Anahtar kelimeler: Kavuncu Melikgazi Osman İhyası Açmak Kayseri Yardımlaşma Yazildiği Başkan Katip

T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

T.C.
KAYSERİ
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : ...
KARAR NO : ...
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ...
DAVA : Şirketin İhyası
DAVA TARİHİ : ...
KARAR TARİHİ : ...
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : ...
Mahkememizde görülmekte olan şirketin ihyası davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA : Davacı dava dilekçesinde özetle; Kayseri 3. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dava dosyasında Melikgazi İlçesi, Osman Kavuncu Mahallesi, ... ada, ...parsel sayılı taşınmaza yönelik ortaklığın giderilmesi davası açıldığını, taşınmazın...payının ... Yardımlaşma Kooperatifi adına kayıtlı olduğu, ancak kooperatife ulaşılamadığı gerekçesiyle Kayseri 3. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında kooperatifin ihyası için dava açmak üzere yetki verildiğini, müvekkilinin taşınmazdaki haklarının korunması ve satış sürecinin yasal çerçevede tamamlanabilmesi için kooperatifin tüzel kişiliğinin ihyasına ve tasfiye memurunun atanarak gerekli işlemlerin tamamlanması konusunda açılan bu davanın kabulüne, adli yardım taleplerinin kabulü ile davalı kooperatifinin ihyasına karar verilmesini, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, YARGILAMA VE GEREKÇE: Kayseri 3. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı sayılı dava dosyası üzerinde devam eden davanın görülüp sonuçlandırılması ve infazı ile ilgili ek tasfiye işlemlerinin yapılması amacıyla ticaret sicilinden terkin edilen ... Yardımlaşma Kooperatifi'nin tüzel kişiliğinin ihyası istemine ilişkindir.
Mahkememizce █████/2025 tarihli ara kararı ile davacının adli yardım talebinin reddine karar verilmiş, bu karara karşı yasal süresinde itiraz edilmediğinden kesinleşmiştir. Davacı vekili tarafından █████/2025 tarihinde 615,40-TL başvuru harcı ve 615,40-TL peşin dava harcı yatırılmıştır.
Şirketlerin ve bu arada kooperatiflerin tüzel kişiliği ticaret sicilinden terkin ile sona ermektedir. Ancak tüzel kişiliğin sona erebilmesi için şirketin tasfiye işlemlerinin eksiksiz ve tam olarak yapılmış olması gerekmektedir. Tüzel kişiliğin son bulmasını ifade eden fesih ve tasfiye işlemi aynı zamanda hukuki bir işlemdir. Bu işlemin veya kararın hatalı veya eksik olması halinde gerçek anlamda tasfiyeden söz etmek mümkün değildir. Eksik veya hatalı işlem sonucu şirketin sicilden tasfiye sonucu terkinine karar verilmiş ise, bundan zarar görenler veya o işlemi gerçekleştirenler tasfiyenin kaldırılmasını ve şirketin ihyasını talep etme hakkına sahiptir.
6102 sayılı TTK'nun "Ek Tasfiye" başlıklı 547. maddesinde; tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklıların, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilecekleri, mahkemenin istemin yerinde olduğuna kanaat getirmesi halinde şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verileceği ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirileceği, 6102 sayılı TTK'nun "Şirket Davalarında Yargılama Usulü" başlıklı 1521. maddesinde ise; ticaret şirketlerinde, ortakların veya pay sahiplerinin şirketle veya birbirleriyle şirket ortaklığından veya pay sahipliğinden kaynaklanan davalarda veya şirketin yönetim kurulu üyeleri, yöneticileri, müdürleri, tasfiye memurları ya da denetçilerine karşı açılacak davalarda basit yargılama usulünün uygulanacağı düzenlemeleri yer almaktadır.
İhyası isenilen şirketin kaydının silinmesi tasfiye kapanışı sonucu olmuş ve eksik tasfiye nedeniyle de ihya istenildiğinde Ticaret Sicili Müdürlüğü ile birlikte ihyası istenen şirketin en son tarihli atanmış tasfiye memuru / tasfiye kurulunun da ihya davasında davalı-hasım olarak gösterilmesi gerekli ve yeterlidir.
TTK'nun geçici 7. maddesi uyarınca resen terkin edilen şirketlerin ihyasına dair davalarda, husumetin ilgili ticaret sicil müdürlüğüne yöneltilmesi gerekli ve yeterlidir. Ayrıca, davanın ihyası istenen şirkete ve temsilcilerine yöneltilmesine gerek bulunmamaktadır. İhyası istenen şirket tasfiye edilmeksizin TTK'nun geçici 7. maddesi gereği sicilden re'sen terkin edildiğinden ihya davasının şirketin tasfiye memurlarına veya temsilcilerine yöneltilmesi gerekmez.
Dava dilekçesinin ekinde karar örneği sunulan Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasının Uyap kayıtlarının incelenmesinde Kayseri Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün █████/2024 tarihli cevabi yazısında ihyası istenilen ... Yardımlaşma Kooperatifi'nin █████/1982 tarihli terkin tescili ile ticaret sicili kaydı kapandığının, kooperatifin tasfiye tesciline rastlanılmadığının bildirildiği görülmüştür.
Dava TTK'nun geçici 7. maddesi gereğince kaydı silinen şirketin yine TTK'nun geçici 7. maddesi gereğince ihyası davası olduğundan, TTK'nun geçici madde 7/15. bendi gereğince,"Bu maddede düzenlenmeyen hususlarda ilgili kanun ve esas sözleşmelerde öngörülen usullere göre hareket edilir. ...Ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaati bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilirler..." şeklinde düzenlendiğinden bu tür davalarda Ticaret Sicili Müdürlüğü yasal hasımdır. Eğer şirketin kaydının silinmesi tasfiye kapanışı sonucu olmuş ve eksik tasfiye nedeniyle de ihya isteniyorsa Ticaret Sicil Müdürlüğü ile birlikte ihyası istenen şirketin en son tarihli atanmış tasfiye memuru/tasfiye kurulunun da ihya davasında davalı-hasım olarak gösterilmesi gerekir.
Eldeki davada davacı taraf, sadece ihyası istenilen kooperatifi davalı olarak gösterilmiştir.
Bilindiği üzere, dava ehliyeti, fiil ehliyetinin medeni usul hukukunda büründüğü şeklidir. Fiil ehliyetine sahip olan bütün gerçek ve tüzel kişiler dava ehliyetine de sahiptir.
Taraf sıfatı (husumet) ise maddi hukuka göre belirlenen, bir subjektif hakkı dava etme yetkisini ya da bir subjektif hakkın davalı olarak talep edilebilme yetkisini gösteren bir kavramdır. Taraf ehliyeti; davada taraf olabilme, usuli hukuki ilişkinin sujesi olabilme ehliyetidir. Taraf ehliyetine sahip olan kişi, davada davacı veya davalı olabilecektir. Bu nedenle, taraf ehliyeti usuli bir kavramdır. Taraf ehliyetine sahip olabilmek için medeni hukuktaki hak ehliyetine sahip olmak gerekir. HMK'nın 50. maddesine göre, medeni haklardan yararlanma ehliyetine sahip olan, taraf ehliyetine de sahiptir. Buna göre tüm insanlar, hak ehliyetine ve dolayısıyla taraf ehliyetine sahiptir. Dava ehliyeti ise, medeni hakları kullanma ehliyetine göre belirlenir (HMK m. 51). Fiil ehliyetine sahip olan kişi, dava ehliyetine de sahiptir ve davayı yürütebilir, usul işlemlerini yapabilir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu hâlde, taraf sıfatı dava konusu subjektif hakka ilişkindir. Davacı tarafta yer alan taraf için aktif dava sıfatı, davalı tarafta yer alan taraf için pasif taraf sıfatından söz edilebilir. Uygulamada, "sıfat" yerine "husumet" terimi de kullanılmaktadır. Sıfat dava şartı olmayıp, itirazdır. Çünkü bir kimsenin hak sahibi veya borçlu olup olmadığı davanın esasına girildikten sonra tespit edilebilir. Bu durumda ise dava esastan ret veya kabul edilir. Oysa, dava şartları davanın esasına girilmesini engelleyen niteliktedir. Ancak sıfat bir itiraz olduğundan, hâkim diğer itirazlar gibi taraf sıfatını da dava dosyasından anlayabildiği sürece kendiliğinden nazara alır. Sıfat, davada taraflardan birinin davaya konu subjektif dava hakkının bulunup bulunmadığı ile ilgili bir husustur. Tarafların sıfatının yargılama sonuna kadar devam etmesi zorunludur. Bu husus mahkemece resen göz önünde bulundurulmalıdır. Bir davada, taraflardan birinin, davacı ya da davalı sıfatının (aktif ya da pasif husumet ehliyetinin) olmadığı belirlenirse, artık bu davanın esasının çözümüne girilmeden, davanın husumet yokluğundan reddi gerekir. Bir kişinin belli bir davada davacı ya da davalı sıfatını haiz olup olmadığı şeklinde nitelendirilen husumetin, ileri sürülme zamanı Kanun ile kabul edilen bir ilk itiraz olmadığı gibi, davalı tarafından ileri sürülmesi gerekli bir defi de değildir. Davanın her aşamasında ileri sürülmesi mümkün veya mahkemece vakıf olunduğu takdirde resen nazara alınması gerekli hukuki bir durumdur.
Bu açıklamalar ışığında somut olay irdelendiğinde; ihyası istenilen kooperatifin TTK'nun geçici 7. maddesi gereğince kaydı silinmiş olması halinde şirketin ihyası davasında Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün yasal hasım olduğundan davanın Ticaret Sicili Müdürlüğü'ne yöneltilmesi gerekirken davacı tarafça dava dilekçesinde ihyası istenilen kooperatifin davalı olarak gösterildiği görülmektedir.
Dosya kapsamına göre eldeki davanın Kayseri Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün yasal hasım olmasına karşın dava dilekçesinde davalı olarak gösterilmediği, dava dilekçesinde sadece ihyası istenilen kooperatifin davalı olarak gösterilip sadece ihyası istenilen kooperatife husumet yöneltildiği nedeniyle görülmekle davalının pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalının PASİF HUSUMET YOKLUĞU NEDENİ İLE DAVANIN REDDİNE,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcının peşin olarak alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
5-6100 sayılı HMK'nun 120 ve 333. maddeleri gereğince davacı tarafça yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde davacı tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adresine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine, davalı tarafından yatırılan avans bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
6-Kararın mahiyeti gereği davacı lehine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
7-Koşulları bulunmadığından davalı lehine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
8-Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 203. maddesi uyarınca dosyanın tarih ve işlem sırasına düzenlenip dizi listesine bağlanmasına, Yazı İşleri Müdürü tarafından kontrolü yapıldıktan sonra istinaf incelemesine gönderilmesine veya mahkememiz arşivine kaldırılmasına,
Dair, tarafların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. █████/2025
Başkan ...
E-imzalıdır
Üye ...
E-imzalıdır
Üye ...
E-imzalıdır
Katip ...
E-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!