Anahtar kelimeler: Katibine Zabıt Yanıltma Beyanda Yüzüne Süreç Bloke Görüşü Hukukî Haftalık

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : ████████ E., ████████ K.DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminatHÜKÜM : Kısmen kabulTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince hükmün davacı vekilinin yüzüne karşı verildiği ancak kararda "gerekçeli hükmün tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Mahkemesine verilecek bir dilekçe verilmesi ile zabıt katibine beyanda bulunulması suretiyle temyiz yolu açık olmak üzere" şeklinde karar verilerek yasa yoluna başvurusu süresi yönünden yanıltma yapıldığı anlaşılmakla, davacı vekilinin █████/2024 tarihli temyiz isteminin süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;Davacı hakkında Dairemizce verilen bozma ilamı üzerine Mahkemece kurulan hükmün; davalı vekili ile davacı vekili tarafından temyiz edilmekle gereği düşünüldü:I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince davacı vekilinin haksız ihtiyati tedbir ve bloke nedeniyle 40.000,00 TL maddi tazminatın █████/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile ödenmesine ilişkin talebinin reddine karar verilmiş, hükmün mahalli Cumhuriyet savcısı ve davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin █████/2022 tarih ve ████████ Esas - 2022/ 3780 Karar sayılı ilamında özetle; Cumhuriyet savcısının temyiz isteminin reddine karar verilerek davacı vekilinin temyiz istemi yönünden yapılan inceleme neticesinde "█████/2001 tarihinde konulan tedbir tarihi itibariyle mer-i 466 sayılı Kanun hükümlerine göre el koyma kararlarına karşı tazminat talep edilebileceğine ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmadığına, bu haliyle de talebin kabule şayan olmadığına yönelik mahkemenin tespitinde isabetsizlik bulunmamakla birlikte 01.06.2005 tarihinden sonraki işlemlerle ilgili olarak ise;davacının hesaplarına konulan bloke dolayısıyla CMK’nın 141/1-j maddesi uyarınca zararının tanzimini istediğinin görüldüğü, ancak söz konusu madde uyarınca tazminat talebinde bulunulması için bir suç soruşturması veya kovuşturması kapsamında CMK’nın 123 ve devamı maddeleri uyarınca verilen bir el koyma kararı olması gerektiği anlaşılmakla; davaya konu işlemin CMK kapsamında suç soruşturması veya kovuşturması kapsamında yapılan Yasaya uygun bir el koyma işlemi olup olmadığı araştırılmadan ve buna ilişkin belgelerin Yargıtay denetimine olanak verecek şekilde dosya arasına alınmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verildiği ve idari yargıda açılan dava dosyasının getirtilerek davanın süresinde olup olmadığının belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde karar verildiği " gerekçesiyle hükmün bozulması üzerine İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uymasına karar verilerek yapılan yargılama neticesinde davanın kısmen kabulü ile 149.033,76 TL maddi tazminatın idareye ilk başvuru tarihi olan █████/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca hükmün bozulması görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.II. TEMYİZ SEBEPLERİ Davacı vekilinin temyiz sebepleri; bilirkişi raporunda Euro olarak tespit edilen miktarın tazminat olarak hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmeyerek usul ve yasaya aykırı karar verildiğine, davalı vekilinin temyiz sebepleri; davanın süresinde açılmadığına, yasal koşullar oluşmadığından davanın tümden reddi gerektiğine, hükmedilen tazminat miktarının fazla olduğuna ilişkindir.III. DAVANIN KONUSU Mahkemece, tazminat talebinin dayanağı olan Balıkesir 3. Asliye Ceza Mahkemesinin ████████ Esas- ████████ Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçundan yürütülen soruşturma kapsamında toplam 113.746 ... ile 49,70 TL içerir banka hesaplarının 28.09.2001-08.06.2010 tarihleri arasında 8 yıl 8 ay 11 gün bloke edildiği, yapılan yargılama sonunda davacı hakkında açılan davanın zamanaşımından düşmesine ve hesaplardaki paraya yönelik müsadere talebinin reddine hükmedildiği, kararın 16.06.2010 tarihinde kesinleştiği, davanın 01.06.2005 tarihine kadar yapılan işlemler için 466 sayılı Kanun hükümlerine, bu tarihten sonra devam eden işlemlerle ilgili olarak ise 5271 sayılı CMK hükümlerine tabi olduğu, kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.IV. GEREKÇE VE KARARBozma ilamı üzerine yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz sebeplerinin reddine, ancak;Davacının suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçundan yürütülen soruşturma kapsamında toplam 113.746 ... ile 49,70 TL içerir banka hesaplarının 28.09.2001-08.06.2010 tarihleri arasında 8 yıl 8 ay 11 gün bloke edildiğini belirterek tazminat talebine ilişkin davada, 01.06.2005 tarihine kadar yapılan işlemler için 466 sayılı Kanun hükümlerine, bu tarihten sonra devam eden işlemlerle ilgili olarak ise 5271 sayılı CMK hükümlerine tabi olduğu, Dairemizin █████/2022 tarih ve ████████ Esas - 2022/ 3780 Karar sayılı bozma ilamında belirtildiği üzere; █████/2001 tarihinde konulan tedbir tarihi itibariyle mer-i 466 sayılı Kanun hükümlerine göre el koyma kararlarına karşı tazminat talep edilebileceğine ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmadığından, davacının █████/2005 tarihine kadar talebinin kabule şayan olmadığı, █████/2005 tarihinden sonraki işlemlerle ilgili olarak ise; CMK’nın 141/1-j maddesi uyarınca zararının tanzimini talep edebileceği;Davacı tarafından haksız ihtiyati tedbir ve bloke nedeniyle 40.000,00 TL maddi tazminatın tahsiline ilişkin idare mahkemesinde tam yargı davası açıldığı, Ankara İdare mahkemesinin █████/2016 tarihli ████████ Esas - ████████ Karar sayılı ilamı ile davacı vekilinin haksız ihtiyati tedbir ve bloke nedeniyle maddi tazminat talebine ilişkin uyuşmazlığın görüm ve çözüm yerinin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun 141. ve 142. maddeleri uyarınca adli yargı merci olduğu gerekçesiyle davanın görev yönünden reddine karar verildiği görülmüştür.Davanın hak düşürücü sürede açılıp açılmadığına ilişkin yapılan değerlendirmede;2577 sayılı Yasanın 9. maddesinde "Çözümlenmesi Danıştay’ın, idare ve vergi mahkemelerinin görevlerine girdiği halde, adli ve askeri yargı yerlerine açılmış bulunan davaların görev noktasından reddi halinde, bu husustaki kararların kesinleşmesini izleyen günden itibaren otuz gün içinde görevli mahkemede dava açılabilir. Görevsiz yargı merciine başvurma tarihi, Danıştay’a, idare ve vergi mahkemelerine başvurma tarihi olarak kabul edilir.” şeklinde düzenleme mevcuttur.İdari yargı ile ilgili açık bir düzenlemenin varlığına rağmen adli yargı için bir düzenleme bulunmamaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.02.2008 tarihli ███████-139 Esas ████████ Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; adli yargıda görülmesi gereken bir davanın idari yargıda açılması ve davanın yargı yolu nedeniyle reddine karar verilmesi halinde HMK hükümlerinin kıyasen uygulanması gerekmektedir. Görevsizlik veya Yetkisizlik Kararı Üzerine Yapılacak İşlemlere ilişkin düzenlemeyi içeren HMK'nın 20. maddesine göre; görevsizlik veya yetkisizlik kararı verilmesi hâlinde, taraflardan birinin, bu karar verildiği anda kesin ise tebliğ tarihinden, (…) süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık hak düşürücü süre içerisinde adli yargıda dava açar ise adli yargıda açılan dava idari yargıda açılan davanın devamı niteliğinde kabul edilerek, görevsiz mahkemede dava açılması ile kazanılmış haklar saklı tutulmuş olacağından, hak düşürücü süre de, hatalı yargı düzenine bağlı mahkemede davanın açıldığı tarihe göre belirlenecektir.Yukarı da belirtilen açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; 5271 sayılı CMK'nın 142/1. maddesinde, "Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir." şeklindeki düzenlemeye göre, davanın kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay içerisinde ve her halde kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içerisinde tazminat isteminde bulunabileceği;bozma ilamı sonrasında yapılan araştırma neticesinde kesinleşmiş kararın davacıya tebliğ edilmediğinin tespit edildiği, tebliğ edilmemiş olması halinde veya dosyada tebliğ edildiğine dair herhangi bir belge bulunmaması halinde, anılan Kanun maddesinin ikinci cümlesinin esas alınması gerektiği, tazminat talebinin dayanağı olan Balıkesir 3. Asliye Ceza Mahkemesinin ████████ Esas- ████████ sayılı kararının █████/2010 tarihinde kesinleştiği, başvuru merciinde yanılmanın başvuranın hakkını ortadan kaldırmayacağı da gözetilerek; davacı tarafından zararın tazmini amacıyla █████/2011 tarihinde idareye başvuru yapıldığı, sonuç alınamaması nedeniyle █████/2011 tarihinde idare mahkemesinde tam yargı davası açtığı, Ankara İdare mahkemesinin █████/2016 tarihli ████████ Esas - ████████ Karar sayılı ilamı ile davacı vekilinin haksız ihtiyati tedbir ve bloke nedeniyle maddi tazminat talebine ilişkin uyuşmazlığın görüm ve çözüm yerinin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun 141. ve 142. maddeleri uyarınca adli yargı mercii olduğu gerekçesiyle davanın görev yönünden reddine, kararın tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içerisinde temyiz yolu açık olmak üzere karar verildiği, kararın davalı ve davacı vekillerine █████/2016 tarihinde tebliğ edildiği, dosya kapsamına kararın temyiz edildiğine ilişkin bir belge veya beyanın bulunmadığı, yasal 30 günlük temyiz süresinin █████/2016 tarihinde dolduğundan hükmün bu tarihte kesinleştiğinin kabulü gerektiği, davacı vekili tarafından temyize konu davanın ise HMK'nın 20. maddesine belirlenen 2 haftalık hak düşürücü süre geçtikten sonra █████/2016 tarihinde açıldığı anlaşılmakla; davanın idari yargıda açılan davanın devamı niteliğinde kabul edilemeyeceği, bu durumda 5271 sayılı CMK'nın 142/1. Maddesinde belirtilen 1 yıllık yasal sürenin de dolduğu gözetilerek süresinde açılmayan davanın reddine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,Kabule göre de;1-Bozma ilamında belirtildiği üzere; █████/2001 tarihinde konulan tedbir tarihi itibariyle mer-i 466 sayılı Kanun hükümlerine göre el koyma kararlarına karşı tazminat talep edilebileceğine ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmadığından, davacının █████/2005 tarihine kadar talebinin kabule şayan olmadığı, █████/2005 tarihinden sonraki işlemlerle ilgili olarak ise; CMK’nın 141/1-j maddesi uyarınca zararının tanzimini talep edebileceği gözetilerek; █████/2005 tarihinden, tedbirin kaldırılmasına karar verildiği █████/2010 tarihi arasındaki süre için faiz hesabının yapılması gerektiğinin gözetilmeyerek, blokenin konulduğu █████/2001 tarihinden itibaren faiz hesaplaması yapılması suretiyle fazla tazminata hükmedilmesi,2-Dava dilekçesinde 40.000,00 TL maddi tazminat talep edilmesine karşın, davacının █████/2024 tarihli davalı tarafın hazır bulunmadığı duruşmada 60.488 Euro maddi tazminat ödenmesine karar verilmesini talep ettiği, belirtilen talebin ıslah mahiyetinde olduğu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 177/2 maddesi gereğince, davacı tarafın bu talebinin davalı tarafa bildirilmesi gerektiği gözetilmeksizin, yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi,Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.06.2025 tarihinde karar verildi.