Anahtar kelimeler: Galeri Otelcilik Kurup Markadan Dekorasyon Mobilya Satımı Ünvan Başta Yürüten

T.C. BAKIRKÖY 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

ESAS NO : ████████
KARAR NO : ███████
DAVA : Markadan Doğan Haklara Tecavüzün ve Haksız Rekabetin Tespiti,
Durdurulması ve Önlenmesi ile Ünvan Terkini
DAVA TARİHİ : █████/2022
KARAR TARİHİ : █████/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : █████/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan Markadan Doğan Haklara Tecavüzün ve Haksız Rekabetin Tespiti, Durdurulması ve Önlenmesi ile Ünvan Terkini davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesi ile, müvekkili şirketin 2014 yılında İstanbul’da kurulan, otomobil kiralama işlemleri ile kiralama hizmetleri verebilmek için gerekli tesisleri kurup üçüncü şahıs ve kurumlara kiralama işlemlerinin yanı sıra, inşaat faaliyetleri, yedek parça üretimi ve otomobil alım satımı işlemlerini yürüten bir firma olduğunu, müvekkilinin başta oto kiralama, otelcilik, eğitim kurumları, galeri ve inşaat ile dekorasyon ve mobilya alanlarında faaliyetleri sayesinde tanınmış olduğunu, ..... GROUP olarak da bilindiğini ve özellikle oto kiralama sektöründe 16. yılını geride bıraktığını, müvekkilinin "....." markasının Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde ... numara ile tescil edildiğini, davalı ...nin Türkiye Sicil Gazetesi ilanından da anlaşıldığı üzere █████/2022 tarihinde kurulduğunu, bu tarihten itibaren başta inşaat olmak üzere mobilya dekorasyonu ve tasarımı, çeşitli gıda maddelerinin toptan ihracatını yapmak ve yurtiçi ve yurt dışında çeşitli ortaklıklara kurulması doğrultusunda faaliyet alanları belirlediğini, ..... markasının tek ve gerçek hak sahibi olan müvekkilinin ise 2014 yılında kurulduğunu, ilgili tarihten bu yana ..... ibaresini ticaret ünvanında esaslı unsur olarak kullandığını, davalının ilgili markayı tahrif edip müvekkili markasına yakınlaştırarak kullanmasının yanı sıra, müvekkili tescilleri kapsamında yer alan başta 6, 19 ve 37. Sınıflardaki inşaat ve yapı hizmetleri üzerinde kullandığını, açıklanan nedenlerle, davalının davaya konu ticaret unvanına ilişkin kötü niyet mahsulü tescilinin müvekkiline ait "....." markası ve "....." esas unsurlu ticaret unvanı üzerindeki sair fikri mülkiyet unsurlarından kaynaklanan haklarına marka tecavüzü ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, tespit edilen söz konusu hukuka aykırılıkların durdurulmasına, önlenmesine ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, bu cümleden olmak üzere, davalının ticaret ünvanından ..... ibaresinin çıkarılmasına ve sicilden terkinine, yargılama giderleri ve vekalet ücretlerinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesi ile, SMK m. 29/2 uyarınca, tecavüz davasına dayanak markanın - dava tarihi itibarı ile Türkiye’de en az beş senedir tescilli olması şartı ile ve davalı talebi üzerine - dava tarihinden önceki beş sene içerisindeki ciddi kullanımının davacı tarafından ispatı gerektiğini, ciddi kullanımın ya da kullanmamaya dair geçerli sebeplerin sunulamaması halinde davanın reddi gerektiğini, davacı şirketin tüm nice sınıflarında yer alan ürün ve hizmetleri kapsayacak şekilde TPMK'ya tescil edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacı şirketin müvekkili şirketin iş kolunda herhangi bir ticari işlem yürüttüğüne dair deliller sunamadığını, anılan hüküm uyarınca kullanmama def’i ileri sürdüklerini, müvekkili şirketin ticaret ünvanı ..... Yapı olarak gözüküyor olsa da isim olarak ".... Ticaret" olarak faal bir şekilde çalıştığını ve " ..." logosunu kullandığını, müvekkilinin Ticaret Sicil Gazetesinde kaydında da görüldüğü üzere inşaat, mobilya ve dekorasyon malzemelerinin alım ve satım işlemleri başta olmak üzere bu alanlarda ticaret hayatını devam ettirdiğini, müvekkili şirketin Türkiye'de üretici firmalardan inşaat, mobilya ve dekorasyon malzemelerini Kayseri ilinde toplayıp daha sonrasında aracı firmalarla Suriye'nin kuzey bölgelerine sevkiyat yaparak ticaret hayatına devam ettiğini, 6769 sayılı SMK kapsamında bir korumadan söz edebilmek için "markasal" kullanım gerektiğini, 6769 sayılı SMK m. 5. ve 6. hükümleri incelendiğinde "kullanma" kavramının "markasal" bir kullanıma işaret ettiğinin anlaşıldığını, zira KHK. m. 9/1’de markanın aynı veya benzer mal veya hizmetlerle ilgili kullanımdan söz ettiğini, ticaret ünvanının ünvansal olarak kullanılmasının, markasal bir işlev görmediği sürece SMK kapsamında bir korumadan bahsedilemeyeceğini, ancak ticaret ünvanının ünvansal olarak kullanımının, markasal etkileri de bulunmakta ise SMK hükümleri uygulama alanı kazanabileceğini, öncelikle belirtmek gerekir ki müvekkili şirketin "....." ünvanını sadece ve sadece ticaret ünvanında sehven kullandığını, davacı tarafın marka haklarına tecavüz etmek ve haksız rekabete sebebiyet vermek gibi bir niyeti bulunmadığını, nitekim bu konuda müvekkili şirketin ticaret hayatında "..." olarak çalışma yaptığını ve inşaat, mobilya ve dekorasyon malzemelerinin alım ve satım işlemleri üzerinde ticaret yaptığını, ayrıca davacı şirketin inşaat, mobilya ve dekorasyon malzemelerinin alım ve satımı üzerine faaliyeti bulunmadığını, somut olaylar üzerinden bakılsa dahi müvekkili şirket ile davacı şirketin faaliyet alanlarının farklı olması ve müvekkili şirketin ticari hayatta kullanmış olduğu ünvanında benzerlik bulunmadığından ötürü marka tecavüzünün gerçekleşmediğini, davacı şirketin müvekkili şirketin iş kolunda herhangi bir ticari işlemleri bulunmadığını, davacı şirketin tüm tescil sınıfları nezdinde tescil yaptırmasının kötü niyet göstergesi olduğunu, ayrıca haksız rekabette hizmet alanı kadar hizmetin verildiği yerin de önemli olduğunu, somut olayda davacı şirketin hizmet verdiği yer İstanbul iken, müvekkilinin hizmet verdiği yerin Suriye'nin kuzey bölgeleri olduğunu, konum açısından gözle görülebilir farklar var iken somut olayda haksız rekabetten söz edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, aynı şekilde davacı şirket ile müvekkilinin aynı firma olabileceğini yada olduğunu ayrıştırabilecek hiçbir amblem, broşür, logo, tabela, reklam, kartvizit bulunmadığını, davacı şirket ile müvekkili firmaya ait logolar arasında hiçbir benzerlik olmadığını, müvekkili şirketin ... ünvanını ticari hayatta kullanırken davacı firmanın ..... ünvanını kullandığını, iki şirketin isimlerinin okunuşu ve görünüşü birbirine hiçbir şekilde benzerlik göstermediğini, iş bu sebeple haksız ve hukuka aykırı olarak müvekkili şirketi oldukça mağdur eden davacı tarafın taleplerini kabul etmediklerini, açıklana nedenlerle, haksız ve hukuki mesnetten yoksun şekilde açılan davanın usulden reddine, mahkeme aksi kanaatteyse davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Türk Patent ve Marka Kurumu'ndan davacı adına kayıtlı marka tescil belgesi celp olunmuştur.
Dosya, davalının davacı adına tescilli ... tescil numaralı markadan doğan haklarına tecavüzün ve haksız rekabetin bulunup bulunmadığı, sonuçlarının ne şekilde ortadan kaldırılacağı ayrıca defi olarak davacı markasının dava tarihinden geriye doğru 5 yıllık dönemde markanın geçerliliğini etkileyecek nitelikte kullanımın olup olmadığına ilişkin rapor tanzim etmek üzere bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişiler █████/2024 tarihli raporlarında; "davalı kullanımına ilişkin sunulan görselin, SMK’nın 7 ve 29. maddeleri gereğince davacının marka hakkına iltibas oluşturmayacağı tespit sonuç ve kanaatine ulaşılmış olup, İşbu tespitler doğrultusunda, markaya tecavüze ilişkin şartların gerçekleşip gerçekleşmediği açısından nihai hukuki değerlendirme ve takdirin Mahkemeye ait olduğu, davalının, davacının markası ile karıştırılmaya yol açacak bir kullanım sergilemediği tespit edilmekle birlikte, Yüksek Yargıtay ... Hukuk Dairesi’nin ... Esas ve ... Karar ve 14.03.2022 tarihli kararı göz önüne alınarak, Davalı kullanımının TTK m. 55/1-a-4 kapsamında haksız rekabet oluşturup oluşturmayacağına dair nihai hukuki değerlendirme ve takdirin Mahkemeye ait olduğu" hususlarını tespit ve rapor etmişlerdir.
Davacı vekili █████/2024 tarihli dilekçesi ile, davalı kullanımlarının ve ticaret ünvanının müvekkili markaları ile iltibas yarattığı açık olup bilirkişi raporu ile yapılan işbu değerlendirmeleri kabul etmediklerini, davalı ticaret ünvanının müvekkili markasına tecavüz teşkil ettiğini, markasal kullanım dahi aranmaksızın sicilden terkin edilmesi gerektiğini, bilirkişi raporunun aksine davalının kötü niyetli tescili ve kullanımlarının müvekkili markalarına zarar verdiğini, davalının bu kullanımlar üzerinden haksız kazanç elde ettiğini, açıklanan nedenlerle, haklı davanın kabulüne, █████/2024 tarihli bilirkişi raporunun hükme esas alınamayacak nitelikte olması nedeniyle yeni bir rapor alınmasına, yeni bir rapor alınması yönündeki talebin kabul edilmemesi halinde ek rapor alınmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davacının ticari ünvan terkini talebi yönünden, davacı dayanak markasının tescilli olduğu sınıflar, davalı şirketin tescilli olduğu faaliyet alanları ve tescil tarihi de değerlendirilerek terkin koşullarının oluşup oluşmadığı yönünde ek rapor tanzimi için dosya bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişiler █████/2024 tarihli ek raporlarında; "Ticaret Ünvanına Dayalı Ünvan Terkini Talebine İlişkin Olarak, Taraf şirketlerin ticaret unvanlarının, ayırt edici kısımlarının "....." kelimesinden oluştuğu, Davacı ünvanının tescil tarihinin (█████/2014); Davalı ünvanının tescil tarihinden (█████/2022) daha önce olduğu ve ünvan tescilinde öncelik hakkının Davacıda olduğu, Tarafların iş konusu ve faaliyet alanlarının ise farklı olduğu, Ünvanlar arasında karıştırılma (iltibas) ihtimalinden bahsedebilmek için, esas itibariyle ticari işletmelerin faaliyet konularının aynı veya benzer olması gerektiği, Davacının ticaret unvanının dava tarihi itibariyle tanınmış olduğu da ispat edilemediğinden ve tarafların ticari işletmelerinin faaliyet konuları tamamen birbirinden farklı olduğundan her iki sektörün tüketicileri nezdinde bu iki ticaret unvanının karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, Belirtilen bu sebeplerle; Ticaret Ünvanına dayalı Ünvan terkini talebine ilişkin olarak, davalıya ait ticaret ünvanının TTK.m.50; m.52/1; m.54 uyarınca terkin şartlarının mevcut olup olmadığına ilişkin nihai hukuki değerlendirme ve takdirin Mahkemeye ait olduğu, Marka Hakkına Dayalı Ünvan Terkini Talebine İlişkin Olarak, Davalının, ünvanında yer alan “.....” ibaresini, davacı markasına iltibas teşkil edecek şekilde “ticaret ünvanından ayrı olarak” marka şeklinde kullandığına dair herhangi bir bilgi/belgenin dosya kapsamında yer almadığı, keza Davalı tarafından fiili kullanıma ilişkin sunulan görselin ise davacının markası ile karıştırılmaya yol açacak bir kullanım yaratmadığı, dolayısıyla belirtilen bu sebeplerle mevcut dosya kapsamına göre; Marka hakkına dayalı Ünvan terkini talebine ilişkin olarak, davalıya ait ticaret ünvanının SMK m.7/2 ve m.7/3-e uyarınca terkin şartlarının mevcut olup olmadığına ilişkin nihai hukuki değerlendirme ve takdirin Mahkemeye ait olduğu" hususlarını tespit ve rapor etmişlerdir.
Davacı vekili █████/2024 tarihli dilekçesi ile, bilirkişi raporunda, taraf ticaret sicilleri incelerek tarafların faaliyetlerinin benzerlik teşkil etmediği kanaatine ulaşıldığını, işbu hususun hatalı olduğunu, davalı ticaret ünvanının müvekkili markasına tecavüz teşkil ettiğini, markasal kullanım dahi aranmaksızın sicilden terkin edilmesi gerektiğini, davalının kötü niyetli kullanımlarının hiçbir şekilde incelenmediğini, işbu husus bakımından bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, açıklanan nedenlerle, hatalı ve eksik olan bilirkişi raporuna karşı itirazlarının kabulü ile itirazları doğrultusunda yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınmasına, mahkeme aksi kanaatte ise, aynı bilirkişi heyetinden itirazları doğrultusunda belirtilmiş olan hatalı ve eksik hususların giderilmesi üzere ek rapor alınmasına, huzurdaki haklı davanın kabulüne, dava masrafları ve vekâlet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına, karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, davalının, davacıya ait markadan doğan haklarına tecavüzünün ve haksız rekabetinin tespiti, durdurulması ve önlenmesi ile ünvan terkini talebine yöneliktir.
SMK'nun 6/1 md'sinde nisbi red nedeni olarak düzenlenen karıştırma ihtimali, aynı kanunun 7/2 md'sinde marka hakkına tecavüz hali olarak yer almaktadır. SMK'nun 6/1 md'sine göre, önceki marka ile tescil başvurusu yapılan marka aynı ya da benzer ise sınıflar da aynı ya da benzer ise bu başvuru itiraz üzerine red edilir. SMK'nun 25/1 md'si gereğince hem 5.md'de yazılı mutlak red nedenleri , hem de 6.md'de yazılı nisbi red nedenleri birer hükümsüzlük nedenidir. Marka koruma kapsamına ilişkin SMK'nun 7/2-b md'sine göre ise, marka sahibi "tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerde aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılmasını engelleyebilir ve bu durum aynı zamanda marka hakkına tecavüz olarak nitelendirilmektedir.
Karıştırılma ihtimali ortalama tüketicilerin her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Eğer mal veya hizmetin aynı işletmeden ileri geldiği yönünde bir algılama ortaya çıkıyor, yani bir işletmeye ait mal veya hizmet başka bir işletmeye ait mal veya hizmet ile karıştırılıyor ve bu nedenle satın alınıyor ise doğrudan karıştırma ihtimali; eğer mal veya hizmetin markası birbirinden ayırd ediliyor ancak bunların aynı işletmenin markaları olduğu ya da bu mal veya hizmetin aralarında ekonomik bağlantı bulunan işletmelerden geldiği biçiminde bir algılama oluşuyor ise bu halde de dolaylı karıştırma ihtimalinden söz edilecektir.
Yukarıda anılı kanuni düzenlemeler ışığında yapılan değerlendirmede;
Davacının davaya dayanak ... tescil numaralı markası ".....+şekil" unsurundan, davalının iddia edilen ve cevap dilekçesinde kabul edilen fiili markasal kullanımları ise "...." unsurlarından oluşmaktadır. Markalar görsel, işitsel ve kavramsal olarak bütüncül bir şekilde değerlendirildiğinde kelime ve şekil unsurlarının farklı olduğu, görsel olarak ayrıştıkları, fonetik olarak farklı okundukları ve tüm kelime unsurları itibarı ile fonetik benzerliğin bulunmadığı, kavramsal olarak ise yine, davacı markasında yer alan "....." kelimesinin Arapça "tamir eden" anlamına gelmekle birlikte davalı markasındaki "...." kelimesinin herhangi bilinen bir anlamı olmadığı, bu kelimelerin okunuşlarının da birbirlerini çağrıştırmadığı, markalar arasında karıştırma ihtimali doğuracak bir benzerliğin bulunmadığı kanaatine ulaşılmıştır.
SMK'nun 7/3-e md'sine göre "işaretin(markanın) tic. Ünvanı ya da işletme adı olarak kullanılması" marka hakkına tecavüz hallerinden biridir ve marka hakkı sahibine bu fiillerin önlenmesini (terkinini) isteme hakkı doğurur.
Davalının ticaret ünvanında asli ve kılavuz unsur olarak yer alan "....." ibaresinin davacı dayanak markasının asli unsuru ile ayniyet içerdiği anlaşılmaktadır. Ne var ki burada üzerinde durulması gereken husus bu ünvanın davalı tarafından markasal bir şekilde kullanılıp kullanılmadığıdır. Zira Yargıtay ... Hukuk Dairesi'nin █████/2024 Tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararında "... ticaret unvanı tescil edildiği gibi unvan olarak kullanıldığı sürece, marka hakkına tecavüzden söz edilemez ise de; tescil ettirildiği gibi kullanılmaz ve unvan içinden bir kelime veya bölüm öne çıkarılarak ve vurgulanarak kullanılır ise, "ticaret unvanının markasal kullanımı" söz konusu olup, bu kullanım başkasının marka hakkına tecavüz oluşturacağı..." gerekçe ve tespiti ile markasal kullanım şartı arayan Bölge Adliye Mahkemesi kararını onamıştır.
Somut olayda davalının ticaret ünvanını markasal olarak kullandığına ilişkin bir delilin tespit edilemediği gibi davalı markasal kullanımlarının "..." şeklinde olduğu, bu itibarla ticaret ünvanı kullanımı yolu ile marka hakkına tecavüzün koşullarının oluşmadığı kanaatine varılmıştır.
Ticaret ünvana dayalı ünvan terkini talebi bakımından yapılan değerlendirmede ise;
Davacı ... █████/2024 tarihinde; davalı ... ise █████/2022 tarihinde ticaret siciline kaydedildiği, tarafların ticaret ünvanlarında yer alan "....." ibaresi çekirdek ve kılavuz unsur olduğu, ünvan tescilinde öncelik davacı yana ait olduğu anlaşılmıştır. Ancak davacı şirketin faaliyet alanları, amaç ve konularının "araç satışı ve araç kiralama faaliyeti, inşaat satışları"; davalı şirketin faaliyet alanları, amaç ve konularının ise "inşaat, mobilya ve dekorasyon malzemelerinin alım ve satımı" olduğu, tarafların tescilli iş konuları ve faaliyet alanlarının farklı olduğu anlaşılmakla TTK'nun haksız rekabet hükümleri çerçevesinde davalının ticaret ünvanının terkini koşullarının oluşmadığı anlaşılmıştır.
Tüm bu nedenlerle davacının davasının reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-Davacının davasının REDDİNE,
2-Alınması gereken 615,40 TL harçtan, peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
4-Karar kesinleştiğinde kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine,
Kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememize verilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliyesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı yanın yokluğunda, yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.█████/2025
Katip ...
Hakim ...

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!