Anahtar kelimeler: Ökc Pro Entegrasyonu Kurulum Kayseri Kesildiğini Satıldığını Faturanın Yazim Katip

T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARARESAS NO : ...KARAR NO : ...HAKİM : ... ...KATİP : ... ...DAVACI : ....VEKİLİ : Av. ...DAVALI : ....VEKİLİ : Av. ...DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : ...KARAR TARİHİ : ...KARAR YAZIM TARİHİ : ...Mahkememize açılan itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonucunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında gerçekleştirilen ticari iş neticesinde davalı şirkete kurulum hizmeti, ÖKC entegrasyonu, SambaPOS V5 Pro, kurulum hizmeti, yıllık bakım anlaşması hizmetleri satıldığını ve █████/2024 tarihli 108.987,34-TL ve 13.756,45-TL bedelli iki adet faturanın kesildiğini, davalının bu faturalara herhangi bir şekilde itiraz etmediğini ve ödeme de gerçekleştirmediğini, bunun üzerine Kayseri Genel İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile takip başlattıklarını, davalının yaptığı itirazın haksız ve kötü niyetli olduğundan bahisle davanın kabulü ile davalının Kayseri Genel İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasına vaki itirazının iptali ile takibin devamına, takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderlerinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.CEVAP : Davalı vekili dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde; davanın zaman aşımı nedeniyle reddinin gerektiğini, müvekkiline usulüne uygun tebligat yapılmadığını, dava şartı olan arabuluculuk son tutanağının eklenmediğini, usulüne uygun şekilde arabuluculuk görüşmesi yapılmadığını ve uyuşmazlığın müzakere edilmediğini, davacının iddialarının soyut ve mesnetsiz olduğunu, sunulan hizmetin ne olduğuna ilişkin herhangi bir açıklama yapılmadığını ve delil sunulmadığını, davacı tarafından iddia edilen hizmetlerin gereği gibi yerine getirilmediğini, yalnızca faturadan kaynaklı alacak talebinde bulunulmasının hakkaniyete aykırı olduğunu, icra takibine konu edilen faturaların tek başına alacağın varlığını kanıtlamayacağını, müvekkilinin temerrüte düşürüldüğüne ilişkin dosyada delil bulunmadığını, bu nedenle faiz talebinin reddinin gerektiğini, neticeten davanın usulden ve esastan reddine, takibe konu alacağın %20' sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLER :Kayseri Genel İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasının uyap kayıtları, vergi dairesi kayıtları, tarafların ticari defter kayıtları ve tüm deliller toplanmış, mali müşavir bilirkişi marifetiyle bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.Kayseri Genel İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında: alacaklının ..., borçlunun ... Restoran Gıda ... A.Ş. olduğu, 127.747,70-TL toplam alacak üzerinden ilamsız takip başlatıldığı, borçlunun süresinde yaptığı itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği görülmüştür.Dosyaya mübrez █████/2025 havale tarihli bilirkişi raporunda; davacı ...'in ticari defter e-beratlarının zamanında alındığı, defter beratlarının usulüne uygun olduğu, davacı ...'in ticari defter kayıtlarına istinaden; ... Restoran Gıda Tur. İnş. San. Tic. A.Ş.'nin 100.217,37-TL borcu olduğu, Ba/Bs beyannamelerinin davacının muaf olması, davalının da vermemesi sebebiyle karşılaştırılamadığı, 13.08.2024 tarihli ödeme icra emrine istinaden; 12.07.2024 tarihli 4 adet ve toplamda 127.747,70-TL tutarında icra takibi başlattığı, 13.08.2024 tarihi itibariyle davacı ...'in 123.117,37-TL alacaklı olduğu, 12.07.2024 fatura tarihinden sonra Davalı ... Restoran Gıda Tur. İnş. San. Tic. A.Ş.'nin 31.10.2024 tarihinde 22.900,00-TL tutarında ödeme yaptığını davacı ...'in muavin defterine kaydettiği, ilgili ödemenin raporun 3 nolu maddesinde muavin defteri dökümünde izah edildiği gibi olduğu, davalı ... Restoran Gıda Tur. İnş. San. Tic. A.Ş.'nin ticari defter e-beratlarının zamanında alındığı, defter beratlarının usulüne uygun olduğu, davalı ... Restoran Gıda Tur. İnş. San. Tic. A.Ş.'nin ticari defter kayıtlarına istinaden; 120 Alıcılar hesabında ...'in 19.817,52-TL borcu olduğu, 320 Satıcılar hesabında ...'in 93.391,06-TL alacaklı olduğu, hesapların mahsup edilmesi durumunda ...'in 73.573,54-TL alacaklı olduğu görüş ve kanaatinde olduğunu bildirmiştir.YARGILAMA VE GEREKÇE:Dava, fatura alacağına dayalı olarak başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebine ilişkindir.Bilindiği üzere, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptali davası; alacaklının, icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İİK’nun 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlayan bir eda davası olup, itirazın tebliğinden itibaren bir yıllık süre içinde açılan davada borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması halinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkar tazminatına da hükmedilebilir. (Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku, 2006, s.219, 223). Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67. ve devamı maddelerinde düzenlenen itirazın iptali davalarının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan ispat külfetiyle ilgili kurallar itirazın iptali davasında da geçerlidir. Taraflar iddia ve savunmalarını HMK’nda belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir. İtiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bu dava icra takibine sıkı sıkıya bağlıdır ve takibe bağlılık alacağın hem miktarı hem de kaynağı yönünden mevcuttur.Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 229. maddesi; “Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır”hükmünü haizdir. Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve 2001/l E., 2003/l K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır.6102 sayılı TTK m. 21 maddesine göre; fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağın mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir. Bu nedenle, bir satım ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır.Diğer yandan belirtmek gerekir ki; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 89. (6762 sayılı TTK’nın 87) maddesine göre iki kişinin herhangi bir hukukî sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin sözleşme cari hesap sözleşmesi olarak tanımlanmıştır. Aynı maddelerde cari hesap sözleşmelerinin yazılı yapılmadıkça geçerli olmayacağı belirtilmiştir. Buna göre, taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadıkça TTK’nın cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamayacaktır.Açık hesap ilişkisi ise önceki borçlar tahsil edilmemesine rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmesi durumudur. Açık hesap ilişkisinde taraflar tek taraflı ya da karşılıklı olarak alacaklarını hesaba kaydedip belirli hesap dönemlerine bağlı kalmaksızın hesaplaşma yaptıklarından, bu ilişkiye TTK’daki cari hesaba ilişkin hükümler uygulanamaz. Tek başına fatura düzenlenmesi, akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticari defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir.HMK’nun "Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması" başlıklı 222. maddesi;"(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır." şeklindedir. 7251 sayılı Kanunu’nun 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile 6100 sayılı Kanun’un 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan "ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi" ibaresi "diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi" şeklinde değiştirilmiştir.Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK'nun 222. maddede yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK'nun 222/1). Ticari defterlerin ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için kanununa göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK'nun 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK'nun 222/4). Ticari defterler usulüne uygun tutulsun tutulmasın aleyhe olan kayıtlar delil olur (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin, █████/2009 gün ve ██████████ Esas, █████████ Karar sayılı ilamı).Yapılan yargılama, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafından Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... esas sayılı icra takip dosyası ile 2 adet fatura ve bu faturaların işlemiş faizine dayalı alacak için davalı aleyhine ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalının itirazı üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği, davacının yasal 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde eldeki itirazın iptali davasını açtığı anlaşılmaktadır.Davalı vekili cevap dilekçesinde davanın süresinde açılmadığını ve tebligatın vekil yerine asile yapılmasının usule uygun olmadığını ileri sürmüştür. İlgili icra dosyasında borçlunun itiraz tarihi █████/2024 olup davanın açılış tarihi █████/2024'tür. İtirazın alacaklıya tebliğine ilişkin bir delil bulunmasa da itiraz tarihi baz alınsa dahi eldeki dava 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmıştır. Tebligata ilişkin itiraz yönünden ise mahkememiz dosyası, icra dosyasından bağımsız bir dava dosyası olduğundan ve icra dosyasını takip eden vekilin bu davayı da takip edip etmeyeceği davanın açılışı sırasında belli olmadığından HMK 127 maddesi uyarınca tebligatın davalı asile tebliğ edilmesi usul ve yasaya uygundur. Ancak davalı taraf adına usulüne uygun bir vekaletname dosyaya sunulduktan sonra tebligat vekile yapılabilecektir. Eldeki dosyada davalının cevap dilekçesi süresinde verilmiştir.Arabuluculuk tutanağının sunulmadığı iddia edilmiştir. Davacı dava dilekçesinin ekinde Kayseri Arabuluculuk Bürosu'nun ... numaralı arabuluculuk son tutanağının aslını dosyaya sunmuş olup dava şartının yerine getirildiği anlaşılmaktadır. Usule ilişkin itirazların yanında davalı taraf, davacının fatura konusu hizmetleri veya edimleri yerine getirdiğini ispat etmesi gerektiğini savunmuş, bu hususta taraf ticari defterleri üzerinde inceleme yaptırılmıştır. █████/2025 tarihli bilirkişi raporuna göre davacı ticari defterlerinde takip konusu █████/2024 tarihli faturalar kayıtlı olup bu faturalardan sonra sadece takip tarihi olan █████/2024'ten sonra mahkememiz yargılaması sırasında █████/2024 tarihinde 22.900,00-TL havale ödemesi yapılmıştır. Bunun haricinde ilgili fatura tarihlerinden sonra ödeme yapılmamıştır. Takip ise yalnızca fatura alacağına dayalı açılmış olup fatura tarihlerinden önceki ödemeler veya borçlar uyuşmazlık konusu değildir. Davalı ticari defterlerinde ilgili faturalar kayıtlı olup fatura tarihlerinden sonra her hangi bir ödeme gözükmemektedir. Ancak davacının ticari defterlerinde ödeme kayıtlı olduğundan bu husus davalının lehine olup ilgili ödemenin icra müdürlüğünce infaz aşamasında dikkate alınmak üzere davanın asıl alacak yönünden ödeme emrinde faize dair şartlarla birlikte kabulüne karar vermek gerekmiştir.Davacı, icra takibine geçerken fatura alacağına faiz işletmiş ve işlemiş faizi de dava konusu yapmış; icra takibinden önce davalıyı temerrüde düşürdüğüne dair herhangi bir delil sunmamıştır. Fatura tanzimi tek başına muhatabı temerrüde düşürmeye yeterli değildir. 6098 sayılı TBK’nun 117. maddesinin 1. bendine göre sözleşme ilişkisinden kaynaklanan alacaklara temerrüt faizi yürütülebilmesi için alacağın muaccel olması yeterli olmayıp, borçlunun ihtarla temerrüde düşürülmesi gerekir. Ya da aynı maddenin II. bendi uyarınca taraflarca ödeme tarihinin kesin olarak belirlenmesi gerekir. Dosya kapsamında, davacı tarafından icra takibinden önce davalıya gönderilen temerrüt ihtarı olmadığı gibi taraflar arasında kesin vade de belirlenmemiştir. İzah edilen nedenle davacının işlemiş faiz alacağına yönelik itirazın iptali talebi, mahkememizce haklı görülmemiştir.Davacı taraf dava dilekçesinde icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. İİK'nun 67/1. maddesine göre "Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın "yüzde yirmisinden" aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." Buna göre davacı lehine icra inkar tazminatına hükmetmek için davalının haksız olması, itirazın iptaline karar verilen alacağın likit olması ve davacının talebi gerekir. Takibe konu edilen alacak taraflar arasındaki alım satıma dayalı ticari ilişki nedeniyle taraflar arasındaki icra takibinden, tarafların ticari defter ve kayıtlardan tespiti ve hesabı mümkün olduğundan ve davacının davalıdan alacaklı olduğu da sabit olduğundan alacağın likit ve belirlenebilir olduğu görülmekle itiraza konu asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekmiştir.H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;DAVANIN KISMEN KABULÜ ile,1-Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... esas sayılı icra takip dosyasında 122.743,79-TL asıl alacak tutarı yönünden davalının yapmış olduğu İTİRAZIN İPTALİ ile takibin bu miktar üzerinden kaldığı yerden devamına, asıl alacağa takip tarihinden tahsil tarihine kadar yıllık %48'i geçmemek üzere değişen oranlarda ticari avans faizi uygulanmasına, fazlaya dair istemin reddine, davalının takip tarihinden sonra yapmış olduğu 22.900,00-TL'lik ödemenin icra müdürlüğünce infazda dikkate alınmasına,2-İİK'nın 67/2. maddesi uyarınca 122.743,79-TL'nin %20'si tutarında icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,3-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gerekli 8.384,63-TL ilam harcından, tahsil edilen 2.181,62-TL peşin harcın mahsubuna, bakiye 6.203,01-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin kabul - ret oranına göre hesaplanan: 141,01-TL'sinin davacıdan alınarak, 3.458,99-TL'sinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,5-Davacı tarafın yaptığı 427,60-TL başvurma harcı, 2.181,62-TL peşin harç, 4.000,00-TL bilirkişi ücreti, 30,00-TL posta ücreti olmak üzere toplam 6.639,22-TL yargılama giderinin kabul - ret oranına göre hesaplanan: (davalı tarafın yaptığı 30,00-TL yargılama giderinin kabul-ret oranına göre hesaplanmış ve mahsup edilmiş haliyle) 6.377,98-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,6-6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine,7-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil eden davacıya ödenmesine,8-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/2 maddesi uyarınca 5.003,91-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil eden davalıya ödenmesine,Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren yasal iki haftalık süresi içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2025Katip ...e-imzalı Hakim ...e-imzalı