Anahtar kelimeler: Konusumenfi Bayrampaşaistanbul Özetidavacı Kasap Satımdan İşlettiğini Dükkanı Kiracı Menfi Adresinde

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:████████
KARAR NO:█████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:█████/2021
NUMARASI:████████ E. - ████████ K.
DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Ticari satımdan kaynaklı)
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacının 01.01.2015 tarihinden 13.06.2016 tarihine kadar ''... Bayrampaşa/İstanbul'' adresinde bulunan ve ...mülkiyetindeki taşınmaz da kiracı olarak kasap dükkanı işlettiğini, daha sonra ticari faaliyetine son verdiğini ve taşınmazı 13.06.216 tarihinde tahliye ettiğini, taşınmazın mal sahibince 01.07.2016 başlangıç tarihli ve 6.000 TL bedelli kira sözleşmesi ile dava dışı...isimli şahısa kiraya verildiğini, davacının 13.06.2016 tarihinde iş yerini kapatmasının ardından davalı tarafından davacı adına ... seri numaralı,15.07.2016 tarihli ve 23.181,69 TL bedelli satış faturası düzenlendiğini, faturanın, malın cinsi bölümünde karkas dana takım, miktar kısmında 869,49 kg, birim fiyat kısmında 26,40 TL, genel toplam kısmında ise 23.181,69 TL ve teslim alan kısmı ise imzasız şekilde bilgi içerdiğini, davacıya ait e ait işyeri açık olsa bile bahsi geçen faturadaki mal veya hizmeti bir seferde alması ve tüketmesinin hiç bir şekilde mümkün olmadığını, tek çalışanının kendisi olduğu işletmesinde tek seferde yaklaşık bir ton et tüketmesinin hiç bir şekilde mümkün olmadığını, davalının faturayı 20.07.2016 tarihinde ... sayılı dosyası ile icra takibine konu ettiğini, davacının fatura içeriğindeki mal ve hizmeti teslim almadığı gibi kendi adına düzenlenen faturadan da hiç bir zaman haberdar olmadığı gibi davalıya borcu bulunmadığını, davacının bankadaki 22.000 TL'sinin de blokeli bekletildiğini ileri sürerek, davacının icra takibinin borçlusu olmadığının tespitine, davalı aleyhine %20'den az olmamak şartı ile icra inkar tazminatına, davacıdan alınan bedelin tahsil tarihinden itibaren bankalar arası işletilen en yüksek faiz oranı üzerinden tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; arabuluculuk dava şartı yerine getirilmeden dava açıldığını,davacının iddilarının aksine satış ve teslim yapıldığı esnada davacının faal olarak çalıştığını, imzalı irsaliyede görüleceği üzere davacıya fiilen işlettiği işyerinde teslim edildiğini, davacının mal siparişini kendisinin verdiğini, yine talebi doğrultusunda fatura adresinde bulunan kasap dükkânında malların çalışanı ...'teslim edildiğini, teslime ilişkin müvekkilinin çalışanlarının tanık olarak bildirildiğini, davalının genel uygulaması nedeniyle ilk defa mal satılan yerlerde mal teslimi anında fatura bilgileriyle vergi levhası bilgilerinin teyidi amacıyla vergi levhasının resmi çekilerek durumun doğrulandığını, bu olayda da mal teslim edilen dükkânla fatura bilgilerinin teyidi bakımından, vergi levhasının resmi müvekkil çalışanları tarafından çekilerek bu durumun teyit edildiğini, icra takibi neticesinde yapılan hacizde, davacının fiilen fatura adresinde faaliyet gösterdiği, alacaklılardan mal kaçırmak için işyerini muvazaalı olarak kâğıt üzerinde devir ettiği, ancak fiilen faaliyetine devam ettiğinin tespit edildiğini, hatta fatura konusu malları davacı adına teslim alan ...'ün haciz memurunu karşılayarak, haciz memurunun davacıyı sorması üzerine “şuan burada yok” şeklinde beyanda bulunduğunu, memurunun kendisini tanıtarak icra dairesinden geldiğini beyan etmesi üzerine borçluyu tanımadığını, dükkânın ... adına kayıtlı olduğunu beyan ettiğini, hacze engel olunması üzerine polis temin edilerek tekrar gelindiğinde ...'in malların kendisine ait olduğu iddiasıyla istihkak iddiasında bulunduğunu, ... sayılı dosyasından 22.09.2016 tarihinde yapılan haciz esnasında haczedilen mallarla davacının beyan ettiği demirbaş listesindeki malların da birebir aynı olduğunu, davacının sunduğu tahliye tutanağı vb belgelerin, sonradan isteyen her kişi adına istediği şekilde, danışıklı olarak düzenlenebileceğini savunarak, davanın reddine ve %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Davanın; █████/2016 tarihli faturaya dayalı alacağa ilişkin İstanbul 18. İcra Dairesi ...sayılı dosyasında davacının davalıya borçlu olmadığı iddiasına dayalı menfi tespit davası olduğu anlaşıldı,
İstanbul 18. İcra Dairesinin ... sayılı dosyası celp edilerek dosyamız arasına alınmış olup, takip dosyası incelendiğinde; alacaklının ... olduğu, takibin 23.210,18TL ilamsız takip olduğu, takip dayanağının █████/2016 düzenleme tarihli 23.210,18-TL bedelli fatura alacağı olduğu █████/2016 takip tarihli ödeme emrinin borçluya █████/2016 tarihinde tebliğ edildiği görülmüştür.Bilirkişi mali müşavir ... tarafından verilen █████/2021 tarihli rapor özetle;Davanın konusu menfi tespit davası olduğunu, davalı tarafın, alacağını temlik edenin faturaya konu malları davacıya teslim ettiğini, davacı kendisinin takibe konu faturalar nedeniyle temlik eden davalı tarafa bir borcu olmadığını ve faturalardan haberdar olmadığını, beyan ettiğini, menfi tespit davalarında ispat yükü kural olarak alacaklı davalı olduğu, icra takibi faturaya dayalı olduğundan davalının faturalara konu malların davacıya teslim edildiğini yazılı delillerle ispatlaması gerektiğini, davalı tarafından davacı yana düzenlenen 15.07.2016 tarihli... nolu sevk irsaliyesinde teslim alan kısmında isim ve imzanın olduğunu, taraflar arasında bulunan ticari ilişkiden kaynaklı davalının 23.181,60 TL tutarlı fatura alacağının olduğunu, davacı tarafın 2016 yılına ait İşletme Defteri incelendiğinde Davalı ... Şti tarafından düzenlenen 15.07.2016 tarih, ... seri nolu, 23.181,69 TL tutarlı faturanın davacıya ait 2016 yılı İşletme Defterinde yer almadığı, detaylıca verilen davalı taraf 2016 yılı yasal defter ticari münasebet kayıtlarına göre davalı taraf davacı tarafa yukarıda seri numarası ve tarihi belirtilen faturayla toplam 23.181, TL tutarın hizmeti verdiğini, davacı tarafından ödeme yapılmadığını, davalının davacıdan kaydi olarak 23.181,68 TL tutarında alacaklı olduğu görüldüğünü, davalı tarafından davacı yana düzenlenen 15.07.2016 tarihli ... nolu sevk irsaliyesinde teslim alan kısmında isim ve imzanın olduğu görüldüğünü, alacağın cari hesaba dayanması sebebiyle borçluyu temerrüde düşürücü bir ihtar bulunmadığından davacının takipten önce işlemiş faizde bulunamayacağının, tüm bu hususlar dikkate alındığında Menfi tespit davalarında ispat yükü kural olarak alacaklı davalıda olduğunu, icra takibi faturaya dayalı olduğundan davalının faturalara konu malların davacıya teslim edildiğini yazılı delillerle ispatlaması gerektiği hususunda davalı tarafın haklılığı mahkemece hasıl olursa davalının davacıdan kaydı olarak asıl alacak olarak 23.181.68 TL tutarında alacaklı olduğunu rapor ve beyan etmiştir.Tüm dosya kapsamı ve bilirkişi raporu birlikte incelendiğinde ve değerlendirildiğinde;Davacı, davalı alacaklı tarafından aleyhine başlatılan İstanbul 18. İcra Dairesinin ... sayılı dosyasında davalıya borçlu olmadığının tespitini talep etmektedir. Takip dosyası incelendiğinde talebin 23.181,60-TL asıl alacak ve 28,58-TL işlemiş faizi olmak üzere toplam 23.210,18-TL alacağa ilişkin olup, eldeki davada harca esas değer (takipteki toplam gibi) 23.210,18-TL'dir.Mahkememizce alınan bilirkişi raporunda; davacının işletme esası hesabına göre işletme defteri tuttuğu ve 2016 yılı işletme defterinin incelendiği, inceleme neticesinde Davalı ... Şti tarafından düzenlenen 15.07.2016 tarih, ... seri nolu, 23.181,69 TL tutarlı faturanın davacıya ait 2016 yılı İşletme Defterinde yer almadığının tespit edildiği, ayrıca davacının İşletme hesabı esasına göre defter tuttuğu için BA BS formları vermemekte olduğu, bu nedenle davacının BA BS formlarında tespit yapılamadığı, davalının ise ticari defter kayıt ve belgelerinin incelendiği, davalının icra takibine ve davaya konu etmiş olduğu faturaların ticari defterlerinde, tek Düzen Hesap Planına ve Muhasebe Sistemi Uygulama Tebliğlerine uygun olarak 120 ADN01- Adnan ULUGLU Alıcılar hesabında kısa vadeli alacak olarak kayıtlı olduğu, davalı tarafın ... ŞTİ Unvanın da SARIGAZİ vergi dairesi ... vergi numarası ile faturaların VUK 230. Maddesindeki şekli şartlara uygun olarak bastırıldığı, VUK 231 maddesindeki fatura nizamına uygun olarak düzenlendiği, davalı tarafın davaya konu olan faturaların SARIGAZİ vergi dairesi ... vergi numarası ile kanuni süre içerisinde BS formlarının verildiğinin tespit edildiği, Davalı tarafından davacı yana kesilen 2016 yılına ait hizmet fatura Davalı Tarafın BS Formlarında bildirildiği, Davacının 01.01.2015 tarihinden 13.06.2016 tarihine kadar.. Bayrampaşa/İstanbul adresinde kiracı olarak dükkanı işlettiğini ve █████/2016 tarihinde tahliye ettiğini beyan etmişse de Gelir Vergisi Dairesince gelen 10.03.2021 tarihli cevap yazısında davacı tarafa ait Yoklama Fişi incelendiğinde davacı tarafın söz konusu ... Bayrampaşa/İstanbul adresinde halen faal olduğu, kapanışına ait bildirimde bulunmadığı, davalının 2016 yılı defter kayıtlarına göre davalının davacı tarafa dava ve takip konusu faturaya ilişkin olarak 23.181,68-TL tutarın hizmeti verdiği, davacı tarafından ödeme yapılmadığı, davalının davacıdan kaydi olarak 23.181,68 TL tutarında alacaklı olduğu, ancak alacağın cari hesaba dayanması sebebiyle borçluyu temerrüde düşürücü bir ihtar bulunmadığından davacının takipten önce işlemiş faizde bulunamayacağı belirlendiğinden davanın kısmen kabulü ile takibe konu işlemiş faiz tutarı yönünden davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, takip konusu asıl alacak tutarı yönünden davacının davalıya borçlu olduğu anlaşıldığından (23.181,60-TL asıl alacağa ilişkin) fazlaya dair talebin reddine karar vermek gerekmiştir.Ayrıca davalının davacıdan alacaklı olduğu belirlendiğinden ve davalının takip yapmakta haklı olduğu değerlendirildiğinden davacının davalı aleyhine tazminat talebinin de reddine karar vermek gerekmiştir.
" gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacının İstanbul 18. İcra Dairesinin ... sayılı takip dosyasında takibe konu işlemiş faize ilişkin 28,58-TL davalıya borçlu olmadığının tespitine, fazlaya dair talebin reddine, davacının davalı aleyhine tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacının halen ... Bayrampaşa/İstanbul adresinde faal olduğu tespitinin gerçeği yansıtmadığını,Gelir İdaresi Başkanlığı İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı Tuna Vergi Dairesi Müdürlüğünün 10.08.2016 tarihli tutanağında da belirtiği üzere 10.08.2016 tarihinde davacının işi bıraktığını, iş bırakmaya ilişkin tutanağın dosyada mevcut olduğunu, bilirkişi raporunda belirtildiği üzere iş yerinin davacı müvekkil adına faaliyette olmadığını, iş bu tutanak dosyada mevcut olmasına rağmen karar gerekçesinde işi bırakma tutanağının dikkate alınmadığını, bu tutanağa neden itibar edilmediğinin belirtilmediğini, davalı yanca düzenlenen 15.07.2016 tarihli ... nolu sevk irsaliyesinde teslim alan kısmındaki isim ve imzanın da davacıya ait olmadığını, teslim imzasının davacıya ait olmadığı en başından beri açıkça ileri sürülmüş olmasına rağmen mahkemece bu yönde hiçbir inceleme ve değerlendirme yapılmadığını, faturanın davacı defterlerinde de yer almadığını, alacağın cari hesaba da dayanmadığını, raporda davacı ile davalı arasında cari ilişki olduğu belirtilmesinin hatalı odluğunu, taraflar arasında cari hesap hareketliliğine rastlanmadığını, faturanın öncesinde veya sonrasında davacı tarafından davalıdan herhangi bir satın alma gerçekleştirilmediğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, İİK'nın 72. maddesi gereğince icra takibinden sonra açılan menfi tespit istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekili; davacının ... sayılı icra dosyasına konu edilen ve davalı yanca davacı adına düzenlenen fatura sebebiyle davalıya borcu bulunmadığını, fatura konusu malları teslim almadığını, iş yerinde ticari faaliyeti bulunmadığını ileri sürerek, icra takibi sebebiyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili ise; sevk irsaliyesi uyarınca fatura adresinde bulunan kasap dükkânında malların davacı çalışanı ...'e teslim edildiğini, teslimi yapanların tanık olarak dinletilebileceğini, davanın haksız olduğunu, davalının davacıdan alacağı bulunduğunu savunmuştur. Davalı takip alacaklısı, ... sayılı icra dosyası ile 15.07.2016 tarihli, 23.181,60 TL bedelli fatura sebebiyle alacaklı olduğu iddiasıyla icra takibi başlatmış ve 23.181,60 TL asıl alacak, 28,58 TL işlemiş faizi olmak üzere toplam 23.210,18 TL alacak talebinde bulunmuş, mahkemece, sevk irsaliyesinde isim ve imzanın bulunduğu, davalının işlemiş faiz talep edemeyeceği, sadece asıl alacak yönünden alacaklı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacının icra dosyasındaki işlemiş faiz yönünden davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.
HMK'nın 190. maddesinde, ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu, TMK'nın 6. maddesinde ise, taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu belirtilmiştir. Fatura ise tek başına alacağın varlığına delil olmaz. Bu nedenle fatura konusu alacağını ispat külfeti somut olayda davalı alacaklıya aittir.Mahkemece hükme esas alınan 22.10.2021 tarihli bilirkişi raporunda, faturanın davacı defterlerinde yer almadığı, davalı defterlerinde yer aldığı, sevk irsaliyesindeki ismin okunmadığı tespiti yapılmıştır.Davalının davacı adına kestiği faturaya konu malları teslim ettiğine dair sunduğu 15.07.2016 tarihli ve ... sayılı sevk irsaliyesinin incelenmesinde, teslim alan kısmında isim ve imza bulunmakla birlikte ismin okunamadığı görülmektedir. Davacı taraf bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi ve istinaf dilekçesinde teslim alan kısmındaki isim ve imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürmektedir.Davalı taraf ise cevap dilekçesinde ve bilirkişi raporuna beyan dilekçesinde, malların irsaliye ile davacı çalışanı ...'e teslim edildiğini belirtmektedir. Davacı, davalının bu beyanına karşı adı geçen kişinin çalışanı olmadığı yönünde bir itirazda bulunmamaktadır. Kaldı ki Tuna Vergi Dairesi Müdürlüğünün 10.03.2021 tarihli yazı ekinde davacıya ait 2016 yılı BA formlarının gönderilmiş olup incelenmesinde davalı yanca düzenlenen faturanın vergi dairesine bildirildiği anlaşıldığından, fatura konusu malların davacıya teslim edildiğini kabulü gerekir. Her ne kadar bilirkişi raporunda davacının BA/BS formu sunmadığı belirtilmiş ise de ilgili vergi dairesi yazısı ve ekleri karşısında rapora bu yönünden itibar edilmemiştir.Davacı 10.08.2016 tarihinde iş bıraktığını istinaf sebebi olarak ileri sürmekte ise de Tuna Vergi Dairesi Müdürlüğünün 10.03.2021 tarihli yazı ekinde sunulan yoklama fişine göre vergi memurlarının davacının faaliyet merkezi ve dava konusu faturadaki adresi olan adreste 29.02.2016 tarihinde yoklama işlemi yaptıkları, bu fişte davacının faaliyete başlama tarihinin 19.02.2016 olarak belirtildiği görülmektedir. Davacı 10.08.2018 tarihli işi bırakma tutanağı sunmuş ancak dava konusu fatura 15.07.2016 tarihli olduğu gibi işi bırakmış olması davacı çalışanının faturayı teslim aldığı gerçeğini ortadan kaldırmamaktadır.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2- Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline,3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 26.06.2025

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!