Anahtar kelimeler: Darlığından İstemli İleriye Yoğunluğu Ötürü Avukat Dinlenildikten Hazır Şartı Eksiklikleri

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
SAYISI : ████████ Esas, ████████ KararHÜKÜM : Davanın kabulüİLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 6. Asliye Ticaret MahkemesiSAYISI : ████████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 20.05.2025 günü hazır bulunan davacı vekilleri Avukat ... ile Avukat ... ve davalı vekilleri Avukat ... ile Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. KARARI. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında 13.11.2014 tarihli satın alma sözleşmesi imzalandığını, Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı (TÜİK) için müvekkilinin yüklendiği mal ve hizmetlerin davalı tarafından tedarikinin kararlaştırıldığını, müvekkili ile Merkezi Finans İhale Birimi (MFİB) arasında yapılan sözleşmeye göre satın alınan malların Avrupa Birliği üyesi bir ülke veya katılım öncesi yardım programı kapsamında finanse edilen bir ülkenin orijin belgesinin temin edilmesi gerektiğini, davalının temin ettiği malların İsrail menşeli orijin belgesinin sahte olduğunun anlaşılması üzerine ihale makamı tarafından kabul edilmediğini, daha sonra davalı tarafından sunulan İtalya menşeili orijin belgesinin ise ürünlerin üzerinde fiziki olarak İsrail yazması sebebi ile kabul edilmediğini, ihale makamı tarafından 297.187,40 euronun kendilerine ödenmesinin ihtar edildiğini, müvekkilince 08.01.2016 tarihinde bu bedelin ödendiğini ve ürünlerin Kuruma hibe edildiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin cezai şartlar başlığını taşıyan 10. maddesi uyarınca davalı satıcının mallarla birlikte belirtilen belgeleri teslim etmemesi neticesinde satın alan aleyhine doğacak zararları tazmin etmesinin kararlaştırıldığını, buna göre davalının müvekkilinin zararlarını tazmin etmeyi kabul ettiğini ileri sürerek ödenmek zorunda kalınan 297.187,40 euronun faiz ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde, davanın hak düşürücü süre ve zamanaşımından reddi gerektiğini, müvekkilinin dava konusu sözleşme ve taahhüdüne aykırı davranmadığını, sahte menşei belgesi verilmesinin söz konusu olmadığını, kararlaştırılan ürünlerin davacıya teslim edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki 13.11.2014 tarihli sözleşmenin konusunun davalının, davacı tarafından idare ile imzalanan 25.08.2014 tarihli sözleşme kapsamındaki mal ve hizmetlerin tedariki amacıyla düzenlenen satın alma sözleşmesi olduğu, davacının satın alan, davalının satıcı olarak yer aldığı, sözleşmenin 3. maddesinde davalı satıcının sözleşme kapsamındaki mal ve hizmetleri sözleşmenin 5. maddesinde belirtilen belgeleri tam ve eksiksiz olarak satın alan davacıya teslim etmeyi taahhüt ettiği, sözleşmenin 5. maddesinde satıcı tarafından sağlanacak belgeler arasında "orijin belgesi" nin de bulunduğu, sözleşmenin 10. maddesine göre satıcının sözleşme konusu malları 5. maddede belirtilen belgeler ile birlikte teslim etmemesi neticesinde satın alan/davacı aleyhine doğacak zararları tazmin etmeyi yüklendiği, ithalat rejimi konusunda uzman bilirkişi raporu ve Hazine ve Maliye Bakanlığı MFİB'nin 02.10.2018 tarihli cevabi yazısından da anlaşıldığı üzere; davalı/satıcının temini ile yükümlü olduğu ve sözleşme konusu mallarla birlikte satın alan/davacıya verdiği menşei (orijin) belgesinin sahte olduğu, bu belgenin sahteliği sebebi ile davacının 266.000,00 euro ürün bedeli ile meblağın %6'sı olan 31.187,40 euro idari para cezasını ihale birimine 08.01.2016 tarihinde ödediğinin anlaşıldığı, taraflar arasındaki sözleşmenin 10. maddesine göre davacının zararını davalı tazmin etmekle yükümlü olduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 219. maddesi uyarınca hukuki ayıp mahiyetindeki menşei (orijin) belgesinin sahte olmasından davalı/satıcının sorumlu olduğu, davacının sözleşme konusu ürünleri ihale makamına hibe ettiğini belirttiği, satışa konu ürünlerin hibe edilmesi konusunda davalı/satıcının talimatı ve muvafakatinin bulunmadığı, davacının bunu ispatlayamadığı, bu durumda satışa konu ürün bedellerinin davacının ödediği tazminat bedelinden indirilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne 108.358,10 euronun faiz ile davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında düzenlenen 13.11.2014 tarihli sözleşmenin V.(5) maddesi uyarınca davalı satıcı-davalı ... Şirketi tarafından sağlanacak belgeler arasında "orijin (menşei) belgesi"nin bulunduğu, X.(10) maddesi uyarınca sözleşme konusu malları bu belgelerle teslim etmemesi sonucunda satın alan/davacı aleyhine doğacak zararları tazmin etmeyi yüklendiği, buna göre menşei belgelerinden sorumluluğun davalıda olduğu, davalı vekili müvekkilince sunulan belgelerin sahte olmadığını, davacı tarafça üzerinde oynanıp farklı ürünler için sunulduğunu, müvekkilinin kusuru olmadığını iddia etmişse de bu iddiasını kanıtlayacak delil sunamadığı, davalının temin etmesi gereken ürünlere ait menşei belgesinin sahte olması nedeniyle hukuki ayıp bulunduğu, taraflar arasındaki sözleşme gereği bundan doğan zararların davalı tarafça karşılanması gerektiği, dava dışı idareye ödenen tutarın davacı tarafça istenmesinin yerinde olduğu, davalı taraf bilirkişiye itiraz etmişse de 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 272. maddesinde belirtilen ret sebepleri bulunmadığından Mahkemece itirazın reddedilmesinin yerinde görüldüğü, davalının cevap dilekçesinde mal bedeli yönünden takas-mahsup definde bulunmadığı gibi ön inceleme duruşmasında da bu yönde bir talebi olmadığı, davalının teslim edilen ürünlerin bedeline yönelik açtığı bir dava veya takas mahsup defi olmadığından mahkemece belirlenen tutardan ürün karşılığı olan 188.829,10 euronun indirilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmesine, davanın kabulüne, 297.187,40 euronun faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZA. Dava ve Hukuki NitelendirmeDava, sözleşmeye aykırılık iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir. B.Değerlendirme ve Gerekçe1.İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2.Yukarıda yapılan özetten anlaşılacağı üzere dava konusu ürünlere ait menşei (orijin) belgesinin sahte olduğunun anlaşılması üzerine davacı, ihale makamına 297.187,40 euro (lot 4 için daha önce ödenen eğitim bedeli hariç miktar 266.000,00 euro+ para cezası 31.187,40 euro) ödemiş, 01.03.2016 tarihli yazısı ile geçici kabulü iptal edilen ürünlerin TÜİK'e bağışlandığını MFİB'ye bildirmiştir. İlk Derece Mahkemesince, satışa konu ürün bedellerinin davacının ödediği tazminat bedelinden indirilmesi suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince, davacı vekilinin istinaf başvusu üzerine davalının cevap dilekçesinde ve ön inceleme duruşmasında mal bedeli yönünden takas-mahsup definde bulunmadığı, Mahkemece belirlenen tutardan, ürün bedelinin indirilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak işbu dava, davacının, dava konusu ihalenin iptal edilmesi nedeniyle ihale makamına ödemek durumunda kaldığı ürün bedeli ve para cezasının davalıdan rücuan tahsili istemine ilişkin olup davalı, davacının uğramış olduğu gerçek zararı tazminle yükümlüdür. Bu nedenle de davacının, davalıya sormadan TÜİK'e hibe ettiği ürün bedeli takas-mahsup müesseseleri çerçevesinde değerlendirilemeyecektir. Bu durumda Bölge Adliye Mahkemesince, davacının, davalıdan ancak gerçek zararını talep edebileceği, davalının da taraflar arasındaki sözleşmeye aykırı eylemi nedeniyle meydana gelen gerçek zarar ile sorumlu olduğu gözetilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken somut olaya uygun düşmeyen yazılı gerekçe ile hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK'nın 373/2 hükmü uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 22.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.