Anahtar kelimeler: Haf İsmail Attığını Kefiller Nakit Gayri Bankacılık Yatırmaktan Firmasına Kefil

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : ████████ Esas
KARAR NO : ████████
DAVA : Alacak (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : █████/2017
KARAR TARİHİ : █████/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : █████/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Alacağı temlik veren ..... Bankası vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili bankanın harç ve teminat yatırmaktan muaf olduğunu, dava dışı borçlu ...... Yapı İnş. Haf. San. Tic. Ltd. Şti firmasına █████/2011 tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamında kredi kullandırıldığını, sözleşmeye ......, İsmail ..... 'in müteselsil kefil sıfatıyla imza attığını, asıl borçlu ve kefiller hakkında İstanbul ..... İcra Dairesinin ..... Esas sayılı dosyası ile 155.376,93-TL nakit 3.000-TL gayri nakit alacağın ödenmesi için takip başlatıldığını, ancak alacağın tahsil edilemediğini, dava dışı borçlu şirket ile davalı şirketlerin ortaklarının aynı kişiler olup sahiplerinin akraba olduklarını, şirketler arasında organik bağ bulunduğunu, mizanlarının incelemesi neticesinde davalı firmalar arasında kaynak aktarımı mahiyetinde yoğun fon transferi işlemleri bulunduğunu, borçlu ..... Harfiyat firmasının ortağı .....'nun akrabası .....'ya ait evde .....'in ikamet ettiğini, dilekçe ekinde sunulan ...... Yapı A.Ş keşidecisine ait 150.000-TL bedelli çekin cirantalarının ... ve ....... firmaları imzalarının aynı olduğunun tespit edildiğini, perdeyi kaldırma teorisi ile tüzel kişinin ayrı kişilikler savunmasından yararlanmak istemesine izin verilmemesi gerektiğini, davalılar ile müvekkili bankanın kredi borçlusu dava dışı ..... Alt Yapı firması arasında hiçbir farklılığın bulunmadığını, firmalar arasında organik ve işlevsel bağın bulunduğunu, bu durumun tüzel kişilik perdesinin aralanmak suretiyle dava dışı kredi borçlusu şirketin borcundan diğer davalıların da müştereken ve müteselsilen sorumlu olması gerektiğini açıkça ortaya koyduğunu belirterek; müvekkili bankanın 150.585,01-TL nakit ve 3.000-TL gayrinakit alacağının, tahsilde tekerrür olmamak üzere nakit alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek % 72 oranında temerrüt faizi ve %5 gider vergisi ile birlikte aynı alacağa ilişkin bankanın kredi borçlusu hakkında yapılmış diğer takip dosyalarından yapılacak tahsilatlarla tahsilde tekerrür etmemek üzere davalılardan tahsiline, yargılama giderleri ve avukatlık ücretlerinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkillerine husumet yöneltilemeyeceğini, davanın zamanaşımına uğradığını, dava dışı asıl borçlu şirketten sonra müvekkili şirketlere de ayrıca kredi açıldığının davacı tarafından belirtildiğini, bu hususun bile müvekkili şirketlerin dava dışı asıl borçlu şirketten farklı bir şirket olduğunu ispatladığını, müvekkillerinin hiç bir şekilde taraf olmadığı sözleşmeler nedeniyle borçlandırılmasının mümkün olmadığını, asıl borçlu şirketin borcuna müvekkili şirket ortaklarının kefil olduğunu, mal kaçırma durumunun söz konusu olamayacağını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
YARGILAMANIN ÖZETİ, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, davacı banka ile dava dışı asıl borçlu ..... Yapı Ltd. Şti. arasında düzenlenen genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tüzel kişilik perdesinin aralanması suretiyle borçlu ile organik bağ bulunduğu iddia edilen davalılardan tahsili istemine ilişkindir.
Taraf vekilleri delillerini ibraz etmişler, diğer deliller mahkememizce toplanmış, bu kapsamda icra dosyaları celp edilmiş, davalı şirketlerin kuruluşundan itibaren sicil kayıtları getirtilmiş, iddia ve savunmaların değerlendirilmesi için dosya kapsamı ile davalı şirketlerin ticari defter kayıt ve belgeleri üzerinde re'sen seçilen bilirkişi kuruluna inceleme yaptırılarak rapor alınmıştır. Mali müşavir ..... , bankacı mali müşavir ......, şirketler konusunda uzman ...... tarafından düzenlenen raporda tüzel kişilik perdesinin aralanması koşullarının oluşmamakla bu hususta da takdir mahkemenindir." şeklinde mütalaa vermişlerdir.
KALDIRMA KARARI ÖNCESİ YARGILAMA VE GEREKÇE:
Mahkememizin ...... Esas █████/2020 tarih ve ..... Sayılı kararı ile;
"...Yapılan yargılama ve toplanan delillerle beraber teorik açıklamalar ışığında somut olayda; temel hukuk kurallarının en önemlilerinden bir tanesi alacak haklarının nisbiliği ilkesidir. Alacak hakkı ancak hukuki ilişkinin tarafları arasında ileri sürülebilir. Kural olarak borç ilişkisinin dışında bir başka gerçek ya da tüzel kişiye karşı borç ilişkisinden doğan alacak hakkı ileri sürülemez. Ticaret şirketlerinde ise sınırlı sorumluluk ilkesi ayrı ve bağımsız malvarlığı oluşumunu yaratmaktadır. Tüzel kişi ile ortakları arasında malvarlığı ile sorumluluk ayrılmaktadır. Ticaret şirketlerinde sınırlı sorumluluk ya da ayrı malvarlığı ilkesinin alacaklılarının menfaatlerine zarar verecek şekilde kötüye kullanılması durumunda alacaklıların hak ve menfaatlerini korumak için ..... Avrupası ve ..... hukuk sistemlerinde "Tüzel Kişilik Perdesinin Kaldırılması Teorisi" geliştirilmiş ve tüzel kişiliğinin arkasına sığınarak durumu kötüye kullanan ortakları sorumlu tutma imkanı getirilmiştir. Teorinin amacı, hakkaniyet gerektirdiği zaman tüzel kişilik perdesinin arkasına sığınılmasının önlenmesidir. Teorinin uygulanmasının yasal dayanağı olarak dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağını düzenleyen MK'nın 2.maddesi kabul edilmektedir. Tüzel kişiliğin varlığı asıl olup borcun yükümlüsü olan bir tüzel kişilik bulunmakta iken şirketin ortaklarına ya da başka bir şirkete karşı bu borçtan dolayı yönelinemeyecektir. Ancak tüzel kişiliğin kötüye kullanıldığı bazı istisnai hallerde tüzel kişilik perdesi aralanmak suretiyle gerçek ya da tüzel kişi ortakların sorumluluğu cihetine gidilebilecektir. Uygulamada ve doktrinde tüzel kişi ile ortaklarının alanlarının ve malvarlığının birbirine karışması halinde, yetersiz sermaye durumunda, aynı şirketler topluluğu içinde yer alan kardeş şirketler arasında koşulların varlığı halinde ve çok istisnai hallerde tüzel kişilik perdesinin kaldırılması teorisinin uygulanmasının mümkün olabileceği de kabul edilmektedir.
"Tüzel Kişilik Perdesinin Kaldırılması Teorisi" ana kuralın istisnası olarak ancak belirli ve sınırlı durumlarda "sakınılarak" uygulanması gereken bir yoldur.
Davacı ...... Hafriyat ve İnş. Ltd. Şti ..... İnş. Haf. San. Ltd. Şti hakkında dava açmış olmasına rağmen talep edilen banka alacağı ..... İnş. Haf. Ltd. Şti'nin kullanmış olduğu nakit kredilerden kaynaklanan 150.585,01 TL kredi borcuna ilişkin yapılan ihtara rağmen borcun ödenmemesi üzerine İstanbul ..... İcra Müdürlüğünün ..... esas sayılı dosyası ile █████/2013 tarihinde .....ı'nın kullanmış olduğu krediler nedeniyle .......Altyapı İnş ile kefiller ..... hakkında icra takibine geçildiği, yapılan icra takibine rağmen borç tutarının tahsil edilememesi üzerine davacı banka; .......Hafriyat ve İnş- ..... İnş. Haf. Hakkında işbu davayı açarak; dava dışı borçlu firma ile davalı şirketlerin ortaklarının aynı kişiler olduğu sahiplerinin akraba oldukları şirketler arasında organik bağ bulunduğu, mizanlarında davalı firmalar arasında kaynak aktarımı mahiyetinde yoğun fon transferi işlemleri bulunduğunu, borçlu .......Altyapı firmasının ortağı ......'nun akrabası .....'ya ait evde ....'in ikamet ettiği, dilekçe ekinde verilen ..... A.Ş çek keşidecisine ait 150.000,00 TL çekin cirantaları .......Hafriyat ve ....... firmaları imzalarının aynı olduğunun tespit edildiği, perdeyi kaldırma teorisi ile tüzel kişilerin savunmasının yararlanmak istemesine izin verilmemesi davalının dava dışı borçlu şirketin borcundan diğer davalılarla birlikte müteselsilen sorumlu olması gerektiğini talep etmişse de tüzel kişilik perdesinin aralanması ilkesinin sınırlı sorumluluk ilkesinden kötüniyetle yararlanmak isteyen şirket ortaklarına yönelmeyi sağlayan bir teori olduğu davacı bankanın işbu davada davalı .......Hafriyat ve ....... İnş 'ın ortaklarına karşı böyle bir talepte bulunmadığı, adres ayniyetlerinin organik bağın varlığı için yeterli olmayacağı, şirketlerin unvan benzerliği ve ortaklık yapısının doğrudan doğruya perdenin kaldırılması teorisinin uygulanmasını sağlamayacağı, kaldı ki davalı şirketlerin ortaklık yapısı ve yönetim kurulu yapısının faaliyet konularının farklı olduğu, davalının tüzel kişilik perdesinin arkasına sığınarak mal kaçırma ya da alacağın tahsilini imkansız hale getirme yönünde eylemde bulunduğu iddia edilmişse de ortada asıl borçluyu gizleyen bir perde bulunmadığı, asıl borçlu .......Altyapı Şti'nin davalı .......Hafriyat'a 216.720,00 TL borçlu olduğu, dava sonrası davalının bu kapsamda 79.383,33 TL ödeme yaptığı, kötü niyetle ve mal kaçırma gayesi ile mevcudu eksiltmeye yönelik tasarruflarla ilgili olarak yasal şartların varlığı halinde tasarrufun iptali, muvazaa nedeniyle işlemin iptali gibi hukuki sürecin işletilmesinin mümkün olduğu, yukarıda ifade edildiği üzere "Tüzel Kişilik Perdesinin Kaldırılması Teorisi"nin belirli ve sınırlı durumlarda sakınılarak kullanılması gereken bir yol olduğu ve somut uyuşmazlık bakımından perdenin aralanması koşullarının oluşmadığı...'' gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
KALDIRMA KARARI SONRASI YARGILAMA VE GEREKÇE:
Mahkememizin ...... Esas ..... Karar sayılı dosyasından verilen █████/2020 tarihli kararı, davacı vekili tarafından İSTİNAF edilmiş ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ..... Hukuk Dairesi'nin ..... Esas █████/2023 tarih ve ..... Sayılı ilamı ile: "...Öğreti ve uygulamada kabul edilen tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi; bazı şartların varlığı halinde, tüzel kişilik ve mal ayrılığı ilkesi dikkate alınmadan mevcut tüzel kişiliğin arkasına saklanan gerçek veya tüzel kişinin borçtan sorumlu tutulmasını ifade etmektedir. Mal varlığının bağımsızlığı ve sınırlı sorumluluk ilkelerinin istisnası olan tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi, ancak istisnai ve sınırlı durumlarda titizlikle uygulanması gereken bir teoridir. Bu teoriye ihtiyatlı bir biçimde yaklaşılmalı, istisnai olduğundan mümkün olduğunca dar yorumlanmalı ve bu teorinin uygulanmasına ancak tüzel kişilik kavramının arkasına saklanılarak dürüstlük kuralına aykırı davranıldığı, kendisine tanınan hakkın kötüye kullanılarak üçüncü kişilerin zarara uğratıldığı, zarara yol açan tüzel kişinin sorumluluğuna hükmedebilmek için ise başka bir yasal nedene dayanılmasının mümkün olmadığı durumlarda başvurulmalıdır (Yargıtay 11 HD 23.02.2021 tarih ve █████████ esas, █████████ karar sayılı ilamı).
Öncelikle; harç kamu düzenine ilişkin olup taraflarca ileri sürülmese de resen gözetilir. Eldeki dava nisbi harca tabi davalardan olup, davacı banka ise harçtan muaf tutulmadığından (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi █████/2022 tarihli █████████ E. █████████ K.) yanılgılı değerlendirme ile davacıdan harç alınmadan karar verilmesi doğru görülmemiştir. Dairemizce re'sen tespit edilen bu durum nedeniyle kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.
Diğer taraftan; davacı, dava dışı asıl borçlu şirketle davalı şirketler arasında pay ve paydaş durumu itibariyle organik bağ bulunduğunu, ayrıca ortakların yakın akraba olduğu, şirketler arasında yoğun fon transfer işlemleri gerçekleştirildiğini ileri sürerek tüzel kişiliğin perdesinin kaldırılmasını talep etmiş olup, mahkemece ise davalı .......Hafriyat Ltd. Şti. tarafından davacı bankaya sunulan mizan üzerinden bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle sonuca gidilmiştir.
HMK'nın 222/1 maddesinde mahkemenin, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebileceği düzenlenmiştir. Bu hükme göre tarafların ticari defter incelenmesi talebi bulunmasa dahi mahkemenin gerekli görmesi halinde tarafların ticari defterlerini incelemesi mümkündür.
Davacı tarafından ileri sürülen tüzel kişilik perdesinin aralanması ilkesi kapsamında; mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen raporda davalı şirkete ait mizanlar üzerinden inceleme yapılmış ise de davalılara ait ticari defterler ile dava dışı asıl borçlu şirketin ticari defterleri incelenmeden sağlıklı bir sonuca ulaşılması mümkün değildir. Bu durumda öncelikle mahkemece davacıya eksik harç tamamlattırılarak, davalı şirketlerle birlikte dava dışı asıl borçlu şirketin ticari defterlerinin ibraz sağlanıp, ortaklar arasındaki ilişkiler de irdelenerek şirketler arasında organik ve iktisadi bağlılık bulunup bulunmadığı, kredi bedellerinin doğrudan veya dolaylı olarak davalı şirketlere aktarılıp aktarılmadığı, davalılarca davacı bankanın iddia edilen alacağının semeresiz kalmasına yönelik iş ve işlemler yapılıp yapılmadığı hususlarının da araştırılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir..." gerekçesiyle Mahkememiz kararının 6100 sayılı HMK'nin 353/1a/6 maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verilmiştir.
Mahkememizce kaldırma kararından sonra yapılan yargılama aşamasında; taraflara usulüne uygun davetiye tebliğleri yapılarak taraf teşkili sağlanmış ve davanın esasına başlanmıştır.
Mahkememizin █████/2023 tarihli tensip tutanağı 2 numaralı ara kararı gereğince davacı vekiline başlangıçta yatırılmayan peşin harç ile başvurma harcını yatırması için süre verilmiş; davacı tarafça eksik harç tamamlanmıştır.
Mahkememiz dosyası █████/2023 tarihli ara karar ile; davacının iddiası, davalı taraf savunması, sunulan ve toplanan deliller, İstanbul B.A.M. ...... Hukuk Dairesinin █████/2023 tarih ve ..... Esas ve ...... Karar Sayılı İlamı ve tüm dosya kapsamına göre; dava dışı asıl borçlu şirket ve davalı şirketlerin TİCARİ DEFTERLERİ İNCELENMEK SURETİYLE; Şirket ortakları arasındaki ilişkiler de irdelenerek şirketler arasında organik ve iktisadi bağlılık bulunup bulunmadığı, kredi bedellerinin doğrudan veya dolaylı olarak davalı şirketlere aktarılıp aktarılmadığı, davalılarca davacı bankanın iddia edilen alacağının semeresiz kalmasına yönelik iş ve işlemler yapılıp yapılmadığı hususlarında rapor düzenlenmek üzere SMMM .....z, finans uzmanı Prof. Dr. ..... şirketler ve ortaklıklar konusunda uzman Prof. Dr. ..... ve banka/finans konularında uzman .....'den oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilmiş;
█████/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "...Davalı .....Hafriyat ve İnşaat San. Tic. Ltd. Şti.'nin Ticari Defterlerinin incelenmesi: ticari defterlerinin, sair vesaikin, muhasebe kayıtlarının 6102 s. TTK m. 64, 65, 66 ve 82 ile VUK m. 220-226, 229, 230, 231, 232 hükümlerine uygun şekilde tanzim edildiği, HMK m. 222 sahibi lehine delil niteliğinin taşıdığı kanaatine varıldığı; Davalı ....... İnşaat Harf. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin Ticari Defterlerinin incelenmesi: Davalı vekili tarafından Sayın Mahkemeye sunulan yerinde inceleme talepli dilekçede, Davalı ....... İnşaat Harf. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin ticari defterlerinin İkitelli Vergi Dairesi Vergi Müfettişi .....'te olduğunun bildirildiği, ancak hangi yıllara ilişkin ticari defterlerin vergi müfettişinde olduğunun belirtilmediği, Şirketin adresi olan (diğer davalı ..... Hafriyat ve İnşaat aynı adreste)..... Mah. ..... Cad. No:76 Avcılar-İstanbul adresine yerinde incelemeye gidildiğinde ....... İnşaat Hafriyat Şirketinin ticari defterlerinin vergi incelemesinde olduğunun muhasebe yetkilisi .... tarafından da bildirildiği, Ticaret sicil müdürlüğü kayıtları incelendiğinde şirketin 29.07.2020 tarihinde tasfiye sürecini sonlandırarak kapanmış olduğunun 04.08.2020 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinin 10130 sayılı nüshasında bu kararın yayınlanarak sicilden terkin edildiğinin tespit edildiği, Şirketin ticari defterleri de İkitelli Vergi Dairesinde müfettiş incelemesinde olduğundan mevcut olan bu durum ve şartlarda incelemenin fiziken yapılmasının mümkün olmadığı, Dava Dışı .......Alt Yapı İnşaat Hafriyat San Tic. Ltd. Şti.'nin Ticari Defterlerinin incelenmesi: Dava dışı .......Alt Yapı İnşaat Hafriyat San. Tic. Ltd. Şti.'nin..... Mah. .....z Cad. Karakaş İşhanı K.2 N.37 Sefaköy-İstanbul adresinde bulunan işyeri merkez adresine 08.02.2024 tarihinde yerinde inceleme yapmak amacıyla gidildiği, .......Alt Yapı firmasının yaklaşık 6-7 yıl gibi bir süredir adreste bulunmadığı söz konusu adreste “Suriyeli Gazeteciler Derneği” bulunduğu bilgisinin komşu işyerlerinde çalışanlar tarafından bildirildiği, zira Davalı ..... Hafriyat ve İnş. Taah. San. Tic. Ltd. Şti.'nin ticari defterlerini incelemek üzere, ..... Mah. ..... Cad. No:74 Avcılar İstanbul adresine gidildiğinde ön muhasebe yetkilisi .....'dan Dava dışı .......Alt Yapı İnşaat Hafriyat San. Tic. Ltd. Şti. yetkilisi .... 'in iletişim bilgisinin talep edildiği, “...... ” nolu telefon numarasıyla iletişime geçildiği ancak ..... 'in mesaj ve aramalara cevap vermediğinden, dolayısıyla hiçbir şekilde dava dışı şirkete ve yetkililerine ulaşılamadığı, Davalı şirketler ve dava dışı şirketin ortakları ve yetkililerinin soy isimleri “.....” olup ancak isimlerinin birbirinden farklı olduğu, Akrabalık ilişkileri olduğu (aile şirketi) kanaatine varıldığı, Davalı iki şirketin merkez adresleri “..... Mah. ...... Cad. Avcılar-İstanbul” adresi olup sadece kapı numaralarının farklı olduğu, Dava dışı şirketin ise “..... Mah. ..... Cad. ..... İşhanı K.2 N.37 Sefaköy-İstanbul” adresinin merkez adresi olarak gözüktüğü, ancak merkez adresi olarak görünen bu adreste filen 6-7 yıldır faaliyette olmadığının tespit edildiği, ..... Bankası A.Ş. ile imzalanan 11.03.2011 tarihli Genel Kredi Sözleşmesinin dava dışı .......Alt Yapı firması ile imzalandığı, Ancak sözleşme incelendiğinde davalı şirketlerin Genel Kredi Sözleşmesine kefil olmadığı, dolayısıyla bu sözleşmeden kefalet kapsamında davalı şirketlerin, dava dışı .......Alt Yapı İnşaat şirketinin kullandığı kredilerden sorumlu olup olmadığının takdirinin Mahkemede olduğu, Genel Kredi Sözleşmesinde ..... ve .......'in kefil olarak imzalarının bulunduğunun görüldüğü, dolayısıyla dava dışı .......Alt Yapı İnşaatın imzalamış olduğu 11.03.2011 tarihli genel kredi sözleşmesinde bahsi geçen davalı şirketlerin ortak ve yöneticilerinin imzası bulunduğundan işbu 3 şirket arasındaki kişilerin akraba oldukları kanaatine varıldığı, sonuç olarak, şirket ortakları arasında akrabalık ilişkisi olduğu, faaliyet konuları bire bir aynı olmasa da birbirini tamamlayıcı nitelikte işler olduğu, konut inşaatı, alt yapı inşaatı” “restorasyon ve izolasyon” dava dışı şirketin ticari defterlerine ulaşılmadığından; ortak personel, müşteri çevresi, satıcıların davalı şirketlerle aynı olup olmadığının tespit edilemediği, dolayısıyla Davalı ..... Hafriyat ve İnşaat ile dava dışı .......Alt Yapı şirketleri arasında 2011-2017 yılları arasında devamlı bir para alışverişi olduğu, gerek fatura düzenlendiği, gerekse ödeme yapıldığı, dönem dönem dava dışı şirket .......Alt Yapı, dönem dönem davalı ..... Hafriyat ve İnşaatın alacaklı konuma geçtiği, dava dışı şirket ile davalı şirket arasında çok yoğun hesap hareketleri olduğunun tespit edildiği, ancak gelinen aşamada kaynak aktarımı yapıldığı iddia edilen davalı şirketlerden yüksek meblağlı kaynak aktarımına konu olabilecek herhangi bir hesap hareketi olmadığı, taraflar arasında faturalar ve ödemelere ilişkin hesap kayıtlarının bulunduğunun tespit edildiği, bu durumun şirketler arasında kaynak aktarımı olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği hususunun takdirinin Mahkemede olduğu, dava dosyası içeriğinde toplanan deliller ile bir kısım incelenebilen ticari defter ve kayıtlarına göre, davacının iddia ettiği gibi şirketler arasında kaynak-kredi aktarımı yapıldığına ilişkin hiçbir tereddüde mahal vermeyecek şekilde açık bir kanıta rastlanılamadığı" değerlendirme ve tespitleri yapılmıştır.
Bilirkişi raporu taraf vekillerine tebliğ edilmiş, taraf vekilleri tarafından rapora karşı beyan ve itirazlarını içerir dilekçeler sunulmuştur.
İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünden; davalı şirketler ile dava dışı .......Alt Yapı İnşaat Hafriyat Sanayi Ticaret Limited Şirketinin sicil kayıtları celp edilerek dosya kapsamına kazandırılmıştır.
Öğreti ve uygulamada kabul edilen tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi; bazı şartların varlığı halinde, tüzel kişilik ve mal ayrılığı ilkesi dikkate alınmadan tüzel kişiliğin arkasına saklanan gerçek veya tüzel kişinin borçtan sorumlu tutulmasını ifade etmektedir. Mal varlığının bağımsızlığı ve sınırlı sorumluluk ilkelerinin istisnası olan tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi, ancak istisnai ve sınırlı durumlarda uygulanması gereken bir teoridir. Bu teoriye ihtiyatlı biçimde yaklaşılmalı, istisnai olduğundan mümkün olduğunca dar yorumlanmalı ve bu teorinin uygulanmasına ancak tüzel kişilik kavramının arkasına saklanılarak dürüstlük kuralına aykırı davranıldığı, hakkın kötüye kullanılarak üçüncü kişilerin zarara uğratıldığı, zarara yol açan tüzel kişinin sorumluluğuna hükmedebilmek için başka bir yasal nedene dayanmanın mümkün olmadığı hallerde başvurulmalıdır. (Yargıtay 11 HD 23.02.2021 tarih ve █████████ esas, █████████ karar sayılı ilamı)
Yargıtay HGK'nın .... esas █████████ karar sayılı ilamı; " ... tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi her somut olayın özelliği gözetilerek değerlendirilmeli ve TMK'nın 2. maddesi gereğince dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanma yasağı gözetilerek tüzel kişiliğin alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla kullanılıp kullanılmadığı, tüzel kişiliği düzenleyen normların dışına çıkılıp çıkılmadığı incelenmelidir. Borçlu şirketin yanında aynı ana şirkete bağlı bir kardeş şirketin sorumluluğuna gidilebilmesi tüzel kişilik perdesinin aralanması suretiyle mümkün olabilmektedir. ... Tüzel kişilik perdesinin aralanması genellikle kardeş şirketler arasında söz konusu olduğundan, ana şirket ile kardeş şirket ve ortaklar arasındaki karmaşık ilişkiler zinciri net bir şekilde ortaya konulmalıdır. Bu noktada bu şirketlerin ekonomik anlamda bağımsız şirket vasfında olup olmadığının araştırılması büyük önem taşımaktadır. Çünkü kardeş şirketler arasında perdenin aralanması teorisine başvurabilmek için tek bir iktisadi işletmenin yürütüldüğü farklı faaliyetler için birbirinden bağımsız tüzel kişiliklerin kurulmuş olması gerekmektedir. Hukuken iki farklı tüzel kişilik gibi görünen bu şirketler aslında özdeştir, alacaklılardan mal kaçırmak ya da sorumluluktan kurtulmak amacıyla kötü niyetli olarak iki farklı tüzel kişilik gibi kurulmuştur. Ayrıca bunların üretim, pazarlama ve ihracat faaliyetleri birbirini tamamlayıcı nitelikte olup, şirketler aslında tek ve aynı iktisadi işletmeye vücut vermektedir. Tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanmasına benzeyen bir başka kavram organik bağ kavramıdır. Tüzel kişilik perdesinin aralanmasında olduğu gibi organik bağ kavramında da bir tüzel kişinin borçlarından bir başka tüzel kişinin sorumluluğuna gidilmektedir. Bu hâliyle organik bağ kavramının da kaynağını TMK’nin 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağı oluşturmaktadır. Ancak organik bağ kavramı, tüzel kişilik perdesinin aralanmasına göre daha geniş bir anlama sahip olsa da organik bağın varlığı, tek başına tüzel kişilik perdesinin aralanmasını gerektirmemektedir. Başka bir deyişle şirketler arasında organik bağ tespit edilse dâhi tüzel kişilik perdesinin aralanması ve alacağın perdenin arkasındakinden de istenebilmesi için sırf alacaklıdan mal kaçırmak ve onu zarara uğratmak amacıyla kötü niyetli işlemler yapıldığının da somut verilerle ispatı gerekmektedir. Organik bağın varlığı; şirket adreslerinin aynı olması, ortaklık yapılarının ve yönetim kurullarının benzer veya aynı olması, faaliyet alanları, hisse devirleri, muvazaalı işlemler gibi hususlar ve somut olayın özellikleri de gözetilerek tespit edilebilir. Ancak tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanmasında her iki şirketin faaliyet alanı, ortaklık yapısı, ortakları gibi konularda öyle büyük ve derin bir kesişme vardır ki; bu şirketlerle iş yapan kişiler nezdinde iktisadi bir bütünlük içerisinde tek bir şirketle iş yapılıyor algısı oluşmaktadır. Ayrıca üçüncü kişiler nezdinde uyandırılan bu algı neticesinde, ticaret yaparken güçlü bir yapıya sahip görüntüsü oluşturularak, şirketlerden birinin borca batırılması ya da içinin boşaltılıp iş alanının diğerine kaydırılması işlemleri, tipik bir hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilmelidir ..." şeklindedir. Bu kapsamda tüzel kişilik perdesinin aralanması ve alacağın talep edilebilmesi için, şirketler arasında organik bağ bulunduğunun tespiti yeterli olmayıp, alacaklılardan mal kaçırmak ve onları zarara uğratmak amacıyla kötü niyetli işlemler yapıldığının da somut verilerle ispatlanması gerekmektedir.
Tüm dosya kapsamı, İstanbul B.A.M. ...... Hukuk Dairesinin █████/2023 tarih ve ..... Esas ve ..... Karar Sayılı İlamı, kayıt ve belgeler, tarafların iddia ve savunmaları ile usul ve yasaya uygun denetlenebilir bilirkişi raporu birlikte değerlendirilerek; temlik eden davacı banka ile dava dışı .......Alt Yapı İnşaat Hafriyat San. Tic. Ltd. Şti. arasında █████/2011 tarihinde 1.000.000,00-TL limitli Genel Kredi sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşmeye ....... ve .......'in müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla kefil olduğu, kullandırılan kredi borcunun ödenmediği; bu nedenle dava dışı firmanın hesaplarının kat edilerek temlik eden davacı banka tarafından asıl borçlu şirket ve müteselsil kefiller aleyhine İstanbul ...... İcra Müdürlüğünün ...... Esas Sayılı takip dosyası ile icra takibine girişildiği, temlik eden davacı banka ile dava dışı asıl borçlu .......Alt Yapı İnşaat Hafriyat San. Tic. Ltd. Şti. arasında düzenlenen genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemi ile tüzel kişilik perdesinin aralanması suretiyle borçlu ile aralarında organik bağ bulunduğu iddia edilerek davalılar hakkında iş bu davanın ikame edildiği, davada basit yargılama usulünün uygulandığı, taraflarca delil olarak ticari defterlere dayanıldığından TTK'nun 83 ile 85 ve HMK'nun 222'nci maddeleri uyarınca tarafların ticari defter ve belgeleri ile dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, denetime uygun ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporunda; davalı ..... Hafr. Ve İnş. Taah. San. Tic. Ltd. Şti.'nin ticari defterlerinin TTK m. 64, 65, 66 ve 82 ile VUK m. 220-226, 229, 230, 231, 232 hükümlerine uygun şekilde tanzim edildiği, HMK m. 222 sahibi lehine delil niteliğinin taşıdığı, Genel Kredi Sözleşmesinde ..... ve .......'in kefil olarak imzalarının bulunduğunun görüldüğü, dolayısıyla dava dışı .......Alt Yapı İnşaatın imzalamış olduğu 11.03.2011 tarihli genel kredi sözleşmesinde bahsi geçen davalı şirketlerin ortak ve yöneticilerinin imzası bulunduğundan işbu 3 şirket arasındaki kişilerin akraba oldukları kanaatine varıldığı, sonuç olarak, şirket ortakları arasında akrabalık ilişkisi olduğu, faaliyet konuları bire bir aynı olmasa da birbirini tamamlayıcı nitelikte işler olduğu, davalı ...... Hafriyat ve İnşaat ile dava dışı .......Alt Yapı şirketleri arasında 2011-2017 yılları arasında devamlı bir para alışverişi olduğu, gerek fatura düzenlendiği, gerekse ödeme yapıldığı, dönem dönem dava dışı şirket .......Alt Yapı, dönem dönem davalı ........ Hafriyat ve İnşaatın alacaklı konuma geçtiği, dava dışı şirket ile davalı şirket arasında çok yoğun hesap hareketleri olduğunun tespit edildiği, ancak gelinen aşamada kaynak aktarımı yapıldığı iddia edilen davalı şirketlerden yüksek meblağlı kaynak aktarımına konu olabilecek herhangi bir hesap hareketi olmadığı, taraflar arasında faturalar ve ödemelere ilişkin hesap kayıtlarının bulunduğunun tespit edildiği, bu durumun şirketler arasında kaynak aktarımı olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği hususunun takdirinin Mahkemede olduğu, dava dosyası içeriğinde toplanan deliller ile bir kısım incelenebilen ticari defter ve kayıtlarına göre, davacının iddia ettiği gibi şirketler arasında kaynak-kredi aktarımı yapıldığına ilişkin hiçbir tereddüde mahal vermeyecek şekilde açık bir kanıta rastlanılamadığı, diğer davalı şirket ile asıl borçlu dava dışı şirketin ticari kayıtlarına ulaşılamadığı hususlarının tespit edildiği anlaşılmakla; ticaret sicil kayıtlarından davalı ....... İnşaat Hafriyat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin █████/2013 tarihinde kurulduğu, faaliyet alanının her türlü inşaat taahhüt işleri; konut, iş yeri, ticarethane inşaatlarını yapmak, satmak, kendi hesabına arazi ve arsalar almak, bunlar üzerinde veya başkalarına ait arsa ve araziler üzerinde kat karşılığı binalar yapmak olduğu, şirketin tek ortağı ve yetkilisinin ....... olduğu, davalı şirketin kredi tahsisinden 2 yıl sonra kurulmuş olduğu, diğer davalı şirketin ise █████/2010 tarihinde kurulmuş olduğu, faaliyet alanının her nevi hafriyat işleri yapmak olduğu, şirketin tek ortağı ve yetkilisinin ..... olduğu, dava dışı şirketin ise █████/2008 tarihinde kurulduğu, faaliyet konusunun her türlü inşaat, tesisat, tamirat, tadilat, restorasyon, temizlik ve taahhüt işleri olduğu, şirket ortaklarının ..... ve ...... olduğu, iş bu üç şirketin ortak ve yöneticileri arasında akrabalık ilişkisi olduğu, faaliyet konularının birebir aynı olmasa da birbirlerini tamamlar nitelikte olduğu, dolayısıyla davalılar ve dava dışı asıl kredi borçlusu şirket arasında organik bağ bulunduğunun incelenen ticaret sicil kayıtlarından anlaşıldığı, ancak tüzel kişilik perdesinin aralanması suretiyle asıl borçlu şirketin borçlarından sorumluluğa hükmedilebilmesi için şirketler arasında organik bağ bulunması tek başına yeterli olmayıp, sırf alacaklıdan mal kaçırmak ve onu zarara uğratmak amacıyla kötü niyetli işlemler yapıldığının da somut verilerle ispatı gerektiği, bu bağlamda şirketler arasında muvazaalı işlemler yapıldığına, alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla kötü niyetli iş ve işlemler yapıldığına, kaynak aktarımı olduğuna dair delil bulunmadığı, mal varlığının bağımsızlığı ve sınırlı sorumluluk ilkelerinin istisnası olan tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisinin, ancak istisnai ve sınırlı durumlarda uygulanması gerektiği olgusu da gözetildiğinde, somut olayda davalılar açısından tüzel kişilik perdesinin aralanması koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla, davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
Davanın REDDİNE,
Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 615,40-TL karar ve ilam harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 2.622,84-TL harcın mahsubu ile bakiye 2.007,44- TL harcın karar kesinleştiğinde v talep halinde davacıya iadesine,
Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
Davalı tarafça sarf edilen 1.850,4‬0-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalılara VERİLMESİNE,
Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davalı yararına tayin ve takdir olunan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara VERİLMESİNE,
Kullanılmayan gider avansının HMK 333. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra taraflara İADESİNE,
HMK'nın uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara TEBLİĞİNE,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere davacı vekilinin e duruşma sistemi ile davalı vekilinin huzurda yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2025
Katip
Hakim

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!