Anahtar kelimeler: Fatsa Süreç Samsun Görüşü Edenlerin Beraatine Neticesinde Edilebilir Tehdit Mahkûmiyetkararı

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : █████████ E., █████████ K.SUÇ : TehditHÜKÜM : İlk derece mahkemesinin beraat kararı kaldırılarak mahkûmiyetkararıTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: BozmaYapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:I. HUKUKİ SÜREÇA. İlk DereceFatsa 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.02.2021 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile sanık hakkında tehdit suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verilmiştir.B. İstinaf Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 07.09.2022 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme o yer Cumhuriyet savcısı ve katılan vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile, duruşmalı yapılan inceleme neticesinde, 5271 sayılı Kanun'un 280/2. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak, tehdit suçundan sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 106/1-1.cümle, 62/1-1.cümle, 50/1-a maddesi uyarınca 3.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.II. TEMYİZA. Temyiz SebepleriSanık Müdafinin Temyiz İstemi Yalnızca katılanın eşi ve çocuğunun beyanlarına itibar edilerek sanığın cezalandırılmasına karar verilmesinin hukuka aykırı olduğuna, bu tanık beyanlarının çelişkili olduğuna, katılanın sanığa alaycı mesaj göndermesinin sanık ile katılan arasında endişe verici bir konuşmanın geçmediğini kanıtlar mahiyette olduğuna, tarafsız tanık ...'nın beyanlarının dikkate alınmadığına, hükmün bozılması gerektiğine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe1. Sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde; bozma nedeni dışında hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.2. Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında istikrarla vurgulandığı üzere; "Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir." Ceza yargılaması sonucunda mahkûmiyet kararının verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak şekilde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 38/4. maddesi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 6/2. maddesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 11. maddesi) de nazara alınarak, sanığın üzerine atılı tehdit suçlamasını her aşamada ısrarla kabul etmediği, sanık ile katılan arasında megafonla gerçekleşen telefon konuşmasında katılanın eşi tanık ...'ün gerek emniyet gerekse de mahkemedeki beyanında sanığın küfür ettiğini duyduğunu beyan ettiği sanığın katılana yönelik tehditte bulunduğuna dair beyanın bulunmadığı; katılanın oğlu ...'ün ise emniyetteki beyanında sanığın katılana küfür ettiğini beyan ettiği etmekle birlikte mahkemede üzerinden bir seneye yakın zaman geçtiği için konuşmaları hatırlamadığını ancak ancak kötü sözler sonrası annesini alarak uzaklaştığını beyan ettiği; sanığın katılana yönelik tehditte bulunduğuna dair beyanın bulunmadığı, telefon konuşması sırasında sanığın yanında bulunan tanık ...'nın gerek soruşturma gerekse de kovuşturma aşamasındaki beyanında sanığın katılana yönelik küfür ve hakaret işitmediğini belirterek sanığın savunmasını doğrular mahiyette beyanda bulunduğu anlaşılmakla; katılanın beyanı dışında sanığın tehdit suçundan mahkûmiyetine yetecek ölçüde her türlü şüpheden uzak, kesin mahiyette delil bulunmadığı, ceza hukukunun evrensel olarak kabul edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesi gereğince sanık hakkında üzerine atılı suçtan beraatine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. Kabule göre de; 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Yasa'nın 81. maddesi ile değişik 106/3. maddesi uyarınca adli para cezalarının ödenmesi halinde kamuya yararlı bir işte çalışma tedbirine de karar verilebileceği gözetilerek, sanık hakkında kurulan hükümde infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde adli para cezasının ödenmemesi halinde hapse çevrileceği ihtarının yapılması hukuka aykırı bulunmuştur.III. KARARGerekçe bölümünde açıklanan nedenle, sanık müdafinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname gerekçesine aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-b. maddesi uyarınca takdiren Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,20.05.2025 tarihinde karar verildi.