Anahtar kelimeler: Davatazminat Oranıyla Azlık Davadavacı Adedi Hazırda Yapıya Sektöründe Pay Aşnin

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:███████
KARAR NO:████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:█████/2019
NUMARASI:████████ Esas - ████████ Karar
DAVA:Tazminat (Kooperatif Yönetim Ve Denetim Kurulu Üyelerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ:█████/2025
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacılar vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; .... A.Ş.'nin inşaat sektöründe faaliyet gösterdiğini, şirketin hali hazırda 7 pay sahibinden oluşan bir yapıya sahip olup davacı ... ve ...'ın sahip oldukları toplam 1.666.700 pay adedi ve toplam %33 334 pay oranıyla şirketin azlık pay sahibi olduğunu, müvekkilleri ve ... dışındaki bütün pay sahiplerinin şirketin hali hazırdaki yönetim kurulu üyeleri olduklarını, müvekkili ...'ın █████/2011 tarihine kadar yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığını, davalıların şirketin yönetim kurulu üyesi oldukları süre içerisinde şirket kaynaklarını şirketin ve tüm pay sahiplerinin menfaatlerini göz ardı ederek kendi lehlerine kullandığını, yapmış oldukları işlemlerle şirketi ve müvekkillerini önemli ölçüde zarara uğrattıklarını, şirketin karını kendilerine aktardıklarını, şirketin █████/2014 tarihinde yapılan 2012 yılı olağan genel kurul toplantısında şirket yönetim kurulu üyelerinin müvekkillerinin olumsuz oyu ile ibra edilmediklerini, şirket yönetim kurulu üyelerinin TTK ve şirket esas sözleşmesi çerçevesinde belirlenmiş olan sorumluluklarını ihmal ettiklerini, şirket defterlerinin TTK'da belirlenen usullere uygun tutulmasını sağlayamadığını ve tescili zorunlu olan hususları ticaret siciline tescil ettirmediklerini, Şirket Yönetim kurulu üyeleri, TTK ve şirket Esas sözleşmesi çerçevesinde belirlenmiş olan sorumluluklarını ihmal ettiği, şirket defterlerinin TTK'nunda belirlenen usullere uygun tutulmasını sağlayamadıkları ve tescilli zorunlu olan hususları ticaret siciline tescil ettirmediklerini, şirket yönetim kurulu üyeleri, şirketin ödeme usullerinde ve ticari defterlerinde fahiş olarak nitelendirilebilecek usulsüzlükler yaptıkları, şirket yönetim kurulu üyeleri şirketten çekmiş oldukları Kredileri yeniden yapılandırma adı altında ödemedikleri ve şirketin zarara uğramasına sebebiyet verdiklerini, yönetim kurulu üyesi olan şirket pay sahipleri, Şirket'ten borç para alarak şirket hesabından kendi hesaplarına haksız ve hukuka aykırı kazanç aktarımı yapmakta olduklarını, 2008 Yılından itibaren devam eden süreçte Şirketin önemli oranda kar etmesine rağmen şirket pay sahiplerine hiçbir şekilde kar payı dağıtmadıkları, şirket hesaplarında geçmiş yıllar karlarının dağıtılmadığı ve şirket bünyesinde kaldığı hesaplardan anlaşıldığını, 2005-2006-2007-2008-2009-2010 yıllarının kar toplamının 6.196,624,58 TL olduğu, bu rakam 2011 yılı Bilançosunda görüldüğünü, bu rakama 2011 yılının 2,656.453,84 TL kar rakamının eklenmesi ile 8.853.078,42 TL dağıtılmamış geçmiş yıl karlarının şirket bünyesinde muhaza edildiğini, bu durumun tespitinin 29. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyası kapsamında hazırlanan 24.062.013 tarihli bilirkişi raporu ile belirlendiğini, Şirket Yönetim kurulu üyeleri, müvekkili aleyhine usule ve hukuka aykırı faiz yürüterek, şirkete borçlanmasına sebep olduklarını, şirketin 2012 yılı yönetim kurulu faaliyet raporu incelendiğinde 31.12.2012 itibariyle müvekkili ...’ın şirkete 1.430.019,77 TL borcunun göründüğü, özel denetim raporunda borcun kaynağının, 25.07.2011 tarihli Sarıyer Arsa kısmı Bölünme sözleşmesinden kaynaklanan 630.154,00 TL, 25.07.2011 tarihli Levent Arsa kısmi Bölünme sözleşmesinden 630.776,96 TL, 31.12.2011 Ortaklar Cari hesap faiz tahakkukundan kaynaklanan 55.564.65 TL olarak gösterildiği, ayrıca 2012 yılı yönetim kurulu faaliyet raporunun incelenmesinde 2012 yılı için 115.059,06 TL faiz tahakkuk ettirildiğinin görüldüğü, şirketin iştiraki olan bir kısım şirketlerdeki paylan, pay değerlerinin altında satılarak şirketin zarar etmesine sebebiyet verildiği, şirketin iştiraki olan ...Şti.nin Şirketi zarara uğratacak işlemler yapmış olmasına rağmen şirket yönetim kurulu söz konsu işlemlere ilişkin herhangi bir aksiyon almadığını belirterek şirket yönetim kurulunun iş ve işlemlerinden dolayı müvekkillerinin uğramı olduğu toplam zararın öncelikle mahkeme tarafından tespitini ve tespit edilecek toplam zarar miktarından şimdilik 5.000,00 TL'nin dava tarihinden işleyecek ticari faizi ile birlikte şirket yönetim kurulu üyeleri olan ..., ..., ..., ...'dan müşterek ve müteselsilen tahsil edilerek müvekkilerine ödenmesini, şirket yönetim kurulunun iş ve işlemlerinden dolayı müvekkillerinin uğramış olduğu toplam zararın mahkeme tarafından tespitini ve tespit edilecek toplam zarar miktarından şimdilik 5.000,00-TL’nin dava tarihinden işleyecek ticari faizi ile birlikte Şirket yönetim kurulu üyeleri olan ..., ..., ...,...'dan müşterek ve müteselsilen tazminini, tazmin edilen paranın şirkete iadesine karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıların pay sahibi sıfatını taşıdıkları ... Şirketi (kısaca "... AŞ") esas itibariyle müvekkillerden ... ve ... ile davacılardan ...'ın eşit oranda paya sahip oldukları bir aile anonim ortaklığı olduğu. esasen diğer küçük pay sahipleri, ETTK döneminde bir anonim ortaklıkta en az beş pay sahibi bulunmasının zorunluluğu gerekçesine dayalı olarak şirkette pay sahibi olarak göründükleri, ... ile ağabeyleri ... ve ..., ... AŞ dışında başkaca birkaç şirkette de birlikte ortaklıklarının olduğu, Bu bağlamda her üç kardeş, dava dışı ... AŞ'de; ... AŞ'de; ... AŞ'de; ... AŞ'de; ...AŞ'de de birlikte paylarının olduğu, Anılan ortaklıkların bazılarında ortaklık yapısı tıpkı ... AŞ gibi her üç kardeşin eşit pay sahipliğinden oluşmakta, bazılarında ise başkaca kişilerin/grupların yer aldığı bir ortaklık yapısının bulunduğu, bunun yanında her üç kardeşin "adi ortaklık ilişkisi’’ temelinde oluşturdukları ortaklık ilişkisi gereğince uzun yıllar birlikte edindikleri başkaca malvarlığı değerleri (özellikle taşınmazlar) de bulunduğu, 2011 yılına gelindiğinde kardeşler arasındaki ilişki davacı ...'ın birtakım talepleri nedeniyle bozulmuş ve bunun sonucunda da adi ortaklık ortaklan arasında bir uyuşmazlığın ortaya çıktığı, daha sonra davacı, ... AŞ'nin 10.01.2013 tarihinde gerçekleştirilen 2012 faaliyet yılı olağan genel kurul toplantısında alınan kararlar aleyhine İstanbul 22. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ E. sayısı altında halen derdest olan bir iptal davası açtığı, davacı anılan davada da işbu davaya ilişkin dilekçede yer verdiği iddiaları dile getirdiği oysa birçoğu daha önceki davalarda dile getirilen bu talepler, yukarıda belirtildiği üzere, her seferinde mahkemece hukuki temelden yoksun bulunarak reddedildiği belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ...Tüm dosya kapsamından; dava, davalıların yönetici bulunduğu dava dışı... A.Ş.'yi ve ortağı bulunan davacıları zarara uğrattıkları iddiasına dayalı tazminat talebine ilişkindir. Dava dışı ... A.Ş.'nin İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ... sicil numarasında █████/1979 yılında tescil edildiği, şirket ortağı olan davacılardan ...'ın şirketin kuruluş tarihinden itibaren aralıksız olarak █████/2011 tarihine kadar şirkette yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığı, davalıların da dava tarihi itibari ile yönetim kurulu üyesi oldukları sabittir. Davacılar kendilerine ödenmesini talep ettikleri zarar iddialarının ilkinde; şirkette 2008 yılından itibaren kâr payı dağıtılmadığını, bu nedenle oluşan zararın tespiti ile zararın sorumlu yönetim kurulu üyelerinden tahsili ile kendilerine ödenmesini talep etmişlerdir. 6762 sayılı ETK ve 6102 sayılı TTK (md. 408/2-d) hükümlerine göre şirketlerde kâr dağıtımı yapılmasına karar verilmesi yetkisi şirket genel kuruluna aittir. Pay sahipleri ancak kâr dağıtımı ile ilgili alınan kararlara karşı iptal davası açabilirler. Kaldı ki bu talebe ilişkin davanın şirkete yöneltilmesi gerekmektedir. Bu nedenle kâr payı dağıtılmamasından kaynaklı zarar talebi kabul edilmemiştir. Zarar iddialarının ikincisinde ise davacı ...'ın kendisine ödenmiş gibi gösterilerek ortaklar cari hesabından düşülen paralar nedeni ile oluşan zararın sorumlu yönetim kurulu üyelerinden tahsili ile kendisine ödenmesi talep edilmiş olup, bu talebe ilişkin davanın şirkete yöneltilmesi gerektiğinden talep kabul edilmemiştir. Davacılar şirkete ödenmesini talep ettikleri zarar iddiasında ise; şirket yönetim kurulu üyelerinin TTK ve şirket esas sözleşmesi çerçevesinde belirlenmiş olan sorumluluklarını ihmal ettiklerini, şirket defterlerinin TTK'da belirlenen usullere uygun tutulmasını sağlayamadıklarını ve tescili zorunlu olan hususları ticaret siciline tescil ettirmediklerini, şirket yönetim kurulu üyelerinin şirketin ödeme usullerinde ve ticari defterlerinde fahiş olarak nitelendirilebilecek usulsüzlükler yaptıklarını, şirketten çekmiş oldukları kredileri yeniden yapılandırma adı altında ödemediklerini ve şirketin zarara uğramasına sebebiyet verdiklerini, şirketten borç para alarak şirket hesabından kendi hesaplarına haksız ve hukuka aykırı kazanç aktarımı yaptıklarını, şirketin iştiraki olan bir kısım şirketlerdeki payların pay değerlerinin altında satarak şirketin zarar etmesine sebebiyet verdiklerini, ayrıca şirketin iştiraki olan ... Şti.'nin şirketi zarara uğratacak işlemler yapmış olmasına rağmen şirket yönetim kurulunun söz konusu işlemlere ilişkin herhangi bir aksiyon almadığını öne sürerek tüm bu sebeplerden dolayı oluşan zararın tespiti ile sorumlu yönetim kurulu üyelerinden tahsilini ve şirkete ödenmesini talep etmişlerdir. Yukarıda açıklandığı üzere talebe konu olaylar 2012 yılı ve öncesinde meydana gelmiştir. Davalı tarafça yasal süresi içerisinde zamanaşımı itirazında bulunulmuştur. 6762 sayılı TTK (md. 336) ve dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK (md. 560) hükmüne göre sorumlu olan yönetim kurulu üyelerine karşı tazminat istemek hakkı davacının zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren 2 ve her halde zararı doğuran fiilin meydana geldiği günden itibaren 5 yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Somut olayda █████/2011 tarihine kadar aralıksız olarak yönetim kurulu üyesi olan davacı ...'ın mahkememizce benimsenen yukarıda yazılı bilirkişi raporunda yapılan tespite göre şirkete göndermiş olduğu █████/2011 tarihli ihtarnamede ortaklar cari hesabını talep ettiği, şirket tarafından davacıya gönderilen belge ve bilgilerin davacı tarafından bir yeminli mali müşavirlik şirketinde incelettirildiği, davacının bu inceleme sonucunda yeminli mali müşavirlik firmasınca hazırlanan rapora yollama yapmak sureti ile gönderdiği █████/2011 tarihli ihtarnamede yasal haklarını saklı tuttuğu, diğer yandan her iki davacının da şirket genel kurullarına katıldıkları, olayların akışına göre davacıların dava konusu zarar iddialarını en geç █████/2011 tarihinde öğrendiği kabul edilmiş olup, bu durumda █████/2014 tarihinde açılan iş bu davada dava tarihi itibari ile zamanaşımının dolduğu kanaatine varılmıştır. Diğer yandan █████/2011 tarihine kadar yönetim kurulu üyesi olarak görev yapan davacı ...'ın █████/2011 tarihinden önce yönetim kurulu üyelerinin eylemlerinden doğmuş zararlardan kendisinin de sorumlu olması gerekmekte olup MK 2 maddesi uyarınca o döneme ilişkin zararı davalılardan talep edemez.Tüm bu sebeplerden dolayı davanın reddine," karar verilmiştir. Bu karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;.yerel mahkemenin dava konusu taleplerin zamanaşımına uğradığına ilişkin değerlendirmelerinin usule ve yasaya aykırı olduğunu, davalı yönetim kurulu üyelerinin, TTK ve şirket esas sözleşmesi çerçevesinde belirlenmiş olan sorumluluklarını ihmal ettiğini, şirket defterlerinin TTK’da belirlenen usullere uygun tutulmadığını, tescili zorunlu olan hususları ticaret siciline tescil ettirmediğini, bu sebeple yönetim kurulu üyelerinin sorumlu olduğunu, şirket yönetim kurulu üyelerinin, şirketin ödeme usullerinde ve ticari defterlerinde fahiş olarak nitelendirilebilecek usulsüzlükler yapıldığını, ayrıca şirket yönetim kurulu üyelerinin, şirketten çekmiş oldukları kredileri yeniden yapılandırma adı altında ödemediklerini, şirketin zarara uğramasına sebep olduklarını, yerel mahkemenin “davacıların █████/2011 tarihinden önce yönetim kurulu üyelerinin eylemlerinden doğmuş zararlardan kendisinin de sorumlu olduğu” kararının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, mahkeme dosyasında yer alan bilgi, belge ve detaylı beyanların gözardı edildiğini, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun şekilde red kararı verildiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE:Dava, anonim şirket yöneticisinin sorumluluğundan kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.Mahkemece davanın reddine karar verilmiş karara karşı davacılar vekili istinaf yasa yoluna başvurmuştur. İstinafa konu uyuşmazlık temelde; şirket yöneticilerinin eylemleri nedeniyle davacıların şahsen ve dava dışı şirketin zarar görüp görmediği, yargılama konusu olayda TTK 560 maddesinde düzenlenen zamanaşmı süresinin geçip geçmediği noktasındadır.Dava dışı ... A.Ş.'nin İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ... sicil numarasında █████/1979 yılında tescil edildiği, şirket ortağı olan davacılardan ...'ın şirketin kuruluş tarihinden itibaren aralıksız olarak █████/2011 tarihine kadar yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığı, davalıların da dava tarihi itibari ile yönetim kurulu üyesi oldukları sabittir.01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanununun 2. maddesinde “Bu Kanunda aksi öngörülmemiş ve/veya farklı bir şekilde düzenlenmemişse; a)TTK.nun yürürlüğe girdiği tarihten önce meydana gelen olayların hukuki sonuçlarına bu olaylar hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişlerse o kanun hükümleri uygulanır. b)TTK.nun yürürlüğe girdiği tarihten önce gerçekleşmiş hukuki fiiller, bağlayıcılıkları ve hukuki sonuçları itibarıyla, bu tarihten sonra dahi, gerçekleştikleri tarihte yürürlükte bulunan kanuna tabidir. c)TTK.nun yürürlüğe girdiği tarihten sonra meydana gelen olaylara TTK hükümleri uygulanır.” düzenlemesi yer almaktadır.Somut olayda zarar doğurucu iddialar 2012 yılı ve öncesine dayalı iddialardır. Sonuçlarını doğurup doğurmadığına göre geçiş hükümleri dikkate alınarak her iki yasanında dikkate alınması gereken hükümlerinin nazara alınması gerekmektedir. 6762 sayılı TTK 340 maddesinde ortaklara da tazminat davası açma hakkı tanınmış ve madde 336-337 ve 309'a atıf yapılmış olup, madde 309/1 uyarınca da somut olayda olduğu gibi pay sahiplerinin tazminat davası açmasına ve tazminatın şirkete ödenmesini talep edebilmelerine imkan tanınmıştır.6102 sayılı TTK Anonim şirket yöneticilerinin sorumluluk halleri ikinci kitabının dördüncü kısmının sonunda, onbirinci bölümde m. 549 ilâ 561 arasında toplu olarak düzenlenmiş ve m. 549-555 de sorumluluk halleri altı başlık altında toplanmış bulunmaktadır. Sorumluluk hallerinin özel olarak sayıldığı başlıklarda, sorumluluğun konusu, sorumlular ve sorumluluk şartları ile sorumluluğun hukuki sonucu gösterilmiştir.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 553/1. maddesi uyarınca, kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar.Yönetim kurulu üyeleri görevlerini ifa ederken ve verilen yetkileri kullanırken, tedbirli bir yöneticinin özeniyle hareket etmeli ve şirket menfaatlerini gözetmelidir. Yönetim kurulu üyelerinin özen ve dikkat yükümlülüğünün kapsamı, şirket ana sözleşmesi, kanun, iç yönerge ve yönetim kurulu tarafından verilen tüm yetki ve görevleri kapsar.TTK'nın 560/1. Maddesine göre, sorumlu olanlara karşı tazminat istemek hakkı, davacının zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren iki ve her hâlde zararı doğuran fiilin meydana geldiği günden itibaren beş yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Şu kadar ki, bu fiil cezayı gerektirip, Türk Ceza Kanununa göre daha uzun dava zamanaşımına tabi bulunuyorsa, tazminat davasına da bu zamanaşımı uygulanır. Ceza davası zamanaşımının uygulanabilmesi için tazminat sorumluluğuna neden olan fiilin ceza kanunlarına göre suç oluşturması ve cezayı gerektirmesi yeterli olup ayrıca haksız eylem faili hakkında ceza davası açılmış olması veya mahkûmiyet kararı verilmiş olması, hatta soruşturma yapılması gerekli değildir. Davacıların davalı ortaklardan kendilerine ödenmesini talep ettikleri zarar kalemlerinden birisi şirkette 2008 yılından itibaren kâr payı dağıtılmaması nedenle oluşan zararın tespiti ile zararın sorumlu yönetim kurulu üyelerinden tahsili ile kendilerine ödenmesi istemidir. 6762 sayılı ETK ve 6102 sayılı TTK (md. 408/2-d) hükümlerine göre şirketlerde kâr dağıtımı yapılmasına karar verilmesi yetkisi şirket genel kuruluna ait olup pay sahipleri ancak kâr dağıtımı ile ilgili alınan kararlara karşı iptal davası açma imkanı bulunmaktadır. Bu talebe ilişkin davanın şirkete yöneltilmesi gerekmekte olup eldeki davada şirket davalı olmadığından bu telep yönünden davanın reddine ilişkin verilen kararda bir isabetsizlik yoktur. Zarar iddialarının ikinci kalemi davacı ...'ın kendisine ödenmiş gibi gösterilerek ortaklar cari hesabından düşülen paralar nedeni ile oluşan zararın sorumlu yönetim kurulu üyelerinden tahsili ile kendisine ödenmesi talebidir. Bu talebin muhatabı da kendisine ödeme yapmayan şirkete yöneltilmesi gerekirken yöneticilerden talep edilmiş olması nedeniyle davanın reddine dair verilen kararda isabetsizlik yoktur. Davacılar şirkete ödenmesini talep ettikleri zarar talebi yönünden; şirket yönetim kurulu üyelerinin TTK ve şirket esas sözleşmesi çerçevesinde belirlenmiş olan sorumluluklarını ihmal ettikleri, şirket defterlerinin TTK'da belirlenen usullere uygun tutulmasını sağlayamadıkları, tescili zorunlu olan hususları ticaret siciline tescil ettirmedikleri, şirket yönetim kurulu üyelerinin şirketin ödeme usullerinde ve ticari defterlerinde fahiş olarak nitelendirilebilecek usulsüzlükler yaptıkları, şirketten çekmiş oldukları kredileri yeniden yapılandırma adı altında ödemedikleri ve şirketin zarara uğramasına sebebiyet verdikleri, şirketten borç para alarak şirket hesabından kendi hesaplarına haksız ve hukuka aykırı kazanç aktarımı yaptıkları, şirketin iştiraki olan bir kısım şirketlerdeki payların pay değerlerinin altında satarak şirketin zarar etmesine sebebiyet verdikleri, şirketin iştiraki olan ... Şti.'nin şirketi zarara uğratacak işlemler yapmış olmasına rağmen şirket yönetim kurulunun söz konusu işlemlere ilişkin herhangi bir aksiyon almadığı öne sürerek tüm bu sebeplerden dolayı oluşan zararın tespiti ile sorumlu yönetim kurulu üyelerinden tahsilini ve şirkete ödenmesini talep edilmektedir. Davacının talebe konu ettiği olaylar 2012 yılı ve öncesinde meydana gelmiş olup davalı tarafça yasal süresi içerisinde zamanaşımı itirazında bulunulmuştur. 6762 sayılı TTK (md. 336) ve dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK (md. 560) hükmüne göre sorumlu olan yönetim kurulu üyelerine karşı tazminat istemek hakkı davacının zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren 2 ve her halde zararı doğuran fiilin meydana geldiği günden itibaren 5 yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.Somut olayda █████/2011 tarihine kadar aralıksız olarak yönetim kurulu üyesi olan davacı ...'ın şirkete göndermiş olduğu █████/2011 tarihli ihtarnamede ortaklar cari hesabını talep ettiği, şirket tarafından davacıya gönderilen belge ve bilgilerin davacı tarafından bir yeminli mali müşavirlik şirketinde incelettirildiği, davacının bu inceleme sonucunda yeminli mali müşavirlik firmasınca hazırlanan rapora yollama yapmak sureti ile gönderdiği █████/2011 tarihli ihtarnamede yasal haklarını saklı tuttuğu, diğer yandan her iki davacının da şirket genel kurullarına katıldıkları, olayların akışına göre davacıların dava konusu zarar iddialarını en geç █████/2011 tarihinde öğrendikleri bu durumda █████/2014 tarihinde açılan iş bu davada dava tarihi itibari ile zamanaşımının dolduğu sabittir.6762 sayılı mülga Ticaret Kanunu zamanında idare meclisi üyelerin mutlak müteselsil sorumluluğu sistemi bulunmakta olup 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 557. Maddesi ile getirilen “...”nin uygulama yeri bulunmamaktadır.Yönetim kurulu üyeleri aralarında iş bölümü yapılmamış ise görevlerini kurul halinde yerine getirirler. Kanun ve ana sözleşmenin kendilerine yüklediği yükümlülükleri kasten yada ihmal neticesi yerine getirmemelerinden müteselsilen sorumludurlar.6102 sayılı TTK. m. 375/1-c hükmüde yönetim kurulunun devredilemez görev ve yetkileri arasında "muhasebe, finans denetimi ve şirketin yönetiminin gerektirdiği ölçüde, finansal planlama için gerekli düzenin kurulması” hususu da yer aldığından, █████/2011 tarihine kadar şirketin yönetim kurulu üyesi olarak görev yapan davacılardan ...’ın yapılan işlemlerden haberdar olmaması mümkün olmadığı gibi yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığı █████/2011 tarihine kadar yönetim kurulu üyelerinin eylemlerinden doğmuş zararlardan kendisi bizzat sorumludur. Kendisinin bizzat yönetim kurulunda bulunduğu ve sorumlu olduğu eylemlerden dolayı diğer yönetim kurulu üyelerinden tazminat istemesi TMK 2 maddesine aykırı olmakla ilk derece mahkemesince davanın reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacılar vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı ... tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın, alınması gerekli olan 615,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye 556,1‬0 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davacı ... tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın, alınması gerekli olan 615,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye 556,1‬0 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,4-Davacılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.█████/2025

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!