Anahtar kelimeler: Kanadada Kanada Köklü Yağı Üretmekte Kurduğunu Merkezli Motor Tedarik Makineleri

T.C. BAKIRKÖY 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : ███████ KARAR NO : ███████DAVA : Marka HükümsüzlüğüDAVA TARİHİ : █████/2023KARAR TARİHİ : █████/2025KARAR YAZIM TARİHİ : █████/2025Mahkememizde görülmekte bulunan Marka Hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA : Davacı vekili dava dilekçesi ile, müvekkilinin tarım, bahçe ve orman makineleri ile makinelere ilişkin çeşitli ürünlerin satış, tedarik ve ithalatını yaparak ticari faaliyette bulunan köklü bir şirket olduğunu, müvekkilinin, bu alanda yurtdışı merkezli pek çok şirketle ticari ilişki kurduğunu ve çeşitli ürünleri ithal ederek Türkiye’de sattığını, müvekkilinin, Kanada merkezli bir şirket olan dava dışı .... ile uzun yıllardır devam eden bir ticari ilişki içerisinde olduğunu, bu ticari ilişki kapsamında ...'ın, Kanada’da kendi adına tescilli ... markası altında üretmekte olduğu motor yağı ürünü "..."i müvekkiline sattığını, müvekkilinin de söz konusu ürünü ithal ederek Türkiye pazarında ilgili ürünün dağıtımını ve satışını üstlendiğini, hal böyle iken, müvekkilinin yıllardır Türkiye’de satmakta olduğu ... ürününün taklit edilmesi suretiyle neredeyse tamamen aynı görüntüye sahip bir başka taklit ürünün piyasaya sürüldüğünü ve hatta ... sayılı "..." markasının Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde ... adına sınai amaçlı yağlar, sıvı ve gaz yakıtları da içeren 04 numaralı Mal ve Hizmet sınıfı kapsamında █████/2022 tarihinde tescil edilmiş olduğunun tespit edildiğini, davalının, müvekkilinin yıllardır ithal ederek satmakta olduğu ürünü taklit ederek satması ve bundan gelir elde etmesi ve hatta ... ismini kendi adına hukuka aykırı olarak tescil ettirmesinin, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun marka hükümsüzlüğü sebeplerini düzenleyen hükümlerine ve sair mevzuata açıkça aykırılık teşkil ettiğini ve müvekkilinin ticari menfaatlerini ciddi şekilde zedelediğini, davalıya ihtarname keşide edildiğini, ancak, davalının menfaati zedelenen kendisiymiş gibi müvekkiline ihtarname keşide ettiğini, bu hususun da davalının kötüniyetli davranışının bir göstergesi olduğunu, müvekkilinin, işbu marka hükümsüzlüğü davasını açmakta SMK m.25/2 uyarınca menfaat sahibi olduğunu, dolayısıyla müvekkilinin dava takip yetkisi ve taraf sıfatı bulunduğunu, somut olayda SMK m.6/9 uyarınca kötü niyetli tescilin söz konusu olduğunu, davalı tarafından tescil edilen "...." ibaresinin tescilinin ve kullanımının halkı yanıltacak nitelikte olduğunu bu sebeple de hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini, davalı taraf, Mosier International adına tescilli olan ve müvekkilinin satışa sunduğu ürünler üzerinde de yer alan "Alco" markasının logosunu taklit ederek ürünün üzerinde kullandığını, diğer yandan, davalı tarafın "..." markasını kullandığı ürün ambalajlarının üzerinde, dünyaca ünlü ...." markasını ve logosunu da kullandığını ve ayrıca "..." ("Kullanılan teknoloji için ABD’de üretilmiştir.") ibaresini ve Amerika Birleşik Devletleri bayrağını da taşıdığının görüldüğünü, bu bakımdan davalı tarafa kötüniyetli bir şekilde "..." ibaresini taklit etmesinin yanı sıra, ayrıca ürünün sanki ABD menşeili olduğu ve aynı zamanda, davalının .... markası ve ... markası ile bağlantılı olduğu izlenimi yaratmayı amaçladığını, ancak davalı tarafından piyasaya sunulan ürünün, anılan marka veya kurumlarla ya da Amerika Birleşik Devletleri ile hiçbir ilgisi bulunmadığını, müvekkilinin davalının kötüniyetli marka tescilinden doğan tazminat dahil olmak üzere fazlaya ilişkin tüm hakları saklı kalmak kaydıyla, SMK m.6/9 uyarınca kötü niyetle tescil edilen ... sayılı "...." markasının hükümsüzlüğüne, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesi ile, davacının açmış olduğu davanın hukuki yarar yokluğundan usulden reddi gerektiğini, Yargıtay kararlarında markanın sahibi olmayan distribütörlerin, hukuki menfaatleri bulunduğundan hükümsüzlük davası açabileceklerinin kabul edildiğini, davacının sunmuş olduğu dava dilekçesinde deliller bölümünde marka sahibi olduğunu iddia ettiği dava dışı Kanada merkezli ... isimli firma ile aralarında distribitörlük anlaşması yapıldığına dair bir delil ve belge sunmadığını, iş bu nedenle huzurdaki davayı açmakta herhangi bir hukuki yararı bulunmadığını, davacının taraf sıfatı bulunmadığını, Kanada Ülkesi ve Amerika Ülkesi marka patent sicilleri incelendiğinde dahi ... markasının sahibi olduğu iddia edilen dava dışı Kanada merkezli ... firmasının 4. Sınıfta tescilli bir .... markasının olmadığı taraflarınca yapılan incelemede görüldüğünü, iş bu durumda tescilli olmayan bir marka hakkında huzurdaki davayı açmakta hukuki yarar bulunmadığını, müvekkilinin kendi tescil ettirdiği markada dava dışı şirketin ... isimini de kullanmadığını, belirtilen nedenlerle davanın öncelikle usulden reddini talep ettiklerini, müvekkilinin, davacının davaya konu ettiği ürün cinsinden motor yağı ürettiğini, uzun yıllardır üretimini ..... markası adı altında yaptığını, ..... markasını Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde ..... tescil numarası ile tescillediğini, müvekkiline ait ..... markanın yağ ürünleri Türkiye pazarında tanındığını ve satışı devam ettiğini, müvekkilinin 2022 .... tescil numarası ile █████/2022 tarihinde Türk Patent Kurumu nezdinde "..." markasını adına tescil ettirdiğini, tescil sürecinde de herhangi bir itirazla karşılaşmadığı gibi Türk Patent Kurumu nezdindeki tescil sürecinde yapılan incelemede de bir engel durum ile karşılaşmadığını, müvekkilinin kötü niyetli olduğu iddialarını kabul etmediklerini, davacının ve dava dışı Kanada merkezli ... isimli firmasının Kanada'da, Amerika'da Türkiye'de ... ismiye tescil ettirmediği markasının bir an için Uluslararası Sözleşmeler bağlamında korunacak olduğunu kabul edecek olsalar dahi ilgili markanın Türkiye'de ve diğer ülkelerde tanınmışlık kriterinde faydalanarak korunmasının mümkün olmadığını, ne davacı ne de dava dışı Kanada merkezli firmanın tüm bu kriterleri yerine getirmemiş olduğunun açıkça ortada olduğunu ve SMK ilgili maddeler ve diğer ilgili kanunlar gereği de davacının dava açmakta kanunen dayandığı bir temel bulunmadığını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;Türk Patent ve Marka Kurumu'ndan davalı adına kayıtlı marka tescil belgesi celp olunmuştur.Dosya, davalıya ait ... tescil numaralı markanın hükümsüzlük koşullarının oluşup oluşmadığı, bu kapsamda davacının söz konusu markanın hükümsüzlüğünü talep etme hususunda hukuki menfaatinin bulunup bulunmadığı hususlarında rapor tanzimi için bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişiler █████/2024 tarihli raporlarında; "hükümsüzlük talebi açısından; işaretsel benzerliğin ve sınıfsal benzerliğin söz konusu olduğu; Karıştırılma ihtimali ve buna bağlı olarak gerçekleşecek hükümsüzlüğün varlığı için kural olarak hem işaret benzerliği hem de sınıfsal benzerlik gerektiğinden, belirtilen nedenlerle SMK m.6/1 anlamında hükümsüzlük şartlarının mevcudiyetine ilişkin nihai hukuki değerlendirme ve takdirin Mahkemeye ait olduğu, davalı markasının tescilinde SMK m.6/9 kapsamında kötüniyetin bulunup bulunmadığı hususunun ve buna bağlı olarak verilecek hükümsüzlük kararının takdirinin Mahkemeye ait olduğu, davacının söz konusu markanın hükümsüzlüğünü talep etme hususunda hukuki menfaatinin bulunup bulunmadığı açısından değerlendirmelerre: mali incelemeler sonucunda, davacı tarafın, dava konusu .... markaya yönelik en eski kullanım tarihinin █████/2005 olduğu, söz konusu kullanımların yurt dışından ithal edilen ürünlere ait faturalar üzerinde kullanıldığı ve bu faturaların ticari defterlere usulüne uygun olarak kayıt edildiği, söz konusu kullanımların sonraki yıllarda da aynı şekilde devam ettiğinin görüldüğü, davacı tarafın, dava konusu ... ibareli markayı, 2005 yılından başlayarak alış ve satış faturalarında, 2008 yılı kataloglarında, ve 2010-2023 yılları arasında stok kayıtlarında ciddi biçimde kullandığı, söz konusu kullanımların 4.sınıfta yer alan; "sınai amaçlı yağlar" emtiasında olduğunun tespit edildiği, dolayısıyla, davacı her ne kadar Türkiye’de davaya konu "...." ibareli herhangi bir marka tesciline sahip olmamakla birlikte, Mali inceleme ile Davacının davaya konu markayı taşıyan ürünleri yurtdışından ithal ederek Türkiye’de ticarete konu ettiği, söz konusu "..." ibaresini taşıyan bu ürünlerin 04. Sınıf kapsamında yer alan ürünler oldukları ve bu ticaretin hacminin satış adetleri ve satış cirolarına bakıldığında ciddi kullanımlar olduğu kanaatine varıldığı, davalının hükümsüzlüğe konu markasının tescil başvurusunun █████/2022 tarihinde yapılmış olduğu, █████/2022 tarihinde markanın tesciline karar verildiği, davalı tarafından markanın kullanımın tecavüz teşkil ettiğinden bahisle 06 Mart 2023 tarihinde ihtarname çekilerek markasal kullanımın sonlandırılmasının talep edildiği, davacının "markanın tescili veya tescile dayalı olarak kullanılması nedeniyle bir menfaati veya hakkı halele uğramış kişiler, söz konusu işareti kullanabilme olanağı haksız şekilde kısıtlanan ya da kısıtlanma tehlikesi altında bulunan kişiler" kapsamında "menfaati olanlar" olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceğine ilişkin husus "hukuki değerlendirme" niteliği arz ettiğinden nihai hukuki değerlendirme ve takdirin Mahkemeye ait olduğu" hususlarını tespit ve rapor etmişlerdir.Davalı vekili █████/2024 tarihli dilekçesi ile, raporda davacının dilekçesinde beyanlarına ilişkin olarak ülkesel bazda herhangi bir tescil no vs bildirilmediği ve dolayısıyla bu konuda herhangi bir inceleme ve değerlendirmede bulunma imkanı olmamasına rağmen davacının lehine olan tüm tespitlere itiraz ettiklerini, davacı tarafından inceleme günü sunulan ürün kataloglarında hükümsüzlüğü istenen söz konusu markanın adının ... olmasına rağmen ... kodlarıyla isimlendirildiği tespit edildiğini, bu durumun davacının multimix ismini ticaretinde kullanmadığının kanıtı olduğunu, davacı tarafın, ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan incelemelerde, davalı tarafından 2022 yılında tescili gerçekleştirilen .... ibareli markanın, 2005 yılına ait ithalat faturalarında kullanıldığı ve sonraki yıllarda sadece firmanın kendi bilgisayrında stok isminde multimix yazdığı tespiti yapıldığını, bu durumun dahi firmanın faturalarında 2005 yılından sonra multimix markalı bir ürün satışının olmadığını, faturada böyle bir markanın belirtilmediğinin ispatı olduğunu, buna rağmen bilirkişi raporunda firmanın ciddi satış rakamları ile satış yaptığı yönünde alakasız bir tesit yapılıp görüş bildirildiğini, davacının sattığı ürünün Alco isimli ürün olduğunu, davacı firmanın sadece kendi bilgisayarında kullanmış olduğu stok programında söz konusu ürüne ait ismi kullanmasının hiçbir geçerliliği bulunmadığını, davacı tarafın 2005 yılından beri multimix isimli ürün satmadığını, bu durumun dahi bilirkişi raporunda tespit edildiğini, davacı ile .... isimli şirket arasında şu ana kadar dava dosyasına sunulmuş bir distribütörlük anlaşması belgesi bulunmadığını, davaya konu söz konusu multi-mix markasının Paris Anlaşması üye ülkelerden birinde kayıtlı olmaması karşısında söz konusu ismin Türkiye'de SMK ilgili maddelerinden yararlanılamayacağı gibi müvekkili hakkında herhangi bir kötü niyet iddiası da ileri sürülemeyeceğini, açıklanan nedenlerle, bilirkişi raporunda aleyhe beyanlara ve tespitlerin tümüne açıkça itiraz ettiklerini, yeniden rapor düzenlenmek üzere dosyanın Üniversite Öğretim Üyesi Bilirkişi Heyetine tevdine karar verilmesini talep etmiştir.Dava, davalıya ait markanın hükümsüzlüğü talebine yöneliktir. SMK'nun 25.md'si hükümsüzlük hallerini düzenlemektedir. Buna göre 5.md'deki mutlak red; ve 6.md'deki nisbi red sebepleri hükümsüzlük sebebidir. SMK'nun 6/1 md'sine göre, tescil başvurusu yapılan bir markanın tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. SMK 6/3 maddesine göre, başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.Karıştırılma ihtimali ortalama tüketicilerin her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Eğer mal veya hizmetin aynı işletmeden ileri geldiği yönünde bir algılama ortaya çıkıyor, yani bir işletmeye ait mal veya hizmet başka bir işletmeye ait mal veya hizmet ile karıştırılıyor ve bu nedenle satın alınıyor ise doğrudan karıştırma ihtimali; eğer mal veya hizmetin markası birbirinden ayırd ediliyor ancak bunların aynı işletmenin markaları olduğu ya da bu mal veya hizmetin aralarında ekonomik bağlantı bulunan işletmelerden geldiği biçiminde bir algılama oluşuyor ise bu halde de dolaylı karıştırma ihtimalinden söz edilecektir. Davacının "sınai amaçlı yağlar" emtiasına yönelik tescilsiz fiili kullanımında yer alan marka "..." unsurundan; hükümsüzlük talebine konu 04.sınıfta tescilli davalıya ait ... tescil numaralı marka "...." unsurundan oluşmaktadır. Taraf markalarında yer alan Türkçe'ye "çoklu karışım" olarak çevirisi yapılan "...." ibaresi esas ve ayırdedici unsuru oluşturmaktadır. Markaların genel görünümü ve dizaynı nazara alındığında aralarındaki farkın yazım stili ve aradaki "-" işaretinden olduğu, taraf markalarının esas unsur açısından yüksek derecede benzer olduğu ve iltibasa sebebiyet vereceği, işaretsel benzerliğin yanında sınıfsal benzerliğin de söz konusu olduğu kanaatiyle SMK 6/1 anlamında taraf markaları arasında benzerlik ve karıştırma ihtimalinin bulunduğu kanaatine ulaşılmıştır. Burada üzerinde durulması gereken husus, davacının, davalı markasının hükümsüzlüğünü talep etme hususunda hukuki menfaatinin bulunup bulunmadığıdır.SMK 25/2 maddesine göre "Menfaati olanlar, Cumhuriyet savcıları veya ilgili kamu kurum ve kuruluşları markanın hükümsüzlüğünü mahkemeden isteyebilir.". Menfaati olanlar kavramı ile ne anlaşılması gerektiği ise somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmelidir. Buna göre menfaati olan taraf mutlaka marka sahibi olması gerekmediği gibi, distribütörlük sözleşmesi olmaksızın hükümsüzlüğe dayanak marka tescilinden hakkı zarar gören yahut görme tehlikesi atında bulunanlar da bu kavrama dahil edilmelidir.(Yargıtay 11. HD, 21.05.2008 T, █████████ E, █████████ Kararı ve Yargıtay 11. HD, 11.09.2013 T, ██████████ E, ██████████ K)Davaya konu olayda, davacının, davalı markası ile yüksek benzerlik içeren markayı havi ürünleri, davalı markası ile aynı emtia grubunda, ithal ve ticaretini, davalı tescil başvuru tarihinden çok önceki tarihlerden beri yaptığı, davalının tescilden doğan haklarını davacıya karşı kullanması durumunda davacının menfaatinin haksız bir şekilde zarara uğrayacağı anlaşıldığındın davacının hükümsüzlük davası açmakta hukuki yararının bulunduğu kanaatine ulaşılmıştır. Kötüniyet iddiası yönünden yapılan incelemede;Kötüniyetten ne anlaşılması gerektiği ve hangi koşullarda varlığının kabul edilmesi gerektiği her somut olayda ayrıca değerlendirilmesi gereken bir husus olmakla birlikte "ticari dürüstlük kurallarına aykırı olarak ve başkasının markasını ele geçirmeye, başkasının markasının tanınmışlığından haksız yarar sağlamaya yönelik olarak, "önceki marka sahibini tescil konusu ürünleri pazarlamaktan alıkoyma, piyasaya girmesini engelleme amacı ile" yapılmış tesciller kötüniyetli kabul edilmektedir. Hukukumuzda iyiniyet asıldır. Yani kötüniyet iddiasında bulunan bu iddiasını ispat külfeti altındadır. Münhasıran davalı markasının davacı markasına benzerliği, yan delillerle desteklenmediği müddetçe, tek başına kötüniyetli tescilin varlığını kabule yeterli değildir. Bu nedenle davaya konu olayda davalının markanın kötüniyetli tesciline delalet eder yeterli ve somut delil dosyaya sunulmadığından bu iddianın ispatlanamadığı kanaatine varılmıştır.Tüm bu nedenlerle davacının davasının kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-Davacının davasının KABULÜ İLE;-Davalıya ait .... tescil numaralı markanın hükümsüzlüğüne, karar kesinleştiğinde sicilden terkinine,2-Alınması gereken 615,40 TL ilam harcından, peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL harcın, davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, 3-Davacı kendisini vekille temsil ettirmekle, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 40.000,00 TL vekalet ücretinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafça yapılan 80,70 TL başvurma harcı, 80,70 TL peşin harç, 7.000,00 TL bilirkişi ücreti ve 248,00 TL posta-tebligat masrafı olmak üzere toplam 7.409,40 TL yargılama giderinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Karar kesinleştiğinde kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine,Kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememize verilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliyesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.█████/2025Katip ...Hakim ...