Anahtar kelimeler: Domainlerinin Wwwnet Kerre Ceman Www Wwwcom Şahsen Sitelerinin Doları Abd

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : ████████ Esas
KARAR NO : ████████
DAVA : Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : █████/2023
KARAR TARİHİ : █████/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : █████/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil ile davalılar arasında varılan anlaşma uyarınca, müvekkile ait çeşitli ürünlerin davalılara satılması karşılığında davalıların müvekkile cem'an 87.500,00 USD (ABD Doları) ve 25.300,00 Euro (Avrupa Para Birimi) ödemesi karşılığında anlaştıklarını ve gerek ürünlerin teslimi gerekse de söz konusu bedelin ödenmesi sürecinin tamamlandığını, aynı kapsamda yine davalılar ile müvekkilim, bu kerre tüm hakları şahsen müvekkile ait olan www.......com, www.......net, www...., www.......com ve www......com web sitelerinin domain’lerinin ve tüm kullanım haklarının, @..... ve @.... hesap ve profillerinin, ayrıca gerek bu web site ve hesapları gerekse müvekkilin yıllar içinde oluşturduğu müşteri portföyünün davalılara veya davalıların gösterdiği kişilere devri konusunda da anlaştıklarını, söz konusu devirlerin bedeli olarak cem'an 100.000,00 Euro (Yüzbin Avrupa Para Birimi) olarak anlaşıldığını, söz konusu bedellerin 09.09.2022'de 33.000,00 Euro, 07.10.2022'de 33.000,00 Euro ve 11.11.2022'de 34.000,00 Euro şeklinde davalılar tarafından müvekkile taksitler halinde ödenmesinin kararlaştırıldığını, müvekkilinin yukarıdaki paragrafta bahsi geçen web siteleri ve Instagram profillerinin tümünün haklarını yine anlaşma kapsamında davalıların gösterdiği, davalı şirketlerde üst düzeyde çalışan kişilere devrettiğini, tüm devir işlemlerinin tamamlandığını, web sitelerinde ..... A.Ş.'nin markası olan ...... markası yayımlanmaya başlandığını, web sitelerinde irtibat bilgileri ..... Teknolojileri A.Ş.'nin adres, telefon ve e-posta bilgileri olarak duyurulduğunu, söz konusu duyuru ve yayınların yine davalılar tarafından yürütüldüğünü, ne var ki, 09.09.2022 tarihli ilk ödeme gününde davalılarca müvekkile herhangi bir ödeme yapılmadığını, bunun üzerine müvekkil tarafından davalılara hitaben Zeytinburnu..... Noterliği'nin █████/2022 tarih ve ..... yevmiye no'lu ihtarnamesi keşide edildiğini, söz konusu ilk taksit bedelinin tebliğden itibaren üç gün içinde ödenmesi konusunda davalıların ihtar edildiğini, mezkûr ihtarnamenin davalıların her ikisine de █████/2022 tarihinde tebliğ edildiğini, müvekkile herhangi bir ödeme yapılmadığını, ama aynı zamanda ihtarnameye herhangi bir cevap/itiraz da vuku bulmadığını, şunu ifade etmeliyiz ki, müvekkilim, tek ortaklı şirketi .... Güvenlik Gereçleri ve Deri San. Tic. Ltd. Şti. aracılığıyla Türkiye'de çok az kişi tarafından üretilen, özel nitelikli güvenlik gereçleri üretim ve satışını gerçekleştirdiğini, atlet şeklinde ve inceliğinde çelik yelekler, evrak çantası şeklinde kurşun geçirmez gereçler, bomba battaniyesi olarak tabir edilen güvenlikli örtüler gibi özel bir üretim föyüne sahip olduğunu, bu sebeple müşteri portfoyü de kendine has olduğunu, .....'in bu alanda bir marka niteliğinde olduğunu ve özel bir müşteri portfoyüne sahip olduğunu, yine, ürettiği gereçlerin özellikleri sebebiyle kendi geliştirdiği teknikler nedeniyle sektörde özel bir konumu işgal ettiğini, davalıların, müvekkilden satın aldıkları ürünlerin satışı ve pazarın yeniden üretiminin ve devamlılığının sağlanması için müvekkilin web site ve profillerini (sektörde yıllardır tanındığından) kullanmaları gerektiğini, diğer yandan internet üzerinden değil ama doğrudan ......'in müşterisi olanlar açısından müşteri sadakati "....." ismine olduğunu, zaten davalılar müvekkilden devralıp kullanmaya başladıkları web site ve profillerinde "....." markasını da bilfiil kullanmaya başladıklarını, müvekkilim söz konusu devirleri takiben kendisine ulaşan tüm müşteri portfoyünü de artık davalılara ait olan yerlere ve davalılara yönlendirdiğini, davalıların ihtarnameye rağmen ödeme yapmamaları üstüne işbu davanın ilk taksit bedeli için ikame edilmiş olduğunu talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; işbu davada müvekkil şirketler her ne kadar davalı olarak gösterilmişse de müvekkil şirketlerin hasım olarak gösterilmesinin mümkün olmadığını, müvekkil şirketler nam ve hesabına temsil yetkisini haiz olan yetkililer ile davacı arasında hiçbir sözleşme ilişkisi bulunmadığından, davaya konu olan bir alacağın mevcut olmasının da mümkün olmadığını, bu nedenle davanın husumet yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, web sitelerindeki grafik, metin, ses, resim, müzik, tasarım sitelerinin tanınırlığı ve bilinirliği gibi hususlar birlikte değerlendirildiğinde internet sitelerinin birer fikri eser niteliğinde olduğunu, fikri eser üzerindeki mülkiyet ve mali haklara ilişkin yargılama görevinin ise Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin görevi olduğunu, müvekkil şirketler ile davacı arasında iddia edildiği gibi bir sözleşme ilişkisi hiçbir zaman kurulmadığını, davacı tarafından yukarıda bildirilen web sitelerinde çelik yelek, mont ,balistik çanta gibi güvenlik ekipmanları satışa sunulduğunu, davacı taraf müvekkil şirket personellerine, web siteleri üzerindeki etkileşimin ve müşteri portföyünün fazla olduğunu, satışa sunulan ürünlere ilişkin taleplerin ve tekliflerin yoğun olduğunu beyan ederek web siteleri üzerindeki etkileşimi incelemesi için hesap şifrelerini kısa bir süreliğine müvekkil şirketin haberi olmaksızın birkaç haftalık süreç için müvekkil şirket personeline verdiğini, şirket personellerinin davacı ile sözleşme öncesi hazırlık işlemleri sathında mail yazışmaları ve şifahi görüşmeler yaptığının ise müvekkil şirket yetkilileri tarafından sonradan öğrenildiğini, müvekkil şirket tarafından sonradan öğrenildiği kadarıyla da şirket personeli tarafından da bu süreç içerisinde site içeriği,etkileşimi, müşteri portföyü gözden geçirilmiş olup davacı tarafından iddia edildiğinin aksine bir hareketliliğin olmadığı , müşteri portföyünün bulunmadığı, güvenlik ekipmanlarına ilişkin ürünlerin satımına dair ilgili sektör tarafından web sitelere bahsedildiği gibi bir ilginin bulunmadığı anlaşılarak tüm domain adresleri ve sosyal medya şifrelerinin davacıya iade edilmediği ve bir daha da sitelere giriş yapılmadığını, ayrıca yalnızca inceleme amaçlı olarak web sitelere giriş yapılmasının sözleşme ilişkisinin kurulması için yeterli olmadığını, ürünlerin satışına ilişkin bir faaliyette bulunulmadığını, müşteriler ile görüşme sağlanmamış olup yalnızca sitenin etkileşimi olağan bir şekilde gözden geçirildiğini, yine Instagram profilleri de müvekkil şirketler tarafından kullanılmadığını ve bu süreç içerisinde ürün tanıtımını içeren herhangi bir paylaşım da yapılmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizce Toplanan Deliller
1-Bilirkişi heyeti tarafından mahkememize █████/2025 tarihinde rapor sunulmuştur. Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiştir.
2-..... Bilgi Teknolojileri Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi'ne müzekkere yazılarak ilgili internet sitelerinin kayıtları celp edilerek incelenmiştir.
3-..... Ve Yazılım Anonim Şirketi'ne müzekkere yazılarak ilgili internet sitelerinin kayıtları celp edilerek incelenmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:
Dava ; Alacak isteminden ibarettir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davacının devrettiğini iddia ettiği web sitelerinin kullanım hakları, alan adları, müşteri portföyünün davalıların gösterdiği kişilere devri konusunda anlaşıp anlaşmadıkları, devir bedelinin taksitler halinde ödenmesinin kararlaştırılıp kararlaştırılmadığı, söz konusu varsa bu devirden kaynaklı davacının alacağının bulunup bulunmadığı, davalıların bu alacaktan müştereken ve müteselsilen sorumlu olup olmadıkları hususlarından kaynaklandığı, mahkememizce tespit edilmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde:
Dava Konusu somut olayda; Taraflar arasında davalılara ürün satılması karşılığında dolar ve Euro olarak
ödeme yapılması konusunda anlaşma yapıldığı, ürün teslimi ve ödemelerin tamamlandığı, ayrıca tarafların
şahsi hakları davacıya ait olan web sitelerinin kullanım haklarının sosyal medya hesap ve profillerinin,
müşteri portföyünün davalılara ve davalıların gösterdiği şirketlere veri konusunda anlaşmaya vardıklarını,
ödemelerin taksitler halinde yapılmasının kararlaştırıldığını, davacı tarafından devirler yapıldığı halde
davalılar tarafından ödeme yapılmadığı nedenleriyle 33.000 Euro alacağının davalılardan istemine ilişkin
olduğu hususunda olduğu görülmüştür.
Davalılar ise sunduğu cevap dilekçesinde; öncelikle davacı ile davalılar arasında davacının iddia ettiği şekilde bir satış sözleşmesinin ve bir anlaşmanın bulunmadığı, davacı şirketin teklifi üzerine sözleşme görüşmeleri aşamasında davacının bazı internet sitelerinin ve sosyal medya şifrelerini davalı şirket çalışanlarına verdikleri, ancak davacı şirketin öne sürdüğü niteliklerin ve müşteri portfyönün bulunmadığının tespiti üzerine iade edildiği, bu süreçten davalı şirketlerin yetkililerinin haber ve bilgisinin bulunmadığı, ilgili personellerin davalı şirketleri temsil yetkisinin bulunmadığını, yapılan noter tespitlerinde ilgili sitelerin davacının kullanımında olduğu savunmaları ile davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.
Mahkememizce bilirkişi heyeti görevlendirilmiş ve ticari defter incelemesi yaptırılmış olup; davalının ticari defter ve kayıtlarının usul ve yasaya uygun olarak tutuldukları, yasal süresi içerisinde açılış ve kapanış tasdiklerinin yapıldığı, sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu tespit edilmiştir. Davalının incelenen ticari defterlerine göre davacı ile aralarında bir ticari ilişkinin bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Davalı tarafından taraflar arasındaki akdi ilişki inkar edilmiş olup, davacının öncelikle taraflar arasında kurulan akdi ilişkiyi ve sözleşme bedelini ispat etmesi gerekmektedir.
Zira ispat kuralına ilişkin TMK. m. 6 hükmüne göre: “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür”. HMK. m. 190/1 hükmüne göre: “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir”. Bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf o vakıayı ispat etmeye mecburdur.
Sözleşme ilişkisi kurulmasına yönelik 6098 sayılı Kanun'un 1. Maddesi şu şekildedir:
"MADDE 1- Sözleşme, tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamalarıyla kurulur."
İlgili hükümden görülebileceği üzere 6098 sayılı Kanun'un 1. Maddesi gereğince bir sözleşmenin kurulabilmesi için öncelikle tarafların karşılıklık ve birbirine uygun olarak sözleşme kurulması noktasında iradelerinin buluşması ve karşılıklı açıklanması zorunludur.
Yine 6098 sayılı Kanun'un 12. Maddesi uyarınca sözleşme kurulması bir şekle tabi olmamakla birlikte sözleşme kurulduğunu iddia eden tarafın uyuşmazlık halinde iddiasını ispatlaması gerekmektedir. Davaya konu somut olayımızda davacı taraflar arasında sözleşme kurulduğunu ve sözleşme kapsamında ilgili internet sitelerinin davalılara devredildiğini iddia etmekte olup, davalı ise sözleşme kurulmadığını iddia etmiştir. Bu bağlamda davacının taraflar arasında sözleşme ilişkisinin kurulduğunu ve bedelini ispatlaması gerekmektedir. Davacının dava dilekçesinde öne sürdüğü sözleşme bedeli 6100 sayılı Kanun uyarınca senetle ispat sınırını aşmakta olup, davacının sözleşme iddiasını yazılı deliller ile ispatı zorunludur.
Buna karşılık davacı tarafından davanın hiçbir aşamasında taraflar arasında birbirine uygun ve karşılıklı irade beyanları ile bir sözleşmenin kurulması hususunda anlaşıldığına dair yazılı bir delil sunulmamıştır.
Bir diğer incelenmesi gereken husus ise temsildir. Davalı şirketler anonim şirket niteliğinde olup, 4721 sayılı Kanun ve 6102 sayılı Kanun gereğince hak ve fiil ehliyetine sahip olmakla birlikte, 6102 sayılı Kanun'un 365. Maddesi gereğince anonim şirket yönetim kurulu tarafından temsil edilmek suretiyle fiil ehliyetini kullanmakta ve üçüncü kişiler nezdinde şirketi bağlayabilecek işlemler yapabilmektedir.
Anonim şirketlerin temsiline ilişkin 6102 sayılı Kanun'un 370 ve 371. Maddesinin 1. Fıkrası şu şekildedir:
"MADDE 370- (1) Esas sözleşmede aksi öngörülmemiş veya yönetim kurulu tek kişiden oluşmuyorsa temsil yetkisi çift imza ile kullanılmak üzere yönetim kuruluna aittir.
(2) Yönetim kurulu, temsil yetkisini bir veya daha fazla murahhas üyeye veya müdür olarak üçüncü kişilere devredebilir. En az bir yönetim kurulu üyesinin temsil yetkisini haiz olması şarttır.
2. Kapsam ve sınırlar
MADDE 371- (1) Temsile yetkili olanlar şirketin amacına ve işletme konusuna giren her tür işleri ve hukuki işlemleri, şirket adına yapabilir ve bunun için şirket unvanını kullanabilirler.
Kanuna ve esas sözleşmeye aykırı işlemler dolayısıyla şirketin rücû hakkı saklıdır.
"
İlgili hükümlerden görülebileceği üzere anonim şirketlerin dış dünyada üçüncü kişiler ile fiil ehliyetinin kullanılması suretiyle hak ve borçlara sahip olabilmesi için üçüncü kişiler ile yapılan işlemlerin anonim şirketi temsile yetkili kişiler tarafından yapılması gerekmektedir. Temsil yetkisi olmayan kişiler tarafından anonim şirket adına yapılan iş ve işlemler bakımından ise yetkisiz temsil hükümlerinin uygulanması söz konusu olacaktır.
6098 sayılı Kanun'un temsile ilişkin hükümleri şu şekildedir:
"a. Temsilin hükmü
MADDE 40- Yetkili bir temsilci tarafından bir başkası adına ve hesabına yapılan hukuki işlemin sonuçları, doğrudan doğruya temsil olunanı bağlar.
Temsilci, hukuki işlemi yaparken bu sıfatını bildirmezse, hukuki işlemin sonuçları kendisine ait olur. Ancak, karşı taraf bir temsil ilişkisinin varlığını durumdan çıkarıyor veya çıkarması gerekiyor ya da hukuki işlemi temsilci veya temsil olunandan biri ile yapması farksız ise, hukuki işlemin sonuçları doğrudan doğruya temsil olunana ait olur.
Diğer durumlarda alacağın devri veya borcun üstlenilmesine ilişkin hükümler uygulanır.
b. Temsil yetkisinin içeriği ve derecesi
MADDE 41- Başkası adına ve hesabına temsil kamu hukukundan doğmuşsa, temsil yetkisinin içeriği ve derecesi bu konudaki yasal hükümlere; temsil hukuksal bir işlemden doğmuşsa, temsil yetkisinin içeriği ve derecesi o hukuksal işleme göre belirlenir.
Temsil yetkisi üçüncü kişilere bildirilmişse temsil yetkisinin içeriği ve derecesi, bu bildirime göre belirlenir."
İlgili hükümlerden görülebileceği üzere yetki verilen temsilci tarafından temsil olunan lehine yapılan hukuki işlemlerin sonuçları doğrudan doğruya temsil olunanı bağlamaktadır. 6098 sayılı Kanun'un 41. Maddesine göre ise temsil yetkisinin içeriği temsil ilişkisi eğer hukuksal bir işlemden doğmuşsa, temsil yetkisinin içeriği ve derecesi o hukuksal işleme göre belirlenecek olup, temsil yetkisi üçüncü kişilere bildirilmişse temsil yetkisinin içeriği ve derecesi, bu bildirime göre belirlenecektir.
Yetkisiz temsilin hüküm ve sonuçları ise 6098 sayılı Kanun'un 46 ve 47. Maddesinde şu şekilde düzenlenmiştir:
"MADDE 46- Bir kimse yetkisi olmadığı hâlde temsilci olarak bir hukuki işlem yaparsa, bu işlem ancak onadığı takdirde temsil olunanı bağlar.
Yetkisiz temsilcinin kendisiyle işlem yaptığı diğer taraf, temsil olunandan, uygun bir süre içinde bu hukuki işlemi onayıp onamayacağını bildirmesini isteyebilir. Bu süre içinde işlemin onanmaması durumunda, diğer taraf bu işlemle bağlı olmaktan kurtulur.
2. Onamama hâlinde
MADDE 47- Temsil olunanın açık veya örtülü olarak hukuki işlemi onamaması hâlinde, bu işlemin geçersiz olmasından doğan zararın giderilmesi, yetkisiz temsilciden istenebilir. Ancak, yetkisiz temsilci, işlemin yapıldığı sırada karşı tarafın, kendisinin yetkisiz olduğunu bildiğini veya bilmesi gerektiğini ispat ederse, kendisinden zararın giderilmesi istenemez.
Hakkaniyet gerektiriyorsa, kusurlu yetkisiz temsilciden diğer zararların giderilmesi de istenebilir.
Sebepsiz zenginleşmeden doğan haklar saklıdır."
İlgili hükümden görülebileceği üzere yetkisiz temsil halinde temsilcinin temsil olunan lehine yaptığı işlem askıda hükümsüz nitelikte olup, temsil olunanın onay vermesi halinde işlem geçerli hale gelecek olmakla birlikte, temsil olunanın onay vermemesi halinde yetkisiz temsil kapsamındaki işlemin temsil olunanı bağlamayacağı anlaşılmaktadır.
Mahkememizce yaptırılan bilirkişi incelemesinde; Davacı tarafından bazı internet sitelerinin kullanımına dair davalı şirket personeline yetki verildiği tespit edilmiş ise de nitekim davalılar tarafından sunulan cevap dilekçesinde de sözleşmeye hazırlık aşamasında davalı şirket personeli ile davacı arasında bir görüşmenin olduğu kabul edilmekle birlikte temsil yetkisine sahip olanların bu durumdan haberdar olmadığı beyan ve ikrar edilmiş olup, gelen müzekkere cevaplarındaki personel isimleri ile davalı şirketlerin ticaret sicil kayıtları karşılaştırıldığında davacının görüştüğü personellerin davalı şirketlerin yetkili temsilcileri olmadıkları anlaşılmıştır. Nitekim davacı tarafından söz konusu personellerin ticari mümessil olduğu veya davacı ile görüşme yürütmek ve akit kurmak hususunda davalı şirketlerce yetkilendirildiklerine dair de davalı şirketlerin yetkili temsilcisi tarafından davacıya verilmiş bir yetki belgesi veya temsil yetkisinin kapsamını belirten bir yazılı delil sunulmamıştır. Dolayısıyla davacının davalı şirketler nezdinde görüştüğü personellerin davacı ile davalı şirketler arasında bir sözleşme kurma hususunda yetkili olduklarına dair iddiası ispatlanamamış olup, davalı şirketler de sundukları cevap dilekçesinde ilgili personellerin davacı ile sözleşme yapma hususunda yetkilendirildiklerini kabul ve ikrar etmemiştir. Bu bağlamda davacı üzerine düşen ispat yükünü yerine getirememiş olup, davalı şirketleri temsil yetkisine haiz temsilciler ile davacının iddia ettiği kapsam, nitelik ve bedelde bir sözleşme kurulduğu hususunda davacının ve davalı şirketlerin yetkili temsilcilerinin birbirine uygun ve karşılıklı irade beyanını ispat edememiştir.
Davacının yetki kapsamını ve yetkili temsilci olduğunu ispat edemediği davalı şirket personeli ile yapmış olduğu görüşmeler mevcut delil durumuna göre ancak yetkisiz temsil kapsamında kabul edilebilecek olup, davacının davalı şirketlerin yetkisiz temsilcileri ile yapmış olduğu görüşmelerin geçerli bir sözleşmeye dönüşmesi hususunda davalı şirketlerin yetkili temsilcilerinin yapılan işlemleri onadığına dair de bir belge veya delil sunamadığı gözetildiğinde 6098 sayılı Kanun'un 47. Maddesi kapsamında yetkisiz temsilcinin iş ve işlemlerinin yetkili temsilci tarafından onanmamış olması nedeniyle davalı şirketlerin davacının iddia ettiği sözleşme ile bağlı olmayacağı sonucuna ulaşılmaktadır.
Bu bağlamda ispat yükü üzerine düşen davacının davalı şirketlerin yetkili temsilcileri ile bir sözleşme kurulduğunu iddiasını ispat edemediği, davacının davalı şirketlerin sözleşme kurulması hususunda yetkili olmayan personeli (zira davacı ilgili personellerin yetkili temsilci olduğunu ve yetki kapsamını ispatlayamamış tır) ile yaptığı görüşmelerin ancak yetkisiz temsil niteliğinde kabul edilebileceği 6098 sayılı Kanun'un yetkisiz temsile ilişkin hükümleri gözetildiğinde yetkisiz temsilci tarafından anonim şirket adına yapılan iş ve işlemlerin ancak anonim şirketin yetkili temsilcileri tarafından onanması halinde şirket adına üçüncü kişiler nezdinde bağlayıcı olacağı, davacının yetkisiz temsilci tarafından yapılan iş ve işlemlerin davalı anonim şirketlerin yetkili temsilcileri tarafından onandığını da ispat edemediği, davalılar tarafından yetkili temsilcinin onay verdiğinin de kabul ve ikrar edilmediği gözetildiğinde davacının davalı şirketler ile iddia ettiği kapsam, nitelik ve bedelde bir sözleşme kurulduğunu ve ilgili internet sitelerinin davalı şirketlere devredildiğini, davalı şirketlerin yetkili temsilcilerinin yapılan iş ve işlemler ile davacı ile bir sözleşme kurulması hususunda onay verdiğini de ispatlayamadığı anlaşılmakla davacının ispatlanamayan davasının reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 615,40-TL harcın davacı tarafça peşin yatırılan 11.439,15-TL peşin harçtan mahsubu ile artan 10.823,75‬-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talebi halinde davacıya İADESİNE,
3-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 3.200,00 TL arabuluculuk ücretinin; davacıdan tahsili ile hazineye irat KAYDINA,
4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafça yapılan 200-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 104.475,60-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
7-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının Bilirkişi olarak görevlendirilen.....' in toplam ücreti olan 10.000,00 TL ödendikten sonra) HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine,
8-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 ila 360'ncı madde hükümleri uyarınca, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2025
Başkan .....
¸e-imzalıdır
Üye ....
¸e-imzalıdır
Üye ....
¸e-imzalıdır
Katip ....
¸e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!