Anahtar kelimeler: Kadın Nafakası İlkelere Kesinlik Kurallarına İştirak Şartı Eksiklikleri Kusur İzmir

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi
SAYISI : ████████ E., █████████ K.Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-davalı kadın vekili tarafından kusur belirlemesi, tazminatların reddi ve iştirak nafakası miktarı yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre kadın vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.2.Somut uyuşmazlıkta Bölge Adliye Mahkemesince her ne kadar erkeğe İlk Derece Mahkemesince kusur olarak yüklenen "her iki taraf beraber çalışmasına rağmen gelir ve giderin erkek tarafından yapılması ve bu konuda kadına bilgi verilmemesi" vakıasının ispatlanamadığı, bu hususta dinlenen tanık beyanlarının soyut, sebep ve saiki bulunmayan beyanlardan ibaret olduğu belirtilerek bu vakıanın erkeğin kusurlarından çıkarılmasına karar verilmiş ise de yapılan yargılama, toplanan deliller ve dinlenen tanık beyanlarından "her iki tarafın beraber çalışmasına rağmen gelir ve giderin erkek tarafından yapıldığı ve bu konuda kadına bilgi verilmediği" vakıasının ispatlandığı, bu nedenle bu vakıanın erkeğe kusur olarak yüklenmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Bu durumda kabul edilen ve gerçekleşen tarafların diğer kusurlu davranışları da dikkate alındığında boşanmaya sebebiyet veren olaylarda erkeğin ağır, kadının ize az kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Hal böyleyken yanılgılı değerlendirme sonucu boşanmaya sebebiyet veren olaylarda tarafların eşit kusurlu olduklarının kabul edilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.3.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 174 üncü maddesinin birinci fıkrasında mevcut ve beklenen bir menfaati boşanma yüzünden haleldar olan kusursuz yada daha az kusurlu olan tarafın, kusurlu taraftan uygun bir tazminat isteyebileceği, aynı maddenin ikinci fıkrasında boşanmaya sebebiyet vermiş olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olandan manevî tazminat isteyebileceği öngörülmüştür. Yukarıdaki paragrafta açıklandığı üzere, evlilik birliğinin sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen davacı-davalı kadının ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, erkeğin kusurlu eylemlerinin kadının kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği ve boşanma sonucu bu eşin, en azından diğerinin maddî desteğini yitirdiği anlaşılmıştır. O halde, Mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile 4721 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 nci ve 51 inci maddelerinde düzenlenen "hakkaniyet kuralları" da dikkate alınarak davacı-davalı kadın yararına uygun miktarda maddî ve manevî tazminata hükmedilmesi gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.KARARAçıklanan sebeplerle;1.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının kusur belirlemesi ve reddedilen tazminat talepleri yönünden kadın yararına BOZULMASINA, 2.Davacı-davalı kadın vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,Temyiz peşin harcının istek halinde yatırana iadesine,Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,01.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.