Anahtar kelimeler: Demans Opsiyon Uğratıldığını Onayı Bankada Senedi Hisse Benzeri Almak Zarara
11. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi

SAYISI : ████████ Esas, ████████ Karar
HÜKÜM : Davanın reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : █████████ E., █████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin davalı bankada hesapları bulunduğunu, opsiyon, hisse senedi ve benzeri işlemler neticesi müvekkilinin zarara uğratıldığını, ilgili sözleşmelerin genel işlem şartlarına aykırı olduğunu, müvekkillerinin onayı alınmadan vekaletsiz işlemler yapıldığını, daha sonra işlemlere imza almak için demans hastası olan ... ile irtibata geçildiğini, kendisine baskı yapılarak imza alındığını, 11.01.2013 işlem 10.01.2014 vade tarihli 500.000,00 USD bedelli, 16.05.2013 işlem 28.02.2014 vade tarihli 250.000,00 USD bedelli, 20.06.2013 işlem 27.06.2014 vade tarihli 250.000,00 euro bedelli, 26.07.2013 işlem 25.07.2014 vade tarihli 250.000,00 euro bedelli 4 adet dolar satış opsiyonu işlemi ve ... hisse senedi alımı neticesinde müvekkillerinin zarara uğratıldığını, banka ve şube yetkililerinin yıllık hedeflerini tutturabilmek için müvekkillerinin onayı olmadan bu işlemleri gerçekleştirdiğini, müvekkillerin yazılı veya sözlü talimatı, ses kaydı bulunmadığını, talimatsız yapılan işlem formu belgelerinin aylar sonra müvekkil ...'e imzalattırıldığını, davalının yapılan dolar satış opsiyonu işlemi ile ilgili olarak müvekkillerinin izni olmadan nakit blokaj miktarını arttırarak müvekkillerinin hesabındaki paraları rehnettiğini, 4 adet USD ve euro satış işleminin müvekkillerinin bilgisi olmadan yapıldığını, yüksek meblağlı bu opsiyon işlemlerine dair hesap ekstresi göndermediğini, gönderilen ekstrelerde de bunlara dair işlemlerin görünmediğini, davalının müvekkillerinin yeni bir opsiyon işlemi yapmasına da mani olduğunu, müvekkilleri adına yapılan işlemlerin lisansı olmayan kişiler tarafından yapıldığını ileri sürerek şimdilik 10.000,00 TL'nin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, dava konusu işlemlerin davacıların bilgisi dahilinde gerçekleştirildiğini,
kur hareketleri nedeniyle doğan zararın müvekkilinden talep edilemeyeceğini, davacıların kâr ettikleri işlemleri kabul ederken zarar ettiklerine itiraz etmelerinin kabul edilemeyeceğini, davacılara ait hesaptan dava dışı ...’e 18.08.2011-01.04.2014 tarihleri arasında her ay 1.500,00 TL gönderildiğini, ilgili tutarın ...’in davacı tarafa verdiği danışmanlık hizmeti kapsamında olduğunu, müvekkilinin Yeşilköy şubesine ait ses kayıtları incelendiğinde, müvekkilinin herhangi bir yönlendirmesi olmadan ... tarafından opsiyon bağlama talebinde bulunulduğu, vade tarihi, sözleşme büyüklüğü ve uygulama fiyatının ... tarafından belirtildiği, bunun üzerine ödenecek primin hesaplanarak ...’e iletildiği, ardından ...’in prim tutarını onaylaması üzerine belirttiği müşteri adı ve tutarlar için opsiyon işlemlerinin bağlandığı, akabinde işlem dekontları ve rehin sözleşmelerinin davacılar tarafından imzalandığının anlaşıldığını, davacıların işleme özel çerçeve sözleşmeleri, genel kredi sözleşmesi, rehin sözleşmesi, risk bildirim formu ve işlem dekontlarını imzaladıklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Adli Tıp Kurumunun 27.11.2015 tarihli raporu ile davacı ...'in 2011 yılı başlangıcından beri fiil ehliyetini haiz olduğunun anlaşıldığı, Sermaye Piyasası İşlemleri Risk Bildirim Formunun "risk bildirimi” başlıklı kısmının 2 ve devamı maddeleri uyarınca davacıların dava konusu opsiyon işlemleri hakkında aydınlatılmadığına dair iddialarını ve hileli hareketler nedeniyle hataya düşürüldüklerini ispatlayamadıkları, davacıların tanık ...'den özel danışmanlık hizmeti aldıkları, dava konusu 4 adet işlemin sözleşmesinin daha sonra imzalandığı, davacıların yazılı talimatı ya da telefon kaydının başlangıçta alınmadığı, daha sonra icazetinin alındığı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 46. maddesi uyarınca davacıların dava konusu işlemlere ilişkin talimatı imzalayarak işleme onay verdiği, davalı bankadaki kusur ile zarar arasındaki illiyet bağı davacının onayı ile kesildiğinden zarardan davalının sorumlu olmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiş olmasına rağmen davacılar yararına vekalet ücretine hükmedilmesi, eksik harcın davalıdan tahsiline karar verilmesi ve davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmemesinin doğru görülmediği, bu husus dışında İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, opsiyon sözleşmesi çerçevesinde uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI.SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, 22.05.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!