Anahtar kelimeler: Konusutazminat Lefkoşakktcden Uçağa Özetidavacı Sporcu Dönerken Uçuş Havalimanı Yarışmalardan Seyahat

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:████████
KARAR NO:█████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:█████/2019
NUMARASI:████████ E. - ████████ K.
DAVANIN KONUSU:Tazminat (Yolcu taşımadan kaynaklı)Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacının milli bir sporcu olduğunu, yarışmalardan biri için gittiği KKTC'dan dönerken 28.05.2018 tarihinde ... sefer sayılı uçuş ile ... Havalimanı (Lefkoşa-KKTC)'den İstanbul'a seyahat ettiğini, bu seyahat sırasında müvekkilin uçağa... etiket no ile bagaj teslim ettiğini, ancak bagajının uçuştan sonra bulunamadığını, davacının doldurmuş olduğu ... referans nolu ... Formuyla, bagajında bulunan eşyaları tek tek bedelleri ile birlikte davalıya bildirdiğini, yanıt alınamadığını, davalıya Beyoğlu 3. Noterliği aracılığıyla █████/2018 tarihli, ... yevmiye nolu ihtarname keşide edildiğini, ancak davalının 1412 TL ödeme yapılmasını teklif ettiğini, bu miktarın davacının zararını karşılamadığını, davacının bagajın kaybolması nedeniyle toplam 12.260,00 TL maddi zararı bulunduğunu, davacının eşyalarının, sporcu madalyaları ile özel sporcu kıyafet ve aletlerinin, sporcu gıda ve ilaçlarının kaybolması nedeniyle hem maddi zarar gördüğünü, hem de büyük sıkıntı çekerek moral bozukluğu yaşamakla birlikte tekrar ilaç almak da zorunda kalarak manevi sıkıntı yaşadığını, 10.000 TL manevi zararı oluştuğunu, noterlik masrafı olan 160,00 TL ile birlikte toplam 22,420,00 TL'nin davalıdan tahsili gerektiğini ileri sürerek, 22.420,00 TL'nin zararın doğduğu andan itibaren işleyecek en yüksek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; davacının içinde madalya, gıda ve ilaçlarının ve alkollü içkilerinin içeriğinde olduğu bildirilen bagajının zayii sebebi ile tazminat talep ettiği işbu dava konusu ihtilafta Montreal Konvansiyonu hükümlerinin uygulanması gerektiğini, davalının davacı yana müşteri memnuniyeti sağlamak için 1.412,00 TL ödeme teklif ettiğini, davalının geç bagaj taşıması veya bagaj zayiini engellemek için gerekli özeni gösterdiğini, davacının bagaj içeriğinde olduğunu iddia ettiği emtianın bagaj içinde taşımaya elverişli olmadığını, davacının söz konusu içerik bakımından gerek içerik ve gerekse kıymet beyan etmediğini, iddia edilen içeriğin özel bir itina ile taşımayı gerektirdiği, bozulabilir ve kırılabilir emtianın beyan edilmediğini, özle menfaat belirtilmediği gibi ek ücret ödemesi de yapılmadığından bagaj içeriği iddiasının dinlenemeyeceğini, davalının sorumluluğunun 1.131,00 SDR ile sınırlı olduğu, bunun üst sınır olduğu ve davacının zararını ispat etmesi halinde bu miktarı aşmamak koşulu ile tazmin edilebileceğini, manevi tazminat talep şartlarının oluşmadığı, taşıma sözleşmesinde bagaj zayiinin manevi zarara yol açmayacağı, kişilik hakkına saldırı olmadığı savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava maddi ve manevi tazminat davasıdır.davacı taraf Davalı taşıması sırasında kaybolan bagaj nedeniyle maddi -manevi zarar gördüğünden bahsetmektedir.Somut olayda TTK hükümleri,genel hükümlerden önce uluslararası sözleşme hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Dava konusu ihtilaf Montreal Konvansiyonuna tabidir.m.22/2 uyarınca "bagaj taşımacılığında kontrol edilmiş bagajın taşıyıcının sorumluluğuna verildiği anda yolcu bagajın ulaşacağı yerde teslim ile ilgili özele bir fayda beyanında bulunmadığı ve durumun gerektirmesi halinde ilave bir ödeme yapmadığı müddetçe taşıcısının sınırlı sorumluluğunun 1131 SDR olduğu ,dosyanın incelenmesinde davacı tarafça bagaj teslimi sırasında özel bir beyanda bulunulmadığı,fazladan bir ödeme yapılmadığı anlaşılmıştır. Bu nedenle 1 SDR karar tarihindeki Tl karşılığı olan 8.26 Tl dan 9.342,06TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine yönünde maddi tazminat miktarı belirlenmiştir.Manevi tazminat talebi yönünden yapılan incelemede. Gerek Montreal Konvansiyonu’nda gerekse TSHK’da gecikme durumunda uğranılan zararlardan taşıyıcının kural olarak sorumlu olduğu belirtilmiş olsa da, uğranıldığı iddia olunan zararın (hasarın) manevi zararları da kapsadığı noktasında açık bir hüküm bulunmamaktadır. 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK)’nun “Kişilik hakkının zedelenmesi” başlıklı 58’inci maddesinde de BK 49’uncu maddedeki düzenlemeye paralel olarak: “Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir.Hâkim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer bir giderim biçimi kararlaştırabilir veya bu tazminata ekleyebilir; özellikle saldırıyı kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasına hükmedebilir.”şeklinde düzenleme bulunmaktadır.Burada kural olarak doğrudan doğruya zarar görme koşulu aranmaktadır. Ancak kişilik değerlerinin kapsam ve çerçevesi, yerleşik değer yargılarına ve yaşam deneyimine bağlı olarak belirlenmelidir. BK'nın 49’uncu maddesi genel bir düzenleme olup, öngördüğü koşullar gerçekleştiğinde, ruhsal uyum dengesi sarsılanın, kişilik değerlerine saldırı nedeniyle manevi tazminat isteyebilmesi olanağı vardır. Manevi tazminat isteminin temelinde,haksız eylem yatmaktadır.Bilindiği üzere haksız eylemin unsurları hukuka aykırı fiil, kusur, zarar ve fiil ile zarar arasında illiyet bağı bulunmasıdır.Yapılan tüm açıklamalardan sonra somut uyuşmazlığa gelindiğinde, davalı hava yolu şirketi ile davacı arasında hava yolu ile taşıma sözleşmesi yapılmış olup, davacının milli sporcu olarak yarışma içingittiği KKTC den lefkoşe- istanbul seyahatinde bagajın kaybolduğu,bagaj içinde sporcu giysilerinin ,sporcu destek ürünlerinin milli takım forması ve madalyaların olduğunun bildirildiği bundan kaynaklanan üzüntü yaşandığı,yeniden bu giysilerin ilaçların alınması gerektiği moral ve motivasyonunu da bu kayıplar nedeniyle kaybetmiş bulunduğu davacının elem ve ızdırap duymasına neden olduğu hususunda mahkemece vicdani kanaat oluştuğundan , Montreal Konvansiyonu’nun 19’uncu maddesi ve BK’nın 98’inci maddesi hükmü delaletiyle aynı BK’nın 49’uncu maddesi hükmüne göre manevi tazminat şartlarının oluştuğu kabul edilip, davacının üzüntüsünü hafifletmeye yeter miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğinden, davacının sosyal durumu,yaşanan üzüntü,hak ve nesafet kuralları gereğince 10.000 Tl manevi tazminat talebinin kabulü yönünde aşağıdaki hüküm kurulmuş başkaca fazladan taleplerin reddi cihetine gidilmiştir."gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, (1.131SDR 8,26TL'den hesaplanmak üzere) 9.342,06TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 10.000,00TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalı şirketten alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.Bu karara karşı, davacı vekili ile davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Montreal Konvansiyonu gereği belirlenen üst sınırın her halükarda ödenmesi gereken bir miktar olmadığını, bilirkişi raporunda, bagaj kaybı halinde ödenecek tazminat miktarının her halükarda bu üst sınır üzerinden belirleneceği yönündeki değerlendirmenin hatalı olduğunu, bagaj içerisinde kaybolduğu iddia olunan eşyaların bagaj içinde taşınması yasak olanların ayrıştırılarak, gerçek mal değeri (kullanılmış olmaları dikkate alınarak) hesaplanarak bunlar dışında bir tazminata hükmedilmemesi gerektiğini, taşıyıcının, yolcu bagajında zarara ilişkin sorumluluğunun Konvansiyonun 17 vd. maddelerinde düzenlendiğini,buradaki miktar üst sınır olmakla birlikte ortaklığın sorumluluğu belirlenirken yolcunun gerçek zararının tespiti (bagaj içinde yer alan eşyaların kullanılmış eşyalar olduğu dikkate alınarak) yapılarak bu sınırın altında bir bedele hükmedilmesi gerektiğini,tazminat talebine esas bagaj içerisinde bulunduğu iddia edilen “Madalyalar, gıda ve ilaçlar, alkollü içecekler” niteliği itibariyle bagaj içerisinde taşınması yasak olup, söz konusu emtia için herhangi bir özel değer beyanında da bulunulmadığını, bu tarz eşyaların taşınabilmesi için yolculara uçak içerisinde 8 kg'lık el bagajı taşıma hakkı tanındığını, davacı içinde 12.260 TL değerinde sporcu madalyaları ile özel sporcu kıyafet ve aletlerinin, sporcu gıdaları ve ilaçlarının, alkollü içkilerin olduğunu iddia ettiği bagajını normal şartlarda el bagajı olarak veya bedel mukabilinde ekstra ihtimamla taşınması icap ederken ekstra bir taşıma ücreti ödemeyerek, değer bildiriminde bulunmaksızın alelade bir bagaj olarak taşıttığını,sınırlı sorumluk kapsamında bagajda taşınması yasak maddelerin tazmini hususunda sorumlu tutan ilk derece mahkemesi kararının hukuk aykırı olduğunu, bagaj için eğer özel bir değer bildiriminde bulunulmadığını, ekstra ücret ödenmediğini, bu halde konvansiyonun öngördüğü sınırlılık limitinin üzerinde bir sorumluluk yüklenmesi için de hukuki bir sebep bulunmadığını, manevi tazminat ödenmesini gerekli kılacak koşulların da oluşmadığını, talep edilen tazminatın fahiş olduğunu,faiz talebinin kabul edilebilir olmadığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Davacı vekili, katılma yoluyla istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kaybolan bagaj nedeniyle davacının maddi zararı 12.260,00 TL olmasına rağmen hükmedilen maddi tazminat miktarının 9.342,06 TL olduğunu ve davacının gerçek zararını dahi karşılamadığını, davacı lehine hükmedilen manevi tazminat miktarının az kaldığını belirterek, davalı tarafın istinaf başvurusunun reddine, ilk derece mahkemesince verilen hükmün davanın tam kabulü şeklinde düzeltilerek onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, hava yoluyla yolcu taşıması sırasında davacının bagajının kaybolması sebebiyle doğan maddi ve manevi zararın tahsili istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı ve davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taşıma (yolcu taşıması da) TTK'da düzenlenmiş olup TTK'nın 4/1.a maddesi uyarıca mutlak ticari davadır. TTK'nın 5/1.maddesi uyarınca, kanunlarda aksine hüküm bulunmadıkça ticari davalara bakma görevi asliye ticaret mahkemelerine aittir. Bu durumda, uyuşmazlığın tüketici işlemi niteliğinde olup olmadığının incelenmesi ve görev konusunda aksine hüküm içeren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 73. maddesi uyarınca tüketici mahkemelerinin görevli olup olmadığına bakılması gerekir. Davacının tüketici olduğu kanaatine varılırsa davaya tüketici mahkemesinde; aksi takdirde mutlak ticari dava olarak asliye ticaret mahkemesinde bakılması gerekir. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un 3/1- k maddesine göre tüketici; ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi olarak, 3/1-l maddesine göre tüketici işlemi; mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere, ticari veya mesleki amaçlarla hareket veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekalet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem olarak ifade eder.Yine anılan Kanun'un 73/1. maddesi uyarınca, tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu, 83/2. maddesi uyarınca ise taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu kanunun göreve ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği hükme bağlanmıştır.O hâlde somut olay bakımından sporcu olan davacının KKTC'ye yarışmaya katılmak için davalı hava yolunu kullanması mesleki ve ticari bir amaç kapsamında düşünülemeyeceğinden, davacının tüketici sıfatının bulunduğu, taraflar arasındaki taşıma sözleşmesinin tüketici işlemi niteliğinde olduğu, bu nedenle davaya bakma görevinin tüketici mahkemesine ait olduğu anlaşılmaktadır.Görev kamu düzenine ilişkin dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında mahkemelerce resen gözetilecek hususlardandır.Bu açıklamalar doğrultusunda, ilk derece mahkemesince görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, esasa ilişkin karar verilmiş olması isabetsiz olmuştur.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.3 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, kararı veren ilk derece mahkemesinin görevsiz olduğu anlaşıldığından, kararın kaldırılmasına ve dosyanın görevli mahkemeye gönderilmek üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.a.3. maddesi uyarınca, kararı veren İlk Derece Mahkemesinin görevli olmadığı, görevli mahkemenin Bakırköy Tüketici Mahkemesi olduğu anlaşılmakla, İlk Derece Mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına,2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın görevli Bakırköy Nöbetçi Tüketici Mahkemesine fiziken ve UYAP üzerinden derhal gönderilmek üzere, kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,3-Taraflarca yatırılan istinaf peşin karar harçlarının,ilk derece mahkemesi tarafından, talep hâlinde, taraflara iadesine,
4-İstinaf aşamasında yapılan giderlerin, esas hükümle birlikte, görevli ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,5-Gerekçeli kararın, görevli ilk derece mahkemesince düzenlenecek tensip tutanağıyla birlikte taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.a.3 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonunda, 26.06.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!