Anahtar kelimeler: Konusuiflas Mizandan Etmesiyle Çoğunun Yapamamakta Yaşamı İflası Birikimlerini Hazırda Akışı

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:████████
KARAR NO:████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:█████/2023
NUMARASI:████████ Esas ████████ Karar
DAVANIN KONUSU:İflas (Doğrudan Sermaye Şirketleri İle Kooperatiflerin İflası (İİK 179))
KARAR TARİHİ:█████/2025
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ;DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin nakit akışı ve ticari yaşamı ... Şirketi'nin iflas etmesiyle bozulduğunu hali hazırda borçlarını ödeyemedikleri gibi, bozulan nakit dengesi nedeniyle ticaret de yapamamakta olduklarını, müvekkil şirketin, belirtilen çekler dışında da alacakları olup, bir çoğunun tahsil kabiliyeti olmadığını, sundukları mizandan da anlaşılacağı üzere, müvekkili şirket borca batık olduğunu, daha önce birikimlerini müvekkili şirkete borç olarak veren ve tek kazancı şirket ortaklığından almış olduğu kar payı olan müvekkil ...'in de artık bir kazancı olmadığını ve çekler nedeniyle de şu an kendisi de borca batık bir durumda olduğunu, ...'in, başkaca herhangi bir mal varlığı olmadığını, başkaca alacağı bulunmadığı gibi başkaca borcu da olmadığını bu nedenlerle öncelikle, alacaklıların zarara uğramaması için tüm icra takiplerinin durdurulmasına ve dava müddetince yeni takip yapılmasının tedbiren durdurulmasına, müvekkillerinin iflasına karar verilmesini vekaleten talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI:Mahkemece; "...Somut olayda dosya kapsamından davacı şirketin aciz halinin sürekliliğini gösterir herhangi bir durum tespit edilememiştir. Bu durumda, davacı şirketin borca batıklık iddiasının iflas talebini haklı kılacak kesin ve net somut delillerle tereddüte yer bırakmayacak şekilde ispatı sağlanamamıştır. Şirketin ortaklara toplam 16.838.817,44 TL borcu olacaktır. Buna mukabil Pasifte bu firmalar 24.845.432,76 TL alacaklı olacak ve aktifte yer alan karşılıksız çek ve senetlerinin mahsubu ile bir tarafta pasifte bu firmalara borç olmayacak, bir tarafta da aktifte herhangi bir çek senet olmayacaktır. Böyle bir tablo karşısında, davacı şirketin muaccel borcu olarak ...’e olan borcu ve diğer borçları olmak üzere toplam 18.168.297,13 TL borcu olacaktır. Aktifinde ise 18.140.981,69 TL ortaktan alacağı ve müşterilerden olan alacağı bulunmakta olup, şirket ortağının şirkete bu denli yüksek miktarda borçlu olduğu göz önüne alındığında, şirketin aciz halinde olduğunu söylemek mümkün olmayıp, şirketin aciz hâlinde olduğunu gösteren başka bir veri de tespit edilememiştir. Kaldı ki, şirketin aktifinde olan gayrimenkul ve taşıtların satış rakamlarına bakıldığında ise, çıplak gözle dahi rayicine göre düşük fiyatlarla devredildiği gözükmektedir. Tüm bu izah edilen nedenlerden dolayı davacı şirketin İİK 178m. ve m.179’a göre borca batık olmadığı ve aciz halinde olmadığı oluşan kanaat ve alınan bilirkişi raporuyla da davacı şirketin borca batık olmadığı anlaşılmıştır. ...'in ise gerçek kişi, şirketin yetkilisi ve ortağı olduğu anlaşılmakla iflasa tabi tacir olmadığı anlaşılmakla davacıların iflas talebi yerinde görülmemiştir. " gerekçesiyle iflas talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ:Davacı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; Müvekkil şirketin, ... Şti. ile girmiş olduğu ticari ilişki karşılığında, keşidecisi ... Şirketi'nden toplam değeri 19.850.000,00 TL olan çekleri aldığını, çek keşidecisi ... A.Ş. Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ███████ E. Sayılı dosyası kapsamında konkordato ilan ettiğini ve nihayetinde şirketin iflasına karar verildiğini, tasfiye süreci ... dosyası ile devam ettiğini, bu çeklerden toplam değeri 10.050.000,00 TL bedelli olan çek ...'e intikal ettiğini ve diğer çekler ise müvekkil şirkette olup, ... dosyasına alacak kaydı talebinde bulunulduğunu, şuan için çeklerin tahsil kabiliyeti olmadığını, ... tarafından müvekkiller aleyhine ... ve... Sayılı dosyaları ile ...Sayılı dosyaları ile icra takibi başlatıldığını, müvekkillerin nakit akışı ve ticari yaşamı ... Anonim Şirketi'nin iflas etmesiyle bozulduğunu, müvekkiller hali hazırda borçlarını ödeyemedikleri gibi, bozulan nakit dengesi nedeniyle ticaret de yapamadığını, Yine yerel mahkemece hatalı değerlendirme yapılarak, müvekkil şirketin, müvekkil ortak olan ...'ten alacaklı olduğu belirtildiğini, aslen müvekkil ortak ..., müvekkil şirketten alacaklı olduğunu, ayrıca, nakit ihtiyacından dolayı şirkete ait araç ve taşınmazlar gerçek değer üzerinden satılarak borçlar ödenmeye çalışıldığını, halen müvekkil şirket borca batık bir durumda olup yargılama esnasında da bu durum kısmen de olsa bilirkişi kurul raporuyla da tespit edildiğini, müvekkil ... de birikimlerini müvekkil şirkete borç olarak veren ve tek kazancı şirket ortaklığından almış olduğu kar payı olan müvekkil ...'in de artık bir kazancı yoktur ve çekler nedeniyle de şuan kendisi de borca batık bir durumda olduğunu, tüm bu hususlar dikkate alınarak davanın kabulü gerekirken reddedilmesi hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava, 2004 sayılı İİK'nın 178/1 ve 179. maddeleri ile 6102 sayılı TTK'nın 376/3. maddesi gereğince davacı şirket ile şirket ortağı gerçek şahsın borca batık olduğundan bahisle iflasına karar verilmesi istemine ilişkindir.Dava tarihinde yürürlükte bulunan, 6102 sayılı TTK ‘nun 376. maddesinin 3. fıkrasında, şirketin borca batık durumda bulunduğu şüphesini uyandıran işaretler varsa, yönetim kurulunun, aktiflerin hem işletmenin devamlılığı esasına göre hemde muhtemel satış fiyatları üzerinden bir ara bilanço çıkartılacağı, bu bilançodan aktiflerin, şirket alacaklılarının alacaklarını karşılamaya yetmediğinin anlaşılması halinde, yönetim kurulunun bu durumu şirket merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesine bildireceği ve şirketin iflasını isteyeceğine yer verilmiştir.Davaya konu somut uyuşmazlıkta, davacılar, ticari işlerinin kötüye gitmesi, borçlarını ödeyemediklerini ve alacaklarını tahsil edemediklerinden bahisle borca batık duruma düştüğünü belirterek ''borca batıklık'' ile "aciz hali" nedeniyle doğrudan iflasını talep etmiştir.Somut olayda; davacı şirketin sicil adresine göre (Bağcılar/İstanbul) İİK'nun 154. maddesi uyarınca davanın yetkili mahkemede açıldığı, İİK nın 178/2. maddesinde yapılan atıfla aynı yasanın 166.maddesi uyarınca usulen ilanlar yaptırılmış, davacı tarafın iflas avansını yatırmış olduğu dosya kapsamında sunulan delillerden anlaşılmıştır. Yasal süresinde müdahale talebinde bulunan alacaklı ... vekili sunmuş olduğu █████/2022 tarihli müdahale dilekçesi ile; “Davacılar ... ve ... A.Ş. tarafından yapılan başvurunun tamamı ile hileli iflas niteliğinde olduğunu, davacıların iflas başvurusu ile amaçladıkları tek hususun muvazaalı olarak yapmış oldukları devir işlemlerine yönelik tasarrufun iptali davalarının önüne geçmek ve hali hazırda yine muvazaalı olarak kurulan yeni şirketlerine yönelik haciz işlemlerinin bu şekilde durmasını sağlamak olduğunu, müvekkilinin kalan bakiye alacağı olan 3.950.000,00 TL bedele karşılık olarak yine davacıların mal kaçırmak amacı ile yeni kurmuş olduğu şirketlerden biri olan...A.Ş. tarafından söz konusu alacak karşılığında sigorta hizmeti verileceğinin kararlaştırıldığını, söz konusu şirket tarafından buna ilişkin taahhütname verildiğini, davacıların söz konusu çeklerin tamamının karşılıksız çıkacağını, çekleri bir şekilde temin etmiş olduğu çek keşidecisi şirketin borca batık olduğunu bilerek mezkur çekleri müvekkiline verdiğini ve ilk çekin ibraz tarihinden önce davacı şirketin içinin tamamı ile muvazaalı bir şekilde boşaltıldığını, davacıların borca batık duruma düşmesi değil, şirkete ait milyonlarca TL değerinde ki gayrimenkullerin, yüzlerce aracın muvazaalı olarak birlikte hareket edilen üçüncü şahıslara devir edilmesi ve şirketin tüm nakdi sermayesinin yeni kurulan şirketlere aktarılmasının söz konusu olduğunu, davacı ...Ş.’nin ilk olarak ... üzerine kurulduğunu, müvekkiline sözleşme ile verilen çeklerden ilk çek olan ve taraflarınca ... sayılı dosyasından başlatılan icra takibi konusu çekin keşide tarihi olan 28.02.2022 tarihinden 6 gün önce 22.02.2022 tarihinde şirketin tüm hisselerini babası olan ...’e devrettiğini, bu süreçte davacı şirketin yetkilisi ... adına, ... A.Ş. ünvanlı şirketin 14.01.2022 tarihinde aynı adreste kurulduğunu, ticaret sicil kaydında internet sitesi olarak ... adresinin gösterildiğini, taraflarınca yapılan haciz işlemleri itibari ile davacı şirkete ait olan muvazaalı olarak devir gösterilen milyonlarca TL değerin deki taşınmazlarla yeni kurulan ... A.Ş.'nin faaliyetine devam ettiğini, yine davacı şirkete ait muvazaalı olarak devir gösterilen taşınmazların bir diğerinde dava dışı ... A.Ş. şirketinin kurulduğunu, ... A.Ş.’nin yetkilisinin ...’in tüm hileli mal kaçırma eylemlerinin planlayıcısı ...’in eşi olduğunu, Söz konusu şirketin davacı şirkete ait ancak muvazaalı olarak devir gösterilmiş olan taşınmaza ait adreste 09.09.2021 tarihinde kurulduğunu, davacı şirkete ait tüm taşınmazların bu şekilde kaçırıldığını, şirketin içinin tamamı ile boşaltılmış, tüm taşınmazlar muvazaalı olarak devir gösterilmiş olmasına rağmen bu şirketin söz konusu taşınmazda kesintisiz bir şekilde faaliyetine devam ettiğini, davacı şirkete ait tüm taşınmazların hileli olarak devir edilmiş olduğu kişilerin diğer davacı ...’in arkadaşı olan kişiler olup, dava konusu taşınmazların muvazaalı olarak bu kişilere devir edilmiş olduğunu, ancak taşınmazların zilyetliğinin kesintisiz bir şekilde davacı şirkette veya muvazaalı işlemlere devam etmek amacı ile yine bu kişiler tarafından kurulmuş şirketlerde olduğunu, tüm taşınmazların devir tarihlerinin müvekkili ile yapılan 31.01.2022 tarihli sözleşmeden birkaç gün önce ancak özellikle müvekkile verilen çeklerden icra takibi konusu ilk çek olan 28.02.2022 tarihli çekin ibraz tarihinden hemen önce yapıldığını, davacı şirket ... A.Ş. adına kayıtlı yüzlerce aracın hileli bir şekilde üçüncü şahıslara devredildiğini, araçların zilyetliğinin yeni kurulan ... A.Ş.’nde olduğunu, sonuç olarak ; müdahale taleplerinin kabulü ile müvekkil ...’in müdahil olarak kabulüne, ortada hiçbir şekilde borca batıklığın bulunmadığını, büyük bir dolandırıcılık ve mal kaçırma teşekkülünün söz konusu olduğunu, davacı şirketin tüm taşınmaz, araç ve nakdi malvarlığının yeni kurulan şirketlere ve birlikte hareket edilen üçüncü şahıslara devir gösterildiği ve aktarıldığı hususu sabit olmakla hileden ibaret iflas başvurusunun reddine, davacıların tek amacının iflas kararı almak sureti ile yeni kurmuş oldukları şirketlere yapılan hacizleri durdurmak ve devam eden mal kaçırmaya ilişkin tasarrufun iptali davalarına akamete uğratmak olduğunu, kötüniyetli bu durumun hukuken korunamayacağı hususu sabit olmakla davanın reddine, davacılar hakkında hileli iflas başvurusu itibari ile resen suç duyurusunda bulunulmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dava yukarıda açıklandığı üzere borca batık durumda bulunan davacıların resen borca batık durumda olduğunun belirtilerek iflasın ihbarı niteliğinde bulunan iflas davası istemine ilişkindir. Konuyu düzenleyen 2004 sayılı İİK nın 178-179 ve 6102 sayılı TTK'nın 376.maddelerinde sermaye şirketlerinin herhangi bir icra veya iflas takibine maruz kalmadan temsilcileri tarafından borca batık durumda oldukları mahkemeye yapılacak bir başvuru ile iflasını isteyebilecekleri düzenlenmiştir.İİK'nın 178. ve 179. maddesi uyarınca iflasa karar verilebilmesi için şirketin borca batık durumda olması gerekir. Aciz hali borçlunun ödeme araçlarından yoksunluğu nedeniyle, derhal ödemesi gereken para borçlarını ödemek konusundaki iktidarsızlığıdır, borca batıklıkta ise, borçlunun malvarlığındaki aktif değerler toplamının, pasif değerler toplamını karşılayamaması durumudur. Borçlunun aciz hali ne kadar ağır olursa olsun (İİK.nun 178/III deki durum olmadıkça) kendi iflasını isteyen borçlu aciz halinde bulunduğunu ispat etmek zorundadır. İflas talebi üzerine mahkemede bilirkişi incelemesi yaparak iflas talebinin yerinde olup olmadığını belirler. Borca batıklığın tespiti için TTK'nın 324. maddesi uyarınca bir borca batıklık bilançosu hazırlanmalıdır. TTK'nın 324. maddesine göre borca batıklık bilançonda aktiflerin rayiç değerden bilançoya geçirilerek borca batıklık bilançonun çıkarılması gerekir. Böyle bir talep üzerine mahkemece, bu şirketin öncelikle borca batık durumda olup olmadığı rayiç değerlere göre tespit edilmelidir. Bunun için mahkemeye ibraz edilen bilanço üzerinde mahallinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak, rayiç değerler ve yapılan araştırma ve inceleme sonucu elde edilen gerçekçi verilere göre bilirkişilerce yeniden oluşturulacak şirket bilançosu (borca batıklık bilançosu) da dikkate alınıp bir sonuca gidilmelidir. Borca batıklık, TTK’nın 324. maddesinde gösterilen şekilde varlıkların rayiç değerini belirlemek ve İİK’nın 178/1. madde ve fıkrasında belirtilen alacaklılar listesinde gösterilenler ile gerçek anlamda tesbit edilebilecek diğer borçların tutarına göre belirlemelidir. Borca batıklıktan kurtulma ise tüm borçların ödenmesi anlamına gelmeyip, aktifin pasiften fazla olmasını ifade eder. Bir sermaye şirketinin borca batıklık bildiriminde bulunarak iflasını istemesi halinde, bu durumun mahkemece re’sen tespiti gerekir. Bu tesbitin yapılmasında, davacının sunduğu delillere ek olarak, mahkemece gerekli görülen diğer delillerin toplanması, bu kapsamda ilgisi görülen kamu kurumlarından alınacak bilgiler, yapılacak keşif ve mahkemece atanacak bilirkişilerce düzenlenecek raporlar da değerlendirilmelidir. Borca batıklığın tesbitinde sadece davacının kayıtlarına değil, varlıklarının rayiç değerlerine de özellikle bakılmalı, bu noktada, konusunda uzman bilirkişilerin görüşüne başvurulmalıdır. Dava teorisindeki genel ilkenin bir istisnası olarak, borca batıklık sadece dava tarihi itibariyle değil, yargılama safhasındaki olumlu veya olumsuz gelişmeler de dikkate alınarak belirlenmelidir." (Bkz. Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin █████████-1904 E. K. sayılı ilamı) Borca batıklığın tespiti hususunda üçlü bilirkişi heyetinden alınan █████/2023 tarihli raporda özetle;"Davacı şirketin Bilançolarının incelenmesinde şu hususlar tespit edilmiştir; • 2021 yılında Dönen Varlıkları 40.129.585,20 TL iken, 2022 yılında 17.315.661,87 TL’ye gerilediği, Dönen Varlıklardaki azalmanın, çek, senet ve ticari mallar hesabındaki azalmadan kaynaklandığı, • 2021 yılında Duran Varlıkları 7.634.019,62 TL iken, 2022 yılında 1.037.159,71 TL’ye gerilediği, Duran Varlıklardaki azalmanın Binalar ve Taşıtlar hesabındaki azalmadan kaynaklandığı,• 2021 yılında Kısa Vad. Yab. Kaynaklarının 31.801.058,17 TL iken, 2022 yılında 16.630.154,64 TL’ye gerilediği, Kısa Vad.Yab. Kaynaklardaki azalmanın Banka kredileri, Satıcılar, Alınan Sip. Avansları hesaplarındaki azalmaya karşılık, ortaklara borçların artmasından kaynaklandığı,• 2021 yılında Uzun Vad. Yab.Kaynaklarının 7.344.971,64 TL iken, 2022 yılında 554.684,49 TL’ye gerilediği, Uzun Vad. Yab. Kaynaklardaki azalmanın Banka Kredilerindeki azalmadan kaynaklandığı gözükmektedir.• Şirketin kaydi özykaynakları 2021 yılında (+) 8.617.575,01 TL iken, 2022 yılında raporlanan zardan kaynaklı olarak (+) 1.167.982,45 TL’ye gerilediği, şirketin kaydi olarak borca batık olmadığı gözükmektedir. Davacı Şirketin 2022 yılında Aktifinde Olan Azalmaların İncelenmesi: • Davacı şirket ticari defterlerinde, hayatın olağan akışına uygun olmayacak kadar ortaklar cari hesabının kullanıldığı, özellikle 01.07.2022 tarihinden sonra şirketin borçlu ve alacaklı olduğu hesapların neredeyse tamamının ortaklar cari hesabına borç alacak şeklinde devredildiği,• Müdahil ... ile davacı şirketin resmi bir borç/alacak şeklinde ticari ilişkisi gözükmemesine rağmen, ...’e verilen çeklerin vadelerinden sonra olacak şekilde, 01.07.2022 tarihinde ...’e 10.050.000,00 TL alacak, bunun karşılığında ise davacı şirket ortağına borç verilerek, ... alacağının davacı şirket hesaplarına intikal ettirildiği, aynı şekilde ... Elektrik’den alınıp ...’e verilen ve karşılıksız olan çeklerin, ...Elektrik’den vadelerinden sonra olacak şekilde 01.07.2022 tarihinde giriş yapıldığı, neticede; davacı şirketin müdahil ... ile esas faaliyeti çerçevesinde bir ticari ilişkisi gözükmeyip, ... Elektrik’den resmi olmayacak şekilde çek alındığı, yine bu çeklerin ...’e resmi olmayacak şekilde verildiği, sonrasında ... tarafından icra takibi başlatılması neticesinde ise, bu çek ve ... hesabının davacı şirket ticari defter kayıtlarına intikal ettirildiği tespit edilmiştir.• Diğer bir yönden; davacı şirket nezdinde karşılıksız çek ve senetlerin alındığı firmalar olarak gözüken firmalardan; ... Elektrik davacı şirketten 2.622.598,01 TL alacaklı iken, ... Elektrik davacı şirketten 18.123.305,00 TL alacaklı iken, ... Elektrik davacı şirketten 4.099.529,75 TL alacaklı iken, bu firmaların borç ortaklar cari hesabına alacak verilerek, söz konusu firmaların cari hesap alacaklarının sıfırlandığı tespit edilmiştir. Yani söz konusu firmalar karşılıksız çek ve senetlerden dolayı davacı şirkete borçlu iken, cari hesaptan zaten davacı şirketten alacaklı olduğundan, borç/alacak birbirini sıfırlamaktadır. Ancak davacı şirket; bu firmaların alacağını ortaklar cari hesabına devrederek şirket ortağına alacak verirken, çekleri karşılıksız çek olarak aktifinde tutmuştur. Söz konusu hususların mali tablolara etkisi aşağıda rayiç değerli bilanço oluşturulurken değerlendirilmiştir. • Davacı şirketin 2022 yılından devirde ticari defterlerinde 5 adet gayrimenkulü kayıtlıdır. Söz konusu gayrimenkuller, 11.01.2022-28.02.2022 tarihleri arasında ..., ..., ..., ..., ... ve ...’ye satılmıştır. Söz konusu gayrimenkullerin kaydi değeri 5.557.677,97 TL olup, 5 adet gayrimenkul 6.550.000,00 TL’ye satılmış gözükmektedir.• Davacı şirketin 2022 yılından devirde ticari defterlerinde 254 hesapta 12 adet Taşıt kayıtlıdır. Söz konusu taşıtlar, 11.01.2022-04.03.2022 tarihleri arasında aşağıda tabloda yazılı kişilere satılmış gözükmektedir. Söz konusu Taşıtların kaydi değeri 2.156.780,31 TL olup, 12 adet Taşıt 4.805.000,00 TL’ye (KDV dahil) satılmış gözükmektedir.Bu taşıtlardan 2019 Model ...’e 140.000,00 TL’ye, ... marka araç 180.000,00 TL’ye ...’e satılmış gözükmektedir. • Davacı şirketin aktifinde Ticari Mal olarak taşıtların kayıtlı olduğu, 2022 yılına devir olarak 13 adet taşıt olduğu, 2022 yılında 43 adet daha taşıt alındığı ve en son 30.05.2022 tarihine kadar ticari mal hesabında kayıtlı tüm taşıtların satıldığı tespit edilmiştir. Bu satışlardan bir adedi ... ve bir adedi de ...’e yapılmıştır. Belirtmek gerekirse, davacı şirketin aktifinde olan azalmaların incelenmesinin nedeni, müdahil tarafından bu konuda bir çok itiraz olması ve hatta yerinde yapılacak incelemelere iştirak edebilmesi için Sayın Mahkemeye dilekçe sunmasıdır. Usul ekonomisi gereği müdahil tarafından iddialarının incelenmediği yönünde bir itiraz olmaması için, tüm iddiaları incelenmiş olup, yukarıda yapılan tespitlerin takdiri ise tamamen Sayın Mahkemenizindir. Rayiç Değerlerin Belirlenmesi Ve Sonuç Şirketin araç kiralama sektöründe faaliyet gösterdiği tespit edilmiştir.Yukarıda adresinde şirketin yönetim ofisi bulunmaktadır. Bunun yanında binanın eksi dördüncü katında küçük yaklaşık10 m2 bir deposu vardır. Keşif günü işyerinin çekilen fotoğrafları Şekil 1’de verilmiştir. Ofisinde, 3 oda olup yaklaşık 50-60 m2 büyüklüğündedir. Odalarda ofis mobilyaları, telefon santrali, bilgisayarlar ve mutfak eşyaları vardır. Bodrumda ise eski birkaç adet araç parçaları ve ofis mobilyaları olduğu görülmüştür. Şirket yetkilisi bunların dışında herhangi bir makine, demirbaş ve taşıtları olmadığını beyan etmiştir.31.12.2022 tarihli ...’ında Tesis, Makine ve Cihazları, Taşıtları bulunmamaktadır. Toplam olarak kaydi değeri olan 425.143,23 TL olarak Demirbaşları gözükmektedir.• Öncelikli olarak müdahil ... tarafından davacı şirket aleyhine toplam 10.050.000,00 TL’lik çeke dayalı olarak icra takibi başlatılmıştır. Başlatılan takiplere 31.12.2022 tarihine kadar faiz işletilerek ve vekalet ücreti hesaplanarak, 31.12.2022 tarihinde toplam icra masrafları 1.795.702,71 TL hesaplanmıştır.Davacı şirket ortağının 3.000.000,00 TL sermaye taahhüt borcu bulunmaktadır. Söz konusu sermaye borcu aktifte ortaklardan alacaklara eklenmiştir.• 10.050.000,00 TL’lik ... karşılıksız çeklerinin eklenmesi ile Aktifte portföydeki karşılıksız çekler toplamı 19.900.000,00 TL olmuştur. Bu çeklerin 19.400.000,00 TL’si ... Elektrik, 500.000,00 TL’si ise ... Elektrik’e aittir. Söz konusu çeklerin keşidecisi iflasına karar verilen ... Elektrik iken, lehdarları ... Elektrik ve... Elektrik’dir. Yani davacı şirket bu çekleri ... Elektrik ve ... Elektrik’den almıştır. Söz konusu firmalara ait ...’de bulunan çekler haricinde davacı şirketin portföyünde 9.850.000,00TL’lik çek daha bulunmaktadır.Davacı şirket portföyünde olan bu karşılıksız çeklere istinaden çekleri aldığı ciranta olan firmalar aleyhine icra takibi başlatmamıştır. Yine davacı şirketin portföyünde 5.730.000,00 TL’lik senetler bulunmaktadır. Bu senetlerin 1.783.000,00 TL’si ... Elektrik, 3.947.000,00 TL’si ise ... Elektirik’e aittir. Davacı şirketin elinde ve ...’de olmak üzere ... Elektrik’in toplam 19.400.000,00 TL’lik karşılıksız çeki bulunmaktadır.Davacı şirket ticaridefterlerinde ... Elektrik davacı şirketten 18.123.305,00 TL alacaklı iken, söz konusu firmanın alacağı davacı şirket ortağının cari hesabına devredilerek sıfırlanmıştır.Yani ... Elektrik davacı şirketten cari hesapta avans olarak verdiği çeklerden kaynaklı 18.123.305,00 TL alacaklıdır. Davacı şirket ortağının alacağının 18.123.305,00 TL’si aslında ... Elektrik alacağıdır.Davacı şirketin portföyünde ... Elektrik’den alınan ve karşılıksız olan 500.000,00 TL çek + 1.783.000,00 TL’lik de senet bulunmaktadır. Yani davacı şirket karşılıksız çek ve senetlerden kaynaklı ... Elektrik’den 2.283.000,00 TL alacaklıdır.Ancak bu firmada davacı şirkete avans olarak yapmış olduğu ödemelerden kaynaklı olarak 2.622.598,01 TL alacaklı iken, söz konusu firmanın alacağı davacı şirket ortağının cari hesabına devredilerek sıfırlanmıştır.Davacı şirket ortağının alacağının 2.622.598,01 TL’si aslında ... Elektrik alacağıdır. Davacı şirketin portföyünde... Elektrik’den alınan ve karşılıksız olan 3.947.000,00 TL’lik senet bulunmaktadır. Yani davacı şirket karşılıksız senetlerden kaynaklı ...Elektrik’den 3.947.000,00 TL alacaklıdır. Ancak bu firmada davacı şirkete avans olarak yapmış olduğu ödemelerden kaynaklı olarak 4.099.529,75 TL alacaklı iken, söz konusu firmanın alacağı davacı şirket ortağının cari hesabına devredilerek sıfırlanmıştır. Davacı şirket ortağının alacağının 4.099.529,75 TL’si aslında ... Elektrik alacağıdır.Neticede; davacı şirketin portföyünde karşılıksız olarak gözüken 19.900.000,00 TL’lik çek ve 5.730.000,00 TL’lik senetlerin alındığı firmalar, aslında bu çek ve senetleri davacı şirkete avans olarak vermiş, davacı şirket ise karşılığında herhangi bir mal yada hizmet vermemiş gözükmektedir. Bu nedenle bu firmalar bir tarafta davacı şirkete çek ve senetlerden borçlu iken diğer tarafta ise verilen avanstan kaynaklı alacaklıdırlar. Bu firmaların alacaklı oldukları toplam 24.845.432,76 TL davacı şirket ortağına alacak verilmiştir. Davacı şirket ortağının davacı şirketten olan 11.006.615,32 TL alacağının içerisinde bu 24.845.432,76 TL’de bulunmaktadır. Aksi halde davacı şirket ortağı davacı şirkete 13 milyon TL civarında (sermaye taahhüdü hariç) borçlu olacaktır. Tüm yukarıda izah edilen nedenlerden dolayı, davacı şirketin aktifinde gözüken 19.900.000,00 TL’lik çek ve 5.730.000,00 TL’lik senet rayiç değerli bilançoya aynen alınmıştır.Çünkü bu çek ve senetler karşılığında şirket ortağının borcu tükenmiş üstüne de şirketten alacaklı duruma geçmiştir.İtiraza uğraması ihtimaline binaen izah etmek gerekirse; bu çek ve senetlerden kaynaklı alacaklı olan firmaların alacakları davacı şirket ortağına alacak verilmiş olduğundan, çek ve senetler gerçekten karşılıksız çıktığından, bu karşılıksız çek ve senetlerinde davacı şirket ortağına borç verilmesi gerekmektedir. Bir diğer ifade ile söz konusu şirketlerin alacaklı olduğu (karşılığında mal ve hizmet verilmeyen avans) bedel şirket ortağına alacak verilirken, bu alacağın kaynağı olan karşılıksız çek ve senetlerin şirket ortağına borç verilmemesi uygun düşmemektedir.Başka bir açıdan da değerlendirirsek, söz konusu firmaların alacakları davacı şirket ortağının cari hesabına devredilmediğinde, söz konusu firmalar pasifte davacı şirketten alacaklı olacak, aktif de de bu çek ve senetler kadar borçlu olacaktır. Dolayısıyla rayiç değerli bilançoda alacaklı ve borçlu oldukları bedeller birbirini götürecektir ve rayiç değerli bilançoda karşılıksız çek ve senetler sıfır olacaktır.Böyle bir hesaplama karşısında bu sefer pasifte davacı şirket ortağının 11 milyon TL alacağı olmayacağı gibi, akifte davacı şirkete 13 milyon civarında borçlu olacaktır.Yani bu şekilde bir hesaplamada da, davacı şirket ortağının alacağı yok olacağı gibi, bu sefer aktifte davacı şirket ortağından alacaklı duruma geçecek ve netice olarak rayiç değerli özkaynaklara etkisi değişmeyecektir. Varlıklar – Borçlar = Özvarlık Formülüne göre, 30.478.661,87 TL – 29.174.912,45 TL = (+) 1.303.749,42 TL, Şirketin Rayiç Değerler üzerinden özkaynakları olarak hesaplanmış olup, Şirketin 31.12.2022 tarihi itibariyle, 6102 sayılı TTK’nın 376/3 mad. belirtilen değerleme yöntemlerine (aktiflerin hem işletmenin devamlılığı esasına göre, hemde muhtemel satış fiyatları esas alınmak suretiyle) göre, diğer bir ifade ile rayiç değerlere göre Özkaynakları (+) 1.303.749,42 TL olarak hesaplanmış olmakla, davacı şirketin borca batık olmadığı tespit edilmiştir. Ancak; Sayın mahkemenizce dava dışı 3. Kişilerin avans çeki ve senedinden kaynaklı alacaklarının davacı şirket ortağına alacak kaydedilmesinin kabul edilmesi, buna mukabil bu firmalardan alınan çek ve senetler karşılıksız olduğundan rayiç değerli bilançodan düşülmesi gerektiğine kanaat edilmesi halinde, davacı Şirket (-) 24.326.250,58 TL borca batık olacaktır.Davacı Şirketin Aciz Halinde Bulunup Bulunmadığının Değerlendirilmesi:İİK m. 178/1’de “aciz hâli” bir ihtiyâri doğrudan iflâs sebebi olarak düzenlenmiş olmakla birlikte, maddede aciz hâli tanımlanmamıştır. Doktrinde ise aciz hâli, borçlunun, malvarlığı unsurları dikkate alındığında, muaccel (ödeme günü gelmiş) borçlarını ödeme imkanından yoksun bulunması ve bu durumunun süreklilik ve genellik arz etmesi şeklinde tanımlanmaktadır.Yargıtay da İİK m. 178/1’de yer alan âciz hâlini, doktrinde kabul edildiği şekilde değerlendirmektedir.Örneğin:“Aciz hali, borçlunun muaccel borçlarını ödemek için gerekli ödeme araçlarından devamlı olarak yoksun olmasıdır. Şirketin aktifi pasifinden fazla olsa bile aktifi oluşturan değerlerin nakde çevrilmesi güçlük arz ediyorsa, bu durumda da aciz halinin varlığının kabulü gerekir ” İİK m. 178 çerçevesinde yapılan iflâs talebinde borçlu, aciz hâlinde bulunduğunu ortaya koymalıdır. Bu noktada Yargıtay, alacaklılarını zarara uğratacak eylemler sonucunda aciz hâline düştüğünü bildirerek iflâsını talep eden borçlunun, bu talebinin haklı olmayacağına karar vermektedir.Yukarıdaki bölümlerde de ayrıntılı ifade edildiği üzere; davacı şirketin müdahil ...’e verilen çekler dahil olmak üzere portföyünde toplam 19.900.000,00 TL’lik karşılıksız çek, 5.730.000,00 TL’lik de karşılıksız senet gözükmektedir. Her ne kadar davacı 5.730.000,00 TL’’lik senedin tamamını karşılıksız senetler hesabına almış ise de, bu senetlerden 2.150.000,00 TL’lik kısım 2023 vadeli olup, henüz vadeleri gelmeden karşılıksız senetler hesabına alınmıştır. Davacı şirket 2022 yılı Ocak ayından başlayarak, aktifindeki tüm gayrimenkul ve taşıtları elden çıkarmış, Ticari mal hesabındaki tüm taşıtları da satmıştır. Öyle ki 2022 yılında satış maliyetleri satışlardan daha fazladır. Yani ticari mal olarak alınan taşıtlar alım bedelinin de altında satılmış gözükmektedir. Davacı şirket aktifinde olan gayrimenkullerden birini ... ve ...’a bedelini tahsil etmeden satmış, sonrasında ise bu kişiler aleyhine icra takibi başlatarak, bu kişilerden olan alacağını giderlere atmıştır. Diğer bir yönden şirket ortağının şirketten 11.006.615,32 TL alacağı gözükmektedir. Bu alacağın içerisinde ki 24.845.432,76 TL, portföyde karşılıksız çek ve senetleri olan firmaların avans olarak yaptıkları ödemelerle meydana gelen alacaklarının şirket ortağına devredilmesinden kaynaklanmaktadır.Yani bu firmaların alacağının ortak hesabına devredilmemesi halinde, şirket ortağının davacı şirkete 13.838.817,44 TL + 3.000.000,00 TL sermaye taahhüt borcu olmak üzere toplam 16.838.817,44 TL borcu olacaktır. Buna mukabil Pasifte bu firmalar 24.845.432,76 TL alacaklı olacak ve aktifte yer alan karşılıksız çek ve senetlerinin mahsubu ile bir tarafta pasifte bu firmalara borç olmayacak, bir tarafta da aktifte herhangi bir çek senet olmayacaktır.Böyle bir tablo karşısında, davacı şirketin muaccel borcu olarak ...’e olan borcu ve diğer borçları olmak üzere toplam 18.168.297,13 TL borcu olacaktır. Aktifinde ise 18.140.981,69 TL ortaktan alacağı ve müşterilerden olan alacağı bulunmakta olup, şirket ortağının şirkete bu denli yüksek miktarda borçlu olduğu göz önüne alındığında, şirketin aciz halinde olduğunu söylemek mümkün olmayıp, şirketin aciz hâlinde olduğunu gösteren başka bir veri de tespit edilememiştir. Kaldı ki, şirketin aktifinde olan gayrimenkul ve taşıtların satış rakamlarına bakıldığında ise, çıplak gözle dahi rayicine göre düşük fiyatlarla devredildiği gözükmektedir. Tüm bu izah edilen nedenlerden dolayı davacı şirketin İİK 178m. ve m.179’a göre borca batık olmadığı ve aciz halinde olmadığı değerlendirilmektedir. Davacı ... Yönünden Değerlendirmeler:Davacı ... gerçek kişidir. Dosyada ...’in iflasa tabi tacir olduğuna ilişkin bir delil görülmemiştir. Davacı ...’in, davacı şirket tarafından müdahil ...’e verilen 10.050.000,00 TL’lik çeklerin arkasında, davacı şirketten sonra cirosu bulunmaktadır. Yani müdahil ...’e verilen çekler davacı şirket tarafından değil, davacı ... tarafından verilmiş gözükmektedir. Davacı şirket ticari defter kayıtlarını o kadar karışık bir hale getirmiş ki, çeklerin arkasındaki ciro silsilesi ile ticari defter kayıtları hiçbir şekilde örtüşmemektedir. Şöyle ki; Davacı şirket bu çekleri dava dışı ...’den avans olarak almış, sonrasında davacı şirketin cirosu, davacı şirketten sonra ...’in cirosu, ...’den sonra da ... cirosu bulunmaktadır. Oysa davacı şirket ticari defterlerinde bu çekler ...Elektrik’den çek vadelerinden sonra giriş yapılmış (çekler fiilen ...’e verildiği tarihte ticari defterlerde kayıtlı değildir), sonrasında ise ciro silsilesine göre davacı şirketin bu çekleri ...’e vermesi gerekirken, davacı ticari defterlerinde direk ...’e verilmiştir. ...’in ise davacı şirketten ticari faaliyet kapsamında herhangi bir alacağı yokken, şirket ortağı ...’e borç verilip ...’e alacak verilerek, bu kişinin alacağı ve verilen çekler resmiyete kavuşturulmuştur. Yani söz konusu işlemlerin tamamı izaha muhtaçtır.Hal böyle olmakla birlikte, davacı şirket ve davacı ... aleyhine müdahil tarafından takip başlatılmış ve söz konusu çeklerden dolayı 31.12.2022 tarihi itibariyle 11.845.702,71 TL borçtan ... de sorumludur. Ayrıca davacı şirkete 3.000.000,00 TL sermaye taahhüt borcu bulunmaktadır. Dosyada mübrez belgelerden ...’e ait herhangi bir mal varlığı olmadığı gözükmektedir. ... davacı şirketin %100 hissedarı olup, davacı şirketin rayiç değerli özkaynakları (+) 1.303.749,42 TL’dir. Yani ...’in tek sahip olduğu mal varlığı davacı şirketteki rayiç değerli özkaynağı 1.303.749,42 TL olan hissesidir.Neticede; davacı ...’in 1.303.749,42 TL mal varlığına karşılık 14.845.702,71 TL borcu olduğu gözükmektedir." şeklinde tespit ve görüşe yer verilmiştir. Somut olayda; borca batıklık nedeniyle iflasa karar verilebilmesi için borçlunun varlıklarının borçlarını karşılamaya yetmemesi gerekir. Ancak bu durumun hukuka aykırı, hileli ya da alacaklıları zarara uğratmak kastıyla yapıldığı iddia edilmişse bu hususun da belirlenmesi şarttır. Kaldı ki İİK178. maddesi , iflasa tabi bir borçlunun talebi üzerine ticaret mahkemesince iflasına karar verilecek iki hali düzenlenmişir. Birincisi yukarıda izah edildiği şekilde dava konusu olan İİK 178/f.1 bentte düzenlenen borçlunun iflasını istemek zorunda olmadığı yani iflasın istenmesi borçlu ihtiyarında olduğu, diğeri ise İİK 178/f.3 bentte düzenlenen iflasın istenmesi zorunlu olduğu durumlardır. İİK 178/1.f de iflasa tabi bir borçlu, aciz halinde bulunduğunu bildirerek yetkili ticaret mahkemesinden iflasını isteyebilir. " Aciz halinden maksat, borçlunun muaccel borçlarını ödeme imkanından yoksun bulunması ve bu durumun süreklilik taşımasıdır." ( Mahmut ÇOŞKUN, Konkordato ve İflas, 2. Baskı, Ankara 2019, S. 739) Bu durumda iflasına karar verilmesini talep eden borçlu, iflas talebine mal beyanını ekler, bu mal beyanında bütün aktif ve pasifi ile alacaklarının isim ve adreslerini gösterir. Borçlu, mal beyanını mahkemeye ibraz etmedikçe ve aciz halinde olduğunu kanıtlamadıkça hakkında iflas kararı verilmez. ( İİK 178/1.f) "06.06.1985 tarih ve 3222 sayılı Kanun, md. 22 ile İİK'da yapılan değişiklik sırasında; borçlunun aciz halinde olduğunun mal beyanının ibrazı ile ispatlanması gerektiği kabul edilmiştir. 3222 sayılı Kanunun gerekçesinde de belirtildiği üzere böylelikle kötü niyetli borçluların alacaklılarını zarara uğratmak amacıyla aciz halinde olduklarını ileri sürerek iflaslarını istemeleri halinde ortaya çıkabilecek sakıncalar ortadan kaldırılmak istenmiştir." (Timuçin MUŞUL, İflas ve Konkordato Hukuku, 2. Baskı, Ankara 2019, S. 87) Müdahil ... vekili mahkemeye sunmuş olduğu itirazında; davacıların tek amacı açmış oldukları tasarrufun iptali ve icra dosyalarının akamete uğratmak olduğunu, bu nedenle iflas talebinde bulunduklarını, şirketin tüm mal varlığı hileli şekilde devredildiğini, hiçbir şekilde bir borca batıklık söz konusu olmadığını ileri sürmüştür. Somut olayda; davacı şirketin ... İnş. ... Şti. ile girmiş olduğu ticari ilişki karşılığında, keşidecisi ... Şirketi'nden toplam değeri 19.850.000,00 TL olan çekleri aldığını, çek keşidecisi ... A.Ş. Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ███████ E. Sayılı dosyası kapsamında konkordato ilan ettiğini ve nihayetinde şirketin iflasına karar verildiğini, bu çeklerden toplam değeri 10.050.000,00 TL bedelli olan çek ...'e intikal ettiğini ve diğer çekler ise müvekkil şirkette olup, ... dosyasına alacak kaydı talebinde bulunulduğunu, şuan için çeklerin tahsil kabiliyeti olmadığından davacıların borca batık durumda ve aciz halinde olduğunu ileri sürmüş ise de bilirkişi raporunda ayrıntılı şekilde ifade edildiği üzere; borca batıklığa ve ve aciz haline sebebiyet gösterilen çek ve senetlerin usulüne uygun davacı şirket defterlerine kaydedilmediği ve söz konusu çek ve senetlerden kaynaklı herhangi bir mal ve hizmet ilişkisi tespit edilemediği, şirket ve ortağı ile aralarındaki bir takım avans işlemlerinden kaynaklandığından davacı şirketin, ortağından alacaklı olarak görülmesi nedeniyle rayiç değer bilançosunda dikkate alınmasında ve davacı şirketin borca batık durumda olmadığının tespitinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Davacı vekili he ne kadar keşidecisi ... Şirketi olan söz konusu söz konusu çeklerin, davacı şirketin ... Şti. ile girmiş olduğu ticari ilişki karşılığında aldığını, keşidecinin iflas etmesi nedeniyle şuan için çeklerin tahsil kabiliyeti olmadığını, bu nedenle borçların ödenemediğinden davacı şirketin aciz halinde olduğunu ileri sürmüş ise de iddia olunduğu gibi söz konusu çekler ciranta ... şirketinden ticari faaliyet kapsamında alındığı kabul edilse dahi keşideci ... şirketi iflas etmiş olsa da kambiyo hukuku kapsamında davacı şirketin çek ve senet bedellerini ciranta ... şirketinden tahsil etme imkanı bulunduğundan davacı şirketin aciz halinden söz edilemeyecektir.Sonuç olarak dosya kapsamına göre ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da tespit edilememiş olmasına göre davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının hazineye gelir kaydına, alınması gerekli olan 615,40 TL istinaf harcından, davacı tarafından yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 187,80 TL harcının davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı HMK'nin 361/1. maddesi, 7499 sayılı Yasa'nın 37/1.a maddesi ile değişik 2004 sayılı İİK'nin 164 maddesi uyarınca, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.█████/2025

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!