Anahtar kelimeler: Takdîren Süreç Müdafileri Müdafinin Görüşü Hukukî Taksirle Öldürme İstemlerinin Neticesinde

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : █████████ E., █████████ K.SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi kararıTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurularının esastan reddi ile hükümlerin onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; sanıklar müdafileri ve katılanlar vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.Sanık ... müdafinin süresinde yaptığı duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK'nın 299/1. maddesi gereği takdîren reddine karar verilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesinin sanıklar hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 22/3 ve 63. maddeleri uyarınca 10 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, sanık ... hakkında ayrıca sürücü belgesinin 2 yıl süre ile geri alınmasına ilişkin 04.11.2024 tarihli kararına yönelik sanıklar müdafileri ile katılanlar vekilinin istinaf istemlerine dayalı olarak yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince verilen 17.12.2024 tarihli bozma ilâmı üzerine İlk Derece Mahkemesinin sanık ... hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 22/3 ve 63. maddeleri uyarınca 6 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanık ... hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 22/3, 53/6 ve 63. maddeleri uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 2 yıl süre ile geri alınmasına ilişkin 25.03.2025 tarihli kararına yönelik sanıklar müdafileri ve katılanlar vekilinin istinaf istemlerine dayalı olarak yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince 5271 sayılı CMK'nın 280. maddesi uyarınca istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca sanıklar müdafileri ve katılanlar vekilinin temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükümlerin onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren 01.06.2025 tarihli Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.II. TEMYİZ SEBEPLERİKatılanlar vekilinin temyiz sebepleri; sanıkların olası kast hükümlerine göre cezalandırılmaları gerektiğine, olası kast olarak değerlendirilmesi gereken eylem, ilk derece Mahkemesi tarafından hatalı bir suç tasnifi ile bilinçli taksir olarak değerlendirilmiş, bu hatalı vasıflandırmaya dayalı olarak da sanıklara olası kast hükümleri yerine bilinçli taksir hükümlerine göre ceza tayin edilmiş olduğuna, her iki sanık yönünden ayrı ayrı olarak ve daha az bir ceza tayin edilerek belirlenmesine yönelik verilen kararın usul ve yasaya, olay adaletine uygun düşmediğine ilişkindir.Sanık ... müdafinin temyiz sebepleri; kararın kaldırılması ile cezanın indirilmesine ve sanığın tahliyesine karar verilmesi talebine, sanığın kaçma şüphesi ve delilleri karartma ihtimalinin bulunmadığına, verilen hükmün emsal Yargıtay kararları ile uyuşmamakta olup, somut olaydan daha ağır şartlarda gerçekleştirilmiş olan trafik kazalarında dahi hükümler bu denli ağır verilmemişken müvekkili aleyhine orantısız bir cezaya hükmedilmiş olduğuna, yarış iddiası bulunmakla birlikte somut hiçbir delil bulunmadığına, tek delilin arka arkaya diğer araçlardan daha hızlı seyreden iki aracın görüntüsü ve bir tanığın (ki çelişkili beyanları mevcuttur) kişisel çıkarımı olduğuna, alkol ölçümünde 0,90 promil alkollü çıkmış olup, emsal karardaki alkol oranından çokça düşük olduğuna, makas atmanın da söz konusu olmadığına, Yerel mahkeme kararında daha önce verilen hükümden farklı olarak ifadelerin çelişkili olduğu ve işbu çelişkilerin mahkemece olayların çözümünde dikkate alındığı belirtilmiş olup, ilgili ifadelerin müvekkil aleyhine yorumlanmasının mümkün olmadığına, İlk verilen Bölge Adliye Mahkemesi kararında; mülakat tutanağının hukuka aykırı bir delil olduğu, dosya içerisinde bulunmaması gerektiği ve hükme esas alınamayacağı belirtilmiş ancak yerel mahkeme hükmünde mülakat tutanağının dikkate alınmadığı belirtilmişse de mülakat tutanağı nedeniyle dinlenen polislerin beyanları dikkate alınmış olduğuna, hükümde hem çifte cezalandırmaya sebebiyet verilmiş hem de yarış iddiası esas alınarak hüküm verilmiş olduğuna, cezada hem alt hadden uzaklaşılması hem de bilinçli taksir üzerinden hüküm verilmesi için dikkate alınması çifte cezalandırma anlamına geldiğine, eksik inceleme ile karar verildiğine, kabul anlamına gelmemek kaydıyla; bilinçli taksir halinin kabulünde dahi cezanın neden 1/3 oranında değil 1/2 oranında artırıldığı açıklanmamış olup gerekçesiz ve hakkaniyete aykırı olarak hüküm kurulmuş olduğuna, her durumda topluma kazandırma, etkin pişmanlık, yargılama öncesinde ve sonrasında müvekkilin davranışları, olay yerini terk etmeme, ambulansı ve polisi arama, adli kontrol tedbirlerine uyma ve kazanın oluşumunu engellemek için etkin fren tedbirine başvurulması, maktul adına ve hayrına yapılan su kuyusu ve aile ile görüşme/özür dileklerinin mükerrer kereler iletilmesi gibi hususlar dikkate alındığında müvekkilin iyi hal sergilediği, ortaya çıkan neticeden pişman olduğu açık olmasına rağmen kararda hiçbir indirim uygulanmadan hüküm kurulmuş olduğuna, sanığın sabıka kaydı olmadığı, yaşı, olay sonrası ve yargılama sırasındaki davranışları ile iyi hali ve pişmanlığı da gözetilerek cezasında indirim yapılması, kararın TCK 62 uyarınca hukuka ve usule aykırı olduğu dikkate alınarak kaldırılmasını ve yeniden cezadan indirim yapılmak üzere hüküm kurulması ve müvekkilinin tahliyesine karar verilmesi istemine ilişkindir.Sanık ... müdafinin temyiz sebepleri; sanık müvekkilinin söz konusu suçtan beraatine karar verilmesi gerektiğine, kusur tespitine, sanık aleyhine dosyada hiçbir delil bulunmadığına, eksik inceleme ile karar verildiğine, sanık müvekkilin kendisine yüklenen suç açısından sanığın taksirinin bulunmaması nedeniyle CMK’nın 223/2-c maddesi gereğince beraatine karar verilmesi gerektiğine, aksi kanaat ve görüş hasıl olursa sanık müvekkilin olaya karışma durumu söz konusu olmamasına rağmen kendi ifadelerinde beyan ettikleri üzere hız limit sınırlarına uymamaktan TCK 179/2'den yargılanması gerekirken bilinçli taksirle öldürme suçunu oluşturduğu kanaati ile verilen hükmün hukuka aykırı olması nedeniyle kaldırılması ve yeniden yargılanarak TCK 179/2'ye göre hüküm verilmesini gerektiğine ve bilirkişi raporuna itirazları ile denetime elverişli yeni bir bilirkişi raporu alınması gerektiğine, İlk derece mahkemesinin somut delilden yoksun iddialara ve dosyada alınması gereken rapor olmadan kanaat ile verilen hükme konu suçun maddi ve manevi unsurları oluşmadığından müvekkilin isnad edilen suçtan beraatine karar verilmesi istemine ilişkindir.III. OLAY VE OLGULAR 1. İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; olay günü, saat 06:50 sıralarında doktor raporuna göre kan tahlil sonucunda uyuşturucu veya uyarıcı maddelerden ... tespit edilen sanık sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı otomobil ve Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas Dairesi uygulamalarına göre her saat başı alkol miktarının 0,15 promil düştüğü dikkate alındığında, somut olayda kaza anı itibari ile yaklaşık 1,16 promil alkollü olduğu anlaşılan diğer sanık sürücü ...'in sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı otomobil ile Kurtköy bağlantı yolunu takiben Tersane Köprü istikametine doğru meskun mahal dışında gündüz vakti, üç şeritli tek yönlü asfalt kaplama yolda yarış halinde seyretmekte iken, kaza mahalline geldikleri sırada, ... plakalı otomobilin sol yan kısımlarının orta refüj beton bariyerlerine sürterek sağ şeritte durması, ... plakalı otomobilin ise ön kısımlarıyla, önünde aynı yönde seyretmekte olan ölen sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı otomobilin arka kısımlarına çarpması sonucu ...'ın öldüğü, aynı araçta yolcu olarak bulunan katılan ...'ın basit tıbbi müdahale ile giderilir şekilde yaralandığı olayda; Mahkemece hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin 25.07.2023 ve 21.08.2023 tarihli raporlarına göre, kazanın meydana gelmesinde sanıkların asli kusurlu oldukları ve sanıkların yolda yarış halinde seyretmekte iken kazanın meydana gelmesi, sanık sürücü ...'ın kan tahlil sonucunda uyuşturucu veya uyarıcı maddelerden ... tespit edilmesi, sanık sürücü ...'in de 1,16 promil alkollü olması nedeniyle eylemlerinde bilinçli taksirin varlığı kabul edilmiş ve sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 22/3.maddelerindeki taksirle öldürme suçundan mahkûmiyet kararları verilmiştir. 2. Bölge Adliye Mahkemesi tarafından İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik sanıklar müdafileri ve katılanlar vekilinin istinaf etmesi üzerine; "...I-Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sının 141. Ve 5271 sayılı Kanun'un 34. maddeleri uyarınca bütün mahkeme kararlarının, karşı oy da dahil olmak üzere gerekçeli olarak yazılması zorunludur. Ayrıca CMK'nin 230. maddesi uyarınca hükmün gerekçesinde suç oluşturduğu kabul edilen eylemin gösterilmesi, bunun nitelendirmesinin yapılması, cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesinin(kabul ve reddin) dayanaklarının gösterilmesi zorunludur. Zira gerekçe, hükmün dayanaklarının, akla, hukuka ve dosya içeriğine uygun açıklamasıdır. Bu nedenle, gerekçede hükme esas alınan veya reddedilen bilgi ve belgelerin belirtilmesi ve bunun dayanaklarının gösterilmesi, bu dayanakların da, geçerli, yeterli ve yasal olması gerekmektedir. Bu itibarla keyfiliği önlemek, tarafları tatmin etmek, sağlıklı bir denetime olanak sağlamak bakımından, hükmün gerekçeli olmasında zorunluluk bulunmaktadır.(bkz. Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin ████████ Esas ve █████████ Karar). Bu önemi dolayısıyla hükmün yasal ve yeterli gerekçeyi ihtiva etmemesi ise 5271 sayılı Kanun'un 289/1-g maddesi uyarınca hukuka kesin aykırılık hali olarak düzenlenmiştir. Ayrıca mahkeme kararlarının gerekçeli olması bir zorunluluk olmakla birlikte, bu zorunluluk her argümanın ayrıntılı bir şekilde ele alınması anlamına gelmemektedir. Önemli olan, dava konusu olayın esasını oluşturan ve uyuşmazlığı doğrudan etkileyen hususlara ilişkin yeterli açıklamaya yer verilmesidir. Nitekim AİHM'e göre, yürütülmekte olan bir davada açık ve somut bir biçimde ileri sürülen bir iddia davanın sonucunu değiştirebilecek bir nitelikte bir iddia ise davayla doğrudan ilgilidir ve milli mahkeme tarafından gerekçe gösterilerek değerlendirilmedir.II-Anayasa'nın 38. maddesinin 6. fıkrasında, CMK'nin 206. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde, 217. maddesinin ikinci fıkrasında, 230. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde ve 289. maddesinin birinci fıkrasının (i) bendinde hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin esas alınamayacağı belirtilmiştir(YCGK, 2023/3.MD-407, ████████). Bu bağlamda gerek öğretide gerekse Yargıtay içtihatlarında, zaman zaman görülen ''mülakat'' ya da ''öngörüşme'' gibi isimlerle ve suç şüphesi altında olan kişi ile yakınlık kurularak sohbet havasında alınan bilgileri içeren tutanakların, aydınlatma hakkı başta olmak üzere hakların hatırlatılmaması ve "ifade alma" kurallarına uyulmaması nedeniyle hukuka uygun delil olarak kabul görmediği anlaşılmaktadır(YCGK, █████/2018, █████████-████████).III-Birden fazla kişinin, objektif özen yükümlülüğünü ihlal eden davranışlara zarar doğuran neticeye sebebiyet vermeleri halinde, taksirli suçlarda iştirak mümkün olmadığından TCK'nin 22/5 maddesi gereğince, ''Birden fazla kişinin taksirle işlediği suçlarda, herkes kendi kusurundan dolayı sorumlu olur. Her failin cezası kusuruna göre ayrı ayrı belirlenir." Öte yandan günümüz modern ceza hukuku anlayışında nedensellik bağının belirlenmiş olması tek başına failin cezalandırılması için yeterli bulunmayıp ayrıca gerçekleşen neticenin failin eseri olup olmadığının, diğer bir ifadeyle ortaya çıkan neticenin belli bir kişiye objektif olarak isnadının mümkün olup olmadığının tespit edilmesi de gerekmektedir(YCGK, ████████-████████). IV-Basamaklı(alt-üst sınırlı) ceza sisteminde hakimin temel cezayı belirlerken nasıl davranacağı ve hangi esaslara göre hareket edeceği 5237 sayılı TCK'nin 61. maddesinde düzenlenmiştir. TCK, taksirli suçlar bakımından ayrıca 22. maddesinin 4. fıkrasında; ''Taksirle işlenen suçtan dolayı verilecek olan ceza failin kusuruna göre belirlenir.'' hükmüne yer vermiştir. Diğer taraftan, 5237 sayılı TCK'nin ''Adalet ve kanun önünde eşitlik ilkesi'' başlıklı 3. maddesi uyarınca işlenen fiil ile hükmolunan ceza ve güvenlik tedbirleri arasında ''orantı'' bulunması, böylelikle suç işlenmesiyle bozulan toplum düzeninde adaletin sağlanması için suç işleyen kimseye uygulanacak yaptırımın haklı ve ölçülü olması gerektiği de ifade edilmiştir. Dolayısıyla taksirle işlenen suçlar açısından, alt ve üst sınırlar arasında temel cezanın belirlenmesinde, TCK'nin 3. maddesinde düzenlenen orantılılık ilkesi, TCK'nin 61/1. maddesindeki(taksirli suçlarda uygulanması mümkün olan) ölçütler ile aynı Kanun'un 22/4. maddesindeki ölçüt de göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Ayrıca TCK'nin 61/3. maddesinde düzenlenen "çifte değerlendirme yasağı" ilkesi uyarınca, gerekçede de ifade edildiği üzere suçun daha az veya daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hallerini oluşturan olguların temel cezanın belirlenmesinde tekrar göz önünde bulundurulamayacaktır.Yukarıdaki genel açıklamalar ışığında somut olay ve karar değerlendirildiğinde;1-Yukarıda "I" no'lu başlık altında açıkladığımız üzere mahkeme kararlarının gerekçeli olmasının bir bir zorunluluk olduğu, ancak bunun her argümanın ayrıntılı bir şekilde ele alınması anlamına gelmemekle birlikte, önemli olan, dava konusu olayın esasını oluşturan ve uyuşmazlığı doğrudan etkileyen hususlara ilişkin yeterli açıklamaya yer verilmesi de gerektiğinden eylemin nitelendirilmesinde bilinçli taksir ile olası kastın birbirine sınır oluşturan kombinasyonu dikkate alınarak katılan tarafın olası kast iddialarının karşılanmamış olduğu gözetildiğinde, yetersiz gerekçe ile karar verilmesinin,2-İlk derece mahkemesi tarafından ''█████/2023 günü sanık ...'in evinde oturup birasını içtiği, bir müddet sonra dışarı çıktığı, daha sonra ...'ye gittiği, █████/2023 günü saat 03:30 sularında ... ile ...'da karşılaştığı, ...'ın yanında ...'ın da bulunduğu, ...'in; ..., ... ve ... ile birlikte Kurtköy'e iki ayrı araçla çorba içmeye gittikleri çorbacının kapalı olduğunu görmeleri üzerine geri döndükleri, bu sırada yarış halinde oldukları, tünelin çıkışında ...'ın kullandığı ... plakalı aracın sol yan kısmıyla orta refüj beton bariyerlerine sürterek sağ şeritte durduğu, ...'ın kullandığı ... plakalı otomobili ile önünde seyretmekte olan maktül ...'ın kullandığı ... plakalı araca arkadan çarparak ...'ın ölümüne, ...'ın yaralanmasına sebep olduğu, olayın bu şekilde gelişip sonlandığı anlaşılmıştır. Mahkemenin kabulü bu yöndedir.'' şeklinde gerekçe ile maddi olayın oluşunun kabul edildiği ve "Mahkememizce sanık ... ve ...'in araçlarla yarış halinde olmaları nazara alınarak ... müdafinin ibraz ettiği bilirkişi mütalaasına ve ... müdafinin ibraz ettiği bilirkişi mütalaasına itibar olunmamıştır. Zira her iki sanık yarış halinde olduklarına göre bir kusur varsa her iki sanık da kusurludur." şeklinde gerekçe ile sanık ...'i de atılı suçtan cezalandırılma yoluna gidilmişse de; Taksirli suçlarda iştirak mümkün olmadığından 5237 sayılı TCK'nin iştirak teorisi dışında, sanık ...'ın direksiyon hakimiyetini kaybederek müteveffa ...'nin aracına arkadan çarpması sonucu meydana gelen ölüm ve yaralanma neticesinin, objektif isnadiyet teorisine göre sanık ... ile yarıştığı kabul edilen diğer sanık ...'e isnat edilip edilmeyeceği, isnat edilecekse ne şekilde isnat edileceği, bu bağlamda sanık ...'in eyleminin taksirli suç kapsamında mı yoksa trafik güvenliğini tehlikeye sokmak suçu kapsamında mı kaldığı hususu tartışılmadan yazılı şekilde eksik gerekçe ile karar verilmesinin,3-Yukarıda ''II'' no'lu başlık altındaki açıklamamız ışığında, 09.07.2023 tarihli mülakat tutanağının hukuka uygun olmadığı ve dışlama kuralı gereğince bu tutanak dikkate alınmaksızın değerlendirme yapmak yerine bu tutanağı da hükme esas almak suretiyle CMK'nin 206 ve 217. maddelerine muhalefet edilmesinin,4-Kabule göre de; taksirli suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde; TCK'nin 61/1. ve 22/4. madde ve fıkralarında yer alan ölçütlerden olan failin kusuru, meydana gelen zararın ağırlığı, suçun işleniş biçimi ile suçun işlendiği yer ve zaman nazara alınmak suretiyle, aynı Kanun'un 3/1. maddesi uyarınca işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde maddede öngörülen alt ve üst sınırlar arasında hakkaniyete uygun bir cezaya hükmolunması gerekmekte olup dava konusu olayda sanıklar asli kusurlu kabul edilmekle birlikte ölen ve yaralanan kişi sayısı, yaralanmaların niteliği, maddede öngörülen cezanın alt sınırı nazara alınmak suretiyle, çifte değerlendirme yasağı, cezada orantılılık ilkesi ile adalet ve hakkaniyet kurallarına uygun bir cezaya hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden, alt sınırdan fazla uzaklaşılarak teşdidin derecesinde yanılgıya düşülmek suretiyle sanıklar hakkında fazla ceza tayin edilmesinin; Bu durumlar nedeniyle istinaf başvurusunda bulunan sanıklar müdafilerinin ve katılanlar vekilinin istinaf nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün CMK'nin 280/1-f maddeleri uyarınca BOZULMASINA..." gerekçeleri ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen 17.12.2024 tarihli bozma ilâmı üzerine İlk Derece Mahkemesinin sanık ... hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 22/3 ve 63. maddeleri uyarınca 6 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanık ... hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 22/3, 53/6 ve 63. maddeleri uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 2 yıl süre ile geri alınmasına karar verilmiştir. 3.İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.IV. GEREKÇE VE KARARYargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin kararında sanıklar müdafileri ile katılanlar vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden CMK'nın 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca İstanbul Anadolu 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.06.2025 tarihinde karar verildi.