Anahtar kelimeler: Çinde Dünyanın Çekimi Profesyonel Ülkesinde Makinası Ürettiğini Teçhizatları Unvanında Birçok
11. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

    SAYISI : █████████ Esas, █████████ Karar
    HÜKÜM : Esastan ret
    İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
    SAYISI : 2022/5 E., ███████ K.
    Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
    KARAR
    I. DAVA
    Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin profesyonel fotoğraf makinası ve profesyonel fotoğraf çekimi için gerekli tüm teçhizatları ürettiğini, 2000 yılından beri ... ibaresini ticaret unvanında ve ürünlerinin üzerinde kullanan müvekkilinin, 2009 yılında markasını Çin’de tescil ettirdiğini, müvekkili markasının dünyanın birçok ülkesinde de tescilli olduğunu, Türkiye nezdinde de “...” ibareli markanın tescili için marka tescil başvurusunda bulunulduğunu, ██████████ numarası verilen markanın ██████████ sayılı “...” ibareli markanın gerekçe gösterilmesi sureti ile müvekkili başvurusunun resen reddedildiğini, anılan karara karşı itirazlarının nihai olarak 2019-M-10556 sayılı Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararı ile reddedildiğini, bu süreçlerin tamamının yönetiminin müvekkilinin marka vekili olarak ... tarafından yürütüldüğünü, diğer yandan aynı marka vekilinin öncelikle ██████████ başvuru numaralı 11.09.2018 yılında tescil edilmiş olan “...” ibareli ve ...’ye ait olan marka başvurusunu gerçekleştirdiğini, daha sonra müvekkiline böyle bir tescil işleminden yahut böyle bir marka mevcudiyetinden bahsetmeksizin, müvekkil şirkete ait başvuruyu da ...'ün yaptığını, davalı Kuruma her iki tarafın da kendi müvekkili olduğu bilgisini paylaşmadığını, iki müvekkilinin de işbu marka ibaresi için menfaatleri çakışırken, birbirlerine karşı haklarını savunmakta herhangi bir beis görmediğini, taraflarınca ...'na eski hale iade talebinde bulunularak karara itiraz süresinin en başa çekilmesini talep ettiklerini, ancak, davalı Kurumun bu hususa ilişkin müvekkil adına yapılan 09.09.2020 tarihli başvuruya sessiz kaldığını ve hiçbir surette cevap vermeyerek zımnen ret hakkını kullandığını, müvekkilin eski vekilinin kötüniyeti ve kasten yanlış yönlendirmesi sonucunda kendisinden kaynaklı olmayan sebepler ile mağdur edildiğini ileri sürerek eski hale iade başvurusunun idarenin sükutu kapsamında zımni olarak reddi işleminin iptaline, eski hale iade taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
    II. CEVAP
    Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, yapılan işlemin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na (HMK) tabi olup, bu davada 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu (İYUK) hükümlerinin uygulanamayacağını, verilmiş bir YİDK kararının bulunmadığını, davacının davasını İYUK'un 10. maddesine dayandırdığını, ancak bu düzenlemenin somut olayda uygulanamayacağını, davacının talebinin YİDK tarafından, zımnen veya açıkça reddedilmediğini, 60 gün gibi bir sürenin geçmesinin de varılan bu sonucu değiştirmeyeceğini, talebin YİDK tarafından karara bağlandığı ve reddedildiği sonucunu doğurmayacağını, henüz karar verilmemişken ve idari prosedür devam ederken açılmış olan davanın zamansız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, Kurumun sınai mülkiyet haklarına ilişkin olarak nihai karar organının YİDK olduğu, kurulun usulüne uygun olarak tesis etmiş olduğu kararlara karşı dava açılabileceği, ancak dava açma süresinin kurul kararının bildirim tarihinden itibaren 2 ay olduğu, dava açma süresinin özel olarak düzenlendiği, kurulun karar vermesi ve kararının tebliğ edilmesi şartına bağlandığı, zorunlu idari başvuru yolu tüketilmeden ve YİDK tarafından verilecek nihai karar beklenmeden dava açılamayacağı, işbu davada kurul tarafından alınmış ve tebliğ edilmiş bir karar bulunmadığı, açık ve özel düzenlemeler karşısında davacının beyan ettiği gibi kurulun zımnen ret şeklinde karar tesis edemeyeceği, zorunlu idari başvuru yolu tüketilmeden ve YİDK tarafından verilecek nihai karar beklenmeden dava açılmasının mümkün görülmediği, dava şartı gerçekleşmeden işbu davanın açıldığı, talebin HMK'nın 95. maddesi kapsamında eski hale getirmeyi de içerdiği, söz konusu maddenin ve talebin marka başvuruları yönünden ve Kurum tarafından uygulanmasının mümkün olmadığı, marka tescil süreçleri ve prosedürünün 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) kapsamında özel olarak düzenlendiği, SMK kapsamında olmayan ve marka tescil prosedürü içerisinde uygulanma alanı bulamayacak olan HMK'nın 95. maddesinin uygulanmasını talep etmenin yerinde görülmediği, davacının marka başvurusunun usulüne uygun olarak kurum tarafından incelendiği ve SMK'nın 5/1-ç hükmü kapsamında karara bağlandığı, bu karara karşı davacı tarafından YİDK nezdinde itiraz edildiği, itirazın Kurum tarafından incelenmek suretiyle 2019-M-10556 sayılı karar ile reddedildiği, kararın itiraz sahibi davacıya 24.12.2019 tarihinde tebliğ edildiği, davacı tarafından, söz konusu kararın işbu davanın konusu yapılmadığı, davacı tarafından mevzuatta yeri olmayan bir sebebe dayalı olarak eski halin iadesinin talep edildiği, zaten bu konuda da YİDK kararının henüz tesis edilmediği, Kurum tarafından marka başvurusuna ilişkin işlemlerin SMK kapsamında prosedürüne uygun olarak gerçekleştiği, itiraz ve karara itiraz aşamalarının tamamlandığı, davacının işlemlerinin bu aşamalarda bir vekil tarafından yürütüldüğü, buna göre bütün işlemlerin prosedüre uygun olarak yürütüldüğü ve vekil tarafından da karara süresi içerisinde itiraz edildiği, davacı tarafından, marka vekiliyle kendisi arasında olan ilişki/sözleşme nedeniyle geriye dönük işlem tesis edilmesinin talep edildiği, anılan talebin SMK kapsamında kabul edilebilirliğinin bulunmadığı, marka vekili ile müvekkili arasındaki ilişkinin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun vekâlet hükümlerine tabi olduğu, kaldı ki vekil tarafından karara süresi içerisinde itiraz edildiği, bu sebeple de kaçırılan bir süreden veya eski hale iadeden bahsedilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karar, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
    IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiş, karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
    V. TEMYİZ İNCELEMESİ
    A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
    Dava, Markalar Dairesi Başkanlığının zımni ret kararının iptali ve eski hale getirme istemlerine ilişkindir.
    B. Değerlendirme ve Gerekçe
    Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
    VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 20.05.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!