Anahtar kelimeler: Dağılım İnşaatlarından Zemin Vaadi Normal Hissesine Gayrimenkul Noterliğince Pay Ortaklararası

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : ████████ E., ████████ K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; ... Noterliğince 12.02.2002 tarihli ve 21.05.2002 tarihli düzenleme şeklindeki satış vaadi ile kat karşılığı inşaat sözleşmelerine istinaden, müvekkili ile davalılar arasında 29.06.2002 tarihli ortaklık sözleşmesinin düzenlendiğini, sözleşme uyarınca müvekkiline konut ve işyeri inşaatlarından %25 pay verileceğinin kararlaştırıldığını, 25.03.2007 tarihli ortaklararası genel gayrimenkul dağılım sözleşmesi gereği müvekkilinin hissesine 4 normal daire, 1 zemin kat daire, 2 dubleks daire ve bir küçük dükkanın düştüğünü, davalılara çekilen ihtarname ile müvekkilince ortaklığa konulan 106.000,00 Dolar sermayenin iadesi ile % 25 hisse karşılığı dairelerin ve işyerlerinin tapuda müvekkili adına tescilinin talep edildiğini, davalıların edimini yerine getirmediğini, bahse konu gayrimenkullerin dava dışı üçüncü kişilere satıldığını ileri sürerek; ortaklık sözleşmesi uyarınca müvekkili adına tescil edilmesi gereken taşınmazların değerlerinin tespit edilerek faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAPDavalılar vekili; davanın zamanaşımına uğradığını, davacı ile müvekkillerinden İhsan arasında akrabalık ilişkisine ve karşılıklı güvene dayalı ticari bir ilişki olduğunu, davacının maddi olarak zor duruma düştüğünde hiç hakkı olmadığı halde müvekkillerine karşı ortak yaptıkları iş nedeniyle sıkıntı yaşattığını, müvekkillerinin yıllardır ticari iş yapan saygın kişiler olduğunu, davacı tarafından sürekli olarak müvekkilleri hakkında asılsız sözler sarf edilip müvekkillerinin taciz edildiğini, davacının müvekkillerinin manevi ve ticari kişiliklerine de zarar verdiğini, davacının dava dilekçesinde belirttiği delil tespiti davasında bahsi geçen dairelerin iç kısımlarının nasıl yapıldığının tespitinin istenildiğini, söz konusu tespit yaptırılan dairelerin bu davada bahsedilen dairelerden farklı olduğunu, davacının dava dilekçesinde bahsettiği sermayenin davada bahsi geçen inşaata sermaye olarak konulmadığını, şirket kayıtlarında davacıdan gelen böyle bir meblağın görünmediğini savunarak, davanın reddini istemişlerdir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 15.12.2015 tarihli kararıyla; taraflar arasındaki ihtilafın 29.06.2002 tarihli adi ortaklık sözleşmesinden kaynaklandığı, davacı tarafından adi şirketin tasfiyesinin istenildiği, tüm taraflara delillerini ibraz etmesi için 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (6100 sayılı Kanun) 140/5 maddesi gereğince süre verildiği ve yönetici ortak olan davalı tarafından tüm evrakların dosyaya sunulduğu, bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verildiği, davacı tarafa bilirkişi ücretini yatırması için takip eden celselerde iki haftalık kesin süre verildiği, kesin süreye rağmen belirlenen ücretin yatırılmadığı, ihtar gereği bilirkişi incelemesine dayanmaktan vazgeçilmiş sayılacağı, bu nedenle davanın ispat edilemediği gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ1. Dairece verilen 02.12.2019 tarihli ilamla; Mahkemece delil avansının verilen kesin süre içinde yatırılmadığı, bu nedenle davanın kanıtlanamadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiş ise de, davacı vekiline verilen kesin süreye ilişkin ara kararda, yatırılması istenilen avans miktarı açıkça belirtilmediği gibi, verilen sürede ara karar gereğinin yerine getirilmemesinin sonuçlarının eksiksiz olarak açıklanmadığı, kesin sürenin usulüne uygun olmadığı, bu itibarla Mahkemece 6100 sayılı Kanunun 324. maddesi kapsamında delil avansının yatırılması için ( avansın hangi işlere ilişkin olduğunun, hangi iş için ne miktar avans yatırılacağı açıkça belirtilerek ve kesin süre sonuçları eksiksiz hatırlatılarak) davacıya usulüne uygun süre verilmesi suretiyle sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisinin hatalı olduğu gerekçesiyle, kararın bozulmasına karar verilmiştir.2.Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; itibar olunan bilirkişi heyet rapor ve ek raporu, mali müşavir bilirkişi raporu kapsamına göre yüklenici-idareci ortak olan davalı ...'ın yaptığı yapının toplam değerinin 8.214.073,00 TL olduğu, %25 hisseye denk gelen miktarın 2.053.518,25 TL olduğu, cevap dilekçesinde davacıya verildiği belirtilen ve ihtilafsız olan dairelerin toplam değerinin 730.000,00 TL olduğu, davacının 1.323.518,25 TL 'lik kısmı kaldığı, dava dilekçesinde talep edilen dairelerin toplam değerinin 530.000,00 TL olduğu, bakiye alacağının 793.518,25 TL olduğu, ancak dava dilekçesinde adi ortaklık sözleşmesi gereğince davacıya verilmesi gereken ve verilmeyen 4 adet dairenin bedelinin talep edildiği, ek rapor kapsamına göre bu 4 adet dairenin toplam değeri 650.000,00 TL olduğundan talimatla alınan raporlar ve ek rapor kapsamına göre bu miktarın hüküm altına alınması gerektiği, yine, 29.06.2002 tarihli sözleşmede davacının katkısının 100.000,00 USD olduğu açıkça belirtilmiş olup bu bedelin halen ödenmediği, ödenme tarihi vs. Belirtilmediğinden sözleşme anında bu bedelin ödendiğinin kabulü gerektiği, bu nedenle katılım payı yönündeki iddialara itibar edilmediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 650.000,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; karara karşı, davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalılar vekili; devir ve tescil edilen taşınmazlar ilişkin kanuna aykırı şekilde alacağa hükmedildiğini, davanın zamanaşımına uğradığını, iskan tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolduğunu, dava konusu taşınmazlardan yıpranma payının düşülmediğini, davacının ortaklıktan kaynaklı yükümlülüklerini yerine getirmediğini, dava konusu taşınmazların devir tarihindeki yapım maliyetleri ve masraflarının ve davacının ne kadar katkı sağladığının tespit edilmediğini, kanuna aykırı şekilde davacı tarafa ıslah süresi verildiğini, davacının bilirkişi deliline dayanmadığını, davacının inşaat için ortaklığa yaptığı ödemeler ve inşaatın maliyet ve giderleri hesaplanmadan günün yapı bedeline göre tespit yapılıp hüküm kurulduğunu, davacının ortaklığa ne kadar katkı sağladığının ispatlanamadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporundaki değerlendirme ve hesaplamaların hatalı olduğunu, davacıya devir ve tescili yapılmış olan tüm taşınmaz bedelleri düşülmeden fazladan hesaplama yapıldığını, davacının inşaat maliyetlerine ne kadar katılıp katkı sağladığının tespit edilmediğini, davacı adına tescil edilen taşınmazların diğer ortaklara tescil edilen taşınmazlardan daha değerli olduğunu, davacının ortaklıktan kaynaklı yükümlülüklerini yerine getirmediğini, Mahkemece davacının dava dilekçesindeki netice talep kısmındaki taleplerine göre değerlendirme yapılmadığını, davacı davasını 01.03.2023 tarihinde ıslah etmiş olup faize ıslah tarihinden hükmedilmesi gerektiğini, davalılardan ... mirasçılarının miras payları oranında sorumlu tutulmaları gerektiğini, ıslah harcının süresinde yatırılmadığını, ıslah geçerli kabul edilse dahi arttırılan tutarın zamanaşımına uğradığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, adi ortaklık sözleşmesine dayalı alacak istemine ilişkindir. Temyiz olunan Mahkeme kararında belirtilen gerekçeye, bozma ilamı sonrasında dosya kapsamında alınan ve Mahkemece hükme esas alınan tasfiye raporlarının denetime elverişli olup hükme esas alınmasında bir isabetsizlik bulunmamasına, davaya konu ortaklık sözleşmesi uyarınca davacının 100.000,00 USD sermayeyi ortaklığa koyduğunun açık olmasına, eldeki dava belirsiz alacak davası olmakla arttırılan dava değeri yönünden faize dava tarihinden hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına, tüm taşınmazların iskan tarihleri dikkate alındığında zamanaşımı def'inin de yerinde bulunmamasına göre davalılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Mahkeme kararının ONANMASINA,Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz eden davalılara yükletilmesine, 6100 sayılı HMK'nın geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK'nın 440. Maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,25.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.