"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza MahkemesiSAYISI : ████████ E., ████████ K.KATILANLAR : Gümrük İdaresi, ... ..., ... SUÇLAR : 4733 sayılı Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkol Piyasasının Düzenlenmesine Dair Kanun'a muhalefet, 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefetSUÇ TARİHLERİ : ... HÜKÜMLER : Tüm sanıklar hakkında mahkûmiyet, Abdurrahim Karademir, ... hakkında bir kısım eylemler yönünden beraat, eşya müsaderesiTEMYİZ EDENLER : Katılan ... İdaresi vekili, katılan ... Bakanlığı vekili, sanık ... müdafi, sanık ... müdafi, sanık ...TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî incelenmeksizin iade, kısmî onama, kısmî düzeltilerek onama, kısmî bozmaYerel Mahkemece verilen kararın katılan ... İdaresi vekili, katılan ... vekili, sanık ... müdafi, sanık ... müdafi ve sanık ... tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde;I. Sanık ... Hakkında 17.07.2013 Suç Tarihli Eylemi Nedeniyle Kurulan Mahkûmiyet Hükmü ile Beraat Hükümleri ve Diğer Tüm Sanıklar ve Hükümler Yönünden Yapılan İncelemede5320 sayılı Ceza Mahkemesi Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 8/1. maddesinin "Bölge Adliye mahkemelerinin 26.09.2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un geçici 2. maddesi uyarınca Resmî Gazete'de ilan edilecek göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 322. maddesinin 4., 5. ve 6. fıkraları hariç olmak üzere, 305 ile 326. maddeleri uygulanır. (Ek cümle: 6723 sayılı Danıştay Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un (6723 sayılı Kanun) 33. maddesi) Bu kararlara ilişkin dosyalar bölge adliye mahkemelerine gönderilemez." şeklinde düzenlendiği, buna göre bölge adliye mahkemelerinin faaliyete başlama tarihi olan 20.07.2016 tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1412 sayılı Kanun'un 322. maddesinin 4., 5. ve 6. fıkraları hariç olmak üzere, 305 ilâ 326. maddelerinin uygulanacağı, 20.07.2016 tarihinden sonra verilen kararlar hakkında ise 5271 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanacağı dikkate alındığında;Sanıklardan ... hakkındaki zincirleme suça ilişkin hüküm dışındaki hükümlerin daha önce Yargıtay incelemesinden geçmediği, 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesi ile değiştirilen 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesinin uygulanma koşullarının bulunmadığı, hükümlerin Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başladığı 20.07.2016 tarihinden sonra verilmeleri nedeniyle kanun yolu incelemesinin istinaf olduğu anlaşıldığından, ... hakkında aşağıda incelenen hüküm dışında tüm sanıklar ve suçlar yönünden temyiz dilekçeleri istinaf talebi mahiyetinde kabul edilerek, gereği mahallince değerlendirilmek üzere dosyanın İNCELENMEKSİZİN İADESİ için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,II. Sanık ... Hakkında Zincirleme Suç Kapsamında Kurulan Hüküm Yönünden Yapılan İncelemedeOlayların oluş biçimleri, sanığın aşamalardaki savunmaları, ele geçirilen kaçak eşyaların miktar ve mahiyetleri ile eşyaların yakalanma şekilleri göz önüne alındığında, 12.02.2013, 19.02.2013, 01.03.2013, 06.04.2013, 13.04.2013, 30.04.2013 tarihlerinde atılı suçun sanık tarafından işlendiğine dair sübuta yönelik Mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.Ancak;1. Sanığın dosya kapsamındaki zincirleme suça esas olan eylemlerinden her birinin gümrüklenmiş değeri ayrı ayrı değerlendirilerek uygulama yapılması gerektiği, dava konusu olayda zincirleme suçu oluşturan 13.04.2013 suç tarihli eyleminde suça konu eşyanın gümrüklenmiş değerinin Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre "normal değer" aralığında olduğu gözetilerek, dosya kapsamında sanık tarafından etkin pişmanlık kapsamında ödeme yapılmadığı ve zincirleme suç kapsamındaki suç tarihleri ve ele geçen eşyanın niteliğine göre sanık hakkında 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3/18. maddesi uyarınca hüküm tesis edilmesi gerekirken, sonradan yürürlüğe giren ve lehe hüküm içermeyen 6545 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun uyarınca hüküm tesis edilmesi, 2. 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesinin "Yedinci fıkrası hariç, 3. maddede tanımlanan suçlardan birini işlemiş olan kişi, etkin pişmanlık göstererek, soruşturma evresi sona erinceye kadar suç konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı kadar parayı Devlet Hâzinesine ödediği takdirde, hakkında, bu kanunda tanımlanan kaçakçılık suçlarından dolayı verilecek ceza yarı oranında indirilir. Bu fıkra hükmü, mükerrirler hakkında veya suçun bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde uygulanmaz" hükmünü içerdiği, 7242 sayılı Kanun'un 62. maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesinde yapılan değişiklik gereği kovuşturma aşamasında da etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği ve 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesinin son cümlesi kapsamında "Soruşturma evresinde, ihtar yapılmaması hâlinde kovuşturma evresinde hâkim tarafından sanığa ihtar yapılır" düzenlemesinin getirildiği cihetle, dosya kapsamındaki zincirleme suça ilişkin altı eylemindeki gümrüklenmiş değerlerin toplamının iki katı tutarını hüküm verilinceye kadar ödemesi halinde 1/2 oranında ceza indirimi uygulanacağının usulüne uygun olarak ihtar edilmesi gerekirken, dosya kapsamında yer alan ancak zincirleme suç kapsamında kalmayan 17.07.2013 suç tarihli eylemindeki suça konu eşyanın gümrüklenmiş değerinin de eklenerek sanığa etkin pişmanlık ihtaratı yapılarak yanıltılması ve ödemediğinden etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmaması, bozmayı gerektirmiştir.Açıklanan nedenlerle, katılan ... İdaresi vekilinin, katılan ... vekilinin, sanık ... müdafiin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA, 22.05.2025 tarihinde karar verildi. KARŞI DÜŞÜNCESanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında, 5607 sayılı Yasaya aykırılık suçundan kurulan hükümlerin, katılan idare vekili, sanıklar ... ve ... müdafii ile sanık ...’in temyizi üzerine, 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un 25 ve Geçici 2. maddeleri uyarınca kurulan Bölge Adliye Mahkemelerinin 07.11.2015 tarihli ve 29525 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan karar uyarınca tüm yurtta 20.07.2016 tarihinde göreve başladığı, bu tarihten sonra verilen kararların istinaf kanun yoluna tabi olduğu, sanık ... hakkında 17.07.2013 suç tarihli eylem ile sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında verilen hükümler anılan tarihten sonra açıklandığı gibi sanıklar yönünden daha önceden Yargıtay incelemesinden de geçmemesi nedeniyle yasa yolundaki sıralama dikkate alınarak (ilk derece mahkemesi, bölge adliye mahkemesi ve Yargıtay) öncelikle istinaf yasa yolu incelemesi yapıldıktan sonra ilk kez istinaf incelemesinden geçip temyiz edilmeleri halinde tüm sanıkların eylemleri için Yargıtay’da temyiz incelemesi yapılması yerine sanık ... hakkında zincirleme suç hükümleri kapsamındaki eylemlerde temyiz incelemesi yapılarak bozulmasına, diğer sanıkların eylemleri yönünden ise incelenmeksizin mahalline iade edilmesine ilişkin çoğunluk görüşüne katılmıyorum. Şöyle ki; Çoğunlukla aramızdaki uyuşmazlık, ilk olarak istinaf incelemesinden sonra tüm sanıklar ve eylemleri yönünden temyiz incelemesi yapılması, ikinci olarak da temyiz incelemesi yapılmayan sanıklar yönünden, 5271 sayılı Kanunun 264/2 nci madde ve fıkrası uyarınca istinaf incelemesi için dosyanın bölge adliye mahkemesi ilgili ceza dairesine göndermesi gerektiğine ilişkindir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nda üç dereceli yargılama esası benimsenmiştir. 5271 sayılı Kanuna göre kural olarak, ilk derece mahkemelerinin son kararlarına (hükümlerine) karşı bölge adliye mahkemelerinde istinaf kanun yoluna, bölge adliye mahkemeleri tarafından istinaf incelemesi sonunda verilen hükümlere karşı ise Yargıtay’da temyiz kanun yoluna başvurulabilir. 20.07.2016 tarihinden sonra ilk kez kurulan hükümler yönünden istinaf incelemesinden geçtikten sonra, tüm sanıklar ve eylemlerin temyiz incelemesinin yapılması usul ekonomisine uygun olacaktır. Dosyamızda olduğu gibi temyiz incelemesi yapılıp bozulan sanık yönünden dosya ilk derece mahkemesine gönderilecek, istinaf incelemesi yapılacak sanıklar yönünden de dosyanın bölge adliye mahkemesine gönderilmesi gerekecektir. İlk derece mahkemesi tüm sanıklar yönünden karar verip dosyadan elini çekmesi nedeniyle, istinafa tabi eylemler yönünden artık tefrik kararı vermesi mümkün değildir. Bozulan karar yönünden ise esasa kaydı gerekecektir. Bir kısım sanıklar ve eylemler yönünden istinaf incelemesi, istinaf sonucunda verilen kararın temyiz edilmesi halinde ise temyiz incelemesi yapılırken, ilk derece mahkemesinde yargılamaya devam edilecek, istinaf ya da temyiz sonucu beklenecektir. Yine istinaf yasa yolunda hükümde hukuka aykırılık bulunması halinde istisna dışında karar bozulamayacak ve bölge adliye mahkemesi ceza dairesi kendisi bir karar verecektir ki bu halde de yine ikili bir yargılama söz konusu olacaktır. Hatta kesinleşmesi halinde aynı eylemle ilgili sanıklar hakkında farklı kararların çıkması dahi söz konusu olacaktır. Sanıklar arasındaki eşitlik bozulacaktır. Örneğin; kaçakçılık suçlarında toplu ya da teşekkül halinde suçun işlendiği durumlarında sanıkların aldığı cezalarda farklılığın bulunması mümkün hale gelecektir. Ayrıca ilk derece mahkemesi ve istinaf için iki ayrı dosya oluşturulması gerekecektir ki bu da sanıklara yükletilecek mahkeme masrafının artması demektir. (Dosyanın gönderilmesi için posta ücreti, gölge dosya için fotokopi çekilmesi gibi.) Bu ve bunun dışında uygulama sırasında ortaya çıkacak birçok olumsuzluk dikkate alındığında, bu şekilde temyiz incelemesi yapıp, istinaf incelemesi için dosyanın gönderilmesi sonuç itibariyle usul ekonomisine aykırılık oluşturacaktır. Kanun yolunun belirlenmesinde yanılma başlıklı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 264 üncü maddesi “Madde 264 – (1) Kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunun veya merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldırmaz.(2) Bu hâlde başvurunun yapıldığı merci, başvuruyu derhâl görevli ve yetkili olan mercie gönderir.” hükmünü içermektedir. Bu hüküm uyarınca, temyiz incelemesi yapılmayan sanıklar yönünden, çoğunluk görüşü gibi dosyanın ilk derece mahkemesine değil, istinaf incelemesi için bölge adliye mahkemesi ilgili ceza dairesine göndermesi gerekirdi. Tüm bu anlatınlar değerlendirildiğinde; 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un 25 ve Geçici 2. maddeleri uyarınca kurulan Bölge Adliye Mahkemelerinin 07.11.2015 tarihli ve 29525 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan karar uyarınca tüm yurtta 20.07.2016 tarihinde göreve başladığı, bu tarihten sonra verilen kararların istinaf kanun yoluna tabi olduğu, sanık ... hakkında 17.07.2013 suç tarihli eylem ile sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında verilen hükümler anılan tarihten sonra açıklandığı gibi sanıklar yönünden daha önceden Yargıtay incelemesinden de geçmemesi nedeniyle yasa yolundaki sıralama dikkate alınarak (ilk derece mahkemesi, bölge adliye mahkemesi ve Yargıtay) öncelikle istinaf yasa yolu incelemesi yapıldıktan sonra ilk kez istinaf incelemesinden geçip temyiz edilmeleri halinde tüm sanıkların eylemleri için Yargıtay’da temyiz incelemesi yapılması ve bu nedenle de esası incelenmeyen dava dosyasının, yetkili ve görevli Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.22.05.2025
Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!