"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza MahkemesiSAYISI : ███████ E., ████████ K. ..., ...SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefetHÜKÜMLER : Sanık ... hakkında beraat, Sanıklar ..., ..., ... hakkında mahkûmiyet, eşya müsaderesiTEMYİZ EDENLER : Katılan Gümrük İdaresi vekili, sanıklar ..., ..., ...TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî onama, kısmî bozmaSanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. Katılan Gümrük İdaresi Vekilinin Münhasıran Sanık ... Hakkındaki Beraat Hükmünü Temyiz İstemi YönündenYapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan Gümrük İdaresi vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden, katılan Gümrük İdaresi vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle sanık ... hakkındaki beraat hükmünün Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, II. Sanıklar ... ve Gökhan Değirmeciler'in Temyiz İstemleri Yönünden Olay tutanağı ve tüm dosya kapsamının incelenmesinde; KOM ekipleri tarafından istihbari bilgiler üzerine oluşturulan kontrol noktasında, kolluk görevlilerince durdurulan sanık ...'ün bulunduğu aracın arka koltuklarında çok sayıda koltuk minderi içerisinde suça konu eşyanın ele geçirildiği, sanık ... tarafından rızaen kolluk görevlilerine teslim edildiği, sanıklar ... ve ...'in ise öndeki araçta bulundukları olayda, suça konu kaçak eşyanın yakalanış şekli, sanıkların aşamalardaki savunmalarında suçlamayı kabul etmediği gözetilerek,suça konu eşyanın ele geçirilmesine dayanak teşkil eden mahkemece verilmiş usulüne uygun bir arama kararı olmadığı gibi, gecikmesinde sakınca olduğu gerekçesiyle Cumhuriyet savcısı tarafından verilmiş yazılı arama kararının da bulunmadığı, buna göre yapılan aramanın usul ve yasaya aykırı olduğu ve ele geçen delillerin de hukuka aykırı delil niteliğinde olup, Anayasamızın 38/6. fıkrası da “Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular delil olarak kabul edilemez.” hükmü ve yine 5271 sayılı Kanun'un 206/2-a bendi, 217/2. fıkrası, 230/1. fıkrası da hukuka uygun surette elde edilen delillerin kullanılabileceğini, kanuna aykırı elde edilenlerin ise hükme esas alınamayacağı şeklinde açık düzenlemeleri karşısında, hiçbir aşamada suçlamayı kabullenmemiş olan sanıklar ..., ... hakkında hukuka aykırı şekilde elde edilen ve kaçak olduğu anlaşılan eşyanın hükme esas alınamayacağı gözetilerek beraatleri yerine yazılı şekilde mahkûmiyetlerine karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.Açıklanan nedenlerle, sanıklar ... ve ...'in temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,III. Sanık ...'ün Temyiz İstemi YönündenOlayın oluş biçimi, sanığın aşamalardaki savunması, ele geçirilen kaçak eşyanın miktar ve mahiyeti ile eşyanın yakalanma şekli göz önüne alındığında, atılı suçun sanık tarafından işlendiğine dair sübuta yönelik Mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.Ancak; Olay tutanağına göre, sanığın sürücülüğünü yaptığı, yanında yaşı küçük Onur Kümür'ün bulunduğu araçta yapılan aramada suça konu gümrük kaçağı sigaraların ele geçirildiği, öncü araç olarak değerlendirilen aracın sürücüsünün ise farklı kimlik bilgilerini kullandığının tüm dosya kapsamından anlaşılmakla, sanık hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na (5607 sayılı Kanun) muhalefet suçundan açılan kamu davasında, sanığın mahkûmiyetine karar verilirken Muzaffer Kümür hakkında gereğinin takdir ve ifası için suç duyurusunda bulunulmasına karar verilmiş olması, yine soruşturma aşamasında yaş küçüklüğü nedeniyle sanık ile birlikte yakalanan Onur Kümür hakkındaki evrakların tefrik edilmesi karşısında, Onur Kümür hakkında açılmış bir dava bulunup bulunmadığının araştırılması, Muzaffer Kümür hakkında suç duyurusu evrakının akıbeti araştırılıp, dava açılması halinde anılan dosyaların birleştirilerek delillerin birlikte değerlendirilmesi suretiyle sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir edilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik kovuşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,Kabule göre de,1. Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre sanığın eyleminin, 11.04.2013 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3/18. maddesi kapsamında kaldığı, ancak suç tarihinden sonra 28.06.2014 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/18. maddesinin son cümlesi yollamasıyla aynı Kanun'un 3. maddesinin 5. ve 10. fıkraları kapsamında bulunduğu gözetildiğinde; 10.12.2022 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanıp, aynı gün yürürlüğe giren 7423 sayılı Kanun'un 8. maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3. maddesinin 22. fıkrasının ''3/23." madde ve fıkrası olarak değiştirildiği dikkate alınarak, hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 61. maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3/23. madde ve fıkrasına eklenen "Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar pek hafif olması halinde üçte birine kadar indirilir." şeklindeki düzenlemenin sanık lehine hükümler içerdiği, yine aynı Kanun'un 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesi uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği ve dava konusu kaçak eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katının ödenmesi halinde, soruşturma evresinde etkin pişmanlık konusunda ihtarat yapılmamış ise verilecek cezada 1/2 oranında, yapılmış ise 1/3 oranında indirim yapılacağı belirtilerek 7242 sayılı Kanun'un 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesi uyarınca etkin pişmanlık ihtarında bulunulması gerektiği de göz önünde bulundurulmak suretiyle; Suç tarihinde yürürlükte olan 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/18. maddesi ile 6545, 7242 ve 7423 sayılı Kanunlar ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 3/18-son yollamasıyla aynı Kanun'un 3/5, 3/10, 3/23 ve 5/2. maddeleri somut olaya ayrı ayrı uygulanarak belirlenen sonuç cezalar karşılaştırılmak suretiyle sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 7. maddesi ve 7242 sayılı Kanun'un 63. maddesi ile 5607 sayılı Kanun'a eklenen geçici 12/2. maddesi gereği ilgili hükümlerin yasal koşullarının oluşup oluşmadığının Mahkemesince saptanması ve sonucuna göre uygulama yapılmasında zorunluluk bulunması,2. Gün para cezasının adli para cezasına çevrilmesi sırasında 5237 sayılı Kanun'un 52/2. maddesinin gösterilmesi gerekirken, aynı Kanun'un 61/8. maddesinin de gösterilmesi suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 232/6. maddesine aykırı davranılması, 3. Suça konu eşyanın 5607 sayılı Kanun'un 13/1. maddesi yollamasıyla 5237 sayılı Kanun'un 54/4. maddesi uyarınca müsaderesine karar verilmesi yerine, uygulama maddesi olarak 5237 sayılı Kanun'un 54/1. maddesinin gösterilmesi suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 232/6. maddesine aykırı davranılması, hukuka aykırı bulunmuştur.Açıklanan nedenlerle, sanık ...'ün temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 22.05.2025 tarihinde karar verildi.
Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!