Anahtar kelimeler: Yidk İbareli Sınaî Fikri Markaların Markalarına Nihai Haklar Şartı Eksiklikleri
11. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

    SAYISI : █████████ Esas, █████████ Karar
    HÜKÜM : Davanın reddi
    İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
    SAYISI : ████████ E., ███████ K.
    Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
    KARAR
    I. DAVA
    Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ██████████, ██████████, ██████████, ve █████████ (120834) numaralı ve "..." ibareli markaların sahibi olduğunu, davalı Şirketin "..." ibareli başvurusuna anılan markalarına dayalı olarak yaptığı itirazlarının Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararı ile nihai olarak reddedildiğini, oysa dava konusu başvurunun müvekkilinin markalarıyla iltibas oluşturduğunu, müvekkilinin markalarının asli unsurunu oluşturan "..." ibaresinin dava konusu başvuruda aynen yer aldığını, başvuruda yer alan "..." ibaresinin "maksimum" anlamına gelen ve nicelik bildiren bir sıfat olduğunu, bu nedenle markaya ayırt edicilik katmadığını, müvekkilinin markalarının tanınmış olduğunu, başvurunun kötüniyetli olduğunu ileri sürerek YİDK kararının iptali ile dava konusu markanın 30. sınıf mallar ile bu malların satışına özgü 35. sınıf hizmetler ve 43. sınıf “yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri” yönünden kısmi hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
    II. CEVAP
    1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; “...” ibaresinin İngilizce, Almanca, Fransızca, İspanyolca ve daha pek çok dilde “üstat” anlamına gediğini, başvurudaki “...” ibaresinin başvuruya yeterli ayırt ediciliği sağladığını, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
    2.Davalı Şirket vekili cevap dilekçesinde; tarafların markaları arasında iltibas bulunmadığını, "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, dava konusu başvurunun asli unsurunun "..." ibaresinden oluştuğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu marka kapsamındaki mal ve hizmetler itibariyle taraf markaları arasında aynı, aynı tür veya benzerlik düzeyinde bir emtia ilişkisi mevcut olmakla birlikte, dava konusu markadaki “...” ibaresinin kullanımın davacı markalarına yanaşma amacı taşımadığı, anılan ibarenin marka içerisinde asli unsur olarak kullanılmadığı, bir bütünün ilk hecesini oluşturduğu, dolayısıyla tüketicinin de bu ibareyi bir bütün olarak algılayağı, tüketicinin “...” ibaresini, uyuşmazlık konusu mal ve hizmetlerde ve farklı birçok sektörde çok sayıda farklı versiyonda, çok sayıda farklı kullanım içerisinde görmeye alışkın olmasından kaynaklı olarak anılan ibareye güçlü bir markasal vasıf yüklemeyeceği, başvuru konusu işaretin, davacı markasını sunan işletmeyle idarî ve ekonomik anlamda bağlantılı bir işletme tarafından piyasaya sunulduğu biçimde bir algılama oluşturmasının mümkün olmadığı, tarafların marka işaretleri arasında iltibasa neden olacak düzeyde bir benzerlik bulunmadığı, başvurunun kötüniyetli yapılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafça istinaf edilmiştir.
    IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu “...” ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet ██████████ sayılı ve "..." ibareli marka arasında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin olmadığı, "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğu, dava konusu başvuruda farklı olarak yer alan "..." ibaresi ile başvuruya yeterli ayırt ediciliği sağlandığı, davacının tanınmışlık ve kötüniyet iddialarının ispatlanamadığı, ancak davacı gerek davalı Kurum nezdindeki itiraz dileklerinin içeriğinde gerekse de dava dilekçesinde, ██████████ sayılı marka yanında ██████████, ██████████, ve █████████ (120834) sayılı markalara da dayandığından iltibas değerlendirmesinde anılan markaların da nazara alınması gerektiği, İlk Derece Mahkemesince iltibas değerlendirmesinin davacının itirazına mesnet markalarından sadece ██████████ sayılı markası yönünden yapıldığı, davacı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazları yerinde görüldüğü, davacı markalarının " ...", " ...+şekil", " ..." ibarelerinden oluştuğu, anılan markalarının asli unsurunu "..." ibaresinin oluşturduğu, "" ve "" ibarelerinin davacının çatı markaları olup, ██████████ sayılı markada yer alan "kek" şeklinin de ayırt ediciliği bulunmayan tali unsur niteliğinde olduğu, bu duruma göre yapılan değerlendirmede, her ne kadar davacının bahsi geçen markalarının asli unsurunu oluşturan "..." ibaresi dava konusu başvuruda aynen yer alsa da mahkemece alınan bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere "..." ibaresinin ayırt ediciliği zayıf olduğundan dava konusu başvuruda farklı olarak yer alan "..." ibaresinin başvuruya yeterli ayırt ediciliği sağladığı, iltibas koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına ve davanın reddine karar verilmiş, karar, davacı tarafça temyiz edilmiştir.
    V. TEMYİZ
    A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
    Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
    B. Değerlendirme ve Gerekçe
    İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
    VI.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 20.05.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!