Anahtar kelimeler: Saatte Gününün İstemli Gelmiş Başlanarak Davetiye Davacıkarşı Olmalarıyla Günde Dinlenerek
6. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi

    SAYISI : ████████ E., ████████ K.
    İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi
    SAYISI : ████████ E., ████████ K.
    Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 27.05.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
    Belli edilen günde davacı-karşı davalı vekili Avukat ... ile davalılar-karşı davacılar vekili Avukat ...’un gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
    I. DAVA
    1. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalılar arasında 10.07.2009 tarihinde inşaat (eser) sözleşmesi imzalandığını, 24.06.2009 tarihinde yer teslimi için ön protokol yapıldığını, söz konusu sözleşme ile işverenin mülkiyetinde bulunan .... Pafta no ... ada no ... Parsel no ...'de bulunan yaklaşık 60.000 metre karelik alanın 30.000 metre karesinde tesis edilecek olan 26 blok 304 daireden oluşan konutlar ve sosyal tesisler ile 570 araçlık otopark, açık ve kapalı yüzme havuzlarını kapsayan 103081 metre kare alana sahip "A+" inşaat işlerinin, ... Projesi 1. etap ... A+ ... Konutları Yapım İşleri Sözleşmesi kapsamında müvekkili şirket tarafından projeye göre eksiksiz ve kusursuz şekilde anahtar teilimi yapılmasını kapsadığını, kontrolör olarak .... A.Ş'nin atandığını, sözleşmenin 2.1.maddesinde birinci etap işler için 50.527.418,48 TL + KDV üzerinden anlaşıldığını, 1. etap dışında kalan diğer işler için malzeme bedeli + işçilik bedeli, + %5 kar olarak tarafların anlaşmaya vardıklarını, 1. etap inşaat işlerinin müvekkilince bitirildiğini, 15.04.2011 tarihinde geçici kabulü yapılarak iş verene teslim edildiğini, ancak sözleşmenin 2.1. maddesi ve 2.2 maddesi gereğince 1. etap dışı verilen işlere ilişkin iş emirleri gereği imalatların yapıldığını ve yapılmaya devam edildiğini, anahtar teslim projede tamamlanma oranının %95 'i aştığını, işlerin tamamlanması için nihai bir süre konulmadığını açılan yeni iş emirleri ve proje tadilatları ile projenin gelişerek devam etmekte iken Yapım İşleri Şartnamesinin kabul işlemleri başlıklı 13.1 maddesi gereğince geçici kabul başlığı ile "iş tamamen bitirilip, geçici kabule hazır duruma geldiği zaman yüklenici bunu kontrole yazı ile bildirecektir" denmekte olup, bunun akabinde 15 gün içerisinde geçici kabul komisyonu oluşturarak kabul günü saptanması gerektiği bir noktada kontrol tarafından müvekkili şirkete 23.01.2012 tarihli yazı ile 25.01.2012 tarihine kadar sürecin tamamlanarak geçici kabul aşamasına gelinmesinin istenildiğini, şartnamenin 13.1. maddesi gereğince bunun hukuken ve fiilen mümkün olmadığını, geçici kabul yapılabilmesi için sahadaki tespitlerin tamamlanıp bütün taşeron hesap mutabakatlarının yapılması , yapım işleri şartnamesi 13.2.1. maddesi gereğince kesin hesap çıkartılarak son hakkediş yapılması gerektiğini, sözleşmenin 2.1, 2.2 maddesi gereğince, 1. etap kapsamı dışında kalan işlerin maliyet + %5 kâr ile yapılmakta olup, taşeron hesapları mutabakatı sağlanmadan son hakkedişin yapılmasının ve kesin hesabın çıkarılmasının mümkün olmadığını, yer tesliminin müvekkiline 24.06.2009 tarihinde yapıldığını, 1. Etap kapsamı dışında kalan işlerin yapılmaya devam edildiği sırada İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ███████ D.İş no'lu dosyası ile delil tespiti talebinde bulunulduğunu, delil tespiti taleplerinin hemen akabinde işverenler tarafından müvekkiline gönderilen.... Noterliği'nin █████/2012 tarih .... yevmiye no'lu ihtarname ile taraflar arasında imzalanan ... konutları 1.Etap .... A+ ... Konutları yapım sözlemesinin 17.02.2012 tarihi itibariyle feshedilip yürürlükten tamamen kaldırdıklarını ihtar ederek en geç üç gün içinde müvekkili şirketin şantiye sahasını tahliye etmesinin istenildiğini, müvekkilince ihtara cevap verilerek bu şekilde feshin mümkün olmadığının bildirildiğini, akabinde işverenlere müvekkili şirket tarafından sözleşmenin teminatı olarak verilmiş ... Katılım Bankasının 10.07.2009 tarihli ve 5.052.741,85 TL'lik ... sayılı kesin teminat mektubu ile 30.06.2009 tarih ... sayılı avans teminat mektubunun kalan 1.801.487,26 TL sinin nakde çevirmek için ilgili bankaya müracaat ettikleri bilgisinin kendilerine ulaştığını, %95'i tamamlanmış bir işin bakiye alacağı ödenmeden sözleşmenin feshinin ve teminat olarak verilen teminat mektuplarını paraya çevrilmesinin mümkün olmadığını, geçici kabul yapılabilmesi için sahadaki tespitlerin tamamlanıp bütün taşeron hesap mutabakatların yapılması , yapım işleri şartnamesinin 13.2.1. maddesi gereğince kesin hesap çıkartılarak son hakedişin yapılması gerektiğini, sonuç itibariyle müvekkilinin işleri bitirme aşamasına getirdiğini, geçici kabullerin yapıldığını, kesin hesaba kadar gelindiğini, feshin haksız olduğunu belirterek, ... Katılım Bankasının 10/7/2009 tarih ve 5.052.741,85 TL'lik ... sayılı kesin teminat mektubu ile █████/2009 tarih ... sayılı avans teminat mektubunun kalan 1.801.487,26 TL'sinin nakde çevrilmesinin tedbiren durdurulmasına ve şimdilik ıslah haklarının saklı kalmak kaydı ile 100.000,00 TL bakiye alacağının dava tarihinden itibaren ticari faiz ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
    2. Davalılar vekili karşı dava dilekçesinde; davacı şirketin yapım sözleşmesi uyarınca yapmayı taahhüt ettiği 1.Etap işleri tamamlayıp, 15.04.2011 tarihli geçici kabul tutanağı ile müvekkili şirkete teslim ettiğini, ancak sözleşme kapsamı dışında olan ek işleri ve daha sonra müvekkili şirketler tarafından verilen yeni iş emirleri uyarınca ilaveten iş yaptığını, ancak yapım işleri sözleşmesine son bir yıldan beri aykırı davrandığını, hakedişler dışında avans almasına rağmen alt taşeron tedarikçi ve personel maaşlarını hiç ödemediğini ya da eksik ödediğini, şantiyede huzursuzluk başladığını, davacı şirketin içerisine düşmüş olduğu ekonomik sıkıntı nedeniyle hakkında yapılan icra takiplerinde müvekkiline haciz ihbarnamelerinin gönderildiğini, inşaatta çalışan işçilerin SGK prim borçlarının ödenmediğini, yapı kullanma izninin alınması için bunların müvekkilince ödenmek zorunda kalınacağını, müvekkili şirketin onayı olmadan mazot ve malzeme çıkışlarının yapıldığını, davacı şirketin yeni iş emirleri ile üstlendiği imalatları durdurduğunu, projede yapılan dairelerin teslim tarihine çok az kalmasına rağmen davacı-karşı davalı şirketin içine düşmüş olduğu ekonomik dar boğaz nedeniyle işi tamamlayabilme imkanının kalmaması ve şantiyedeki işlerin 20.01.2012 tarihinden sonra durdurulmasından sonra taşeronları şantiyeden çıkartarak sanki yapım işleri bitmiş gibi şantiyenin tasfiyesine başlamasından ötürü müvekkilince ..... Noterliği'nin 17.02.2012 tarih .... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile sözleşmenin feshedildiğini, 30.11.2011 tarihine kadar olan tüm işleri kapsayan 29. hakediş de dahil olmak üzere ... İnşaat tarafından yapılan tüm hakedişlere ilişkin faturaların fazlası ile ödendiğini, davacı ... İnşaatın dava dilekçesinde söz konusu bütün işlerin tamamlanması için nihai süre konulmadığı iddiasının doğru olmadığını, binaların satış sözleşmelerinde teslim tarihinin █████/2012 olarak belirtildiğini, kaldı ki kontrolör firma tarafından yükleniciye gönderilen yazıda işin bitiş tarihinin 01.09.2011 olarak revize edildiğinin bildirildiğini, 01.09.2011 tarihinden sonra yükleniciye sadece yangın pompası alımına ilişkin 08.09.2011 tarihli iş emrinin gönderildiğini, bununda 17.02.2012 tarihinde kadar yapılmadığını, aslen 29. hakedişten, yani 01 Aralık 2011 tarihinden şantiyedeki inşaatın davacı şirket tarafından durdurulduğu 20.01.2012 tarihine kadar olan döneme ilişkin yapılan imalat ve inşaata ilişkin 30. son hakedişi hazırlayıp bu davayı açmadan önce müvekkili şirketlere sunmayan tarafın yüklenici davacı şirket olduğunu, 01.12.2011 tarihinden 20.01.2012 tarihine kadar yapılan imalat ve inşaat faaliyetinin belli olduğunu, kontrolör ile projenin taşeron ve tedarikçileri arasında bu döneme ait bir türlü yapılmayan hesap mutabakatlarının yapılarak davacı-karşı davalı ... İnşaattan olan alacakların müvekkili şirket tarafından temlik alınmak suretiyle müvekkili şirket tarafından ödendiğini, müvekkilinin yüklenici firmadan alacaklı duruma geldiğini, 29 tane hakediş kapsamında toplam KDV dahil 130.041.271 TL tutarında müvekkiline fatura kesildiğini, bu faturalara karşılık toplam 137.014.000 TL ödeme yapıldığını, sözleşmenin teminat kesintisine ilişkin maddesine göre her hakedişten %5 oranında nakit teminat kesintisi yapılması gerekirken müvekkilince fazla ödeme yapıldığını, fazladan avans ödemesi mahiyetinde 6.972.729,00 TL ödendiğini, son bir kaç aylık işçi ve personel maaşların da fesihten sonra müvekkilince ödendiğini, müvekkillerince 5.052.741,85 TL'lik teminat mektubunun nakde çevrilmiş olmasına rağmen halen müvekkilinin alacaklı durumda olduğunu, nakde çevirme işleminin sözleşmenin 14.3.1. maddesine istinaden yapıldığını belirterek asıl davanın reddine karar verilmesini, sözleşmenin müvekkillerince haklı olarak feshedilmesi nedeniyle taraflar arasında imzalanan yapım sözleşmesi uyarınca davacı - karşı davalı tarafından yüklenmiş olduğu işlere dair yapmış olduğu ayıplı imalatlara ilişkin şimdilik 175.000,00 TL ile yine davacı-karşı davalının müvekkili şirketlere yapmış olduğu hakedişlere ilişkin fazladan almış olduğu ödemeler nedeniyle şimdilik 125.000,00 TL olmak üzere toplamda şimdilik 300.000,00 TL nin dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
    Daha sonra karşı dava dilekçesini ıslah ederek, müvekkili şirketlerin, ... İnşaata yapılan avans ödemesi 3.300.941,81 TL, müvekkili şirketlerce yapılan stopaj ödemesi 3.527.351,62 TL, ... İnşaata hakedişler kapsamında ödenen ancak ... İnşaatın alt taşeron ve tedarikçilerine ödeme yapmadığı için müvekkili şirketler tarafından mükerrer olarak ödenmek zorunda kalan 2.572.160,15 TL, ayıp ve eksik işler tutarı 6.034.932,00 TL olmak üzere toplam 15.435.385,58 TL'den 30 numaralı hakediş ile ilgili ... İnşaatın mahsup edilen %5 kâr payı olan 355.190,94 TL'nin mahsubu sonucun da müvekkili şirketin yükleniciden 15.080,194,64 TL alacağı bulunduğunu, bu miktarın 300.000,00 TL'lik kısmına █████/2012 tarihinden, kalan kısmına ise bu dilekçenin karşı tarafa tebliğ edildiği günün ertesi gününden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davacı-karşı davalıdan alınarak müvekkili şirketlere ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
    3. Birleşen ███████ Esas sayılı davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile işveren olan davalılar arasında ... Konutları Projesi 1. Etap İnşaat İşleri için 10.07.2009 tarihinde eser sözleşmesi imzalandığını, 24.06.2009 tarihinde yer teslimi için ön protokol imzalandığını, müvekkili firmaca birinci etap işleri bitirilerek iş verenler tarafından geçici kabuller yapıldıktan sonra sözleşme konusunun ikinci etabı olan maliyet artı kar esası üzerinden işleri yapmaya başladığını ve 30 hakediş yaptığını, bu hakedişlerden 26’sının işverence onaylandığını, diğerleri üzerindeki çalışmalarının devam ettiğini, ancak 17.02.2012 tarih ... yevmiye no'lu .... Noterliği'nden çekilen ihtarname ile işveren tarafından sözleşmenin tek taraflı ve haksız bir şekilde feshedildiğini, bu feshe karşılık cevabi ihtarname göndererek taraflar arasında imzalanan sözleşme gereğince, sözleşmenin feshedilebilmesi için ön ihtar çekilerek 15 takvim günü süre verilip sözleşme şartlarına uymaya davet edilmesi gerektiğini, bu süre içerisinde sözleşme hükümlerine uyulmazsa feshetme hakkı doğacağını, haksız fesihten sonra müvekkili şirketin valilikten almış olduğu özel güvenlik yetki belgesinin davalı tarafından iptal ettirildiğini, işveren firma tarafından █████/2012 tarihinde yeni güvenlik görevlileri getirilmek suretiyle, eski güvenlik görevlilerini gönderdiklerini ve sahaya giriş çıkışları engellediklerini, İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin ███████ D.İş sayılı dosyası ile bilirkişiler vasıtasıyla yapılmak istenen keşfe işverenlerce engel olunduğuna dair tutanak tutulduğunu, taraflar arasında imzalanan sözleşmelerde TTK'nın ve Borçlar Kanunu hükümlerinin uygulanması gerektiğini ve bu kanunlarda belirtilen sözleşme feshi sebeplerinin geçerli olacağından tek yanlı irade beyanı ile bu sözleşmenin sona ermesinin, taşınmazın zilyetliğinin devrinin istenemeyeceğinin tespit edilmek suretiyle muarazanın önlenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
    II. CEVAP
    1. Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilleri ile davacı arasında 10.07.2009 tarihinde inşaat (eser) sözleşmesi imzalandığını, buna göre, 26 blok 304 daireden oluşan konutlar ve sosyal tesisler ile 570 araçlık otopark, açık ve kapalı yüzme havuzlarını kapsayan işlerin inşa edilmesinin bu sözleşme ile kararlaştırıldığını, sözleşmenin 2.1. maddesine göre imal edilecek işlerin 1.Etap ve 2. Etap olmak üzere ikiye ayrıldığını, 1. etap iş bedelinin götürü bedel olarak 50.527.418,48 TL + KDV olduğunu, İkinci Etap işlerin ise, yükleniciye verilen iş emirleri aracılığıyla yürütüldüğünü, sözleşmenin 2.2 maddesine göre 2. etap işler açısından sabit bedel yerine "malzeme bedeli + işçilik bedeli + %5 kâr ve işin etap -1 kapsamında belirtilen genel giderlerinin yüklenici tarafından verilen işin tamamına ait genel gider listesinden düşülmesiyle hesaplanan Etap-2'ye ait kısmın toplam tutarının ödenmesinin" kararlaştırıldığını, 2. etap işlerinin "dış cephe taş işleri, alüminyum doğramalar + cam işleri, bina içi bitirmeleri, mekanik ve elektrik tesisatı, ana cihaz ve ekipmanları vb, diğer işler" olduğunu, sözleşmenin 10.1. maddesinde 1.Etap işlerinin tamamlanma süresinin sözleşme tarihinden başlayacak olan 550 takvim günü olarak düzenlendiği, 1. etap işlerden olan bloklar kaba inşaat ve oto park kaba inşaatlarının kısmi geçici kabulünün 15.04.2011 tarihinde gerçekleştirildiğini, yüklenici tarafından 04.06.2011 tarihli ibra yazısıyla yüklenicinin 22 numaralı hakediş dahil olmak üzere 15.06.2011 tarihine dek tüm hakediş ödemelerinin yapıldığı, bu tarih öncesi herhangi bir hak ve alacağının kalmadığını belirterek müvekkili şirketleri ibra ettiğini, ikinci etap işlerin imalatı sırasında kontrolör firma tarafından işlerin bitim tarihinin 19.12.2011 olarak kararlaştırıldığını, ancak yüklenici firmanın ekonomik acze düştüğünü, işleri durdurduğunu, müvekkili şirketlerin yükleniciden sahayı teslim alıp işleri tamamlattırmak amacıyla ... İnşaatı 01.12.2012 tarihli yazı ile geçici kabule davet ettiğini, yüklenici firmanın bu davete uymadığı gibi sahadaki taşeronlarına işlerin ifasını bırakması yönünde talimat verdiğini bu husustaki 20.01.2012 tarihli e postanın dilekçelerine ekli olduğunu, kontrolör firmaya da işin durdurulduğunun bildirildiğini, yüklenicinin işi durdurması ayrıca şantiye sahasının güvenlik ve huzurunu bozan fiillerde bulunması nedeniyle sözleşmenin feshedilmek zorunda kalındığını ve feshin 17.02.2012 tarihli noter ihtarnamesi ile bildirildiğini, yüklenicinin bakiye alacak talebinin mesnetten yoksun olduğunu, 17.02.2012 tarihine dek müvekkili şirketlerce ... İnşaata yapılan toplam ödemenin vergi dairesine yapılan stopaj ödemesi de dahil olmak üzere 136.869.565,39 TL olduğunu, bu tutarın 130.041.271,96 TL'sinin KDV dahil 1-29 numaralı hakediş bedelleri olarak ödendiğini, 1-29 numaralı hakediş dosyalarının ve faturalarının dosyaya sunulduğunu, yüklenici firmanın bakiye alacak iddiasının 30. numaralı hakediş kapsamında yapılan işlere ait olduğu iddiasında olduğunu, 1-29 numaralı hakedişler kapsamında yapılan ödemelere dair taraflar arasında ihtilaf bulunmadığını, 30 numaralı hakediş döneminin 29 numaralı hakediş döneminin bittiği █████/2011 ile yüklenicinin işleri durdurduğu 20.01.2012 tarihine kadar olan dönemi kapsadığını, yüklenicinin 30 nolu hakediş kapsamında İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde ███████ D.İş ile tespit talebinde bulunduğunu, mahkemece talebin yargılamaya muhtaç olması nedeniyle reddedildiğini, bunun üzerine yüklenici tarafın İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde ███████ D.İş sayılı dosya ile tespit talebinde bulunulduğunu, dava açıldıktan sonra yapılacak tespitlerin asıl dosyadan talep edilmesi kuralı gereğince söz konusu tespit dosyasında alınacak raporun geçerliliğinin bulunmadığını, yüklenici firma tarafından dosyaya sunulan mali müşavir raporunda 29 adet hakediş tutarının 130.041.271,96 TL olduğu, 29 adet hakediş kapsamında müvekkili şirketlerden 133.342.213,77 TL tahsil edildiğinin beyan edildiğini, yüklenici tarafından sunulan belgelerde dahi fazla tahsilat yapıldığının kabul edildiğini, ancak bu mali müşavir tarafından müvekkilince ... İnşaat adına vergi dairesine yapılan 3.527.351,62 TL tutarındaki kurumlar vergisine mahsuben stopaj ödemesinin dikkate alınmadığını, mali müşavir tarafından belirlenen yüklenicinin 30 no.lu hakediş kapsamında 20.606.760,19 TL alacağının bulunduğu iddiasının afaki olduğunu, 30 no.lu hakediş kapsamında mal ve hizmet tedarikini doğrudan sağlayan alt taşeron ve tedarikçilerin tüm alacaklarının müvekkili şirketler tarafından ödendiğini ve bu ödemeler karşılığında alt taşeron ve tedarikçilerin ... inşaattan olan bu alacaklarının temlik alındığını, temlik sözleşmelerinin dilekçeye eklendiğini, alt taşeron ve tedarikçilere ödenen miktarın 9.227.521,46 TL olduğunu, (bu miktarın 6.655.361,31 TL'lik kısmının 30 numaralı hakediş kısmındaki imalatlardan kaynaklandığını, kalan 2.572.160,15 TL'sinin ise zaten müvekkili şirketlerin ... İnşaata daha önceki hakedişler kapsamında ödediği, ancak bu ödemeye rağmen yüklenicinin alt taşeron ve tedarikçilerine ödeme yapmadığı dolayısıyla müvekkilince mükerrer olarak ödenen kısım olduğunu) 30. numaralı hakediş kapsamındaki genel giderlerin müvekkili şirketlerce ödendiğini, ... İnşaatın şantiyede çalışan personelin ödemesini yapmaması nedeniyle 448.457,50 TL tutarındaki özlük haklarına ilişkin tutarların doğrudan personele ödendiğini, bu itibarla ... inşaatın personel alacağı ödemesi iddiasıyla 30 numaralı hakediş kapsamında bir talep ileri süremeyeceğinin açık olduğunu, çünkü bu tutarın müvekkilince ödendiğini, 30 numaralı hakkediş kapsamındaki %5 kâr payına ilişkin yüklenici iddiası ile ilgili olarak, müvekkili şirketlerin 30. numaralı hakediş kapsamında alt taşeron ve tedarikçilere 6.655.361,31 TL, personele ise 448.457,50 TL olmak üzere toplam 7.103.818,81 TL ödeme yaptığını, bu tutarın %5 kâr payının 355.190,94 TL olduğunu, yüklenicinin 30 no.lu hakediş kapsamında talep edebileceği maksimum miktarın 355.190,94 TL olduğunu, bu miktarın da müvekkili şirketin alacağından mahsup edildiğini, tüm bu nedenlerle asıl davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
    2. Davacı-karşı davalı vekili vermiş olduğu karşı davaya cevap dilekçesinde; ıslahın kötü niyetli yapıldığını, bu nedenle geçersiz olduğunu, müvekkiline hakediş ödemelerinin zamanında yapılmaması nedeniyle mağdur olduklarını, davalının sözleşmeyi haksız feshettiğini, müvekkili adına davalılara 89/1 haciz ihtarnamelerinin tebliğinin fesih nedeni olamayacağını, imalatlarında ayıp bulunmadığını, iddia edilen gecikmenin sebebinin ilave işler ile davalının mali kaynak sağlamamasından dolayı meydana geldiğini, müvekkilinin davalıdan alacaklarının sadece taşeron ücretlerinden ibaret olmadığını, bu nedenle alacağının temliki iddiasının dinlenemeyeceğini, fazladan avans ödendiği iddiasının doğru olmadığını, stopaj ödemesinin haklı alacak gibi gösterilmesinin yasaya ve usule aykırı olduğunu belirterek, karşı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
    3. Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında eser sözleşmesi imzalandığını, yüklenicinin birinci etap işleri tamamlayıp, 15.04.2011 tarihinde geçici kabul tutanağı ile müvekkili şirketlere teslim ettiğini, sözleşme kapsamında kalan ek işleri de daha sonra yeni iş emirleri uyarınca ilaveten yaptığını, ancak yapım işleri sözleşmesine son bir yıldan beri aykırı davrandığını, hakedişler dışında avans almasına rağmen alt taşeron tedarikçi ve personel maaşlarını hiç ödemediğini ya da eksik ödediğini, şantiyede huzursuzluk başladığını, davacı şirketin içerisine düşmüş olduğu ekonomik sıkıntı nedeniyle hakkında yapılan icra takiplerinde müvekkiline haciz ihbarnamelerinin gönderildiğini, inşaatta çalışan işçilerin SGK prim borçlarının ödenmediğini, yapı kullanma izninin alınması için bunların müvekkilince ödenmek zorunda kalınacağını, müvekkili şirketin onayı olmadan mazot ve malzeme çıkışlarının yapıldığını, davacı şirketin yeni iş emirleri ile üstlendiği imalatları durdurduğunu, proje kapsamındaki 300'ü aşkın konutun çoğunun satıldığını, 30.04.2012 tarihi itibariyle müşterilere teslim taahhüdünde bulunulduğunu, ancak yaklaşık bir aydır hiçbir imalatın yapılmadığını, müvekkili şirketlerin davacıya borcunun bulunmadığının aksine alacağının bulunduğunu belirterek, açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesinin 14.07.2021 tarih ve ████████ E., ████████ K. sayılı kararı ile bilirkişiler tarafından yapılan hesaplamaya göre 136.752.846,78 TL kesin hesap genel icmalinden, nefaset ile kusurlu işler icmali (3.015.698,98 TL + 3.019.232,75 TL =) 6.034.931,73 TL düşüldüğünde yükleniciye ödenmesi gereken miktarın 130.717.915,05 TL (KDV dahil) olduğu, oysa düzenlenen hakediş evrakları kapsamında yükleniciye yapılan ödeme miktarının bu miktarın üstünde bir rakam olan 136.869.565,39 TL olduğu, buna göre iş sahibinin yükleniciye ayıplı-kusurlu-nefaset bedelinin düşülmesi ile 136.869.565,39 TL - 130.717.915,05 TL = 6.151.650,34 TL fazla ödeme yaptığı (ayıplı- kusurlu ve nefaset bedelinin düşülmesi nedeniyle) buna göre yüklenicinin bakiye hakediş alacağı bulunmadığından buna yönelik davanın reddinin gerektiği, karşı dava açısından, iş sahibi eksik, kusurlu ve ayıplı imalatlar nedeniyle taleple bulunduğundan yukarıda da değinildiği üzere bu miktarlar toplamı olan ve fazla ödenen (eksik işler ve nefaset bedelinin düşülmesi nedeniyle bulunan) rakamın içinde bulunan 6.151.650,34 TL'nin yükleniciden tahsilinin gerektiği, iş sahibinin talep ettiği diğer bir husus ... İnşaat tarafından kendi taşeronlarına ödenmesi gerekir iken yapılan temlikler neticesinde iş sahibi tarafından ödenen 9.227.521,96 TL'nin yükleniciden tahsiline ilişkin olup iş sahibinin bu talebinde haklı olduğu ve ... İnşaat'tan tahsili gerektiği, yine ... İnşaat tarafından ... İnşaatın işçilerine ödenen 448.457,50 TL'nin de yükleniciden tahsilinin gerektiği, bu miktarlar toplandığında; 6.151.650,34 TL + 9.227.521,96 TL + 448.457,50 TL = 15.827.629,80 TL olduğu, iş sahibi davacıya ait kesin teminat mektubu bedeli olan 5.052. 741,85 TL'yi çözdürerek yüklenicinin borçlarına mahsup ettiğini bildirmesi nedeniyle teminat mektubu bedelinin borçlardan mahsup edilmesi gerektiği, buna göre 15.827.629,80 TL-5.052. 741,85 TL düşüldüğünde = 10.774.888,22 TL iş sahibinin yükleniciden alacağı olduğu, gerekçesiyle asıl davanın reddine, karşı davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın ise birleşen davanın konusunun inşaat sahasına yapılan müdahalenin önlenmesi olup gerçekleşen olayların cereyan ediş tarzına göre el atmanın önlenmesi açısından yüklenici-davacının birleşen davada hukuki yararı kalmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan reddine karar verilmiştir.
    IV. İSTİNAF
    İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 28.12.2021 tarihli ve █████████ E., █████████ K. sayılı kararı ile asıl davaya yönelik yapılan istinaf taleplerinin incelenmesinde mahkemece hükme esas alınan bilirkişi kurulu ek raporunda davacının talep edebileceği hakediş bedeli iki alternatif şeklinde hesaplanmış, tüm talep kalemleri yönünden aralarındaki fark, 1. seçenekte davacının talep edebileceği kesin hesap alacağı tutarı 136.752.846,78 TL olarak belirlenmiş, 2. seçenekte ise, davalının tek taraflı olarak düzenlediği davacı tarafça kabul edilmeyen 30 no'lu hakedişteki 137.500.281,72 TL miktar esas alınarak hesaplama yapılmıştır. 2. seçenekte hesaplamaya esas alınan 30 no'lu hakediş bedeli davacı tarafça kabul edilmediğine göre bu tutarın esas alınması doğru değildir. Ayrıca, talebe konu 5.052.741,85 TL tutarlı teminat mektubu bedelinin davacı tarafça nakde çevrilmiş olduğu dosya içeriği ile sabit olup, iade şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğine gelince; her iki hesaplama şeklinde de anılan teminat mektubu bedeli davacı alacağına eklenmiştir. Oysa sözleşmenin mali sonuçlarla ilgili olarak düzenlenen 14.3.1 bendinde bir önceki maddeye atıf yapılarak sözleşmenin önceki maddedeki sebeplerden biri nedeniyle feshedilmiş olması halinde teminat mektubunun irat kaydedileceği belirtilmiştir. Bir önceki maddenin (14.3) 4. paragrafında ise sözleşmenin hükümlerine uyulmaması da fesih sebebi olarak sayılmış, davalı iş sahibi de işin eksik ve ayıplı ifa edildiğini ileri sürerek, sözleşmeyi feshettiğine göre teminat mektubu bedelinin irat kaydedilmesinde sözleşmeye aykırılık yoktur.
    Yine, her ne kadar davacı-karşı davalı yüklenici sahada kendisine ait olan bazı malzemelerin davalı tarafından iade edilmediğini ileri sürerek bilirkişilerin bu yönde herhangi bir değerlendirme yapmadıklarını iddia etmiş ise de, bu talebini ilk kez istinaf aşamasında ileri sürdüğü, dava dilekçesinde ve cevaba cevabında bu yönde herhangi bir beyanda bulunmadığı anlaşılmakla, bu taleple ilgili Dairemizce herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır.
    Bu durumda, asıl davada, taraflarca ayrıca ve açıkça istinaf itirazına konu edilmeyen davacının 136.752.846,78 TL tutarındaki kesin hesap alacağından davalı tarafından yapılan 152.580.476,58 TL miktarındaki ödemeler mahsup edildiğinde davacının talep edebileceği bir bedel bulunmadığından mahkemece asıl davaya yönelik verilen kararın gerekçe yönünden ortadan kaldırılarak yukarıda belirtilen sebepler nedeniyle davanın reddine dair yeniden hüküm kurulması gerekmiştir.
    Karşı davaya yönelik yapılan istinaf itirazlarının incelemesinde ise; mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda eksik ve ayıplı işler bedeli, nefaset tutarı, alt taşeronlara ve diğer 3. kişilere yapılan ödemeler usulünce belirlenmiş ve mahkemece de bu hesaplamalara itibar edilerek bu talep kalemler yönünden tahsil kararı verilmiş olmasında da bir yanlışlık yoktur. Ancak, davacı yüklenici tarafından davalı-karşı davacı iş sahibine işin garantisi olarak verilen 5.052.741,85 TL tutarlı teminat mektubu bedeline hükmedilmiş ise de, yukarıda da belirtildiği üzere bahsi geçen teminat mektubunun davalı-karşı davacı iş sahibince nakde çevrilmiş olduğunun anlaşılmasına göre uhdesinde bulunan tutar bakımından tahsilde tekerrür oluşturacak şekilde yeniden karşı davacı lehine tahsil kararı verilmiş olması hatalı olmuştur. O halde, karşı davaya yönelik verilen karar belirtilen nedenle ortadan kaldırılarak mahkemece karşı davada hükmedilen tutardan (10.774.888,22 TL) teminat mektubu bedeli düşülerek kalan 5.772.146,37 TL üzerinden kısmen kabul kararı verilmesi yönünde yeniden hüküm kurulması gerekmiştir. Davacı-karşı davalı yüklenici tarafından açılan birleşen davaya yönelik yapılan istinaf itirazlarının incelemesinde; davacı yüklenici, davalı iş sahibinin işin yürütülmesine engel olduğunu iddia ederek men'i müdahale talebinde bulunmuş, mahkemece olayın cereyan ediş tarzı ve sonuç olarak davacının bu talep yönünden hukuki yararı bulunmadığı belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir. Oysa, davaya konu sözleşme tarafların iradelerinin fesihte birleşmesi nedeniyle ileriye etkili sonuç doğuracak şekilde sonlandırılmıştır. Bu durumda, sözleşme feshedildiğine göre tasfiye yapılacak olup ortada olmayan bir sözleşmenin ifası talebinde bulunulamaz. Bu nedenle mahkeme kararı gerekçe yönünden ortadan kaldırılarak belirtilen sebep nedeni ile davanın reddine dair yeniden esas hakkında hüküm kurulaması gerekmiştir.
    Ayrıca, her iki tarafça yargılama giderleri ve vekalet ücretine yönelik yapılan istinaf itirazları kararın kaldırılması sonrasında kurulacak yeni hükümde yeniden değerlendirilip hesaplandığından, bu talepleri yönünden istinaf incelemesi yapılmamıştır" gerekçesiyle her iki tarafın istinaf taleplerinin kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK'nın 353/1-b-2. bendi gereğince asıl, karşı ve birleşen davaya yönelik olarak ortadan kaldırılarak, asıl ve birleşen davanın reddine, karşı davanın kısmen kabulü ile 5.772.146,37 TL'nin (bu miktarın 300.000,00 TL'sine 04.05.2012 geri kalan kısmına ise 05.03.2013 tarihinden) uygulanacak avans faizi ile birlikte tahsiline’ karar verilmiştir.
    V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
    1. Bölge Adliye Mahkemesi kararının süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizce, işin esası incelenmeksizin, Bölge Adliye Mahkemesi kararında da yazılı olduğu gibi, mahkemece alınan bilirkişi raporunda hesaplama yapılırken teminat mektubu bedeli yüklenici alacağına eklendiği, yükleniciye yapılan ödeme tutarından, teminat mektubu bedeli eklenerek bulunan yüklenici alacağı mahsup edilerek yükleniciye 10.774.888,22 TL fazla ödeme yapıldığının belirlendiği, Bölge Adliye Mahkemesi kararında (4. sayfanın 4. paragrafında) iş sahiplerince teminat mektubu bedelinin irat kaydedilmesinin sözleşmeye aykırı olmadığı belirtildikten sonra, aynı sayfanın son paragrafında, ilk derece mahkemesince 5.052.741,85 TL teminat mektubu bedeli yönünden tahsilde tekerrür oluşturacak şekilde yeniden tahsil kararı verilmesinin hatalı olduğunun yazıldığı, bilirkişi raporundaki hesaplama yöntemi dikkate alındığında, iş sahiplerince teminat mektubunun nakde çevrilmesinin sözleşmeye uygun olduğu kabul edildiği takdirde iş sahiplerince yükleniciye yapılan fazla ödeme tutarının 15.827.630,07 TL olarak kabul edilmesi gerektiği, Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesi kendi içinde çelişkili olup, karşı dava bakımından hüküm kısmı ile gerekçe arasında da çelişki yaratıldığı gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
    2. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, karşı dava yönünden; mahkemece alınan bilirkişi raporunda hesaplama yapılırken teminat mektubu bedeli yüklenici alacağına eklendiğinden, bilirkişi raporundaki hesaplama yöntemi dikkate alındığında, iş sahiplerince teminat mektubunun nakde çevrilmesinin sözleşmeye uygun olduğu kabul edilerek, iş sahiplerince yükleniciye yapılan fazla ödeme tutarının 15.827.630,07 TL olduğu, bu durumda, iş sahiplerine sunulan 24.12.2014 tarihli kesin hesapta yüklenici alacağının 15.080.194,64 TL olarak belirlendiği gerekçesiyle, taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl dava yönünden, davacı-karşı davalının davasının reddine, birleşen dava yönünden, davacı-karşı davalının birleşen davasının reddine, karşı dava yönünden davanın kabulü ile, 15.080.194,64 TL'nin (bu miktarın 300.000,00 TL'sine 04.05.2012 tarihinden geri kalan miktara ise 05.03.2013 tarihinden itibaren) işleyecek avans faizi ile birlikte karşı davalıdan alınarak karşı davacılara verilmesine karar verilmiştir.
    VI. TEMYİZ
    A. Temyiz Sebepleri
    Davacı-karşı davalı, birleşen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde;
    a. Bölge Adliye Mahkemesinin, Yargıtay'ın bozma ilâmı sonrasında, ilâmda bahsedilen çelişkiyi giderebilmek adına hiçbir hukuki değerlendirme yapmadığını, sözleşme hükümleri ve fesih olgusunu irdelemediğini, asıl dava ve birleşen dava yönünden bir önceki hükmü aynen koruyarak, yalnızca karşı dava yönünden yeniden hüküm kurduğunu,
    b. Taraflar arasında bir sözleşme ve bu sözleşmede olası bir feshin nasıl yapılması gerektiğine dair düzenleme bulunmasına rağmen keza böyle bir sözleşme düzenlemesi bulunmasa dahi dürüstlük kuralı, sözleşmeyle bağlılık ve basiretli bir tacir gibi davranılması gerekeceği ana prensiplerinden hareket edildiğinde bile mevzuat gereği davalı-karşı davacı işverenlerin sözleşmeyi ve dolayısıyla bu denli büyük bir projeyi bir anlık oldu bitti ile ve de derhal tek taraflı feshederek sonlandırabilmelerinin mümkün olmadığını,
    c. Sözleşmenin haklı ya da haksız feshi teminat mektuplarının durumundan tutun da eksik ve ayıplı iş iddia ve alacağına, kesin hesap görülme usul ve yönetimine kadar birçok noktada taraflar arasındaki ihtilafın çözümlenme süreç ve şeklini doğrudan ve de esaslı bir şekilde etkileyeceğini,
    d. Davalı-karşı davacı iş sahibi tarafından yapılan feshin sözleşmeye aykırı ve kötü niyetli olup haksız fesih niteliğinde olduğunu, iş sahibinin teminatı irat olarak kaydetme hakkının olmadığını,
    e. 17.02.2012 tarihli fesih ihtarnamesinde davalı-karşı davacı işverenler eksik ve ayıplı işler olduğunu ileri sürerek sözleşmeyi feshetmediğini, genel hatları ile yüklenicinin ekonomik acze düşmesi, sözleşmedeki süreye uyulmaması, taşeron hak edişlerinin ödenmemesi, işçi SGK prim borçlarının ödenmemesi gibi gerekçeler ileri sürerek sözleşmeyi feshettiğini, bu halde teminat mektup bedelinin davalı-karşı davacı işverenlerce irat kaydedilmesinin de haklı ve hukuki herhangi bir dayanağının olmadığını,
    g. 2. etap işleri için sözleşmede nihai bir sürenin belirlenmediğini,
    h. Müvekkili yüklenici temerrüde düşürülmeden sözleşmenin feshedildiğini, dava konusu olayda sözleşme 11.5. maddesinde işverenden kaynaklanan gecikme halinde süre uzatım verilmesi, 14.3. maddesinde işveren tarafından feshedilmeden önce 15 günlük süre tanınacağı belirlenmiş olduğu halde dikkate alınmadığını,
    ı. Davalı işverenler tarafından davacı/yüklenici adına taşeronlara-tedarikçilere, vergi dairesine ve SGK'ya yapıldığı bildirilen ödemelerin neye ve hangi kıstas ve kritere göre yapılmış olduğu da belli olmadığını,
    i. İş sahiplerinin ayıp ve eksik iş iddiasının dava aşamasında belirttiklerini, fesih ihtarnamesinde bu hususların bulunmadığını, ayıba karşı tekeffül sorumluluğu şartlarının gerçekleşmediğini,
    j. Hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğunu, mahkemece yöntemine uygun şekilde bilirkişi incelemesi yaptırılmamış olmakla birlikte, hükme esas alınan raporda, davalı - karşı davacı işverenler tarafından feshin haklı/haksız olarak yapılıp yapılmadığına dair ayrıca herhangi bir tespit ve değerlendirmede bulunulmadığını,
    k. İş sahibi tarafından hazırlanan kesin hesap raporunu kabul etmediklerini, değerlendirmeye alınmaması gerektiğini,
    l. Müvekkili yüklenici şirketin sözleşmenin haksız feshi ile inşaat şantiye sahasına davalı işverenlerce sokulmaması nedeniyle işin yürütülmesine yönelik oluşan haksız el atmasının önlenmesinin birleşen davada talep ve dava konusu edildiğini, müvekkili yüklenici şirketin haksız fesih sonrası inşaat şantiye sahasına sokulmayarak el konulan 31.12.2014 tarihi itibariyle 814.704,04 TL maliyet, 507.565,96 TL amortisman ve 307.138,08 TL net değeri olan malzeme ve ekipmanı davalı işverenlerde kalmış ve henüz kendilerine teslim edilmemiş olduğunu, bilirkişi heyetince bu yönde herhangi bir inceleme, irdeleme, tespit ve değerlendirme de bulunulmadığını, birleşen davada dava açmakta hukuki yarar bulunduğundan aksi düşünce ile karar tesis edilmesinin doğru ve hukuki olmadığı gibi, bir de üstüne aleyhe vekalet ücretine hükmedilmiş olmasının hatalı olduğunu,
    m. Birleşen dava yönünden dosyaya peşin olarak 148,50 TL harç yatırdığımız sabit olmasına ve bu halde 59,30 TL karar ve ilâm harcı mahsubu ile fazla yatan 89,20 TL harcın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine denilmesi gerekmesine rağmen sanki harç hiç yatırılmamış gibi "Alınması gereken 59,30 TL maktu karar ve ilâm harcının davacı-karşı davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına" şeklinde hüküm tesis edilmiş olması da doğru olmadığını beyan etmektedir.
    Katılma yoluyla davalı-karşı davacı, birleşen davada davalı vekili temyiz dilekçesinde;
    a. Yüklenicinin hiçbir talebinin kabul edilmediğini, lehine tek bir hüküm kurulmadığını, Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçeli kararda yüklenicinin de istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmesi ve akabinde müvekkil iş sahipleri aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin açıkça yasa ve usule aykırı olduğunu beyan etmektedir.
    B. Değerlendirme ve Gerekçe
    Asıl davada uyuşmazlık, bakiye iş bedeli alacağının tahsili, karşı davada eksik ve ayıplı işler bedelinin ödenmesi, fazla ödenen avansın iadesi ve davacı-karşı davalı yüklenici nam ve hesabına yapılan ödemelerin tahsili, birleşen davada ise, inşaat sahasına iş sahibinin el atmasının önlenmesi istemine ilişkindir.
    1. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkan bulunmadığına göre davalı-karşı davacı, birleşen davada davalı vekilinin tüm, davacı-karşı davalı, birleşen davada davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
    2. Taraflar arasında imzalanan 24.06.2009 tarihli yapım işleri şartnamesinin ‘İşveren’in Sözleşmeyi Fesih Hakkı’ başlıklı 14.3 maddesinde ‘Aşağıda yazılı nedenlerden biri veya hepsi dolayısıyla ve /veya yüklenici’nin yaptığı hizmetler ve sözleşme’nin ifası tatminkar bulunmadığı takdirde yükleniciye 15 (onbeş) takvim günü süre verilerek, sözleşme şartlarını uymaya davet edilir. Yüklenici bu süre içinde ihtarname hükümlerine uymazsa başka bir ihtar veya prosedüre ve hüküm almaya gerek kalmaksızın işveren, sözleşmeyi feshetmeye yetkilidir’ düzenlemesinin kararlaştırıldığı görülmüştür. Anılan düzenlemeye göre 10.07.2009 tarihli 5.052.741,85 TL bedelli teminat mektubunun irat olarak kaydedilebilmesi için yükleniciye 15 günlük süre verilmesi ve bu süre zarfında yazılı şartların gerçekleşmemesinin gerektiği bu nedenle karşı davada davalı yükleniciye 15 günlük süre verilmediğinden teminat mektubunun irat olarak kaydedilmesi koşullarının oluşmadığı, irat kaydedilen teminat mektubu bedelinin yüklenicinin borçlarından mahsup edilmesi gerekirken mahsup edilmemesi doğru olmamış, hüküm bozmayı gerektirmiştir.
    Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK’nın 370/4 maddesi uyarınca kararın gerekçesi kısmen değiştirilerek ve HMK’nın 370/2 maddesi uyarınca hüküm fıkrasının aşağıda yazılı olduğu şekilde düzeltilerek onanması gerekmiştir.
    VII. KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı-karşı davacı, birleşen davada davalı vekilinin tüm, davacı-karşı davalı, birleşen davada davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
    Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi kararının hüküm fıkrasının A)-5 bendindeki ‘15.080.194,64 TL’nin’ ibarelerinin çıkarılarak yerine 10.027.452,79 TL’nin’ ibarelerinin yazılması suretiyle kararın bu şekliyle gerekçesi kısmen değiştirilmek suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
    Yargıtay duruşmasında vekili hazır bulunan davacı-karşı davalı, birleşen davada davacı lehine takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin, davalı-karşı davacı, birleşen davada davalıdan tahsili ile davacı-karşı davalı, birleşen davada davacıya ödenmesine,
    İstek hâlinde peşin alınan temyiz harçların taraflara iadesine,
    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.05.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
    KARŞI OY
    HMK 370/2 maddesine göre “Temyiz olunan kararın, esas yönünden kanuna uygun olup da kanunun olaya uygulanmasında hata edilmiş olmasından dolayı bozulması gerektiği ve kanuna uymayan husus hakkında yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde Yargıtay, kararı düzelterek onayabilir. Esas yönünden kanuna uygun olmayan kararlar ile hâkimin takdir yetkisi kapsamında karara bağladığı edalar hakkında bu fıkra hükmü uygulanmaz.”
    Madde metninden anlaşılacağı gibi Yargıtay temyiz olunan kararın esas yönünden kanuna uygun olup da kanunun olaya uygulanmasında hata edilmiş olması nedeniyle bozulması gereken ancak kanuna uygun olmayan husus hakkında yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde hükmü değiştirerek ve düzelterek onayabilir. Bu durumda temyiz edilen hüküm esas yönünden kanuna uygundur, ancak harç, vekalet ücreti, faiz gibi konularda yanlışlık yapılmış ve bu hallerde yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden karar düzeltilerek onanabilir.
    Esas yönünden Kanuna uygun olmayan kararlar ile hakimin takdir kapsamında karara bağladığı edalar hakkında düzeltilerek onama kararı verilemez. Mahkeme kararının bozulması ile yetinilir ve bu suretle mahkemenin yasal direnme kararı elinden alınamaz.
    Somut olayda Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda iş sahipleri tarafından teminatın paraya çevirme işleminin sözleşmeye uygun olduğunun kabulü ile asıl davadaki karşı dava 15.080.194,64 TL üzerinden kabul edilmiştir. Bu karar niteliği itibariyle kanun kapsamında kusur değerlendirmesi yapılarak verilmiş bir karar olup HMK 370/2 anlamında düzeltilerek onama kapsamında olmadığından mahkemenin direnme kararı vermesini engelleyecek şekilde düzeltilerek onama kararı verilmesi gerektiği yönündeki Sayın Çoğunluğun görüşüne katılamıyorum.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!