Anahtar kelimeler: Devrek Saatte Gününün Sakarya İstemli Geldi Başlanarak Davetiye Günde Dinlenerek

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : ████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Devrek 2. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : ████████ E., ███████ K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekilince duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 27.05.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.Belli edilen günde davalı vekili Avukat ... geldi. Tebligata rağmen karşı taraftan gelen olmadığı anlaşılmakla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 27.04.2010 tarihli kent mobilyalarının yaptırılıp 10 yıl süre ile işletilmesi sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin 19. maddesinde kent mobilyalarının davalı iş sahibi belediye ile müvekkili yüklenici tarafından müştereken tespit edilen yerlere monte edileceğinin kararlaştırıldığını, 40 billboard ve 4 megalight için belirtilen yer tesliminin yapılmadığını, müvekkili şirketin 2010 yılından itibaren en son 13.03.2015 tarihli yazısı ile yer gösterilmesi talebinde bulunulduğunu, ancak taleplerinin yine cevapsız bırakıldığını ileri sürerek, haklı fesih sebebi ile müvekkil şirketin uğradığı şimdilik 1.000,00 TL maddi zararın davalı idareden ticari faizi ile birlikte tazminini talep etmiş, 09.11.2021 tarihli ıslah dilekçesiyle talebini 3.193.560,00 TL’ye çıkarmıştır.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından belirtilmiş olduğu üzere taraflar arasında akdedilmiş olan bir sözleşmeye istinaden davanın açıldığını, müvekkilinin sözleşmeye göre bu konudaki ediminin kendisine sözleşmenin diğer tarafı olan davacı şirket tarafından önerilen yerlerle ilgili olarak uygunluk bildirimi olduğunu, davacı şirketin dava dilekçesinde belirttiği gibi doğrudan müvekkili şirketin davacı şirkete yer göstermesi gibi bir ediminin söz konusu olmadığını, sözleşmeden kaynaklanan edim ve yükümlülüklerin olmasına rağmen davacı tarafça eldeki dava ile mahrum kalınan kâr ile ilgili munzam zararların tazmini şeklinde açılan davanın mesmu olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı belediyenin yükümlülüklerini yerine getirmemesi üzerine davacı şirket tarafından sözleşmenin haklı olarak feshedildiği, davacı şirketin bilançolarını gösteren delil sunulamaması sebebiyle mahrum kalınan kâr oranının %10 olarak belirlenmesine itibar edildiği, fiyat teklifleri üzerine belirlenen miktarın %10’u olan kâr oranı tutarının 420.298,67 TL olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 420.298,67 TL maddi tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraflar vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı yüklenici tarafından 13.03.2015 tarihli davalıya hitaben yazdığı yazı ile daha önce talep olunan yer gösterimi taleplerinin sonuçsuz kaldığı, sözleşmede belirlenen ödemelerin de yapılmadığı belirtilerek, ödemenin yapılması, aksi halde yasa yoluna başvurulacağının bildirildiği, bu yazının yerine getirilmemesi üzerine de 25.02.2016 tarihli ihtarında sözleşmeyi feshettiğini davalıya bildirdiği, sözleşmenin feshedilmesi halinde kâr kaybının istenebilmesi için sözleşmede buna dair düzenlemenin bulunması gerektiği, feshedilen sözleşmede böyle bir düzenlemenin olmadığı, 6098 sayılı TBK'nın 125/son maddesi uyarınca sözleşmeyi haklı olarak fesheden tarafın ancak olumsuz zararı isteyebileceği, olumlu zararını isteyemeyeceği, bu nedenle davacının kâr kaybı isteminin reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm tesisi ile davanın reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı vekili temyiz dilekçesinde; a. Sözleşmeden haklı veyahut haksız nedenlerle dönülmesinin ifa ve tazminat talebi açısından farklı sonuçlar doğuracağını, müvekkilinin sözleşmeyi haklı nedenle feshettiğini, TBK’nın 125 ve 126. maddelerinde müspet/menfi zarar ayrımına gidilmediğini,b. Müvekkili şirketin en büyük zararlarından birinin dava dışı ... Grup ile yapılan sözleşmenin, davalı belediyenin ifa etmediği ürünler ile de doğrudan ilgisi olan kiralamanın iptal edilmiş olmasından kaynaklı zarar olduğunu, ... Grup ile yapılan sözleşme, yine ... grup tarafından gönderilen ihtar ve akabinde kiralamanın iptali nedeniyle yapılan ücret iadelerine dair dekontlar ve iade edilen senetlerin dosyada yer aldığını, bu zararın fesih öncesi dönemde kesinleşmiş olduğunun sabit olduğunu,c. Yasada tazminat talep edilebilmesi için sözleşmede yer alması gerekir gibi bir tanımın olmadığını, sözleşmede böyle bir maddenin olmasının beklenemeyeceğini, haksız fiilden kaynaklı zararların tazmin edilmesi gerektiğinin zaten yasa ile sabit olduğunu,d. Davada anılan ciro zararının, davalı idarenin reklam ürünleri olan kent mobilyalarının montajının yapılacağı konumların montaj yer teslimi edimini yerine getirmemesinden kaynaklı olduğunu,e. Bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğunu, açık hava reklamcılığı alanında uzman kişilerden rapor alınması gerektiğini,f. %10 kâr oranının belirlenmesinin hatalı olduğunu, kâr kaybı üzerinden hesaplamanın hatalı olduğunu, ciro üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini beyan etmektedir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, taraflar arasındaki eser sözleşmesinden kaynaklı haklı fesih nedeniyle kâr mahrumiyetinin tazmini istemine ilişkindir.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA,Dairemizdeki duruşmada vekille temsil edilen davalı yararına takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine,Aşağıda yazılı harcın temyiz eden davacıya yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.05.2025 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi. KARŞI OYDavacı şirket ile davalı ... arasında yapılan sözleşme çerçevesinde davalı ... sözleşme gereğince kendisine düşen edimlerini yerine getirmediğinden davacı taraf sözleşmeyi feshetmiş ve davalıdan ıslah dilekçesiyle 3.193.560 TL maddi zarar talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesince sözleşmenin haklı olarak feshedildiğini, %10 kar mahrumiyeti olan 420.298,67TL’ye hükmetmiş, fazlaya ilişkin istem, ispatlanamadığından reddine karar vermiştir.Bu kararı taraf vekillerinin istinafı üzerine; İstinaf Mahkemesi, TBK’nın 125.maddesine göre sözleşmeden dönüldüğünden sadece menfi zarar talep edilebilleceği, davacı müspet zarar talep ettiği için davanın tamamen reddinin gerektiğine karar vermiştir. Davacı vekilinin temyizi üzerine, Dairemiz çoğunluğunca istinaf mahkemesi kararının onanmasına karar verlmişse de, onama kararına katılmamız mümkün değildir.Şöyle ki;İlk derece mahkemesi, istinaf mahkemesi ve Dairemizin de kabulünde olduğu gibi, davacının sözleşmeyi haklı olarak feshettiği sabittir.TBK’ın 125.maddesinin 3.fıkrasında, belirtildiği gibi, “Sözleşmeden dönme hâlinde taraflar, karşılıklı olarak ifa yükümlülüğünden kurtulurlar ve daha önce ifa ettikleri edimleri geri isteyebilirler. Bu durumda borçlu, temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ispat edemezse alacaklı, sözleşmenin hükümsüz kalması sebebiyle uğradığı zararın giderilmesini de isteyebilir.” Hükmü dikkate alındığında, sözleşmeden dönme veya geriye etkili fesih halinde, sözleşmeyi haklı olarak fesheden taraf sözleşmenin hükümsüz kalması sebebiyle uğradığı zararın giderilmesini isteyebilecektir.Somut olayda davacının sözleşmeyi haklı olarak feshettiği ve davalını temerrüde düşmekte kusurlu olduğu kabul edildiğine göre; davacının ispat edebildiği, “feshedilen sözleşmenin yapılması nedeniyle” kaçırılan ve elde edilemeyen kazanç “menfi zarar” kavramı çerçevesinde kabul edilirek davalı tarafca tazmin edilmesi gerekir. (15.HD.2016.T.█████████; 15.HD.2015.T.█████████/132)Bu nedenlerle aksi yöndeki gerekçeyle davanın reddine dair istinaf mahkemesi kararının bozulması gerekirken onanmasına dair Sayın çoğunluğun kararına muhalifim.