Anahtar kelimeler: Makas Büründüğünü Tanınırlığına Adeta Çaba Markadan Neredeyse Kurumsal Markaya Giyim

T.C. BAKIRKÖY 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : ████████ KARAR NO : ███████DAVA : Marka Hükümsüzlüğü, Markaya Tecavüzün Tespiti ile ÖnlenmesiDAVA TARİHİ : █████/2023KARAR TARİHİ : █████/2025KARARIN YAZILDIĞI TARİH : █████/2025Mahkememizde görülmekte bulunan Markadan Doğan Haklara Tecavüzün Tespiti ile Önlenmesi, Marka Hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA : Davacı vekili dava dilekçesi ile, müvekkil firma ..... Makas Giyim Sanayi ve Ticaret A.Ş., “.....” markalarını ve içinde “.....” ibaresi bulunan diğer markalarını (seri markalarını), neredeyse 10 yıldır faaliyet alanına ve tescil kapsamına giren emtialarda kullandığını, müvekkil firmanın ‘’....’’ ibareli markalarının tanınırlığına dair verdiği bu çaba sonucu bu markalar adeta firmanın kurumsal imzası niteliğine büründüğünü, fakat davalının haksız kullanımıyla ‘’.......’’ ibareli markalar göz önüne alındığında davalı tarafından kullanılan ‘‘......’’ ibaresi, müvekkil firmaya ait bir markaymış izlenimi yarattığını, müvekkil şirket markalarının çekici gücünden istifade etme amacı güttüğünü, davalı firmanın da tekstil alanında faaliyet gösterdiğini ve ürünlerini de bu alanda ‘‘.....’’ markası ile sunduğunu, müvekkil şirket ‘‘.......’’ ibaresini ayırt edici unsur olarak 2013’lü yılların başından beri kullandığını, davalı ise 03.03.2016 başvuru tarihli ve .... başvuru numarası ile mevzuata aykırı tescil ettirdiği “......’’ markasını haksız ve hukuka aykırı bir şekilde kullandığını, 03.03.2016 Başvuru Tarihli ..... nolu ‘’.....’’ markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesine, mümkün değil ise anılan markalardan ‘’.......’’ ifadesinin çıkarılmasına, davalının müvekkile ait markayı haksız kullandığının tespitine, tecavüzün önlenmesine, sonuçların ortadan kaldırılmasına, hükmün masrafları davalıya ait olmak üzere gazete vasıtasıyla ilanına, mahkeme masrafları ile avukatlık ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP : Davalılar vekili cevap dilekçesi ile, davalılara ait "......" markası, Türk Patent Enstitüsü nezdinde, ..... tescil numarasıyla 03.03.2016 tarihinde tescil edildiğini, 25 / 35 / 40 / nice sınıflarında, 19.01.2015 tarihinden itibaren korunmakta olan bir marka olduğunu, Türk Patent Enstitüsü, davalıların başvurusu sonrasında marka başvurusu yönünden benzerlik araştırması yaptığını ve herhangi bir markayla benzerlik bulunmadığının tespit edildiğini, TPE, marka başvurusu itiraz prosedürünün işletilmesi adına 01.09.2015 tarihinde yayın kararı verdiğini, davacı ise yasal süreler içerisinde markaya karşı herhangi bir beyan ve itirazda bulunmadığını, nihayetinde marka yasaya ve usule uygun olarak tescil edildiğini, hükümsüzlüğü talep edilen marka, tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından, marka sahibi tarafından Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmaya devam etmekte olup tüketiciler nezdinde ayırt ediciliğe sahip olduğunu, dava konusu müvekkillere ait marka, 03.03.2016 tarihinde tescil edilmiş olup markaya ilişkin hükümsüzlük iddiası için ön görülen 5 yıllık hak düşürücü süre, 03.03.2021 tarihinde dolduğunu, her iki markada kullanılan ve benzer olduğu iddia edilen “......” kelime unsuru herkesin kullanımına açık olan ve farklı firmalar tarafından da tercih edilen bir kelime olduğunu, bu nedenlerle haksız ve dayanaksız davanın, öncelikle hak düşürücü sürede açılmaması nedeniyle usulden reddine, markalar arasında benzerlik olmamasının sabit olmaması nedeniyle esastan reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;Türk Patent ve Marka Kurumu'ndan davacı ve davalıya ait markaların sicil kayıtları celp olunmuştur.Dosya, davalı yana ait ...... tescil numaralı markanın hükümsüzlük koşullarının oluşup oluşmadığı, davalıların fiili markasal kullanımlarının davacıya ait markalardan doğan haklarına tecavüz oluşturup oluşturmadığı, davacının sessiz kalma yolu ile hak kaybının bulunup bulunmadığı, davacının davaya dayanak markaların zayıf marka niteliğine haiz olup olmadığı hususlarında rapor tanzim edilmesi amacıyla bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişi heyeti █████/2024 tarihli raporu ile, "karıştırılma ihtimali ve buna bağlı olarak gerçekleşecek hükümsüzlüğün varlığı için kural olarak hem işaret benzerliği hem de sınıfsal benzerlik gerektiğinden, belirtilen nedenlerle davalı markası açısından SMK m.6/1 anlamında hükümsüzlük şartlarının mevcut olmadığı, davalı markasının tescilinde kötüniyetin bulunup bulunmadığı hususunun ve buna bağlı olarak SMK m.6/9 kapsamında verilecek hükümsüzlük kararının takdirinin Mahkemenize ait olduğu, marka hakkına tecavüz için gerekli iltibasın söz konusu olmadığı, dolayısıyla davalı eyleminin SMK uyarınca marka hakkına tecavüz oluşturmayacağı, davalının hükümsüzlüğü talep edilen ...... tescil no.lu markası █████/2016 tarihinde tescil edildiğini, hükümsüzlük davasının █████/2023 tarihinde açıldığını, bu halde dava, davalı markasının tescil tarihinden 7 yılı aşkın bir süre geçtikten sonra açıldığını, dolayısıyla gerek SMK gerekse de TMK m.2 kapsamında “sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğranıp uğranmadığı” noktasında nihai hukuki değerlendirme ve takdirin Mahkemeye ait olduğu" hususlarını tespit ve rapor etmişlerdir.Davacı vekili █████/2024 tarihli dilekçesi ile, davaya konu uyuşmazlıkta sessiz kalma yolu ile hak kaybının bulunup bulunmadığı hususunun tespiti hukuki bilgiyle çözümlenmesi gerektiğinden bu konuda bilirkişilerden görüş alınması kabul edilemeyeceğini, davalı markalarını müvekkilden sonra tescil etmesinin yanında müvekkil markasıyla bire bir aynı şekilde ‘’.......’’ ifadesini vurgulayarak kullandığını, her iki firmanın da tekstil sektöründe faaliyet gösterdiği düşünüldüğünde; davalının ‘‘.......’ ibaresine “....” ibaresini ekleyerek ‘‘ ......’’ markasını oluşturması iyiniyetle açıklanamayacağını, davalı markası ile müvekkil markalarının 25 ve 35 no’lu marka tescil sınıfında yer alması nedeniyle Sınai Mülkiyet Kanunu’nun Marka tescilinde ret nedenleri ile ilgili hükümleri doğrultusunda davalının ‘‘.....’’ markasının sicilden terkin edilmesi gerektiğini, bu nedenle bilirkişi raporuna yapılan itirazların kabulü ile dosyanın 3 kişiden oluşan yeni bir bilirkişiye gönderilerek yeni bir rapor alınmasına karar verilmesini talep etmiştir.Dava, davalı yana ait ...... tescil numaralı markanın hükümsüzlüğü ve davalıların davacıya ait markalardan doğan haklarına tecavüzünün tespiti ile önlenmesi talebine yöneliktir.SMK'nun 25.md'si hükümsüzlük hallerini düzenlemektedir. Buna göre 5.md'deki mutlak red; ve 6.md'deki nisbi red sebepleri hükümsüzlük sebebidir. SMK'nun 6/1 md'sine göre, tescil başvurusu yapılan bir markanın tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. SMK'nun 6/1 md'sinde nisbi red nedeni olarak düzenlenen karıştırma ihtimali, aynı kanunun 7/2 md'sinde marka hakkına tecavüz hali olarak yer almaktadır. SMK'nun 6/1 md'sine göre, önceki marka ile tescil başvurusu yapılan marka aynı ya da benzer ise sınıflar da aynı ya da benzer ise bu başvuru itiraz üzerine red edilir. SMK'nun 25/1 md'si gereğince hem 5.md'de yazılı mutlak red nedenleri , hem de 6.md'de yazılı nisbi red nedenleri birer hükümsüzlük nedenidir. Marka koruma kapsamına ilişkin SMK'nun 7/2-b md'sine göre ise, marka sahibi "tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerde aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılmasını engelleyebilir ve bu durum aynı zamanda marka hakkına tecavüz olarak nitelendirilmektedir. Karıştırılma ihtimali ortalama tüketicilerin her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Eğer mal veya hizmetin aynı işletmeden ileri geldiği yönünde bir algılama ortaya çıkıyor, yani bir işletmeye ait mal veya hizmet başka bir işletmeye ait mal veya hizmet ile karıştırılıyor ve bu nedenle satın alınıyor ise doğrudan karıştırma ihtimali; eğer mal veya hizmetin markası birbirinden ayırd ediliyor ancak bunların aynı işletmenin markaları olduğu ya da bu mal veya hizmetin aralarında ekonomik bağlantı bulunan işletmelerden geldiği biçiminde bir algılama oluşuyor ise bu halde de dolaylı karıştırma ihtimalinden söz edilecektir. Somut olayın yukarıda anılı ilkeler çerçevesinde yapılan değerlendirmesinde;Davalı markasının tescil tarihinin █████/2016 olduğu, davacının ..... tescil numaralı markaları dışındakiler daha sonra tescil edildikleri, bu haliyle davalı markasının benzerliği iddiasının, davacının ..... tescil numaralı markaları ile yapılması gerektiği kanaatine ulaşılmıştır.Davacıya ait ..... tescil numaralı "....." markası, kelime unsurunu siyah renkli ve daha ön plana çıkar şekilde ve tüm harfleri büyük olacak şekilde "....." kelimesi ve yine tüm harfleri küçük olacak şekilde siyah renkli ama daha geri planda kalacak şekilde "....." kelimesi oluşturmaktadır. Davacının markasında esas ve ayırtedici unsur "...." ibaresidir. "....." ibaresi yardımcı unsurdur.Davacıya ait ..... tescil numaralı "......" markası, kelime - şekil markası olup, kelime unsurunu siyah renkli ve tüm harfleri büyük olacak şekilde "....." ibaresi ve şekil unsurunu ise yuvarlak içine alınmış büyük A harfi oluşturmaktadır. Davacı markasında esas ve ayırtedici unsurun bir bütün olarak kelime şekil unsuru olduğu anlaşılmıştır.Davalıya ait marka "kelime+şekil markası" olup, kelime unsurunu beyaz renkli ve tüm harfleri büyük olacak şekilde yazılmış "....." kelimesi oluşturmaktadır. Şekil unsurunu ise altıgen formda ve siyah renkli askıyı andırır görsel oluşturmaktadır. Davalı markasında esas ve ayırtedici unsurun bir bütün olarak kelime + şekil unsuru olan "...." ibaresi olduğu kanaatine varılmıştır.Yapılan incelemelere göre taraf markalarında ortak unsur "Denim" ibaresidir. Sektör(tekstil) bilirkişisinin de bulunduğu bilirkişi heyetince düzenlenen raporda yer alan tespitlere göre "denim" kelimesi Türkçe'de kumaş cinsi anlamında kullanılmakta, anlamı tüketici tarafından bilinmekte, sözcük anlamı ile cins, çeşit ve vasıf ifade etmektedir. Yapılan bu tespitler ışığında, "....." kelimesi tekstil sektöründe tanımlayıcıdır ve sektörde herkesin kullanımına açık olması gerekir. Ne var ki sektörel olarak tanımlayıcılık içerse de bu tip kelimeler çeşitli ekler ile marka olarak tescil edilebilir. Bu durumda oluşan marka "zayıf" bir markadır ve koruma kapsamının dar yorumlanması gerekir. Elbette ki bir markanın zayıf olması hiçbir korumadan yararlanamayacağı anlamına gelmez. Burada dikkat edilmesi gereken husus herkesin kullanımına açık ibareleri havi markalara verilecek koruma kapsamının, sektörde bulunan diğer aktörler aleyhine, marka sahibi lehine serbest rekabet ortamı ile bağdaşmayacak haksız ve geniş bir tekel hakkı yaratmayacak şekilde yorumlanması zorunluluğudur. Bu zorunluluğun doğal sonucu olarak zayıf markalar arasında az bir dikkatle anlaşılabilecek küçük farklılıkların markalar arasında ayırdediciliği oluşturabilmesidir. Kendisine marka olarak zayıf bir markayı seçen taraf da esas itibarı ile küçük farklılıklar ile benzer markalarının kullanımına katlanmak zorundadır. Davaya konu olayda sektörel tanımlayıcılık içeren "....." ibaresini markalarına ortak ve asli unsur seçen davalının aynı ibareyi içeren ancak yardımcı unsurları ile farklılaşan fiili markasal kullanımlarına katlanmak zorunda olduğu, davalı markasının, davacı markalarının koruma kapsamında olmadığı, bu itibarla da hükümsüzlük ve marka tecavüzü koşullarının oluşmadığı kanaatine ulaşlımıştır.Sessiz kalma yolu ile hak kaybı iddiası bakımından yapılan değerlendirmede ise, SMK'nun 25/6 maddesine göre ise marka sahibi, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği halde bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalması halinde markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremez. Sessiz kalma yolu ile hak kaybından bahsedebilmek için davaya konu markayı bilme ya da bilebilecek durumda olma, beş yıl boyunca sessiz kalma ve davalının tescilinin kötüniyetli olmaması koşulları birlikte aranmalıdır. Somut olayda davaya konu ..... tescil numaralı markasının █████/2016 tarihinde tescil edildiği, dava tarihi itibarı ile yaklaşık 7 yıl geçtikten sonra hükümsüzlüğü talep edildiği, tarafların aynı sektörde ticari faaliyet gösterdiği, bu itibarla davacı bakımından, basiretli tacir yükümlülüğü çerçevesinde, davalı markasını bilme yahut bilmeyi gerekme koşullarının oluştuğu kanaatine ulaşılmıştır. "...Dairemizin yerleşik kararlarına göre tanınmış bir markanın aynı ya da benzerini bir başkası adına tescili halinde kötüniyetin varlığı asıl ise de; MK'nun 2. maddesi uyarınca herkes hak ve borçlarını yerine getirirken iyi niyet kurallarına uymakla yükümlüdür. Bir hakkın sırf başkasına zarar vermek amacıyla kullanımı kanun tarafından korunamaz. 556 sayılı KHK'nun 42/1-(a) bendindeki "kötüniyet halinde hükümsüzlük davasını 5 yıllık süreye bağlı kalınmaksızın her zaman açılabileceğine" ilişkin düzenlemenin marka sahibine tanıdığı dava açma hakkının da MK'nun 2. maddesine göre uygun bir süre içerisinde kullanılması gereklidir. Somut uyuşmazlıkta davalının on yılı aşkın bir süredir davacı markasının benzeri olan ve TPE tarafından tescil ve ilan edilen dava konusu markayı kullandığını TTK'nun 20. maddesi uyarınca basiretli bir tacir gibi davranması gereken davacının objektif olarak bilmesi ya da bilebilmesi gerektiğinden marka hakkının ihlaline çok uzun süre itirazsız olarak katlandıktan sonra iş bu hükümsüzlük davasını açması aradan geçen süre içerisinde davalının markasına emek ve sermaye koyarak yarattığı mal varlığı değerlerinin yok olmasın sonucuna yol açacağından bu durumun ortadan kaldırılmasına yönelik dava hakkının kullanılması MK'nun 2. maddesine göre himaye edilemez" (Yargıtay 11. H.D, █████/2019 T, ████████ E , ██████████ K)Somut olayda da yukarıda anılı ve benzeri daha fazla bulanan içtihatlarda üzerinde durulduğu üzere davalı markasının ilk marka tescilinden itibaren 7 yıllık bir sürenin ardından hükümsüzlük dava hakkının, davalının söz konusu markalara uzun süre emek, mesai ve sermaye harcayarak artık dava açılmayacağı inancının gelişmesine sebep olunduktan sonra kullanılması TMK 2. madde anlamında iyiniyetli bir davranış olarak görülemeyeceğinden davalının sessiz kalma yolu ile hak kaybına sebep olacak mahiyettedir.Benzerlik ve karıştırma ihtimalinin oluşmadığı yönündeki mahkememiz tespitlerinden ayrı olarak davacının hükümsüzlük davası bakımından sessiz kalma yolu ile hak kaybının olduğu da tespit edilmiştir.Tüm bu nedenlerle davacının davasının reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-Davacının davasının REDDİNE,2-Alınması gereken 615,40 TL ilam harcından, peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 345,55 TL harcın, davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, 3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,4-Davalılar kendisini vekille temsil ettirmekle, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre reddedilen ...... tescil numaralı markanın hükümsüzlüğü davası yönünden 40.000,00 TL vekalet ücretinin, davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 5-Davalılar kendisini vekille temsil ettirmekle, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre reddedilen markadan doğan haklara tecavüzün tespiti davası yönünden 40.000,00 TL vekalet ücretinin, davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 6-Karar kesinleştiğinde kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine, Kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememize verilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliyesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.█████/2025 Katip .... Hakim .....