Anahtar kelimeler: Konusuitirazın Özetidavacı Satımdan Tutarlı Şirketten Anadolu İlamda Özetle Numaralı Karara

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ14. HUKUK DAİRESİDOSYA NO:████████ KARAR NO:████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ:█████/2021NUMARASI:████████E. - █████████ K. DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Ticari satımdan kaynaklı)Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirketten ... numaralı, █████/2012 tarihli, 13.570,00-TL tutarlı, ...numaralı, █████/2012 tarihli, 10.348,60-TL tutarlı, ... numaralı, █████/2012 tarihli, 8.316,05-TL tutarlı, ... numaralı, █████/2013 tarihli, 26.724,17-TL tutarlı ve ... numaralı, █████/2014 tarihli, 15.546,50-TL tutarlı faturalar sebebiyle alacaklı olduğunu, alacağının tahsili amacıyla... numaralı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının icra takibine haksız olarak itiraz ettiğini, müvekkili ile davalının arasında ticari ilişkinin söz konusu olduğunu, işbu akacağın bu ticari ilişkinden kaynaklandığını, davalıya asansör sistemleriyle alakalı çeşitli malzemelerin satıldığını, davalının faturalara itirazı olmadığını, itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline ve %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; faturalar dışında müvekkili ve müvekkilinin yetkilisi ... ile davacı arasında ayrı ayrı cari hesap ilişkileri olduğunu, karşılıklı olarak mal alıp satımı yapan firmalar olarak birden fazla kez faturalar düzenlendiğini, teslim ile tebliğ edildiğini, ancak davaya konu irsaliyeli faturaların "teslim alan" kısmının boş, imzasız ve isimsiz olduğunu, bu şekilde faturaların kesildiği muhatap şirkete tebliğ edilmeyen faturalara ilişkin 8 günlük itiraz süresinde itiraz edilmediğinden bahisle faturaların kabul edilmiş sayıldığı iddiasının gerçekle bağdaşmadığını, örf ve adetin değil TTK'nın uygulanması gerektiğini, müvekkili şirketin yetkilisinin şahsi hesabından davacı hesabına 02.01.2014 tarihinde ... hesaptan alacaklı ... hesabına 13.000,00 TL 21.01.2014 tarihinde 21.500,00 TL, 28.01.2014 tarihinde, ... hesaptan alacaklı ... hesabına 20.000,00TL, 26.06.2014 tarihinde ... hesaptan alacaklı ... hesabına 1.500,00 TL, 25.03.2016 tarihinde ... hesaptan alacaklı ... hesabına 40.000,00 TL ödeme yapıldığını, kabul manasına gelmemekle birlikte tarafların karşılıklı olarak cari hesap kayıtları mevcut olduğundan bu ödemelerin davaya konu borçtan mahsup edilmesi gerektiğini, ... ve ...sayılı icra takip dosyalarından müvekkilinin alacaklı olduğunu, bu alacakları yönünden takas defiisinde bulunduklarını savunarak, davanın reddini istemiştir. İL K DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Tüm dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesi neticesinde; açılan davanın faturadan kaynaklı yapılan icra takibinin vaki itiraz neticesinde durdurulması üzerine takibin devamının sağlanması için açılan itirazın iptali talepli olduğu davacının defterlerinin kök raporda , davalının defterlerinin ise ek raporda incelendiği, tarafların defterlerinin usulüne uygun tutulmuş olmakla sahipleri lehine delil kudretine haiz oldukları, her iki tarafın defterlerinde de davaya konu faturaların kayıtlı bulunduğu, ayrıca dosyaya kazandırılan tarafların BA-BS formlarının da birbiri ile uyuştuğu, takibe konu faturaların tarafların BA-BS formlarında da kayıtlı bulunduğu, davacının incelenen ticari defterlerinde davalıdan takip tarihi olan 29.05.2019 tarihi itibarıyla 75.639,30 TL cari hesap alacaklısı olduğu, davalının incelenen ticari defterlerine göre ise davalının davacıya takip tarihi olan 29.05.2019 tarihi itibarıyla 91.549,30 TL borçlu olduğu, diğer bir deyişle davalının kendi ticari defterlerinde takip tarihi olan 29.05.2019 itibarı ile takibe konu asıl alacak olan 74.705,32-TL'nin de üzerinde davacıya borçlu olduğu, ancak davalı tarafından takip tarihinden sonra 2020 yılı açılış fişi ile ticari defterlere kaydedildiği üzre 01.01.2020 tarihinde 56.000,00 TL’si 2014 yılında, 40.000,00 TL’si 2016 yılında yapıldığı gözüken 5 adet olmak üzere toplam 96.000,00 TL tutarlı havale açıklamalı ödeme ile davalının davacıdan 4.450,70 TL alacaklı duruma geçtiği, davalının yapmış olduğu bu ödemeler ve dekontlar incelendiğinde ; davalı şirket yetkilisi ...’nın şahsi hesabından davacı ...’ya yapılan ödemeler olduğu iddia edilmekle taraflar arası ticari ilişki dâhilinde yapıldığı ve borçtan düşülmesi gerektiği davalı vekilince savunulmakla mahkememizce bu hususun irdelendiği, davalının ticari defterlerindeki bu ödemelerin takip tarihi olan █████/2019 tarihi sonrası 2020 yılında davalı defterlerine işlendiği, cevap dilekçesi ekindeki dekontlar incelendiğinde, dekontların hiçbirinde açıklama yer almadığı, davacı defterlerinde de bahsedilen ödemelerin kayıtlı olmadığı, dolayısıyla davalı ...’nın şahsi hesabından açıklamasız olarak davacıya gönderilen ve davacının kabulünde olmayıp ticari defterlerinde de bulunmayan bu ödemelerin taraflar arasındaki ticari ilişkiye, yani takibe konu faturalara-cari hesaba istinaden yapıldığının dosya kapsamında davalı tarafça isbat edilmesi gerekirken isbat edilemediği mahkememizce anlaşılmakla açılan davanın 74.705,32-TL asıl alacak üzerinden kısmen kabulüne karar verilmiş, takip öncesi davalının temerrüde düşürüldüğü isbatlanamamakla işlemiş faiz talebi reddedilmiş, alacağın likit olması davalının defterlerinde de belirli ve belirlenebilir olması göz önüne alındığında davacı yararına %20 icra inkar tazminatına da hükmedilmiş ve davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. " gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile ... sayılı dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin 74.705,32 TL asıl alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine, asıl alacağın %20'si oranında hesap edilen 14.941,06 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; faturalar dışında müvekkili ve müvekkilinin yetkilisi ... ile davacı arasında ayrı ayrı cari hesap ilişkileri olduğunu, karşılıklı olarak mal alıp satımı yapan firmalar olarak birden fazla kez faturalar düzenlendiğini, teslim ile tebliğ edildiğini, ancak davaya konu irsaliyeli faturaların "teslim alan" kısmının boş, imzasız ve isimsiz olduğunu, bu şekilde faturaların kesildiği muhatap şirkete tebliğ edilmeyen faturalara ilişkin 8 günlük itiraz süresinde itiraz edilmediğinden bahisle faturaların kabul edilmiş sayıldığı iddiasının gerçekle bağdaşmadığını, bilirkişinin hatalı değerlendirmesi sonucunda mahkemece raporla birebir aynı karar verilmesiyle davanın kabulü yönünde usul ve yasaya aykırı bir hüküm ortaya çıktığını, her ne kadar dekont açıklamasına not düşülmemişse de aradaki ticari para akışı sürekli ve aynı usulde devam ettiğini, bilirkişinin hukuki değerlendirme yetkisi olmadığı da göz önünde bulundurularak yetkisini aşıp ticari defter incelemenin ötesinde para transferlerine nitelendirme yapması kabul edilemeyeceğini, ispata muhtaç dediği hususların mahkeme hakiminin takdir yetkisinde olduğunu, davacıya yapılan ödemelerin hep aynı hesaptan yapıldığını, aradaki ticari ilişki çerçevesinde müvekkili şirketin kayıtlarına da işlendiğini, davacının ödemeleri ticari defterlerine işlememesinin ödemeleri almadığını göstermediğini, usulüne uygun tutulan müvekkil şirket ticari defterlerini inceleyen bilirkişi tarafından defterlerin delil niteliğini haiz olduğu belirtilmesine rağmen mahkemece bu hususun göz ardı edildiğini, ispat külfetinin davalıda olduğu kabul edilse dahi ticari defterler yazılı delil niteliğinde olup dikkate alınması gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, ticari satıma ilişkin fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekili; müvekkilinin davalıya ticari ilişki kapsamında mal sattığını, fatura düzenlediğini, davalının faturaları teslim almasına rağmen herhangi bir itirazda bulunmadığını, buna rağmen fatura bedellerinin ödenmediğini ileri sürerek, icra takibi başlatmış ve itiraz üzerine eldeki davayı açmıştır. Davalı vekili ise; faturalar dışında davacı ile davalı yetkilisi ... ile ayrı ayrı cari hesap ilişkileri olduğunu, karşılıklı olarak mal alıp satımı yapan firmalar olarak birden fazla kez faturalar düzenlendiğini, irsaliyeli faturaların teslim alan bölümünün imzalı olmadığını, müvekkili tarafından sunulan dekontlar uyarınca ödemeler yapıldığını, davalının borcu bulunmadığını savunmuştur.Dosya kapsamında bulunan ... sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından ... numaralı, █████/2012 tarihli, 13.570,00-TL tutarlı, ...numaralı, █████/2012 tarihli, 10.348,60-TL tutarlı,... numaralı, █████/2012 tarihli, 8.316,05-TL tutarlı, ... numaralı, █████/2013 tarihli, 26.724,17-TL tutarlı ve... numaralı, █████/2014 tarihli, 15.546,50-TL tutarlı fatura alacağı ve işlemiş faiz olmak üzere toplam 115.011,07 TL alacak yönünden 29.05.2019 tarihinde icra takibi başlatıldığı, takip dayanağı olarak fatura alacağının gösterildiği, ödeme emrinin 10.06.2019 tarihinde tebliğ edildiği, davalı tarafından 10.06.2019 tarihinde süresinde verilen itiraz dilekçesi ile borcun tamamına ve ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır.HMK'nın 190.maddesinde, ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu,TMK'nın 6. maddesinde ise taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu belirtilmiştir. Somut olayda, takip konusu faturalardan dolayı alacaklı olduğunu ve fatura konusu malları teslim ettiğini ispat yükü davacı alacaklıda, ödeme yaptığını ispat yükü ise davalı taraftadır. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi kök ve ek raporunda taraf defterlerinin usulüne uygun olarak tutulduğu, davacının takip konusu ettiği faturaların hem davacı hem de davalı defterlerinde kayıtlı olduğu, davalının BA formları ile faturaları vergi dairesine bildirdiği, faturalara itiraz ileri sürülmediği belirtilmiş olup bu durumda davacının faturalara konu malları davalıya teslim ettiğinin kabulü gerekir. Bu nedenle mal teslimi yapılmadığı yönündeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Ticaret sicil kayıtlarına göre davacının gerçek kişi tacir olarak kaydı bulunduğu, davalı şirketin yetkilisinin ise ... olduğu görülmektedir.Davalı taraf, ödeme yaptığını savunarak beş adet ödeme dekontu sunmuştur. 02.01.2014, 21.01.2014, 28.01.2014, 26.06.2014 ve 25.03.2016 tarihli ödeme dekontlarının incelenmesinde, gönderenin davalı şirket yetkilisi olan Murat Kaya, gönderilenin davacı olduğu, açıklama kısmında herhangi bir açıklamaya yer verilmediği, bu ödemelerin davacı defterlerinde kayıtlı olmadığı, davalı defterlerinde kayıtlı olduğu görülmektedir.Davacı taraf bu ödeme dekontlarına ilişkin olarak sunduğu beyanlarında, bu ödemelerin ticari ilişkiyle ilgisi olmadığını, bu ödemelerin davalıya devredilen ve Düzce'de bulunan bir taşınmazın devir bedeline mahsuben yapılmış ödemeler olduğunu belirtmiştir. Bu durumda davalı tarafın yetkilisinin hesabından davacıya yapılan ödemelerin takip konusu faturalara karşılık yapıldığını ispatlayamamış olduğu anlaşıldığından mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 3.827,26 TL istinaf nispi karar harcının davalıdan tahsiline,3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 29.05.2025