Anahtar kelimeler: Neşrettiğini Neşretmek Ciltlik Neşir Aynısını Amcası Eserini Sayfadan Ahlaki Reklamlarla

T.C. BAKIRKÖY 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : ████████ KARAR NO : ███████DAVA : FSEK-Sözleşmenin İptaliDAVA TARİHİ : █████/2018KARAR TARİHİ : █████/2025KARARIN YAZILDIĞI TARİH : █████/2025Mahkememizde görülmekte bulunan FSEK davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA : Davacılar vekili Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasına tevzi olunan dava dilekçesi ile, █████/1990 tarihli iki sayfadan ibaret ortaklık sözleşmesi tasfiye sözleşmesi ile davalılardan ...’ın davacı müvekkillerinin amcası olarak "...." isimli 10 ciltlik eserin ... isimli eserini neşretmek hakkını aldığını, aynısını davacı tarafın da neşrettiğini, ancak davalı ... ve diğer davalı ...’ın 3. davalı ..... Yayınlarına bu iki eserin neşir hakkını verdiklerini, davalı ..... Yayınları’nın ise hakkaniyete, ticari ve ahlaki kurallara aykırı olarak internetten yaptığı reklamlarla %75 indirim yaptığını, davacı müvekkillerinin bu nedenle ticari itibarlarının sarsılmakta olduğunu ve zarar gördüklerini, bu nedenle aradaki sözleşmenin feshini ve haksız satışın durdurulmasını istemek için işbu davayı açmak zorunluluğu doğduğunu, açıklanan nedenlerle, aradaki sözleşmenin iptalini, haksız satışın durdurulmasını, baskının yapılmamasını talep ve dava etmiştir. Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2018 Tarih, ... Esas, ... Karar sayılı kararı ile, mahkemenin görevsizliğine karar verilmiş ve dosya Bakırköy ... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin ... esas sırasına kaydı yapılmış, daha sonra HSK kararı ile Bakırköy ... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin faaliyete geçirilmesi nedeniyle dosyanın mahkememizin yukarıdaki esasına kaydının yapıldığı görülmüştür.CEVAP : Davalı ... vekili cevap dilekçesi ile, davacı tarafın ortaya koymuş olduğu iddialarını somut ve kesin delillere dayandırmadığını, davacıların farklı mahkemelerin görev alanına giren taleplerini tek bir dava dilekçesi ile ileri sürdüğünden davanın usulden reddi gerektiğini, tasfiye sözleşmesinin iptali bakımından müvekkili ile diğer davalılar arasında hukuki bağlantı bulunmadığını, kitapların telif hakları ile ilgili tasfiye sözleşmesinin iptali bakımından her ne kadar Fikri Sınai Haklar Mahkemesinin görevli olduğunu kabul ekseler de davacı tarafın haksız rekabet ve itibar kaybından doğan zararı tespiti bakımından davanın salt ticari bir dava olduğunu ve Ticaret Mahkemesinde görülmesi gerektiğini, bu sebeple görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini, davacıların iddiaları ve dava dilekçesi incelendiğinde birkaç kelimeyle müvekkili ...’ın satış politikası nedeniyle zarara uğradığını ve itibarının sarsıldığını ifade ettiğini, söz konusu iddialarının gerçeği yansıtmadığını ve somut dayanakları bulunmadığını, davacıların sadece zararın var olduğunu ifade ettiklerini ancak bu iddiaları hiçbir somut olguya ya da zarara dayandırmadıklarını, davacıların ne tür zarara uğradığını ya da itibar kaybının ne surette gerçekleştiğini açıklayamadıklarını, ortada herhangi bir zararın da bulunmadığını, ayrıca müvekkilinin, davalılar ile yapmış olduğu bir baskı karşılığı kitap alma anlaşması bulunmadığını, bu anlaşma kapsamında müvekkilinin, davalıların neşr etmeye yetkili oldukları kitapları 2012 yılında bastığını, bu baskı anlaşmasının içeriğinin ise; ..... Yayınları/...’ın kitapları basması, davalıların ise baskı masrafları karşılığında kitap vereceğinin kararlaştırıldığını, (Basılan kitapların yayıncısının Kahraman Neşriyat/... olduğunu ve kitapların bandrollerinin kendisi tarafından sağlandığını) bu anlaşma kapsamında müvekkilinin kitapların baskısını gerçekleştirdiğini, ancak 2012 yılında baskısı yapılan ve o günden bugüne kitapları satamadığını ve kitapları satarak masraflarını çıkaramadığını, yine de müvekkili ...'ın, haksız rekabete konu olacak şekilde rakiplerini zarara uğratma gayesi içinde olmadığını, satışa sunulan kitapların üzerindeki bandrollerinden de anlaşılacağı üzerine, kitapların baskısının 2012 yılında yapıldığını ancak piyasada öngörüldüğü şekilde bir rağbet görmediğinden kitapların satılmadığını, müvekkilinin kitabın piyasa fiyatını düşürecek veya diğer yayıncıları zarar uğratacak hiçbir satış politikasının da olmadığını, davacıların zararı ortaya koyan somut bir delil sunamadığını, ticari itibarlarının sarsıldığını ispat eden bir somut zararın tespit edilemediği dikkate alındığında davanın reddinin gerektiğini, davacı tarafın müvekkili ...’ ın %75 iskontolu sattığını ispat amacıyla dosyaya sunmuş olduğu ekran görüntüleri hükme ve karara esas alınabilecek nitelikte olmadığını, delillerin sıhhati ve geçerliliğinin şüpheyle malul olduğunu, davacı tarafın sunmuş olduğu ekran görüntülerinin gerçekliğinin tespitinin ya da doğruluğunun ispatının mümkün olmadığını, hükme esas teşkil edecek derecede kesin delil niteliği taşımadığını, müvekkilinin kitapları matbaa işi karşılığında aldığını ve matbaa hizmeti ile elde ettiği karın kitabın satışında iskonto olarak kullanabilme hakkına sahip olduğunu, söz konusu kitabın baskı işi karşılığında alındığını ve 2012 yılından itibaren müvekkilinin envanterinde bekleyen ürünler olduğunu, %75 iskontoyu kabul etmemekle birlikte; bir an için müvekkilinin söz konusu indirimi yaptığını düşünsek dahi müvekkilinin sermayesini paraya çevirip ticari hayatına devam etme mesuliyetine, işçilerini ücretlerini ödeme, kiralarını ödeme mesuliyetine sahip olduğunu, ayrıca müvekkiline baskı işi karşılığında aldığı kitapları satarken fiyat sınırlandırılmasına tabi tutulmadığını ve farklı firmaların satış fiyatı sınırlamasına tabi olduğunun da ifade edilmediğini, müvekkilinin ... Kitabının yılda ortalama 30 takım (10 cilt) satabildiğini ve satılan kitapların davalı .... kitapları olduğunu, ... kitabının yıllık ortalama satış rakamların çok az olmakla birlikte müvekkilinin adına bastığı yayınevinin davacı yayınevinden farklı olması nedeniyle somut bir zararın meydana gelmediğini, bir zararın varlığından bahsedilecek olsak dahi somut olaydan değerlendirildiğinde ucuza satılan kitapların davalı ... ve ... adına doğacağını, ancak böyle bir zararın da doğmadığını, müvekkilinin 2012 yılında sadece kitapları kendi matbaasında basıldığını, basılan kitapların ... adına basıldığını, Kültür ve Turizm Bakanlığından alınan bandrollerin ..... adına kayıtlı olduğunu, açıklanan nedenlerle, davanın usulden reddine, davanın usulden reddedilmemesi halinde görev yönünden reddine, davanın usul ya da görev yönünden reddedilmemesi halinde davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.Dava açıldıktan sonra davalı ... vefat etmiş, mirasçı ve davalı ... tarafından veraset ilamı dosyaya sunulmuştur. Davacılar vekili █████/2021 havale tarihli dilekçesi ile, ... mirasçılarının davaya dahil edilmesini talep ettiği, mirasçıların davaya dahil edildiği, dava dilekçesinin usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, davaya cevap vermedikleri görülmekle davanın reddini istedikleri kabul edilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;Davacı tarafça, davaya konu tasfiye sözleşmesinin dosyaya sunulduğu görülmüştür. Dosya, taraflar arasındaki neşir sözleşmesinin iptal koşullarının oluşup oluşmadığı, davalı tarafın bu sözleşme koşullarına aykırı hareket edip etmediği hususlarında rapor tanzimi için bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişiler █████/2022 tarihli raporlarında; "Davalı ... ile davacılar arasındaki 11.06.1990 tarihli ‘Özel Adi Ortaklık Sözleşmesinin, bir sözleşmeyi geçmişe etkili olarak ortadan kaldırılmasını sağlayacak ve yenilik doğuran bir hak iptalinin istenebilmesi, Borçlar Kanunumuzun genel hükümlerinde sözleşme kurulurken hata (BK.m.23 vd.), hile (BK.m.28), ikrah (BK.m.29, 30) ve gabin (BK.m.21) sebeplerle sözleşme kurulurken, sözleşmenin irade fesadı hallerinden biriyle veya gabin sebebiyle sakatlanması halinde mümkün olduğundan, somut olayda tarafların 11.06.1990 tarihli sözleşmenin kuruluş aşamasında iradelerinde hata, hile, ikrah ve gabin gibi sebeplerle bir sakatlanma olduğu iddiası da bulunmadığından ve yine tarafların imzaladığı 02.07.1990 tarihli adi ortaklık tasfiye sözleşmesi ile feshedilmiş ve sona erdiğinden, somut olayda iptal edilebilmesi koşullarının mevcut bulunmadığı, Davalı ... ile davacılar arasındaki 02.07.1990 tarihli “Adi Ortaklık Sözleşmesinin Feshine İlişkin Sözleşme”nin, bir sözleşmeyi geçmişe etkili olarak ortadan kaldırılmasını sağlayacak ve yenilik doğuran bir hak iptalinin istenebilmesi, Borçlar Kanunumuzun genel hükümlerinde sözleşme kurulurken hata (BK.m.23 vd.), hile (BK.m.28), ikrah (BK.m.29, 30) ve gabin (BK.m.21) sebeplerle sözleşme kurulurken, sözleşmenin irade fesadı hallerinden biriyle veya gabin sebebiyle sakatlanması halinde mümkün olduğundan ve somut olayda tarafların 11.06.1990 tarihli Sözleşmeyi kurulmasında iradelerinde hata, hile, ikrah ve gabin gibi sebeplerle bir sakatlanma olduğu iddiası bulunmadığından, ayrıca yukarıda konusu, hükümleri incelenen davacılar ile davalı ... arasındaki adi ortaklığın tasfiyesine ilişkin 02.07.1990 tarihli sözleşme, sözleşme taraflarınca uygulanmış ve davacılar ile davalı ... arasındaki adi ortaklık ilişkisi tasfiye olduğu için somut olayda iptal edilebilirlik koşullarının mevcut bulunmadığı, Davalı ... ile davacılar arasındaki 02.07.1990 tarihli “Adi Ortaklık Sözleşmesinin Feshine İlişkin Sözleşme”nin, bir sözleşmeyi geçmişe etkili olarak ortadan kaldırılmasını sağlayacak ve yenilik doğuran bir hak iptalinin istenebilmesi, Borçlar Kanunumuzun genel hükümlerinde sözleşme kurulurken hata (BK.m.23 vd.), hile (BK.m.28), ikrah (BK.m.29, 30) ve gabin (BK.m.21) sebeplerle sözleşme kurulurken, sözleşmenin irade fesadı hallerinden biriyle veya gabin sebebiyle sakatlanması halinde mümkün olduğundan ve somut olayda tarafların 11.06.1990 tarihli Sözleşmeyi kurulmasında iradelerinde hata, hile, ikrah ve gabin gibi sebeplerle bir sakatlanma olduğu iddiası bulunmadığından ve davacılar 19.06.2012 tarihli Sözleşmenin tarafı olmadıklarından bahse konu sözleşmenin imza aşamasında, tarafların iradelerini sakatlayan hata hile, ikrah ve gabin gibi sebepler bulunsa dahi, davacılar tarafından 19.06.2012 tarihli Sözleşmenin iptalinin istenemeyeceği dolayısıyla somut olayda iptal edilebilme koşullarının mevcut bulunmadığı, Davacılar ile davalı ... arasında imzalanan 11.06.1990 tarihli Adi Ortaklık Sözleşmesinin, davacıların, davalı ...’ın, taraflar arasında imzalanmış 11.06.1990 tarihli Adi Ortaklık Sözleşmesi’ne aykırı davrandığına dair bir iddiaları bulunmadığı gibi dava dosyasına sunulan belge ve delillerden davalı ...’ın 11.06.1990 tarihli Adi Ortaklık Sözleşmesine aykırı bir davranışının bulunmadığı, Davacılar ile davalı ... arasında imzalanan 02.07.1990 tarihli adi ortaklık sözleşmesine, davalı ...’ın aykırı davrandığına dair bir iddiaları bulunmadığı gibi dava dosyasına sunulan belge ve delillerden davalı ...’ın 11.06.1990 tarihli Adi Ortaklık Sözleşmesine aykırı bir davranışının bulunmadığı, Davacıların 19.06.2012 tarihli sözleşmenin iptal edilmesi ya da bu sözleşme hükümlerine aykırı davranıldığı iddiasında bulunulması, sözleşmelerin nisbiliği ilkesi gereğince mümkün olmadığından sözleşmenin taraflarının 19.06.2012 tarihli sözleşmeye aykırı davranışının bulunmadığı" hususlarını tespit ve rapor etmişlerdir. Davacılar vekilinin █████/2020 tarihli dilekçesindeki talepler bakımından FSEK çerçevesinde davalıların ihlali bulunup bulunmadığı, tazminat koşullarının oluşup oluşmadığı oluştuysa miktarı hususlarında ek rapor tanzim etmek üzere dosyanın bilirkişi heyetine tevdine karar verilmiş, bilirkişiler █████/2023 tarihli ek raporlarında; "Davalı ..... Yayınevi-... Bakımından; Dosyadaki davacı yanın sunduğu belgelere ve davalı ..... Yayınevinin dosyaya sunduğu ve diğer davalı ....Ofset-... arasında imzalanmış 19.06.2012 tarihli sözleşmeye göre, ... Tercemesi’ 4 Cilt, ‘... Tercümesi’ 4 Cilt ve ‘...’ adlı eserleri, bir kereye mahsus olarak basarak çoğaltma ve ilk baskı da bastığı adet ile sınırlı olacak şekilde bastığı kitaplar tükenene kadar bu kitapları satmak suretiyle yayma hakkına sahip olduğu, Davalı ..... Yayınevi, dava konusu eserleri, diğer davalı ... Ofset-... ile imzaladığı 19.06.2012 tarihli sözleşme kapsamında basarak çoğaltmış ve elinde kalan ilk baskıların satışını yapmak suretiyle yayma hakkını kullanıyorsa, bu durumda davalı ..... yayınevinin ... Tercemesi’ 4 Cilt, ‘.... Tercümesi’ 4 Cilt ve ‘....’ adlı eserler bakımından davacı yanın çoğaltma ve yayma haklarını ihlal ettiği sonucuna varılamayacağı, Buna karşılık davacı yan tarafından, dava konusu edilen ... Tercemesi’ 4 Cilt, ‘.... Tercümesi’ 4 Cilt ve ‘....’ adlı eserlerin, diğer davalı ...Ofset-... ile davalı ..... Yayınevini arasındaki 19.06.2012 tarihli sözleşme ile verilen bir kereye mahsus baskı yapma izninin aşıldığı hususunun, ilgili kitapların -varsa- ikinci ve üçüncü baskılarından birer orijinal kitabı satın alıp dosyaya sunulması ya da Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları Genel Müdürlüğüne Sayın Mahkemeniz aracılığıyla yazılacak müzekkereler ile kesin olarak ispatlanması halinde, davalı ..... Yayınevinin davacı yanın ... Tercemesi’ 4 Cilt, ‘... Tercümesi’ 4 Cilt ve ‘...’ adlı eserler üzerinde sahip olduğu çoğaltma ve yayma hakkını ihlal ettiği sonucuna varılabileceği ve ikinci ve üçüncü baskılar bakımından davacı yan FSEK m. 68 uyarınca tecavüzün ref’i kapsamında davalı ..... Yayınevi ile sözleşme imzalamış olsaydı isteyebileceği bedelin üç katını talep edebileceği, Davalı ..... Yayınevinin, ... Tercemesi’ 4 Cilt, ‘.... Tercümesi’ 4 Cilt ve ‘...’ adlı eserler dışında kalan ve davacı yanın üzerinde çoğaltma ve yayma hakkına sahip olduğu diğer tüm kitap ve eserler bakımından - bir kereye mahsus basılarak çoğaltılmış olsa bile- davalı ..... Yayınevinin bu eserler bakımından gerçekleştirdiği çoğaltma ve yayma fiillerinin FSEK m. 68 uyarınca davacı yanın çoğaltma ve yayma haklarının ihlalini oluşturduğu, bu kitap ve eserler bakımından davacı yan FSEK m. 68 uyarınca tecavüzün ref’i kapsamında davalı ..... Yayınevi ile sözleşme imzalamış olsaydı isteyebileceği bedelin üç katını talep edebileceği, ...Tercemesi ve Şerhi (10 Cilt) adlı esere gelince, davacı yanın dosyaya sunduğu ve delil başlangıcı olarak kabul edilebilecek .... Tercemesi ve Şerhi (10 Cilt) adlı eser, davalı ..... Yayınevi ile diğer davalı ... Ofset-... arasında imzalanmış 19.06.2012 tarihli sözleşme kapsamında kalan bir eser değildir. Dolayısıyla davalı taraflar arasındaki sözleşmede, .... Tercemesi ve Şerhi (10 Cilt) adlı eserin, basılıp çoğaltılması ve satılarak yayılması konusunda davalı ..... Yayınevine, diğer davalı ... Ofset-... tarafından verilmiş bir yazılı iznin bulunmadığı, Davacı yan, Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları Genel Müdürlüğüne yazılacak müzekkereler veya ... Tercemesi ve Şerhi (10 Cilt) adlı eserin davalı ..... Yayınevi tarafından basılarak satışa sunulduğunu gösteren yazıları ya da söz konusu davalı ..... Yayınevi tarafından kitabın orijinalinin çoğaltılarak yayıldığını dava dosyasına sunmak suretiyle, bu iddiasını şüpheye yer bırakmayacak şekilde kanıtlar ve de bu eser için davalı ..... Yayınevi ile sözleşme imzalamış olsaydı isteyeceği bedelin ne olacağına ilişkin dosyaya emsal sözleşmeleri ya da rayiç bedeli gösteren belgeleri sunarsa, bu durumda davalı ..... Yayınevinin ‘.... Tercemesi ve Şerhi (10 Cilt)’ adlı eseri izinsiz çoğaltmış ve yaymış olması fiilleri dolayısıyla davalı ..... Yayınevi aleyhine, FSEK m.68 uyarınca davalı ..... Yayınevi ile davacı yan arasında sözleşme imzalanmış olsaydı istenebilecek üç kat bedel hesaplaması yapılarak telif tazminatına hükmedilebileceği" hususlarını tespit ve rapor etmişlerdir.Raporda bildirilen eksiklikler doğrultusunda Kültür Bakanlığı'na müzekkere yazıldığı, gelen müzekkere cevaplarının değerlendirilerek ek rapor tanzimi için dosyanın bilirkişi heyetine tevdi edildiği bilirkişilerin █████/2023 tarihli ek raporlarını dosyaya sundukları görülmüştür.Mahkememizce █████/2023 tarihli ara karar ile dosyanın yeni bilirkişi heyetine tevdi ile, taraflar arasındaki neşir sözleşmesinin iptal koşullarının oluşup oluşmadığı, davalı tarafın bu sözleşme koşullarına aykırı hareket edip etmediği, █████/2020 tarihli dilekçesindeki talepler bakımından FSEK çerçevesinde davalıların ihlali bulunup bulunmadığı, tazminat koşullarının oluşup oluşmadığı, oluştuysa miktarı hususlarında rapor tanzimi için dosya bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişiler █████/2024 tarihli raporlarında; "gerek FSEK yönünden gerekse haksız rekabet yönünden ihlale ilişkin unsurların gerçekleşmediği" hususlarını tespit ve rapor etmişlerdir.Dava, taraflar arasındaki neşir sözleşmesinin iptali ile tazminat talebine yöneliktir.Mahkememizin █████/2024 tarihli ara kararı ile, davacı vekiline 1.000,00 TL gider avansını yatırmak üzere HMK 120.maddesi kapsamında 2 haftalık kesin süre verildiği, davacı tarafça verilen kesin süre içerisinde gider avansının yatırılmadığ, bu haliyle dava şartını yerine getirmeyen davacının davasının HMK 115/2 ve 120. maddesi gereğince usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-Davacının davasının USULDEN REDDİNE,2-Alınması gereken 615,40 TL ilam harcından, davacı tarafça yatırılan 35,90 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 579,50 TL harcın, davacılardan alınarak hazineye irad kaydına,3-Davalı ... kendisini vekille temsil ettirmekle, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre reddedilen sözleşmenin iptali davası yönünden 40.000,00 TL vekalet ücretinin, davacılardan alınarak davalı ...'a verilmesine, 4-Davalı ... kendisini vekille temsil ettirmekle, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/2 maddesine göre reddedilen tazminat davası yönünden 1.000,00 TL vekalet ücretinin, davacılardan alınarak davalı ...'a verilmesine, 5-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderinin üzerlerinde bırakılmasına, 6-Karar kesinleştiğinde kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine,Kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememize verilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliyesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.█████/2025Katip ... Hakim ... ¸