Anahtar kelimeler: Tişört Eşofman Üretip Partiler Takimi Takımlarının Satımdan Ediminin Akdedildiğini Kdv

T.C. İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : ████████ Esas
KARAR NO : ████████
DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : █████/2020
KARAR TARİHİ : █████/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında 21.06.2019 tarihinde 2019/... sayılı sözleşmenin akdedildiğini, bu sözleşme uyarınca 78.000 adet TİŞÖRT-1, 149.200 adet TİŞÖRT-2, 30.642 adet TİŞÖRT-3 ve 81.000 adet EŞOFMAN TAKIMI-1 üretip teslim etme ediminin yüklenildiğini, bunun karşılığında davalı tarafça 9.176.547,36 TL + KDV ödeneceğinin taahhüt edildiğini, sözleşme süresi içerisinde teknik şartnameye ve işin niteliğine uygun bir şekilde partiler halinde davalıya teslim edildiğini, teslim edilen ürünlerin tutanak karşılığında teslim edildiğini, davalı tarafın müvekkiline █████/2020 tarihli yazısı ile eşofman takımlarının teknik şartnameye uygun olmadığını, kumaşın şartnamede belirtilen gramaj ağırlığının altında olduğunu, üretilen eşofmanlarda iki aynı beden arasında ebat farklılıklarının olduğunu, fermuar dikim hatalarının olduğunu, 32.224 adet eşofman takımı ürününün kabulünün yapılamayacağını belirterek söz konusu ürünlerin 3 gün içinde geri alınmasını ihbar ettiklerini, müvekkilinin cevabi ihtarname ile söz konusu ürünlerin bedellerinin ödenmesini talep ettiğini, davalının söz konusu faturayı iade ettiklerini, söz konusu eşofman takımları ürünlerinin üzerinde bilirkişi incelemesi yapılması için.... Asliye Ticaret Mahkemesinin ███████ Değişik iş dosyası üzerinden delil tespiti talep ettiklerini, ürünlerde maddi veya hukuki olarak hiçbir şekilde ayıp bulunmadığını, ürünlerin tamamının iade edilmesinin sözleşmeye ve hukuka aykırı olduğunu belirterek şimdilik 10.000,00 TL bedelin davalı tarafa gönderilen faturanın tebliğ tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkiline verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; faiz talebine ilişkin itirazlarının olduğunu, alınan bilirkişi raporunda farklılıkların bilirkişiler tarafından ortaya konulduğunu, ürünlerin şartnameye aykırı olduğunu, ihtarnamede belirtilen 3 günlük sürenin iş yoğunluğu nedeniyle gerçeğe uygun olmadığını, davacının sözleşmeye aykırı davrandığını, müvekkilinin muayene ve kabul işlemleri için çağrısına cevap verilmediğini belirterek ürünlerin şartnameye aykırılığının tespiti ile davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir.
Mahkememiz dosyasının █████/2021 tarihli celsesinin 1 numaralı ara kararı uyarınca taraf tanıklarının gelecek celse dinlenilmesine karar verilmiş olup, █████/2022 tarihli celsede dinlenilen davalı tanığı ...'ın beyanında;"ben... Tic. A.Ş.'de kordinatör olarak kadroluyum ancak dış görev ile ....nde kordinatör olarak çalışıyorum, 2019 yılında ....ndeki spor malzemesi ihtiyaçlarını tespit ederek ... AŞ ye bildirdik, davalı şirketçe yapılan ihale sonrasında bize numune ürünler geldi, numune ürünlerin şartnameye uygun olmadığını, bel lastiklerinin kötü, iplerinin olmadığını ve kumaşının şartnameye uygun olmadığını, logolarının ebatlara uygun olmadığını yada eksik olduğunu davacının çalışanlarına şifahen söyledik, gerekli yazışmayı ... yapmıştı, ayrıca gelen ürünün üzerine de yazdık, sonrasında yeniden numune gönderilmeden spariş hazırlanarak...'a gönderilmiş, orada yapılan kontrollerde ürünlerin şartnameye uygun olmadığı tespit edilmiş, bildiklerim bundan ibarettir. bize gelen numune ürünleri getiren davacı çalışanına iade ettik, numuneler bizde değildi, sadece fotoğraflarını çektik, biz numunenin üzerine " model olarak tamamdır, lacivert kumaş dalgıç kumaş olacak " yazdık, burada anlatılmak istenen kumaşın hatalı olduğu ve değiştirilmesi gerektiğiydi, bunun dışında model olarak doğru olduğunu da belirtmiş olduk." dediği görüldü.
Yine aynı celsede dinlenilen davalı tanığı ...'ın beyanında:"Ben...'da ofis personeli olarak çalışıyorum, davaya konu spariş sürecini ben yönettim, biz ... Gençlik Spor Müd.den gelen talep üzerine yüklenici firmaya bir toplantı maili attık, GSM de bir toplantı yapıldı, bunun neticesinde ürün sparişini geçtik, spariş üzerine hazırlanan ürünler bizim depoya geldi, sonrasında ürünlerde yapılan kontrollerde kol ve yaka kısımlarında iplik - dikiş hatası bulunduğundan ve özel kuruluşun teknik testinden geçememiş olması nedeniyle ve mevcut şartnameye uymaması nedeniyle ürünler kabul edilmedi. GSM de benimde iştirak ettiğim bir toplantıda biz istediğimiz ürünleri anlatmak için GSM tarafından bazı numuneler fiziken gösterildi, bu tür sparişlerde numune oluşturma şartımız yoktur, numune örnekleri genel olarak bizde saklanır. spariş sürecinin sonunda teknik şartnameye uygun olarak ürünlerin üretilmesi için kesin spariş maili atıldı, gelen ürünler kabul edilmedi, karşı taraftan bize bir numune gelmedi, doğrudan sparişler teslim edildi, davacı vekilinin bahsettiği üzerine not yazılı numuneyi görmedim, davacı firmanın GSM den birilerine gösterip göstermediği hakkında bir bilgim yoktur." dediği görüldü.
Mahkememiz dosyasının █████/2022 tarihli celsesinin 3 numaralı ara kararı uyarınca keşif yapılarak bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiş olup, █████/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle;" -Keşifte temin edilen numunelerin bedenlerinin kendi içerisinde uyumlu olduğu,
-Kumaş ağırlığı bakımından ise istenen özellik ve ağırlığın teknik şartnamede belirtildiği işlemler esnasında kumaş gramajında değişim olacaksa da bu değişimin öngörülebilir olduğu fakat mevcut gramaj farklılıklarının kullanımı etkilemeyeceği,
-Kullanılan fermuar ölçüsü açısından ise davacının kullandığı fermuarların makul olduğu ve teknik şartnamedeki ölçünün hayatın olağan akışına uymadığı keza numunede de 20 cm fermuar kullanılmadığı,
-Davacının ürettiği ürünlerin dikiş kalitesinin düşük olduğu,
-Logo baskılarında teknik şartnameye aykırılıklar ve hatalar olduğu,
-Tüm bu nedenlerle sonuç itibariyle üretilen ürünlerin dikişlerden dolayı ayıplı olduğu ve kabul edilebilir nitelikte olmadığı,
-Ayıp ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığının Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu" şeklinde görüş ve kanaatinde bulunulduğu görüldü.
Mahkememiz dosyasının █████/2022 tarihli celsesinin 1 numaralı ara kararı uyarınca ek rapor alınmak üzere dosyanın bilirkişiye tevdine karar verilmiş olup, █████/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle:" Taraflar arasında 2.075.094,57 TL davacı lehine fark çıkmaktadır.
Rapor içerisinde tarafların muavin defter dökümleri incelendiğinde;
Öncelikle davalı tarafından davacı tarafa düzenlenen 06.02.2020 tarih ve ... nolu, 2.097.163.70 TL bedelli, futbol eşofman takımı açıklamalı iade fatura, davacı kayıtlarında yer almamaktadır. Ancak iade konusu mallar davalı şirket deposunda yer almaktadır
Bu arada davacı taraf 2019 yılı Muavin Defter dökümü incelendiğinde; 11.09.2019 tarih ve ... sıra no.lu, dijital baskılı sporcu Tshirt açıklamalı, 1.000,00 TL bedelli fatura içeriği malı davalı tarafa teslim edildiğine dair bir belgeye dosya kapsamında rastlanılmamıştır. Bunun yanında 23.01.2020 tarihli Hakediş Raporunun incelenmesinde tespit edilen (-) 47.692,80 TL bedel davacının hesabına borç kaydedildiğini, yapılan ödemeler sonucunda 03.09.2020 tarihi itibariyle davalının hesap bakiyesinin -0- olduğu tespit edilmiştir.
Halbuki Hakim ...nezaretinde yapılan keşifte yapılan incelemeler sonucunda Bilirkişi Heyetinde bulunan Tekstil Mühendisi ... tarafından yapılan tespitler sonucunda dikiş kalitesinin düşük olduğu, logo baskılarında teknik şartnameye aykırılıklar ve hatalar olduğu, ürünlerin dikişlerden dolayı ayıplı olduğu ve kabul edilebilir nitelikte olmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Bu durumda 15.06.2022 tarihli Bilirkişi Raporu' nun Sonuç bölümünde yer alan tespitlerde bir değişik olmadığı ve aynen korunduğu, davalının davacıya herhangi bir borcu bulunmadığı," şeklinde görüş ve kanaatinde bulunulduğu görüldü.
Mahkememiz dosyasının █████/2023 tarihli celsesinin 1 numaralı ara kararı uyarınca dosyanın ek rapor alınmak üzere bilirkişiye tevdine karar verilmiş olup, █████/2023 havale tarihli bilirkişi ek raporunda özetle;"Söz konusu yazıdan teslimatın 20.12.2019, 23.12.2019, 24.12.2019, 25.12.2019, 26.12.2019, 27.12.2019 ve 09.01.2020 tarihlerinde parça parça teslim edildiği, 24.01.2020 tarihli yazı ile de ayıp ihbarında bulunduğu anlaşılmaktadır.
Sözleşmenin 30. maddesinde yüklenicinin başvurusu üzerine en geç bir ay içinde muayene komisyonunun gerekli incelemeleri yapıp uygun olmayan kısımları reddedebileceği yazılıdır.
Bu durumda davalının süresinde ayıp ihbarında bulunduğu düşünülmekle birlikte, nihai takdiri Sayın Mahkemenize aittir." şeklinde görüş ve kanaatinde bulunulduğu görüldü.
Mahkememiz dosyasının █████/2024 tarihli celsesinin 2 numaralı ara kararı uyarınca yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınmasına karar verilmiş olup, █████/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle;" 1- Dava konusu olayda davacı şirketin davalı şirkete 2.109.663,19 TL tutarlı fatura düzenlediği, bu düzenlenen faturadan teslim alınmayan 32.224 adet eşofman için davalı şirket tarafından 2.097.163,70 TL İADE faturası düzenlendiği, dolayısıyla davalı şirketin dava konusu faturadan (2.109.663, 19-2.097.163,70-12.499,49) 12.499,49 TL borcu kaldığı, bu borcunu da ihtilafsız olan her ketin yasal defterlerinde kayıtlı 12.499,49 TL 03.09.2020 tarihli ödeme dekontu ile yaparak faturanın kalan bakiyesinin ödendiği, dolayısıyla dava konusu olayla ilgili davacının davalıdan alacaklı olmadığı, taraflar arasındaki bakiye farkının dava konusu ile ilgisinin var olmadığı.
2- Bilirkişi kök ve ek raporunda da belirtildiği üzere gramajının istenenden düşük olduğu, dikiş kalitesinin düşük olduğu ve logo baskılarında teknik şartnameye aykırılıklar bulunduğu, ürünlerin ayıplı olduğu ve kabul edilebilir nitelikte olmadığı,
3- Bilirkişi ek raporunda ürünlerin 20.12.2019 ile 09.01.2020 tarihleri arasında teslim edildiği, sözleşmenin 30. maddesinde yüklenicinin başvurusu üzerine en geç bir ay içinde muayene komisyonunun gerekli incelemeleri yapıp uygun olmayan kısımları reddedebileceği yazılı olduğu, buna göre ayıp ihbarının süresinde yapıldığı,
4- Sözleşmede belirlenen ve en fazla bir ay olacağı ifade edilen sürenin ayıp bildiriminin yapılmasına ilişkin olmayıp, ayıp tespitinin yapılmasına ilişkin olduğu, bu bağlamda ayıp tespit edildikten sonra, davalının davacıya bildirimde bulunmasına ilişkin süre başlayacağı,
5- Keza TBK m. 225 kapsamında, satıcılığı meslek edinmiş olan kişilerin, meslekleri gereği bilmeleri gereken ayıplar bakımından, ağır kusurlu olduklarının kabul edildiği, satıcılığı meslek haline getirmiş kişilerin de, bilmeleri gereken ayıplar bakımından, alıcının külfetleri yerine getirmemesini ileri sürerek sorumluluktan kurtulma imkanlarının bulunmadığı," şeklinde görüş ve kanaatinde bulunulduğu görüldü.
Mahkememiz dosyasının █████/2024 tarihli celsesinin 1 numaralı ara kararı uyarınca son heyetten ek rapor alınmasına karar verilmiş olup, █████/2025 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle;" Kök rapordaki sonuç ve kanaate ilave olarak "Davacı tarafından teslim edilen dava konusu eşofman takımının sözleşme teknik şartnamesine uygun olmayan AÇIK AYIPLI olarak davalıya teslim edildiği, davalı şirket tarafından yasal süre olan 8 gün inde konunun uzmanı test firmasına numunelerin teslim edildiği ve test firmasının ayıplı ürün tespitine istinaden son ürün teslim tarihi olan 27.12.2019 tarihinden sonraki bir aylık süre olan 27.01.2020 tarihinden önce 24.01.2020 tarihinde sözleşmenin 30/d maddesine göre Muayene ve Kabul Komisyonunca malların kabul edilmediği yazısının taahhütlü olarak davacıya gönderildiği,
Keza TBK m. 225'e göre “(1) Ağır kusurlu olan satıcı, satılandaki ayıbın kendisine süresinde bildirilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulamaz. (2) Satıcılığı meslek edinmiş kişilerin bilmesi gereken ayıplar bakımından da aynı hüküm geçerlidir.”
Doktrinde söz konusu kanuni düzenlemeye ilişkin olarak, “... satıcılığı meslek edinmiş olan kişilerin, meslekleri gereği bilmeleri gereken ayıplar bakımından, ağır kusurlu oldukları kabul edilmektedir. Bu bakımdan, satıcılığı meslek haline getirmiş kişilerin de, bilmeleri gereken ayıplar bakımından, alıcının külfetleri yerine getirmemesini ileri sürerek sorumluluktan kurtulma imkanları ortadan kaldırılmıştır.” yönünde açıklamanın yer aldığı, (Yünlü, Semih: “Türk Borçlar Kanunu Hükümlerince Satıcının Ayıp Sorumluluğu Bakımından Alıcının Külfetleri”, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi * Cilt 25, Sayı 1, Haziran 2019, s. 352)." şeklinde görüş ve kanaatinde bulunulduğu görüldü.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ GEREKÇE:
Dava; sözleşmeden kaynaklanan fatura alacağının tahsili istemine ilişkin olup, uyuşmazlık; davacı tarafça sözleşmeye konu ürünlerin taraflar arasındaki sözleşmeye uygun olarak üretilip davalıya teslim edilip edilmediği, ürünlerde ayıp bulunup bulunmadığı, ayıp ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığı, davacının dava tarihi itibariyle alacağının bulunup bulunmadığı noktasındadır.
Davacı dava dilekçesinde; davacı ile davalı toplam muhtelif 4 kalemden oluşan ve teknik özellikleri ve miktarları teknik şartnamede düzenlenen "2019 yılı muhtelif spor organizasyonları için spor malzemelerinin temini için 21.06.2019 tarihinde 2019/... sayılı sözleşme" akdedildiğini, bu sözleşme uyarınca davacının teknik şartnamede belirtilen 78.000 adet tişört-1, 149.200 adet tişört-2, 30.642 adet tişört-3 ve 81.000 adet eşofman takımı-1 üretip teslim etme edimini yüklendiğini, bunun karşılığında davalı tarafça 9.176.547,36 tl + kdv ödeneceğinin taahhüt edildiğini, davacı tarafça teknik şartname ve sözleşmeye uygun olarak üretilen ürünlerin partiler halinde davalıya teslim edildiğini, ancak davalı tarafın davacıya hitaben 24.01.2020 tarihli yazı ile EŞOFMAN TAKIMI-1 ürünlerinin ... ... A.Ş.ye inceletildiğini ve bu şirketin ... numaralı raporuna göre bu ürünlerin EŞOFMAN TAKIMI-1 teknik şartnamesini karşılamadığını, kumaşın şartnamede belirtilen gramaj ağırlığının altında olduğunun belirlendiğini, ayrıca üretilen eşofmanlarda iki aynı beden arasında ebat farkları olduğunu, fermuar dikim hataları olduğunu iddia ederek teknik şartnameye aykırı olduğu tespit edilen 32.224 adet EŞOFMAN TAKIMI-1 ürününün kabulünün yapılamayacağını, ayrıca keşide edilen faturada şirket yetkilisinin imzasının olmadığını belirterek söz konusu ürünlerin 3 gün içerisinde geri alınmasını ihbar ettiğini, ürünlerde maddi veya hukuki hiçbir ayıp bulunmadığını, keza ürünlerde şartnameye aykırılık tespit edilmiş olsa dahi sözleşmenin 30. Maddesinin (h) bendi işletilmeden ürünlerin tamamının iade edilmesinin de sözleşmeye ve hukuka aykırı olduğunu beyan etmiş ve alacak iddiasında bulunmuştur.
Davalı taraf davaya cevap dilekçesinde; dava konusu ürünlerin şartnameye aykırı olduğunu, ürün teslimi akabinde ürünlerin test edileceğinin davacıya bildirilmiş olduğunu, son parti ürünün 27 Aralık 2019 tarihinde teslim edildiğini, bundan kısa bir süre içinde Intertek ... A.Ş.’ye yaptırılan analizin sonucunun █████/2020 tarihinde çıkmış olduğunu, davalı gibi büyük şirketlerde aynı gün cevap, ihtar verme işlemlerinin iş yoğunluğu sebebi ile mümkün olamayabildiğini ve bununla birlikte sözleşme ve şartnameye uygun sürede ihtarname gönderildiğini belirtmiş ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkememizce taraf delilleri toplanmış, taraf tanıkları dinlenmiş, mahallinde bilirkişi heyeti eşliğinde keşif icra edilmiş, bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan kök rapor ve tarafların itirazlarının değerlendirilmesi ilişkin ek rapor dosyaya kazandırılmıştır.
Bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan █████/2022 tarihli raporda " -Keşifte temin edilen numunelerin bedenlerinin kendi içerisinde uyumlu olduğu,
-Kumaş ağırlığı bakımından ise istenen özellik ve ağırlığın teknik şartnamede belirtildiği işlemler esnasında kumaş gramajında değişim olacaksa da bu değişimin öngörülebilir olduğu fakat mevcut gramaj farklılıklarının kullanımı etkilemeyeceği,
-Kullanılan fermuar ölçüsü açısından ise davacının kullandığı fermuarların makul olduğu ve teknik şartnamedeki ölçünün hayatın olağan akışına uymadığı keza numunede de 20 cm fermuar kullanılmadığı,
-Davacının ürettiği ürünlerin dikiş kalitesinin düşük olduğu,
-Logo baskılarında teknik şartnameye aykırılıklar ve hatalar olduğu,
-Tüm bu nedenlerle sonuç itibariyle üretilen ürünlerin dikişlerden dolayı ayıplı olduğu ve kabul edilebilir nitelikte olmadığı,
-Ayıp ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığının Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu
Sonuç ve kanaatine varılmıştır." şeklinde değerlendirme yapıldığı görülmüştür.
Aynı heyet tarafından hazırlanan █████/2023 tarihli ek bilirkişi raporunda "Sayın Mahkemenizin █████/2022 tarihli ara kararında,
“1-... tarafların ticari defterlerindeki bakiyeleri arasındaki farklıkların sebebi…” denilmektedir.
Taraflar arasında 2.075.094,57 TL davacı lehine fark çıkmaktadır.
Rapor içerisinde tarafların muavin defter dökümleri incelendiğinde;
• Öncelikle davalı tarafından davacı tarafa düzenlenen 06.02.2020 tarih ve ... no.lu, 2.097.163.70 TL bedelli, futbol eşofman takımı açıklamalı iade fatura, davacı kayıtlarında yer almamaktadır. Ancak iade konusu mallar davalı şirket deposunda yer almaktadır.
• Bu arada davacı taraf 2019 yılı Muavin Defter dökümü incelendiğinde; 11.09.2019 tarih ve ... sıra no.lu, dijital baskılı sporcu Tshirt açıklamalı, 1.000,00 TL bedelli fatura içeriği malı davalı tarafa teslim edildiğine dair bir belgeye dosya kapsamında rastlanılmamıştır.
• Bunun yanında 23.01.2020 tarihli Hakediş Raporunun incelenmesinde tespit edilen (-) 47.692,80 TL bedel davacının hesabına borç kaydedildiğini, yapılan ödemeler sonucunda 03.09.2020 tarihi itibariyle davalının hesap bakiyesinin -0- olduğu tespit edilmiştir.
• Halbuki Hakim ...nezaretinde yapılan keşifte yapılan incelemeler sonucunda Bilirkişi Heyetinde bulunan Tekstil Mühendisi ... tarafından yapılan tespitler sonucunda dikiş kalitesinin düşük olduğu, logo baskılarında teknik şartnameye aykırılıklar ve hatalar olduğu, ürünlerin dikişlerden dolayı ayıplı olduğu ve kabul edilebilir nitelikte olmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Bu durumda 15.06.2022 tarihli Bilirkişi Raporu’ nun Sonuç bölümünde yer alan tespitlerde bir değişik olmadığı ve aynen korunduğu, davalının davacıya herhangi bir borcu bulunmadığı, " şeklinde değerlendirme yapıldığı görülmüştür.
Kök raporun sunulmasının akabinde bilirkişi heyetinden ek raporlar alınmıştır.
Mahkememiz █████/2024 tarihli celsesinde gerek dosyada alınan raporların niteliği gerekse taraf itirazları dikkate alınarak; dosyada aynı heyetten birden fazla bilirkişi raporu alınmasına rağmen sunulan ek raporun ara kararı karşılamadığı görülmekle; dosyanın bir tekstil mühendisi , bir mali müşavir ve bir borçlar hukuku alanında nitelikli hesaplama uzmanından oluşacak yeni bir bilirkişi heyetine tevdi ile; dosya arasında bulunan tespit raporu, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporları, taraf beyanları ve tüm bilgi belgeler incelenerek; ön inceleme duruşmasında belirlenen uyuşmazlık noktasında rapor düzenlenmesinin istenilmesine, ayrıca bilirkişi heyetinden davalının ayıp iddiasının yerinde olup olmadığı, yerinde ise süresinde ayıp ihbarında bulunulup bulunulmadığı, tarafların ticari defterlerindeki bakiyeleri arasındaki farklılıkların sebebinin nereden kaynaklandığı, şayet davalının ayıp iddiasının yerinde olduğu kanaatine varılır ise bu durumda ayıpın türünün (gizli-açık) ne olduğu, ürünlerin alıcı tarafından ayıplı hali ile kabul edilebilir nitelikte olup olmadığı, ayıp nedeni ile yapılması gereken indirim bedellerinin tespiti ve ürünlerin taraflar arasındaki sözleşmede belirlenen şartları karşılayıp karşılamadığı hususlarında denetime ve hüküm kurmaya elverişli rapor tanzim edilmesinin istenilmesine karar verilmiş ve █████/2024 havale tarihli yeni bilirkişi heyet raporu dosyaya kazandırılmıştır.
İlgili raporda; " 1- Dava konusu olayda davacı şirketin davalı şirkete 2.109.663,19 TL tutarlı fatura düzenlediği, bu düzenlenen faturadan teslim alınmayan 32.224 adet eşofman için davalı şirket tarafından 2.097.163,70 TL İADE faturası düzenlendiği, dolayısıyla davalı şirketin dava konusu faturadan (2.109.663,19-2.097.163,70=12.499,49) 12.499,49 TL borcu kaldığı, bu borcunu da ihtilafsız olan her iki şirketin yasal defterlerinde kayıtlı 12.499,49 TL 03.09.2020 tarihli ödeme dekontu ile yaparak faturanın kalan bakiyesinin ödendiği, dolayısıyla dava konusu olayla ilgili davacının davalıdan alacaklı olmadığı, taraflar arasındaki bakiye farkının dava konusu ile ilgisinin var olmadığı,
2- Bilirkişi kök ve ek raporunda da belirtildiği üzere gramajının istenenden düşük olduğu, dikiş kalitesinin düşük olduğu ve logo baskılarında teknik şartnameye aykırılıklar bulunduğu, ürünlerin ayıplı olduğu ve kabul edilebilir nitelikte olmadığı,
3- Bilirkişi ek raporunda ürünlerin 20.12.2019 ile 09.01.2020 tarihleri arasında teslim edildiği, sözleşmenin 30. maddesinde yüklenicinin başvurusu üzerine en geç bir ay içinde muayene komisyonunun gerekli incelemeleri yapıp uygun olmayan kısımları reddedebileceği yazılı olduğu, buna göre ayıp ihbarının süresinde yapıldığı,
4- Sözleşmede belirlenen ve en fazla bir ay olacağı ifade edilen sürenin ayıp bildiriminin yapılmasına ilişkin olmayıp, ayıp tespitinin yapılmasına ilişkin olduğu, bu bağlamda ayıp tespit edildikten sonra, davalının davacıya bildirimde bulunmasına ilişkin süre başlayacağı,
5- Keza TBK m. 225 kapsamında, satıcılığı meslek edinmiş olan kişilerin, meslekleri gereği bilmeleri gereken ayıplar bakımından, ağır kusurlu olduklarının kabul edildiği, satıcılığı meslek haline getirmiş kişilerin de, bilmeleri gereken ayıplar bakımından, alıcının külfetleri yerine getirmemesini ileri sürerek sorumluluktan kurtulma imkanlarının bulunmadığı, " şeklinde değerlendirme yapıldığı görülmüştür.
Davacının bilirkişi raporuna itiraz ettiği görülmekle mahkememizce rapora itirazların değerlendirilmesi için ek rapor alınmasına karar verilmiş, bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan █████/2025 tarihli ek raporda " Kök rapordaki sonuç ve kanaate ilave olarak "Davacı tarafından teslim edilen dava konusu eşofman takımının sözleşme teknik şartnamesine uygun olmayan AÇIK AYIPLI olarak davalıya teslim edildiği, davalı şirket tarafından yasal süre olan 8 gün içinde konunun uzmanı test firmasına numunelerin teslim edildiği ve test firmasının ayıplı ürün tespitine istinaden son ürün teslim tarihi olan 27.12.2019 tarihinden sonraki bir aylık süre olan 27.01.2020 tarihinden önce 24.01.2020 tarihinde sözleşmenin 30/d maddesine göre Muayene ve Kabul Komisyonunca malların kabul edilmediği yazısının taahhütlü olarak davacıya gönderildiği,"
Keza TBK m. 225’e göre “(1) Ağır kusurlu olan satıcı, satılandaki ayıbın kendisine süresinde bildirilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulamaz. (2) Satıcılığı meslek edinmiş kişilerin bilmesi gereken ayıplar bakımından da aynı hüküm geçerlidir.” Doktrinde söz konusu kanuni düzenlemeye ilişkin olarak, “… satıcılığı meslek edinmiş olan kişilerin, meslekleri gereği bilmeleri gereken ayıplar bakımından, ağır kusurlu oldukları kabul edilmektedir. Bu bakımdan, satıcılığı meslek haline getirmiş kişilerin de, bilmeleri gereken ayıplar bakımından, alıcının külfetleri yerine getirmemesini ileri sürerek sorumluluktan kurtulma imkanları ortadan kaldırılmıştır.” yönünde açıklamanın yer aldığı," şeklinde değerlendirme yapıldığı görülmüştür.
Somut uyuşmazlıkta; davacı tarafından davalıya teslim edilen ürünlerin ayıplı olup olmadığı, teknik şartname ve taraflar arasındaki sözleşmeye uygun olup olmadığı ve ayıp ihbar sürelerine uyulup uyulmadığı uyumazlık konusudur. Ayıp doktrinde bir malda normal olarak bulunması gereken niteliklerin bulunmaması veya bulunmaması gereken kusurların mevcudiyeti olarak açıklanmaktadır. Somut uyuşmazlık çerçevesinde tarafların tüzel kişi tacir sıfatları bulunmaktadır. Bu bağlamda TTK m. 23/c hükmü “Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır.” şeklindedir. TBK m. 223 ise, “Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır. Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.” ifadelerini içermektedir.
Taraflar arasındaki sözleşme hükümleri ve teknik şartname incelendiğinde; teknik şartnamede sözleşmeye konu ürünlerin niteliklerinin detaylı bir şekilde düzenlendiği görülmüştür. Taraflar arasındaki sözleşmenin 30/d-e-f maddelerinde ise " d) İhale konusu malların İdareye teslim tarihinden itibaren en geç bir ay içinde Teknik Şartname hükümlerine uygunluğunun Muayene ve Kabul Komisyonu tarafından tespitinden sonra malzemelerin kabulü yapılacaktır.
e) Sözleşme konusu taahhüdün tamamlanan ve müstakil kullanıma elverişli mal kalemleri veya kısımları için kısmi kabul yapılacaktır.
f) Muayene ve Kabul Komisyonu tarafından, teslim edilen malların, ihale dokümanında belirtilen şartları sağlayıp sağlamadığı kontrol edilir. İhale dokümanında belirtilen şartlara uymayan kusurların tespit edilmesi durumunda teslimi yapılan malların tamamı Muayene ve Kabul Komisyonu tarafından reddedilebilecektir. " şeklinde denetim, muayene ve kabul işlemleri düzenlenmiştir. Yine sözleşmenin 40.1. Maddesinde "40.1. İdare, teslim edilen malda hileli malzeme kullanılması veya malın teknik gereklerine uygun olarak imal edilmemiş olması veya malda gizli ayıpların olması halinde, malın teknik şartnameye uygun başkan bir mal ile değiştirilmesi veya işin teknik şartnameye uygun hale getirilmesini Yükleniciden talep eder. Malın idare tarafından kabul edilmesi veya işin üretim aşamasında ya da teslim öncesi imalat aşamasında denetlenmiş olması veya işin kabul edilmiş olması Yüklenicinin sözleşme hükümlerine uygun mal teslimi veya iş yapma hususundaki sorumluluğunu ortadan kaldırmaz." şeklinde düzenleme yapıldığı görülmüştür.
Tüm dosya kapsamındaki belgeler ve hükme esas alınan █████/2025 Tarihli ek bilirkişi raporu içeriğinden; davacı şirket tarafından davalı şirkete düzenlenen 31.12.2019 tarihli faturanın davalı şirketin ayıp iddiasında bulunarak kabul etmediği, faturaya konu 32.224 adet eşofmanın en son teslim edilen ürünlerin tarihinin 27.12.2019 tarih 9 no.lu sevk irsaliyesi ile yapıldığı, davacı tarafından davalıya teslim edilen ürün adedi ve teslimatın kısım kısım yapıldığı dikkate alındığında ayıp tespiti ile ilgili sürenin 27.12.2019 teslim tarihinde başlayacağı kanaatine varıldığı, davalı şirket tarafından dava dışı test firması olan ... ... A.Ş. Firmasına ürünlerin test için giriş tarihi ve saatinin 03 Ocak 2020 (09:59) yazılı olduğu, dolayısıyla davalının yasal süre olan (27.12.2019-03.01.2020) 8.gün test yapılmak üzere teslim alınan ürünleri teslim ettiği, test firması tarafından 03.01.2020 tarihinde test için teslim alınan malların sonucu 08.01.2020 tarihinde bir rapor halinde belirlendiğinin görüldüğü, davalı firma tarafından 24.01.2020 tarihli yazı ile test sonucu ve komisyon kararının bildirildiği, taraflar arasındaki sözleşmenin 30. maddesinde yüklenicinin başvurusu üzerine en geç bir ay içinde gerekli incelemelerin yapıp uygun olmayan kısımları reddedebileceğinin yazılı olduğu, dolayısıyla davalı firmanın taraflar arasındaki sözleşme hükümleri dahilinde süresinde bildirimde bulunduğu kanaatine varıldığı, kaldı ki TBK m. 225’e göre “(1) Ağır kusurlu olan satıcı, satılandaki ayıbın kendisine süresinde bildirilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulamaz. (2) Satıcılığı meslek edinmiş kişilerin bilmesi gereken ayıplar bakımından da aynı hüküm geçerlidir.” şeklinde düzenleme bulunduğu, doktrinde söz konusu kanuni düzenlemeye ilişkin olarak, “… satıcılığı meslek edinmiş olan kişilerin, meslekleri gereği bilmeleri gereken ayıplar bakımından, ağır kusurlu oldukları kabul edilmektedir. Bu bakımdan, satıcılığı meslek haline getirmiş kişilerin de, bilmeleri gereken ayıplar bakımından, alıcının külfetleri yerine getirmemesini ileri sürerek sorumluluktan kurtulma imkanları ortadan kaldırılmıştır.” yönünde açıklamanın yer aldığı ( benzer mahiyette İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi ████████ E., █████████ K. Sayılı ilamı) , taraflar arasında düzenlenen teknik şartnamede sözleşmeye konu ürünlerin niteliklerinin detaylı bir şekilde düzenlenmesine rağmen dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarından davacının ürettiği ve davalı tarafından iadeye konu edilen ürünlerin teknik şartnameyi karşılamadığının sabit olduğu, bu hali ile davacının basiretli tacir olarak, imzaladığı sözleşmeye uygun olmayan ürünlere ilişkin olarak ayıp ihbar sürelerini gerekçe göstererek sorumluluktan kurtulmasının mümkün olmadığı kaldı ki taraflar arasındaki sözleşmenin 40.1. Maddesinde "40.1. İdare, teslim edilen malda hileli malzeme kullanılması veya malın teknik gereklerine uygun olarak imal edilmemiş olması veya malda gizli ayıpların olması halinde, malın teknik şartnameye uygun başkan bir mal ile değiştirilmesi veya işin teknik şartnameye uygun hale getirilmesini Yükleniciden talep eder. Malın idare tarafından kabul edilmesi veya işin üretim aşamasında ya da teslim öncesi imalat aşamasında denetlenmiş olması veya işin kabul edilmiş olması Yüklenicinin sözleşme hükümlerine uygun mal teslimi veya iş yapma hususundaki sorumluluğunu ortadan kaldırmaz." şeklinde düzenleme yapılarak işin idarece denetlenmiş veya kabul edilmiş olması halinde dahi yüklenicinin sözleşme hükümlerine uygun şekilde mal teslimi veya iş yapma hususundaki sorumluluğunun ortadan kalkmayacağının düzenlendiği, bu hali ile tüm dosya kapsamından davacı tarafından davalıya teslim edilen fatura konusu malların ayıplı olduğu ve davalı tarafça bu mallara ilişkin faturanın iade edilmesinin yerinde olduğu, dosya kapsamındaki delillerle davacının davasının ispatlanamadığı kanaatine varılmış ve açıklanan nedenlerle ispatlanamayan davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Dava değeri olarak davacı tarafından fazlaya ilişkin haklı tutularak 10.000-TL gösterilmiş ise de; dava konusu faturanın 2.109,663,19-TL değerinde olduğu anlaşılmış, emsal mahiyetteki Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin ████████ E., ████████ K. Sayılı kararında belirtildiği üzere ; kısmi veya belirsiz alacak davalarında, kanun yolu sınırının alacağın tamamına bakılarak belirlenmesi gerektiğinden mahkememiz kararının kesin nitelikte olmadığı anlaşılmış bu nedenle istinaf yasa yolu açık olmak üzere aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-) Davanın REDDİNE,
2-)Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 170,78 TL harcın mahsubu ile bakiye 444,62‬ TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına.
3-) Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, Avukatlık Asgari Ücret tarifesi uyarınca 10.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,
4-) Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-) Davalı tarafça yapılan 49,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-) Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep edilmesi halinde kendilerine iadesine,
7-) Suçüstü Ödeneğinden ödenen 1.320,00TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına.
Dair, hazır bulunanların (e duruşma ile) yüzüne karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2025
Katip ....
Hakim ....

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!