Anahtar kelimeler: Davatazminat Kalınan Devralan Ödenmek İhalelerin Rücuen Açmış Tlsinin Devri İdareden

T.C.

İSTANBUL
18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:████████ Esas
KARAR NO :████████
DAVA:Tazminat (Rücuen Tazminat)
DAVA TARİHİ:█████/2023
KARAR TARİHİ:█████/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalıların, davacı idare tarafından yapılan ihalelerin yüklenicisi olduklarını, iş yeri devri hükümlerine göre önceki şirketin işçilerini devralan olarak çalıştırmaya devam ettiklerini, davalı idare tarafından ödenmek durumunda kalınan hak ve alacaklardan ihale sözleşmeleri ve Borçlar Kanunu hükümleri gereğince sorumlu olduklarını, işçi ...'nun açmış olduğu davada .... İş Mahkemesi tarafından alacakların davacı idareden tahsiline karar verildiğini, .... İcra Müdürlüğü'nde başlatılan icra takibi ile kesintilerle birlikte 320.606,76 TL ödendiğini, bu miktarın 11.528,70 TL'sinin dava dışı şirketlerden tahsil edilmiş olduğunu, bakiye 309.078,06 TL'nin davalılardan tahsili gerektiği belirtilmiş, bu bedelin ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan sorumlulukları oranında tahsilini ve yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar tarafından dosyaya sunulan bir cevap dilekçesinin olmadığı görüldü.
Mahkememiz dosyasının █████/2024 tarihli celsesinin 4 numaralı ara kararı uyarınca dosyanın bilirkişiye verilmesine karar verilmiş olup, █████/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle;" Dosyada mevcut delillerin değerlendirilmesi ile talep edilen alacaklara hak kazanılması hususları mahkemenin takdirinde olmakla, herhangi bir hukuki değerlendirme ve kanaat belirtmeksizin davacının talebi doğrultusunda davalıların sorumlu olduğu miktarlar hesaplanmış, aşağıdaki tablo ile takdire sunulmuştur.
¸" şeklinde görüş ve kanaatinde bulunulduğu görüldü.
Mahkememiz dosyasının █████/2025 tarihli celsesinin 2 numaralı ara kararı uyarınca ek rapor alınmak üzere dosyanın bilirkişiye tevdine karar verilmiş olup, █████/2025 tarihli ek raporunda özetle;" Dosyada mevcut delillerin değerlendirilmesi ile talep edilen alacaklara hak kazanılması hususları mahkemenin takdirinde olmakla, herhangi bir hukuki değerlendirme ve kanaat belirtmeksizin mahkemenin ara kararı doğrultusunda davacının talebi doğrultusunda davalıların sorumlu olduğu miktarlar yeniden hesaplanmış, aşağıdaki tablo ile sunulmuştur.
¸" şeklinde görüş ve kanaatinde bulunulduğu görüldü.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ GEREKÇE:
Dava, davacı asil işveren tarafından dava dışı işçiye ödenen işçilik alacaklarının davalı alt işverenlerden tahsili istemine ilişkindir.
4857 Sayılı İş Kanununun 2/6.maddesinde, "Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine dair yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereğiyle teknolojik sebeplerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeriyle ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işverenle birlikte sorumludur." hükmü bulunmaktadır. Dava konusu olayda da davacı ile davalılar arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi mevcut olup, davacı asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeriyle ilgili olarak İş Kanunundan kaynaklanan yükümlülükler nedeniyle, alt işverenle birlikte müteselsilen sorumludur. Burada Kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusu olup, asıl ve alt işverenler, dış ilişki itibariyle (dava dışı işçiye karşı) müseselsilen sorumludurlar. Bu düzenleme, işçi alacağının güvence altına alınması amacıyla yapılmış olup, sadece işçilere karşı bir sorumluluktur. Asıl ve alt işveren arasındaki ilişkide ise iş hukuku değil, Borçlar kanunu ve sözleşme hukuku esas alınacağından, uyuşmazlığın taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gereklidir.
Alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular, kendi aralarındaki iç ilişkide, bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda bir anlaşma yapabilirler. Nitekim 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 167. (Mülga Borçlar Kanunu'nun 146.) maddesinde düzenlenen, "Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır." şeklindeki hükümde de, müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu oldukları, ancak bunun aksinin kararlaştırılabileceği de açıkça belirtilmiştir.
Dava konusu olayda da davacı ile davalılar arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi mevcut olup, davacı asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak İş Kanunu'ndan kaynaklanan yükümlülükler nedeniyle, alt işverenle birlikte müteselsilen sorumludur. Burada Kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusu olup, asıl ve alt işverenler, dış ilişki itibariyle (dava dışı işçiye karşı) müteselsilen sorumludurlar. Aralarındaki sorumluluğun tayininde ise sözleşme hükümlerinin değerlendirilmesi gerekmektedir.
Emsal mahiyette olan Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin █████████ Esas, █████████ Karar Sayılı, 06.12.2021 Tarihli "Dava, rücuen tazminat istemine ilişkindir.
Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. İş akdinin yüklenici ile işçi arasında yapıldığı hususu ihtilaflı değildir. SGK kayıtları da bu hususu doğrulamaktadır. Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu
yoktur. İşveren ile yüklenicinin İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir.
İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir.
Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır.
İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar.
Yıllık izinler kullanılmadığı takdirde iş sözleşmesinin feshi ile ücrete dönüşmektedir. Sözleşmeyi feshedenin son yüklenici olduğu ve yıllık izinlerinde bu fesih ile ücrete dönüştüğü gözönüne alındığında yıllık izin ücretinden son yüklenici sorumlu olacaktır.
İhbar tazminatından son işveren sorumludur. Bunların dışında hafta tatili ücreti, UBGT, fazla mesai ücreti gibi işçiye ödenen tazminatlardan yükleniciler işverene karşı işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak sorumlu olacaklardır.
İşveren tarafından bu ödemelerin feri mahiyetinde yapılan ödemeler de ayrı esasla yüklenicilerden tahsil edilebilecektir." şeklindeki gerekçeli ilamı, taraflar arasında akdedilmiş olan sözleşme hükümleri, yargılama esnasında celp edilmiş olan tüm evraklar, davalı ile davacı arasında akdedilmiş olan sözleşme hükümleri, yapılan ödemeler bir bütün olarak değerlendirilmek suretiyle rapor tanzimi için dosya bilirkişiye tevdi edilmiş olup bilirkişi tarafından hazırlanan █████/2024 tarihli raporda özetle; " 1. Hukuki değerlendirme ve hak kazanma konusundaki karar mahkemede olmak üzere, Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatlarında asıl-alt işveren iş ilişkisinde, alt işverenlerin kendi dönemleri ile sınırlı olmak üzere işçi alacaklarından sorumlu olacakları, işçiye ödeme yapmış olan asıl işverenin alt işverene rücu hakkının olduğu kabul edilmektedir. Hesaplamalara dayanak bu ve benzer içtihatlar doğrultusunda davalının ödenen borç kalemleri için sorumluluğu açısından hesaplama yapılarak mahkemenin takdirine aşağıda sunulmuştur.
2. İş Mahkemesi dosyalarının incelenmesi ile ödemenin yapıldığı işçinin, aşağıda gösterilen tarihler arasında, davalı kurumun asıl işverenliği altında, davalıların alt işverenliği bünyesinde işçi olarak çalıştığı anlaşılmaktadır.
V. SONUÇ
Dosyada mevcut delillerin değerlendirilmesi ile talep edilen alacaklara hak kazanılması hususları mahkemenin takdirinde olmakla, herhangi bir hukuki değerlendirme ve kanaat belirtmeksizin davacının talebi doğrultusunda davalıların sorumlu olduğu miktarlar hesaplanmış, aşağıdaki tablo ile takdire sunulmuştur.
Davalı Sorumluluk Miktarı
... İnşaat Taahhüt Gıda Nakliyat Paz San Tic. Ltd. Şti. 13.284,00 TL
.... 49.170,64 TL
... İnşaat Sanayi ve Dış Ticaret Anonim Şirketi 246.635,34 TL " şeklinde değerlendirme yapıldığı görülmüştür.
Mahkememizce kök raporun dosyaya sunulmasına müteakip dosyanın ek rapor için bilirkişiye tevdi ile; dosyamız arasına iş mahkemesinden gönderilen bilirkişi raporu da dikkate alınarak; davalının sorumlu olduğu miktar hesaplanırken dava dışı işçinin davalı yanında çalıştığı süreler ve o tarihteki ücreti dikkate alınarak hesaplama yapılması gerekip gerekmediği hususunda değerlendirme yapılmasının istenilmesine karar verilmiş bu doğrultuda hazırlanan ek bilirkişi raporu ile; " Davalı Sorumluluk Miktarı
... İnşaat Taahhüt Gıda Nakliyat Paz San Tic. Ltd. Şti. 6.083,48 TL
.... 49.170,64 TL
... İnşaat Sanayi ve Dış Ticaret Anonim Şirketi 246.635,34 TL " şeklinde hesaplanmıştır.
Davacı vekili tarafından dosyaya sunulan █████/2024 tarihli açıklama dilekçesi ile davacının talebine konu miktarlar her bir davalı yönünden ayrı ayrı açıklanmış, mahkememizce açıklama dilekçesi ve bilirkişi ek ve kök raporları dikkate alınarak değerlendirme yapılmıştır.
Tüm dosya kapsamında yapılan değerlendirmede; hüküm kurmaya elverişli bilirkişi ek ve kök raporları uyarınca davacının, dava dışı işçiye ödediği işçilik alacaklarının 6.083,48-TL sini davalı ... İnşaat Ltd. Şti'nden, 246.635,34-TL sini ise davalı ... İnşaat A.Ş. Den talep edebileceği ancak mahkememizini tarafların talepleri ile bağlı olduğu , davacının açıklama dilekçesi ve bilirkişi raporunda tespit edilen bedeller dikkate alınarak davacının bu davalılara yönelik isteminin taleple bağlı kalınarak kabulüne karar verilmesi gerektiği anlaşılmış ve aşağıda belirlenen tutarlar üzerinden hüküm kurulmuştur.
Davacı, dava dilekçesinde faizin başlangıç tarihi olarak ödeme tarihinin esas alınması talebinde bulunulmuş ise de işbu dava açılmadan önce davalıların temerrüde düşürüldüğünün ispatlanamadığı kanaatine varılarak dava tarihinden itibaren faiz işletilmek kaydıyla bu davalılar açısından taleplerinin kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Davacının davalı ... Şubesine karşı talepleri bakımından yapılan incelemede; davalı taraf merkezi Hollanda'da bulunan bir şirketin İstanbul Şubesi olup bu kapsamda İTSM'de şube olarak kaydı yer almakta ise de şubelerin şube olarak sicile kayıtları yapılmasına rağmen şubelerin tüzel kişiliği bulunmamaktadır. Şube iç ilişki bakımından merkeze bağımlıdır. Merkez kime aitse şube de ona ait olup şube üçüncü kişilerle merkez adına işlem yapabilmektedir. Birimin şube sayılması için ayrı muhasebe veya ayrı sermaye tahsisi gerekmeyip muhasebenin merkezde tutulması da mümkündür. Şube tarafından merkez adına yapılan işlemler ile sadece şubenin bulunduğu yerde merkez aleyhine dava açılması mümkündür. Şubelerin ticari işletme olup olmadığı, ticari işletme sayılması halinde şube aleyhine açılan davanın ticari işletmeye karşı açılmış sayılıp sayılmayacağı değerlendirildiğinde ise ticari işletme TTK'da tanımlanmış olup buna göre "Esnaf işletmesi için ön görülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir" denildiğinden ticari işletmenin unsurları, esnaf düzeyini aşan düzeyde gelir sağlamak , devamlılık ve bağımsızlık unsurları olup şube bağımsız olmadığından merkeze bağlı olduğundan şubenin ticari işletme sayılması da mümkün değildir. Emsal mahiyette olan Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin █████/201 tarih █████████ Esas █████████ Karar nolu ilamında da ".........kira sözleşmesi kiracı olarak ... A.Ş Türkiye Cumhuriyeti şubesi yetkilisi imzalamıştır. Anonim şirketler tüzel kişiliğe sahip sermaye şirketleridir. Yürütülen ticari faaliyetlerin yaygınlaşması nedeniyle işlerin tek bir merkezden yönetiminin zorlaşması halinde kurulan ve şirketi temsil eden şubelerin ise ayrı bir tüzel kişiliği yoktur zira şubeler ticari işletmenin bir parçası olup merkeze bağlıdır, şubenin kar ve zararı merkeze aittir, şube aracılığı ile elde edilen hakların, istenilen borçların sahibi de şube değil işletmenin kendisidir o halde taraf ve dava ehliyeti şubenin bağlı bulunduğu gerçek ve tüzel kişiye aittir , dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden ... A.Ş Türkiye Cumhuriyeti şubesinin TTK'nun Md. 40f.4 hükmü uyarınca █████/2011 tarihinde şube olarak ticaret siciline tescil edildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda ... A.Ş Türkiye Cumhuriyeti şubesinin ... A.Ş'den ayrı ve bağımsız bir tüzel kişiliğe sahip olmadığı... " şeklindeki ilamı, Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin █████████ Esas, ████████ Karar Sayılı, 12.02.2025 Tarihli güncel ilamı da göz önünde bulundurulduğunda davalı şubenin tüzel kişiliği bulunmamaktadır. Bu kapsamda dava şartlarının düzenlenmiş olduğu 6100 Sayılı HMK'nın 114. Maddesinin d bendinde "Tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları; kanuni temsilin söz konusu olduğu hâllerde, temsilcinin gerekli niteliğe sahip bulunması" dava şartı olarak sayılmış olup davalı şubenin tüzel kişiliği bulunmadığı anlaşılmakla taraf ehliyeti bulunmadığından bu davalı bakımından davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının davasının KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ ile;
-Davalı ... Şubesine karşı açılan davanın HMK m.114/1-d hükmü uyarınca dava şartı yokluğundan usulden reddine,
-3.114,06-TL 'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalı ...Taah. Gıda Nakliyat Paz. San. Tic. Ltd. Şti.'nden tahsili ile davacıya verilmesine,
-201.495,00-TL 'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalı ... İnşaat San. Ve Dış Tic.A.Ş.'den tahsili ile davacıya verilmesine,
2-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 13.976,84 TL harçtan peşin alınan 5.278,29 TL harcın mahsubu ile bakiye 8.698,55‬ TL harcın davalı ... İnşaat Sanayi Ve Dış Ticaret Anonim Şirketi'den tahsili ile hazineye irat kaydına.
3-Davacı tarafından yatırılan toplam 5.278,29 TL harcın ; 212,72-TL sinin davalı ... İnşaat Taahhüt Gıda Nakliyat Pazarlama Sanayi Ticaret Limited Şirketinden, bakiye 5.065,57-TL sinin ise davalı ... İnşaat Sanayi Ve Dış Ticaret Anonim Şirketi'den tahsili ile davacıya verilmesine,
4- Davacının, davalı ... İnşaat San. Ve Dış Tic.A.Ş'ne yöneltmiş olduğu talepleri bakımından kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 32.239,20-TL vekalet ücretinin davalı ... İnşaat San. Ve Dış Tic.A.Ş' 'nden alınarak davacıya verilmesine,
5- Davacının, davalı ... İnşaat Taahhüt Gıda Nakliyat Pazarlama Sanayi Ticaret Limited Şirketine yöneltmiş olduğu talepleri bakımından kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 3.114,06-TL vekalet ücretinin davalı ... İnşaat Taahhüt Gıda Nakliyat Pazarlama Sanayi Ticaret Limited Şirketinden alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafça yapılan 2.065,00 TL müzekkere ve tebligat gideri, 4.000,00 TL bilirkişi ücreti ile 269,85 TL ilk masraf olan başvurma harcı olmak üzere toplam 6.334,85‬ TL yargılama giderinin davalılar ... İnşaat Taahhüt Gıda Nakliyat Pazarlama Sanayi Ticaret Limited Şirketi ve ... İnşaat Sanayi Ve Dış Ticaret Anonim Şirketi'den eşit oranda alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafça yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep edilmesi halinde kendilerine iadesine,
8-Suçüstü Ödeneğinden ödenen 3.280,00 TL arabuluculuk ücretinin davalılar ... İnşaat Taahhüt Gıda Nakliyat Pazarlama Sanayi Ticaret Limited Şirketi ve ... İnşaat Sanayi Ve Dış Ticaret Anonim Şirketi'den eşit oranda alınarak hazineye irad kaydına,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalıların yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı █████/2025
Katip ...
Hakim ...

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!