğradığı zarar kararlaştırılan ceza tutarını aşıyorsa alacaklı, borçlunun kusuru bulunduğunu ispat etmedikçe aşan miktarı isteyemez". Anılan hüküm dikkate alındığında, davacının cezai şart tazminatının yanı sıra menfi ve müspet zararını da isteyebilmesi için ayrıca hesaplanacak cezai şart tazminatının uğramış olduğu zararı aştığını da ayrıca ispat etmesi gerekmektedir.Yukarıda açıklandığı üzere; taraflar arasındaki 12.11.2018 tarihli sözleşme incelendiğinde, "tedarikçi firma tarafından aylık 8 konteyner (8 Konteyner fiyat 154.880 USD) ayçiçek yağı (1.8Lt ebatmda ve bir karton 6 adet olacak, 22 Ton 2328 koli olacaktır) tedarik edileceği, anlaşmanın %30'u otan 46.464 USD'nin depozito olarak satıcıya aktarılacağı, teslimat süresinin her siparişten sonra maksimum 10 gün olduğu, bu süre içinde teslimatın yapılmaması halinde peşinatın iade edileceğinin, peşinatın geç teslim edilmesi halinde gecikilen her gün için 100 USD cezai işlem uygulanacağı, ödeme yapılmadığı takdirde alıcının tüm haklarını kaybedeceği, tedarikçi firmanın alıcı firmadan ödeme garantisi teyidi aldıktan sonra ürün sevkiyat/ yapacağı, ürünlerin bedelinin Katar ülkesinden ... İthalat LTD. 577. ülkesinden ödeme yapmak üzere aracıya gönderileceği"şeklinde hükümlere yer verildiği görülmektedir. İspat kuralına ilişkin TMK. m. 6 hükmüne göre: "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür". HMK. m. 190/1 hükmüne göre: "İspat yükü, kanunda özei bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir". Bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf o vakıayı ispat etmeye mecburdur. Dolayısıyla anılan hükümler uyarınca, davacının taraflar arasındaki sözleşmeye dayanarak cezai şart tazminatı talebinde bulunabilmesi için Katar'a gönderilecek 8 konteyner (8 Konteyner fiyat 154.880 USD) ayçiçek yağı anlaşma fiyatının %30’u olan 46.464 USD'lik depozito bedelini davalıya aktardığını, sipariş verdiğini ve siparişinden itibaren 10 gün içinde teslimatın yapılmadığını, ayrıca davalıya ödeme garantisi verdiğini ve davalıdan bu konuda teyit aldığını, yine bakiye bedelin tamamını da ödeme yapmak üzere aracıya gönderdiğini geçerli delillerle ispat etmesi gerekmektedir. Davacı tarafından ibraz edilen ödeme dekontları incelendiğinde, bu dekontlardan sadece 31.12.2018 tarihli ve 30.000 USD tutarlı dekontun Katar'a gönderilecek ayçiçek yağına ilişkin olduğu, diğer ödemelerin davacının ibraz etmiş olduğu ve davaya dayanak gösterdiği sözleşmeyle ilişkilendirilemediği, dolayısıyla diğer ödemelerin başka sözleşmelere ilişkin olduklarının kabul edilmesi gerektiği, yapılan ödemenin sözleşmede öngörülen %30'u olan 46.464 USDIik depozito bedelini karşılayacak nitelikte olmadığı görülmektedir. Davacı tarafından, sözleşmeye uygun olarak sipariş verildiği, verilen siparişten itibaren 10 gün içinde teslimatın yapılmadığı, ayrıca davalıya ödeme garantisi verildiği ve davalıdan bu konuda teyit alındığı, yine bakiye bedelin tamamının da ödeme yapmak üzere aracıya gönderildiği, ayrıca uğranılan zararların da kararlaştırılan cezai şart tazminatı miktarını aştığı yönlerinden herhangi bir geçerli delil sunulmamıştır. Taraflar arasındaki sözleşmede yer alan "ödeme yapılmadığı takdirde alıcı tüm haklarını kaybedecektir iş bu protokol geçersiz sayılacaktır" yönünde hüküm de bulunmaktadır. Bu durumda davacının iddiasının ispata muhtaç olduğu, davacının cezai şart ve tazminat talebinde bulunamayacağı sonucuna varılmakla davanın reddine ilişkin aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. " gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacının usulüne uygun defter tuttuğunun bilirkişi raporu ile sabit olduğunu, ticari defterin lehe delil teşkil edebilmesi için diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi gerekeceğini, tarafın, usule uygun olarak tuttuğu ticari defterini ibraz ettiği halde ileri sürülen hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterin, sahibi lehine delil olarak kullanılamayacağını, buna göre ticari defterde yer alan herhangi bir kaydın, sahibi lehine delil teşkil edebilmesi için diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi gerekeceğini, davalının ticari ilişkisinde basiretli tacirden beklenen özeni göstermediğini, uyuşmazlığın çözümünde sözleşmenin esas alınacağını, borç ilişkisinin taraflar arasındaki imzalı protokol ile ispatlandığı gibi malın teslim edilmediğinin de ispatlanmış kabul edilmesi gerektiğini, temel borç ilişkisinin varlığı ve yapılan ödemelerin ispatlandığını, davacı tarafından kendi üzerine düşen ispat külfetinin yerine getirildiğini, ancak, davalı tarafından malın teslim edilmediğinin iddia ve ispatlanmadığını, mahkemece davalı yanın ileri sürmediği hususlarda Kanuna ve usule aykırı olarak karar ittihaz edildiğini, davalının yapılan ve bu ödemeler nedeniyle sebepsiz zenginleştiğini, ödemelerin banka kayıtları ve ödeme dekontları ile ispatlandığını, davacı yanca yada davalı tarafından farklı sözleşmeler olduğu ileri sürülmediği gibi buna dair hiç bir delil, iddia yada savunma da bulunmadığını, nitekim taraflar arasında farklı ürün ticareti nedeniyle ödemelerin varlığının tespit edildiğini, fakat teslimatların yapılmamış olması yada teslimatları yapılmamış ödemelerin dava konusu ödemeler olarak kaydırılmış olmasının hiç dikkate alınmadığını, sanki yapılan ödemeler konusu anlaşmalar tamamlanmış olarak re'sen kabul edilmesinin de gerçeklere aykırı olduğunu, mahkemenin işbu kararı ile davalının sebepsiz zenginleşmiş olduğunun tespit edilmesine rağmen, sebepsiz zenginleşme göz ardı edilmek suretiyle davacının hak kaybına uğratıldığını, gerekçeye aykırı hüküm tesis edildiğini, buna rağmen ve itirazlarına rağmen raporun mahkemenin gerekçesine aynen yansıtılmış olmasının bozmayı gerektirdiğini, mahkemece, yargılama sürecinde davalı şirketi temsil eden vekil yokken davalı tarafa avukatlık ücretine de hükmedilmesinin hatalı olduğunu, yargılama giderleri ve avukatlık ücreti yönünden de mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, ticari satımdan kaynaklı itirazın iptali, munzam zarar ile cezai şart alacağının tahsili istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalıdan mal alımı karşığında ödeme yaptığını, ancak mal teslimin gerçekleşmediğini, ödediği bedelin iadesi için Büyükçekmece ...İcra Müdürlüğünün ... Esa sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini, itirazın haksız olduğunu ve itirazın iptali gerektiğini, ayrıca davalının sözleşmeye aykırı davranışı sebebiyle davacının munzam zararının ve sözleşmede kararlaştırılan cezai şart alacağının davalıdan tahsili gerektiğini ileri sürerek, iade dilmeyen bedele ilişkin icra takibindeki itirazın iptali ile davacının cezai şart ve munzam zarar alacağının tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı tarafa usulüne uygun tebliğ yapılmış ancak davalı davaya cevap vermemiş ve bu şekilde HMK'nın 128.maddesi gereğince dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaları inkar etmiştir. Dosya kapsamında bulunan Büyükçekmece ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile 67.350,000 USD ( 349.546,50 TL ) asıl alacak yönünden 25.02.2019 tarihinde icra takibi başlatıldığı, takip dayanağı olarak ''siparişlerin teslim edilmemesi nedeniyle ödenen paranın iadesi'' açıklaması ile 06.02.2019 tarihli alacağın gösterildiği, davalı borçlunun yetki itirazı üzerine dosyanın Büyükçekmece ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayısına kaydının yapıdığı, bu dosya üzerinden davalı borçluya yeniden ödeme emri gönderildiği, ödeme emrinin 28.02.2019 tarihinde tebliğ edildiği, davalı tarafından 28.02.2019 tarihinde süresinde verilen itiraz dilekçesi ile borcun tamamına ve ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır. Davacı taraf davalı ile aralarında mal alım satım ilişkisi bulunduğunu, bedelini ödemesine rağmen mal teslimi yapılmadığını ileri sürmüştür. Davacı tarafça sunulan ve tarafların imzasını taşıyan 12.11.2018 tarihli protokolde; tedarikçi firma (davalı) tarafından aylık 8 konteyner ayçiçek yağı (1.8 Lt ebatında ve bir karton 6 adet olacak, 22 Ton 2328 koli olacaktır) tedarik edileceği, 8 konteyner fiyatının 154.880 USD olacağı, anlaşmanın 1 senelik olduğu, markanın... Ve İthalat LTD. STI isimli şirkete tescilleneceği, Katar'daki tescil belgelerinin alıcı (davacı) tarafından ödeneceği, alıcı yani davacının anlaşmanın %30'u olan 46.464 USD depozitoyu satıcıya aktaracağı, teslimat süresinin her siparişten sonra maksimum 10 gün olduğu, 10 gün içerisinde ürün teslim edilmez ise alınan peşinatın iade edileceği, peşinatın geç teslim edilmesi halinde günlük 100 USD cezai işlem uygulanacağı kararlaştırılmış olup protokolün Katar'da teslim edilecek olan ve toplam 154.880 USD'lik ayçiçek yağına ilişkin olduğu görülmektedir. Davacı taraf ayrıca ödeme dekontları sunmuş olup ödeme dekontlarının toplamı 122.350,00 USD'dir. Bu dekontlardan 31.12.2018 tarihli ve 30.000 USD tutarlı dekontta ''8 konteyner ayçiçek yağı kaportası Qatar'' açıklaması ile davacı hesabından davalı hesabına 30.000 USD gönderildiği görülmektedir. Her ne kadar mahkemece itirazın iptali talebi reddedilmiş ise de; davacı taraf davalı ile sözleşme ilişkisi bulunduğunu protokol ve ödeme dekontları ile ortaya koymuştur. İtirazın iptali davasında da bu protokol hükümlerine göre bir kısım ödeme yapmasına rağmen karşılığında malın teslim edilmediğini ileri sürmektedir. Protokolde davacının sözleşme bedelinin %30'u olan 46.464 USD depozitoyu davalıya aktaracağı, teslimat süresinin siparişten itibaren maksimum 10 gün olduğu, 10 gün içinde teslimat yapılacağı, 10 gün içinde mal teslim edilmezse alınan peşinatın iade edileceği kararlaştırılmıştır. Protokolün bu hükmüne göre taraflar arasında peşin satışın söz konusu olmadığı, bilakis sözleşme ile teslimden önce depozito olarak ödenecek bedel ile teslim süresi belirlendiği görülmüştür. Bu durumda davada malı teslim ettiğini ispat yükü davalı taraf üzerindedir. Mahkemece de bu husus göz önüne alınarak işin esasına girilerek davacı talepleri hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle, eksik inceleme ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yukarıdaki açıklamalar ışığında yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,4-Yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine dair; HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.10.07.2025