Anahtar kelimeler: Ffl Aracısıkomisyoncusunun Forwarder Bitiş Sıfatları Nakliyat Taşıyıcı Rücuen Organizatör Limited

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ14. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: ████████ KARAR NO: █████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ: █████/2024NUMARASI: ████████ E. - ████████ K. DAVANIN KONUSU: Rücuen Alacak Taraflar arasındaki rücuen alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilin, sigortalısı ... Limited Şirketi'nin 01.05.2022 başlangıç, 01.05.2023 bitiş tarihli ve ... numaralı nakliyat aracısı/komisyoncusunun yasal sorumluluk sigorta Poliçesi (FFL) ile taşıyıcı, organizatör, forwarder sıfatları ile gerçekleştireceği taşıma işlerinde emtianın maruz kalabileceği hasar, zarar ve ziyana ve sigortalının taşıma işinden kaynaklanan sorumluluklarına karşı teminat altına alındığını, sigortalının, kauçuk cinsi emtianın Rusya'dan Türkiye'ye, Türkiye'den Sırbistan'a kara yolu üzerinden taşınması işini üstlendiğini, sigortalı, emtianın Türkiye - Sırbistan taşımasına kadar Türkiye'deki bir ardiyede muhafaza edilmesi ve ayrıca taşıma süreci bakımından gerekli sair terminal hizmetlerinin temini için belirli bir ücret karşılığında Erenköy Gümrük Müdürlüğü'ne bağlı davalı ... ile anlaştığını, bu doğrultuda araçlarda yüklü bulunan kauçuk emtiası 30.05.2022 tarihinde hasarsız ve eksiksiz vaziyette ...'e teslim edildiğini, davalı ...'in kauçuk cinsi yükleri 16 - 23 gün kadar kendisine ait ambardaki üzeri açık sahada muhafaza ederek yükün ıslanmak ve kontamine olmak suretiyle tamamen hasarlanmasına ve zayi olmasına sebebiyet verdiğini, somut olayda emtia hasarının emtianın davalı ...'in sigortalıya sunduğu ardiye hizmetleri kapsamında kendisine teslim edilen kauçuk emtiasını açık alanda denetimsiz ve gözetimsiz şekilde muhafaza etmesine bağlı olarak, emtianın bu süre zarfında maruz kaldığı dış etkenler neticesinde meydana geldiğini, davalının, kendisine emanet edilen ve ücret karşılığında korumayı ve muhafaza etmeyi üstlendiği emtiaya karşı dikkat ve özen yükümlülüğünü ağır şekilde ihlal ettiğini yapılan ekspertiz incelemesi neticesinde her bir taşıma için meydana gelen hasar bedelinin 277.955,20 TL olduğunun tespit edildiğini, sigortalı organizasyonluğunda gerçekleştirilen 5 farklı taşıma için toplam hasar bedelinin 1.389.776,00 TL olduğunu ve sigortalıdan talep edildiğini, bunun üzerine davacı sigorta şirketi tarafından, uğranılan zararın tazmin edildiğini, bu kapsamda █████/2024 tarihinde sigortalının prim borcundan her bir taşıma için 277.955,20 TL olmak üzere toplam 1.389.776,00 TL mahsup edildiğini, bu mahsup işlemine istinaden davacının 6102 sayılı TTK md. 1472 uyarınca sigortalının haklarına halef olduğunu, davalı ...'in sigortalıya sunduğu ardiye hizmetleri kapsamında kendisine teslim edilen kauçuk emtiasını açık alanda denetimsiz ve gözetimsiz şekilde muhafaza etmesine bağlı olarak, emtianın bu süre zarfında maruz kaldığı dış etkenler neticesinde meydana geldiğini, TBK madde 572, TBK 49.madde, Gümrük Yönetmeliği "Eşyanın boşaltılması" başlıklı 74. Maddesi uyarınca davalının hasardan ve zarardan sorumlu olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla, 1.389.776,00 TL tutarındaki alacağın, dava tarihinden itibaren işleyecek değişik oranlarda ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; kabul anlamına gelmemek kaydı ile tespit edilecek nedenlerle görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini, davalı idarenin bir kamu kuruluşu olduğunu, yaptığı iş de bir çeşit kamu hizmetinin görülmesinden ibaret olduğunu, tacir sıfatının bulunmadığını, davanın ticari yönü bulunmadığından ticaret mahkemeleri görevli olmayıp usulden reddi gerektiğini, müvekkili ile davacı sigorta şirketi arasında herhangi bir sözleşme ilişkisi bulunmadığını, davacının, ithalatçı firma ile arasında bulunan sözleşmeden doğan sorumluluğu nedeniyle müvekkiline dava yöneltilemeyeceğini, müvekkilinin taraf sıfatını haiz olmadığını, idarelerinin kusur ve sorumluluğunun bulunmadığını, davacı tarafın zarara uğradığı iddia edilen emtianın hasarına ilişin bir tespit tutanağı tutulmadan veya herhangi bir ihtirazi kayıtta bulunulmadan müvekkilinden teslim alındığını, teslimden sonra, dava dilekçesinde belirtildiği üzere, ... Ticaret Ltd. tarafından Türkiye'den Sırbistan'a kara alıcı firmanın iadesi sonrasında gerçekleştiği anlaşıldığını, meydana geldiği iddia edilen hasarın nerede, ne zaman ve ne şekilde meydana geldiği hususlarının belirsiz olduğunu, müvekkili iştirak edilmeksizin düzenlenen tutanakların hukuki geçerliliğinin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava hukuki niteliği itibariyle, Sigorta şirketinin sigortalısına ödediği hasar bedelinin halefiyet ilkesi gereğince davalıdan tahsiline yönelik olarak açılan alacak davasıdır. Bir kamu hizmeti yapan kurumdan istenilen tazminatın dayanağı, sonuçta hizmet kusuruna dayalı ve idarenin sorumluluğunu gerektiren bir hususu olup olmadığının tayin ve tespitinin idare hukuku ilkelerine göre belirlenmesi gerekir. Davalı Gümrük idaresi genel bütçeye dahil idare olup, görev ve yetkileri 4458 sayılı Gümrük Kanun'unda belirlenmiştir. İdare kanun kapsamında belirlenen hukuki bünye, amaç ve faaliyet konuları, organları ve teşkilat yapısının ve diğer ilgili hususları yerine getirmek üzere kurulmuş ve kamu hizmeti niteliğinde olan gümrük hizmetini ifa etmektedir. Anayasanın 125/son maddesi dikkate alındığında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden kaynaklanan zararı ödemekle yükümlü bulundu, bunun yanında 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b. maddesinde de idarenin eylem ve işlemlerinden kaynaklanan tazminat davalarının tam yargı davaları olarak idari yargıda görüleceğinin düzenlendiği, kamu hizmetinin neler olduğunun yasalarla belirlendiği ve gümrük idaresinin kamu hizmeti veren bir kuruluş olduğu, hizmetin özel kesimce yürütülmesinin dahi onun niteliğini etkilemeyeceği anlaşılmıştır.Bu nedenle anılan davalı yönünden dava şartı yokluğundan, davanın usulden reddine karar verilmiştir. (İstanbul BAM 14 HD. █████████ E., ███████ K. Kararı da aynı doğrultudadır. )" gerekçesiyle, davanın 6100 sayılı HMK 'nın114/1-b ve 115/2 maddeleri uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; emtia hasarının nedeninin bir idari eylem ya da işlem olmadığını, idarenin istisnasız her eylemi idari yargıya tabi idari işlem niteliğini taşımadığını, özel hukuka tabi bir depolama hizmeti sunulduğunu, bu yönüyle, dava konusu tazminat talebi idarenin idari iş ve işlemlerinin icrasındaki hizmet kusuruna dayalı sorumluluğu nedeniyle değil, sigortalı ile arasındaki özel ardiye sözleşmesi kapsamında muhafaza ettiği emtianın ağır ihmali ve haksız eylemi neticesinde zarara uğratılması nedeniyle talep etiğini, sunulan depolama hizmetinin "kamu hizmeti" niteliği taşımadığını, depolama hizmetinin ... tarafından sunulmuş olmasının, tek başına sunulan hizmetin idari işlem vasfını haiz bir "kamu hizmeti" olarak nitelendirilmesi için yeterli olmadığını, Erenköy Gümrük Müdürlüğüne bağlı ...'in yürürlükteki gümrük mevzuatı uyarınca Türkiye Cumhuriyeti Gümrük Bölgesine giren ve çıkan eşyayı ve taşıt araçlarını kontrol etmesi, muayene, izin ve beyanname işlemleri, tasfiye işlemleri, bu doğrultuda gümrük ve masraf tahakkuk ettirilmesi gibi iş ve işlemler idare fonksiyonunun yerine getirilmesi kapsamında gerçekleştirilen kamu hizmeti niteliğindeki idari işlemler olduğunu, buna karşın, idarenin bazı işlemlerinin özel hukuka tâbi olduğunu, kamu tüzel kişisinin bir özel hukuk sözleşmesi yapması idari işlem olmadığını, emtia hasarının Erenköy Gümrük Müdürlüğü'ne bağlı ...'in usulsüz ya da hukuka aykırı beyanname işlemlerinden veya gümrük uygulamalarından kaynaklanmadığını, emtianın Rusya'dan Türkiye'ye gönderildikten sonra, Türkiye'den Sırbistan'a taşınmasına kadar olan süreçte, Türkiye'deki bir ardiyede muhafaza edilmesi ihtiyacı doğduğunu, sigortalı forwarder depolama hizmetinin temini için belirli bir ücret karşılığında Erenköy Gümrük Müdürlüğü'ne bağlı davalı ... ile anlaşma yaptığını, depolama hizmetinin, kamu hizmeti ya da idari işlem niteliği taşımadığını, somut olayda, hasarın meydana geldiği anın dikkate alınması gerektiğini, emtia hasarının gümrük işlemleri esnasında meydana gelmediğini, aksine, hasarın Türkiye'ye gönderilen emtianın gümrük işlemleri tamamlandıktan sonra, ... tarafından sunulan özel ardiye hizmeti sürecinde meydana geldiğini, bu durumun hasarın idari bir işlem veya kamu hizmeti sırasında değil, tamamen özel hukuk kapsamındaki ardiye hizmeti esnasında gerçekleştiğini açıkça ortaya koyduğunu, davalının, müvekkilin alacağını sürüncemede bırakmak amacıyla kötü niyetle davanın idari yargıya tabi olarak görülmesi gerektiğini iddia ettiğini, yerel mahkemenin davanın idari yargıda görülmesi gerektiği yönündeki ret kararının hukuka aykırı olduğunu, somut olayda bu süreç tamamlanmış, gerekli idari işlemler gerçekleştirilmiş ve yükün transit beyannamesi açılmış olup transit beyannamelerin açılması ile birlikte gümrük izin ve kontrol işlemi sona erdiğini, diğer bir ifade ile, davalının sunduğu "kamu hizmeti"nin tamamlandığını, takip eden süreçte, ..., kamu hizmeti sunan bir idare kuruluşu olarak değil, özel hizmet sağlayıcısı olarak hareket etmeye başladığını, bu hizmetin karşılığı olarak ..., ardiye hizmetine ilişkin faturalar düzenlediğini, ...'in idari fonksiyonunun, tasfiyelik eşyaların tasfiye işlemlerini gerçekleştirmek, tasfiye süreçlerinin tamamlanması kapsamında depolar, mağazalar, satış reyonları açmak, işletmek, işlettirmek ve bunları denetlemek olduğunu, ne var ki, gelinen noktada Rusya ambargosu Türkiye üzerinden gerçekleştirilen lojistik operasyonlarının artmasına yol açmış, lojistik trafiğinin artması, daha fazla depolama alanına ihtiyaç duyulmasına sebebiyet verdiğini, bu sebeple, ..., idari fonksiyonunun dışında kalan özel ardiye hizmetleri de verdiğini, bu yönüyle dava konusu "depolama" hizmeti, kamu hizmeti değil, özel hizmet niteliğinde olduğunu, somut olayda emtia hasarı gümrük transit beyannamesi açılmadan önce, gümrük idaresinin yönlendirmesi ile gerçekleşen bekleme esnasında meydana gelmiş olsaydı, zarar talebinin idarenin hatalı işleminden ve hizmet kusurundan kaynaklandığı söylenebileceğini, ancak emtia hasarı transit beyanname açıldıktan ve ilgili gümrük işlemi tamamlandıktan sonra; üstelik idarenin tek taraflı idari işlem niteliğindeki eylemi neticesinde değil, taraflar arasında akdedilen özel hukuka tabi ardiye sözleşmesinin ifası esnasında ve idarenin haksız eylemi neticesinde meydana geldiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, davacı sigorta şirketinin sigortalısının davalıdan aldığı ardiye hizmeti sırasında sigortalı emtianın hasarlanması sebebiyle sigortalısına ödediği bedelin davalıdan rücuen tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı vekili; davacının dava dışı sigortalısı ... Limited Şirketi'nin taşıdığı emtiaların sigortalının davalıdan aldığı depolama ve ardiye hizmeti sırasında hasarlandığını, bu nedenle davacının sigortalıya nakliyat aracısı/komisyoncusunun yasal sorumluluk sigorta poliçesi kapsamında ödeme yaptığını, davalının sigortalıya sunduğu ardiye hizmetleri kapsamında kendisine teslim edilen kauçuk emtiasını açık alanda denetimsiz ve gözetimsiz şekilde muhafaza etmesine bağlı olarak, emtianın bu süre zarfında maruz kaldığı dış etkenler neticesinde hasarın meydana geldiğini ve hasardan davalının sorumlu olduğunu, davacının ödeme yaparak sigortalının haklarına halef olduğunu ileri sürerek, davacının ödediği bedelin rücuen davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; davalı vekili, mahkemenin görevli olmadığını, davalının kusurunun bulunmadığını, hasarın ne zaman meydana geldiğinin belli olmadığını savunmuştur. Bir kamu hizmeti yapan kurumdan istenilen tazminatın dayanağı, sonuçta hizmet kusuruna dayalı ve idarenin sorumluluğunu gerektiren bir husus olup olmadığının tayin ve tespitinin idare hukuku ilkelerine göre belirlenmesi gerekir. Davalı Ticaret Bakanlığına bağlı Tasfiye İşleri Döner Sermaye İşletmeleri Genel Müdürlüğü (...) genel bütçeye dahil olup, görev ve yetkileri 4458 sayılı Gümrük Kanun'unda belirlenmiştir. Söz konusu Kanun kapsamında kamu hizmeti niteliğinde olan bir kısım gümrük hizmetlerini ifa etmektedir. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Yargı Yolu” başlıklı 125. maddesinin 1. fıkrası ''İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır'' hükmünü, son fıkrası ise ''İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür'' düzenlemesini içermektedir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "İdari Dava Türleri ve İdari Yargı Yetkisinin Sınırı" başlıklı 2. maddesinde idari dava türleri sayılmıştır. Bu hükme göre, idari davalar; idari işlemler hakkında açılan iptal davaları, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları ve kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalardan ibarettir. Şu hale göre, idari eylem ve işlemlerden dolayı zarar gören kişiler tarafından açılacak "tam yargı" davaları idari yargı yerinde görülür ve çözümlenir. İdari eylem, kamu idare ve kurumlarının kamu görevine ilişkin, idare hukuku kural ve gereklerine göre yaptığı olumlu veya olumsuz davranış ve fiillerden ibarettir. İdari işlem ise, idari kanunlara dayanılarak yapılan muamelelerdir. İdarenin eylem ve işlemleri, onun kamu hukuku alanındaki kamu gücünü (kamu otoritesini) kullanarak, idare hukuku kural ve gerekleri uyarınca yaptığı faaliyetlerin, hukuki ve maddi hayattaki görünümleridir. Somut olayda, kamu hizmetinin neler olduğunun yasalarla belirlendiği ve gümrük idaresinin kamu hizmeti veren bir kuruluş olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle ilk derece mahkemesince idari yargının görevli olduğundan bahisle davanın davanın usulden reddine karar verilmesinde hukuka aykırı bir yön bulunmamaktadır. Bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. Açıklanan bu nedenlerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 187,80 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline,3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 10.07.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.