Anahtar kelimeler: Hurdalarının Söküm Davaitirazın Hurda Satımdan Taksitte İşinin Satım Durduğu İlamsız

T.C.

İSTANBUL
13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:████████ Esas
KARAR NO :████████
DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:█████/2024
KARAR TARİHİ:█████/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde; Davacı ... tarafından, davalı ... aleyhine ... İcra Müdürlüğü’nün 2024/... sayılı dosyası üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin tebliği üzerine davalının █████/2024 tarihinde borca itiraz ettiği ve bu itiraz üzerine takibin durduğu, taraflar arasında █████/2024 tarihli hurda satım sözleşmesi bulunduğu, bu sözleşmeye göre ... Devlet Hastanesi’nin hurdalarının söküm ve taşınma işinin karşılığında davalının toplam 5.600.000,00 TL bedel üzerinden müvekkilden hurda aldığı, bedelin 2.800.000,00 TL’lik kısmını peşin olarak ödediği, kalan 2.800.000,00 TL’nin işe başlandıktan sonra iki taksitte ödeneceğinin kararlaştırıldığı, müvekkilinin yükümlülüklerini tam ve eksiksiz yerine getirdiği, davalı ile birlikte işe başlama ve iş bitirme tutanaklarının tanzim edildiği, tüm hurdaların davalı tarafından alındığı, ancak sözleşme gereği ödemesi gereken ikinci 2.800.000,00 TL’lik kısmı ödemediği, davalının kötü niyetli şekilde, aldığı hurdalara rağmen, peşin ödediği 2.800.000,00 TL’yi geri almaya çalıştığı, bu kapsamda █████/2024 tarihli ihtarname gönderdiği, ancak sözleşme ve tutanaklar uyarınca bu iddialarının dayanaktan yoksun olduğu, ayrıca davalının, müvekkilinin teminat amacıyla verdiği senedi sahte bir senetle değiştirerek...’a ciro ettiği ve .... İcra Müdürlüğü 2024/... sayılı dosyasında müvekkil aleyhine takibe geçtiği, müvekkilin bu sahte senetle ilgili .... İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2024/... E. sayılı dosyasıyla imzaya ve borca itiraz ettiği, bahse konu bono üzerinde yer alan imzanın müvekkile ait olmadığı, senedin arkasında açıkça teminat senedi olduğuna dair beyan bulunduğu, kambiyo senedi vasfı taşımadığı ve müvekkilin teminat yükümlülüklerini yerine getirdiği, davalının itirazının kötü niyetli ve haksız olduğu, icra takibinin dayanağının geçerli olduğu, 2.800.000,00 TL’lik alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali gerektiği, ayrıca %20 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiği, bu nedenlerle; ihtiyati tedbir talebinin kabulüne, haklı davanın kabulüne, borçlu tarafından ... İcra Müdürlüğü 2024/... Esas Sayılı Dosyası sayılı dosyasına yapılan haksız itirazın iptaline ve takibin devamına, kötü niyetli olarak itiraz eden borçlunun %40’den aşağı olmamak üzere, icra-inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davacı tarafından açılan işbu davada ileri sürülen taleplerin kötü niyetli ve haksız olduğu, müvekkili ...’nın herhangi bir borcunun bulunmadığı, aksine davacıdan 2.800.000,00 TL alacaklı olduğu savunulduğu, taraflar arasında 01.08.2024 tarihli bir “Yıkım Sözleşmesi” düzenlendiği, bu sözleşme gereği davacıya 2.800.000,00 TL ödeme yapıldığı, ancak sözleşmenin konusunu oluşturan ... Devlet Hastanesi yıkım işine ilişkin yıkım ruhsatının davacı tarafından alınamadığı, ruhsat alınamaması nedeniyle müvekkilinin işe fiilen başlayamadığı, bu hususun davacının kusurundan kaynaklandığı ve müvekkilinin sözleşmeden kaynaklı yükümlülüklerini yerine getirmesinin engellendiği ileri sürüldüğü, davacının ihale ile aldığı işi, ihale şartnamesinde açıkça yer alan devretme yasağına rağmen usulsüz biçimde müvekkiline devrettiği, bu nedenle hukuken geçerli bir alt taşeron ilişkisinin oluşmadığı, 01.09.2024 tarihinde yıkım alanında meydana gelen trafo patlaması sonrası müvekkilinin alandan çıkarıldığı ve çalışmasının davacı tarafından engellendiği, bu gelişmeler üzerine 12.09.2024 tarihli ihtarnameyle sözleşmenin haklı nedenle feshedildiği, ihtarnamede ayrıca iş güvenliği önlemlerinin alınmadığı ve SGK yükümlülüklerinin yerine getirilmediği de belirtilerek ödenen bedelin iadesinin talep edildiği ifade edildiği, davacı tarafından icra takibine konu edilen 2.800.000,00 TL bedelli senedin teminat senedi olduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığı, senet arkasındaki ibarenin bu yönde bir anlam taşımadığı, ayrıca senedin teminat senedi olduğunu gösterir nitelikte herhangi bir yazılı delilin mevcut olmadığı, Yargıtay içtihatları doğrultusunda da senedin teminat senedi olduğunu kanıtlayacak bir belgenin bulunmadığı savunulduğu, davacının sunduğu 10.08.2024 tarihli işe başlama ve 03.09.2024 tarihli iş bitirme tutanaklarının sahte olarak oluşturulduğu, bu konuda Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde suç duyurusunda bulunulduğu, ayrıca 03.09.2024 tarihinde davacının müvekkilini Yenibosna’daki hurda deposuna çağırarak cebir ve tehdit yoluyla söz konusu belgeyi imzalattığı, müvekkilin yanında tanık olarak bulunan arkadaşı Ümüt Çise’nin bu hususları doğrulayabileceği, tanık olarak dinlenilmesinin talep edildiği beyan edildiği, bu nedenlerle, davanın reddiyle müvekkili hakkında başlatılan icra takibinin iptali ve ödenen 2.800.000,00 TL’nin iadesi gerektiği savunulduğu, dava dilekçesindeki delillerin sahte olduğu ve davacının kötü niyetli davrandığının açık olduğu, bu nedenlerle Haksız ve hukuka aykırı davanın reddine, kötüniyetli davacının %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine, kötüniyet tazminatının davacıdan alınarak müvekkilimize ödenmesine, yargılama giderleriyle vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:
Dava; █████/2024 tarihli sözleşmeden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali davasıdır.
Dosya kapsamına göre; Davacı, ... Devlet Hastanesi hurdalarının satışı kapsamında yaptığı sözleşme gereği davalıya 5.600.000,00 TL değerinde hurda teslim ettiğini, bunun 2.800.000,00 TL’sinin peşin ödendiğini, kalan 2.800.000,00 TL’nin ise ödenmediğini, bu alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalının haksız yere itiraz ettiğini ve takibi durdurduğunu, itirazın iptali ile birlikte kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep ettiği görülmektedir.
6102 sayılı TTK'nın 5/1. maddesi uyarınca, ticari davalara bakmak görevi Asliye Ticaret Mahkemesine aittir. Ticari davalar, mutlak ve nispi ticari davalar olarak ikiye ayrılmaktadır. Nispi ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinin ilk cümlesinde tarif edilmiş olup, her iki tarafın da "Ticari işletmesiyle ilgili hususlardan kaynaklanan" hukuk davalarıdır. Mutlak ticari davalar ise tarafların tacir olup olmadıklarına ve uyuşmazlığın tarafların ticari işletmeleri ile ilgili bulunup bulunmadığına bakılmaksızın yasa gereği ticari dava sayılan uyuşmazlıklardır. TTK'nın 4/1-a ve devamı bentlerinde yazılan uyuşmazlıklar ile diğer kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen uyuşmazlıklar, mutlak ticari davalardır.
Mahkememizce, davalı gerçek kişinin tacir kaydının bulunup bulunmadığı hususunda İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne yazılan müzekkereye, tacir kaydının mevcut olmadığı yönünde cevap verildiği; yine Küçükköy Vergi Dairesi'ne yazılan müzekkereye verilen cevabi yazıya göre, davalının işletme hesabına göre defter tuttuğu, son üç yıllık gelir vergisi beyanında, mal alış satış toplamının 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 177/2 fıkrasında düzenlenen hadlere göre, faaliyetinin esnaf faaliyeti sınırını aşmadığı anlaşılmıştır.
6100 Sayılı HMK.'nın 114/1-c maddesi gereğince mahkemenin görevli olması dava şartlarından olup mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir.
Somut olayda, uyuşmazlığın dayanağı hukuki ilişki satış ilişkisi olup, satış sözleşmesinden doğan uyuşmazlıklar, TTK'nun 4. Maddesinde sayılan mutlak ticari davalardan olmadığı gibi, aynı maddenin 6098 sayılı Türk Borçlar Kananunu'na atıfla mutlak ticari dava konusu kabul ettiği sözleşmelerden de değildir. Mahkememizce yapılan araştırma neticesinde davalı gerçek kişinin tacir olmadığı ve ticari faaliyetinin esnaf faaliyeti sınırını da aşmadığı tespit edildiğinden mahkememizin eldeki davada göreli olmadığı, uyuşmazlığın genel hükümlere göre Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından görülüp sonuçlandırılması gerektiği sonucuna varılmakla mahkememizin görevsizliğine yönelik aşağıdaki gibi karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
1-İş bu davaya bakmaya Mahkememiz görevli olmadığından HMK 'nun 114/1-c ve 115/2 madde uyarınca Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ sebebiyle davanın dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE,
HMK 20 madde uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın GÖREVLİ VE YETKİLİ İSTANBUL ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
2-H.M.K.'nun 20. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesi tarihinden itibaren taraflardan herhangi birinin iki hafta içerisinde Mahkememize başvurarak dosyanın görevli ve yetkili Mahkemesine gönderilmesi talebinde bulunmaması halinde dosyanın Mahkememizce resen ele alınarak davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine,
3-Yargılama giderleri, harç ve vekalet ücreti hususunun H.M.K'nun 331. maddesi uyarınca davaya görevli ve yetkili mahkemede devam edilmesi halinde o mahkemede, davaya başka bir mahkemede devam edilmediği takdirde dosya ele alındığında davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi halinde mahkememizce değerlendirilmesine,
Dair, davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yoluna başvurma hakları hatırlatılmak suretiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2025
Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!